<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Dernekler Hukuku &#8211; SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</title>
	<atom:link href="https://www.sarioglusefer.com/kategori/dernekler-hukuku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sarioglusefer.com</link>
	<description>Hızlı ve Etkili Yasal Çözüm </description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Oct 2026 15:53:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sarioglusefer.com/wp-content/uploads/2022/02/cropped-logo1-32x32.png</url>
	<title>Dernekler Hukuku &#8211; SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</title>
	<link>https://www.sarioglusefer.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Derneklerin Vergilendirilmesi: Vergiler ve İstisnalar</title>
		<link>https://www.sarioglusefer.com/derneklerin-vergilendirilmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Fatih Sefer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2026 15:53:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dernekler Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sarioglusefer.com/?p=6140</guid>

					<description><![CDATA[<p>Derneklerin vergilendirilmesi, derneğin tüzel kişiliği ile ona ait iktisadi işletmelerin birbirinden ayrılmasına dayanır. Dernekler, tüzel kişilikleri itibarıyla gelir vergisi veya kurumlar vergisi mükellefi değildir. Ancak bu durum derneklerin bütün vergilerden muaf olduğu anlamına gelmez. Derneklerin yaptıkları bazı ödemeler üzerinden vergi kesintisi yapmaları, taşınmaz ve diğer malvarlığı işlemlerinde vergi veya harç ödemeleri ve ekonomik faaliyetlerinin niteliğine ... <a title="Derneklerin Vergilendirilmesi: Vergiler ve İstisnalar" class="read-more" href="https://www.sarioglusefer.com/derneklerin-vergilendirilmesi/" aria-label="Derneklerin Vergilendirilmesi: Vergiler ve İstisnalar hakkında daha fazlasını okuyun">Devamını oku</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com/derneklerin-vergilendirilmesi/">Derneklerin Vergilendirilmesi: Vergiler ve İstisnalar</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com">SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Derneklerin vergilendirilmesi, derneğin tüzel kişiliği ile ona ait iktisadi işletmelerin birbirinden ayrılmasına dayanır.</strong> Dernekler, tüzel kişilikleri itibarıyla gelir vergisi veya kurumlar vergisi mükellefi değildir. Ancak bu durum derneklerin bütün vergilerden muaf olduğu anlamına gelmez. Derneklerin yaptıkları bazı ödemeler üzerinden vergi kesintisi yapmaları, taşınmaz ve diğer malvarlığı işlemlerinde vergi veya harç ödemeleri ve ekonomik faaliyetlerinin niteliğine göre KDV yükümlülükleri doğması mümkündür. Derneğe ait veya bağlı iktisadi işletmeler ise 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında vergilendirilir.</p>
<p>Derneklerin vergi yükümlülükleri değerlendirilirken gelirin aidat, bağış, kira, faiz veya ticari faaliyet kaynaklı olması; derneğin kamu yararına çalışan dernek statüsünün bulunup bulunmaması ve ilgili faaliyetin iktisadi işletme oluşturup oluşturmadığı ayrı ayrı incelenmelidir. Özellikle vergi muafiyeti, vergi istisnası ve vergi kesintisi kavramlarının karıştırılması, derneklerin mali işlemlerinde hatalı uygulamalara yol açabilir.</p>
<h2>Dernekler Vergi Mükellefi midir?</h2>
<p>4721 sayılı Türk Medenî Kanunu&#8217;nun 56. maddesine göre dernekler, kazanç paylaşma amacı dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere oluşturulan tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır.</p>
<p>193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu gerçek kişilerin gelirlerini vergilendirirken, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu verginin mükelleflerini ayrıca saymıştır. Dernek tüzel kişiliği bu mükellefler arasında yer almaz. Buna karşılık Kurumlar Vergisi Kanunu m.1/1-ç ve m.2/5 uyarınca derneklere ait veya bağlı iktisadi işletmeler kurumlar vergisi mükellefidir.</p>
<p>Dolayısıyla derneğin gelir elde etmesi tek başına kurumlar vergisi mükellefiyeti oluşturmaz. Gelirin niteliğinin ve elde edilme biçiminin değerlendirilmesi gerekir.</p>
<table>
<thead>
<tr>
<th>Gelir veya faaliyet</th>
<th>Temel vergisel durum</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>Üyelik aidatları</td>
<td>Gerçek üyelik aidatları, dernek tüzel kişiliği bakımından kurumlar vergisine tabi değildir.</td>
</tr>
<tr>
<td>Karşılıksız bağışlar</td>
<td>Kurumlar vergisi doğurmaz; veraset ve intikal vergisi muafiyet koşulları ayrıca değerlendirilir.</td>
</tr>
<tr>
<td>Derneğe ait taşınmazın kiralanması</td>
<td>GVK m.94/5-b kapsamında kira stopajı gündeme gelir; belirli koşullarda KDV istisnası uygulanır.</td>
</tr>
<tr>
<td>Banka mevduat faizi</td>
<td>GVK geçici m.67 kapsamındaki gelirlerde banka tarafından vergi kesintisi uygulanabilir.</td>
</tr>
<tr>
<td>Devamlı ve bedel karşılığı mal veya hizmet sunumu</td>
<td>İktisadi işletme oluşması halinde kurumlar vergisi ve faaliyete bağlı diğer vergi yükümlülükleri doğar.</td>
</tr>
<tr>
<td>Derneğin mülkiyetindeki bina veya arazi</td>
<td>Emlak vergisi yükümlülüğü veya kanuni koşullara bağlı muafiyet söz konusu olabilir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu ayrım, yalnızca muhasebe bakımından değil; verginin mükellefinin, sorumlusunun, beyannamesinin ve uygulanabilecek istisnaların belirlenmesi bakımından da önemlidir.</p>
<h2>Derneklerin Hangi Vergisel Yükümlülükleri Bulunur?</h2>
<p>Bir derneğin kurumlar vergisi mükellefi olmaması, diğer vergi kanunlarındaki ödevlerinin ortadan kalkması sonucunu doğurmaz. Dernekler özellikle gelir vergisi stopajı, KDV, emlak vergisi, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi ile çeşitli harçlar bakımından işlem bazında değerlendirilir.</p>
<h3>1. Gelir vergisi stopajı</h3>
<p>Gelir Vergisi Kanunu&#8217;nun 94. maddesi, dernekleri vergi kesintisi yapmakla yükümlü kişi ve kuruluşlar arasında saymıştır.</p>
<p>Bu nedenle dernekler, kanunda belirtilen nitelikteki ödemeleri nakden veya hesaben yaptıklarında ilgili gelir vergisi kesintisini yapmak ve beyan etmek zorundadır.</p>
<p>Örneğin derneğin gerçek kişiye ait bir işyerini kiralaması halinde, kanuni istisnalar saklı kalmak üzere, brüt kira üzerinden gelir vergisi stopajı hesaplanır. 2026 yılında genel işyeri kira stopajı oranı %20&#8217;dir.</p>
<p><strong>Örnek:</strong> Derneğin aylık brüt 30.000 TL bedelle gerçek kişiden işyeri kiraladığını varsayalım. Genel %20 oranının uygulandığı durumda kira stopajı 6.000 TL, mal sahibine ödenecek net tutar 24.000 TL olur. Dernek, hesapladığı vergiyi ilgili beyanname ile bildirerek öder.</p>
<p>Ancak kiraya verenin hukuki statüsü ve işlemin niteliği dikkate alınmalıdır. Örneğin farklı vergisel rejime tabi bir kurumdan yapılan kiralamalarda aynı hesaplama doğrudan uygulanamaz.</p>
<p>Derneklerin ücret ödemeleri, serbest meslek ödemeleri ve kanunda sayılan diğer ödemeleri bakımından da stopaj sorumluluğu doğabilir. Stopaj yükümlülüğü için derneğin ayrıca iktisadi işletme sahibi olması şart değildir.</p>
<h3>2. Katma değer vergisi (KDV)</h3>
<p>3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu&#8217;nun 1. maddesi uyarınca Türkiye&#8217;de ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyetleri çerçevesinde gerçekleştirilen teslim ve hizmetler kural olarak KDV&#8217;nin konusuna girer.</p>
<p>Dernek tüzel kişiliğine yapılan karşılıksız bir bağış, sırf para tahsil edilmiş olması nedeniyle KDV&#8217;ye tabi mal teslimi veya hizmet ifası sayılmaz. Buna karşılık derneğin bir mal satması veya bedel karşılığı hizmet sunması halinde işlemin ekonomik niteliği incelenir.</p>
<p>Özellikle aşağıdaki faaliyetlerde KDV yönünden değerlendirme gerekir:</p>
<ul>
<li>Derneğin bedel karşılığında eğitim, organizasyon veya benzeri hizmet sunması.</li>
<li>Derneğe bağlı iktisadi işletmenin mal veya hizmet satışı yapması.</li>
<li>Derneğe ait taşınır veya taşınmaz malların kiralanması.</li>
<li>Dernek malvarlığındaki malların ticari faaliyet kapsamında veya müzayede yoluyla satılması.</li>
<li>Kamu yararına çalışan dernekler veya belirli yardım faaliyetleri bakımından özel KDV istisnalarının uygulanması.</li>
</ul>
<p>KDV bakımından işlemin kanunun kapsamına girmemesi ile kanunda düzenlenen bir istisnadan yararlanması farklı hukuki sonuçlar doğurur. Bu nedenle tüm dernek faaliyetlerinin KDV&#8217;den istisna olduğu yönünde genel bir kabul doğru değildir.</p>
<h3>3. Damga vergisi</h3>
<p>488 sayılı Damga Vergisi Kanunu uyarınca vergiye tabi kâğıtların düzenlenmesi halinde damga vergisi yükümlülüğü doğabilir. Dernekler için genel ve sınırsız bir damga vergisi muafiyeti bulunmamaktadır.</p>
<p>Bununla birlikte kamu yararına çalışan dernekler, kanundaki şartlar kapsamında kendileri tarafından ödenmesi gereken damga vergisi bakımından muafiyetten yararlanabilir.</p>
<p>Ayrıca iktisadi işletmeye dahil olmayan taşınmazların dernekler tarafından yerleşim yeri olarak kullanılmak üzere kiralanmasına ilişkin kira sözleşmeleri ile bunlara bağlı belirli kefalet ve teminat işlemleri için özel damga vergisi istisnası düzenlenmiştir.</p>
<p>Bu istisna, her türlü dernek kira sözleşmesinin vergiden istisna olduğu anlamına gelmez. Kiralanan yerin hangi amaçla kullanılacağı ve taşınmazın iktisadi işletmeyle bağlantısı incelenmelidir.</p>
<h3>4. Emlak vergisi</h3>
<p>Dernek adına kayıtlı bina veya arazi bulunması, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu kapsamında yükümlülük doğurabilir.</p>
<p>Kamu yararına çalışan derneklere ait bina ve araziler için kanunda daimi muafiyet öngörülmüştür. Ancak bu muafiyetin uygulanabilmesi bakımından taşınmazın kiraya verilmemesi ve kurumlar vergisine tabi işletmelere ait olmaması veya bunlara tahsis edilmemiş bulunması gibi şartların değerlendirilmesi gerekir.</p>
<p>Örneğin kamu yararına çalışan bir derneğin kendi faaliyetleri için kullandığı hizmet binası ile ticari işletmesine tahsis ettiği taşınmaz aynı vergisel durumda değildir.</p>
<h3>5. Veraset ve intikal vergisi</h3>
<p>Derneklere yapılan karşılıksız malvarlığı intikalleri bakımından 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu hükümleri önem taşır.</p>
<p>Kanunun 3. maddesi kamu yararına çalışan dernekler bakımından muafiyet düzenlediği gibi, bu statüye sahip olmayan bazı kuruluşlar bakımından da amaç ve faaliyet koşullarına dayalı muafiyet öngörür.</p>
<p>Özellikle kamu yararı için eğitim, sağlık, bilim, araştırma, kültür, sanat, hayır ve spor gibi alanlarda faaliyet gösteren kuruluşların durumu, 7338 sayılı Kanun m.3/b kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<p><strong>Önemli ayrım:</strong> Bir derneğin kamu yararına çalışan dernek statüsüne sahip olmaması, her durumda veraset ve intikal vergisi ödemek zorunda olduğu anlamına gelmez. Buna karşılık derneğin sırf dernek statüsünde bulunması da bütün karşılıksız intikalleri otomatik olarak muaf hale getirmez.</p>
<h2>Dernek Aidatları ve Bağışları Vergiye Tabi midir?</h2>
<p>Derneğin üyelerinden tüzüğüne uygun olarak tahsil ettiği gerçek üyelik aidatları, dernek tüzel kişiliği bakımından gelir veya kurumlar vergisi doğurmaz. Aidatlar dernek geliridir ve ilgili dernek muhasebe kayıtlarına işlenir.</p>
<p>Bağışlarda ise karşılıksızlık unsurunun bulunması gerekir. Bir kişinin dernek amacını desteklemek üzere karşılıksız para veya mal vermesi ile derneğin sunduğu hizmetin bedelini bağış adı altında tahsil etmesi aynı hukuki işlem değildir.</p>
<p>Örneğin bir eğitim derneğine herhangi bir hizmet karşılığı olmaksızın 10.000 TL bağış yapılması ile katılımcıların belirli bir kursa kabul edilmeleri için zorunlu olarak 10.000 TL ödemelerinin istenmesi farklı değerlendirilir.</p>
<p>İkinci durumda ödemenin bağış olarak adlandırılması, gerçekte bir hizmet bedeli niteliğinde olup olmadığının araştırılmasını engellemez. Bedel karşılığı devamlı faaliyet, iktisadi işletme mükellefiyeti doğurabilir.</p>
<p>Bu nedenle derneğin <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-bagis/">bağış kabulü ile yardım toplama faaliyetleri</a> yanında bağış ile ticari gelir arasındaki sınırı da doğru belirlemesi gerekir.</p>
<h2>Derneğe Yapılan Bağışlar Bağışçı Tarafından Vergiden Düşülebilir mi?</h2>
<p><strong>Her derneğe yapılan bağış, bağışçının gelir veya kurumlar vergisi matrahından indirilemez.</strong> Vergisel indirim için bağışı alan kuruluşun niteliği, bağışın türü, belgelendirme şartları ve ilgili kanuni düzenleme önemlidir.</p>
<p>193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu&#8217;nun 89. maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu&#8217;nun 10. maddesi kapsamında kamu yararına çalışan derneklere makbuz karşılığında yapılan belirli bağışlar, kanuni sınırlar içerisinde indirim konusu yapılabilir.</p>
<h3>Yüzde 5 sınırına tabi bağışlar</h3>
<p>Kamu yararına çalışan derneklere makbuz karşılığında yapılan bağışların, kanuni koşullar gerçekleştiğinde, gelir veya kurum kazancının belirli bir kısmına kadar indirilmesi mümkündür.</p>
<p>Genel düzenlemeye göre bu sınır %5&#8217;tir. Gelir vergisi mükellefleri için kalkınmada öncelikli yörelere ilişkin özel %10 düzenlemesi de bulunmaktadır. Kurumlar vergisi mükellefleri bakımından aynı şekilde genel bir bölgesel %10 sınırı bulunmamaktadır.</p>
<p><strong>Örnek:</strong> Bir şirketin ilgili hesap dönemindeki kurum kazancının 2.000.000 TL olduğunu ve %5 sınırına tabi kamu yararına çalışan bir derneğe usulüne uygun 150.000 TL bağış yaptığını varsayalım. Diğer matrah düzeltmeleri dikkate alınmadan yapılan basit hesapta, %5 sınırı 100.000 TL olacaktır. Bu durumda 150.000 TL&#8217;nin tamamı değil, 100.000 TL&#8217;lik kısmı ilgili indirim kapsamında değerlendirilebilir.</p>
<p>İndirim doğrudan ödenecek vergi tutarından yapılmaz; kanuni şartlara göre vergi matrahının tespitinde dikkate alınır. İlgili dönemde yeterli kazanç bulunup bulunmadığı da önemlidir.</p>
<h3>Bağışın tamamının indirilebildiği özel durumlar</h3>
<p>Bazı bağış ve yardımlar için genel %5 sınırından farklı hükümler öngörülmüştür. Bunlar arasında kanunda belirtilen eğitim, sağlık ve diğer tesislerin yapımına veya faaliyetlerinin sürdürülmesine yönelik bağışlar ile gıda bankacılığı kapsamında yapılan bağışlar bulunmaktadır.</p>
<p>Ancak bu düzenlemelerin tamamı her derneğe koşulsuz uygulanmaz. Bağışın yöneltildiği kuruluş, kullanım amacı, özel kanuni koşullar ve belgelendirme biçimi birlikte incelenmelidir.</p>
<p>Özellikle gıda bankacılığı uygulamasında kamu yararına çalışan dernek statüsü bulunmayan dernekler de gerekli koşulları yerine getirmek suretiyle sisteme dahil olabilir.</p>
<h2>Gıda Bankacılığı Yapan Derneklere Bağışlarda Vergi İstisnası</h2>
<p>Gelir Vergisi Kanunu m.40 ve m.89 ile KDV Kanunu m.17/2-b kapsamında gıda bankacılığı uygulamalarına ilişkin özel düzenlemeler bulunmaktadır.</p>
<p>Bu kapsamda fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyeti yürüten derneklere yapılan belirli ayni bağışların, ilgili koşullar yerine getirildiğinde bağışçı bakımından vergisel avantaj sağlaması mümkündür.</p>
<p>Uygulama özellikle gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerine ilişkindir. Bağışın ihtiyaç sahiplerine bedelsiz dağıtılmak üzere yapılması gerekir.</p>
<p>Gıda bankacılığı kapsamında yapılan bir bağışın vergisel sonuçları için şu hususlar önemlidir:</p>
<ul>
<li>Dernek tüzüğünün ilgili yardım faaliyetlerini kapsaması.</li>
<li>Bağışlanan malların mevzuatta belirtilen türlerden olması.</li>
<li>Bağışın ihtiyaç sahiplerine bedelsiz dağıtılmak üzere yapılması.</li>
<li>Bağışçı tarafından mevzuata uygun fatura ve gerektiğinde sevk irsaliyesi düzenlenmesi.</li>
<li>Dernek tarafından ilgili alındı veya ayni bağış belgesinin düzenlenmesi.</li>
<li>Bağışlanan malların kayıt ve dağıtım süreçlerinin belgelendirilmesi.</li>
</ul>
<p>Gıda bankacılığı şartlarına uygun teslimler için KDV Kanunu m.17/2-b kapsamında istisna uygulanabilir. Bununla birlikte yalnızca yardım amacı taşıması, her türlü mal teslimini bu istisnaya dahil etmez.</p>
<h2>Derneklerin Kira Gelirleri Nasıl Vergilendirilir?</h2>
<p>Derneğin mülkiyetinde bulunan bir taşınmazın kiraya verilmesi halinde, GVK m.94/5-b uyarınca, kanuni kesinti yükümlüsü olan kiracının derneğe yaptığı kira ödemeleri üzerinden genel olarak %20 gelir vergisi tevkifatı yapılır.</p>
<p>Dernek tüzel kişiliğinin kamu yararına çalışan dernek statüsünde olması, tek başına bu kira stopajını ortadan kaldırmaz. Özel kanunlarda açıkça düzenlenen vergi muafiyetleri ayrıca saklıdır.</p>
<p>KDV bakımından ise farklı bir değerlendirme yapılır. KDV Kanunu m.17/4-d uyarınca iktisadi işletmeye dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemleri KDV&#8217;den istisnadır.</p>
<p>Buna karşılık kiralanan taşınmazın derneğin iktisadi işletmesine dahil olması halinde KDV mükellefiyeti ve vergilendirme sonuçları değişebilir.</p>
<h3>Kira geliri iktisadi işletme oluşturur mu?</h3>
<p>5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu&#8217;nun geçici 2. maddesi bu konuda özel bir düzenleme içermektedir.</p>
<p>7566 sayılı Kanun&#8217;un 29. maddesiyle yapılan değişiklik sonucunda, <strong>1 Ocak 2008 ile 31 Aralık 2035 tarihleri arasında</strong>, derneklerin GVK m.94/5-b ve geçici m.67 kapsamında kesinti yoluyla vergilendirilmiş kazanç ve iratları dolayısıyla tek başına iktisadi işletme oluşmuş sayılmayacaktır.</p>
<p>Bu düzenleme, ilgili koşulları taşıyan taşınmaz kira gelirleri ve menkul sermaye gelirleri bakımından önem taşır.</p>
<p>Ancak derneğin kira gelirinin yanında ticari organizasyon çerçevesinde başka faaliyetler yürütmesi halinde, bu diğer faaliyetlerin iktisadi işletme oluşturup oluşturmadığı ayrıca incelenir.</p>
<h2>Derneklerin Banka Faiz Gelirleri Vergiye Tabi midir?</h2>
<p>Dernekler, amaçlarına uygun şekilde elde ettikleri gelirleri banka hesaplarında değerlendirebilirler. Bu hesaplardan elde edilen faiz veya kâr payı gelirleri bakımından GVK geçici m.67 kapsamında vergi kesintisi uygulanabilir.</p>
<p>Bu vergi kesintisi genel olarak ilgili banka veya ödemeyi yapan kuruluş tarafından gerçekleştirilir. Uygulanacak oran, gelirin niteliğine, hesabın türüne, vadesine ve işlem tarihinde geçerli düzenlemelere göre belirlenir.</p>
<p>Derneğin bankada mevduat bulundurması ve faiz geliri elde etmesi, tek başına ticari işletme faaliyeti yürüttüğü anlamına gelmez.</p>
<p>Buna karşılık derneğin ayrı bir organizasyon oluşturarak devamlı şekilde finansal alım satım faaliyetlerinde bulunması farklı bir vergisel değerlendirme gerektirebilir.</p>
<h2>Derneklerin İktisadi İşletmeleri Nasıl Vergilendirilir?</h2>
<p>5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.2/5 uyarınca derneklere ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve sermaye şirketi ya da kooperatif niteliğinde olmayan ticari, sınai ve zirai işletmeler, derneklerin iktisadi işletmeleri olarak kabul edilir.</p>
<p>Bu işletmelerin vergi mükellefiyetinin doğması için mutlaka ayrı bir tüzel kişiliklerinin veya bağımsız sermayelerinin bulunması gerekmez.</p>
<p>Kanunun 2. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca işletmenin kâr amacı gütmemesi, elde ettiği kazancı dernek amaçlarına aktarması veya yalnızca maliyetini karşılayacak bedellerle mal ve hizmet sunması da tek başına vergilendirmeyi engellemez.</p>
<p>Örneğin bir derneğin sürekli olarak ücretli kurslar düzenlemesi, bedel karşılığı yayın satışı yapması veya ticari organizasyon çerçevesinde etkinlik düzenlemesi, faaliyetlerin niteliğine göre kurumlar vergisi mükellefiyeti oluşturabilir.</p>
<p>İktisadi işletmenin kuruluşu, dernekle hukuki ilişkisi ve işletme faaliyetinin sınırları <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-iktisadi-isletmesi/">dernek iktisadi işletmesi ve ticari faaliyet</a> kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<h3>2026 yılında iktisadi işletmelerde kurumlar vergisi oranı</h3>
<p>2026 hesap döneminde genel kurumlar vergisi oranı %25&#8217;tir. Derneklerin iktisadi işletmelerinin kurum kazançları da, kanuni özel oran ve indirim hükümleri saklı kalmak üzere, bu genel rejim kapsamında vergilendirilir.</p>
<p>Ancak hesaplanan vergi yalnızca ticari hasılata %25 uygulanarak bulunmaz. Vergiye tabi kurum kazancı, kabul edilen giderler, istisnalar, indirimler, zarar mahsubu ve diğer kanuni unsurlar dikkate alınarak belirlenir.</p>
<p>Ayrıca Kurumlar Vergisi Kanunu m.32/C kapsamında yurt içi asgari kurumlar vergisi düzenlemeleri de dikkate alınmalıdır. İlk defa faaliyete başlayan kurumlara ilişkin ilk üç hesap dönemi uygulaması dahil olmak üzere muafiyet ve istisna koşulları somut mükellef bakımından değerlendirilir.</p>
<h3>İktisadi işletmenin KDV yükümlülüğü</h3>
<p>Derneğin iktisadi işletmesi tarafından gerçekleştirilen KDV&#8217;ye tabi mal teslimi ve hizmetler için ilgili oranlar üzerinden KDV hesaplanması, belge düzenlenmesi ve beyannamelerin verilmesi gerekir.</p>
<p>Ancak iktisadi işletme kurulmuş olması, işletmenin yaptığı her işlemin mutlaka aynı oranda KDV&#8217;ye tabi olduğu anlamına gelmez. Faaliyet konusuna özgü istisnalar ve vergi oranları ayrıca uygulanır.</p>
<h3>İktisadi işletme kârının derneğe aktarılması</h3>
<p>İktisadi işletmenin vergilendirme sonrası kazancının bağlı bulunduğu derneğe aktarılması, ayrıca vergisel sonuç doğurabilir.</p>
<p>Gelir İdaresi Başkanlığı uygulamasına göre iktisadi işletmenin bağlı bulunduğu derneğe aktardığı kâr, bağış adı altında gerçekleştirilse bile kâr payı niteliğinde değerlendirilebilir. Bu tür aktarımlarda ilgili mevzuat kapsamında kâr payı stopajı gündeme gelir.</p>
<p>2026 yılı itibarıyla genel kâr payı tevkifatı oranı %15&#8217;tir. Ancak somut ödemenin niteliği, ilgili mükellefin statüsü ve varsa özel hükümler dikkate alınmalıdır.</p>
<p>Bu nedenle iktisadi işletmenin elde ettiği kârın dernek amaçlarında kullanılacak olması, kârın aktarılması aşamasındaki vergi kesintisinin kendiliğinden ortadan kalkması anlamına gelmez.</p>
<h2>Kamu Yararına Çalışan Derneklerin Vergi Muafiyetleri Nelerdir?</h2>
<p>5253 sayılı Dernekler Kanunu&#8217;nun 27. maddesine göre kamu yararına çalışan dernek statüsü Cumhurbaşkanı kararıyla kazanılır. Derneğin en az bir yıldır faaliyette bulunması ve faaliyetlerinin topluma yararlı sonuçlar doğuracak nitelikte ve ölçüde olması kanuni koşullar arasındadır.</p>
<p>Bu statüyü kazanan derneklere çeşitli vergi kanunlarında avantajlar tanınmıştır. Bununla birlikte kamu yararına çalışan dernek statüsü, tüm vergiler bakımından sınırsız ve otomatik muafiyet sağlamaz.</p>
<table>
<thead>
<tr>
<th>Vergi türü</th>
<th>Kamu yararına çalışan dernekler bakımından durum</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>Kurumlar vergisi</td>
<td>Dernek tüzel kişiliği zaten kurumlar vergisi mükellefi değildir; iktisadi işletmelerin vergilendirilmesi devam eder.</td>
</tr>
<tr>
<td>KDV</td>
<td>KDV Kanunu m.17 kapsamında belirli teslim ve hizmetlerde özel istisnalar uygulanabilir.</td>
</tr>
<tr>
<td>Veraset ve intikal vergisi</td>
<td>7338 sayılı Kanun m.3 kapsamında muafiyet söz konusudur.</td>
</tr>
<tr>
<td>Emlak vergisi</td>
<td>Kiraya verilmeme ve iktisadi işletmeyle bağlantılı olmama gibi şartlara bağlı muafiyet uygulanabilir.</td>
</tr>
<tr>
<td>Damga vergisi</td>
<td>Kanuni kapsamda derneğin ödemekle yükümlü olduğu damga vergisi bakımından muafiyet bulunur.</td>
</tr>
<tr>
<td>Harçlar</td>
<td>492 sayılı Harçlar Kanunu&#8217;nda belirtilen bazı taşınmaz edinimi, tescil ve ilgili işlemlerde istisna uygulanır.</td>
</tr>
<tr>
<td>Bağış indirimi</td>
<td>Derneğe yapılan uygun bağışlar, bağışçı açısından kanuni sınırlar dahilinde vergi matrahından indirilebilir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Özellikle kamu yararına çalışan derneklerin iktisadi işletmeleri, derneğin bu statüsünden kaynaklanan bütün avantajlardan kendiliğinden yararlanmaz.</p>
<p>Bu nedenle bir derneğin kamu yararına çalışan dernek statüsüne sahip olması ile belirli bir ekonomik işlemin vergiden istisna olması birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.</p>
<h2>Derneklerin Muhasebe ve Vergi Beyannamesi Yükümlülükleri</h2>
<p>Derneklerin mali kayıtları bakımından iki farklı düzenleme alanı bulunmaktadır: Dernekler mevzuatından kaynaklanan defter, belge ve beyanname yükümlülükleri ile vergi mükellefiyetinden veya vergi sorumluluğundan kaynaklanan yükümlülükler.</p>
<h3>Dernek muhasebe defterleri</h3>
<p>5253 sayılı Dernekler Kanunu m.11 ve Dernekler Yönetmeliği&#8217;nin ilgili hükümleri uyarınca dernekler gelir ve giderlerini mevzuata uygun şekilde belgelendirmek ve kayıt altına almakla yükümlüdür.</p>
<p>Dernekler, ilgili hadlere ve koşullara göre işletme hesabı veya bilanço esasına göre defter tutarlar. Ayrıca yönetim kurulu kararları, üye kayıtları ve evrak kayıtları bakımından dernek mevzuatının öngördüğü defterler tutulur.</p>
<p>Dernekler Yönetmeliği&#8217;nin 31. maddesi uyarınca ticari işletmesi bulunan dernekler, bu işletmeleri için ayrıca Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre defter tutmak zorundadır.</p>
<p>Dolayısıyla derneğin kendi gelir-gider kayıtlarının tutulması, iktisadi işletmesinin vergi muhasebesine ilişkin bütün ödevlerini karşıladığı anlamına gelmez.</p>
<h3>İktisadi işletmenin vergi beyannameleri</h3>
<p>Derneğe ait iktisadi işletmenin faaliyetlerine göre kurumlar vergisi, geçici vergi, KDV ve muhtasar ve prim hizmet beyannamesi gibi yükümlülükler doğabilir.</p>
<p>Normal hesap dönemine tabi kurumlar vergisi mükellefleri, yıllık kurumlar vergisi beyannamelerini genel olarak hesap döneminin kapandığı yılı izleyen dördüncü ayda verirler. Takvim yılı hesap döneminde bu ay nisandır.</p>
<p>Özel hesap dönemi bulunan işletmeler ile farklı beyan dönemlerine tabi vergiler için ayrıca ilgili mevzuat ve güncel vergi takvimi dikkate alınır.</p>
<h3>Dernekler beyannamesi ile vergi beyannamesi aynı mıdır?</h3>
<p>Hayır. 5253 sayılı Dernekler Kanunu&#8217;nun 19. maddesi uyarınca dernekler, yıl sonu itibarıyla faaliyetlerini ve gelir-gider işlemlerinin sonuçlarını gösteren dernekler beyannamesini her yıl nisan ayı sonuna kadar mülki idare amirliğine vermekle yükümlüdür.</p>
<p>Bu bildirim, vergi dairesine verilen kurumlar vergisi veya KDV beyannamesinden farklıdır.</p>
<p>Bir derneğin iktisadi işletmesi bulunmaması ve kurumlar vergisi beyannamesi vermemesi, Dernekler Kanunu&#8217;ndan kaynaklanan yıllık beyanname yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.</p>
<h2>Derneklerde Vergi İncelemesi ve Vergi Hatalarının Sonuçları</h2>
<p>Derneğin vergi mükellefi veya vergi sorumlusu olduğu işlemler, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamında incelenebilir.</p>
<p>Özellikle mal ve hizmet bedellerinin bağış olarak kaydedilmesi, gerekli vergi kesintilerinin yapılmaması, iktisadi işletme mükellefiyetinin tesis ettirilmemesi veya vergi belgelerinin usulüne uygun düzenlenmemesi vergi uyuşmazlıklarına yol açabilir.</p>
<p>Bu tür durumlarda somut fiile göre vergi tarhiyatı, vergi ziyaı cezası, usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezası ve gecikmeye bağlı mali sonuçlar gündeme gelebilir.</p>
<p>Ancak dernek mevzuatına aykırı bir kayıt işlemiyle vergi mevzuatına aykırı işlem aynı yaptırım rejimine tabi değildir. Hangi yükümlülüğün ihlal edildiği ve ihlalin hangi kişi veya kuruluş tarafından gerçekleştirildiği ayrı belirlenmelidir.</p>
<p>Vergi ve mali yükümlülükler bakımından derneğin hukuki durumunun değerlendirilmesi, gerekli durumlarda <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-avukati/">dernekler hukuku alanında hukuki danışmanlık</a> kapsamında ele alınabilecek konular arasındadır.</p>
<h2>Dernek Yönetim Kurulu Vergi Borçlarından Sorumlu Olur mu?</h2>
<p>Derneğin vergi borcu ile yönetim kurulu üyelerinin kişisel sorumluluğu aynı şey değildir.</p>
<p>213 sayılı Vergi Usul Kanunu&#8217;nun 10. maddesi ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun&#8217;un ilgili hükümleri çerçevesinde, vergi yükümlülüklerinin kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmemesi belirli koşullarda kişisel sorumluluk doğurabilir.</p>
<p>Ancak yönetim kurulu üyelerinin her dernek vergi borcundan koşulsuz ve aynı kapsamda sorumlu olduğu söylenemez. Sorumluluk, borcun türü, doğduğu dönem, kanuni temsil yetkisi ve uygulanacak kanuni hüküm esas alınarak belirlenir.</p>
<p>Bu konu, <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-yoneticilerinin-vergi-ve-sgk-sorumlulugu/">dernek yöneticilerinin vergi ve SGK borçlarından kişisel sorumluluğu</a> bakımından ayrıca incelenmelidir.</p>
<h2>Derneklerin Vergilendirilmesine İlişkin Uygulama Örnekleri</h2>
<h3>Örnek 1: Yalnızca aidat ve karşılıksız bağış toplayan dernek</h3>
<p>Bir kültür derneği yalnızca üyelerinden aidat toplamakta ve kişilerden karşılıksız bağış kabul etmektedir. Herhangi bir ticari hizmet sunmamakta veya bedel karşılığı satış yapmamaktadır.</p>
<p>Bu durumda dernek tüzel kişiliğinin sırf bu gelirleri elde etmesi nedeniyle kurumlar vergisi mükellefiyeti doğmaz. Bununla birlikte derneğin stopaja tabi ödeme yapması, vergilendirilebilir bir taşınmaza sahip olması veya karşılıksız intikal bakımından muafiyet koşullarını karşılamaması durumunda başka vergi yükümlülükleri gündeme gelebilir.</p>
<h3>Örnek 2: Sürekli ücretli eğitim düzenleyen dernek</h3>
<p>Bir eğitim derneği her ay düzenli biçimde kurs açmakta, katılımcılardan belirli tutarlarda kurs bedeli tahsil etmekte ve bu faaliyet için eğitmenlerle çalışmaktadır.</p>
<p>Bu faaliyet, devamlılık ve bedel karşılığı hizmet sunumu unsurlarını taşıdığından iktisadi işletme kapsamında değerlendirilebilir.</p>
<p>Derneğin kurs bedellerini bağış olarak adlandırması veya gelirleri eğitim amacıyla kullanması, iktisadi işletme niteliğini tek başına ortadan kaldırmaz.</p>
<h3>Örnek 3: Kamu yararına çalışan derneğin hizmet binası</h3>
<p>Kamu yararına çalışan dernek statüsündeki bir dernek, mülkiyetinde bulunan binayı kendi faaliyet merkezi olarak kullanmaktadır. Bina kiraya verilmemiş ve kurumlar vergisine tabi bir işletmeye tahsis edilmemiştir.</p>
<p>Bu durumda Emlak Vergisi Kanunu&#8217;ndaki diğer koşulların da bulunması halinde bina için daimi muafiyet uygulanabilir.</p>
<p>Ancak aynı bina iktisadi işletmeye tahsis edildiğinde veya kiraya verildiğinde muafiyet koşullarının devam edip etmediği yeniden değerlendirilmelidir.</p>
<h3>Örnek 4: Kamu yararına çalışan dernek olmayan yardım kuruluşu</h3>
<p>Bir yardım derneğinin Cumhurbaşkanı kararıyla tanınmış kamu yararına çalışan dernek statüsü bulunmamaktadır. Bununla birlikte tüzüğünde ve fiili faaliyetlerinde ihtiyaç sahiplerine yardım edilmesi amacı bulunmaktadır.</p>
<p>Bu derneğe yapılan bağışlar bakımından 7338 sayılı Kanun m.3/b&#8217;deki muafiyet koşulları değerlendirilmelidir. Ayrıca dernek gıda bankacılığı faaliyetinin özel koşullarını karşılıyorsa, bağış yapanlar bakımından ilgili gelir veya kurumlar vergisi indirimleri gündeme gelebilir.</p>
<p>Ancak derneğin kamu yararına çalışan dernek statüsüne sahip olmaması nedeniyle, genel %5 bağış indirimi düzenlemesi kendiliğinden uygulanamaz.</p>
<h2>Sıkça Sorulan Sorular</h2>
<h3>Dernekler kurumlar vergisi öder mi?</h3>
<p>Dernek tüzel kişiliği kurumlar vergisi mükellefi değildir. Ancak derneğe ait veya bağlı iktisadi işletmeler, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu&#8217;na göre kurumlar vergisi mükellefi olabilir.</p>
<h3>Derneklerin topladığı üyelik aidatları vergilendirilir mi?</h3>
<p>Gerçek üyelik aidatları, dernek tüzel kişiliğinin kurumlar vergisine tabi geliri değildir. Ancak aidat adı altında gerçekte mal veya hizmet bedeli tahsil edilmesi halinde işlemin ekonomik niteliği ayrıca incelenir.</p>
<h3>Derneğe yapılan her bağış vergiden düşülebilir mi?</h3>
<p>Hayır. Genel bağış indirimi uygulamasında kamu yararına çalışan dernek statüsü ve ilgili kanuni koşullar önemlidir. Bunun dışında gıda bankacılığı gibi özel bağış ve yardım indirimleri bulunabilir.</p>
<h3>Dernek bağış alırken KDV öder mi?</h3>
<p>Karşılığında mal teslimi veya hizmet sunumu bulunmayan gerçek nakdi bağışın alınması, tek başına KDV doğuran işlem değildir. Ayni bağışlarda ve karşılığında mal veya hizmet sunulan işlemlerde KDV Kanunu&#8217;nun özel hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<h3>Dernekler kira geliri elde ettiğinde vergi öder mi?</h3>
<p>Derneğe ait taşınmazın kiralanmasında, GVK m.94/5-b kapsamında kesinti yükümlüsü kiracı tarafından genel olarak %20 stopaj yapılır. Özel kanuni muafiyetler ve taşınmazın iktisadi işletmeye dahil olup olmaması ayrıca önem taşır.</p>
<h3>Derneğin banka faiz geliri iktisadi işletme oluşturur mu?</h3>
<p>GVK geçici m.67 kapsamında kesintiyle vergilendirilmiş gelirler bakımından KVK geçici m.2&#8217;deki özel düzenleme uygulanır. Bu hükmün süresi 7566 sayılı Kanun ile 31 Aralık 2035&#8217;e kadar uzatılmıştır. Ayrı bir ticari organizasyonun bulunması halinde ise diğer faaliyetler ayrıca değerlendirilir.</p>
<h3>Kamu yararına çalışan dernek bütün vergilerden muaf mıdır?</h3>
<p>Hayır. Kamu yararına çalışan derneklere belirli vergi muafiyetleri ve istisnalar tanınmıştır. Ancak bunların kapsamı vergi türüne ve kanuni koşullara göre değişir. Derneğe bağlı iktisadi işletmelerin kazançları da genel olarak kurumlar vergisi kapsamında kalır.</p>
<h3>Dernek iktisadi işletmesi zarar etse de vergi beyannamesi vermek zorunda mıdır?</h3>
<p>Kurumlar vergisi mükellefiyeti devam eden iktisadi işletmenin, kazanç veya zarar durumuna göre ilgili vergi beyannamelerini verme yükümlülüğü kural olarak devam eder. Vergi matrahının oluşmaması ile beyanname verme yükümlülüğünün bulunmaması birbirinden farklıdır.</p>
<h3>Dernekler beyannamesi vergi beyannamesi yerine geçer mi?</h3>
<p>Hayır. Dernekler Kanunu m.19 kapsamında verilen yıllık dernekler beyannamesi, vergi mevzuatında öngörülen kurumlar vergisi, KDV veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinin yerine geçmez.</p>
<h2>Derneklerde Vergisel Uyum Bakımından Dikkat Edilmesi Gerekenler</h2>
<p>Derneklerin vergisel yükümlülüklerini doğru belirleyebilmeleri için öncelikle gelir kaynaklarını ve faaliyetlerinin hukuki niteliğini birbirinden ayırmaları gerekir. Aidat, karşılıksız bağış, kira geliri, banka faizi ve bedel karşılığı yürütülen faaliyetlerin aynı vergisel rejime tabi tutulması doğru değildir.</p>
<p>Özellikle iktisadi işletme oluşturabilecek faaliyetlerde vergi mükellefiyetinin zamanında belirlenmesi, fatura ve diğer vergi belgelerinin doğru düzenlenmesi, stopaj yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ve dernek muhasebesi ile işletme muhasebesinin ayrı izlenmesi önem taşır.</p>
<p>Kamu yararına çalışan dernekler bakımından ise ilgili statünün tanınmış olması yanında her bir vergi muafiyetinin özel koşulları da ayrıca incelenmelidir. Bağışçıların yararlanabileceği indirimler, derneğin kendi vergi yükümlülüklerinden farklıdır.</p>
<p>Sonuç olarak derneklerin vergilendirilmesinde belirleyici unsur yalnız derneğin amacı veya gelir elde edip etmediği değildir. Vergiyi doğuran olayın niteliği, gelirin kaynağı, işlemin gerçekleştirildiği dönem, iktisadi işletme bağlantısı ve uygulanabilecek özel istisnalar birlikte değerlendirilmelidir.</p>
<p class="article-author">Yazar <a href="https://www.sarioglusefer.com/avukat-fatih-sefer/">Avukat Fatih SEFER</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com/derneklerin-vergilendirilmesi/">Derneklerin Vergilendirilmesi: Vergiler ve İstisnalar</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com">SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dernek ve Vakıf Farkları</title>
		<link>https://www.sarioglusefer.com/dernek-ve-vakif-farklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Fatih Sefer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2026 15:44:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dernekler Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sarioglusefer.com/?p=6138</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dernek ile vakıf arasındaki temel fark, derneğin kişi topluluğu, vakfın ise belirli bir amaca özgülenmiş mal topluluğu olmasıdır. Dernek, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bir araya gelmesiyle kurulur. Vakıf ise bir veya birden fazla gerçek ya da tüzel kişinin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca ... <a title="Dernek ve Vakıf Farkları" class="read-more" href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-ve-vakif-farklari/" aria-label="Dernek ve Vakıf Farkları hakkında daha fazlasını okuyun">Devamını oku</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-ve-vakif-farklari/">Dernek ve Vakıf Farkları</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com">SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dernek ile vakıf arasındaki temel fark, derneğin kişi topluluğu, vakfın ise belirli bir amaca özgülenmiş mal topluluğu olmasıdır.</strong> Dernek, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bir araya gelmesiyle kurulur. Vakıf ise bir veya birden fazla gerçek ya da tüzel kişinin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemesiyle oluşturulur. Dernek kuruluş bildiriminin mülki idare amirliğine verilmesiyle, vakıf ise mahkeme siciline tescille tüzel kişilik kazanır.</p>
<p>Türk hukukunda <strong>dernek ve vakıf farkları</strong> yalnızca kuruluş şartlarıyla sınırlı değildir. Üyelik sistemi, yönetim organları, malvarlığı, denetim, vergilendirme, amaç değişikliği ve sona erme süreçleri bakımından da önemli ayrımlar bulunur. Bu farklılıklar, bir sosyal yardım, eğitim, kültür, çevre veya dayanışma faaliyetinin hangi tüzel kişilik altında yürütüleceğinin belirlenmesinde önem taşır.</p>
<h2>Dernek ve Vakıf Nedir? Hukuki Nitelikleri Nelerdir?</h2>
<h3>Derneğin hukuki niteliği</h3>
<p>4721 sayılı Türk Medenî Kanunu&#8217;nun 56. maddesine göre dernek, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek için bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmesiyle oluşan tüzel kişiliğe sahip kişi topluluğudur.</p>
<p>Derneğin ayırt edici unsuru, üyelerin ortak amaç etrafında örgütlenmesidir. Üyeler genel kurul aracılığıyla yönetim organlarını seçer, karar alma süreçlerine katılır ve kanun ile tüzüğün tanıdığı hakları kullanırlar.</p>
<p>Dernekler bağımsız özel hukuk tüzel kişileridir. Üyelerinden ayrı hak ve borçlara sahip olabilir, sözleşme yapabilir, taşınmaz edinebilir ve kendi adlarına dava açabilirler. Dernek kavramının ayrıntılı hukuki niteliği, <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-nedir/">derneğin tüzel kişiliği ve hukuki yapısı</a> kapsamında ayrıca değerlendirilmiştir.</p>
<h3>Vakfın hukuki niteliği</h3>
<p>Türk Medenî Kanunu&#8217;nun 101. maddesine göre vakıf, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğudur.</p>
<p>Vakıfta temel unsur, kişilerin üyelik ilişkisi değil, belirli bir amaca tahsis edilen malvarlığıdır. Kurucu tarafından özgülenen mal ve haklar, vakfın tüzel kişilik kazanmasıyla birlikte vakfa ait olur ve vakıf senedinde belirlenen amacın gerçekleştirilmesine hizmet eder.</p>
<p>Örneğin bir kişi, belirli koşulları taşıyan öğrencilere sürekli burs verilmesi amacıyla malvarlığını vakfa özgüleyebilir. Bu durumda vakfın hukuki varlığının temelinde burs faaliyetini gerçekleştirmek üzere oluşturulan malvarlığı ve kuruluş iradesi bulunur.</p>
<p>Her iki kuruluş da kural olarak kazanç dağıtma amacı dışında faaliyet gösterir. Bununla birlikte bir derneğin veya vakfın gelir elde etmesi, iktisadi işletme kurması ya da personel çalıştırması tek başına hukuka aykırı değildir. Belirleyici olan, faaliyetlerin kanuna ve kuruluş amacına uygun yürütülmesidir.</p>
<h2>Dernek ile Vakıf Arasındaki Farklar: Karşılaştırma Tablosu</h2>
<p>Aşağıdaki tablo, genel hükümlere tabi dernekler ile Türk Medenî Kanunu kapsamında kurulan yeni vakıfların başlıca özelliklerini karşılaştırmaktadır.</p>
<div style="overflow-x: auto;">
<table>
<thead>
<tr>
<th scope="col">Karşılaştırma konusu</th>
<th scope="col">Dernek</th>
<th scope="col">Vakıf</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Hukuki yapı</strong></td>
<td>Kişi topluluğu</td>
<td>Mal topluluğu</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Temel mevzuat</strong></td>
<td>TMK m.56-100, 5253 sayılı Kanun ve Dernekler Yönetmeliği</td>
<td>TMK m.101-117, 5737 sayılı Kanun ve ilgili vakıf mevzuatı</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kurucu sayısı</strong></td>
<td>En az yedi gerçek veya tüzel kişi</td>
<td>Bir veya birden fazla gerçek ya da tüzel kişi</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Başlangıç malvarlığı</strong></td>
<td>Genel dernek kuruluşunda kanuni asgari sermaye şartı yoktur</td>
<td>Amaca özgülenmiş yeterli malvarlığı zorunludur; 2026 yılı için yeni vakıflarda asgari 5.000.000 TL</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kuruluş belgesi</strong></td>
<td>Dernek tüzüğü ve kuruluş bildirimi</td>
<td>Resmî vakıf senedi veya ölüme bağlı tasarruf</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Tüzel kişilik kazanma</strong></td>
<td>Kuruluş bildirimi ve gerekli belgelerin mülki idare amirliğine verilmesiyle</td>
<td>Mahkeme nezdindeki sicile tescille</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Üyelik</strong></td>
<td>Kuruluşun temel unsurlarındandır</td>
<td>Kuruluşun zorunlu unsuru değildir; vakıf senedinde düzenlenebilir</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Zorunlu organlar</strong></td>
<td>Genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kurulu</td>
<td>En az bir yönetim organı</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Yönetim</strong></td>
<td>Üyelerin genel kurul kararları ve seçilmiş organlar aracılığıyla</td>
<td>Vakıf senedi ve yetkili organlar aracılığıyla</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>İdari denetim</strong></td>
<td>İçişleri Bakanlığı ve mülki idare amirliği yetki alanındaki denetimler</td>
<td>Vakıflar Genel Müdürlüğü ve ilgili denetim mekanizmaları</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Amaç değişikliği</strong></td>
<td>Kanuni usule uygun tüzük değişikliğiyle</td>
<td>TMK m.113 kapsamındaki koşullarla mahkeme kararıyla</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>İradi sona erme</strong></td>
<td>Genel kurulun fesih kararıyla mümkündür</td>
<td>Dernekteki gibi serbest bir genel kurul fesih yetkisi yoktur; özel sona erme rejimi uygulanır</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Vergi ayrıcalıkları</strong></td>
<td>Kamu yararına çalışan dernek statüsü ve ilgili özel vergi hükümleri</td>
<td>Vergi muafiyeti tanınan vakıf statüsü ve ilgili özel vergi hükümleri</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p>Tablodaki kuruluş malvarlığı tutarı 2026 yılı için geçerlidir. Vakıflar Meclisi tarafından yıllık olarak belirlenen tutarlar değişebildiğinden, sonraki yıllarda yapılacak kuruluşlarda ilgili yılın resmî duyurusunun esas alınması gerekir.</p>
<h2>Dernek ve Vakıf Kuruluş Şartları Nasıl Farklılaşır?</h2>
<h3>Dernek kurmak için kaç kişi gerekir?</h3>
<p>TMK m.56 ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu m.2 uyarınca olağan bir derneğin kuruluşunda en az yedi gerçek veya tüzel kişi bulunmalıdır. Kurucuların kanunda aranan ehliyet şartlarını taşıması ve kuruluş amacının hukuka uygun olması gerekir.</p>
<p>TMK m.59 gereğince dernek, kuruluş bildirimi, tüzük ve gerekli belgelerin yetkili mülki idare amirliğine verilmesi anında tüzel kişilik kazanır. Kuruluş için idarenin önceden izin vermesi veya kuruluşu onaylaması aranmaz.</p>
<p>Ancak kuruluş belgeleri ve tüzük daha sonra idarece incelenir. TMK m.60 kapsamında inceleme sırasında kanuna aykırılık veya noksanlık belirlenirse giderilmesi istenir. Bu inceleme, derneğin tüzel kişilik kazanma anından ayrı bir hukuki aşamadır.</p>
<p>Kurucuların ehliyeti, kuruluş belgeleri, tüzük ve idari inceleme aşamaları, <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-nasil-kurulur/">dernek kuruluş işlemleri</a> bakımından ayrıca ele alınmaktadır.</p>
<h3>Vakıf kurmak için kaç kişi gerekir?</h3>
<p>Vakıf kuruluşunda derneklerde olduğu gibi yedi kişilik asgari kurucu sayısı bulunmaz. Fiil ehliyetine sahip tek bir gerçek kişi dahi gerekli şartlarla vakıf kurabilir. Tüzel kişiler de kendi hukuki statüleri ve yetkileri çerçevesinde vakıf kurucusu olabilirler.</p>
<p>TMK m.102 uyarınca vakıf kurma iradesi resmî senetle veya ölüme bağlı tasarrufla açıklanır. Sağlar arası resmî senetle kuruluşta noter tarafından düzenleme şeklinde hazırlanan vakıf senedi esas alınır.</p>
<p>Ardından vakfın tescili için yetkili asliye hukuk mahkemesine başvurulur. Mahkeme, vakıf senedini, kuruluş amacını ve özgülenen malvarlığını ilgili mevzuat çerçevesinde inceler. Vakıf, mahkeme nezdinde tutulan sicile tescille tüzel kişilik kazanır.</p>
<p><strong>Dolayısıyla vakıf senedinin noter tarafından düzenlenmesi, tek başına vakfın kurulduğu anlamına gelmez.</strong> Dernekten farklı olarak vakıfta yargısal tescil aşaması, tüzel kişiliğin kazanılması için gereklidir.</p>
<h3>2026 yılında vakıf kurmak için ne kadar malvarlığı gerekir?</h3>
<p>5737 sayılı Vakıflar Kanunu&#8217;nun 5. maddesi ve ilgili Vakıflar Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde yeni vakıfların kuruluşunda özgülenecek asgari malvarlığı Vakıflar Meclisi tarafından belirlenmektedir.</p>
<p>Vakıflar Meclisinin 22 Aralık 2025 tarihli ve 819/790 sayılı kararıyla <strong>2026 yılında yeni vakıf kuruluşunda aranan asgari malvarlığı 5.000.000 TL</strong> olarak belirlenmiştir.</p>
<p>Bu tutar, vakfın kuruluşunda amaca özgülenmesi gereken malvarlığına ilişkindir; ticaret şirketlerindeki sermaye kavramıyla aynı hukuki niteliğe sahip değildir. Vakfın amacı, faaliyetlerinin kapsamı ve başlangıçta özgülenen varlıkların niteliği de kuruluş incelemesinde önem taşır.</p>
<p>Vakıf kuruluş malvarlığı nakit olabileceği gibi, değerinin ve hukuki durumunun uygun olması şartıyla taşınır, taşınmaz veya ekonomik değeri bulunan haklardan da oluşabilir. Özgülenen varlıkların vakfın amacını gerçekleştirmeye yeterli olması gerekir.</p>
<p>Derneklerde ise genel kuruluş bakımından böyle bir asgari malvarlığı tutarı öngörülmemiştir. Bu nedenle kurucu sayısını sağlayan, fakat vakıf kuruluşuna yetecek malvarlığı bulunmayan kişiler açısından dernek modeli daha ulaşılabilir olabilir. Ancak kuruluş maliyetlerinin düşük olması, faaliyetlerin mali yükümlülüklerden muaf olduğu anlamına gelmez.</p>
<h2>Derneklerde ve Vakıflarda Üyelik Sistemi</h2>
<h3>Dernekte üyelik neden temel unsurdur?</h3>
<p>Dernek, üyelerin ortak iradesiyle faaliyet gösteren bir kişi topluluğudur. Bu nedenle üyelik ilişkisi derneğin örgütlenmesinde temel öneme sahiptir.</p>
<p>TMK m.63-70 kapsamında dernek üyeliğinde gönüllülük, eşitlik, oy hakkı ve üyelikten çıkma gibi esaslar düzenlenmiştir. Kanuni istisnalar saklı olmak üzere genel kurulda her üyenin bir oy hakkı vardır ve üye oyunu şahsen kullanır.</p>
<p>Dernek üyeleri, yönetim kurulunu ve denetim kurulunu seçerek derneğin yönetimine katılırlar. Üyelikten çıkan veya çıkarılan kişiler ise sırf üyelikleri sebebiyle dernek malvarlığından pay talep edemezler.</p>
<h3>Vakıflara üye olunabilir mi?</h3>
<p><strong>Evet. Vakıflara üyelik mutlak biçimde yasak değildir.</strong> Ancak üyelik, derneklerden farklı olarak vakfın zorunlu kurucu unsuru değildir.</p>
<p>Türk Medenî Kanunu&#8217;nun 101. maddesinin vakıflarda üyeliği yasaklayan üçüncü fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 17.04.2008 tarihli, E.2005/14, K.2008/92 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.</p>
<p>Bu iptalden sonra vakıf senedinde üyelik öngörülmesi mümkündür. Üyeliğin kazanılması, üyelerin hakları ve yönetime katılım biçimleri, kanunun emredici hükümlerine uygun olarak vakıf senedindeki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilir.</p>
<p>Burada üç sıfat birbirinden ayrılmalıdır:</p>
<ul>
<li><strong>Vakfeden:</strong> Vakfın kurulması için mal veya hakları belirli bir amaca özgüleyen kişidir.</li>
<li><strong>Vakıf organında görevli kişi:</strong> Vakıf senedi uyarınca yönetim veya diğer organlarda görev alan kişidir.</li>
<li><strong>Vakıf üyesi:</strong> Vakıf senedinde üyelik düzenlenmişse bu ilişkiye göre vakıf bünyesinde bulunan kişidir.</li>
</ul>
<p>Bir vakfa bağış yapmak da tek başına bağışçıyı vakıf üyesi veya yöneticisi hâline getirmez. Vakfın organlarında görev almak ile vakfa üye olmak da her durumda aynı hukuki ilişkiyi ifade etmez.</p>
<h2>Dernek ve Vakıfların Yönetim Organları Arasındaki Farklar</h2>
<h3>Dernekte genel kurul ve yönetim kurulu</h3>
<p>TMK m.72 uyarınca derneğin üç zorunlu organı vardır: genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kurulu.</p>
<p>Genel kurul, derneğin en yetkili karar organıdır. Yönetim kurulunu ve denetim kurulunu seçer; kanun ve tüzükte kendisine tanınan kararları alır. Yönetim kurulu, derneğin yürütme ve temsil organıdır. Denetim kurulu ise dernek faaliyetlerinin ve kayıtlarının mevzuata ve tüzüğe uygunluğunu denetler.</p>
<p>Derneğin yönetim organları, belirli görev süreleri ve seçim usulleri çerçevesinde yenilenebilir. Üyelerin genel kurulda sahip olduğu haklar, yönetim üzerinde kurumsal bir denetim mekanizması oluşturur.</p>
<h3>Vakıfta mütevelli heyeti ve yönetim organı</h3>
<p>TMK m.109, vakıfta bir yönetim organının bulunmasını zorunlu tutmaktadır. Bunun dışında vakfeden, vakıf senedinde gerekli gördüğü başka organları da düzenleyebilir.</p>
<p>Uygulamada yeni vakıflarda mütevelli heyeti, yönetim kurulu ve denetim organı gibi yapılara yer verilebilir. Ancak her vakıfta derneklerdeki genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kurulunun aynı biçimde bulunması zorunlu değildir.</p>
<p>Vakıf yönetiminde belirleyici olan, vakıf senedinde kurulan organ düzeni ve malvarlığının vakıf amacına uygun yönetilmesidir.</p>
<p>Örneğin vakıf senedi, mütevelli heyetine yönetim kurulu üyelerini seçme yetkisi verebilir. Bununla birlikte mütevelli heyetinin bulunması, vakfı kendiliğinden bir derneğe dönüştürmez. Vakfın hukuki niteliği, amaca özgülenmiş malvarlığına dayanmayı sürdürür.</p>
<h2>Dernek ve Vakıflarda Gelir Kaynakları ve Malvarlığı</h2>
<p>Dernekler ile vakıflar bağış kabul edebilir, mal edinebilir, gelir getirici faaliyetlerde bulunabilir ve kuruluş amaçlarına uygun harcama yapabilirler. Ancak başlangıç malvarlığı ile bu varlıkların yönetimi bakımından farklılıklar vardır.</p>
<h3>Dernek gelirleri</h3>
<p>TMK m.99 uyarınca dernek gelirleri; üye ödentileri, dernek faaliyetlerinden veya malvarlığından elde edilen gelirler ile bağış ve yardımlardan oluşur.</p>
<p>Dernekte üyelik aidatı önemli bir finansman kaynağı olabilir. Bununla birlikte her derneğin gelirinin büyük bölümünü aidatlardan sağlaması zorunlu değildir. Derneğin amacı ve faaliyet modeli, finansman yapısını belirler.</p>
<h3>Vakıf gelirleri</h3>
<p>Vakıfta başlangıçta belirli bir malvarlığının amaca özgülenmesi zorunludur. Bu malvarlığı daha sonra bağış, yatırım geliri, kira geliri ve hukuka uygun diğer gelir kaynaklarıyla artırılabilir.</p>
<p>TMK m.105 uyarınca vakfa özgülenen malların mülkiyeti ve haklar, vakfın tüzel kişilik kazanmasıyla vakfa geçer.</p>
<p>Kurucu tarafından vakfa özgülenen malvarlığı, artık kurucunun kişisel malvarlığından ayrı bir hukuki varlığa aittir. Kurucunun vakıf üzerindeki yetkileri de kişisel mülkiyet hakkından değil, kanun ve vakıf senedindeki düzenlemelerden kaynaklanır.</p>
<p>Bu nedenle vakfın amacına özgülenmiş başlangıç malvarlığının değiştirilmesi, başka varlıklarla ikame edilmesi veya elden çıkarılması; malın niteliğine ve uygulanacak özel hükümlere göre ilave koşullara ya da mahkeme denetimine tabi olabilir.</p>
<h3>Dernek veya vakıf kâr elde edebilir mi?</h3>
<p>Her iki tüzel kişi de amaçlarına hizmet etmek için gelir getirici faaliyet yürütebilir. Ancak bunların temel amacı, ticaret şirketlerinde olduğu gibi elde edilen kârı ortaklara veya üyelere dağıtmak değildir.</p>
<p>Gelir getirici faaliyetin sürekli, bağımsız ve ticari organizasyon kapsamında yürütülmesi durumunda iktisadi işletme ve vergisel yükümlülükler gündeme gelebilir.</p>
<p>Özellikle satış, üretim ve hizmet sunumu gibi faaliyetler bakımından <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-iktisadi-isletmesi/">dernek iktisadi işletmesinin hukuki niteliği</a> ile ilgili özel hükümler ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<h2>Dernek ve Vakıfların Denetimi Arasındaki Farklar</h2>
<h3>Dernekleri hangi kurum denetler?</h3>
<p>Derneklerde iç denetim esastır. 5253 sayılı Dernekler Kanunu&#8217;nun 9. maddesi uyarınca denetim kurulu, dernek faaliyetleri ile defter ve kayıtların mevzuata ve tüzüğe uygunluğunu denetler.</p>
<p>Ayrıca aynı Kanun&#8217;un 19. maddesi kapsamında İçişleri Bakanı veya mülki idare amiri tarafından yetkili kamu görevlileri aracılığıyla idari denetim yapılması mümkündür. Bu denetimler kanuni yetki, usul ve güvencelere tabidir.</p>
<p>Dernekler, yıllık faaliyetleri ve gelir-gider işlemleriyle ilgili beyannamelerini de ilgili mevzuata uygun olarak sunmak zorundadır.</p>
<h3>Vakıfları hangi kurum denetler?</h3>
<p>TMK m.111 uyarınca vakıfların, vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip getirmedikleri, malvarlıklarını amaca uygun yönetip yönetmedikleri ve gelirlerini amaca uygun harcayıp harcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğü ve ilgili üst kuruluş denetimi çerçevesinde incelenir.</p>
<p>5737 sayılı Vakıflar Kanunu ve ilgili yönetmelik uyarınca vakıfların iç denetim, beyanname ve bildirim yükümlülükleri de bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Vakıflar Genel Müdürlüğünün denetim yetkisi, yeni vakıfların devlet kurumu olduğu veya Genel Müdürlüğün her yönetim kararında vakfın yerine geçebileceği anlamına gelmez.</strong> Yeni vakıflar özel hukuk tüzel kişiliğine sahiptir; idari denetim ve mahkeme yetkileri kanuni sınırlar içerisinde kullanılır.</p>
<h2>Derneğin ve Vakfın Amacı Değiştirilebilir mi?</h2>
<p>Dernek ve vakıf arasındaki önemli farklardan biri, kuruluş amacının sonradan değiştirilmesinde ortaya çıkar.</p>
<h3>Dernekte amaç değişikliği</h3>
<p>Derneğin amacı tüzükte düzenlenir. Amaç değişikliği, kanuni toplantı ve karar yeter sayıları sağlanarak genel kurul tarafından yapılacak tüzük değişikliğiyle gerçekleştirilebilir.</p>
<p>TMK m.81 uyarınca tüzük değişikliği kararının alınabilmesi için toplantıya katılan üyelerin üçte iki çoğunluğunun olumlu oyu gerekir. Toplantı yeter sayısına ilişkin TMK m.78 hükümleri de ayrıca uygulanır.</p>
<p>Değişikliğin hukuka uygun olması ve ilgili bildirim yükümlülüklerinin yerine getirilmesi gerekir.</p>
<h3>Vakıfta amaç değişikliği</h3>
<p>Vakıf amacının değiştirilmesi daha sınırlı bir hukuki rejime tabidir. Bunun nedeni, vakıf kuruluşunun belirli mal ve hakların kurucunun iradesi doğrultusunda sürekli bir amaca özgülenmesine dayanmasıdır.</p>
<p>TMK m.113 uyarınca, durum ve koşullardaki değişiklikler sebebiyle vakıf senedinde belirtilen amaca bağlı kalınması vakfedenin arzusuna açıkça aykırı hâle gelmişse, mahkeme kanunda belirtilen başvuru ve görüş alma usulü çerçevesinde vakfın amacını değiştirebilir.</p>
<p>Dolayısıyla vakıf yönetim organının, yalnızca farklı bir faaliyet alanını daha uygun görmesi sebebiyle kuruluş amacını serbestçe değiştirmesi mümkün değildir. Amaç değişikliğinin kanuni şartlara dayanması gerekir.</p>
<h2>Dernek ve Vakıfların Feshi ve Sona Ermesi</h2>
<h3>Dernek nasıl sona erer?</h3>
<p>Dernekler bakımından üç temel sona erme yolu bulunmaktadır:</p>
<ul>
<li>TMK m.87 kapsamında kanunda belirtilen sebeplerle kendiliğinden sona erme,</li>
<li>TMK m.88 kapsamında genel kurul kararıyla fesih,</li>
<li>TMK m.89 ve ilgili özel hükümler kapsamında mahkeme kararıyla fesih.</li>
</ul>
<p>Genel kurul, kanuni usule uygun olarak derneğin feshine karar verebilir. Sona erme sonrasında derneğin malvarlığı tasfiye edilir ve ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.</p>
<p>Fesih kararının alınması, toplantı ve karar yeter sayıları, tasfiye işlemleri ve malvarlığının devri, <a href="https://www.sarioglusefer.com/genel-kurul-karariyla-dernek-feshi/">genel kurul kararıyla dernek feshi</a> kapsamında ayrıca incelenmektedir.</p>
<h3>Vakıf nasıl sona erer?</h3>
<p>Vakfın sona ermesi TMK m.116 ve ilgili özel vakıf mevzuatı çerçevesinde değerlendirilir.</p>
<p>Vakıf amacının gerçekleşmesi olanaksız hâle gelmiş ve amacın değiştirilmesine de imkân kalmamışsa vakıf kendiliğinden sona erer; mahkeme kararıyla sicilden silinir.</p>
<p>Yasak amaç veya faaliyetlere ilişkin kanuni şartların gerçekleşmesi durumunda ise denetim makamının veya Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine mahkeme tarafından vakfın dağıtılmasına karar verilebilir.</p>
<p><strong>Vakıf kurucusu veya yöneticileri, dernek genel kurulunun fesih yetkisine benzer biçimde vakfı her istediklerinde sona erdiremezler.</strong> Vakfın sona ermesi ve malvarlığının akıbeti, kanun, vakıf senedi ve uygulanabilir mahkeme kararlarına göre belirlenir.</p>
<h2>Dernek ile Vakıf Arasındaki Vergi Farkları Nelerdir?</h2>
<p>Dernekler ile vakıfların kâr amacı dışında kurulmaları, bütün vergi ve mali yükümlülüklerden kendiliğinden muaf oldukları anlamına gelmez.</p>
<p>Vergi hukukunda tüzel kişiliğin niteliği, elde edilen gelirin türü, iktisadi işletmenin bulunup bulunmadığı, ilgili istisna ve muafiyet hükümleri birlikte değerlendirilir.</p>
<h3>Kamu yararına çalışan dernek statüsü</h3>
<p>5253 sayılı Dernekler Kanunu&#8217;nun 27. maddesi kapsamında belirli şartları taşıyan dernekler Cumhurbaşkanı kararıyla kamu yararına çalışan dernek statüsü kazanabilir.</p>
<p>Bu statünün kazanılması için derneğin en az bir yıldan beri faaliyette bulunması ve faaliyetlerinin topluma yararlı sonuçlar verecek nitelik ve ölçüde olması temel kanuni şartlardandır. İlgili yönetmelikte ilave usul ve değerlendirme hükümleri bulunmaktadır.</p>
<p>Bu özel statünün şartları ve hukuki sonuçları, <a href="https://www.sarioglusefer.com/kamu-yararina-calisan-dernek/">kamu yararına çalışan dernek statüsü</a> kapsamında ayrıca ele alınmaktadır.</p>
<h3>Vergi muafiyeti tanınan vakıflar</h3>
<p>Yeni vakıflar açısından vergi muafiyeti, ilgili vergi mevzuatında öngörülen şartların sağlanması üzerine yürütülen ayrı bir süreçtir. Vergi muafiyeti tanınmasına ilişkin işlemler Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığının yetki alanında yürütülür ve Cumhurbaşkanı kararıyla vergi muafiyeti tanınan vakıflar bulunmaktadır.</p>
<p>Burada iki noktaya dikkat edilmelidir:</p>
<ul>
<li>Vakıf kurulması, vakfa otomatik ve sınırsız bir vergi muafiyeti sağlamaz.</li>
<li>Vergi muafiyeti tanınması da vakfın bütün işlemlerinin ve varsa iktisadi işletmesinin her türlü vergiden muaf olduğu anlamına gelmez.</li>
</ul>
<p>Dernek veya vakıf aracılığıyla yürütülmesi planlanan ticari faaliyetlerde kurumlar vergisi, katma değer vergisi, stopaj, işveren yükümlülükleri ve ilgili istisnalar faaliyet türüne göre ayrıca incelenmelidir.</p>
<h2>Kamu Kurumlarıyla İlişkilerde Dernek ve Vakıf Arasındaki Fark</h2>
<p>Dernekler ve vakıflar, kuruluş amaçlarına uygun olarak kamu kurum ve kuruluşlarıyla hukuken izin verilen çerçevede işbirliği yapabilirler. Ancak kamu kurumlarıyla bağlantılı bütün kuruluşların aynı kurallara tabi olduğu söylenemez.</p>
<p>5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun, özellikle kamu kurumlarını, kamu hizmetlerini veya personelini desteklemek amacıyla kurulan ve Kanun kapsamına giren dernek ve vakıfların kamu kurumlarıyla ilişkilerine özel sınırlamalar getirmektedir.</p>
<p>Bu kapsamda kamu hizmetleri karşılığında bağış veya benzeri adlarla bedel alınması, kamu görevlilerinin görev unvanlarını kullanması, kamu kaynaklarının aktarılması ve belirli kamu ihalelerine katılım bakımından özel yasaklar söz konusu olabilir.</p>
<p>Öte yandan 5253 sayılı Kanun m.10, 5072 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak üzere derneklerin kamu kurumlarıyla ortak projeler yürütmesine belirli şartlarda imkân tanır.</p>
<p>Bu nedenle yalnızca dernek veya vakıf sıfatına bakılarak kamu kurumlarından destek alınabileceği ya da bütün kamu kaynaklarının kullanılmasının yasak olduğu sonucuna varılmamalıdır. Kuruluş amacı, somut ilişki ve uygulanabilir özel mevzuat birlikte incelenmelidir.</p>
<h2>Dernek mi, Vakıf mı Kurulmalı?</h2>
<p>Dernek veya vakıf modelinin seçilmesinde yalnızca kuruluş maliyetine değil; amaç, katılımcı yapısı, başlangıç malvarlığı, gelir kaynakları, yönetim yöntemi ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğine bakılmalıdır.</p>
<h3>Hangi durumlarda dernek tercih edilebilir?</h3>
<p>Ortak bir hedef için kişilerin birlikte karar alacağı ve yönetime üyelik temelinde katılacağı yapılarda dernek modeli uygun olabilir.</p>
<p>Örneğin bir çevrenin korunması için gönüllülerin bir araya gelmesi, mesleki dayanışma faaliyetlerinin düzenlenmesi veya kültürel etkinliklerin üyelerin katılımıyla yürütülmesi amacıyla dernek kurulması değerlendirilebilir.</p>
<p>Dernek modelinde üyelerin genel kurul aracılığıyla yönetimi belirleyebilmesi ve kuruluş için belirli bir asgari malvarlığı gerekmemesi önemli özelliklerdir.</p>
<h3>Hangi durumlarda vakıf tercih edilebilir?</h3>
<p>Belirli bir malvarlığının uzun vadeli bir amaca tahsis edilmesi ve bu amacın kurumsal süreklilik içinde gerçekleştirilmesi hedefleniyorsa vakıf modeli uygun olabilir.</p>
<p>Örneğin bir taşınmazın gelirlerinin sürekli öğrenci burslarına ayrılması, belirli bir eğitim veya araştırma faaliyetinin tahsis edilmiş malvarlığıyla desteklenmesi ya da sosyal yardım hizmetlerinin vakıf senedinde belirlenen yapıyla sürdürülmesi amacıyla vakıf kurulması düşünülebilir.</p>
<p>Bununla birlikte vakıf kuruluşunda yeterli malvarlığı şartı, tescil işlemleri ve kurucunun malvarlığı üzerindeki tasarrufunun hukuki sonuçları önceden değerlendirilmelidir.</p>
<p>Her iki modelde de kuruluş amacıyla fiili faaliyet arasında uyum kurulması; kurucu belgelerin hazırlanması, organ yetkilerinin belirlenmesi, bildirim yükümlülükleri ve olası uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından önemlidir. Bu işlemlerin hukuki değerlendirilmesinde <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-avukati/">dernekler hukuku alanındaki avukatlık hizmetleri</a>, kuruluşun yapısına ve somut hukuki ihtiyaca göre ele alınabilir.</p>
<h2>Dernek ve Vakıf Farkları Hakkında Sıkça Sorulan Sorular</h2>
<h3>1. Tek kişiyle dernek veya vakıf kurulabilir mi?</h3>
<p>Tek kişiyle olağan bir dernek kurulamaz. Dernek kuruluşunda en az yedi gerçek veya tüzel kişi gerekir. Vakıf ise yeterli malvarlığının belirli ve sürekli bir amaca özgülenmesi şartıyla tek bir gerçek veya tüzel kişi tarafından kurulabilir.</p>
<h3>2. Vakıf kurmak için mutlaka nakit para mı gerekir?</h3>
<p>Hayır. Vakıf kuruluşunda ekonomik değeri olan taşınır, taşınmaz, nakit veya hukuken özgülenebilir mal ve haklar kullanılabilir. Ancak bunların amaca uygun ve yeterli olması gerekir. 2026 yılı bakımından yeni vakıflar için belirlenen 5.000.000 TL tutarındaki asgari kuruluş malvarlığı şartı ayrıca dikkate alınmalıdır.</p>
<h3>3. Dernek vakfa, vakıf da derneğe dönüşebilir mi?</h3>
<p>Dernek ve vakıf ayrı hukuki kuruluş türleridir. Türk Medenî Kanunu&#8217;nda bu iki tüzel kişilik arasında ticaret şirketlerindeki tür değiştirmeye benzer genel ve doğrudan bir dönüşüm mekanizması düzenlenmemiştir. Mevcut tüzel kişiliğin sona erdirilmesi, yeni bir kuruluş oluşturulması veya malvarlığı devri gibi işlemler gündeme gelecekse her biri kendi hukuki şartlarına göre değerlendirilmelidir.</p>
<h3>4. Vakıfların genel kurulu olmak zorunda mı?</h3>
<p>Hayır. TMK m.109 uyarınca vakıflarda zorunlu olan en az bir yönetim organının bulunmasıdır. Vakıf senedinde mütevelli heyeti ve başka organlar da düzenlenebilir. Buna karşılık derneklerde genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kurulu kanunen zorunlu organlardır.</p>
<h3>5. Dernek veya vakıf kurmak vergi muafiyeti sağlar mı?</h3>
<p>Hayır. Her iki tüzel kişinin de kuruluşu otomatik ve genel bir vergi muafiyeti sağlamaz. Derneklerde kamu yararına çalışan dernek statüsü, vakıflarda vergi muafiyeti tanınması ve gelirlerin vergilendirilmesi farklı hükümlere tabidir. Somut vergi yükümlülüğü, faaliyet ve gelir türüne göre belirlenir.</p>
<h3>6. Vakıf kurucusu malvarlığını sonradan geri alabilir mi?</h3>
<p>Vakfa özgülenen mal ve haklar, vakfın tüzel kişilik kazanmasıyla vakfa geçer. Kurucunun bu mallar üzerinde önceki malik sıfatıyla serbestçe tasarruf etmesi mümkün değildir. Ancak kuruluş işlemlerinin geçerliliği, mirasçı veya alacaklıların dava hakları ve özel hukuki durumlar ayrıca değerlendirilmelidir. TMK m.108, vakfedenin mirasçıları ve alacaklılarının ilgili dava haklarını saklı tutmaktadır.</p>
<h3>7. Dernek ve vakıf aynı sosyal yardım faaliyetini yürütebilir mi?</h3>
<p>Evet. Hukuken izin verilen ve kuruluş belgelerinde yer alan amaçlar çerçevesinde her iki kuruluş da eğitim, kültür, çevre, dayanışma ve sosyal yardım faaliyetlerinde bulunabilir. Ancak bağış kabulü ile 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu kapsamındaki yardım toplama faaliyetleri birbirinden ayrılmalı; gerekli izin, bildirim ve diğer özel yükümlülükler ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<h2>Sonuç: Dernek ile Vakıf Arasındaki Temel Hukuki Ayrım</h2>
<p>Dernek, üyelerin ortak bir amaç doğrultusunda örgütlenmesine dayanan kişi topluluğudur. Vakıf ise belirli bir malvarlığının sürekli bir amaca özgülenmesine dayanan mal topluluğudur. Her ikisi de özel hukuk tüzel kişisi olmakla birlikte kuruluş şartları, üyelik yapısı, organları, denetimi ve sona ermesi farklı hukuki kurallara tabidir.</p>
<p><strong>Dernek modelinde ortak karar alma ve üyelik ilişkisi; vakıf modelinde ise özgülenen malvarlığı, kuruluş iradesi ve amacın sürekliliği ön plandadır.</strong> Kuruluş türünün belirlenmesinde bu ayrımın yanı sıra mali kaynaklar, yönetim biçimi, faaliyetlerin kapsamı ve gelecekte ortaya çıkabilecek hukuki yükümlülükler birlikte değerlendirilmelidir.</p>
<p class="article-author">Yazar <a href="https://www.sarioglusefer.com/avukat-fatih-sefer/">Avukat Fatih SEFER</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-ve-vakif-farklari/">Dernek ve Vakıf Farkları</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com">SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnternetten Dernek Adına Yardım Toplama</title>
		<link>https://www.sarioglusefer.com/internetten-dernek-adina-yardim-toplama/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Fatih Sefer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2026 15:42:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dernekler Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sarioglusefer.com/?p=6136</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnternetten dernek adına yardım toplama, sosyal medya üzerinden bağış kampanyası düzenleme ve dijital ödeme sistemleriyle yardım talep etme faaliyetleri, işlemin hukuki niteliğine göre 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu kapsamında izne tabi olabilir. Derneğin kendi statüsüne uygun olarak kendiliğinden yapılan bağışları kabul etmesi ile Instagram, Facebook, X, TikTok veya internet sitesi üzerinden belirli bir amaç için ... <a title="İnternetten Dernek Adına Yardım Toplama" class="read-more" href="https://www.sarioglusefer.com/internetten-dernek-adina-yardim-toplama/" aria-label="İnternetten Dernek Adına Yardım Toplama hakkında daha fazlasını okuyun">Devamını oku</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com/internetten-dernek-adina-yardim-toplama/">İnternetten Dernek Adına Yardım Toplama</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com">SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnternetten dernek adına yardım toplama, sosyal medya üzerinden bağış kampanyası düzenleme ve dijital ödeme sistemleriyle yardım talep etme faaliyetleri, işlemin hukuki niteliğine göre 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu kapsamında izne tabi olabilir.</strong> Derneğin kendi statüsüne uygun olarak kendiliğinden yapılan bağışları kabul etmesi ile Instagram, Facebook, X, TikTok veya internet sitesi üzerinden belirli bir amaç için kamuya yönelik yardım çağrısı yapması aynı hukuki işlem değildir. Özellikle kampanya kapsamında IBAN paylaşılması, SMS ile yardım istenmesi veya çevrim içi ödeme bağlantısı kullanılması, yardım toplama mevzuatının uygulanmasını gerektirebilir.</p>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 2, 5 ve 6. maddeleri ile Yardım Toplama Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik, dijital ortamdaki faaliyetler için temel hukuki çerçeveyi oluşturur. İnternet üzerinden para aktarılabiliyor olması tek başına faaliyeti hukuka uygun hâle getirmez. Değerlendirmede işlemin bağış kabulü mü, yoksa organize bir yardım toplama faaliyeti mi olduğu belirleyicidir.</p>
<h2>İnternetten Dernek Adına Yardım Toplamak Yasal mı?</h2>
<p>Evet. Derneklerin internet üzerinden yardım toplaması hukuken mümkündür. Ancak bu faaliyet 2860 sayılı Kanun kapsamında yardım toplama niteliği taşıyorsa, kanuni istisnalar dışında önceden yetkili makamdan izin alınmalıdır.</p>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 5. maddesi, bankalarda hesap açtırılması ve bilgilerin otomatik veya elektronik olarak işleme tabi tutulduğu sistemlerin kullanılması suretiyle yardım toplanabileceğini düzenlemektedir. Bu nedenle dijital ödeme altyapıları, internet siteleri ve elektronik sistemler hukuken kullanılabilecek yöntemler arasındadır.</p>
<p>Bununla birlikte kanunun bir yönteme izin vermesi, bütün derneklerin o yöntemi idari izin almadan kullanabileceği anlamına gelmez. Yardım toplama yönteminin hukuken mümkün olması ile somut kampanyanın izin şartlarını karşılaması ayrı meselelerdir.</p>
<h2>İnternetten Bağış Kabul Etmek ile Yardım Toplamak Arasındaki Fark</h2>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 2. maddesinin ikinci fıkrası, derneklere kendi statülerine göre üyeleri veya diğer kişiler tarafından yapılan bağış ve yardımları ve öz kaynaklarından elde ettikleri gelirleri kanunun kapsamı dışında bırakmaktadır.</p>
<p>Bu düzenleme, derneklerin olağan bağış kabul etme yetkisini korur. Ancak internet üzerinden yürütülen her para talebinin bağış kabulü olarak nitelendirilmesine olanak sağlamaz.</p>
<h3>Derneğin Kendi İnternet Sitesinden Bağış Kabul Etmesi</h3>
<p>Bir derneğin kendi internet sitesinde bağış yapılmasına olanak sağlayan bir bölüm oluşturması ve kişilerin kendi iradeleriyle bu bölüm üzerinden bağış göndermesi, işlemin niteliğine göre derneğin olağan bağış kabulü kapsamında değerlendirilebilir.</p>
<p>Örneğin derneğin internet sitesinde kurumsal bilgilerinin, faaliyetlerinin ve bağış kabulüne yönelik hesap bilgilerinin bulunması ile belirli bir hedef tutara ulaşmak amacıyla geniş kitlelere yöneltilmiş çağrılar yapılması arasında hukuki fark vardır.</p>
<p>İkinci durumda internet sitesi bir yardım toplama kampanyasının aracı hâline gelebilir. Dolayısıyla internet sitesinin derneğe ait olması, kampanyayı kendiliğinden izin yükümlülüğünden muaf tutmaz.</p>
<h3>Sosyal Medyada Bağış Çağrısı Yapılması</h3>
<p>Bir derneğin sosyal medya hesabından belirli bir ihtiyaç için para istenmesi, kampanya süresi ve hedef miktar açıklanması, ödeme bağlantısı paylaşılması veya kamuoyuna sürekli bağış çağrıları yöneltilmesi, yardım toplama faaliyeti bakımından önemli göstergelerdir.</p>
<p>Özellikle organize bir kampanyada, “Bu ay sonuna kadar belirlenen tutarı toplamak için hesabımıza katkıda bulunun” şeklindeki çağrılar, sıradan bir bağış kabulünden farklı olarak değerlendirilir.</p>
<p>Bununla birlikte yalnızca bir sosyal medya paylaşımının bulunmasından hareketle bütün işlemlerin aynı hukuki sonucu doğurduğu söylenemez. Çağrının içeriği, kapsamı, hedef kitlesi, sürekliliği ve uygulanma yöntemi birlikte incelenmelidir.</p>
<p>Bu ayrımın genel hukuki çerçevesi <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-bagis/">derneklerin bağış kabulü ile yardım toplama arasındaki fark</a> kapsamında ayrıca ele alınmaktadır.</p>
<h2>Hangi Dijital Faaliyetler Yardım Toplama İzni Gerektirebilir?</h2>
<p>İnternet ve sosyal medya faaliyetlerinde kullanılan teknik yöntemden çok, bu yöntemin hangi amaçla kullanıldığı önem taşır.</p>
<table>
<thead>
<tr>
<th>Dijital faaliyet</th>
<th>Hukuki değerlendirme</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>Derneğin resmî internet sitesinde olağan bağış kabul etmesi</td>
<td>Derneğin kendi statüsüne uygun bağış kabulü söz konusuysa 2860 sayılı Kanun kapsamı dışında kalabilir.</td>
</tr>
<tr>
<td>Instagram veya Facebook üzerinden belirli bir ihtiyaç için para çağrısı yapılması</td>
<td>Organize ve kamuya yönelik yardım toplama niteliğindeyse kural olarak izin gerekir.</td>
</tr>
<tr>
<td>Sosyal medyada IBAN paylaşarak kampanyaya katkı istenmesi</td>
<td>Paylaşımın içeriği ve amacı değerlendirilir. Kamuya yönelik yardım toplama çağrısı izin gerektirebilir.</td>
</tr>
<tr>
<td>SMS gönderilerek belirli bir kampanya için yardım talep edilmesi</td>
<td>2860 kapsamında yardım toplama niteliği taşıyorsa izin ve ilgili bildirim yükümlülükleri uygulanır.</td>
</tr>
<tr>
<td>QR kod veya ödeme bağlantısıyla kampanya düzenlenmesi</td>
<td>Elektronik ödeme yöntemi izin zorunluluğunu kaldırmaz. Kampanyanın niteliği esas alınır.</td>
</tr>
<tr>
<td>Bir dijital platform üzerinden kamuya açık yardım kampanyası yürütülmesi</td>
<td>Platformun aracılık etmesi tek başına muafiyet sağlamaz. Yardım toplama izni ve diğer özel mevzuat değerlendirilir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Tablodaki değerlendirmeler, yöntemlerin hukuki niteliğine ilişkin genel çerçeveyi göstermektedir. Somut olayda kampanyanın gerçekten yardım toplama kapsamına girip girmediği ayrıca belirlenmelidir.</p>
<h2>Sosyal Medyada IBAN Paylaşmak İçin İzin Gerekir mi?</h2>
<p><strong>IBAN paylaşılması tek başına değil, bu paylaşımın hangi faaliyet kapsamında gerçekleştirildiği bakımından değerlendirilmelidir.</strong> Bir derneğin olağan bağış kabulü için kurumsal banka hesabını belirtmesi ile kamuya açık bir kampanyada herkesten belirli amaçla para istemesi aynı değildir.</p>
<p>Örneğin bir eğitim derneğinin kendi internet sitesinde olağan bağış kabulüne ilişkin kurumsal hesap bilgisini bulundurması, somut koşullara göre statüsüne uygun bağış kabulü niteliği taşıyabilir.</p>
<p>Buna karşılık aynı derneğin sosyal medyada belirli sayıda öğrenciye destek sağlamak amacıyla hedef tutar belirleyip geniş katılımlı bir kampanya başlatması hâlinde, 2860 sayılı Kanun kapsamında izin gerekliliği gündeme gelir.</p>
<p>Özellikle kişisel banka hesaplarının kullanılması, hesap sahibinin kimliği ile yardımın gerçek yararlanıcısının farklı olması ve kampanyayı yürüten kişilerin yetkilerinin belirsizliği ilave hukuki riskler doğurur.</p>
<p>Dernek adına gerçekleştirilen işlemlerde, para hareketlerinin dernek muhasebesiyle ilişkilendirilebilir ve denetlenebilir olması gerekir.</p>
<h2>Instagram, TikTok ve Diğer Platformlarda Yardım Kampanyası Nasıl Düzenlenir?</h2>
<p>Sosyal medya üzerinden yürütülecek bir yardım toplama kampanyası, yalnızca paylaşım hazırlanması ve hesap bilgilerinin yayımlanmasından ibaret değildir. Faaliyetin kapsamı, yetkili organ kararı, izin, ödeme yöntemi, kayıt sistemi ve sonuç bildirimleri önceden planlanmalıdır.</p>
<h3>1. Kampanyanın Hukuki Niteliğinin Belirlenmesi</h3>
<p>Öncelikle planlanan faaliyetin derneğin kendi statüsüne uygun olağan bağış kabulü mü, yoksa 2860 sayılı Kanun kapsamında yardım toplama mı olduğu belirlenmelidir.</p>
<p>Faaliyetin yardım toplama kapsamında olduğu sonucuna varılıyorsa, kanuni muafiyet bulunmadıkça kampanya başlamadan önce izin alınır.</p>
<h3>2. Dernek Yönetim Kurulunun Karar Alması</h3>
<p>Dernek tarafından yürütülecek kampanyanın amacı, tahmini hedef tutarı, uygulanacak yöntemleri ve görev dağılımı yönetim kurulu tarafından karara bağlanmalıdır.</p>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 11. maddesine göre tüzel kişilerin yardım toplama faaliyetlerindeki sorumlu kurulu yönetim organlarıdır. Bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin yalnızca kampanyayı duyurmakla değil, yardımın korunması, kayıt altına alınması ve amaca uygun kullanılmasıyla ilgili sorumlulukları da bulunmaktadır.</p>
<h3>3. Yetkili Makama Başvurulması</h3>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 7. maddesi, yardım toplama izninde yetkili makamı faaliyetin coğrafi kapsamına göre belirlemektedir:</p>
<ul>
<li>Bir ilçenin sınırları içinde yürütülecek faaliyet için ilgili kaymakamlık,</li>
<li>Bir ilin birden fazla ilçesini kapsayan faaliyet için ilgili valilik,</li>
<li>Birden fazla ili kapsayan faaliyet için yardım toplayacak kuruluşun yerleşim yerinin bulunduğu ilin valiliği yetkilidir.</li>
</ul>
<p>Dijital kampanyalarda erişimin teknik olarak ülke genelinden mümkün olması ile faaliyetin fiilen hangi coğrafi kapsamda yürütülmesinin planlandığı birbirinden ayrılmalıdır. Sosyal medya reklamlarının hedef kitlesi, kampanya planı ve yardım toplama yöntemleri bu değerlendirmede önemlidir.</p>
<p>Başvuru, Yardım Toplama Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik&#8217;in 6. maddesi doğrultusunda Yardım Toplama Başvuru Formu (Ek-1) ile gerçekleştirilir.</p>
<p>Başvuruda yardımın amacı, hedeflenen miktar, faaliyetin yürütüleceği yerler, kullanılacak yöntemler ve gerekli diğer bilgiler gösterilir. Dijital kampanya için banka hesabı, SMS veya elektronik ödeme sistemi kullanılacaksa bu yöntemlerin de başvuru ve izin kapsamına uygun olması gerekir.</p>
<p>İzin başvurusunun esasları, <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-yardim-toplama-izni/">dernek yardım toplama izni ve izinsiz toplamanın sonuçları</a> başlıklı ayrı makalede ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.</p>
<h2>Dijital Yardım Kampanyalarında İzin Numarası Gösterilmesi Zorunlu mu?</h2>
<p>Evet. Yardım Toplama Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik&#8217;in 7. maddesine göre yardım toplama izni verilenlerin, internet ortamı dâhil yardım toplama faaliyetlerinde kullandıkları her türlü materyalde DERBİS üzerinden verilen yardım toplama izin numarasını göstermeleri zorunludur.</p>
<p>Bu yükümlülük, somut kampanyada kullanılan internet sayfaları, dijital afişler, sosyal medya görselleri ve diğer yardım toplama materyalleri bakımından dikkate alınmalıdır.</p>
<p>Cumhurbaşkanınca izin almadan yardım toplayabileceği kararlaştırılan kuruluşlar ise kendilerine verilen kararın yılı ve sayısını belirtmekle yetinirler.</p>
<p>İzin numarasının paylaşılması yalnızca şekli bir yükümlülük değildir. Kampanyanın hangi izinle yürütüldüğünün anlaşılmasını kolaylaştırır. Ancak gerçek olmayan bir numaranın yazılması veya başka bir kampanyaya ait iznin kullanılması, faaliyeti hukuka uygun hâle getirmez.</p>
<h2>IBAN ve SMS Numaraları İdareye Bildirilmeli mi?</h2>
<p>Yardım Toplama Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik&#8217;in 7. maddesi uyarınca bankada hesap açmak veya elektronik sistemlerden yararlanmak suretiyle yardım toplama izni verilen kişi ve kuruluşlar, kampanyada kullanılacak hesap numaralarını, SMS numaralarını ve benzeri bilgileri izni takip eden <strong>30 gün içinde</strong> izin veren makama bildirmekle yükümlüdür.</p>
<p>Bu 30 günlük süre, izinsiz şekilde yardım toplayabilmek için tanınmış bir bekleme veya serbest faaliyet süresi değildir. Önce gerekli izin alınır; ardından ilgili hesap ve iletişim bilgilerine ilişkin bildirim yükümlülüğü yerine getirilir.</p>
<p>Örneğin bir dernek yardım toplama izni aldıktan sonra kampanyada kullanılacak özel bir banka hesabı açarsa, bu hesabın bilgileri mevzuatta belirtilen süre içinde izin veren makama bildirilmelidir.</p>
<h2>Kamu Yararına Çalışan Dernekler İnternetten İzinsiz Yardım Toplayabilir mi?</h2>
<p>Her kamu yararına çalışan dernek, yalnızca bu statüsü nedeniyle izin almadan yardım toplama hakkına sahip değildir.</p>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 6. maddesi uyarınca kamu yararına çalışan dernek, kurum ve vakıflardan hangilerinin izin almadan yardım toplayabileceği Cumhurbaşkanınca belirlenerek ilan edilir.</p>
<p>Bu nedenle iki farklı hukuki durum söz konusudur:</p>
<ul>
<li>Bir derneğin kamu yararına çalışan dernek statüsüne sahip olması,</li>
<li>Bu derneğin yardım toplama bakımından ayrıca izin muafiyetinin bulunması.</li>
</ul>
<p>İzin muafiyeti bulunan kuruluşlar açısından da uygulanabilir bildirim, belgelendirme ve hesap verebilirlik yükümlülükleri devam eder. Yardım Toplama Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik&#8217;in 5. maddesi, bu kuruluşların faaliyet sonunda Yardım Toplama Sonuç Bildirimi vermesine ilişkin kuralları düzenlemektedir.</p>
<h2>İnternet Üzerinden Toplanan Yardımlar Nasıl Belgelendirilir?</h2>
<p>İnternetten yapılan para transferleri, derneğin mali kayıt yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. 5253 sayılı Dernekler Kanunu&#8217;nun 11. maddesine göre dernek gelirlerinin bankalar aracılığıyla toplanması hâlinde banka dekontu veya hesap özeti gibi belgeler alındı belgesi yerine geçer.</p>
<p>Bununla birlikte 2860 sayılı Kanuna göre yürütülen bir yardım toplama faaliyetinde, özel kampanyanın gelirleri ile derneğin olağan bağış, aidat ve diğer gelirlerinin birbirinden ayırt edilebilir olması gerekir.</p>
<p>Dijital kampanyalarda sağlıklı bir kayıt düzeni bakımından şu hususlara dikkat edilmelidir:</p>
<ul>
<li>Yardımların hangi kampanya kapsamında alındığının belirlenebilmesi,</li>
<li>Banka ve elektronik ödeme hareketlerinin muhasebe kayıtlarıyla karşılaştırılabilmesi,</li>
<li>Ödeme hizmeti sağlayıcısının kesintileri ile derneğe ulaşan net tutarın ayrı gösterilebilmesi,</li>
<li>Bağışların hangi amaçla kullanıldığının dayanak belgelerle açıklanabilmesi,</li>
<li>İade edilen ödemelerin, başarısız işlemlerin ve iptallerin kayıtlardan izlenebilmesi.</li>
</ul>
<p>Dernek gelirlerinin tahsilinde görevlendirilen kişilerin yetkilendirilmesi ise ayrı bir yükümlülük alanıdır. Bu konu <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-gelir-toplama-yetki-belgesi/">dernek gelir toplama yetki belgesi</a> kapsamında değerlendirilmelidir. Gelir toplama yetki belgesi, 2860 sayılı Kanun gereğince alınması gereken yardım toplama izninin yerine geçmez.</p>
<h2>Dijital Yardım Toplama Kampanyası Ne Kadar Sürebilir?</h2>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 10. maddesine göre yardım toplama süresinin belirlenmesi izin veren makama aittir. İlk izin süresi bir yılı geçemez. Haklı sebepler varsa yetkili makam tarafından mevzuattaki sınırlar içinde uzatılabilir.</p>
<p>İzin süresinin sona ermesiyle kampanyanın dijital görünürlüğünün kendiliğinden ortadan kalkmayacağı unutulmamalıdır. İnternet sitesinde bırakılmış aktif bağış butonları, sponsorlu reklamlar, otomatik yönlendirmeler ve sosyal medya bağlantıları kampanya bitiminde ayrıca kontrol edilmelidir.</p>
<p>Süre uzatılmadan izin kapsamında yardım toplama faaliyetine devam edilmesi, izin sınırlarının aşılması bakımından hukuki risk oluşturur.</p>
<h2>İnternetten Toplanan Yardımların Kesin Hesabı ve Sonuç Bildirimi</h2>
<p>Yardım Toplama Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik&#8217;in 14. maddesi uyarınca sorumlu kurullar, yardım toplama süresinin bitiminden itibaren 10 gün içinde toplanan yardımın kesin hesabını çıkarmak ve bir örneğini izin veren makama vermekle yükümlüdür. Zorunlu durumlarda bu süre, izin veren makam tarafından 30 güne kadar uzatılabilir.</p>
<p>Kesin hesabın verilmesinden itibaren 90 gün içinde yardım toplama faaliyeti sonunda elde edilen gelirin harcanmasına ilişkin bilgileri içeren Yardım Toplama Sonuç Bildirimi (Ek-4) sunulur. Amaca ilişkin harcamalar bu sürede tamamlanamıyorsa, yetkili makamın onayıyla süre uzatılabilir.</p>
<p>Ayrıca 2860 sayılı Kanun&#8217;un 24. maddesi yardım toplama faaliyetlerinin giderlerine ilişkin sınırlar getirmektedir. Banka hesabı veya elektronik sistem kullanılarak gerçekleştirilen yardım toplama faaliyetlerinde gider sınırları, ödeme aracılarının komisyonları ve diğer maliyetlerle birlikte değerlendirilmelidir.</p>
<p>Dernek yöneticileri, kampanya sonucunda toplanan parayı yalnızca derneğin genel hesabına aktarmakla yükümlülüklerinden kurtulmaz. Toplanan yardımın hukuken belirlenen amaç doğrultusunda kullanılması, gerekli hesap ve bildirimlerin yapılması da önemlidir.</p>
<h2>İzinsiz Sosyal Medya Yardım Kampanyasının Yaptırımları</h2>
<p>2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu&#8217;nun 6 ve 29. maddeleri, izinsiz yardım toplama faaliyetleri hakkında idari müdahale ve yaptırımlar öngörmektedir.</p>
<p>Kanunun 29. maddesinin birinci fıkrasında, internet ortamında izinsiz yardım toplanması için diğer izinsiz yardım toplama faaliyetlerinden ayrı bir idari para cezası aralığı düzenlenmiştir. Bu tutarların güncel uygulanmasında ilgili yılın yeniden değerleme hükümleri ve yaptırımın işlendiği tarih esas alınmalıdır.</p>
<p>İzinsiz faaliyetin niteliğine göre yardım toplama faaliyetinin menedilmesi, idari para cezası uygulanması ve internet içeriği bakımından ayrıca tedbir alınması gündeme gelebilir.</p>
<h3>İnternetteki Yardım Çağrısı Kaldırılabilir mi?</h3>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 6. maddesi, izinsiz yardım toplama faaliyetinin internet ortamında gerçekleşmesi durumunda özel bir usul öngörmektedir.</p>
<p>İlgili valilik veya İçişleri Bakanlığı, içerik ya da yer sağlayıcıya yardım toplama faaliyetini içeren içeriğin kaldırılması için bildirimde bulunabilir.</p>
<p>İçeriğin en geç 24 saat içinde çıkarılmaması veya içerik ve yer sağlayıcıya ulaşılmasına ilişkin kanunda belirtilen engellerin bulunması hâlinde, sulh ceza hâkimliğinden ilgili içeriğe erişimin engellenmesi talep edilebilir.</p>
<p>Bu düzenleme, idarenin her durumda tek başına nihai erişim engelleme kararı verebileceği anlamına gelmez. Kanun, sulh ceza hâkimliğine başvurulmasını öngörmektedir.</p>
<h3>2024 Anayasa Mahkemesi İptal Kararı Ne Değiştirdi?</h3>
<p>Anayasa Mahkemesinin 18 Ocak 2024 tarihli, E.2021/28, K.2024/11 sayılı kararıyla 2860 sayılı Kanun&#8217;un 6. maddesindeki erişim engelleme usulünün bir cümlesi iptal edilmiştir.</p>
<p>İptal edilen cümle, hâkimin talebi en geç 24 saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlamasına ve kararın doğrudan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna gönderilmesine ilişkin düzenlemeyi içeriyordu.</p>
<p>Karar, erişimin engellenmesi yolunun bütününü veya izinsiz internet yardım toplama yasağını ortadan kaldırmamıştır. Ayrıca aynı kararla 2860 sayılı Kanun&#8217;un 29. maddesinin bazı fıkraları iptal edilmiş olmakla birlikte internetten izinsiz yardım toplamaya yönelik ilk fıkradaki idari para cezası hükmü bu iptalin kapsamında değildir.</p>
<p>Bu nedenle geçmişteki bir işlem için yaptırım değerlendirmesi yapılırken fiilin tarihi, o tarihte yürürlükte bulunan hükümler ve ilgili iptal kararlarının yürürlük etkisi birlikte ele alınmalıdır.</p>
<h2>Dijital Yardım Kampanyalarında Dernek Yönetiminin Dikkat Etmesi Gerekenler</h2>
<p>Dernek yönetiminin dijital yardım kampanyasını yalnızca sosyal medya veya tanıtım faaliyeti olarak görmemesi gerekir. Özellikle üçüncü kişiler eliyle yürütülen kampanyalar, denetimi güçleştirebilir.</p>
<h3>Dernek Adına Açılan Sahte Kampanya Hesapları</h3>
<p>Derneğin adının, logosunun veya yöneticilerinin görüntülerinin izinsiz kullanılmasıyla açılan sosyal medya hesapları, vatandaşların gerçekte derneğe ait olmayan hesaplara para göndermesine yol açabilir.</p>
<p>Bu nedenle resmî hesapların belirlenmesi, yetkisiz bağış çağrılarının izlenmesi ve kampanyada kullanılacak ödeme bilgilerinin dernek tarafından doğrulanabilir hâle getirilmesi önemlidir.</p>
<h3>Influencer ve Üçüncü Kişilerin Kampanyaya Katılması</h3>
<p>Bir sosyal medya içerik üreticisinin dernek adına yardım çağrısı yapması, kampanyanın hukuki niteliğini değiştirmez. İzin gerektiren bir faaliyette üçüncü kişinin yalnızca tanıtım veya ödeme aracılığı yapması izin zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.</p>
<p>Bu kişilerin hangi sıfatla hareket ettiği, hangi materyalleri yayımlayabileceği ve yardımın hangi hesaba aktarılacağı önceden belirlenmelidir.</p>
<h3>Kişisel Verilerin ve Ödeme Bilgilerinin Korunması</h3>
<p>Bağışçıların isimleri, iletişim bilgileri, ödeme işlemine ilişkin kayıtları ve kampanyanın yararlanıcılarına ait kişisel veriler hukuka uygun şekilde işlenmelidir.</p>
<p>Özellikle hastalık, engellilik veya kişilerin özel hayatına ilişkin bilgiler kullanılarak yardım çağrısı yapılması durumunda, kişisel verilerin korunmasına ilişkin ek yükümlülükler gündeme gelebilir. Yardım toplama izni alınmış olması, kişisel verilerin işlenmesi için bütün hukuki şartların kendiliğinden sağlandığı anlamına gelmez.</p>
<p>Ayrıca yardım toplama faaliyetleri bakımından para hareketlerinin kayıt altında tutulması, işlemlerin gerçek taraflarının tespit edilebilmesi ve ilgili mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerekir. Konunun suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanının önlenmesine ilişkin özel boyutu, <a href="https://www.sarioglusefer.com/derneklerde-aklama-ve-terorun-finansmani-yukumlulukleri/">derneklerde aklama ve terörün finansmanına ilişkin yükümlülükler</a> kapsamında ayrıca değerlendirilir.</p>
<h2>İnternetten Dernek Adına Yardım Toplama Hakkında Sıkça Sorulan Sorular</h2>
<h3>Dernekler Instagram üzerinden bağış toplayabilir mi?</h3>
<p>Evet. Ancak Instagram üzerinden gerçekleştirilen faaliyetin derneğin olağan bağış kabulü mü, yoksa 2860 sayılı Kanun kapsamında organize yardım toplama mı olduğu belirlenmelidir. İzin gerektiren kampanyalar için önceden yetkili makamdan izin alınmalıdır.</p>
<h3>Derneğin IBAN numarasını sosyal medyada paylaşmak yasak mı?</h3>
<p>IBAN paylaşılması her durumda yasak değildir. Bununla birlikte banka hesabının kamuya yönelik bir yardım kampanyasında para toplamak için duyurulması, yardım toplama mevzuatına tabi olabilir. Paylaşımın amacı, içeriği ve niteliği değerlendirilmelidir.</p>
<h3>Derneğin kendi internet sitesindeki bağış butonu için izin gerekir mi?</h3>
<p>Derneğin kendi statüsüne uygun olağan bağış kabulü, 2860 sayılı Kanun&#8217;un 2. maddesi kapsamında yardım toplama rejiminin dışında kalabilir. Ancak bağış butonu belirli bir kamuya açık yardım kampanyasının tahsilat aracı olarak kullanılıyorsa izin zorunluluğu gündeme gelebilir.</p>
<h3>SMS ile yardım toplamak serbest mi?</h3>
<p>SMS, elektronik sistemler üzerinden yürütülen yardım toplama faaliyetlerinde kullanılabilecek yöntemlerden biridir. Faaliyet 2860 sayılı Kanun kapsamında izin gerektiriyorsa, izin alınması ve ilgili SMS numarası bilgilerinin Yönetmelik&#8217;in 7. maddesi kapsamında bildirilmesi gerekir.</p>
<h3>İnternetten izinsiz yardım toplamanın cezası var mı?</h3>
<p>Evet. 2860 sayılı Kanun&#8217;un 29. maddesi internet ortamında izinsiz yardım toplamayı ayrıca idari para cezasına bağlamıştır. Somut yaptırımın belirlenmesinde fiilin tarihi, uygulanabilir güncel tutarlar ve işlemin özellikleri değerlendirilir. Ayrıca internet içeriğine ilişkin müdahaleler de söz konusu olabilir.</p>
<h3>Yardım kampanyası için izin numarası sosyal medya görsellerinde bulunmalı mı?</h3>
<p>Evet. Yardım toplama izni verilenlerin internet ortamı dâhil kampanyada kullandıkları materyaller üzerinde DERBİS yardım toplama izin numarasını göstermeleri gerekir. İzin almadan yardım toplama yetkisi bulunan kuruluşlar bakımından ilgili kararın yılı ve sayısının gösterilmesine ilişkin özel düzenleme uygulanır.</p>
<h3>Dernek adına başka bir kişinin banka hesabında yardım toplanabilir mi?</h3>
<p>Dernek adına yardım kampanyasının bir kişinin şahsi hesabı üzerinden yürütülmesi, hesap sahipliği, yetki, gelirlerin belgelendirilmesi ve yardımın derneğe aktarılması açısından ciddi hukuki sorunlara yol açabilir. Bu nedenle kampanyanın gerçek sahibi ve tahsilat yönteminin izin, banka ve mali kayıt düzeniyle uyumlu olması gerekir. Kişisel hesap kullanımı sırf dernek adına hareket edildiğinin açıklanmasıyla hukuka uygun hâle gelmez.</p>
<h2>Dijital Yardım Kampanyalarında Hukuki Değerlendirme</h2>
<p>İnternet ve sosyal medya üzerinden yardım toplama faaliyetlerinde temel sorun, kullanılan teknolojinin kendisinden çok faaliyetin hukuki niteliği ve izin kapsamıdır. Derneklerin olağan bağış kabul yetkisi korunmakla birlikte, belirli amaçlarla kamuya yönelik organize yardım çağrılarında 2860 sayılı Kanun hükümleri devreye girebilir.</p>
<p>Kampanya başlamadan önce yardım toplama niteliğinin, izin veya muafiyet durumunun, ödeme yöntemlerinin, sorumlu kişilerin ve mali kayıt yükümlülüklerinin birlikte değerlendirilmesi önem taşır. Bu süreçlerde Türkiye genelinde yürütülen <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-avukati/">dernekler hukuku kapsamındaki hukuki danışmanlık ve uyuşmazlık takibi</a>, kampanyaların mevzuata uygun yapılandırılması ve idari işlemlerin hukuki denetimi bakımından söz konusu olabilir.</p>
<p class="article-author">Yazar <a href="https://www.sarioglusefer.com/avukat-fatih-sefer/">Avukat Fatih SEFER</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com/internetten-dernek-adina-yardim-toplama/">İnternetten Dernek Adına Yardım Toplama</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com">SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dernek Yardım Toplama İzni: Şartlar ve İzinsiz Yardımın Cezası</title>
		<link>https://www.sarioglusefer.com/dernek-yardim-toplama-izni/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Fatih Sefer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2026 15:34:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dernekler Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sarioglusefer.com/?p=6134</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dernek yardım toplama izni, 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu kapsamında yürütülecek yardım toplama faaliyetleri için kural olarak önceden alınması gereken idari izindir. Derneklerin belirli bir amaçla kamuoyuna çağrıda bulunarak nakdi veya ayni yardım toplaması, kanunda öngörülen kapsam ve şartlara göre valilik ya da kaymakamlık iznine tabidir. Bunun iki temel istisnası vardır: Derneğin kendi statüsüne uygun ... <a title="Dernek Yardım Toplama İzni: Şartlar ve İzinsiz Yardımın Cezası" class="read-more" href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-yardim-toplama-izni/" aria-label="Dernek Yardım Toplama İzni: Şartlar ve İzinsiz Yardımın Cezası hakkında daha fazlasını okuyun">Devamını oku</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-yardim-toplama-izni/">Dernek Yardım Toplama İzni: Şartlar ve İzinsiz Yardımın Cezası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com">SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dernek yardım toplama izni, 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu kapsamında yürütülecek yardım toplama faaliyetleri için kural olarak önceden alınması gereken idari izindir.</strong> Derneklerin belirli bir amaçla kamuoyuna çağrıda bulunarak nakdi veya ayni yardım toplaması, kanunda öngörülen kapsam ve şartlara göre valilik ya da kaymakamlık iznine tabidir. Bunun iki temel istisnası vardır: Derneğin kendi statüsüne uygun olarak kabul ettiği ve 2860 sayılı Kanun&#8217;un kapsamı dışında kalan bağışlar ile Cumhurbaşkanı tarafından izin almadan yardım toplayabileceği belirlenmiş kuruluşların faaliyetleri. Gerekli izin alınmadan yürütülen yardım toplama faaliyeti durdurulabilir ve sorumlular hakkında idari para cezası uygulanabilir.</p>
<p>İzin yükümlülüğünün belirlenmesinde yalnızca derneğin kamu yararına faaliyet göstermesi veya toplanan paranın hayır amacıyla kullanılacak olması yeterli değildir. Yardımın nasıl istendiği, kampanyanın niteliği, hedef kitlesi, kullanılacak yöntem, faaliyetin süresi ve derneğin hukuki statüsü birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle yardım toplama izni, bağış kabulü, kampanya yürütme ve mali kayıt yükümlülükleri birbirinden ayrılarak incelenmelidir.</p>
<h2>Derneklerin Yardım Toplama İzni Alması Zorunlu mudur?</h2>
<p>2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu&#8217;nun 6. maddesine göre kişiler ve kuruluşlar, kanuni istisnalar dışında, yetkili makamdan izin almadan yardım toplayamaz. Dernekler de bu düzenlemenin kapsamındadır.</p>
<p>Kanunun 3. maddesi; gerçek kişilerin, derneklerin, kurumların, vakıfların ve maddede sayılan diğer kişi ve kuruluşların kamu yararına uygun amaçlarla yardım toplayabileceğini düzenlemektedir. Ancak yardım toplamaya hukuken elverişli bir kuruluş olmak, izin yükümlülüğünden kendiliğinden muafiyet sağlamaz.</p>
<p>Derneğin yardım toplama faaliyeti şu amaçlara yönelik olabilir:</p>
<ul>
<li>Dernek tüzüğünde belirtilen ve kamu yararına uygun amaçların gerçekleştirilmesi.</li>
<li>Muhtaç kişilere ayni veya nakdi yardım sağlanması.</li>
<li>Kamu hizmetlerinden birinin veya birkaçının gerçekleştirilmesi ya da desteklenmesi.</li>
<li>Toplumsal, eğitsel, kültürel veya sosyal nitelikli ve kanuni şartları karşılayan projelere kaynak sağlanması.</li>
</ul>
<p>Yardım toplamanın hukuka uygun bir amaca yönelmesi gerekli olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Faaliyetin ayrıca izin, kapsam, süre, kayıt ve denetim hükümlerine uygun yürütülmesi gerekir. Yardımların isteğe bağlı olması da zorunludur. 2860 sayılı Kanun&#8217;un 4. maddesi uyarınca hiç kimse yardım yapmaya zorlanamaz.</p>
<h2>Hangi Faaliyetler Yardım Toplama Sayılır?</h2>
<p>Yardım Toplama Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik&#8217;in 4. maddesinde yardım toplama; kamu yararı gözetilerek belirli bir amacın gerçekleştirilmesi için, izin alınması veya ilgili bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmesi suretiyle belirli süre ve yerlerde ayni veya nakdi yardım istenmesi esasına dayanan faaliyet olarak tanımlanmaktadır.</p>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 5. maddesinde çeşitli yardım toplama yöntemleri düzenlenmiştir. Bunlar arasında makbuz kullanılması, belirli yerlere yardım kutusu konulması, bankalarda hesap açılması, yardım pulu çıkarılması, eşya piyangosu, kültürel gösteriler, sergiler, spor etkinlikleri, geziler ve eğlenceler ile elektronik sistemler aracılığıyla yardım toplanması bulunmaktadır.</p>
<p>Örneğin derneğin belirli bir proje için kamuoyuna çağrı yapması, hedef yardım tutarı açıklaması ve bu amaçla hesap numarası yayımlaması, işlemin 2860 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesini gerektirebilir. Hesabın dernek adına açılmış olması, tek başına izin zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.</p>
<h3>Bağış kabul etmek ile yardım toplamak aynı şey midir?</h3>
<p>Hayır. 2860 sayılı Kanun&#8217;un 2. maddesinin ikinci fıkrası, derneklere kendi statülerine göre üyeleri veya diğer kişiler tarafından yapılacak bağış ve yardımları ve derneklerin öz kaynaklarından sağladıkları gelirleri Kanun kapsamı dışında bırakmaktadır.</p>
<p>Buna karşılık belirli bir hedef için düzenlenen, kamuoyundan sistematik biçimde katkı istenen ve yardım toplama yöntemleri kullanılan kampanyalar, işlemin gerçek niteliğine göre izin rejimine girebilir.</p>
<p>Bu nedenle bir ödeme açıklamasında &#8220;bağış&#8221; yazması veya derneğin internet sitesinde &#8220;bağış yap&#8221; ifadesinin bulunması tek başına kesin hukuki nitelendirme sağlamaz. Önemli olan işlemin bütün koşullarıdır.</p>
<p>Bu iki faaliyetin hukuki sınırları, <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-bagis/">bağış kabulü ile yardım toplama arasındaki farklar</a> konusunda ayrıca değerlendirilmiştir. Derneğin aidat, bağış, faaliyet geliri ve diğer öz kaynakları ise <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-gelir-kaynaklari/">dernek gelir kaynakları</a> çerçevesinde ele alınmalıdır.</p>
<h2>Hangi Dernekler İzin Almadan Yardım Toplayabilir?</h2>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 6. maddesi, kamu yararına çalışan dernek, kurum ve vakıflardan Cumhurbaşkanı tarafından belirlenip ilan edilenlerin izin almadan yardım toplayabileceğini düzenlemektedir.</p>
<p>Burada üç ayrı hukuki statünün birbirine karıştırılmaması gerekir:</p>
<ol>
<li><strong>Olağan dernek statüsü:</strong> Derneğin hukuka uygun şekilde kurulmuş ve faaliyet gösteriyor olması, izin almadan yardım toplama yetkisi vermez.</li>
<li><strong>Kamu yararına çalışan dernek statüsü:</strong> 5253 sayılı Dernekler Kanunu&#8217;nun 27. maddesi kapsamında kamu yararına çalışan dernek olarak kabul edilmek, tek başına her türlü yardım toplama faaliyetinden muafiyet sağlamaz.</li>
<li><strong>İzin almadan yardım toplayabilme yetkisi:</strong> 2860 sayılı Kanun&#8217;un 6. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmiş ve ilan edilmiş kuruluşlar bakımından özel istisna uygulanır.</li>
</ol>
<p>Bu ayrım nedeniyle bir derneğin kamu yararına çalışan dernekler arasında bulunması ile izin almadan yardım toplayabilecek kuruluşlar arasında bulunması ayrı ayrı kontrol edilmelidir.</p>
<h3>İzin almadan yardım toplayabilen kuruluşlar bildirim yapmak zorunda mıdır?</h3>
<p>Evet. Yardım Toplama Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik&#8217;in 5. maddesi uyarınca, Cumhurbaşkanınca izin almadan yardım toplayabileceği belirlenen kuruluşlar, Yönetmelik kapsamındaki faaliyetlerinin sonunda yetkili makama Yardım Toplama Sonuç Bildirimi (Ek-4) verir.</p>
<p>Yardım toplama faaliyeti birden fazla takvim yılına yayılıyorsa bildirim her takvim yılı sonunda yapılır.</p>
<p>Dolayısıyla izin muafiyeti, mali kayıt, sonuç bildirimi, sorumluluk ve denetim yükümlülüklerinden tamamen muafiyet anlamına gelmez.</p>
<h2>Dernek Yardım Toplama İzni Hangi Makamdan Alınır?</h2>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 7. maddesine göre izin vermeye yetkili makam, yardım toplama faaliyetinin gerçekleştirileceği coğrafi alana göre belirlenir.</p>
<table>
<thead>
<tr>
<th scope="col">Yardım toplama faaliyetinin kapsamı</th>
<th scope="col">Yetkili makam</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>Tek bir ilçenin sınırları içerisinde</td>
<td>İlçe kaymakamlığı</td>
</tr>
<tr>
<td>Aynı ilin birden fazla ilçesinde</td>
<td>İl valiliği</td>
</tr>
<tr>
<td>Birden fazla ilde</td>
<td>Başvuran kişi veya kuruluşun yerleşim yerinin bulunduğu ilin valiliği</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Birden fazla ili kapsayan faaliyetlerde izni veren valilik, ilgili valiliklere ve İçişleri Bakanlığına bilgi verir. İlgili işlemler sivil toplumla ilişkiler birimleri aracılığıyla yürütülür.</p>
<p>Örneğin merkezi İstanbul&#8217;da bulunan bir dernek yalnız Bakırköy ilçesinde yardım toplayacaksa ilgili kaymakamlık yetkilidir. Faaliyet İstanbul&#8217;un farklı ilçelerinde yürütülecekse valilik yetkili olur. Kampanya Türkiye genelini kapsıyorsa başvuru, derneğin yerleşim yerinin bulunduğu ilin valiliğine yapılır.</p>
<p>İzin makamı belirlenirken yalnız dernek merkezinin bulunduğu yere değil, yardım toplama faaliyetinin gerçek coğrafi kapsamına bakılmalıdır.</p>
<h2>Dernek Yardım Toplama İzni Nasıl Alınır?</h2>
<p>Yardım toplama izni başvurusu, 2860 sayılı Kanun&#8217;un 8 ve 9. maddeleri ile Yardım Toplama Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik&#8217;in 6 ve 7. maddeleri kapsamında yürütülür.</p>
<h3>1. Yardım toplama amacı ve hedef tutar belirlenir</h3>
<p>Başvurudan önce yardım toplanacak amaç açık biçimde ortaya konulmalıdır. Amacın hukuka, dernek tüzüğüne ve kamu yararına uygun olması gerekir.</p>
<p>Toplanması hedeflenen miktar, mümkün olduğunca somut maliyet hesaplarına dayanmalıdır. Örneğin bir eğitim projesi için yardım toplanacaksa projenin içeriği, bütçesi, hedef kitlesi ve gerekli harcamalar gösterilmelidir.</p>
<p>Kanunun 9. maddesine göre yetkili makam; faaliyetin önemini, yardım toplayacak kişilerin yeterliliklerini, hizmetin amaca ve kamu yararına uygunluğunu ve faaliyetin başarıya ulaşma ihtimalini değerlendirir.</p>
<h3>2. Yardım Toplama Başvuru Formu hazırlanır</h3>
<p>Yönetmeliğin 10 Kasım 2021 tarihinde değiştirilen 6. maddesi uyarınca başvurularda Yardım Toplama Başvuru Formu (Ek-1) kullanılır.</p>
<p>Başvuru kapsamında özellikle şu bilgiler sunulur:</p>
<ul>
<li>Yardım toplanmasının amacı ve hedeflenen miktar.</li>
<li>Faaliyetin yürütüleceği il ve ilçeler.</li>
<li>Kullanılacak yardım toplama yöntemleri.</li>
<li>Yardım toplama faaliyetinde görev alacak kişi sayısı.</li>
<li>Kullanılması planlanan makbuz miktarı.</li>
<li>Toplanacak miktarı gerekçelendiren keşif özeti, rapor veya benzeri belgeler.</li>
<li>Derneğin yönetim organlarında görev alan kişilerin kimlik ve adres bilgileri.</li>
<li>Yardım toplama faaliyetinde görevlendirilecek kişilerin kimlik ve adres bilgileri.</li>
<li>Gerektiğinde kamu görevlilerinin çalıştırılmasına ilişkin izin belgeleri.</li>
</ul>
<p>İzin vermeye yetkili makam, inceleme için gerekli gördüğü ilave bilgi ve belgelerin tamamlanmasını isteyebilir.</p>
<p>Yardım toplama öğrenim kurumu yararına veya kurum içinde gerçekleştirilecekse, 2860 sayılı Kanun&#8217;un 8. maddesi gereğince kurum sorumlusunun yazılı izninin başvuruya eklenmesi gerekir.</p>
<h3>3. Derneğin yetkili organı gerekli kararları alır</h3>
<p>Dernek adına yürütülecek yardım toplama faaliyetinin, derneğin tüzüğüne ve organlarının yetki dağılımına uygun şekilde kararlaştırılması gerekir.</p>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 11. maddesi gereğince tüzel kişilerin yardım toplama faaliyetlerindeki sorumlu kurulu, yönetim organlarıdır. Dernek açısından yönetim kurulunun faaliyet üzerinde hukuki ve mali sorumluluğu bulunmaktadır.</p>
<p>Başvuruda temsil yetkisinin açık biçimde gösterilmesi, kampanyanın kapsamı ile görevlendirilecek kişilerin belirlenmesi ve dernek karar defterindeki kayıtların birbirleriyle uyumlu olması önemlidir.</p>
<h3>4. Başvuru yetkili valilik veya kaymakamlığa sunulur</h3>
<p>Başvuru, faaliyet alanına göre belirlenen yetkili makama yapılır. Başvuru ve ekleri ilgili sivil toplumla ilişkiler biriminde incelenir. Eksik bilgi ve belgeler varsa bunların tamamlanması istenir.</p>
<p>İnceleme sonucunda düzenlenen rapor, izin vermeye yetkili makama sunulur. Başvuruya ilişkin değerlendirme idarenin kanunla belirlenen yetki sınırları içinde yapılır.</p>
<h3>5. Başvurunun sonucu beklenir</h3>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 9. maddesine göre başvurunun sonucu en geç iki ay içinde ilgililere bildirilir.</p>
<p><strong>Başvuru yapılmış olması, yardım toplamaya başlama yetkisi vermez.</strong> İzin alınması gereken faaliyetlerde olumlu karar bulunmadan kampanyaya başlanması, sonradan izin alınması ihtimali bulunsa dahi hukuki risk doğurur.</p>
<p>İdarenin belirtilen sürede karar vermemesi durumunda da otomatik izin doğduğu kabul edilemez. Böyle bir uyuşmazlıkta idarenin sessizliğine karşı kullanılabilecek başvuru ve dava yolları, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<h2>Yardım Toplama İzni Ne Kadar Süreyle Verilir?</h2>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 10. maddesine göre yardım toplama süresi izin veren makam tarafından belirlenir. İlk izin için öngörülen süre bir yılı geçemez.</p>
<p>Bununla birlikte, haklı sebeplerin bulunması durumunda faaliyetin süresi izin veren makam tarafından uzatılabilir.</p>
<p>Bu konuda önemli bir Anayasa Mahkemesi kararı bulunmaktadır.</p>
<h3>Anayasa Mahkemesinin 2024 tarihli süre uzatımı kararı</h3>
<p>Anayasa Mahkemesi, 27 Haziran 2024 tarihli ve E.2023/181, K.2024/128 sayılı kararıyla 2860 sayılı Kanun&#8217;un 10. maddesindeki süre uzatımını ayrıca bir yılla sınırlayan ibareyi iptal etmiştir. Karar, 9 Aralık 2024 tarihli Resmî Gazete&#8217;de yayımlanmıştır.</p>
<p>Bu iptal sonucunda ilk izin bakımından bir yıllık üst sınır korunurken, haklı sebeplerle yapılacak uzatımlarda eski düzenlemedeki kategorik ek bir yıllık sınırlama artık uygulanamaz.</p>
<p>Ancak bu durum derneklerin yardım toplama faaliyetini sınırsız biçimde devam ettirebileceği anlamına gelmez. Her uzatma talebinin gerekçelendirilmesi ve yetkili makam tarafından değerlendirilmesi gerekir.</p>
<p>Örneğin ağır bir hastalığın tedavisi için yardım toplanan bir kampanyada hedef tutara ulaşılamaması, tedavi giderlerinin devam etmesi veya olayın gerektirdiği başka haklı sebeplerin bulunması, somut belgelerle birlikte süre uzatımı değerlendirmesine konu olabilir.</p>
<p>İzin süresi sona ermişse, uzatma hakkında olumlu karar bulunmaksızın yardım toplamaya devam edilmemelidir.</p>
<h2>Yardım Toplama İzninin Kapsamı Dışına Çıkılabilir mi?</h2>
<p>Yardım toplama izni belirli bir faaliyet için verilir. İzin kapsamındaki amaç, süre, yer ve yardım toplama yöntemleri hukuki önem taşır.</p>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 29. maddesi, izin verilen yardım toplama şekli dışında başka yöntemlerle veya izin verilen yer dışında yardım toplanmasını ayrıca yaptırıma bağlamaktadır. Bu fiiller bakımından kanunda öngörülen uyarı ve faaliyetin sonlandırılmaması şartları da dikkate alınmalıdır.</p>
<p>Bu nedenle bir derneğin belirli bir ilçede makbuzla yardım toplama izni almış olması, aynı izne dayanarak başka illerde, internet üzerinden veya yeni bir yöntem kullanarak sınırsız biçimde yardım toplayabileceği anlamına gelmez.</p>
<p>Faaliyet genişletilecekse veya yardım toplama yöntemi değiştirilecekse, öncelikle izin kapsamının değiştirilmesi ya da gerekli yeni iznin alınması değerlendirilmelidir.</p>
<h2>Yardım Toplama Faaliyetinde Kimler Görev Alabilir?</h2>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 11. maddesine göre gerçek kişiler tarafından yürütülecek faaliyetlerde en az üç kişiden oluşan sorumlu kurul kurulmalıdır. Tüzel kişiler bakımından ise sorumlu kurul, yönetim organlarından oluşur.</p>
<p>Sorumlu kurulda görev alan kişilerde meydana gelen değişikliklerin, izin veren makama on gün içinde bildirilmesi gerekir.</p>
<p>Kanunun 15. maddesi uyarınca yardım toplama faaliyetinde görev alacak kişilere, faaliyet konusu ve süresini gösteren fotoğraflı kimlik belgesi verilir. Faaliyet sona erdiğinde bu belgeler izin veren makama iade edilir.</p>
<h3>Dernek gelir toplama yetki belgesi yardım toplama izni yerine geçer mi?</h3>
<p>Hayır. 5253 sayılı Dernekler Kanunu&#8217;nun 11. maddesi kapsamında dernek gelirlerinin toplanması için düzenlenen yetki belgesi ile 2860 sayılı Kanun kapsamındaki yardım toplama izni farklı hukuki işlemlerdir.</p>
<p>Bir kişinin dernek adına gelir tahsil etmeye yetkili olması, derneğin izin alınması gereken bir yardım kampanyasını izinsiz yürütmesine imkan vermez.</p>
<p>Bu ayrım <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-gelir-toplama-yetki-belgesi/">dernek gelir toplama yetki belgesi</a> konusunda ayrıca açıklanmıştır.</p>
<h3>Kamu görevlileri yardım toplama faaliyetinde çalışabilir mi?</h3>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 13. maddesi uyarınca kamu görevlileri, vali veya kaymakamdan izin almadan yardım toplama faaliyetlerinde çalışamaz. İzin verilen kamu görevlilerine bu görevleri nedeniyle ücret ödenemez; kanunda belirtilen özel istisnalar saklıdır.</p>
<p>Ayrıca Kanunun aynı maddesinde belirtilen askerî personel, hâkim ve savcılar ile güvenlik ve özel kolluk görevlilerinin yardım toplama faaliyetlerinde çalışmasına ilişkin yasaklar dikkate alınmalıdır.</p>
<h2>Toplanan Yardımların Kaydı, Kullanılması ve Denetimi</h2>
<p>Yardım toplama izni, yalnızca para veya eşya toplanmasına ilişkin bir yetki değildir. Toplanan kaynakların korunması, belgelenmesi, amacına uygun kullanılması ve kesin hesabının çıkarılması da izin rejiminin parçalarıdır.</p>
<h3>Makbuz, banka kayıtları ve diğer belgeler</h3>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 5. maddesi ve ilgili Yönetmelik uyarınca, kullanılan yardım toplama yöntemine uygun belgelendirme yapılması gerekir.</p>
<p>Yardım toplama faaliyetinin gelir ve giderlerinin izlenebilir olması, banka hareketleri ile makbuz kayıtlarının örtüşmesi ve toplanan kaynakların hangi amaçla kullanıldığının gösterilebilmesi önem taşır.</p>
<p>İlgili Yönetmelik, derneklerin yardım toplama faaliyetinde kullandıkları makbuzların dernek gelir makbuzlarından ayrı bastırılmasını öngörmektedir. Bu sebeple olağan dernek gelirlerine ilişkin belgeler ile özel yardım toplama kampanyasının belgeleri birbirine karıştırılmamalıdır.</p>
<p>Derneklerin genel mali kayıt yükümlülükleri bakımından <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-alindi-belgesi/">dernek alındı belgeleri</a> hakkındaki kurallar da ayrıca dikkate alınmalıdır.</p>
<h3>Yardım toplama giderlerinde hangi sınırlar uygulanır?</h3>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 24. maddesi yardım toplama giderleri bakımından iki farklı üst oran belirlemektedir:</p>
<table>
<thead>
<tr>
<th scope="col">Yardım toplama yöntemi</th>
<th scope="col">Gider üst sınırı</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>Makbuz, yardım kutusu, banka hesabı, yardım pulu ve elektronik sistemler üzerinden yardım toplama</td>
<td>Brüt gelirin %10&#8217;u</td>
</tr>
<tr>
<td>Eşya piyangosu, kültürel gösteriler, sergiler, spor gösterileri, geziler ve eğlenceler aracılığıyla yardım toplama</td>
<td>Brüt gelirin %40&#8217;ı</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kanunda öngörülen oranların aşılması durumunda, haklı nedenler bulunmadıkça aradaki fark sorumlu kurul üyelerine ödettirilebilir.</p>
<p>Bu sınırlar yardım toplama faaliyetinin giderleriyle ilgilidir. Derneğin bütün faaliyet bütçesine otomatik olarak uygulanacak genel gider oranları şeklinde yorumlanmamalıdır.</p>
<h3>Yardım toplama faaliyetinin kesin hesabı ne zaman verilir?</h3>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 17. maddesi uyarınca sorumlu kurul, yardım toplama süresinin bitiminden itibaren on gün içinde toplanan yardımın kesin hesabını çıkarmak ve bir örneğini izin veren makama sunmak zorundadır.</p>
<p>Zorunlu hallerde bu süre, izin veren makam tarafından otuz güne kadar uzatılabilir.</p>
<p>Faaliyet sonunda brüt gelir, yapılan giderler ve net gelir belirlenmeli; gelirlerin amaca uygun kullanılıp kullanılmadığı denetim sırasında açıklanabilmelidir.</p>
<h3>Yardım hedefe ulaşmazsa veya para artarsa ne olur?</h3>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 25. maddesine göre toplanan yardımların amacı gerçekleştirecek miktara ulaşmaması veya amacın gerçekleştirilmesinden sonra yardım artması halinde, bu kaynakların aynı veya benzer amacı gerçekleştirebilecek kuruluşlara devrettirilmesi söz konusu olabilir.</p>
<p>Devir işlemi izin veren makamın kanuni yetkileri kapsamında yürütülür. Toplanan paranın derneğin genel bütçesine aktarılması, başka bir kampanyaya yönlendirilmesi veya farklı amaçla harcanması her durumda serbest değildir.</p>
<p>Özellikle tedavi, afet, eğitim veya belirli kişiler lehine düzenlenen kampanyalarda yardımın özgülendiği amaç ve bağışçıların iradesi de hukuki değerlendirmede önem taşır.</p>
<h2>İzinsiz Yardım Toplamanın Cezası Nedir?</h2>
<p><strong>2860 sayılı Kanun&#8217;un 29. maddesi, izin alınması gereken faaliyetlerin izinsiz yürütülmesi halinde idari para cezası öngörmektedir.</strong> İnternet ortamında izinsiz yardım toplama için ayrıca düzenlenmiş daha yüksek kanuni ceza aralığı bulunmaktadır.</p>
<p>Kanunda farklı fiiller için ayrı yaptırım hükümleri bulunduğundan her aykırılık aynı şekilde cezalandırılamaz.</p>
<table>
<thead>
<tr>
<th scope="col">Aykırılık</th>
<th scope="col">2860 sayılı Kanun m.29&#8217;daki temel tutar</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>İzinsiz yardım toplama</td>
<td>5.000–100.000 TL</td>
</tr>
<tr>
<td>İnternet ortamında izinsiz yardım toplama</td>
<td>10.000–200.000 TL</td>
</tr>
<tr>
<td>İzinsiz yardım toplama faaliyetine yer veya imkân sağlayanların uyarıya rağmen faaliyeti sonlandırmaması</td>
<td>5.000 TL</td>
</tr>
<tr>
<td>İzin verilen yöntem dışında yardım toplama ve uyarıya rağmen faaliyeti sürdürme</td>
<td>5.000–20.000 TL</td>
</tr>
<tr>
<td>İzin verilen yer dışında yardım toplama ve uyarıya rağmen faaliyeti sürdürme</td>
<td>5.000–20.000 TL</td>
</tr>
<tr>
<td>Kanunun diğer hükümlerine aykırılık nedeniyle uygulanan genel yaptırım</td>
<td>1.000 TL</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>2026 yılı tutarlarına ilişkin önemli açıklama:</strong> Yukarıdaki rakamlar, 2860 sayılı Kanun&#8217;un 29. maddesinde yazılı temel ceza tutarlarıdır; 2026 yılında doğrudan uygulanacak güncel tutarlar değildir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu&#8217;nun 17/7. maddesi uyarınca maktu idari para cezaları ve ilgili alt-üst sınırlar yeniden değerleme esasına göre güncellenir. 2026 yılında uygulanacak cezanın belirlenmesinde o yıl için ilan edilmiş güncel tutarlar esas alınmalıdır.</p>
<p>Ayrıca alt ve üst sınır arasında ceza belirlenirken Kabahatler Kanunu&#8217;nun 17/2. maddesi uyarınca fiilin haksızlık içeriği, failin kusuru ve ekonomik durumu değerlendirilmelidir. İdare, kanunun öngördüğü sınırlar ve ölçülülük ilkesi dışında keyfî biçimde ceza belirleyemez.</p>
<h3>İzinsiz yardım toplama faaliyeti durdurulabilir mi?</h3>
<p>Evet. 2860 sayılı Kanun&#8217;un 6. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca izin alınmadan girişilen yardım toplama faaliyetleri güvenlik kuvvetlerince derhal menedilir.</p>
<p>Faaliyetin durdurulması ile idari para cezası birbirinden farklı sonuçlardır. Kanuni şartlar oluştuğunda bunların birlikte gündeme gelmesi mümkündür.</p>
<p>Ancak yardım toplama faaliyetinin durdurulması, derneğin tüzel kişiliğinin sona ermesi veya bütün faaliyetlerinin kendiliğinden yasaklanması anlamına gelmez.</p>
<h3>İzinsiz yardım toplama doğrudan hapis cezası gerektirir mi?</h3>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 29. maddesindeki izinsiz yardım toplama yaptırımı, kural olarak idari para cezası niteliğindedir. Dolayısıyla izinsiz yardım toplandığının tespit edilmesi, tek başına otomatik hapis cezası verilmesi sonucunu doğurmaz.</p>
<p>Bununla birlikte fiil aynı zamanda dolandırıcılık, belgede sahtecilik veya başka bir suç oluşturuyorsa ilgili ceza kanunu hükümleri ayrıca uygulanabilir.</p>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 28. maddesi, yardım toplama faaliyetinden elde edilen mal ve paraların zimmete geçirilmesi bakımından özel bir düzenleme içermektedir. Bu hükümde, kamu görevlisi olup olmadığına bakılmaksızın, ilgili kişinin Türk Ceza Kanunu&#8217;nun zimmet suçuna ilişkin hükümlerine göre cezalandırılacağı belirtilmiştir.</p>
<p>Bu nedenle <strong>izinsiz kampanya yürütmek</strong> ile <strong>toplanan yardımın zimmete geçirilmesi</strong> aynı fiil olarak değerlendirilmemelidir.</p>
<h2>İzinsiz Toplanan Paralara El Konulabilir mi?</h2>
<p>Bu konuda 2024 tarihli Anayasa Mahkemesi kararının dikkate alınması zorunludur.</p>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 29. maddesinin sekizinci fıkrasında daha önce, kanuna aykırı olarak izinsiz toplanan mal ve paralara el konularak mülkiyetlerinin kamuya geçirilmesi öngörülmekteydi.</p>
<p>Anayasa Mahkemesinin 18 Ocak 2024 tarihli ve E.2021/28, K.2024/11 sayılı kararıyla bu fıkra iptal edilmiştir. Karar 3 Nisan 2024 tarihli Resmî Gazete&#8217;de yayımlanmış, iptal hükmünün yürürlüğe girmesi dokuz ay ertelenmiştir.</p>
<p>Bu nedenle 2026 yılı itibarıyla iptal edilen sekizinci fıkraya dayanılarak izinsiz toplanan mal ve paraların mülkiyetinin doğrudan kamuya geçirilmesine karar verilemez.</p>
<p>Ancak bu iptal, her türlü el koyma veya hesap üzerinde tedbir uygulanmasının koşulsuz biçimde yasaklandığı anlamına da gelmez. Başka bir kanunda öngörülen açık yetki, somut işlemin niteliği, yetkili merci ve gerekli yargısal güvenceler ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<p>Özellikle idari para cezası, banka hesabına bloke konulması, ceza soruşturması kapsamında el koyma ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi birbirinden farklı işlemlerdir. Her biri bakımından ayrı kanuni dayanak ve başvuru yolu aranmalıdır.</p>
<h2>İnternetten İzinsiz Yardım Toplama Halinde Ne Olur?</h2>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 5 ve 29. maddeleri elektronik sistemler üzerinden yardım toplanmasını da kapsamaktadır. İnternet ortamında yürütülen bir yardım kampanyası için gerekli izin bulunmuyorsa, faaliyet hakkında idari yaptırım uygulanması söz konusu olabilir.</p>
<p>Kanunun 6. maddesine 2020 yılında eklenen üçüncü fıkra, izinsiz internet yardım toplama içerikleri yönünden ayrıca içerik çıkarma ve erişimin engellenmesi sürecini düzenlemektedir.</p>
<p>Buna göre, izinsiz yardım toplama faaliyetinin internet ortamında tespit edilmesi üzerine ilgili valilik veya İçişleri Bakanlığı tarafından içerik veya yer sağlayıcıya bildirim yapılabilir. İçeriğin yirmi dört saat içinde çıkarılmaması yahut kanunda belirtilen diğer koşulların oluşması halinde, erişimin engellenmesi kararı verilmesi için sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesinin E.2021/28, K.2024/11 sayılı kararı, bu fıkranın hâkimin talebi yirmi dört saat içinde duruşmasız karara bağlamasına ve kararı doğrudan BTK&#8217;ya göndermesine ilişkin eski üçüncü cümlesini iptal etmiştir. Bu sebeple eski usulün tamamı halen yürürlükteymiş gibi uygulanamaz.</p>
<p>İnternet sitesi, sosyal medya, çevrim içi bağış bağlantıları ve elektronik ödeme sistemlerinin özel hukuki sınırları, <a href="https://www.sarioglusefer.com/internetten-dernek-adina-yardim-toplama/">internet ve sosyal medyadan dernek adına yardım toplama</a> kapsamında ayrıca ele alınmaktadır.</p>
<h2>İzinsiz Yardım Toplama Cezasına Nasıl İtiraz Edilir?</h2>
<p>İdari para cezası ile yardım toplama izin talebinin reddi farklı hukuki işlemlerdir. Bu nedenle uygulanacak kanun yolu, görevli yargı mercii ve süre ayrı ayrı belirlenmelidir.</p>
<h3>İdari para cezasına karşı başvuru</h3>
<p>5326 sayılı Kabahatler Kanunu&#8217;nun 27. maddesi uyarınca idari para cezasına karşı, özel kanuni düzenlemeler ve aynı işlem kapsamında idari yargının görev alanına giren başka bir kararın bulunmasına ilişkin istisnalar saklı kalmak üzere, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren <strong>15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine</strong> başvurulabilir.</p>
<p>Başvuruda özellikle şu hususlar değerlendirilmelidir:</p>
<ul>
<li>Faaliyetin gerçekten 2860 sayılı Kanun kapsamında yardım toplama niteliğinde olup olmadığı.</li>
<li>Derneğin kendi statüsüne göre kabul ettiği bağışların yanlış biçimde yardım toplama sayılıp sayılmadığı.</li>
<li>Kanuni izin veya muafiyetin bulunup bulunmadığı.</li>
<li>İdarenin fiili yeterli delille tespit edip etmediği.</li>
<li>İdari yaptırımın yetkili makam tarafından uygulanıp uygulanmadığı.</li>
<li>Uyarının kanuni şart olduğu fiillerde bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediği.</li>
<li>Ceza miktarının ilgili yıl için geçerli tutarlar ve ölçülülük ilkesiyle uyumlu olup olmadığı.</li>
<li>Usulüne uygun tebligat yapılıp yapılmadığı.</li>
</ul>
<p>İtiraz sırasında kampanya kararları, izin belgeleri, banka hareketleri, makbuzlar, bağış açıklamaları, internet paylaşımları ve idarenin tespit tutanakları delil olarak önem taşıyabilir.</p>
<p>Kabahatler Kanunu&#8217;nun 17. maddesinde öngörülen süresinde ödeme indirimi ile yaptırıma karşı kanun yoluna başvuru hakkı ayrı konulardır. Ödeme yapılması, tek başına kanun yoluna başvurma hakkını ortadan kaldırmaz.</p>
<h3>Yardım toplama izni reddedilirse hangi dava açılır?</h3>
<p>Valilik veya kaymakamlık tarafından verilen yardım toplama izni talebinin reddine ilişkin karar, kural olarak idari işlem niteliğindedir. Hukuka aykırı olduğu ileri sürülen ret işlemine karşı idare mahkemesinde iptal davası açılması mümkündür.</p>
<p>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu&#8217;nun 7. maddesi uyarınca özel kanunda ayrı süre bulunmayan idari davalarda genel dava açma süresi altmış gündür. Süre, kural olarak yazılı bildirimi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.</p>
<p>İdarenin hiç cevap vermemesi durumunda, İYUK m.10 ve varsa özel hükümlerin uygulanma ilişkisi ayrıca değerlendirilmelidir. Başvuru üzerine idarenin iki ay içinde sonuç bildirme yükümlülüğü bulunması, başvurunun kendiliğinden olumlu sonuçlandığı anlamına gelmez.</p>
<p>İptal davası açılması da kural olarak işlemin yürütmesini kendiliğinden durdurmaz. İYUK m.27&#8217;deki şartlar gerçekleşiyorsa yürütmenin durdurulması talep edilebilir.</p>
<h3>Banka hesaplarına bloke konulması halinde görevli mahkeme hangisidir?</h3>
<p>Uyuşmazlığın niteliği bu noktada özellikle önemlidir.</p>
<p>Uyuşmazlık Mahkemesinin 7 Ekim 2024 tarihli, E.2024/357, K.2024/321 sayılı kararında, 2860 sayılı Kanun uyarınca verilmiş mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararına karşı başvurunun adli yargının görev alanında olduğu değerlendirilmiştir. Bu kararın konusu ve işlem tarihi, daha sonra yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi iptal kararının etkileriyle birlikte okunmalıdır.</p>
<p>Danıştay 10. Dairesinin 4 Kasım 2025 tarihli, E.2025/34, K.2025/4954 sayılı kararında ise idarenin banka hesaplarına bloke konulması yönündeki yazışmaları ile bu işlemlere yapılan itirazın zımnen reddi, bağımsız idari işlem niteliği bakımından değerlendirilmiş ve somut uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğu kabul edilmiştir.</p>
<p>Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde, hesap üzerindeki bloke işleminin dayanağı, işlemin doğrudan bir idari yaptırım olup olmadığı ve hangi hukuki talebin ileri sürüldüğü belirlenmeden görevli mahkeme hakkında kesin bir değerlendirme yapılmamalıdır.</p>
<p>İzin başvuruları, idari yaptırımlar ve bunlardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda hukuki destek, <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-avukati/">dernekler hukuku alanında avukatlık hizmeti</a> kapsamında Türkiye genelinde değerlendirilebilecek konular arasındadır.</p>
<h2>Yardım Toplama İzni İçin Örnek Hukuki Değerlendirme</h2>
<p><strong>Örnek olay:</strong> Merkezi Ankara&#8217;da bulunan bir dernek, Türkiye genelinde depremden etkilenen ailelerin barınma ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla 3 milyon TL hedefli bir yardım kampanyası düzenlemek istemektedir.</p>
<p>Dernek, kampanyayı internet sitesi, banka hesabı ve yardım kutuları aracılığıyla yürütmeyi planlamaktadır.</p>
<p>Bu durumda öncelikle faaliyetin derneğin kendi statüsüne uygun olağan bağış kabulü niteliğinde mi, yoksa 2860 sayılı Kanun kapsamında izin gerektiren yardım toplama faaliyeti mi olduğu incelenmelidir.</p>
<p>Kampanya belirli bir hedef tutara, belirli bir amaca ve kamuoyundan sistematik biçimde yardım istemeye dayanıyorsa izin yükümlülüğü gündeme gelir.</p>
<p>Dernek, Cumhurbaşkanınca izin almadan yardım toplayabilecek kuruluşlardan biri değilse ve faaliyet izin gerektiriyorsa, kampanya birden fazla ili kapsadığı için başvurunun derneğin yerleşim yerindeki Ankara Valiliğine yapılması gerekir.</p>
<p>Başvuruda hedef tutarın gerekçesi, faaliyet yöntemleri, görevli kişiler, kampanya kapsamı ve gerekli destekleyici belgeler sunulur. İzin verilirse faaliyetin izin kararındaki yer, süre, amaç ve yöntem sınırları içinde yürütülmesi gerekir.</p>
<p>Derneğin yalnız banka hesabı açması veya toplanan parayı depremzedelere ulaştırmayı amaçlaması, izin alınması gereken bir kampanya bakımından izin şartını ortadan kaldırmaz.</p>
<h2>Yardım Toplama İzni Hakkında Sıkça Sorulan Sorular</h2>
<h3>Her dernek yardım toplama izni alabilir mi?</h3>
<p>Dernekler 2860 sayılı Kanun&#8217;un 3. maddesinde yardım toplayabilecek kuruluşlar arasında sayılmıştır. Ancak başvurunun kabul edilmesi otomatik değildir. Amaç, kamu yararı, başvuranların yeterliliği ve faaliyetin somut özellikleri değerlendirilir.</p>
<h3>Kamu yararına çalışan dernekler izinsiz yardım toplayabilir mi?</h3>
<p>Yalnız kamu yararına çalışan dernek statüsüne sahip olmak yeterli değildir. 2860 sayılı Kanun&#8217;un 6. maddesi uyarınca izin almadan yardım toplama yetkisi bulunan kuruluşların ayrıca Cumhurbaşkanınca belirlenip ilan edilmiş olması gerekir.</p>
<h3>Dernek banka hesabına gelen her bağış için yardım toplama izni gerekir mi?</h3>
<p>Hayır. Derneğin kendi statüsüne uygun olarak üyelerinden veya diğer kişilerden kabul ettiği bağış ve yardımlar, 2860 sayılı Kanun&#8217;un 2. maddesinde belirtilen koşullarla Kanun kapsamı dışındadır. Ancak kamuoyuna yönelik organize bir yardım kampanyası yürütülüyorsa işlem ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<h3>Yardım toplama izni olmadan sosyal medya üzerinden hesap numarası paylaşılabilir mi?</h3>
<p>Hesap numarası paylaşımının hukuki niteliği, paylaşımın amacı ve içeriğine göre belirlenir. Belirli bir proje için kamuoyuna sistematik yardım çağrısı yapılıyorsa izin gerektiren yardım toplama faaliyeti söz konusu olabilir. Paylaşımın sosyal medya üzerinden yapılması izin yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.</p>
<h3>Yardım toplama izni kaç günde çıkar?</h3>
<p>2860 sayılı Kanun&#8217;un 9. maddesi uyarınca başvurunun sonucunun en geç iki ay içinde ilgililere bildirilmesi gerekir. Bu süre bütün başvuruların mutlaka olumlu sonuçlanacağı anlamına gelmez. Başvurudaki eksiklikler ve inceleme süreci ayrıca önem taşır.</p>
<h3>Yardım toplama izin süresi dolarsa kampanya devam edebilir mi?</h3>
<p>Sürenin dolmasından önce haklı sebeplerle uzatma talep edilebilir. 2024 tarihli Anayasa Mahkemesi kararından sonra uzatma bakımından eski ek bir yıllık kategorik sınır uygulanmaz. Bununla birlikte izin süresinin kendiliğinden uzadığı kabul edilemez; yetkili makamın kararı gerekir.</p>
<h3>İzinsiz yardım toplama nedeniyle verilen cezayı dernek mi, yönetici mi öder?</h3>
<p>Yaptırımın muhatabı; ihlalin niteliğine, ilgili kanuni düzenlemeye, idari yaptırım kararında gösterilen kişiye ve fiilin kimin tarafından işlendiğine göre belirlenir. Dernek tüzel kişiliği ile yöneticilerin kişisel sorumlulukları birbirine karıştırılmamalıdır. Yöneticilerin yalnız görev unvanları nedeniyle bütün idari yaptırımlardan otomatik ve şahsen sorumlu oldukları kabul edilemez.</p>
<h3>İzinsiz yardım toplama cezası derneğin kapatılmasına yol açar mı?</h3>
<p>2860 sayılı Kanun kapsamında izinsiz yardım toplama nedeniyle idari para cezası uygulanması, tek başına dernek tüzel kişiliğinin sona ermesi sonucunu doğurmaz. Derneğin feshi ve diğer ağır hukuki sonuçlar, ancak bunlara ilişkin ayrı kanuni şartların gerçekleşmesi halinde gündeme gelebilir.</p>
<h2>Yardım Toplama Faaliyetlerinde Hukuki Uygunluk Nasıl Sağlanır?</h2>
<p>Derneklerin yardım toplama faaliyetlerinde hukuki uygunluk, yalnızca başvuru formunun hazırlanmasıyla sağlanamaz. Kampanyanın başlangıcından kesin hesabın verilmesine kadar bütün işlemlerin 2860 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik hükümleriyle uyumlu olması gerekir.</p>
<p>Bu kapsamda öncelikle faaliyetin olağan bağış kabulü mü yoksa izin gerektiren yardım toplama mı olduğu belirlenmeli; izin gerekiyorsa yetkili makam doğru tespit edilmeli ve faaliyet izinde belirtilen sınırlar içinde yürütülmelidir.</p>
<p>Kampanya süresince toplanan yardımların belgelenmesi, gelir ve giderlerin ayrıştırılması, yardım amacının korunması ve sürenin bitiminde kesin hesabın hazırlanması gerekir. Yardım toplama süresinin uzatılması, izin kapsamının değiştirilmesi veya idari yaptırım uygulanması durumunda ise her işlemin kendine özgü hukuki şartları değerlendirilmelidir.</p>
<p>Özellikle 2024 tarihli Anayasa Mahkemesi kararları nedeniyle yardım toplama süresi, denetim yetkileri ve toplanan malvarlığına ilişkin yaptırımlar yönünden eski mevzuat açıklamalarına dayanılmamalıdır. Uygulanacak hüküm belirlenirken işlem tarihi, kanun değişiklikleri, iptal kararlarının yürürlüğe giriş tarihi ve somut olayın özellikleri birlikte incelenmelidir.</p>
<p class="article-author">Yazar <a href="https://www.sarioglusefer.com/avukat-fatih-sefer/">Avukat Fatih SEFER</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-yardim-toplama-izni/">Dernek Yardım Toplama İzni: Şartlar ve İzinsiz Yardımın Cezası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com">SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Derneklerde Kişisel Verilerin Korunması</title>
		<link>https://www.sarioglusefer.com/derneklerde-kisisel-verilerin-korunmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Fatih Sefer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2026 15:32:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dernekler Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sarioglusefer.com/?p=6132</guid>

					<description><![CDATA[<p>Derneklerde kişisel verilerin korunması, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında hukuki bir yükümlülüktür. Dernekler; üyelerin, bağışçıların, gönüllülerin, çalışanların ve faaliyetlerine katılan kişilerin verilerini işlerken hukuka uygun bir sebebe dayanmak, kişileri bilgilendirmek, verileri güvenli biçimde saklamak ve gerekli hâllerde silmek zorundadır. Üstelik dernek üyeliğine ilişkin bilgi, KVKK&#8217;nın 6. maddesi uyarınca özel nitelikli kişisel veridir. ... <a title="Derneklerde Kişisel Verilerin Korunması" class="read-more" href="https://www.sarioglusefer.com/derneklerde-kisisel-verilerin-korunmasi/" aria-label="Derneklerde Kişisel Verilerin Korunması hakkında daha fazlasını okuyun">Devamını oku</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com/derneklerde-kisisel-verilerin-korunmasi/">Derneklerde Kişisel Verilerin Korunması</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com">SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Derneklerde kişisel verilerin korunması, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında hukuki bir yükümlülüktür.</strong> Dernekler; üyelerin, bağışçıların, gönüllülerin, çalışanların ve faaliyetlerine katılan kişilerin verilerini işlerken hukuka uygun bir sebebe dayanmak, kişileri bilgilendirmek, verileri güvenli biçimde saklamak ve gerekli hâllerde silmek zorundadır. Üstelik dernek üyeliğine ilişkin bilgi, KVKK&#8217;nın 6. maddesi uyarınca özel nitelikli kişisel veridir. Bu nedenle üyelik kayıtlarının korunması, sıradan iletişim bilgilerinin saklanmasından daha sıkı şartlara bağlıdır.</p>
<p>Derneklerin kâr amacı gütmemesi veya gönüllüler aracılığıyla faaliyet göstermesi KVKK yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte her derneğin VERBİS&#8217;e kayıt olması da zorunlu değildir. VERBİS istisnaları, üyelik bilgilerinin işlenme şartları, açık rıza, veri güvenliği, yurt dışına aktarım ve yaptırımlar birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.</p>
<h2>Dernekler KVKK Kapsamında mıdır?</h2>
<p>Evet. KVKK&#8217;nın 2. maddesi, kişisel verileri tamamen veya kısmen otomatik yollarla ya da bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişilere uygulanır. Dernekler de tüzel kişiliğe sahip olduklarından bu düzenlemenin kapsamındadır.</p>
<p>Derneğin üyelik başvuru formu toplaması, üye kayıt defteri tutması, üyelerinin telefon numaralarını saklaması, bağışçı bilgilerini kaydetmesi veya etkinlik katılımcılarına elektronik posta göndermesi kişisel veri işleme faaliyetidir.</p>
<p>Verinin bilgisayarda tutulması zorunlu değildir. Belirli bir düzende saklanan fiziki üyelik dosyaları ve üye kayıt defterleri de KVKK kapsamında değerlendirilebilir.</p>
<h3>Derneklerde veri sorumlusu kimdir?</h3>
<p>KVKK m. 3 uyarınca veri sorumlusu, kişisel verilerin hangi amaçlarla ve hangi yöntemlerle işleneceğini belirleyen gerçek veya tüzel kişidir. Derneğin kendi faaliyetleri kapsamında yürüttüğü işlemlerde veri sorumlusu, kural olarak dernek tüzel kişiliğidir.</p>
<p>Yönetim kurulu, derneğin faaliyetlerinin hukuka uygun yürütülmesi için gerekli organizasyonu oluşturmakla yükümlüdür. Başkanın veya başka bir yönetim kurulu üyesinin veri işlemlerini fiilen yürütmesi, dernek tüzel kişiliğinin veri sorumlusu sıfatını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.</p>
<p>Dernek adına hizmet sunan yazılım, muhasebe veya barındırma şirketleri ise ilişkinin niteliğine göre veri işleyen olabilir. Bu kişilerin veri sorumlusunun talimatlarına uygun hareket etmesi ve gerekli güvenlik önlemlerini alması gerekir. Dernek yöneticilerinin hangi durumlarda ayrıca kişisel sorumluluk taşıyabilecekleri, <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-yonetim-kurulunun-hukuki-sorumlulugu/">dernek yönetim kurulunun hukuki sorumluluğu</a> kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<h2>Dernekler Hangi Kişisel Verileri İşler?</h2>
<p>Dernek faaliyetlerinde işlenen veriler, ilgili kişinin dernekle kurduğu ilişkiye göre değişir. Her veri kategorisi için toplama amacı, hukuki sebep, erişim yetkisi ve saklama süresi ayrı belirlenmelidir.</p>
<table>
<thead>
<tr>
<th>İlgili kişi grubu</th>
<th>İşlenebilen veri örnekleri</th>
<th>Önemli hukuki husus</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>Dernek üyeleri</td>
<td>Ad, soyad, kimlik bilgileri, iletişim bilgileri, üyelik ve aidat kayıtları</td>
<td>Dernek üyeliği bilgisi özel nitelikli kişisel veridir.</td>
</tr>
<tr>
<td>Üyelik başvurusu yapanlar</td>
<td>Başvuru formu, iletişim bilgileri, üyelik şartlarını gösteren bilgiler</td>
<td>Başvurunun değerlendirilmesi için gerekli olmayan bilgiler toplanmamalıdır.</td>
</tr>
<tr>
<td>Bağışçılar</td>
<td>Kimlik ve iletişim bilgileri, bağış tutarı, ödeme ve belge kayıtları</td>
<td>Bağışın belgelendirilmesi ile tanıtım faaliyetleri ayrı amaçlardır.</td>
</tr>
<tr>
<td>Gönüllüler</td>
<td>İletişim bilgileri, görevlendirme ve faaliyet kayıtları</td>
<td>Görevin gerektirmediği kişisel bilgiler istenmemelidir.</td>
</tr>
<tr>
<td>Çalışanlar</td>
<td>Özlük, ücret, banka, SGK ve gerektiğinde sağlık bilgileri</td>
<td>İş hukuku yükümlülükleri ve özel nitelikli veri işleme şartları dikkate alınmalıdır.</td>
</tr>
<tr>
<td>Etkinlik katılımcıları</td>
<td>Başvuru, katılım, fotoğraf ve video kayıtları</td>
<td>Kayıt amacı ile fotoğrafların kamuya açıklanması ayrı işlemler olarak değerlendirilmelidir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kişisel veri yalnızca kimlik numarasından ibaret değildir. Belirli bir gerçek kişiyle ilişkilendirilebilen görüntü, ses, elektronik posta adresi, IP adresi ve ödeme bilgileri de şartlarına göre kişisel veri niteliği taşıyabilir.</p>
<h2>Dernek Üyeliği Bilgisi Neden Özel Nitelikli Kişisel Veridir?</h2>
<p>KVKK m. 6/1, dernek, vakıf veya sendika üyeliğine ilişkin bilgiyi açıkça özel nitelikli kişisel veriler arasında saymıştır.</p>
<p>Bu koruma yalnızca siyasi veya dini amaçlı derneklerin üyeleriyle sınırlı değildir. Kültür, çevre, meslek dayanışması, eğitim ya da sosyal yardım amacıyla kurulan bir derneğe üyelik bilgisi de özel nitelikli kişisel veridir.</p>
<p>Örneğin bir kişinin belirli bir derneğe üye olduğunun üçüncü kişilere açıklanması, yalnızca adının veya telefon numarasının paylaşılmasından farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.</p>
<p>Özel nitelikli verilerin işlenmesinde iki temel koşul birlikte aranır:</p>
<ul>
<li>KVKK m. 6/3&#8217;te sayılan hukuka uygun veri işleme şartlarından en az birinin mevcut olması.</li>
<li>KVKK m. 6/4 gereğince Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması.</li>
</ul>
<p>Bir veri işleme şartının bulunması güvenlik tedbirlerini gereksiz kılmaz. Aynı şekilde güçlü güvenlik önlemleri alınması da hukuki sebebi bulunmayan bir veri işlemini kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.</p>
<h2>Dernekler Üyelerinden Açık Rıza Almak Zorunda mıdır?</h2>
<p><strong>Derneklerin bütün kişisel veri işlemleri için üyelerinden açık rıza almaları zorunlu değildir.</strong> İşleme faaliyetine uygulanabilen başka bir kanuni şartın bulunması hâlinde, bu şartın kapsamıyla sınırlı olarak açık rıza aranmadan veri işlenebilir.</p>
<h3>Genel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları</h3>
<p>KVKK m. 5/2 kapsamında; veri işlemenin kanunlarda açıkça öngörülmesi, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirmesi için zorunlu olması, bir hakkın tesisi veya korunması için gerekli bulunması ve kanunda düzenlenen diğer şartların gerçekleşmesi hâllerinde açık rıza aranmaksızın işlem yapılabilir.</p>
<p>Örneğin derneğin mevzuat gereği saklaması gereken bazı mali belgelerdeki kişisel bilgilerin işlenmesi, ilgili kanuni yükümlülüğe dayanabilir. Ancak bu durum, aynı bilgilerin pazarlama veya başka bir amaçla sınırsız kullanılmasına izin vermez.</p>
<h3>Üyelik bilgileri bakımından hangi şartlar uygulanır?</h3>
<p>Dernek üyeliği özel nitelikli veri olduğundan, KVKK m. 5&#8217;teki genel şartlara dayanmak tek başına yeterli değildir. KVKK m. 6/3&#8217;teki özel nitelikli veri işleme şartlarından biri bulunmalıdır.</p>
<p>5253 sayılı Dernekler Kanunu&#8217;nun 23. maddesi ile Dernekler Yönetmeliği&#8217;nin 32. maddesi, üyelik bilgilerinin kaydedilmesi ve belirli bilgilerin yetkili idareye bildirilmesine ilişkin yükümlülükler getirmektedir. Bu hükümlerin açıkça gerektirdiği veri işlemleri, kapsamlarıyla sınırlı olmak üzere KVKK m. 6/3-b kapsamında değerlendirilebilir.</p>
<p>Ancak mevzuatın zorunlu kıldığı veri işlemi ile derneğin kendi isteğiyle gerçekleştirdiği başka faaliyetler ayrılmalıdır. Üye kayıt defterinin tutulması için hukuki dayanak bulunması, üye listesinin bütün bağışçılara veya kamuya açıklanmasını meşrulaştırmaz.</p>
<p>KVKK m. 6/3, ayrıca bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olan özel nitelikli veri işlemlerine de imkân tanır. Bunun uygulanabilmesi, somut işlemin gerçekten bu amaç için gerekli olmasına bağlıdır.</p>
<h3>Siyasi, felsefi, dini veya sendikal amaçlı dernekler için özel şart</h3>
<p>1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme sonucunda KVKK m. 6/3-g, siyasi, felsefi, dini veya sendikal amaçlarla kurulan belirli kâr amacı gütmeyen kuruluşlar için özel bir işleme şartı öngörmektedir.</p>
<p>Bu kapsamda ilgili kuruluş, mevzuatına ve amaçlarına uygun, faaliyet alanıyla sınırlı ve üçüncü kişilere açıklanmama koşuluna bağlı olarak mevcut veya eski üyeleri, mensupları ya da kendisiyle düzenli temas hâlindeki kişilere ilişkin özel nitelikli verileri işleyebilir.</p>
<p>Bu şartın bütün derneklere sınırsız biçimde uygulanması mümkün değildir. Kuruluşun amacı, veri işleme faaliyeti ve verinin üçüncü kişilere açıklanıp açıklanmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<h3>Hangi işlemlerde açık rıza gerekebilir?</h3>
<p>Kanunda düzenlenen başka bir veri işleme şartı bulunmayan hâllerde açık rıza gündeme gelir. Örneğin üyelik için gerekli olmayan özel bir bilgi kategorisinin toplanması veya kişinin fotoğrafının tanıtım amacıyla kullanılması, somut koşullara göre açık rıza gerektirebilir.</p>
<p>KVKK m. 3 uyarınca açık rıza belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rızadır. Bu nedenle geniş kapsamlı, belirsiz ve bütün gelecekteki işlemleri kapsadığı iddia edilen tek bir onay metni uygun değildir.</p>
<p>Açık rızaya dayanan veri işlemlerinde rızanın geri alınması da dikkate alınmalı; ancak başka bir hukuki yükümlülük nedeniyle saklanması gereken kayıtlarla isteğe bağlı işlemler birbirine karıştırılmamalıdır.</p>
<h2>Derneklerde Üyelik Kayıtları ve DERBİS Bildirimleri KVKK&#8217;ya Nasıl Uygun Yürütülür?</h2>
<p>Derneklerin üyelik kayıtlarını tutması ve kanunun belirlediği bilgileri idareye bildirmesi, veri koruma yükümlülükleriyle çelişmez. Burada önemli olan kanuni bildirim ile gereksiz veri toplamayı ayırmaktır.</p>
<p>5253 sayılı Kanun m. 23 kapsamında üyeliğe kabul edilen ve üyeliği sona eren kişilerin kanunda belirtilen kimlik ve tarih bilgilerinin, kabul veya sona erme tarihinden itibaren <strong>45 gün içinde</strong> ilgili dernekler birimine bildirilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Dernekler Yönetmeliği m. 32 uyarınca üye kayıt defterinde üyelerin kimlik bilgileriyle derneğe giriş ve çıkış tarihleri bulunur. Giriş ve yıllık aidat miktarları da bu deftere işlenebilir.</p>
<p>Bu yükümlülükler yerine getirilirken:</p>
<ul>
<li>Üyelik başvuru formlarında yalnızca mevzuatın ve üyelik değerlendirmesinin gerektirdiği bilgiler istenmelidir.</li>
<li>Üyelik kayıtlarına erişim, görevi nedeniyle erişmesi gereken kişilerle sınırlandırılmalıdır.</li>
<li>Üye kayıtları kamuya açık internet sayfalarına konulmamalıdır.</li>
<li>DERBİS kullanıcı bilgileri ortak hesaplarla kontrolsüz biçimde paylaşılmamalıdır.</li>
<li>Bildirimlerde doğru, güncel ve gerekli bilgiler kullanılmalıdır.</li>
</ul>
<p>Üyelik kabulü, üyelikten ayrılma ve idareye bildirim süreçlerinin ayrıntıları <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-uye-bildirimi/">dernek üyelik kayıtları ve bildirim yükümlülüğü</a> kapsamında; elektronik işlemlerin idari yönü ise <a href="https://www.sarioglusefer.com/derbis-dernek-islemleri/">DERBİS işlemleri</a> kapsamında ayrıca incelenebilir.</p>
<h2>Derneklerde KVKK Aydınlatma Metni Nasıl Hazırlanmalıdır?</h2>
<p>KVKK m. 10 uyarınca veri sorumlusu, kişisel verilerin elde edilmesi sırasında ilgili kişiye gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür.</p>
<p>Dernek tarafından hazırlanacak aydınlatma metninde en az şu konular açıklanmalıdır:</p>
<ul>
<li>Veri sorumlusu olan derneğin kimliği ve varsa temsilcisi.</li>
<li>Kişisel verilerin hangi amaçlarla işleneceği.</li>
<li>Verilerin kimlere ve hangi amaçlarla aktarılabileceği.</li>
<li>Verilerin toplanma yöntemi ve hukuki sebebi.</li>
<li>KVKK m. 11 kapsamındaki ilgili kişi hakları.</li>
</ul>
<p>Üyelik başvurusu, bağış, gönüllü görevlendirmesi ve etkinlik katılımı gibi farklı süreçlerin veri işleme amaçları değişebilir. Bu nedenle bütün işlemler için belirsiz ifadelerden oluşan tek bir genel metin kullanmak yerine, gerektiğinde sürece özgü aydınlatma yapılmalıdır.</p>
<p>Aydınlatma yükümlülüğü ile açık rıza birbirinden farklıdır. Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 26 Temmuz 2018 tarihli ve 2018/90 sayılı kararı da bu ayrımı vurgulamaktadır.</p>
<p>Aydınlatma metninin okunduğuna dair geri bildirim ile açık rıza verilmesi aynı onay kutusuna bağlanmamalıdır. Özellikle üyeliğin yapılabilmesi için zorunlu olmayan bir veri işleme faaliyetinde, açık rızanın özgür iradeyle verilip verilmediği ayrıca incelenmelidir.</p>
<h2>Derneklerin VERBİS&#8217;e Kayıt Olması Zorunlu mudur?</h2>
<p><strong>Her derneğin VERBİS&#8217;e kaydolması zorunlu değildir.</strong> Ancak dernekler için tanınan istisnanın kapsamı, kendilerine bağlı iktisadi işletme bulunup bulunmadığı ve ilgili Kurul kararları birlikte değerlendirilmelidir.</p>
<p>VERBİS, Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi&#8217;nin kısaltmasıdır. KVKK m. 16, Sicile kayıt yükümlülüğünü ve Kurulun belirli veri sorumlularına istisna tanıyabilmesini düzenler.</p>
<h3>İktisadi işletmesi bulunmayan dernekler</h3>
<p>Kurulun 2018/32 ve 2020/315 sayılı kararlarıyla oluşturulan, 2021/571 sayılı kararla güncellenen düzenleme kapsamında; Türkiye&#8217;de yerleşik, kendisine bağlı iktisadi işletmesi bulunmayan ve yalnızca ilgili mevzuatına ve amacına uygun olarak faaliyet alanıyla sınırlı kişisel veri işleyen dernekler için Sicile kayıt istisnası öngörülmüştür.</p>
<p>Bu istisnanın değerlendirilmesinde derneğin fiilî veri işleme faaliyetleri esas alınmalıdır. İstisna koşulları dışında kalan faaliyetler bakımından derneğin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.</p>
<h3>İktisadi işletmesi bulunan dernekler</h3>
<p>Kurulun 9 Haziran 2021 tarihli ve 2021/571 sayılı kararına göre, kendisine bağlı iktisadi işletmesi bulunan dernekler hakkında özel bir düzenleme yapılmıştır.</p>
<p>Bu karar uyarınca, ilgili koşulları taşıyan derneklerin Sicile kayıt olması ve kayıt sırasında yalnızca iktisadi işletmenin faaliyetlerine ilişkin bilgi girmesi öngörülmüştür.</p>
<p>Bu nedenle iktisadi işletmesi bulunan derneklerde kayıt değerlendirmesi yalnızca derneğin ticari olmayan faaliyetlerine bakılarak yapılamaz. İktisadi işletmeyle bağlantının niteliği, faaliyetler ve diğer güncel istisna kriterleri birlikte incelenmelidir.</p>
<h3>2025 tarihli VERBİS istisna kararları</h3>
<p>Kurulun 4 Eylül 2025 tarihli ve 2025/1572 sayılı kararıyla genel Sicil istisna kriterleri güncellenmiştir. İlgili kriterler aşağıdaki gibidir:</p>
<table>
<thead>
<tr>
<th>Veri sorumlusu kategorisi</th>
<th>İstisna değerlendirmesinde kullanılan eşikler</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>Ana faaliyet konusu özel nitelikli kişisel veri işleme olmayanlar</td>
<td>Yıllık çalışan sayısının 50&#8217;den az ve yıllık mali bilanço toplamının 100 milyon TL&#8217;den az olması</td>
</tr>
<tr>
<td>Ana faaliyet konusu özel nitelikli kişisel veri işleme olanlar</td>
<td>Yıllık çalışan sayısının 10&#8217;dan az ve yıllık mali bilanço toplamının 10 milyon TL&#8217;den az olması</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kurulun 25 Aralık 2025 tarihli ve 2025/2393 sayılı kararıyla, bilanço esasına göre defter tutmayan veri sorumlularının bu kriterler kapsamında değerlendirilmesinde yıllık çalışan sayısının esas alınacağı açıklanmıştır.</p>
<p>Bu genel kriterler ile derneklere ve iktisadi işletmelere ilişkin özel Kurul kararları birbirinden bağımsız, otomatik muafiyet sebepleri olarak ele alınmamalıdır. Somut veri sorumlusunun hangi istisna kapsamına girdiği güncel kararlar birlikte okunarak belirlenmelidir.</p>
<p>Derneklerin VERBİS istisnasından yararlanması, aydınlatma, hukuka uygun veri işleme, veri güvenliği ve ilgili kişi başvurularına cevap verme yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.</p>
<p>VERBİS&#8217;e kayıt yükümlülüğü bulunan veri sorumluları açısından kişisel veri işleme envanteri ve saklama-imha politikası gibi yükümlülükler de ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilmelidir. Kayıt istisnası kapsamında olan dernekler ise kanuni veri silme ve güvenlik yükümlülüklerinden muaf değildir.</p>
<h2>Dernek Üye Listeleri ve Kişisel Veriler Üçüncü Kişilerle Paylaşılabilir mi?</h2>
<p>Derneğin kişisel verileri hukuka uygun biçimde toplamış olması, bu verileri istediği kişiyle paylaşabileceği anlamına gelmez. KVKK m. 8, yurt içindeki kişisel veri aktarımlarını düzenler.</p>
<p>Üye listesinin paylaşılması, üye bilgilerini dışarıya açıklamanın ötesinde özel nitelikli kişisel verilerin aktarılması sonucunu doğurabilir. Böyle bir aktarım için uygun kanuni şartın bulunması ve gerekli önlemlerin alınması gerekir.</p>
<h3>Yönetim ve denetim kurullarının verilere erişmesi</h3>
<p>Derneğin yetkili organlarının kanuni ve tüzüksel görevlerini yerine getirmek amacıyla gerekli kayıtlara erişmesi mümkündür. Ancak erişimin görevle bağlantılı ve ölçülü olması gerekir.</p>
<p>Örneğin denetim kurulunun üyelik ve mali kayıtları incelemesiyle, dernekteki bütün gönüllülere tüm üyelerin kimlik bilgilerinin verilmesi aynı hukuki nitelikte değildir.</p>
<p>Denetim kurulunun görevlerini yerine getirmek için bilgi ve kayıtlara erişim hakkı, KVKK&#8217;nın veri güvenliği hükümleriyle birlikte uygulanmalıdır.</p>
<h3>Genel kurul öncesinde üye listesinin paylaşılması</h3>
<p>Genel kurula katılma hakkı bulunan üyelerin belirlenmesi, katılım listelerinin hazırlanması ve toplantı usulünün uygulanması için bazı üyelik bilgilerinin kullanılması gerekli olabilir.</p>
<p>Ancak bu amaç, bütün üyelerin kimlik numaralarının veya özel bilgilerinin herkesin erişebileceği ortamlarda yayımlanmasını haklı kılmaz.</p>
<p>Genel kurul belgelerinin hazırlanmasında kanuni amaç için gerekli veri alanları kullanılmalı; katılımın, temsilin ve oy hakkının denetlenebilmesi için zorunlu olmayan bilgiler gereksiz yere açıklanmamalıdır.</p>
<h3>WhatsApp gruplarında üye bilgileri paylaşılabilir mi?</h3>
<p>WhatsApp veya benzeri mesajlaşma uygulamalarında üye listelerinin topluca paylaşılması, kişisel verilere erişebilen kişi sayısını artırabilir. Ayrıca kullanılan hizmetin teknik yapısına göre yurt dışına veri aktarımı meselesi de ortaya çıkabilir.</p>
<p>Üyelerin birbirlerinin telefon numaralarını görebildiği gruplar kurulurken hukuki sebep, aydınlatma, ölçülülük ve teknik riskler değerlendirilmelidir.</p>
<p>Üyelere duyuru yapılması için gerektiğinde alıcı bilgilerini birbirinden gizleyen veya erişimi sınırlandıran iletişim yöntemleri tercih edilebilir.</p>
<h2>Derneklerin Kişisel Verileri Yurt Dışına Aktarması</h2>
<p>Dernekler yabancı bağışçılarla iletişim kurabilir, uluslararası kuruluşlarla proje yürütebilir veya yurt dışında bulunan sunucuları ve dijital hizmetleri kullanabilir. Bu işlemler sırasında kişisel verilerin yurt dışına aktarılıp aktarılmadığı ayrıca incelenmelidir.</p>
<p>KVKK m. 9, 7499 sayılı Kanun&#8217;la yeniden düzenlenmiş ve yeni rejim 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Eski birinci fıkranın geçici olarak birlikte uygulanmasına ilişkin dönem 1 Eylül 2024 tarihinde sona ermiştir.</p>
<p>Yeni düzenlemede yurt dışına aktarım bakımından temel olarak şu sistem öngörülmüştür:</p>
<ol>
<li>KVKK m. 5 veya 6 kapsamında uygun veri işleme şartının bulunması ve aktarım yapılacak ülke, sektör veya uluslararası kuruluş hakkında yeterlilik kararının mevcut olması.</li>
<li>Yeterlilik kararı yoksa, kanunun aradığı diğer koşullarla birlikte uygun güvencelerden birinin sağlanması.</li>
<li>Yeterlilik kararı ve uygun güvence bulunmayan hâllerde, yalnızca kanunda sınırlı olarak sayılan arızi aktarım durumlarından birinin gerçekleşmesi.</li>
</ol>
<p>Uygun güvenceler arasında, koşullarına göre Kurul tarafından ilan edilen standart sözleşmeler ve Kurul iznine tabi taahhütnameler bulunmaktadır. Standart sözleşmelerin imzalanmasından itibaren <strong>beş iş günü içinde</strong> Kuruma bildirilmesi gerekir (KVKK m. 9/5).</p>
<p>Arızi aktarım için öngörülen açık rıza istisnası, sürekli ve düzenli bütün yurt dışı aktarımlarının yalnızca rıza alınarak yapılabileceği anlamına gelmez.</p>
<p>Örneğin bir dernek, üyelik kayıtlarını yurt dışındaki bir bulut sisteminde saklıyorsa; hizmet sağlayıcının rolünü, verilere yurt dışından erişim olup olmadığını, aktarımın sürekliliğini, veri işleme şartını ve varsa uygun güvence mekanizmasını değerlendirmelidir.</p>
<p>Benzer şekilde yabancı bir fon sağlayıcıya iletilen proje raporunda yararlanıcıların kimlik veya sağlık bilgilerinin bulunması, ayrıca veri aktarımı değerlendirmesi gerektirebilir. Gereksiz kişisel bilgilerin çıkarılması veya gerçekten anonim hâle getirilmiş verilerin kullanılması, riskleri azaltabilecek yöntemlerdir.</p>
<h2>Derneklerde Kişisel Veri Güvenliği Nasıl Sağlanmalıdır?</h2>
<p>KVKK m. 12, veri sorumlusunun kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesini ve verilere yetkisiz erişimi önlemek, verilerin korunmasını sağlamak amacıyla gerekli teknik ve idari tedbirleri almasını zorunlu kılar.</p>
<p>Üyelik verilerinin özel nitelikli olması nedeniyle Kurulun 31 Ocak 2018 tarihli ve 2018/10 sayılı kararıyla belirlenen yeterli önlemler ayrıca dikkate alınmalıdır.</p>
<h3>İdari güvenlik tedbirleri</h3>
<ul>
<li>Dernek içinde kişisel veri işleme süreçlerinin ve sorumluların belirlenmesi.</li>
<li>Üyelik kayıtlarına erişim yetkilerinin görev esasına göre tanımlanması.</li>
<li>Yetkililere veri güvenliği ve gizlilik konusunda düzenli eğitim verilmesi.</li>
<li>Gerekli gizlilik yükümlülüklerinin yazılı olarak düzenlenmesi.</li>
<li>Görevden ayrılan veya yetkisi sona eren kişilerin erişim haklarının gecikmeden kaldırılması.</li>
<li>Veri işleyen hizmet sağlayıcılarla sorumluluk ve güvenlik hükümlerinin belirlenmesi.</li>
<li>Üyelik kayıtları ve veri erişim süreçlerinin düzenli olarak denetlenmesi.</li>
</ul>
<h3>Teknik güvenlik tedbirleri</h3>
<ul>
<li>Özel nitelikli verilerin uygun kriptografik yöntemlerle korunması.</li>
<li>Elektronik sistemlerde kullanıcı yetkilerinin sınırlandırılması.</li>
<li>Uygun durumlarda çok faktörlü kimlik doğrulama kullanılması.</li>
<li>Önemli veri erişim ve işlem hareketlerinin kayıt altına alınması.</li>
<li>Güvenlik güncellemelerinin ve gerekli testlerin yapılması.</li>
<li>Yedeklerin yetkisiz erişime karşı korunması.</li>
<li>Fiziki belgelerin kilitli ve kontrollü alanlarda saklanması.</li>
<li>Veri aktarımlarında güvenli iletişim kanallarının kullanılması.</li>
</ul>
<p>Bu tedbirlerin kapsamı, işlenen verinin niteliği, miktarı, işleme yöntemi ve risklere göre belirlenmelidir. Özellikle üye listelerinin kişisel bilgisayarlara indirilmesi, ortak şifre kullanılması ve eski yöneticilere ait erişimlerin açık bırakılması önlenmelidir.</p>
<p>Elektronik genel kurul ve yönetim kurulu toplantılarına ilişkin Dernekler Yönetmeliği m. 15/A da ilgili sistemlerde işlenecek verilerin KVKK hükümlerine uygun olarak işlenip muhafaza edilmesini öngörmektedir.</p>
<p>Derneklerin idari denetimlerinde defter ve kayıtlarını ibraz etme yükümlülüğü bulunması, kişisel verilerin güvenli saklanması ihtiyacını ortadan kaldırmaz. İdari denetimin usul ve kapsamı <a href="https://www.sarioglusefer.com/derneklerin-denetimi/">derneklerin denetimi</a> başlığında ayrıca ele alınmaktadır.</p>
<h2>Derneklerde Kişisel Veriler Ne Kadar Süre Saklanabilir?</h2>
<p>KVKK m. 4/2-d uyarınca kişisel veriler, ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilmelidir.</p>
<p>Bu nedenle bütün kişisel veriler için tek bir saklama süresi belirlenmesi doğru değildir. Her veri grubu ve işleme amacı ayrı değerlendirilmelidir.</p>
<p>Örneğin 5253 sayılı Dernekler Kanunu m. 11, alındı belgeleri ve harcama belgeleri için beş yıllık saklama süresi öngörmektedir. Ancak bu hüküm, derneğin topladığı bütün üyelik, sağlık, fotoğraf veya iletişim verilerinin aynı süreyle saklanacağı anlamına gelmez.</p>
<p>Üyelik başvurusunun reddedilmesi, üyeliğin sona ermesi, gönüllü görevinin bitmesi veya bir etkinliğin tamamlanması, ilgili kayıtların saklanma gerekliliğinin yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir.</p>
<h3>Üyelikten ayrılan kişinin verileri derhâl silinir mi?</h3>
<p>Üyelikten ayrılma, bütün kişisel verilerin otomatik olarak aynı anda silinmesini gerektirmez. Derneğin kanuni kayıt yükümlülükleri, mevcut bir hukuki uyuşmazlık veya başka bir meşru saklama sebebi devam edebilir.</p>
<p>Bununla birlikte üyeliğin sona ermesinden sonra işleme amacı kalmayan bilgilerin süresiz olarak muhafaza edilmesi hukuka aykırılık oluşturabilir.</p>
<p>KVKK m. 7 gereğince işlenmesini gerektiren sebepler ortadan kalktığında, kişisel veriler ilgili yönetmelikteki esaslara göre resen veya ilgili kişinin talebi üzerine silinmeli, yok edilmeli ya da anonim hâle getirilmelidir.</p>
<p>Anonimleştirme, yalnızca isimlerin silinmesi demek değildir. Veri başka bilgilerle birleştirildiğinde dahi ilgili kişi belirlenebiliyorsa gerçek anlamda anonimleştirme gerçekleşmemiş olabilir.</p>
<p>Dernek defterlerinin saklanması ve kayıt düzenine ilişkin özel hükümler, <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-defterleri-ve-kayit-duzeni/">dernek defterleri ve kayıt düzeni</a> kapsamında değerlendirilmelidir.</p>
<h2>Bağışçıların, Gönüllülerin ve Çocukların Kişisel Verileri Nasıl Korunur?</h2>
<h3>Bağışçıların kişisel verileri</h3>
<p>Derneklerin bağış işlemlerini belgelendirmek amacıyla gerekli bilgileri işlemesiyle bağışçıları kamuya duyurması farklı hukuki işlemlerdir.</p>
<p>Bağışçının kimlik ve ödeme bilgilerinin mali yükümlülükler nedeniyle işlenebilmesi, isminin internet sitesinde yayımlanmasına kendiliğinden izin vermez.</p>
<p>Özellikle dini, siyasi veya felsefi nitelikli bir kuruluşa yapılan bağışın kişinin inancı veya görüşleri hakkında bilgi ortaya çıkarabileceği durumlarda, verinin niteliği ve işleme şartı daha dikkatli değerlendirilmelidir.</p>
<h3>Gönüllülerin kişisel verileri</h3>
<p>Gönüllülerden faaliyetlerinin gerektirdiği iletişim ve görevlendirme bilgileri alınabilir. Ancak gönüllü çalışmanın niteliği, görev kapsamı ve somut ihtiyaç bulunmadan gereksiz sağlık, aile veya kimlik bilgilerinin toplanması hukuki risk doğurabilir.</p>
<p>Gönüllü kişiye bilgisayar, üye listesi veya bağışçı kayıtlarına erişim yetkisi verilmesi hâlinde, ilgili kişinin veri güvenliği ve gizlilik yükümlülükleri belirlenmelidir.</p>
<p>Gönüllü faaliyetinin hukuki niteliği ve işçilik ilişkisiyle farkları, <a href="https://www.sarioglusefer.com/derneklerde-gonullu-calisma/">derneklerde gönüllü çalışma</a> kapsamında ayrıca incelenebilir.</p>
<h3>Çocukların kişisel verileri</h3>
<p>Çocuk dernekleri ile çocuklara yönelik eğitim, spor ve sosyal yardım faaliyetlerinde kişisel verilerin işlenmesi ayrıca dikkat gerektirir.</p>
<p>Çocuğun yaşına, ayırt etme gücüne, işlemin niteliğine ve uygulanabilir temsil kurallarına göre gerekli bilgilendirme ve rıza süreçleri belirlenmelidir.</p>
<p>Bir çocuğun fotoğrafının veya sağlık bilgisinin kamuya açıklanması, yalnızca etkinliğe katılması nedeniyle hukuka uygun hâle gelmez. Çocukların yüksek yararı, mahremiyetleri ve verilerin kötüye kullanılma ihtimali gözetilmelidir.</p>
<h2>Kişisel Veri İhlali Yaşayan Dernek Ne Yapmalıdır?</h2>
<p>Üyelik listesinin yanlış kişiye gönderilmesi, dernek bilgisayarının kötü amaçlı yazılımla ele geçirilmesi, yetkisiz erişim veya kişisel verilerin üçüncü kişilerce hukuka aykırı elde edilmesi veri ihlali oluşturabilir.</p>
<p>KVKK m. 12/5 uyarınca işlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi hâlinde veri sorumlusu, durumu en kısa sürede ilgili kişilere ve Kurula bildirmelidir.</p>
<p>Kurulun 24 Ocak 2019 tarihli ve 2019/10 sayılı kararına göre, bu kapsamdaki ihlalin öğrenilmesinden itibaren <strong>gecikmeksizin ve en geç 72 saat içinde</strong> Kurula bildirim yapılmalıdır.</p>
<p>İhlalden etkilenen kişiler ise belirlendikten sonra makul olan en kısa sürede uygun yöntemle bilgilendirilmelidir.</p>
<p>Derneğin ihlal durumunda izlemesi gereken başlıca işlemler şunlardır:</p>
<ol>
<li>Yetkisiz erişimi veya veri kaybına yol açan durumu mümkün olduğunca hızlı biçimde durdurmak.</li>
<li>İhlalin başlangıcını, kapsamını ve etkilenen veri kategorilerini belirlemek.</li>
<li>Özellikle üyelik ve sağlık bilgisi gibi özel nitelikli verilerin etkilenip etkilenmediğini incelemek.</li>
<li>Kanuni bildirim yükümlülüğünün koşullarını ve sürelerini değerlendirmek.</li>
<li>İlgili kişileri gerekli şekilde bilgilendirmek.</li>
<li>İhlalin sebeplerini, alınan önlemleri ve yapılan işlemleri kayıt altına almak.</li>
</ol>
<p>72 saat içinde haklı gerekçeyle bildirim yapılamaması durumunda gecikmenin sebeplerinin Kurula açıklanması gerekir. Bu süre, her türlü güvenlik olayında otomatik olarak veri ihlali bildirimi yapılacağı anlamına gelmez; olayın KVKK m. 12/5 kapsamına girip girmediği belirlenmelidir.</p>
<h2>Dernek Üyeleri KVKK Kapsamında Hangi Haklara Sahiptir?</h2>
<p>KVKK m. 11 uyarınca ilgili kişiler, dernekten kendileri hakkında kişisel veri işlenip işlenmediğini öğrenmeyi, işlenmişse bilgi almayı, işleme amacını ve aktarıldığı üçüncü kişileri öğrenmeyi isteyebilir.</p>
<p>Şartları oluştuğunda yanlış verilerin düzeltilmesini, verilerin silinmesini veya yok edilmesini, yapılan işlemlerin aktarım yapılan üçüncü kişilere bildirilmesini ve kanuna aykırı işlem nedeniyle oluşan zararlarının giderilmesini talep edebilirler.</p>
<h3>Dernek KVKK başvurusuna kaç gün içinde cevap vermelidir?</h3>
<p>KVKK m. 13 uyarınca veri sorumlusu dernek, ilgili kişinin usulüne uygun başvurusunu talebin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç <strong>30 gün içinde</strong> sonuçlandırmalıdır.</p>
<p>Başvurular kural olarak ücretsiz sonuçlandırılır. İşlemin ayrıca maliyet gerektirmesi hâlinde Kurul tarafından belirlenen tarifedeki ücret alınabilir.</p>
<h3>Derneğin cevabına karşı nereye başvurulur?</h3>
<p>Başvurunun reddedilmesi, cevabın yetersiz bulunması veya süresinde cevap verilmemesi hâlinde ilgili kişi Kurula şikâyette bulunabilir.</p>
<p>KVKK m. 14&#8217;e göre şikâyet, veri sorumlusunun cevabının öğrenildiği tarihten itibaren 30 gün ve her hâlde veri sorumlusuna başvuru tarihinden itibaren 60 gün içinde yapılmalıdır.</p>
<p>Veri sorumlusuna başvuru yolu tüketilmeden doğrudan Kurula şikâyette bulunulamaz. Kişilik haklarının ihlali nedeniyle genel hükümlere göre tazminat talep edilmesi hakkı ise saklıdır.</p>
<table>
<thead>
<tr>
<th>İşlem</th>
<th>Süre</th>
<th>Hukuki dayanak</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>İlgili kişinin KVKK başvurusuna cevap</td>
<td>En geç 30 gün</td>
<td>KVKK m. 13</td>
</tr>
<tr>
<td>Kurula şikâyet</td>
<td>Cevabı öğrenmeden itibaren 30 gün; her hâlde başvurudan itibaren 60 gün</td>
<td>KVKK m. 14</td>
</tr>
<tr>
<td>Kanun kapsamındaki veri ihlalini Kurula bildirme</td>
<td>Öğrenmeden itibaren gecikmeksizin, en geç 72 saat</td>
<td>KVKK m. 12/5 ve 2019/10 sayılı Kurul kararı</td>
</tr>
<tr>
<td>Yurt dışı aktarım standart sözleşmesinin bildirimi</td>
<td>İmzalanmasından itibaren 5 iş günü</td>
<td>KVKK m. 9/5</td>
</tr>
<tr>
<td>Üyelik kabul ve sona erme bildirimi</td>
<td>İlgili tarihten itibaren 45 gün</td>
<td>5253 sayılı Kanun m. 23</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2>KVKK&#8217;ya Aykırı Hareket Eden Derneklere Hangi Cezalar Uygulanır?</h2>
<p>KVKK yükümlülüklerinin ihlali idari yaptırımlara, bazı fiiller bakımından cezai sorumluluğa ve şartları oluştuğunda özel hukuk kapsamında tazminat sorumluluğuna yol açabilir.</p>
<h3>İdari para cezaları</h3>
<p>KVKK m. 18 kapsamında başlıca idari yaptırım konuları şunlardır:</p>
<ul>
<li>Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi.</li>
<li>Veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması.</li>
<li>Kurul tarafından verilen kararların yerine getirilmemesi.</li>
<li>VERBİS&#8217;e kayıt ve bildirim yükümlülüğünün ihlal edilmesi.</li>
<li>Yurt dışı aktarımında standart sözleşmenin kanuni sürede bildirilmemesi.</li>
</ul>
<p>İdari para cezaları, ilgili kanuni bentte belirtilen muhataba uygulanır. Özellikle KVKK m. 9/5&#8217;teki standart sözleşme bildirim yükümlülüğünün ihlalinde veri sorumlusu veya veri işleyen bakımından özel düzenleme bulunmaktadır.</p>
<p>KVKK m. 18&#8217;deki parasal tutarlar yıllık yeniden değerleme uygulamasına tabidir. Bu nedenle yaptırım tutarı belirlenirken ihlale uygulanacak dönem ve <a href="https://www.kvkk.gov.tr/Icerik/8145/6698-sayili-kisisel-verilerin-korunmasi-kanunu-kapsaminda-idari-para-cezasi-tutarlari" target="_blank" rel="noopener">Kişisel Verileri Koruma Kurumunun yayımladığı güncel idari para cezası tutarları</a> esas alınmalıdır.</p>
<p>KVKK m. 18/3 uyarınca Kurul tarafından verilen idari para cezalarına karşı idare mahkemelerinde dava açılabilir. Somut olayda süre ve diğer usul şartları, uygulanabilir idari yargılama mevzuatı çerçevesinde değerlendirilmelidir.</p>
<h3>Ceza hukuku sorumluluğu</h3>
<p>KVKK m. 17, kişisel verilere ilişkin suçlarda Türk Ceza Kanunu&#8217;nun 135 ila 140. maddelerine atıf yapmaktadır.</p>
<p>Kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi, verilmesi veya ele geçirilmesi ve kanuni şartları oluştuğu hâlde yok edilmemesi gibi fiiller, somut olayın özelliklerine göre ceza sorumluluğu doğurabilir.</p>
<p>Bir dernekte veri ihlali meydana gelmiş olması tek başına bütün yöneticilerin suç işlediği anlamına gelmez. Failin fiili, kastı, görevi ve ilgili suçun unsurları ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<h3>Tazminat sorumluluğu</h3>
<p>Kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi nedeniyle kişilik hakları ihlal edilen kişiler, koşulları oluştuğunda genel hükümlere göre zararlarının giderilmesini isteyebilir.</p>
<p>Bu sorumluluğun belirlenmesinde hukuka aykırılık, zarar, illiyet bağı ve uygulanabilir kusur veya sorumluluk rejimi değerlendirilmelidir.</p>
<h2>Dernekler KVKK Uyum Sürecini Nasıl Yürütmelidir?</h2>
<p>Derneklerde kişisel veri koruma yükümlülüğünün yerine getirilmesi yalnızca bir internet sitesi aydınlatma metni hazırlamaktan ibaret değildir.</p>
<p>Hukuki ve organizasyonel uyum çalışması, derneğin gerçekten yürüttüğü işlemleri esas almalıdır.</p>
<ol>
<li><strong>Veri işleme faaliyetlerinin belirlenmesi:</strong> Üyelik, bağış, gönüllülük, personel, etkinlik ve elektronik iletişim süreçlerinde hangi kişisel verilerin işlendiği tespit edilmelidir.</li>
<li><strong>Hukuki sebeplerin değerlendirilmesi:</strong> Her faaliyet için KVKK m. 5 veya özel nitelikli veri söz konusuysa m. 6 kapsamında uygun işleme şartı belirlenmelidir.</li>
<li><strong>Aydınlatma süreçlerinin düzenlenmesi:</strong> Üyeler ve diğer ilgili kişiler, veri toplama sırasında hukuka uygun biçimde bilgilendirilmelidir.</li>
<li><strong>VERBİS durumunun incelenmesi:</strong> Derneğin statüsü, iktisadi işletmeleri, veri işleme faaliyetleri ve güncel Kurul kararları değerlendirilmelidir.</li>
<li><strong>Erişim ve güvenlik önlemlerinin uygulanması:</strong> Yönetici, personel, gönüllü ve hizmet sağlayıcıların veri erişim yetkileri sınırlandırılmalıdır.</li>
<li><strong>Saklama ve imha süreçlerinin oluşturulması:</strong> Her veri kategorisi için hukuki saklama nedenleri ve saklama süresi belirlenmelidir.</li>
<li><strong>Başvuru ve ihlal prosedürlerinin hazırlanması:</strong> İlgili kişi taleplerinin, veri güvenliği olaylarının ve bildirimlerin nasıl yürütüleceği düzenlenmelidir.</li>
<li><strong>Düzenli kontrol:</strong> Yönetim değişiklikleri, yeni projeler, elektronik sistemler ve mevzuat değişiklikleri karşısında uygulamalar yeniden gözden geçirilmelidir.</li>
</ol>
<p>Derneğin faaliyeti, üye sayısı, özel nitelikli veri kategorileri ve kullanılan sistemler bu çalışmaların kapsamını etkiler. Bu nedenle bütün derneklere aynı standart belge setini uygulamak yerine, somut faaliyetler ve hukuki riskler üzerinden değerlendirme yapılmalıdır.</p>
<p>Özellikle üyelik bilgileri, uluslararası veri aktarımı, VERBİS yükümlülüğü ve veri ihlali süreçleri gibi hukuki konular, <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-avukati/">dernek avukatı tarafından yürütülen hukuki danışmanlık ve uyum çalışmalarının</a> kapsamında değerlendirilebilir. İnceleme, derneğin faaliyet gösterdiği il ile sınırlı olmayıp Türkiye genelindeki derneklerin somut işlem ve yükümlülüklerine göre yürütülebilir.</p>
<h2>Derneklerde KVKK Hakkında Sıkça Sorulan Sorular</h2>
<h3>1. Derneklerin KVKK aydınlatma metni hazırlaması zorunlu mudur?</h3>
<p>Dernekler, KVKK m. 10 kapsamındaki aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmek zorundadır. Bunun için işleme faaliyetine uygun metinler ve bilgilendirme yöntemleri kullanılabilir. VERBİS istisnası, aydınlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.</p>
<h3>2. Dernek üye listesi kişisel veri midir?</h3>
<p>Evet. Üyelerin kimlik ve iletişim bilgileri kişisel veridir. Ayrıca bir kişinin derneğe üye olduğu bilgisi KVKK m. 6 kapsamında özel nitelikli kişisel veridir. Üye listesinin paylaşılması bu nedenle özel koruma gerektirir.</p>
<h3>3. Dernekler üyelerin açık rızası olmadan bilgi işleyebilir mi?</h3>
<p>Kanunda belirtilen uygun işleme şartının mevcut olduğu ölçüde mümkündür. Ancak üyelik bilgileri özel nitelikli olduğundan KVKK m. 6&#8217;daki şartlar ayrıca aranır. Açık rıza bulunması da amaç dışı ve ölçüsüz veri işlemeye izin vermez.</p>
<h3>4. Küçük derneklerin VERBİS kaydı yaptırması gerekir mi?</h3>
<p>Her küçük dernek için otomatik kayıt zorunluluğu yoktur. Derneklere tanınan özel istisnalar, iktisadi işletme bulunup bulunmadığı ve güncel Sicil kriterleri birlikte değerlendirilmelidir. Kayıt yükümlülüğünün bulunmaması KVKK&#8217;dan genel muafiyet anlamına gelmez.</p>
<h3>5. Dernek üyesinin telefon numarası diğer üyelerle paylaşılabilir mi?</h3>
<p>Bu paylaşımın hukuka uygun bir amacı ve işleme şartı bulunmalıdır. Üyenin telefon numarasını derneğe vermesi, bu numaranın bütün üyelere açıklanmasına kendiliğinden izin vermez. Üyelik ve iletişim amaçları ile kullanılan paylaşım yöntemi ayrıca incelenmelidir.</p>
<h3>6. Dernek üyeliğinden ayrılan kişi bütün kayıtlarının silinmesini isteyebilir mi?</h3>
<p>İlgili kişi KVKK m. 11 kapsamında silme veya yok etme talebinde bulunabilir. Ancak derneğin kanuni kayıt yükümlülükleri veya başka hukuki saklama sebepleri devam ediyorsa bazı verilerin belirli süre muhafazası gerekebilir. Talep, her veri kategorisi yönünden ayrı değerlendirilmelidir.</p>
<h3>7. Derneklerin yurt dışındaki bulut sistemlerini kullanması yasak mıdır?</h3>
<p>Yurt dışındaki bulut hizmetlerinin kullanılması kategorik olarak yasak değildir. Ancak kişisel verilerin yurt dışına aktarılması söz konusuysa KVKK m. 9&#8217;daki veri işleme şartları, yeterlilik kararı, uygun güvence veya kanunda belirtilen arızi aktarım hâlleri yönünden değerlendirme yapılmalıdır.</p>
<h3>8. Derneğin üyelik verileri çalınırsa Kurula bildirim yapılmalı mıdır?</h3>
<p>KVKK m. 12/5 kapsamında kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi hâlinde bildirim yükümlülüğü doğar. Kurulun 2019/10 sayılı kararı uyarınca Kurula bildirim, ihlalin öğrenilmesinden itibaren gecikmeksizin ve en geç 72 saat içinde yapılmalıdır. İlgili kişilerin de makul olan en kısa sürede bilgilendirilmesi gerekir.</p>
<p class="article-author">Yazar <a href="https://www.sarioglusefer.com/avukat-fatih-sefer/">Avukat Fatih SEFER</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com/derneklerde-kisisel-verilerin-korunmasi/">Derneklerde Kişisel Verilerin Korunması</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com">SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Spor Kulübü ve Dernek Farkı: 7405 Sayılı Kanun</title>
		<link>https://www.sarioglusefer.com/spor-kulubu-dernek-farki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Fatih Sefer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2026 15:18:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dernekler Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sarioglusefer.com/?p=6128</guid>

					<description><![CDATA[<p>Spor kulübü ile dernek arasındaki temel fark, kuruluş ve faaliyetlerinin tabi olduğu özel hukukî rejimdir. Dernekler, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu kapsamında, kuruluş bildiriminin yetkili mülki idare amirliğine verilmesiyle tüzel kişilik kazanır. Spor kulüpleri ise 26 Nisan 2022 tarihinde yürürlüğe giren 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu ile ... <a title="Spor Kulübü ve Dernek Farkı: 7405 Sayılı Kanun" class="read-more" href="https://www.sarioglusefer.com/spor-kulubu-dernek-farki/" aria-label="Spor Kulübü ve Dernek Farkı: 7405 Sayılı Kanun hakkında daha fazlasını okuyun">Devamını oku</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com/spor-kulubu-dernek-farki/">Spor Kulübü ve Dernek Farkı: 7405 Sayılı Kanun</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com">SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Spor kulübü ile dernek arasındaki temel fark, kuruluş ve faaliyetlerinin tabi olduğu özel hukukî rejimdir.</strong> Dernekler, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu kapsamında, kuruluş bildiriminin yetkili mülki idare amirliğine verilmesiyle tüzel kişilik kazanır. Spor kulüpleri ise 26 Nisan 2022 tarihinde yürürlüğe giren 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu ile ayrı bir özel hukuk tüzel kişisi statüsüne kavuşturulmuştur. 24 Ekim 2026 itibarıyla spor kulüplerinin tüzel kişilik kazanması Gençlik ve Spor Bakanlığı nezdindeki tescile bağlıdır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, söz konusu tescilin tüzel kişilik kazandırıcı etkisini düzenleyen hükmü iptal etmiş; iptal kararının yürürlüğünü 2 Ocak 2027 tarihine ertelemiştir.</p>
<p>Spor kulübü dernek farkı yalnızca başvurunun yapıldığı idari makamdan ibaret değildir. Spor kulüpleri; spor dalı tescili, yönetici olma şartları, bütçe ve borçlanma sınırları, denetim, beyanname, profesyonel faaliyet ve spor anonim şirketleriyle ilişkiler bakımından özel hükümlere tabidir. Buna karşılık 7405 sayılı Kanun&#8217;da düzenlenmeyen konularda Türk Medenî Kanunu ve Dernekler Kanunu&#8217;nun ilgili hükümleri uygulanmaya devam eder.</p>
<h2>Spor Kulübü ile Dernek Arasındaki Farklar Nelerdir?</h2>
<p>Dernek, kazanç paylaşma dışında hukuka uygun belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek için oluşturulan kişi topluluğudur. Spor kulübü ise spor faaliyetlerine katılmak amacıyla kurulan ve 7405 sayılı Kanun&#8217;un özel hükümlerine tabi bulunan bir tüzel kişidir.</p>
<p>İki kuruluş türü arasındaki başlıca farklar şöyledir:</p>
<table>
<thead>
<tr>
<th>Karşılaştırma</th>
<th>Dernek</th>
<th>Spor Kulübü</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Temel mevzuat</strong></td>
<td>4721 sayılı TMK ve 5253 sayılı Kanun</td>
<td>7405 sayılı Kanun; boşluklarda TMK ve 5253 sayılı Kanun</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kuruluş amacı</strong></td>
<td>Kazanç paylaşma dışında hukuka uygun ortak amaç</td>
<td>Spor faaliyetlerine katılmak ve sportif amaçları gerçekleştirmek</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Asgari kurucu sayısı</strong></td>
<td>7 gerçek veya tüzel kişi</td>
<td>7 gerçek veya tüzel kişi</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kuruluş makamı</strong></td>
<td>Valilik veya kaymakamlık</td>
<td>Gençlik ve Spor Bakanlığı; başvuru işlemlerinde il müdürlüğü</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Tüzel kişilik kazanılması</strong></td>
<td>Kuruluş bildirimi ve gerekli belgelerin teslimiyle</td>
<td>24.10.2026 itibarıyla Bakanlık tesciliyle; ilgili ibarenin iptali 02.01.2027&#8217;de yürürlüğe girecek</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Sportif müsabakaya katılım</strong></td>
<td>Dernek tüzel kişiliği tek başına federasyon müsabakalarına katılma hakkı vermez</td>
<td>İlgili spor federasyonunun spor dalı tescili gerekir</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Zorunlu organlar</strong></td>
<td>Genel kurul, yönetim kurulu, denetim kurulu</td>
<td>Genel kurul, yönetim kurulu, denetim kurulu</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Denetim</strong></td>
<td>Dernekler mevzuatındaki iç ve idari denetim</td>
<td>Gençlik ve Spor Bakanlığı denetimi ve ilgili özel denetim hükümleri</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Beyanname</strong></td>
<td>Yıllık olarak Nisan ayı sonuna kadar</td>
<td>İlgili hesap dönemi bitiminden itibaren üç ay içinde</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Borçlanma</strong></td>
<td>Tüzükteki usuller ve genel hukuk hükümleri</td>
<td>7405 sayılı Kanun m.20&#8217;deki özel sınırlar ve karar şartları</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Sona erme</strong></td>
<td>TMK ve Dernekler Kanunu hükümleri</td>
<td>Öncelikle 7405 sayılı Kanun m.9 ve ilgili özel hükümler</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Tablodaki ayrım, spor kulüplerinin genel dernekler hukuku ilkelerinden tamamen bağımsız olduğu anlamına gelmez. 7405 sayılı Kanun&#8217;un 25. maddesi, spor kulüpleri hakkında özel hüküm bulunmayan konularda TMK ve Dernekler Kanunu&#8217;na başvurulacağını açıkça düzenlemektedir.</p>
<h2>7405 Sayılı Kanun Spor Kulüplerinin Hukukî Statüsünü Nasıl Değiştirdi?</h2>
<p>7405 sayılı Kanun&#8217;dan önce spor kulüpleri, genel olarak dernek statüsünde kuruluyor ve ayrıca spor teşkilatı nezdinde tescil ediliyordu. Eski 5253 sayılı Dernekler Kanunu&#8217;nun 14. maddesi, spor kulübü, gençlik kulübü ve gençlik ve spor kulübü ayrımını düzenliyordu.</p>
<p>22 Nisan 2022 tarihli 7405 sayılı Kanun&#8217;un 58. maddesiyle bu hüküm yürürlükten kaldırıldı. Yeni düzenleme, spor kulüplerini dernek statüsünden ayırarak kuruluşlarını ve faaliyetlerini özel bir kanun çerçevesine aldı.</p>
<h3>Spor kulüpleri hâlâ dernek sayılır mı?</h3>
<p>7405 sayılı Kanun kapsamında kurulan spor kulübü, hukukî statü bakımından doğrudan 5253 sayılı Kanun&#8217;a göre kurulmuş bir dernek olarak nitelendirilmez. Ayrı bir kanunla düzenlenen özel hukuk tüzel kişisidir.</p>
<p>Ancak her iki kuruluş türü arasında önemli ortaklıklar vardır. Her ikisi de kişi topluluğu niteliği taşır, üyelik esasına dayanır, tüzüğe ve zorunlu organlara sahiptir. Spor kulüplerinde dernekler hukukunun birçok hükmünün uygulanmasının nedeni de budur.</p>
<p>Dolayısıyla spor kulübünü ticaret şirketi gibi değerlendirmek de doğru değildir. Spor kulübü, spor anonim şirketinden farklı bir tüzel kişilik türüdür.</p>
<h3>Bir dernek spor alanında faaliyet gösterebilir mi?</h3>
<p>Dernekler, tüzüklerinde belirtilen amaç ve faaliyet alanları çerçevesinde sportif, eğitsel veya sosyal çalışmalar yürütebilir. Örneğin sağlıklı yaşam bilincini geliştirmek isteyen bir dernek, hukuka uygun biçimde spor konulu seminerler, eğitim programları ve toplumsal etkinlikler düzenleyebilir.</p>
<p>Ancak resmî spor federasyonu faaliyetlerine kulüp olarak katılmak, sporcu lisanslarıyla ilgili işlemleri yürütmek ve federasyon müsabakalarında kulüp sıfatıyla yer almak farklı koşullara tabidir. Böyle bir faaliyet için ilgili spor mevzuatındaki tescil ve katılım şartlarının karşılanması gerekir.</p>
<p>Bu ayrımın başlangıç noktası, <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-nedir/">derneğin hukukî niteliği ve tüzel kişiliği</a> ile 7405 sayılı Kanun&#8217;un spor kulüplerine tanıdığı özel statünün birbirinden ayrılmasıdır.</p>
<h2>Spor Kulübü Nasıl Kurulur? Dernek Kuruluşundan Farkı Nedir?</h2>
<p>7405 sayılı Kanun&#8217;un 3. maddesine göre spor kulüpleri, spor faaliyetlerine katılmak amacıyla gerçek veya tüzel en az yedi kişi tarafından kurulur.</p>
<p>24 Ekim 2026 itibarıyla spor kulübü kuruluşunda temel aşamalar şunlardır:</p>
<ol>
<li>Kuruluş amacı, faaliyet gösterilmesi planlanan spor dalları ve kurucu kişiler belirlenir.</li>
<li>Spor kulübünün tüzüğü hazırlanır ve kurucular tarafından imzalanır.</li>
<li>Kuruluş bildirimi ve gerekli belgeler düzenlenir.</li>
<li>Başvuru, ilgili Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü aracılığıyla Bakanlığa yapılır.</li>
<li>Başvuru dosyası mevzuata uygunluk yönünden incelenir.</li>
<li>Şartlar sağlanırsa spor kulübü Bakanlığın spor kulüpleri siciline tescil edilir.</li>
<li>İlgili spor dalında federasyon faaliyetlerine katılabilmek için ayrıca spor dalı tescili gerçekleştirilir.</li>
</ol>
<p>Spor Kulüpleri ve Spor Anonim Şirketleri Tescil Yönetmeliği&#8217;nin 5. maddesi uyarınca kuruluş dosyasında spor kulübü tüzüğü ve kurucu üye bilgileri bulunmalıdır. Kurucular arasında tüzel kişiler veya yabancı uyruklular varsa bunlarla ilgili belgeler de aranır. Kamu kurumları veya eğitim kurumları bünyesinde kurulacak spor kulüplerinde ilgili kurumun izin yazısı gerekir.</p>
<p>Gençlik ve Spor Bakanlığının 17 Ocak 2025 tarihinde uygulamaya aldığı sistem kapsamında spor kulübü tescil başvuruları e-Devlet üzerinden Spor Bilgi Sistemi aracılığıyla da yapılabilmektedir. Elektronik başvuru imkânı, mevzuatın gerektirdiği belgelerin hazırlanması yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.</p>
<h3>Spor kulübü tescil başvurusu kaç günde incelenir?</h3>
<p>7405 sayılı Kanun&#8217;un 3/3. maddesine göre başvuru belgeleri ve tüzük Bakanlık tarafından altmış gün içinde dosya üzerinden incelenir.</p>
<p>Mevzuata aykırılık veya eksiklik tespit edilirse kuruculardan bunların giderilmesi istenir. Yazılı istemin tebliğinden başlayarak en geç altmış gün içinde eksiklik giderilmezse başvuru reddedilir.</p>
<p>Burada iki ayrı altmış günlük süre vardır: Birincisi idarenin inceleme süresi, ikincisi eksiklik bildiriminin tebliğinden sonra tanınan giderme süresidir.</p>
<p>Genel dernek kuruluşunda ise TMK&#8217;nın 59 ve 60. maddeleri uyarınca kuruluş bildiriminin teslimiyle tüzel kişilik kazanılır; idari incelemede aykırılık tespit edilmesi hâlinde otuz günlük düzeltme süresi uygulanır.</p>
<p>Bu nedenle <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-nasil-kurulur/">dernek kuruluşunda uygulanan bildirim ve inceleme usulü</a>, spor kulüplerine hiçbir ayrım yapılmaksızın uygulanamaz.</p>
<h2>2026 Anayasa Mahkemesi Kararı: Spor Kulübü Tescili Değişiyor mu?</h2>
<p>Spor kulübünün tüzel kişilik kazanma anı bakımından 2026 yılında önemli bir anayasal gelişme yaşanmıştır.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi, 17 Haziran 2025 tarihli, E.2022/85, K.2025/131 sayılı kararıyla 7405 sayılı Kanun&#8217;un 3. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan ve spor kulübünün tescille tüzel kişilik kazanmasını öngören ibareyi Anayasa&#8217;ya aykırı bulmuştur.</p>
<p>Mahkeme, Anayasa&#8217;nın 33. maddesinde güvence altına alınan önceden izin almaksızın dernek kurma özgürlüğünü esas almıştır. Spor kulübünün hukukî varlık kazanmasının Bakanlığın uygun bulmasına ve tescil kararına bağlı olmasının, örgütlenme özgürlüğünün anayasal güvenceleriyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşmıştır.</p>
<p>Karar 2 Nisan 2026 tarihli, 33212 sayılı Resmî Gazete&#8217;de yayımlanmıştır. Bununla birlikte Mahkeme, iptal nedeniyle doğacak hukukî boşluğu dikkate alarak iptal hükmünün yürürlüğünü dokuz ay ertelemiştir.</p>
<table>
<thead>
<tr>
<th>Tarih</th>
<th>Hukukî durum</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>26 Nisan 2022</td>
<td>7405 sayılı Kanun yürürlüğe girdi.</td>
</tr>
<tr>
<td>17 Haziran 2025</td>
<td>Anayasa Mahkemesi, tescille tüzel kişilik kazanılmasına ilişkin ibareyi iptal etti.</td>
</tr>
<tr>
<td>2 Nisan 2026</td>
<td>İptal kararı Resmî Gazete&#8217;de yayımlandı.</td>
</tr>
<tr>
<td>24 Ekim 2026</td>
<td>İptal hükmü henüz yürürlüğe girmediği için tescile bağlı mevcut kuruluş rejimi uygulanmaktadır.</td>
</tr>
<tr>
<td>2 Ocak 2027</td>
<td>İptal hükmünün yürürlüğe girmesi öngörülmektedir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Önemli ayrım:</strong> İptal edilen düzenleme, spor kulübünün tüzel kişilik kazanmasının Bakanlık tesciline bağlanmasıdır. 7405 sayılı Kanun&#8217;un 4. maddesinde düzenlenen, ilgili spor federasyonunun spor dalı tescili şartı bu kararla iptal edilmemiştir.</p>
<p>2 Ocak 2027 sonrasında tüzel kişiliğin hangi anda kazanılacağı değerlendirilirken, o tarihe kadar yapılabilecek yeni kanuni düzenlemeler ile Anayasa Mahkemesi kararının yürürlük etkisi birlikte incelenmelidir. İptal kararından hareketle, gelecekteki kuruluş prosedürünün bütün ayrıntılarının bugünden kesinleştiği söylenemez.</p>
<h2>Spor Kulübü Tescili ile Spor Dalı Tescili Aynı Şey midir?</h2>
<p>Hayır. Spor kulübünün Bakanlık nezdindeki tescili ile bir spor dalında federasyon faaliyetlerine katılmak için yaptırılan tescil farklı hukukî işlemlerdir.</p>
<h3>1. Bakanlık nezdindeki spor kulübü tescili</h3>
<p>7405 sayılı Kanun&#8217;un 3. maddesi kapsamında yürütülen bu işlem, spor kulübünün kuruluşuna ve spor kulüpleri siciline kaydına ilişkindir.</p>
<h3>2. Spor federasyonu nezdindeki spor dalı tescili</h3>
<p>7405 sayılı Kanun&#8217;un 4. maddesine göre bir spor kulübünün belirli bir spor dalındaki faaliyetlere katılabilmesi, o spor dalının bağlı olduğu spor federasyonu tarafından tescil edilmesine bağlıdır.</p>
<p>Örneğin basketbol ve voleybol alanlarında faaliyet göstermek üzere kurulan bir spor kulübünün Bakanlık nezdinde tescil edilmiş olması, her iki spor dalındaki federasyon faaliyetlerine hiçbir ilave işlem yapmaksızın katılabileceği anlamına gelmez. İlgili federasyonların kendi spor dalı tescil şartları ayrıca karşılanmalıdır.</p>
<p>Bu tescillerde uygulanacak usul ve belgeler, ilgili federasyonun mevzuata uygun talimatlarında düzenlenir.</p>
<h2>Spor Kulübünün Tüzüğü Dernek Tüzüğünden Farklı mıdır?</h2>
<p>Her spor kulübünün tüzüğü bulunmalıdır. Ancak tüzüğün içeriği hazırlanırken yalnızca Dernekler Kanunu&#8217;nun 4. maddesi değil, 7405 sayılı Kanun&#8217;un 3. maddesi ve Spor Kulüpleri ve Spor Anonim Şirketleri Tescil Yönetmeliği&#8217;nin 7. maddesi dikkate alınmalıdır.</p>
<p>Spor kulübü tüzüğünde özellikle şu konuların düzenlenmesi gerekir:</p>
<ul>
<li>Spor kulübünün adı, merkezi ve kurucuları,</li>
<li>Renk, amblem ve diğer ayırıcı işaretleri,</li>
<li>Kuruluş amacı ve faaliyet alanları,</li>
<li>Üyeliğe giriş, üyelik başvurusunun reddi ve üyelikten ayrılma şartları,</li>
<li>Üyelerin hak ve yükümlülükleri,</li>
<li>Genel kurulun oluşumu, toplanması, görevleri ve karar alma usulü,</li>
<li>Yönetim ve denetim kurullarının oluşumu ve görevleri,</li>
<li>Varsa diğer organların yapısı ve yetkileri,</li>
<li>Gelir kaynakları, borçlanma ve bütçe uygulama esasları,</li>
<li>İç denetim, tüzük değişikliği, sona erme ve tasfiye usulleri.</li>
</ul>
<p>Özellikle bütçe yönetimi, spor dalı faaliyetleri, yöneticilerin sorumluluğu ve mali sınırlamalar bakımından standart bir dernek tüzüğünün hiçbir uyarlama yapılmadan spor kulübü kuruluşunda kullanılması uygun değildir.</p>
<h2>Spor Kulübü Üyeliği ile Dernek Üyeliği Arasında Fark Var mı?</h2>
<p>7405 sayılı Kanun&#8217;un 6. maddesine göre fiil ehliyetine sahip kişiler spor kulüplerine üye olma hakkına sahiptir.</p>
<p>Üyelik başvurusu yazılı olarak yapılır. Yönetim kurulu başvuruyu otuz gün içinde karara bağlar ve sonucu başvuru sahibine yazılı olarak bildirir. Başvurusu kabul edilen kişi üye defterine kaydedilir.</p>
<p>Üyelik başvurusunun reddi bakımından da özel bir düzenleme vardır. Başvuru, tüzükte gösterilen sebepler dışında ancak haklı sebeple reddedilebilir.</p>
<p>Üyelik için mevzuatta veya tüzükte aranan niteliklerin sonradan kaybedilmesi hâlinde üyelik kendiliğinden sona erer.</p>
<p>Spor kulüplerinde üyelerin genel kurul hakları, oy kullanmaları, üyelik yükümlülükleri ve iç uyuşmazlıklar yönünden 7405 sayılı Kanun&#8217;un özel hükümleriyle birlikte ilgili dernekler hukuku hükümleri değerlendirilmelidir.</p>
<h2>Spor Kulübünde Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu Nasıl Oluşturulur?</h2>
<p>7405 sayılı Kanun&#8217;un 5. maddesi uyarınca spor kulüplerinin zorunlu organları genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kuruludur.</p>
<p>Spor kulüpleri ayrıca disiplin kurulu, divan kurulu, mali kurul, eğitim kurulu veya benzeri organlar oluşturabilir. Ancak zorunlu organların görev ve sorumlulukları bu organlara devredilemez.</p>
<p>Kanun&#8217;un 7. maddesi gereğince genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kurulunun oluşumu, toplanması, görevleri, yetkileri ve kararlarına ilişkin konularda Türk Medenî Kanunu ile Dernekler Kanunu&#8217;nun ilgili hükümleri uygulanır.</p>
<p>Bu kapsamda kanunun öngördüğü genel dernek organı güvenceleri, spor kulüpleri bakımından da önem taşır.</p>
<h3>Spor kulübü yöneticisi olmak için ek şartlar var mı?</h3>
<p>Evet. 7405 sayılı Kanun&#8217;un 5. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları spor kulübü organlarında görev alma bakımından özel yasak ve sınırlamalar içermektedir.</p>
<p>Kanunda belirtilen bazı mahkûmiyetler ile belirli ağırlıktaki spor disiplin cezaları, spor kulübünün yönetim, denetim, disiplin ve diğer kurullarında görev alınmasına engel olabilir. Kanuni koşullar gerçekleştiğinde mevcut kurul üyeliğinin kendiliğinden sona ermesi de mümkündür.</p>
<p>Bu hükümler değerlendirilirken suçun türü, mahkûmiyetin kesinleşmesi, yasaklanmış hakların geri verilmesi, disiplin cezasının süresi ve kararın kesinleşme tarihi birlikte incelenmelidir. Her adli sicil kaydı veya her disiplin yaptırımı otomatik olarak yöneticilik yasağı doğurmaz.</p>
<p>Ayrıca 7405 sayılı Kanun&#8217;un 16/4. maddesi uyarınca spor kulübü veya spor anonim şirketi yönetiminde bulunan kişiler, aynı spor dalında ve aynı ligde faaliyet gösteren başka bir spor kulübü ya da spor anonim şirketinin yönetiminde eş zamanlı görev alamazlar.</p>
<h2>Spor Kulüplerinin Gelir Kaynakları Derneklerden Farklı mı?</h2>
<p>7405 sayılı Kanun&#8217;un 19. maddesi, spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerinin gelir ve giderlerini ayrıca düzenler.</p>
<p>Spor kulüpleri, tüzüklerinde belirtilen amaçları gerçekleştirmek ve kanuni görevlerini yerine getirmek için başta şu kaynaklardan gelir sağlayabilir:</p>
<ul>
<li>Üyelik aidatları,</li>
<li>Bağış ve yardımlar,</li>
<li>Sponsorluk ve reklam gelirleri,</li>
<li>Sporcu transferi ve yetiştirme tazminatları,</li>
<li>Spor eğitimi ve kurs ücretleri,</li>
<li>Müsabaka ve faaliyet gelirleri,</li>
<li>Yayın ve isim hakkı gelirleri,</li>
<li>Kira ve finansman gelirleri,</li>
<li>İlgili şirket veya işletmelerden elde edilen gelirler,</li>
<li>Mevzuatın izin verdiği diğer gelirler.</li>
</ul>
<p>Bu gelir kaynaklarının kanunda sayılmış olması her gelirin vergiden muaf olduğu veya hiçbir özel izin ve belge düzenine tabi bulunmadığı anlamına gelmez. Gelirin niteliğine göre vergi, sponsorluk, muhasebe ve diğer özel mevzuat hükümleri ayrıca uygulanabilir.</p>
<p>Genel derneklerdeki <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-gelir-kaynaklari/">dernek gelir kaynakları ve bunların hukukî sınırları</a> ile spor kulüplerine özgü mali hükümler bu nedenle birlikte fakat ayrı düzenleme alanları olarak değerlendirilmelidir.</p>
<h2>Spor Kulüplerinde Borçlanma ve Yöneticilerin Sorumluluğu</h2>
<p>Genel derneklerden ayrılan en önemli düzenlemelerden biri, spor kulüplerinin mali yönetiminde uygulanacak özel borçlanma sınırları ve yöneticilerin sorumluluğudur.</p>
<p>7405 sayılı Kanun&#8217;un 18 ve 20. maddeleri; şeffaflık, mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi, denk bütçe ve harcama disiplinini esas almaktadır.</p>
<h3>Spor kulüpleri ne kadar borçlanabilir?</h3>
<p>7405 sayılı Kanun&#8217;un 20/5. maddesine göre spor kulüpleri ve spor anonim şirketleri, kural olarak bir bütçe yılında önceki yıl brüt gelirlerinin yüzde onuna kadar borçlanabilir.</p>
<p>Bu sınırı aşan borçlanmalar için Kanun&#8217;da öngörülen özel genel kurul karar şartlarının sağlanması gerekir. Spor kulüplerinde, genel kurul üye tam sayısının en az üçte ikisinin olumlu oyuyla kabul edilen ek bütçe kapsamında borçlanma yapılabilir. Bununla birlikte ek bütçeyle yapılacak borçlanma, kural olarak önceki yıl brüt gelirlerinin yüzde ellisini aşamaz.</p>
<p>Önceki hesap dönemindeki brüt gelir fazlasına bağlı ilave borçlanma imkânı ve mevzuatta düzenlenen muafiyetler ayrıca dikkate alınmalıdır.</p>
<p><strong>Örnek:</strong> Bir spor kulübünün önceki yıl brüt geliri 10 milyon TL ise genel borçlanma sınırı, diğer şartlar saklı kalmak üzere 1 milyon TL olarak hesaplanır. Bunun üzerindeki borçlanma için yalnızca yönetim kurulu kararı yeterli olmayabilir; 7405 sayılı Kanun&#8217;daki ek bütçe ve genel kurul karar şartlarının karşılanması gerekir.</p>
<p>Bu örnek, kanuni sınırın temel hesaplama mantığını göstermektedir. Somut işlemde gelir fazlası, muafiyetler, bağlı şirketlerin konsolidasyonu ve diğer kanuni koşullar ayrıca incelenmelidir.</p>
<h3>Spor kulübü yöneticileri kulüp borçlarından şahsen sorumlu olabilir mi?</h3>
<p>Evet. Ancak kişisel sorumluluk her borç için otomatik değildir; 7405 sayılı Kanun&#8217;un 20/13. maddesindeki şartlara göre değerlendirilir.</p>
<p>Kanuna göre spor kulübü ve spor anonim şirketi başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve yöneticileri; mevzuat, tüzük ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kasıt veya ihmalle ihlal ederek verdikleri zararlardan kulübe, şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara karşı müteselsilen sorumlu olabilir.</p>
<p>Kanun&#8217;un 20. maddesinin dördüncü, beşinci, sekizinci ve dokuzuncu fıkralarına aykırılıklarda ise özel ve ağırlaştırılmış bir sorumluluk düzeni bulunmaktadır. Bu hâllerde kasıt veya ihmal aranmaz; zararın doğmasını engellemek için gerekli özenin gösterildiğinin ispatı önem taşır.</p>
<p>Dolayısıyla yönetim kurulu üyeliği sırasında alınan her borcun doğrudan yöneticinin kişisel borcu olduğu söylenemeyeceği gibi, yönetici sıfatının hiçbir kişisel sorumluluk doğurmayacağı da ileri sürülemez. İşlemin zamanı, türü, karar organı, kanuni sınıra uygunluğu, zarar ve sorumluluk şartları somut olayda incelenmelidir.</p>
<h2>Spor Kulüpleri Hangi Defterleri Tutar ve Nasıl Denetlenir?</h2>
<p>Spor kulüplerinin kayıt düzeni, 7405 sayılı Kanun&#8217;un 7 ve 13. maddeleri ile Spor Kulüpleri Tarafından Tutulacak Defter ve Kayıtlar Hakkında Yönetmelik kapsamında belirlenir.</p>
<p>Kulüpler; üyelik, karar, gelir-gider, muhasebe ve diğer faaliyet kayıtlarını tabi oldukları mevzuata uygun şekilde tutmak ve gerekli belgeleri saklamak zorundadır.</p>
<p>Kanun&#8217;un 13. maddesine göre spor kulüplerinin idari ve mali işlemleri Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından denetlenebilir. Denetimin kapsamı, kulübün yalnızca sportif faaliyetleriyle sınırlı değildir; tüzük, kayıt düzeni, gelirler, giderler ve mali yükümlülükler de incelemeye konu olabilir.</p>
<h3>Spor kulüpleri yıllık beyannamelerini ne zaman verir?</h3>
<p>7405 sayılı Kanun&#8217;un 13/4. maddesine göre spor kulüpleri ve spor anonim şirketleri, ilgili hesap dönemi bitiminden itibaren üç ay içinde Bakanlığa beyanname vermekle yükümlüdür.</p>
<p>Beyannamede gelir ve gider işlemlerinin sonuçları ile ilgili mali tablolar ve kanunen gerekli bilgiler yer alır.</p>
<p>Dernekler Kanunu&#8217;nun 19. maddesinde düzenlenen ve genel dernekler için her yıl Nisan ayı sonuna kadar uygulanan beyanname süresi ile spor kulüplerinin hesap dönemi esaslı üç aylık beyanname süresi birbirine karıştırılmamalıdır.</p>
<p>Beyanname verme yükümlülüğünün ihlali ve bilerek gerçeğe aykırı beyanname verilmesi, 7405 sayılı Kanun&#8217;un 47. maddesinde ayrı yaptırım hükümlerine bağlanmıştır. İlgili yaptırımın türü ve olay tarihindeki yürürlük durumu ayrıca incelenmelidir.</p>
<h2>Spor Kulübü ile Spor Anonim Şirketi Arasındaki Fark Nedir?</h2>
<p>Spor kulübü, 7405 sayılı Kanun kapsamında üyelik esasına dayanan özel hukuk tüzel kişisidir. Spor anonim şirketi ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulan ve Bakanlığa tescil edilmesiyle spor anonim şirketi vasfını kazanan anonim şirkettir.</p>
<p>7405 sayılı Kanun&#8217;un 14. maddesine göre bir anonim şirketin ticaret sicilinde kurulması, tek başına spor anonim şirketi vasfını kazanması için yeterli değildir. Bunun için Bakanlık nezdinde ilgili tescilin gerçekleştirilmesi gerekir.</p>
<p>Spor anonim şirketi, bir spor kulübünün bağlı ortaklığı veya iştiraki olarak kurulabileceği gibi kulüpten bağımsız da kurulabilir.</p>
<p>Kanun&#8217;un 15. maddesi, spor kulüpleriyle bağlantılı spor anonim şirketlerinin hissedarlık ve hâkimiyet ilişkilerine özel hükümler getirmektedir. Özellikle spor kulübünün belirli bir spor dalına ait varlıklarını şirkete devretmesi veya sermaye olarak koyması, olağan bir tüzel kişilik değişikliği olarak kabul edilemez; özel usul ve sorumluluk hükümleri uygulanır.</p>
<p>Bunun yanında ilgili spor federasyonu, belirli liglerde yer almak için spor anonim şirketi statüsünde bulunma şartı getirebilir.</p>
<p>Bu nedenle profesyonel spor organizasyonlarında kulüp tüzel kişiliği, şirket yapılanması ve federasyon tescili birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.</p>
<h2>Spor Kulüpleri Federasyon Kurabilir mi?</h2>
<p>7405 sayılı Kanun&#8217;un 12. maddesi spor kulüplerinin üst kuruluşlarını özel olarak düzenlemektedir.</p>
<p>Amatör spor faaliyetlerinde bulunan spor kulüpleri ve spor anonim şirketleri, kanuni şartlar altında il sınırları içerisinde en az on beş kuruluşun bir araya gelmesiyle üst kuruluş niteliğinde federasyon oluşturabilir. En az on beş federasyonun bir araya gelmesiyle konfederasyon kurulabilir.</p>
<p>Buradaki federasyon, spor dalının ulusal faaliyetlerini düzenleyen ve 7405 sayılı Kanun&#8217;un 26. maddesi kapsamında kurulan spor federasyonuyla aynı şey değildir.</p>
<p>7405 sayılı Kanun&#8217;un 12. maddesi kapsamında oluşturulan özel hukuk üst kuruluşları, ilgili spor federasyonunun izin ve yetkilendirmesi olmaksızın bu federasyonların kanuni görev ve yetkilerini kullanamaz.</p>
<p>Bu ayrım önemlidir. Örneğin amatör spor kulüplerinin oluşturduğu bir üst kuruluş, sırf adında federasyon kelimesi bulunduğu için ülke genelinde ilgili spor dalının resmî müsabakalarını düzenleme veya federasyon adına sporcu tescili yapma yetkisi kazanmaz.</p>
<h2>Spor Kulüpleri Kamu Yararı Statüsü Kazanabilir mi?</h2>
<p>Evet. 7405 sayılı Kanun&#8217;un 11. maddesi kamu yararına çalışan spor kulüplerine ilişkin özel koşullar öngörmektedir.</p>
<p>Bir spor kulübünün kamu yararına çalışan spor kulübü sayılabilmesi için en az iki yıldır faaliyette bulunması, faaliyet gösterdiği spor dallarına uygun tesis koşullarını sağlaması ve ilgili maddede belirtilen sportif faaliyet ve başarı şartlarını karşılaması gerekir.</p>
<p>Bu kapsamda genel spor kulüpleri ile ihtisas spor kulüpleri için öngörülen sportif koşullar farklılık gösterebilir.</p>
<p>Kamu yararına çalışan spor kulübü statüsü, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve ilgili spor federasyonunun görüşü alınarak Bakanın teklifi üzerine Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir.</p>
<p>Bu statüyü kazanan spor kulüpleri, 7405 sayılı Kanun&#8217;un 11/4. maddesi kapsamında kamu yararına çalışan derneklere diğer kanunlarda tanınan haklardan yararlanır.</p>
<p>Genel dernekler bakımından 5253 sayılı Kanun&#8217;un 27. maddesinde yer alan kamu yararına çalışma koşulları ile spor kulüplerine özgü şartlar bu nedenle birbirinin yerine kullanılamaz.</p>
<h2>7405 Sayılı Kanun&#8217;dan Önce Kurulan Spor Dernekleri Ne Oldu?</h2>
<p>7405 sayılı Kanun&#8217;un geçiş hükümleri, daha önce dernek statüsünde kurulmuş ve spor teşkilatı tarafından tescil edilmiş kulüplerin yeni hukukî rejime uyumunu düzenlemiştir.</p>
<p>Bu kapsamda eski spor kulüplerinin İçişleri Bakanlığı nezdindeki dosya ve kayıtlarının Gençlik ve Spor Bakanlığına devri öngörülmüş, mevcut kuruluşların tüzükleriyle idari ve mali yapılarını yeni mevzuata uygun duruma getirmeleri için geçiş düzenlemeleri yapılmıştır.</p>
<p>Gençlik ve spor faaliyetlerini birlikte yürüten eski kulüplere ilişkin geçişte ise faaliyet alanına göre spor kulübü veya gençlik derneği olarak devam etme tercihi ayrıca düzenlenmiştir.</p>
<p>Geçiş süreci için tanınan süreler ve Bakanlığın süre uzatımı uygulamaları geçmiş döneme ilişkindir. 2026 yılında eski bir kuruluşun durumunun belirlenmesi bakımından kuruluşun geçmişteki unvanından ziyade güncel sicil kaydı ve ilgili idari işlemler esas alınmalıdır.</p>
<p>Eski bir spor derneği hakkında özellikle şu hususlar araştırılmalıdır:</p>
<ul>
<li>Dosyası Gençlik ve Spor Bakanlığına devredilmiş midir?</li>
<li>7405 sayılı Kanun&#8217;a uyum ve tüzük işlemleri tamamlanmış mıdır?</li>
<li>Bakanlık sicilinde güncel statüsü nedir?</li>
<li>İlgili spor dalı tescilleri geçerli midir?</li>
<li>Tescilin iptaline veya faaliyetlerin yasaklanmasına ilişkin idari işlem bulunmakta mıdır?</li>
</ul>
<p>Bir kuruluşun eski dernek kaydının bulunması, güncel spor kulübü statüsünün varlığını veya yokluğunu tek başına ispatlamaz.</p>
<h2>Spor Kulübünün Faaliyeti Yasaklanabilir veya Tescili İptal Edilebilir mi?</h2>
<p>7405 sayılı Kanun&#8217;un 9. maddesi, spor kulüplerinin kendiliğinden sona ermesini, feshedilmesini, faaliyetinin yasaklanmasını ve tescilinin iptalini düzenler.</p>
<p>Kanunda belirtilen hâllerde; zorunlu organların oluşturulamaması, genel kurulun belirli koşullarda yapılamaması, tescile ilişkin şartların kaybedilmesi veya taahhüt edilen sportif faaliyetlerin sürdürülmemesi hukukî sonuç doğurabilir.</p>
<p>Örneğin Bakanlık tarafından yapılan yazılı ihtara rağmen kanuna aykırı organ oluşumunun üç ay içinde giderilmemesi, özel yaptırım mekanizmasının uygulanmasına neden olabilir.</p>
<p>Ayrıca taahhüt ettiği hiçbir spor faaliyetine izinsiz ve mazeretsiz olarak üst üste üç yıl katılmayan spor kulüpleri hakkında kanunda öngörülen sonuçlar gündeme gelebilir.</p>
<p>Ancak şu işlemler birbirinden ayrılmalıdır:</p>
<ul>
<li><strong>Spor faaliyetlerine katılmanın yasaklanması:</strong> Bakanlık tarafından özel kanuni koşullarda uygulanabilen idari tedbirdir.</li>
<li><strong>Spor dalı tescilinin iptali:</strong> İlgili federasyonun belirli spor dalı yönünden yaptığı tescile ilişkindir.</li>
<li><strong>Dernek veya kulübün kendiliğinden sona ermesi:</strong> Kanunda belirtilen sona erme sebeplerinin gerçekleşmesine bağlıdır.</li>
<li><strong>Mahkeme kararıyla fesih:</strong> Kanuni koşullar altında yargısal kararla verilen sona erme sonucudur.</li>
<li><strong>Bakanlık sicilinden silinme:</strong> Kanunda öngörülen sona erme veya fesih sonuçlarına bağlı olarak gerçekleştirilen kayıt işlemidir.</li>
</ul>
<p>Bu işlemlerin yetkili makamları, hukukî sebepleri ve başvuru yolları farklıdır. Özellikle idari tescil veya faaliyet yasağı işlemlerine karşı başvurularla genel kurul kararlarının iptali davaları birbirine karıştırılmamalıdır.</p>
<h2>Spor Kulübü ve Dernek Uyuşmazlıklarında Hangi Hukuk Kuralları Uygulanır?</h2>
<p>7405 sayılı Kanun&#8217;un 25. maddesi, spor kulüplerine ilişkin özel düzenleme bulunmayan hâllerde Türk Medenî Kanunu ve Dernekler Kanunu hükümlerinin uygulanacağını öngörür.</p>
<p>Bu sebeple spor kulübünün genel kurul kararlarına, üyelik uyuşmazlıklarına ve organlarının özel hukuk ilişkilerine ilişkin meselelerde, öncelikle 7405 sayılı Kanun&#8217;da özel hüküm bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.</p>
<p>Özel hüküm bulunmayan hâllerde TMK&#8217;nın ilgili düzenlemeleri uygulanabilir. Örneğin genel kurul kararının iptali bakımından TMK&#8217;nın 83. maddesindeki süreler ve koşullar önem taşır. Toplantıda hazır bulunup hukuka aykırı karara katılmayan üye bakımından karar tarihinden itibaren bir ay; toplantıya katılmayan üye bakımından öğrenmeden itibaren bir ay ve her durumda karar tarihinden itibaren üç aylık süre düzenlenmiştir. Kararların yokluk ve mutlak butlanla hükümsüzlüğüne ilişkin hâller saklıdır.</p>
<p>Bununla birlikte sportif müsabakalara ilişkin federasyon kararları, disiplin işlemleri, zorunlu tahkim kapsamı ve idari tescil işlemleri ayrı yargısal değerlendirme gerektirebilir. Her spor uyuşmazlığının genel kurul kararının iptali davası olarak açılabileceği söylenemez.</p>
<p>Spor kulüplerinin kuruluş, tüzük, yönetim, mali sorumluluk ve yargısal uyuşmazlıklarının değerlendirilmesinde özel spor mevzuatı ile dernekler hukukunun birlikte uygulanmasını gerektiren konular, <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-avukati/">dernekler hukuku alanındaki avukatlık hizmetleri</a> kapsamında somut olayın özelliklerine göre ele alınabilir.</p>
<h2>Spor Kulübü mü, Dernek mi Kurulmalı? Somut Örnekler</h2>
<h3>Örnek 1: Spor eğitimi ve sağlıklı yaşam farkındalığı</h3>
<p>Bir grup kişi spor kültürünü geliştirmek, sağlıklı yaşam hakkında eğitimler vermek ve toplumsal farkındalık oluşturmak istiyorsa, amaçlarına uygun bir dernek kurulması hukuken mümkün olabilir.</p>
<p>Ancak faaliyetler resmî müsabaka katılımına, kulüp adına sporcu tesciline veya federasyon bünyesinde düzenli sportif organizasyona dönüşecekse ilgili spor kulübü statüsü ve özel mevzuat şartları ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<h3>Örnek 2: Lisanslı sporcularla resmî liglere katılım</h3>
<p>Bir topluluğun temel amacı lisanslı sporculardan oluşan takımlarla federasyon liglerine katılmaksa 7405 sayılı Kanun&#8217;a tabi spor kulübü veya ilgili federasyon mevzuatının izin verdiği spor anonim şirketi yapılanması değerlendirilmelidir.</p>
<p>Bu durumda genel bir derneğin kurulması, ilgili spor federasyonunun tescil ve katılım koşullarının yerine geçmez.</p>
<h3>Örnek 3: Profesyonel spor organizasyonu</h3>
<p>Bir spor kulübü, faaliyet gösterdiği profesyonel spor dalındaki sportif ve mali faaliyetlerini özel bir şirket yapılanmasıyla yürütmeyi planlıyorsa spor anonim şirketi kurulması veya mevcut bir anonim şirketin spor anonim şirketi olarak tescili gündeme gelebilir.</p>
<p>Ancak şirketleşme; sözleşmelerin, sportif hakların, aktif ve pasif malvarlığının veya borçların kendiliğinden ve sınırsız biçimde devredilebileceği anlamına gelmez. 7405 sayılı Kanun&#8217;un 8, 14, 15 ve 20. maddelerindeki özel hükümler dikkate alınmalıdır.</p>
<h2>Spor Kulübü ve Dernek Hakkında Sıkça Sorulan Sorular</h2>
<h3>Spor kulübü kurmak için kaç kişi gerekir?</h3>
<p>7405 sayılı Kanun&#8217;un 3/1. maddesi uyarınca spor kulübü gerçek veya tüzel en az yedi kişi tarafından kurulur. Bu asgari sayı, genel dernek kuruluşunda aranan sayı ile aynıdır.</p>
<h3>Spor kulübü kurmak için dernek kurmak zorunlu mu?</h3>
<p>Hayır. 7405 sayılı Kanun kapsamında spor kulübü kuruluşu ayrı şekilde düzenlenmiştir. Önce 5253 sayılı Kanun&#8217;a göre dernek kurup daha sonra bu derneği spor kulübüne dönüştürmek, yeni spor kulübü kuruluşunun zorunlu aşaması değildir.</p>
<h3>Spor kulübü dernek gibi genel kurul yapmak zorunda mı?</h3>
<p>Evet. Genel kurul, spor kulübünün zorunlu organıdır. Genel kurulun oluşumu, görevleri ve toplantı usulleri bakımından 7405 sayılı Kanun&#8217;un özel hükümleri ile TMK ve Dernekler Kanunu&#8217;nun ilgili hükümleri uygulanır.</p>
<h3>Spor kulübü tescil edilince bütün spor dallarında yarışabilir mi?</h3>
<p>Hayır. Bakanlık nezdindeki kulüp tescili ile federasyon nezdindeki spor dalı tescili farklıdır. Spor faaliyetlerine katılmak için ilgili federasyonun tescil ve katılım şartlarının karşılanması gerekir.</p>
<h3>Spor kulüpleri bağış ve sponsorluk geliri elde edebilir mi?</h3>
<p>Evet. 7405 sayılı Kanun&#8217;un 19. maddesi bağış, yardım ve sponsorluk gelirlerini spor kulüplerinin gelir kaynakları arasında saymaktadır. Bununla birlikte somut işlemin niteliğine göre ilgili vergi, muhasebe ve diğer özel mevzuat hükümlerine uyulmalıdır.</p>
<h3>Spor kulübü yöneticisi kulübün bütün borçlarından sorumlu mudur?</h3>
<p>Hayır. Yöneticinin bütün kulüp borçlarından sırf yöneticilik sıfatı nedeniyle koşulsuz sorumlu olduğu söylenemez. Ancak 7405 sayılı Kanun&#8217;un 20/13. maddesinde belirtilen yükümlülük ihlalleri ve özel sorumluluk koşulları gerçekleştiğinde kişisel ve müteselsil sorumluluk doğabilir.</p>
<h3>Dernek statüsünde kurulmuş eski spor kulübü faaliyetine devam edebilir mi?</h3>
<p>Kuruluşun güncel hukukî durumu, 7405 sayılı Kanun&#8217;un geçiş hükümleri kapsamında yapılan işlemlere ve Bakanlık sicilindeki kaydına göre belirlenir. Eski dernek kaydı veya unvanı tek başına güncel spor kulübü tescilinin geçerli olduğunu göstermez.</p>
<h3>Anayasa Mahkemesinin iptal kararı spor kulübü kuruluşunu hemen değiştirdi mi?</h3>
<p>Hayır. 17 Haziran 2025 tarihli, E.2022/85, K.2025/131 sayılı kararla verilen ve tescille tüzel kişilik kazanılmasına ilişkin ibareyi etkileyen iptal hükmünün yürürlüğü 2 Ocak 2027 tarihine ertelenmiştir. 24 Ekim 2026 itibarıyla mevcut tescil rejimi uygulanmaktadır.</p>
<h2>Sonuç: Spor Kulübü ile Dernek Arasında Hangi Hukukî Rejim Uygulanır?</h2>
<p>Spor kulübü ile dernek arasındaki farkın belirlenmesinde kuruluşun adı değil, hukukî statüsü ve faaliyetinin niteliği esas alınmalıdır. Genel amaçlı dernekler TMK ve Dernekler Kanunu çerçevesinde kurulurken, spor kulüpleri 7405 sayılı Kanun&#8217;un özel hükümlerine tabidir.</p>
<p>Spor kulüplerinin tüzel kişilik kazanma usulü, spor dalı tescili, üyelik ve organ yapısı, mali yükümlülükleri, borçlanma sınırları, yönetici sorumluluğu, denetimi ve sona ermesi özel mevzuat çerçevesinde incelenmelidir. Bununla birlikte 7405 sayılı Kanun&#8217;da hüküm bulunmayan alanlarda dernekler hukukunun ilgili hükümleri uygulanmaya devam eder.</p>
<p>Özellikle Anayasa Mahkemesinin 2 Ocak 2027 tarihinde yürürlüğe girecek iptal hükmü nedeniyle spor kulübünün tüzel kişilik kazanma anına ilişkin düzenlemeler bakımından sonraki mevzuat gelişmelerinin takip edilmesi önemlidir.</p>
<p class="article-author">Yazar <a href="https://www.sarioglusefer.com/avukat-fatih-sefer/">Avukat Fatih SEFER</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com/spor-kulubu-dernek-farki/">Spor Kulübü ve Dernek Farkı: 7405 Sayılı Kanun</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com">SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Nitelikteki Teşekküller: 3335 Sayılı Kanun ve İzin Şartları</title>
		<link>https://www.sarioglusefer.com/uluslararasi-nitelikteki-tesekkuller/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Fatih Sefer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2026 15:14:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dernekler Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sarioglusefer.com/?p=6125</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası nitelikteki teşekküller, 3335 sayılı Uluslararası Nitelikteki Teşekküllerin Kurulması Hakkında Kanun kapsamında, kazanç paylaşma amacı taşımadan uluslararası ekonomik ve teknik işbirliği gerçekleştirmek üzere oluşturulan birlik, federasyon veya benzeri kuruluşlardır. Bu özel hukuki rejimde teşekkül kurulması, kurulmuş teşekküllerin şubelerinin açılması ve Kanun&#8217;da belirtilen uluslararası faaliyetler Cumhurbaşkanının iznine tabidir. Türkiye&#8217;de kurulacak teşekküller ise gerekli izin süreci tamamlandıktan ... <a title="Uluslararası Nitelikteki Teşekküller: 3335 Sayılı Kanun ve İzin Şartları" class="read-more" href="https://www.sarioglusefer.com/uluslararasi-nitelikteki-tesekkuller/" aria-label="Uluslararası Nitelikteki Teşekküller: 3335 Sayılı Kanun ve İzin Şartları hakkında daha fazlasını okuyun">Devamını oku</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com/uluslararasi-nitelikteki-tesekkuller/">Uluslararası Nitelikteki Teşekküller: 3335 Sayılı Kanun ve İzin Şartları</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com">SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uluslararası nitelikteki teşekküller, 3335 sayılı Uluslararası Nitelikteki Teşekküllerin Kurulması Hakkında Kanun kapsamında, kazanç paylaşma amacı taşımadan uluslararası ekonomik ve teknik işbirliği gerçekleştirmek üzere oluşturulan birlik, federasyon veya benzeri kuruluşlardır.</strong> Bu özel hukuki rejimde teşekkül kurulması, kurulmuş teşekküllerin şubelerinin açılması ve Kanun&#8217;da belirtilen uluslararası faaliyetler Cumhurbaşkanının iznine tabidir. Türkiye&#8217;de kurulacak teşekküller ise gerekli izin süreci tamamlandıktan sonra kuruluş bildirimi ve eklerinin yetkili mülki idare amirliğine verilmesiyle tüzel kişilik kazanır. Üyelik, organlar ve karar alma usulleri, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca onaylanacak statüde düzenlenir.</p>
<p>3335 sayılı Kanun ile 5253 sayılı Dernekler Kanunu arasındaki fark özellikle önemlidir. Her uluslararası faaliyet, kendiliğinden 3335 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmez. Uygulanacak hukuki rejimin belirlenmesinde kuruluşun niteliği, kurucuları, faaliyet amacı ve gerçekleştirilmek istenen işlem birlikte incelenmelidir.</p>
<h2>Uluslararası Nitelikteki Teşekkül Nedir?</h2>
<p>3335 sayılı Kanun, uluslararası alanda beraberlik ve işbirliği yapılmasında fayda görülen durumlarda Türk ve yabancı gerçek veya tüzel kişilerin belirli amaçlarla örgütlenmesini düzenler. Kanun&#8217;un 1. maddesi, özellikle ekonomik ve teknik alanlarda işbirliğinin geliştirilmesini; bilgi, görgü ve teknolojilerden karşılıklı yararlanılmasını esas alır.</p>
<p>Kanun kapsamındaki teşekküllerin ayırt edici özellikleri şunlardır:</p>
<ul>
<li><strong>Uluslararası nitelik:</strong> Kuruluşun amacı ve faaliyetleri, farklı ülkelerde bulunan kişiler veya kuruluşlar arasında işbirliği kurulmasını gerektirir.</li>
<li><strong>Kazanç paylaşmama:</strong> Teşekkülün kuruluş amacı üyelerine kâr dağıtmak olamaz.</li>
<li><strong>Ekonomik ve teknik işbirliği:</strong> Faaliyet amacı, 3335 sayılı Kanun&#8217;un belirlediği ekonomik ve teknik işbirliği çerçevesiyle bağlantılı olmalıdır.</li>
<li><strong>Özel izin rejimi:</strong> Kanun&#8217;un 1. maddesinde sayılan kuruluş ve faaliyetler Cumhurbaşkanının iznine bağlıdır.</li>
<li><strong>Özel statü:</strong> Üyelik ve yönetim düzeni, İçişleri Bakanlığınca onaylanacak statüyle belirlenir.</li>
</ul>
<p>Örneğin farklı ülkelerde faaliyet gösteren meslek kuruluşlarının teknik standartlar konusunda sürekli işbirliği yürütmek amacıyla uluslararası bir birlik oluşturmak istemeleri, somut yapısı ve amacı itibarıyla 3335 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gereken bir durum oluşturabilir.</p>
<p>Bununla birlikte yalnızca kuruluş adında &#8220;uluslararası&#8221; kelimesinin bulunması veya üyeler arasında yabancıların yer alması, tek başına 3335 sayılı Kanun&#8217;un uygulanmasını gerektirmez.</p>
<h2>3335 Sayılı Kanun Kapsamında Kimler Teşekkül Kurabilir?</h2>
<p>3335 sayılı Kanun&#8217;un 1. maddesi, Türk ve yabancı gerçek veya tüzel kişilerin yahut yalnızca tüzel kişilerin uluslararası nitelikte teşekkül oluşturabilmesini öngörmektedir.</p>
<p>Bu düzenlemeye göre kuruluşun yapısında gerçek kişiler, tüzel kişiler veya Kanun&#8217;un izin verdiği karma bir kurucu yapı bulunabilir. Ancak kuruluşun uluslararası niteliği ve amacı, yalnızca kurucuların vatandaşlığına veya merkezlerinin bulunduğu ülkeye göre belirlenmez.</p>
<h3>Uluslararası teşekkül kurmak için en az kaç kişi gerekir?</h3>
<p>3335 sayılı Kanun&#8217;un 1. maddesinin (a) bendinde, uluslararası nitelikte birlik, federasyon veya benzeri teşekküllerin kurulması bakımından <strong>en az yedi kurucu</strong> öngörülmüştür.</p>
<p>Bu sayı, Kanun&#8217;un (a) bendindeki teşekkül kurma şartıdır. Uluslararası faaliyet, mevcut bir teşekküle katılma veya işbirliği işlemlerinin tamamının ayrıca yedi kurucu gerektirdiği şeklinde yorumlanmamalıdır.</p>
<p>Kurucular arasında tüzel kişilerin bulunması hâlinde kuruluş kararının yetkili organ tarafından alınmış olması ve tüzel kişiyi temsil edecek kişinin usulüne uygun yetkilendirilmesi önem taşır.</p>
<p>Yabancı gerçek kişilerin Türkiye&#8217;de olağan dernek kurması veya derneğe üye olması ise ayrı hukuki koşullara tabidir. Bu konu, <a href="https://www.sarioglusefer.com/yabancilarin-dernek-kurmasi/">yabancıların dernek kurma ve üye olma hakkı</a> kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<h2>3335 Sayılı Kanun&#8217;a Göre Hangi Faaliyetler İzne Tabidir?</h2>
<p>3335 sayılı Kanun&#8217;un 1. maddesi üç temel faaliyet grubunu Cumhurbaşkanının iznine bağlamaktadır.</p>
<h3>1. Uluslararası birlik, federasyon veya benzeri teşekkül kurulması</h3>
<p>Kanun&#8217;da belirtilen amaçlarla en az yedi kurucunun Türkiye&#8217;de veya yurt dışında uluslararası nitelikte birlik, federasyon veya benzeri teşekkül oluşturması izin kapsamındadır. Kurulmuş bu tür teşekküllerin şubelerinin açılması da aynı bentte düzenlenmiştir.</p>
<h3>2. Uluslararası faaliyette bulunulması</h3>
<p>3335 sayılı Kanun kapsamına giren uluslararası faaliyetler özel izin rejimine tabidir. Ancak bu hüküm, Türkiye&#8217;deki bütün derneklerin yurt dışındaki her faaliyet için Cumhurbaşkanından izin alması gerektiği anlamına gelmez.</p>
<p>Olağan Türk derneklerinin uluslararası faaliyetleri bakımından 5253 sayılı Dernekler Kanunu&#8217;nun 5. maddesi ayrıca uygulanır. İki düzenlemenin kapsamı somut faaliyetin niteliğine göre ayrılmalıdır.</p>
<h3>3. Mevcut kuruluşlara katılma veya işbirliği yapma</h3>
<p>3335 sayılı Kanun&#8217;un 1. maddesinin (c) bendinde, mevcut kuruluş ve benzeri derneklere katılma veya bunlarla işbirliğinde bulunma da düzenlenmiştir.</p>
<p>Burada önemli olan, katılma veya işbirliği ilişkisinin gerçekten 3335 sayılı Kanun&#8217;un özel amaç ve kapsamına girip girmediğidir. Her yabancı kuruluşla temas veya her ortak etkinlik, ayrım yapılmaksızın aynı izin rejimine tabi kabul edilemez.</p>
<h2>3335 Sayılı Kanun ile Dernekler Kanunu Arasındaki Farklar</h2>
<p>3335 sayılı Kanun özel nitelikteki uluslararası teşekküllere, 5253 sayılı Kanun ise genel dernekler rejimine ilişkin temel düzenlemeleri içerir. Bu ayrım hem kuruluş usulünü hem de idarenin yetkilerini etkiler.</p>
<table>
<thead>
<tr>
<th>Hukuki konu</th>
<th>3335 sayılı Kanun</th>
<th>5253 sayılı Dernekler Kanunu</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>Temel kapsam</td>
<td>Uluslararası ekonomik ve teknik işbirliği amacı taşıyan özel teşekküller</td>
<td>Dernekler ve Kanun kapsamındaki diğer kuruluşlar</td>
</tr>
<tr>
<td>Kuruluşta izin</td>
<td>Kanun&#8217;un 1. maddesinde öngörülen Cumhurbaşkanı izni</td>
<td>Türkiye&#8217;de olağan dernek kuruluşunda önceden izin aranmaz</td>
</tr>
<tr>
<td>Asgari kurucu</td>
<td>3335 m.1/a kapsamındaki kuruluş için en az yedi kişi</td>
<td>Olağan dernek kuruluşunda en az yedi gerçek veya tüzel kişi</td>
</tr>
<tr>
<td>Kuruluş belgesi</td>
<td>Özel statü ve kuruluş bildirimi</td>
<td>Dernek tüzüğü ve kuruluş bildirimi</td>
</tr>
<tr>
<td>Uluslararası faaliyet</td>
<td>Özel kanuni izin rejimi</td>
<td>Türk derneklerinin faaliyet hakkı ve yabancı dernekler için ayrı izin hükümleri</td>
</tr>
<tr>
<td>Denetim</td>
<td>3335 m.2 ve ilgili genel dernek mevzuatı</td>
<td>5253 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>5253 sayılı Kanun&#8217;un 5. maddesine göre Türkiye&#8217;de kurulu dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaçlarını gerçekleştirmek üzere uluslararası faaliyette veya işbirliğinde bulunabilir, yurt dışında örgütlenebilir ve yurt dışında kurulmuş kuruluşlara katılabilirler.</p>
<p>Bu nedenle <a href="https://www.sarioglusefer.com/derneklerin-uluslararasi-faaliyetleri/">derneklerin uluslararası faaliyet ve işbirliği şartları</a> ile 3335 sayılı Kanun kapsamında özel bir teşekkül kurulması ayrı hukuki değerlendirmeler gerektirir.</p>
<p>Yabancı ülkede kurulmuş bir derneğin Türkiye&#8217;de faaliyette bulunması ise 5253 sayılı Kanun&#8217;un 5. maddesinin ikinci fıkrası ve Dernekler Yönetmeliği&#8217;ndeki özel izin hükümleri bakımından incelenmelidir.</p>
<h2>Uluslararası Nitelikteki Teşekküller Nasıl Kurulur?</h2>
<p>3335 sayılı Kanun kapsamındaki bir teşekkülün kuruluşunda izin, statü ve kuruluş bildirimi süreçlerinin birbirine karıştırılmaması gerekir.</p>
<h3>1. Kuruluşun hukuki niteliğinin belirlenmesi</h3>
<p>İlk aşamada kurulması düşünülen yapının 3335 sayılı Kanun kapsamındaki uluslararası birlik, federasyon veya benzeri teşekkül niteliğinde olup olmadığı değerlendirilmelidir.</p>
<p>Bu değerlendirmede kuruluşun amacı, kurucuların niteliği, uluslararası faaliyet alanı, yürütülecek ekonomik veya teknik işbirliğinin içeriği ve teşekkülün örgütlenme biçimi önemlidir.</p>
<h3>2. Cumhurbaşkanı izninin alınması</h3>
<p>3335 sayılı Kanun&#8217;un 1. maddesindeki kuruluş ve faaliyetler Cumhurbaşkanının iznine tabidir. Dolayısıyla Kanun kapsamındaki bir teşekkül için, olağan dernek kuruluşundaki gibi yalnızca kuruluş bildirimi verilmesini yeterli görmek doğru değildir.</p>
<p>İzin değerlendirmesinde kuruluşun hukuki ve fiili amacı, uluslararası işbirliğinin kapsamı, kurucu yapısı ve hukuka uygunluğu belirleyici unsurlardır.</p>
<p>Kanun&#8217;un konsolide metninde 2018 yılında yapılan değişikliklerle önceki Bakanlar Kurulu izin sistemi yerine Cumhurbaşkanının izin yetkisi getirilmiştir. Eski metinlerde yer alan Bakanlar Kurulu yetkisi güncel başvurularda esas alınmamalıdır.</p>
<h3>3. Statünün hazırlanması ve onaylanması</h3>
<p>3335 sayılı Kanun&#8217;un 2. maddesi gereğince teşekkülün üyeliği, organları, toplantıları, karar usulleri ve faaliyetleri, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca onaylanacak statüde gösterilir.</p>
<p>Statü, teşekkülün temel örgütlenme belgesidir. Bu nedenle yalnızca kuruluşun adını ve amacını belirten kısa bir belgeyle yetinilmesi uygun değildir.</p>
<h3>4. Kuruluş bildiriminin verilmesi</h3>
<p>Kanun&#8217;un 1. maddesinin (a) bendine göre Türkiye&#8217;de kurulan teşekküller, kuruluş bildirimini ve gerekli eklerini merkezlerinin bulunduğu yerin en büyük mülki idare amirliğine verirler.</p>
<p>3335 sayılı Kanun&#8217;da tüzel kişiliğin kazanılması, bu bildirimin ve eklerinin yetkili makama verilmesine bağlanmıştır. Ancak bu hüküm, Kanun&#8217;daki ön izin yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.</p>
<h2>Uluslararası Birlik Kuruluşunda Hangi Belgeler Gereklidir?</h2>
<p>İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün birlik kuruluşuna ilişkin resmî açıklamasında, Dernekler Yönetmeliği Ek-2&#8217;de bulunan kuruluş bildirimi yanında aşağıdaki belgeler belirtilmektedir:</p>
<ul>
<li>Kurucular tarafından imzalanmış birlik statüsü,</li>
<li>Kurucular arasında tüzel kişi bulunuyorsa tüzel kişinin unvanını, yerleşim yerini, kuruluşunu ve yetkilendirilmiş temsilcisini gösteren belgeler ile ilgili organ kararı,</li>
<li>Yabancı dildeki tüzel kişi belgeleri için gerekli Türkçe çeviriler,</li>
<li>Kurucular arasında gerçek kişiler bulunması hâlinde bunlara ilişkin kimlik belgeleri.</li>
</ul>
<p>Bu belgeler kuruluş bildirimi aşamasına ilişkindir. 3335 sayılı Kanun uyarınca gerekli Cumhurbaşkanı izni ile statünün yetkili makamca onaylanması ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<p>İzin sürecinin sağlıklı yürütülebilmesi için kuruluş amacı, planlanan uluslararası faaliyetler, işbirliği yapılacak kuruluşlar, mali kaynaklar, temsil yetkileri ve yönetim yapısına ilişkin bilgilerin açık ve tutarlı biçimde hazırlanması önemlidir.</p>
<p><strong>Önemli:</strong> 3335 sayılı Kanun, Cumhurbaşkanı izninin değerlendirilmesi için bütün başvurulara uygulanacak tek ve ayrıntılı bir belge listesi düzenlememektedir. Bu nedenle kuruluş bildirimi için açıklanan belgeler, izin başvurusunda istenebilecek bütün belgelerin değişmez ve tüketici listesi olarak değerlendirilmemelidir.</p>
<h2>Uluslararası Teşekkül Statüsünde Hangi Hükümler Bulunmalıdır?</h2>
<p>3335 sayılı Kanun&#8217;un 2. maddesi, statünün özellikle üyelik, organlar, toplantı ve karar alma usulleri ile faaliyetleri düzenlemesini öngörmektedir.</p>
<p>Hukuken öngörülebilir ve uygulanabilir bir yönetim yapısı oluşturulabilmesi için statü hazırlanırken şu konuların açıklığa kavuşturulması gerekir:</p>
<ul>
<li>Teşekkülün adı, merkezi, uluslararası niteliği ve kuruluş amacı,</li>
<li>Kurucu ve sonradan katılacak üyelerin nitelikleri,</li>
<li>Üyeliğe kabul, üyelikten ayrılma ve üyeliğin sona ermesi usulleri,</li>
<li>Yönetim, temsil ve denetim organlarının oluşumu,</li>
<li>Organların görev ve yetki sınırları,</li>
<li>Toplantıya çağrı, toplantı yeter sayısı ve karar alma usulleri,</li>
<li>Gelir kaynakları, gider yetkileri ve mali denetim esasları,</li>
<li>Uluslararası faaliyetlerin yürütülme ve onay süreçleri,</li>
<li>Statü değişikliğinde izlenecek usul,</li>
<li>Kuruluşun sona ermesi ve tasfiye esasları.</li>
</ul>
<p>Bu başlıkların tamamı 3335 sayılı Kanun&#8217;da aynı ayrıntıyla sayılmış zorunlu unsurlar değildir. Bir bölümü, Kanun&#8217;un öngördüğü yönetim düzeninin uygulamada anlaşılır ve denetlenebilir olmasını sağlayan tamamlayıcı düzenlemelerdir.</p>
<p>Statü hükümleri, Kanun&#8217;un emredici kurallarını bertaraf edecek veya izin verilen faaliyet kapsamını fiilen genişletecek biçimde düzenlenemez.</p>
<h2>Uluslararası Teşekküller Ne Zaman Tüzel Kişilik Kazanır?</h2>
<p><strong>3335 sayılı Kanun&#8217;un 1. maddesinin ikinci fıkrasına göre Türkiye&#8217;de kurulan uluslararası nitelikteki teşekküller, kuruluş bildirimini ve eklerini merkezlerinin bulunduğu yerin en büyük mülki idare amirliğine verdiklerinde tüzel kişilik kazanırlar.</strong></p>
<p>Bu hüküm bakımından iki ayrı aşama vardır:</p>
<ol>
<li>3335 sayılı Kanun kapsamında gerekli izin sürecinin tamamlanması,</li>
<li>Kuruluş bildirimi ve eklerinin yetkili mülki idare amirliğine verilmesi.</li>
</ol>
<p>Cumhurbaşkanı izni, tek başına kuruluş bildiriminin yerini tutmaz. Buna karşılık kuruluş bildiriminin verilmesiyle tüzel kişiliğin kazanılacağına ilişkin açık kanuni düzenleme de ayrıca dikkate alınmalıdır.</p>
<p>Tüzel kişilik kazanılmasıyla teşekkül, kendi adına hak edinme ve borç altına girme bakımından ilgili tüzel kişi hükümlerine tabi olur. Temsil ve organların sorumluluğu bakımından ise statü ve uygulanabilir mevzuat birlikte değerlendirilir.</p>
<h2>Uluslararası Teşekküller Şube Açabilir mi?</h2>
<p>3335 sayılı Kanun&#8217;un 1. maddesinin (a) bendi, uluslararası nitelikte teşekküllerin şubelerinin açılmasını da izin rejimi kapsamında düzenlemiştir.</p>
<p>İçişleri Bakanlığının birlik şubelerine ilişkin açıklamasında, kuruluş bildirimi yanında özellikle şu belgeler belirtilmektedir:</p>
<ul>
<li>İçişleri Bakanlığınca onaylanmış birlik statüsü,</li>
<li>Şube açılmasına ilişkin yetkili organ kararı,</li>
<li>Kurucu olarak görevlendirilen kişilere ilişkin yetkilendirme kararı,</li>
<li>Şube kurucularının gerçek veya tüzel kişi niteliğine göre gerekli kimlik ve kuruluş belgeleri.</li>
</ul>
<p>Şube kuruluş bildirimi, şubenin açılacağı yerin mülki idare amirliğine verilir. Şube açma işleminde hem 3335 sayılı Kanun kapsamındaki izin koşulu hem de onaylı statünün öngördüğü yetki düzeni dikkate alınmalıdır.</p>
<p>Şubenin faaliyet alanı, merkez teşekkülün izin verilen amacı ve statüsüyle uyumlu olmalıdır. Şubenin merkezin amaçlarından bağımsız yeni bir faaliyet alanı edinmesi, izin ve statü bakımından ayrıca hukuki inceleme gerektirebilir.</p>
<h2>Kamu Kurum ve Kuruluşları Uluslararası Teşekküllere Katılabilir mi?</h2>
<p>3335 sayılı Kanun&#8217;un 1. maddesinin son fıkrası, kamu kurum ve kuruluşlarının da uluslararası birlik, federasyon veya benzeri teşekküllere iştirak edebilmesini düzenler.</p>
<p>Bu iştirak için iki temel koşul önemlidir:</p>
<ul>
<li>İştirak edilecek teşekkülün kamu kurumunun kendi görev ve faaliyet konularıyla ilgili olması,</li>
<li>Cumhurbaşkanınca izin verilmesi.</li>
</ul>
<p>Dolayısıyla kamu kurum ve kuruluşlarının herhangi bir uluslararası teşekküle sınırsız bir takdir yetkisiyle katılabilecekleri söylenemez.</p>
<p>İlgili kamu tüzel kişisinin kuruluş mevzuatı, organlarının karar alma yetkileri ve kamu kaynaklarının kullanılmasına ilişkin kurallar ayrıca incelenmelidir.</p>
<p>Örneğin bir kamu kurumunun kendi teknik faaliyet alanıyla bağlantılı uluslararası bir standardizasyon teşekkülüne katılması düşünüldüğünde, 3335 sayılı Kanun kapsamındaki izin tek başına bütün harcama, temsil ve bütçe işlemlerinin hukuka uygun olduğu anlamına gelmez.</p>
<h2>Uluslararası Nitelikteki Teşekküllerin Denetimi Nasıl Yapılır?</h2>
<p>3335 sayılı Kanun&#8217;un 2. maddesi, teşekküllerin denetimi, tüzel kişiliklerinin sona ermesi ve faaliyetten alıkonulmaları bakımından dernek mevzuatına ve genel hükümlere başvurulmasını öngörür.</p>
<p>Madde metninde 2908 sayılı Dernekler Kanunu&#8217;na atıf yapılmaktadır. Ancak 2908 sayılı Kanun, 5253 sayılı Dernekler Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır.</p>
<p>5253 sayılı Kanun&#8217;un 34. maddesine göre eski dernek kanunlarına yapılan atıflar, yeni Kanun&#8217;a veya aynı konuları düzenleyen hükümlerine yapılmış sayılır. Yeni Kanun&#8217;da karşılığı bulunmayan konularda Türk Medenî Kanunu&#8217;nun ilgili hükümleri değerlendirilir.</p>
<p>Bu nedenle 3335 sayılı Kanun&#8217;a göre kurulmuş bir teşekkülün denetiminde:</p>
<ul>
<li>Öncelikle 3335 sayılı Kanun&#8217;un özel hükümleri,</li>
<li>Uygulanabilir olduğu ölçüde 5253 sayılı Dernekler Kanunu,</li>
<li>İlgili Dernekler Yönetmeliği hükümleri,</li>
<li>Gerekli hâllerde Türk Medenî Kanunu ve diğer genel hükümler</li>
</ul>
<p>birlikte değerlendirilmelidir.</p>
<p>Denetim sırasında izin verilen faaliyet amacı, statüye uygunluk, organ kararları, mali kayıtlar ve ilgili bildirim yükümlülükleri incelenebilir. Ancak uygulanacak özel yükümlülük ve yaptırımın her somut durumda kanuni dayanağı ayrıca belirlenmelidir.</p>
<h3>Uluslararası teşekküllerin kayıtları nerede tutulur?</h3>
<p>5253 sayılı Kanun&#8217;un Ek 2. maddesinde 21 Kasım 2024 tarihli ve 7533 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme, 3335 sayılı Kanun&#8217;a göre kurulan teşekkülleri de açıkça kapsama almıştır.</p>
<p>Bu düzenleme uyarınca teşekküllerin ve bunlara ait müesseselerin tabi oldukları mevzuata göre elde edilen bilgi ve belgelerin kayıtları İçişleri Bakanlığı ve mülki idare amirliklerince tutulur. Kayıtlar İçişleri Bakanlığınca oluşturulan dernekler kütüğüne işlenir.</p>
<p>Kanun ayrıca Bakanlıkça belirlenen iş ve işlemlerin elektronik ortamda yapılabilmesine imkân tanımaktadır. Ancak belirli bir işlemin elektronik ortamda yapılabilmesi, ilgili işlem için öngörülen usul ve uygulama düzenlemelerine bağlıdır.</p>
<h2>Uluslararası Teşekküllerin Faaliyetleri Durdurulabilir mi?</h2>
<p>3335 sayılı Kanun&#8217;un 2. maddesinde, Kanun kapsamında kurulmasına izin verilen teşekküller bakımından özel bir geçici faaliyet durdurma hükmü bulunmaktadır.</p>
<p>Bu düzenlemeye göre teşekkülün kanunlara veya millî menfaatlere uygun olmayan yahut kuruluş amacıyla bağdaşmayan faaliyetlerde bulunduğunun anlaşılması ve gecikmesinde sakınca bulunan bir durumun mevcut olması hâlinde faaliyetler Cumhurbaşkanınca geçici olarak durdurulabilir.</p>
<p><strong>Faaliyetin geçici olarak durdurulması, teşekkülün tüzel kişiliğinin kesin olarak sona ermesiyle aynı işlem değildir.</strong> Durdurma kararı faaliyetlerin yürütülmesine yönelik bir müdahaledir. Tüzel kişiliğin sona ermesi ise ayrıca değerlendirilmesi gereken farklı hukuki sonuçlar doğurur.</p>
<p>Geçici durdurma işleminde kanuni sebebin somut olarak bulunup bulunmadığı, gecikmesinde sakınca bulunduğu iddiasının dayanakları, kararın gerekçesi ve ölçülülüğü hukuki denetim bakımından önemlidir.</p>
<h2>Uluslararası Teşekküller Hangi Hâllerde Sona Erer?</h2>
<p>3335 sayılı Kanun&#8217;un 1. maddesi, Kanun kapsamında Türkiye&#8217;de kurulan teşekküllerin kuruluş, amaç ve şartlarını kaybetmeleri veya kanun ve statülerinin öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmemeleri durumunda kendiliğinden dağılmış sayılacaklarını düzenler.</p>
<p>Bu özel hüküm, olağan derneklerin sona erme sebepleriyle birebir aynı şekilde yorumlanmamalıdır.</p>
<p>Sona erme değerlendirmesinde şu hususlar belirlenmelidir:</p>
<ul>
<li>Teşekkülün kuruluş koşullarından hangisinin kaybedildiği,</li>
<li>İzin verilen amacın devam edip etmediği,</li>
<li>Statüdeki yükümlülüğün niteliği ve ihlalin kapsamı,</li>
<li>Kanuni sona erme sebebinin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği,</li>
<li>Tüzel kişiliğin sona ermesinden sonra tasfiye ve kayıt işlemlerinin hangi hükümlere göre yapılacağı.</li>
</ul>
<p>Kanun&#8217;un &#8220;kendiliğinden dağılmış sayılma&#8221; ifadesi, her türlü idari veya statüye ilişkin eksikliğin hiçbir hukuki inceleme yapılmadan aynı sonucu doğuracağı şeklinde genişletilmemelidir.</p>
<p>Sona erme olgusunun tespiti, bununla ilgili uyuşmazlıklar, mevcut borçların karşılanması, malvarlığının tasfiyesi ve kayıtların kapatılması ayrı ayrı ele alınmalıdır.</p>
<p>3335 sayılı Kanun&#8217;un geçici maddesindeki eski kuruluşların durumlarını belirli süre içinde Kanun&#8217;a uygun hâle getirmelerine ilişkin düzenleme ise tarihsel bir geçiş hükmüdür. Bu geçiş süresi günümüzde yeni kurulacak teşekküller için yeniden başlayan genel bir uyum süresi değildir.</p>
<h2>İzin Talebinin Reddedilmesi veya Faaliyetin Durdurulması Durumunda Dava Açılabilir mi?</h2>
<p>3335 sayılı Kanun kapsamında verilen izin kararları ve faaliyet durdurma işlemleri, hukuki niteliklerine göre idari yargı denetimine konu olabilir.</p>
<p>İzin talebinin reddedilmesi hâlinde işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka uygunluğu değerlendirilmelidir. Faaliyetin durdurulmasında ise ayrıca tedbirin kanuni koşulları ve ölçülülüğü önem kazanır.</p>
<p>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu&#8217;nun 7. maddesine göre özel kanunda farklı bir süre öngörülmemişse idari yargıda genel dava açma süresi altmış gündür. Bireysel idari işlemlerde bu sürenin başlangıcı kural olarak yazılı bildirimi izleyen gündür.</p>
<p>Ancak dava süresinin belirlenmesinde işlemin niteliği, tebliğ şekli ve uygulanabilecek özel kuralların ayrıca incelenmesi gerekir.</p>
<h3>Görevli mahkeme hangisidir?</h3>
<p>2575 sayılı Danıştay Kanunu&#8217;nun 24. maddesi, Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılacak belirli idari davalarda Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak görev yapmasını öngörmektedir.</p>
<p>Bununla birlikte bir işlemin Cumhurbaşkanı tarafından imzalanmış olması, görevli mahkeme değerlendirmesini tek başına her durumda sonuçlandırmaz. İşlemin doğrudan Cumhurbaşkanı kararı olup olmadığı, teklif veya onay mekanizması içinde tesis edilip edilmediği ve işlem türüne ilişkin yargısal uygulama da önem taşıyabilir.</p>
<p>Bu nedenle izin reddi, statü onayıyla ilgili işlem veya faaliyet durdurma kararına karşı açılacak davada görevli mahkeme, dava konusu işlemin gerçek hukuki niteliğine göre belirlenmelidir.</p>
<h3>Yürütmenin durdurulması istenebilir mi?</h3>
<p>İdari işlemin iptali için dava açılması, kural olarak işlemin yürütmesini kendiliğinden durdurmaz.</p>
<p>2577 sayılı Kanun&#8217;un 27. maddesi uyarınca, işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulması talep edilebilir.</p>
<p>Özellikle faaliyetin geçici olarak durdurulması gibi teşekkülün çalışma imkânını etkileyen işlemlerde, kararın gerekçesi ile doğuracağı somut sonuçların değerlendirilmesi önemlidir.</p>
<h2>Uygulamada 3335 Sayılı Kanun Bakımından Hangi Ayrımlar Önemlidir?</h2>
<h3>Örnek 1: Türk derneğinin yabancı bir dernekle ortak etkinlik düzenlemesi</h3>
<p>Türkiye&#8217;de kurulmuş bir dernek, tüzüğündeki amaçlarına uygun olarak yabancı bir dernekle ortak bir eğitim etkinliği gerçekleştirmek istemektedir.</p>
<p>Bu faaliyet sırf yabancı bir kuruluşla yapıldığı için otomatik olarak 3335 sayılı Kanun kapsamında yeni bir uluslararası teşekkül kurulması anlamına gelmez. Öncelikle 5253 sayılı Kanun&#8217;un 5. maddesi ve somut faaliyetin niteliği incelenmelidir.</p>
<h3>Örnek 2: Farklı ülkelerden kuruluşların uluslararası teknik birlik kurması</h3>
<p>Farklı ülkelerde faaliyet gösteren tüzel kişiler, teknoloji ve teknik standartlar konusunda sürekli işbirliği yürütecek yeni bir uluslararası birlik oluşturmayı planlamaktadır.</p>
<p>Kuruluşun amacı ve yapısı 3335 sayılı Kanun&#8217;un 1. maddesine giriyorsa Cumhurbaşkanı izni, statünün onaylanması ve Türkiye&#8217;de kuruluş yapılacaksa kuruluş bildirimi yükümlülükleri değerlendirilmelidir.</p>
<h3>Örnek 3: Yabancı bir derneğin Türkiye&#8217;de temsilcilik açması</h3>
<p>Yabancı ülkede kurulmuş bir derneğin Türkiye&#8217;de temsilcilik açmak istemesi, kural olarak 5253 sayılı Dernekler Kanunu&#8217;nun 5. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirilir.</p>
<p>Bu konu, <a href="https://www.sarioglusefer.com/yabanci-derneklerin-turkiyede-faaliyeti/">yabancı derneklerin Türkiye&#8217;de faaliyet göstermesi ve izin süreçleri</a> bakımından ayrıca ele alınmalıdır. Yabancı bir derneğin temsilciliği ile 3335 sayılı Kanun kapsamındaki özel uluslararası teşekkülün şubesi aynı hukuki yapı değildir.</p>
<h3>Örnek 4: Uluslararası teşekkülün yurt dışından bağış alması</h3>
<p>3335 sayılı Kanun kapsamında kurulmuş bir teşekkülün uluslararası kuruluş niteliği, bütün mali işlemlerinin ayrıca izne veya bildirime tabi olmadığı anlamına gelmez.</p>
<p>Yardımın niteliği, kaynağı, gönderilme şekli ve ilgili kuruluşun tabi olduğu mali mevzuat ayrıca incelenmelidir. Özellikle <a href="https://www.sarioglusefer.com/derneklerin-yurt-disi-yardimlari/">yurt dışından yardım alınması ve yurt dışına yardım gönderilmesi</a> bakımından, işlemin hangi mevzuat kapsamında gerçekleştirildiği belirlenmelidir.</p>
<h2>Uluslararası Nitelikteki Teşekküller Hakkında Sıkça Sorulan Sorular</h2>
<h3>3335 sayılı Kanun kapsamında uluslararası teşekkül kurmak için izin gerekli midir?</h3>
<p>Evet. Kanun&#8217;un 1. maddesinde sayılan kuruluş ve faaliyetler Cumhurbaşkanının iznine tabidir. Türkiye&#8217;de kuruluş yapılması hâlinde izin sürecinin yanında kuruluş bildirimiyle ilgili yükümlülükler de bulunmaktadır.</p>
<h3>Uluslararası teşekkül kurmak için en az kaç kurucu gerekir?</h3>
<p>3335 sayılı Kanun&#8217;un 1. maddesinin (a) bendi kapsamında uluslararası birlik, federasyon veya benzeri teşekkül kurulması için en az yedi kurucu öngörülmüştür.</p>
<h3>Uluslararası teşekkülü yabancı gerçek veya tüzel kişiler kurabilir mi?</h3>
<p>3335 sayılı Kanun, Türk ve yabancı gerçek veya tüzel kişilerden oluşabilecek kurucu yapıları düzenlemektedir. Ancak kurucuların hukuki ehliyeti, temsil yetkisi ve kuruluşun özel izin şartları ayrıca değerlendirilir.</p>
<h3>3335 sayılı Kanun kapsamındaki birlik ile olağan dernek federasyonu aynı mıdır?</h3>
<p>Hayır. Her iki kuruluşun adında federasyon ifadesi bulunabilse de hukuki rejimleri aynı değildir. Olağan dernek federasyonları genel dernek mevzuatına, 3335 sayılı Kanun kapsamındaki uluslararası teşekküller ise öncelikle kendi özel hükümlerine tabidir.</p>
<h3>Uluslararası teşekkülün statüsünü hangi makam onaylar?</h3>
<p>3335 sayılı Kanun&#8217;un 2. maddesine göre statü, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığınca onaylanır. Cumhurbaşkanının kuruluş veya faaliyet izni verme yetkisi, bu statü onayından ayrı bir yetkidir.</p>
<h3>Uluslararası teşekkül ne zaman tüzel kişilik kazanır?</h3>
<p>3335 sayılı Kanun&#8217;un 1. maddesinin (a) bendi kapsamında Türkiye&#8217;de kurulan teşekkül, kuruluş bildirimini ve eklerini merkezinin bulunduğu yerin en büyük mülki idare amirliğine verdiğinde tüzel kişilik kazanır. Gerekli ön izin şartı ayrıca yerine getirilmiş olmalıdır.</p>
<h3>Her uluslararası işbirliği için Cumhurbaşkanı izni gerekir mi?</h3>
<p>Hayır. 3335 sayılı Kanun&#8217;un özel kapsamı ile olağan Türk derneklerinin 5253 sayılı Kanun&#8217;un 5. maddesinden doğan uluslararası faaliyet hakkı birbirinden ayrılmalıdır. İzin gerekliliği somut işlemin hukuki niteliğine göre belirlenir.</p>
<h3>Uluslararası teşekkülün faaliyetleri geçici olarak durdurulabilir mi?</h3>
<p>Evet. 3335 sayılı Kanun&#8217;un 2. maddesinde belirtilen şartların oluşması durumunda Cumhurbaşkanınca geçici faaliyet durdurma kararı verilebilir. Bu kararın hukuka uygunluğu idari yargı denetimine konu olabilir.</p>
<h2>Uluslararası Teşekkül Kuruluşunda Hukuki Değerlendirmenin Önemi</h2>
<p>3335 sayılı Kanun kapsamındaki kuruluş işlemleri, olağan dernek kuruluşundan farklı olarak özel izin, statü onayı ve tüzel kişilik kazanılması aşamalarını birlikte içerir. Ayrıca uluslararası teşekkülün faaliyet amacı, üyelik yapısı ve organlarının yetkileri, daha sonraki denetim ve sona erme süreçleri açısından hukuki sonuçlar doğurabilir.</p>
<p>Kuruluşun başlangıçta yanlış hukuki rejime göre yapılandırılması, gerekli iznin alınmaması veya statü ile fiili faaliyetlerin birbirinden ayrılması idari işlem ve uyuşmazlıklara yol açabilir. Bu nedenle kuruluş öncesinde 3335 sayılı Kanun&#8217;un kapsamı ile 5253 sayılı Dernekler Kanunu&#8217;nun uygulanabilir hükümlerinin karşılaştırılması önemlidir.</p>
<p>Uluslararası nitelikte teşekkül kurulması, statü hazırlanması, izin işlemleri ve idari uyuşmazlıklar konusunda <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-avukati/">dernekler hukuku alanındaki avukatlık hizmetleri</a> kapsamında, Türkiye genelindeki kuruluş ve faaliyet süreçlerinin somut mevzuat hükümleri çerçevesinde hukuki değerlendirmesi yapılabilir.</p>
<p class="article-author">Yazar <a href="https://www.sarioglusefer.com/avukat-fatih-sefer/">Avukat Fatih SEFER</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com/uluslararasi-nitelikteki-tesekkuller/">Uluslararası Nitelikteki Teşekküller: 3335 Sayılı Kanun ve İzin Şartları</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com">SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Derneklerde Aklama ve Terörün Finansmanı Yükümlülükleri</title>
		<link>https://www.sarioglusefer.com/derneklerde-aklama-ve-terorun-finansmani-yukumlulukleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Fatih Sefer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2026 15:12:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dernekler Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sarioglusefer.com/?p=6123</guid>

					<description><![CDATA[<p>Derneklerde aklama ve terörün finansmanı yükümlülükleri, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun, 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun ve dernekler mevzuatı çerçevesinde değerlendirilir. Her dernek, yalnızca dernek statüsü nedeniyle MASAK&#8217;ın şüpheli işlem bildirimi yapmakla yükümlü kuruluşlarından biri sayılmaz. Bununla birlikte dernekler, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanmasını veya terörizmin finansmanını gerçekleştiremez; hukuka uygun ... <a title="Derneklerde Aklama ve Terörün Finansmanı Yükümlülükleri" class="read-more" href="https://www.sarioglusefer.com/derneklerde-aklama-ve-terorun-finansmani-yukumlulukleri/" aria-label="Derneklerde Aklama ve Terörün Finansmanı Yükümlülükleri hakkında daha fazlasını okuyun">Devamını oku</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com/derneklerde-aklama-ve-terorun-finansmani-yukumlulukleri/">Derneklerde Aklama ve Terörün Finansmanı Yükümlülükleri</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com">SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Derneklerde aklama ve terörün finansmanı yükümlülükleri, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun, 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun ve dernekler mevzuatı çerçevesinde değerlendirilir. Her dernek, yalnızca dernek statüsü nedeniyle MASAK&#8217;ın şüpheli işlem bildirimi yapmakla yükümlü kuruluşlarından biri sayılmaz. Bununla birlikte dernekler, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanmasını veya terörizmin finansmanını gerçekleştiremez; hukuka uygun bilgi ve belge taleplerini karşılamak, mali kayıtlarını tutmak ve haklarında uygulanabilir malvarlığı dondurma kararlarına uymak zorundadır. Derneğin ayrıca 5549 sayılı Kanun kapsamında bir yükümlü sıfatı bulunuyorsa buna özgü ilave yükümlülükler de doğar.</strong></p>
<p>Derneklerin bağış ve yardım faaliyetleri, üyelik aidatları, uluslararası para transferleri ve üçüncü kişilerle mali ilişkileri, suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı bakımından hukuki incelemeye konu olabilir. Ancak riskli bir işlemin varlığı, tek başına suç işlendiğini göstermez. İşlemin niteliği, kaynağı, amacı, ilgili kişilerin bilgisi ve uygulanabilir kanuni yükümlülükler birlikte değerlendirilmelidir.</p>
<h2>Dernekler MASAK Yükümlüsü müdür?</h2>
<p><strong>Her dernek doğrudan MASAK yükümlüsü değildir.</strong> 5549 sayılı Kanun&#8217;un 2. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yükümlü sayılan faaliyet alanları ve kişi grupları düzenlenmiştir. Kanunda bankacılık, finansal hizmetler, belirli ticari faaliyetler, spor kulüpleri ve bazı meslek grupları yer alırken bütün dernekleri kapsayan genel bir yükümlü kategorisi oluşturulmamıştır.</p>
<p>5549 sayılı Kanun&#8217;un uygulanmasına ilişkin Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik&#8217;in 4. maddesi de yükümlülerin kapsamını somutlaştırmaktadır.</p>
<p>Bu nedenle yalnızca sosyal, kültürel, eğitim, dayanışma veya yardım amaçlı faaliyet gösteren bir derneğin, başka bir yükümlü faaliyeti bulunmadığı sürece, banka ve finans kuruluşlarıyla aynı MASAK uyum sistemini kurmak zorunda olduğu söylenemez.</p>
<h3>Dernek, spor kulübü ve iktisadi işletme arasındaki fark</h3>
<p>MASAK mevzuatının uygulanmasında kuruluşun hukuki statüsü ile fiilen yürüttüğü faaliyet birbirinden ayrılmalıdır.</p>
<table>
<thead>
<tr>
<th>Kuruluş veya faaliyet</th>
<th>MASAK mevzuatı bakımından değerlendirme</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>Olağan faaliyetlerini yürüten dernek</td>
<td>Sırf dernek statüsü nedeniyle 5549 sayılı Kanun&#8217;un bütün sektörel yükümlülüklerine tabi değildir. Bununla birlikte bilgi ve belge verme gibi genel kapsamlı hükümler uygulanabilir.</td>
</tr>
<tr>
<td>Spor kulübü</td>
<td>5549 sayılı Kanun ve Tedbirler Yönetmeliği&#8217;nde açıkça yükümlü olarak düzenlenmiştir. 7405 sayılı Kanun kapsamındaki hukuki statüsü ayrıca dikkate alınır.</td>
</tr>
<tr>
<td>Derneğe ait iktisadi işletme</td>
<td>İşletmenin varlığı tek başına bütün MASAK yükümlülüklerini doğurmaz. Faaliyetinin yükümlü sektörlerden birine girip girmediği incelenir.</td>
</tr>
<tr>
<td>Derneğe bankacılık hizmeti sunan banka</td>
<td>Banka kendi yükümlü sıfatıyla müşteri tanıma, kimlik tespiti ve şüpheli işlem bildirimi kurallarına tabidir. Bankanın yükümlülüğü kendiliğinden derneğe geçmez.</td>
</tr>
<tr>
<td>Derneğin mali işlemlerine ilişkin hizmet sunan kişi veya kuruluş</td>
<td>İşlemin türüne ve ilgili kişinin kendi mesleki statüsüne göre ayrıca 5549 sayılı Kanun kapsamına girebilir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Örneğin bir bankanın dernek hesabını açarken tüzük, temsil yetkisi veya dernek kütüğüne ilişkin belgeleri istemesi, bankanın müşterinin tanınmasına ilişkin yükümlülükleri kapsamında değerlendirilir. Bu durum tek başına derneğin de banka gibi şüpheli işlem bildirimi yapmak zorunda olduğunu göstermez.</p>
<h2>Suç Gelirlerinin Aklanması ile Terörizmin Finansmanı Arasındaki Fark Nedir?</h2>
<p>Suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı farklı unsurlara sahip suçlardır. Her iki suç mali işlemler üzerinden işlenebilmekle birlikte korunan hukuki değerler ve suçun oluşması için aranan şartlar aynı değildir.</p>
<h3>Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu</h3>
<p>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu&#8217;nun 282. maddesi, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunu düzenler.</p>
<p>Maddenin birinci fıkrasına göre, alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan elde edilen malvarlığı değerlerinin yurt dışına çıkarılması yahut hukuka aykırı kaynağının gizlenmesi veya hukuka uygun biçimde elde edilmiş olduğu izleniminin oluşturulması amacıyla çeşitli işlemlere tabi tutulması, kanunda öngörülen koşullarda aklama suçunu meydana getirir.</p>
<p>Ayrıca suçun işlenmesine iştirak etmeksizin suçtan kaynaklandığını bilerek malvarlığı değerini satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak da TCK m.282/2 kapsamında ayrıca cezalandırılmıştır.</p>
<p>Bir derneğin banka hesabına suçtan kaynaklanan para yatırılması veya suç gelirinin dernek faaliyeti görünümü altında dolaşıma sokulması, somut olayın unsurlarına göre ceza sorumluluğuna yol açabilir. Ancak sırf dernek hesabına para yatırılmış olması veya bağışın yüksek tutarlı olması, aklama suçunun işlendiğini ispatlamaz.</p>
<h3>Terörizmin finansmanı suçu</h3>
<p>6415 sayılı Kanun&#8217;un 3 ve 4. maddeleri terörizmin finansmanı suçunun temel çerçevesini belirler.</p>
<p>Kanunun 4. maddesine göre, 3. madde kapsamındaki fiillerin gerçekleştirilmesinde tamamen veya kısmen kullanılması amacıyla ya da kullanılacağını bilerek ve isteyerek, belirli bir fiille ilişkilendirilmese dahi bir teröriste veya terör örgütüne fon sağlanması veya toplanması suç oluşturabilir.</p>
<p><strong>Terörizmin finansmanı suçunun oluşması için sağlanan fonun fiilen bir terör eyleminde kullanılmış olması şart değildir.</strong> Bununla birlikte kanunun aradığı amaç veya bilme ve isteme unsuru bulunmaksızın yapılan her bağışın bu suç kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.</p>
<p>6415 sayılı Kanun&#8217;un 2. maddesindeki fon kavramı yalnızca nakit para ile sınırlı değildir. Para ile temsil edilebilen taşınır ve taşınmaz mallar, haklar, alacaklar ve diğer malvarlığı değerleri de kapsamda bulunabilir.</p>
<h2>Derneklerin Doğrudan Uyması Gereken Mali Kayıt ve Bildirim Kuralları</h2>
<p>Bir derneğin 5549 sayılı Kanun kapsamında sektörel yükümlü olmaması, mali kayıt ve bildirim sorumluluklarının bulunmadığı anlamına gelmez. Bu sorumlulukların başlıca kaynağı 5253 sayılı Dernekler Kanunu ve Dernekler Yönetmeliği&#8217;dir.</p>
<h3>Gelir ve giderlerin belgelendirilmesi</h3>
<p>5253 sayılı Kanun&#8217;un 11. maddesi uyarınca dernek gelirleri alındı belgesiyle toplanır ve giderler harcama belgeleriyle yapılır. Gelirlerin bankalar aracılığıyla toplanması durumunda banka tarafından düzenlenen dekont veya hesap özeti gibi belgeler alındı belgesi yerine geçebilir.</p>
<p>Bu madde kapsamında alındı ve harcama belgelerinin saklama süresi beş yıldır. Diğer mevzuattan doğabilecek daha uzun saklama süreleri ayrıca dikkate alınmalıdır.</p>
<p>Mali kayıtların gerçek işlemle uyumlu olması, hem olağan dernek denetimi hem de suç geliri şüphesi bulunan işlemlerin incelenmesi bakımından önemlidir. Bağışın kimden, hangi tarihte, ne tutarda ve hangi yöntemle alındığının dayanaklarıyla ortaya konulabilmesi, hukuki incelemeyi kolaylaştırır.</p>
<h3>Dernek beyannamesi ve iç denetim</h3>
<p>5253 sayılı Kanun&#8217;un 19. maddesi uyarınca dernekler, yıl sonu itibarıyla faaliyetleri ve gelir-gider işlemlerinin sonuçlarını içeren beyannamelerini her yıl nisan ayı sonuna kadar mülki idare amirliğine vermekle yükümlüdür.</p>
<p>Aynı Kanun&#8217;un 9. maddesi gereğince derneklerde iç denetim esastır. Denetim kurulu, derneğin faaliyetleriyle defter, hesap ve kayıtlarını tüzükte belirlenen esaslara göre ve bir yılı geçmeyen aralıklarla denetler.</p>
<p>Dernek beyannamesi, mali hareketlerin mevzuata uygun şekilde kayıt altına alınmasına ilişkin bir yükümlülüktür. MASAK&#8217;a yapılacak şüpheli işlem bildirimiyle aynı işlem değildir.</p>
<p>İdari inceleme ve denetimin kapsamı ise <a href="https://www.sarioglusefer.com/derneklerin-denetimi/">derneklerin idari denetimi</a> hakkındaki hükümler çerçevesinde değerlendirilmelidir.</p>
<h3>Yurt dışından yardım alınması ve yurt dışına yardım yapılması</h3>
<p>5253 sayılı Kanun&#8217;un 21. maddesi derneklerin uluslararası yardım ilişkileri bakımından özel bildirim yükümlülükleri düzenler.</p>
<ul>
<li>Derneklerin yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan ayni veya nakdi yardım alabilmesi için mülki idare amirliğine önceden bildirimde bulunması gerekir.</li>
<li>Yurt dışından alınan nakdi yardımların bankalar aracılığıyla alınması zorunludur.</li>
<li>Yurt dışına yapılacak yardımlar da yardım yapılmadan önce mülki idare amirliğine bildirilir.</li>
<li>Bildirimlerin şekli, içeriği ve uygulanacak usuller Dernekler Yönetmeliği kapsamında ayrıca değerlendirilir.</li>
</ul>
<p>Bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi, yardım işleminin mutlaka hukuka uygun olduğu veya suçtan kaynaklanmadığı anlamına gelmez. Bunun tersine, tek başına yabancı kaynaklı yardım alınması da suç şüphesinin kanıtı değildir.</p>
<p>Bildirim usulleri ile işlemlerin ayrıntıları <a href="https://www.sarioglusefer.com/derneklerin-yurt-disi-yardimlari/">derneklerin yurt dışından yardım alması ve yurt dışına yardım göndermesi</a> kapsamında ayrıca incelenmelidir.</p>
<h2>5549 Sayılı Kanun Kapsamında Yükümlü Olanlar Hangi Kurallara Uymalıdır?</h2>
<p>Bir dernekle bağlantılı faaliyetin veya işletmenin 5549 sayılı Kanun&#8217;da öngörülen yükümlü kapsamına girdiği tespit edilirse, ilgili yükümlülükler ayrıca uygulanır. Bu yükümlülüklerin muhatabı, mevzuatta belirtilen kişi veya kuruluştur.</p>
<h3>Müşterinin tanınması ve kimlik tespiti</h3>
<p>5549 sayılı Kanun&#8217;un 3. maddesi uyarınca yükümlüler, kendileri nezdinde gerçekleştirilen veya aracılık ettikleri işlemlerde, mevzuatın öngördüğü koşullarda işlem yapanların ve adlarına ya da hesaplarına işlem yapılan kişilerin kimliklerini tespit etmek ve gerekli diğer tedbirleri almak zorundadır.</p>
<p>Kimlik tespitinin kapsamı, işlemin niteliği ve uygulanabilir parasal sınırlar Tedbirler Yönetmeliği&#8217;ne göre belirlenir. Bu düzenleme bütün dernek bağışları bakımından sınırsız ve otomatik bir kimlik tespiti zorunluluğu bulunduğu şeklinde yorumlanmamalıdır.</p>
<h3>Şüpheli işlem bildirimi</h3>
<p>5549 sayılı Kanun&#8217;un 4. maddesi uyarınca yükümlüler, kendileri nezdinde veya aracılıklarıyla yapılan ya da yapılmaya teşebbüs edilen bir işlemin konusu olan malvarlığının yasa dışı yollardan elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla kullanıldığına ilişkin bilgi, şüphe veya şüpheyi gerektiren bir husus bulunduğunda MASAK&#8217;a bildirimde bulunmak zorundadır.</p>
<p>Bildirim yükümlülüğünün doğması için kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı aranmaz. Bununla birlikte bildirimin yapılması, işleme taraf olan kişinin suçlu olduğu anlamına da gelmez.</p>
<p>Şüpheli işlem bildirimi yapmakla yükümlü kişiler, bildirimi yaptıklarını kanunda belirtilen istisnalar dışında işleme taraf olanlara veya üçüncü kişilere açıklayamazlar.</p>
<p><strong>Derneğin 5549 sayılı Kanun kapsamında yükümlü sıfatı bulunmadığı durumlarda, yalnızca dernek statüsüne dayanılarak MASAK&#8217;a şüpheli işlem bildirimi yapma zorunluluğu bulunduğu ileri sürülemez.</strong> Ancak suç oluşturabilecek somut olguların bulunması hâlinde ilgili ceza hukuku hükümleri ve yetkili makamlara başvuru imkânları ayrıca değerlendirilir.</p>
<h3>Muhafaza, ibraz ve uyum programı</h3>
<p>5549 sayılı Kanun&#8217;un 8. maddesi, bu Kanun kapsamındaki yükümlülere belirli belge ve kayıtları sekiz yıl saklama ve yetkililere ibraz etme yükümlülüğü getirir. Bu süre, 5253 sayılı Kanun&#8217;un 11. maddesindeki beş yıllık alındı ve harcama belgesi saklama süresiyle karıştırılmamalıdır.</p>
<p>Uyum programı oluşturma, uyum görevlisi atama, risk yönetimi ve benzeri kuralların kapsamı da ilgili yükümlü grubuna göre değişmektedir. Uyum Programı Yönetmeliği&#8217;nin her hükmü bütün dernekler için geçerli değildir.</p>
<h2>MASAK Derneklerden Bilgi ve Belge İsteyebilir mi?</h2>
<p><strong>Evet. Bir dernek, 5549 sayılı Kanun kapsamında sektörel yükümlü sayılmasa bile MASAK&#8217;ın kanuna uygun bilgi ve belge talebine muhatap olabilir.</strong></p>
<p>5549 sayılı Kanun&#8217;un 7. maddesi yalnızca sektörel yükümlüleri değil, gerçek ve tüzel kişileri, kamu kurum ve kuruluşlarını ve tüzel kişiliği bulunmayan kuruluşları da kapsar.</p>
<p>Bu hüküm uyarınca Başkanlık veya yetkili denetim elemanları tarafından talep edilen bilgi, belge ve kayıtların doğru ve eksiksiz verilmesi gerekir. Kanun, savunma hakkına ilişkin hükümleri saklı tutmuştur.</p>
<p>Derneğe yöneltilen bilgi ve belge talebinde özellikle talebin yetkili makamdan gelip gelmediği, hukuki dayanağı, kapsamı, öngörülen süre ve kişisel verilerin korunması bakımından uygulanacak hükümler incelenmelidir.</p>
<p>5549 sayılı Kanun&#8217;un 7. maddesindeki bilgi ve belge verme yükümlülüğü ile 4. maddesindeki şüpheli işlem bildirimi yükümlülüğünün muhatapları ve hukuki şartları aynı değildir.</p>
<h2>Derneklerde Bağış ve Yardım İşlemlerinin Riskleri Nasıl Değerlendirilmelidir?</h2>
<p>Dernek yönetiminin mali işlemleri incelemesi yalnızca cezai yaptırımlardan kaçınma amacıyla değil, dernek malvarlığını koruma, doğru muhasebe kaydı oluşturma ve kanuni bildirimleri yerine getirme bakımından da önemlidir.</p>
<p>Aşağıdaki durumlar, somut olayın niteliğine göre daha ayrıntılı inceleme gerektirebilir:</p>
<ul>
<li><strong>Açıklanamayan para hareketleri:</strong> Derneğin faaliyetleri ve mali kapasitesiyle bağdaşmayan, kaynağı belgelendirilemeyen veya görünürdeki amacı ile fiili kullanımı uyuşmayan transferler.</li>
<li><strong>Birbirini izleyen para aktarımları:</strong> Dernek hesabına aktarılan tutarların makul bir faaliyet gerekçesi ortaya konulamadan kısa süre içinde farklı hesaplara yönlendirilmesi.</li>
<li><strong>Üçüncü kişi adına işlemler:</strong> Bağışçı, ödeme yapan kişi, yararlanıcı veya fonun nihai kullanım amacı hakkında çelişkili bilgiler bulunması.</li>
<li><strong>Belgesiz harcamalar:</strong> Dernek malvarlığından yapılan ödemelerin sözleşme, karar, fatura veya diğer uygun belgelerle açıklanamaması.</li>
<li><strong>Uluslararası mali işlemler:</strong> Yabancı kaynaklı yardımın veya yurt dışına gönderilen fonun amacı, karşı tarafı ve dayanaklarının doğrulanamaması.</li>
<li><strong>Yaptırım kararlarıyla bağlantı:</strong> İşleme taraf olan veya fon üzerinde fiilen kontrol sahibi kişinin uygulanabilir bir malvarlığı dondurma kararına konu olduğuna ilişkin somut bilgi bulunması.</li>
</ul>
<p>Bu örnekler tek başına suç işlendiği anlamına gelmez. Risk göstergesi ile suçun maddi ve manevi unsurları arasında hukuken ayrım yapılmalıdır.</p>
<h3>Dernek yönetimi hangi iç kontrolleri oluşturabilir?</h3>
<p>Derneğin faaliyetlerinin niteliği ve ölçeğine uygun olarak bağış ve yardım işlemlerine ilişkin aşağıdaki yöntemler değerlendirilebilir:</p>
<ol>
<li>Gelir ve giderlerin kanuni defterlere zamanında ve gerçeğe uygun kaydedilmesi.</li>
<li>Bağış veya yardımın hukuki niteliğine uygun alındı, banka ve harcama belgelerinin muhafaza edilmesi.</li>
<li>Önemli harcamaların yetkili organ kararları ve uygun mali belgelerle desteklenmesi.</li>
<li>Yurt dışı yardımlarında bildirim, banka ve işlem dayanaklarının birlikte kontrol edilmesi.</li>
<li>Tereddüt doğuran mali işlemlerin hukuki ve muhasebesel yönden incelenmesi; gerçekten yükümlü olunan bir bildirim veya tedbirin bulunup bulunmadığının belirlenmesi.</li>
<li>Hakkında uygulanabilir malvarlığı dondurma kararı bulunan kişilerle ilgili işlemlerde kararın kapsamının kontrol edilmesi.</li>
</ol>
<p>Bunlar dernek faaliyetlerinin hukuka uygun biçimde yürütülmesine yönelik risk azaltma yöntemleridir. Her birinin bütün derneklere aynı kapsamda ve bağımsız bir MASAK yükümlülüğü olarak getirildiği sonucuna varılmamalıdır.</p>
<p>Ayrıca bağış kabulü ile kamuya yönelik yardım toplama faaliyetlerinin hukuki şartları farklıdır. İzin gerektiren faaliyetler bakımından <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-yardim-toplama-izni/">derneklerin yardım toplama izni ve izinsiz yardım toplamanın sonuçları</a> ayrıca dikkate alınmalıdır.</p>
<h2>Derneklerin Malvarlığı Dondurulabilir mi?</h2>
<p><strong>6415 sayılı Kanun&#8217;da öngörülen şartların bulunması hâlinde, gerçek kişiler gibi tüzel kişilerin ve kuruluşların malvarlıkları hakkında da dondurma kararı alınabilir.</strong> Ancak malvarlığının dondurulması, her dernek hakkında kendiliğinden uygulanan bir tedbir değildir.</p>
<p>6415 sayılı Kanun&#8217;un 5 ve 6. maddeleri Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ve yabancı devlet talepleri kapsamında uygulanabilecek mekanizmaları; 7. maddesi ise diğer bazı durumlarda yurt dışındaki ve Türkiye&#8217;deki malvarlığına ilişkin süreçleri düzenler.</p>
<h3>Türkiye&#8217;deki malvarlığı hakkında dondurma kararı</h3>
<p>6415 sayılı Kanun&#8217;un 7. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen koşullarda, Değerlendirme Komisyonunun önerisi üzerine Hazine ve Maliye Bakanı ile İçişleri Bakanı tarafından birlikte malvarlığının dondurulmasına karar verilebilir.</p>
<p>Bu kararın uygulanması için kanunda ayrıca yargısal denetim mekanizması öngörülmüştür. 7. maddenin dördüncü fıkrasına göre karar derhâl uygulanır ve kırk sekiz saat içinde Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenen Ankara ağır ceza mahkemesinin onayına sunulur.</p>
<p>Mahkeme, makul sebeplerin varlığı yönünden yaptığı inceleme sonucunda beş gün içinde kararın devamına veya kaldırılmasına karar verir. Mahkeme kararlarına karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uyarınca itiraz edilebilir.</p>
<p>Bu usul, 6415 sayılı Kanun&#8217;un 5 ve 6. maddeleri kapsamında alınan bütün kararların aynı ağır ceza mahkemesi onayından geçtiği anlamına gelmez. Başvurulacak hukuki yol, kararın hangi kanuni mekanizma kapsamında alındığına göre belirlenir.</p>
<h3>Malvarlığının dondurulması kararının sonuçları</h3>
<p>6415 sayılı Kanun&#8217;un 10 ve 12. maddeleri gereğince malvarlığının dondurulmasına aykırı tasarruf işlemleri kanunda belirtilen sonuçlara tabidir. Dondurma kararına konu malvarlığının devri, dönüştürülmesi, transferi veya üzerinde başka tasarruflarda bulunulması kural olarak sınırlandırılır.</p>
<p>Kanunun 13. maddesinde, belirli zorunlu ödemeler ve faaliyetlerin sürdürülebilmesi bakımından izinle yapılabilecek işlemler de düzenlenmiştir. Bu nedenle dondurma kararının her türlü harcama ve yükümlülüğün istisnasız biçimde sona ermesi sonucunu doğurduğu söylenemez.</p>
<p>6415 sayılı Kanun&#8217;un 12. maddesi kapsamında, malvarlığı dondurulan kişilerin alacakları, borçları ve malvarlığı değerleri hakkında otuz günlük bildirim yükümlülüğü bulunur. Ayrıca dondurma kararının yerine getirilmesi talep edilen kişi ve kuruluşların, nezdinde malvarlığı kaydı bulunması durumunda, ilgili bilgileri talep tarihinden itibaren yedi gün içinde MASAK&#8217;a bildirmesi gerekebilir.</p>
<p>Bu süreler farklı muhataplara ve farklı hukuki olaylara ilişkindir. Somut işlemde hangi fıkranın uygulandığı belirlenmeden süre değerlendirmesi yapılmamalıdır.</p>
<h2>Dernek Yöneticilerinin Cezai Sorumluluğu Nasıl Doğar?</h2>
<p>Dernek tüzel kişiliğinin bulunması, yöneticilerin kendi fiillerinden kaynaklanabilecek cezai sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte yalnızca yönetim kurulu üyesi veya dernek başkanı sıfatını taşımak da başkalarının işlediği her suçtan otomatik olarak sorumlu tutulmak için yeterli değildir.</p>
<h3>Aklama ve terörizmin finansmanı suçlarının cezaları</h3>
<p>5237 sayılı TCK&#8217;nın 282. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu için üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür. Suçun özel gerçekleşme biçimlerine ilişkin diğer fıkralar ayrıca uygulanabilir.</p>
<p>6415 sayılı Kanun&#8217;un 4. maddesinin birinci fıkrası kapsamında terörizmin finansmanı suçunun cezası, fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmaması şartıyla, beş yıldan on yıla kadar hapistir.</p>
<p>Her iki düzenlemede de tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi hâlinde tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin hükümler bulunmaktadır.</p>
<h3>MASAK yükümlülüklerinin ihlal edilmesi</h3>
<p>5549 sayılı Kanun&#8217;un 13. maddesi kapsamında, Kanun&#8217;da belirtilen bazı yükümlülüklerin ihlali halinde idari para cezaları öngörülmüştür. İlgili yükümlünün niteliği, ihlalin tarihi, işlem tutarı ve uygulanabilir güncel düzenlemeler yaptırımın belirlenmesinde önemlidir.</p>
<p>Aynı Kanun&#8217;un 14. maddesi ise şüpheli işlem bildiriminin gizliliğinin ihlali ile bilgi ve belge verme ve muhafaza-ibraz yükümlülüklerinin ihlali bakımından adli cezalar düzenler.</p>
<p>6415 sayılı Kanun&#8217;un 15. maddesinde ise malvarlığının dondurulması kararlarına aykırılıklar ve bu madde kapsamında yasaklanan fon sağlama veya toplama fiilleri için ayrıca cezai ve idari yaptırımlar bulunmaktadır.</p>
<p>Bu yaptırımların değerlendirilmesinde öncelikle ilgili kişinin kanuni yükümlülüğün muhatabı olup olmadığı, fiilin unsurları, kusur durumu ve olay tarihinde yürürlükte bulunan hükümler incelenmelidir.</p>
<h2>Dernek Denetimi ile MASAK İncelemesi Aynı Şey midir?</h2>
<p>Derneklerin olağan idari denetimi ile MASAK&#8217;ın suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanının önlenmesi amacıyla yürüttüğü işlemler farklı kanuni yetkilere dayanır.</p>
<p>5253 sayılı Kanun&#8217;un 19. maddesi uyarınca yapılan dernek denetimlerinde, derneğin tüzükte gösterilen amaçları doğrultusunda faaliyet gösterip göstermediği ile defter ve kayıtlarının mevzuata uygunluğu incelenebilir.</p>
<p>5549 ve 6415 sayılı kanunlar kapsamında yapılan araştırma, bilgi-belge isteme, yükümlülük denetimi ve malvarlığının dondurulmasına ilişkin işlemlerin ise kendi özel usulleri bulunmaktadır.</p>
<p>18 Ocak 2024 tarihli ve E.2021/28, K.2024/11 sayılı Anayasa Mahkemesi kararıyla 5253 sayılı Kanun&#8217;un bazı denetim hükümleri ve 30/A maddesi iptal edilmiştir. Buna karşılık 19. maddede risk değerlendirmesine göre denetim aralıklarının belirlenmesine ilişkin düzenlemeye yöneltilen iptal talebi reddedilmiştir.</p>
<p>Bu nedenle iptal edilmiş yetkilere dayanılarak işlem yapılamayacağı gibi risk değerlendirmesi yapılan her derneğin terörizmin finansmanıyla bağlantılı olduğunun kabul edilmesi de mümkün değildir.</p>
<p>Denetim sıklığı, yetkileri ve iptal kararlarının etkileri <a href="https://www.sarioglusefer.com/derneklerde-risk-bazli-denetim/">derneklerde risk bazlı denetim ve Anayasa Mahkemesi kararları</a> kapsamında ayrı bir hukuki inceleme konusudur.</p>
<h2>Uygulama Örnekleri</h2>
<h3>Örnek 1: Yüksek tutarlı bağış alan dernek</h3>
<p>Bir eğitim derneğinin banka hesabına yüksek tutarlı bağış yapılması, tek başına aklama veya terörizmin finansmanı suçunun işlendiğini göstermez.</p>
<p>Bağışın kaydedilmesi, gerektiğinde banka dekontuyla belgelendirilmesi ve dernek amacı doğrultusunda kullanılması önem taşır. Fonun suçtan kaynaklandığına veya yasa dışı amaçla kullanılacağına ilişkin somut bilgi bulunması hâlinde ise olayın niteliğine göre farklı hukuki değerlendirmeler yapılması gerekir.</p>
<h3>Örnek 2: Yurt dışından proje yardımı alınması</h3>
<p>Bir derneğin yabancı bir sivil toplum kuruluşundan eğitim projesi için nakdi yardım alması, mevzuatın öngördüğü ön bildirim ve banka aracılığıyla alma yükümlülüklerine tabidir.</p>
<p>Yardımın uluslararası nitelikte olması tek başına hukuka aykırılık oluşturmaz. Buna karşılık transferin karşı tarafı, amacı veya hukuki dayanakları konusunda somut ve ciddi uyuşmazlık bulunması hâlinde ayrıca inceleme gerekebilir.</p>
<h3>Örnek 3: Malvarlığı dondurulan kişiyle mali ilişki</h3>
<p>Bir derneğin, hakkında 6415 sayılı Kanun kapsamında uygulanabilir malvarlığı dondurma kararı bulunan bir kişi veya kuruluşla mali işlem yapması durumunda kararın kapsamı öncelikle belirlenmelidir.</p>
<p>Kararla yasaklanan bir fon aktarımının bilerek gerçekleştirilmesi veya dondurma kararının gereğinin yerine getirilmemesi, somut olayın şartlarına göre 6415 sayılı Kanun&#8217;un 15. maddesi kapsamındaki yaptırımları gündeme getirebilir.</p>
<p>Burada esas olan, uygulanabilir kararın varlığı, ilgili işlemin karar kapsamına girip girmediği ve kanunun aradığı diğer unsurlardır.</p>
<h2>Sıkça Sorulan Sorular</h2>
<h3>Her dernek MASAK&#8217;a şüpheli işlem bildirimi yapmak zorunda mıdır?</h3>
<p>Hayır. 5549 sayılı Kanun kapsamında sektörel yükümlü olmayan bir derneğin sırf dernek statüsü nedeniyle şüpheli işlem bildirimi yapması zorunlu değildir. Ancak derneğe ilişkin diğer kanuni sorumluluklar ve MASAK&#8217;ın hukuka uygun bilgi-belge taleplerine cevap verme yükümlülüğü saklıdır.</p>
<h3>Dernek hesabına yüksek miktarda para yatırılması suç oluşturur mu?</h3>
<p>Yüksek tutarlı bir para hareketi tek başına suç oluşturmaz. Paranın kaynağı, işlemin amacı, ilgili kişilerin bilgisi ve uygulanabilir ceza normlarının unsurları birlikte değerlendirilir.</p>
<h3>Dernek yöneticisi bağış yapan herkesin kimliğini MASAK kapsamında doğrulamak zorunda mıdır?</h3>
<p>5549 sayılı Kanun&#8217;daki müşterinin tanınması yükümlülüğü bütün derneklere otomatik uygulanmaz. Bununla birlikte dernekler mevzuatının öngördüğü gelir belgelendirme hükümleri ile işlemin niteliğine göre uygulanabilecek diğer kimlik ve kayıt yükümlülükleri saklıdır.</p>
<h3>Derneğin banka hesabı terörizmin finansmanı şüphesiyle dondurulabilir mi?</h3>
<p>Kanuni şartlar oluştuğunda malvarlığı dondurma veya ceza muhakemesi kapsamında koruma tedbirleri uygulanabilir. Ancak yalnızca soyut şüphe bulunduğu gerekçesiyle bütün işlemlerin aynı usulle engelleneceği söylenemez. İşlemin kanuni dayanağı, yetkili makamı ve başvuru yolu belirlenmelidir.</p>
<h3>Derneğin MASAK yükümlüsü olmaması bilgi ve belge vermekten kaçınma hakkı sağlar mı?</h3>
<p>Hayır. 5549 sayılı Kanun&#8217;un 7. maddesi, kapsamındaki bilgi ve belge verme yükümlülüğünü yalnızca sektörel yükümlülerle sınırlamamıştır. Yetkili makamın hukuka uygun talebi, savunma hakkına ilişkin hükümler de gözetilerek değerlendirilmelidir.</p>
<h3>Terörizmin finansmanı suçu için fonun terör eyleminde kullanılması gerekir mi?</h3>
<p>Hayır. 6415 sayılı Kanun&#8217;un 4. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, suçun oluşması için fonun fiilen bir suçun işlenmesinde kullanılması şart değildir. Bununla birlikte suçun diğer maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşmesi gerekir.</p>
<h2>Derneklerin Hukuki Yükümlülükleri Nasıl Değerlendirilmelidir?</h2>
<p>Derneklerin suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanının önlenmesine ilişkin hukuki durumları belirlenirken kuruluşun statüsü, yürüttüğü faaliyetler, mali işlemlerin niteliği ve ilgili kanun hükümleri birlikte incelenmelidir.</p>
<p>Bu incelemede özellikle dernek mevzuatından doğan mali kayıt ve bildirim yükümlülükleri, 5549 sayılı Kanun kapsamında sektörel yükümlü olup olmama durumu, MASAK&#8217;ın bilgi ve belge isteme yetkisi ve 6415 sayılı Kanun&#8217;un suç ve malvarlığı dondurma hükümleri birbirinden ayrılmalıdır.</p>
<p>Dernek yöneticilerinin sorumlulukları, idari denetim süreçleri, mali işlemlerde ortaya çıkan uyuşmazlıklar ve bu işlemlere karşı başvuru yolları, <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-avukati/">dernekler hukuku alanında avukatlık ve hukuki danışmanlık</a> çalışmaları kapsamında somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir.</p>
<p>Derneklerin hukuki güvenliği bakımından temel yaklaşım, kanunda bulunmayan yükümlülükleri bütün derneklere genellemeden, mevcut yükümlülükleri doğru şekilde yerine getirmek ve somut riskleri hukuken ayrıntılı incelemektir.</p>
<p class="article-author">Yazar <a href="https://www.sarioglusefer.com/avukat-fatih-sefer/">Avukat Fatih SEFER</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com/derneklerde-aklama-ve-terorun-finansmani-yukumlulukleri/">Derneklerde Aklama ve Terörün Finansmanı Yükümlülükleri</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com">SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk Dernekleri Nasıl Kurulur? Yaş ve İzin Şartları</title>
		<link>https://www.sarioglusefer.com/cocuk-dernekleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Fatih Sefer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Oct 2026 14:21:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dernekler Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sarioglusefer.com/?p=5926</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk dernekleri, on beş yaşını bitiren ve ayırt etme gücüne sahip en az yedi çocuğun, yasal temsilcilerinin yazılı izniyle belirli ve ortak bir amaç etrafında bir araya gelmesiyle kurulabilir. 5253 sayılı Dernekler Kanunu&#8217;nun 3. maddesi, çocukların dernek kurma ve derneğe üye olma haklarını özel olarak düzenlemiştir. On iki yaşını bitiren çocuklar da yasal temsilcilerinin izniyle ... <a title="Çocuk Dernekleri Nasıl Kurulur? Yaş ve İzin Şartları" class="read-more" href="https://www.sarioglusefer.com/cocuk-dernekleri/" aria-label="Çocuk Dernekleri Nasıl Kurulur? Yaş ve İzin Şartları hakkında daha fazlasını okuyun">Devamını oku</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com/cocuk-dernekleri/">Çocuk Dernekleri Nasıl Kurulur? Yaş ve İzin Şartları</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com">SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocuk dernekleri, on beş yaşını bitiren ve ayırt etme gücüne sahip en az yedi çocuğun, yasal temsilcilerinin yazılı izniyle belirli ve ortak bir amaç etrafında bir araya gelmesiyle kurulabilir.</strong> 5253 sayılı Dernekler Kanunu&#8217;nun 3. maddesi, çocukların dernek kurma ve derneğe üye olma haklarını özel olarak düzenlemiştir. On iki yaşını bitiren çocuklar da yasal temsilcilerinin izniyle çocuk derneklerine üye olabilir; ancak bu yaş grubundaki üyeler yönetim ve denetim kurullarında görev alamaz. Çocuk derneğinin kurulması için idareden önceden izin alınması gerekmez. Kuruluş bildirimi, dernek tüzüğü ve gerekli belgelerin yetkili mülki idare amirliğine verilmesiyle dernek tüzel kişilik kazanır.</p>
<h2>Çocuk Derneği Nedir?</h2>
<p>Çocuk derneği, çocukların kanunda belirtilen gelişim ve haklarını korumak veya geliştirmek amacıyla oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip bir kişi topluluğudur. Çocuk dernekleri de diğer dernekler gibi 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu hükümlerine tabidir. Bununla birlikte kurucuların yaşı, üyelik şartları ve bazı faaliyetler bakımından özel kurallar uygulanır.</p>
<p>Dernekler Kanunu&#8217;nun 3. maddesine göre çocuk dernekleri; çocukların toplumsal, ruhsal, ahlaki, bedensel ve zihinsel yeteneklerini, spor, eğitim ve öğretim haklarını, sosyal ve kültürel varlıklarını, aile yapılarını ve özel yaşantılarını korumak ve geliştirmek amacıyla kurulabilir.</p>
<p>Örneğin çocukların çevre bilincini geliştirmesi, kültürel faaliyetlerde bulunması, eğitim hakları konusunda çalışmalar yürütmesi veya spor alanında ortak faaliyetler gerçekleştirmesi çocuk derneğinin amacına konu olabilir. Ancak seçilen amaç ve faaliyetlerin hukuka uygun olması ve dernek tüzüğünde açıkça belirtilmesi gerekir.</p>
<p>Çocuk derneği, okul bünyesinde oluşturulan öğrenci kulübüyle aynı hukuki yapıya sahip değildir. Öğrenci kulüpleri ilgili eğitim mevzuatı çerçevesinde faaliyet gösterirken çocuk derneği, kuruluş işlemlerinin tamamlanmasıyla bağımsız tüzel kişilik kazanır.</p>
<h2>Çocuk Derneğini Kimler Kurabilir?</h2>
<p>Çocuk derneğinin kurulabilmesi için kurucuların kanunda öngörülen yaş ve ehliyet şartlarını karşılaması gerekir. Dernekler Kanunu&#8217;nun 3. maddesine göre on beş yaşını bitirmiş, ayırt etme gücüne sahip küçükler, yasal temsilcilerinin yazılı izniyle çocuk derneği kurabilir.</p>
<p>Bu düzenleme, genel dernek kurma hakkından ayrılan özel bir ehliyet hükmüdür. Genel olarak dernek kurucularının fiil ehliyetine sahip olması gerekirken çocuk derneklerinde kanun, belirli şartları taşıyan küçüklerin kurucu olmasına imkân vermektedir.</p>
<h3>Çocuk Derneği Kaç Kişiyle Kurulur?</h3>
<p>Türk Medenî Kanunu&#8217;nun 56. maddesi ve Dernekler Kanunu&#8217;nun 2. maddesi gereğince bir derneğin kurulabilmesi için en az yedi kurucu bulunmalıdır. Çocuk dernekleri bakımından da bu asgari sayı geçerlidir.</p>
<p>Kurucu olarak gösterilecek yedi kişinin her birinin çocuk derneği kurma şartlarını taşıması ve gerekli yasal temsilci izninin bulunması gerekir. On iki veya on üç yaşındaki çocuklar, yedi kişilik asgari kurucu sayısına dahil edilemez.</p>
<h3>Çocuk Derneklerinde Yaş Sınırları</h3>
<table>
<thead>
<tr>
<th>Yaş ve koşul</th>
<th>Kuruculuk</th>
<th>Üyelik</th>
<th>Yönetim ve denetim kurulu</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>12 yaşını bitirmemiş çocuklar</td>
<td>Hayır</td>
<td>Hayır</td>
<td>Hayır</td>
</tr>
<tr>
<td>12 yaşını bitirmiş, 15 yaşını henüz bitirmemiş çocuklar</td>
<td>Hayır</td>
<td>Yasal temsilci izniyle</td>
<td>Hayır</td>
</tr>
<tr>
<td>15 yaşını bitirmiş, ayırt etme gücüne sahip ve üst yaş sınırını aşmamış çocuklar</td>
<td>Yazılı izinle</td>
<td>Yazılı izinle</td>
<td>Kanuni şartlarla mümkün</td>
</tr>
<tr>
<td>18 yaşından büyük kişiler</td>
<td>Hayır</td>
<td>Hayır</td>
<td>Üyelik yoluyla görev alamaz</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kanun, çocuk derneklerine on sekiz yaşından büyük kişilerin kurucu veya üye olamayacağını açıkça belirtmektedir. Dolayısıyla yetişkinlerin çocuk derneğini kendi adlarına kurarak çocukları yalnızca katılımcı olarak göstermesi, çocuk dernekleri için öngörülen özel kuruluş modeline uygun değildir.</p>
<p>Genel dernek kurma ehliyetine ilişkin diğer şartlar, <a href="https://www.sarioglusefer.com/kimler-dernek-kurabilir/">kimlerin dernek kurabileceği</a> konusunun ayrı hukuki kapsamını oluşturur.</p>
<h2>Çocuk Derneği Kurulması İçin Veli veya Vasi İzni Gerekir mi?</h2>
<p>Evet. Çocuk derneği kurulurken kurucu çocukların yasal temsilcilerinin yazılı izni alınmalıdır. Dernekler Yönetmeliği&#8217;nin 5. maddesi gereğince bu izinler kuruluş bildirimine eklenir.</p>
<p>Yasal temsilci, çocuğun hukuki durumuna göre velisi veya vasisi olabilir. İzin, çocuğun çocuk derneği kurucusu olmasına ilişkin iradeyi açıkça ortaya koymalıdır.</p>
<p>Uygulamada yazılı izin belgesinin hangi çocuk için verildiğinin, izin veren yasal temsilcinin kimliğinin ve iznin hangi kuruluş işlemine ilişkin olduğunun tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi önemlidir.</p>
<p><strong>Yasal temsilcinin izni, çocuğun dernek adına yapacağı bütün hukuki işlemleri sınırsız biçimde gerçekleştirebileceği anlamına gelmez.</strong> Çocukların taraf olduğu sözleşmeler, borçlandırıcı işlemler ve malvarlığına ilişkin tasarruflar bakımından Türk Medenî Kanunu&#8217;nun fiil ehliyeti hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<h2>Çocuk Derneği Nasıl Kurulur?</h2>
<p>Çocuk derneğinin kuruluş süreci, genel dernek kuruluşuna ilişkin usulü izler. Ancak kurucuların yaşları ve yasal temsilci izinleri nedeniyle ayrıca dikkat edilmesi gereken hususlar bulunmaktadır.</p>
<h3>1. Kurucuların Belirlenmesi</h3>
<p>Öncelikle kanuni şartları taşıyan en az yedi kurucu belirlenir. Her kurucunun on beş yaşını bitirmiş, ayırt etme gücüne sahip ve çocuk derneği bakımından öngörülen yaş sınırına uygun olması gerekir.</p>
<p>Çocuk derneklerine tüzel kişiler kurucu olamaz. Bu nedenle şirket, vakıf veya başka bir dernek, çocuk derneğinin kurucu listesine dahil edilemez.</p>
<h3>2. Dernek Tüzüğünün Hazırlanması</h3>
<p>Çocuk derneğinin adı, merkezi, amacı, üyelik şartları, faaliyet alanı, organları ve yönetim usulü tüzükte düzenlenmelidir. Tüzük hazırlanırken Türk Medenî Kanunu&#8217;nun 58. maddesi ile Dernekler Kanunu&#8217;nun 4. maddesinde belirtilen zorunlu unsurlar dikkate alınır.</p>
<p>Özellikle çocuk derneğinin tüzüğünde;</p>
<ul>
<li>Derneğin çocuklara yönelik amacı ve faaliyetleri,</li>
<li>Üyelik için aranan yaş ve yasal temsilci izni şartları,</li>
<li>Üyelik başvurularının değerlendirilme yöntemi,</li>
<li>Genel kurulun toplanma ve karar alma usulleri,</li>
<li>Yönetim ve denetim kurullarının oluşumu,</li>
<li>Derneğin gelir kaynakları ve aidat sistemi,</li>
<li>İç denetim ve borçlanma usulleri,</li>
<li>Tüzük değişikliği ve fesih halinde tasfiye esasları</li>
</ul>
<p>kanuna uygun biçimde gösterilmelidir.</p>
<p>Tüzükte yaş şartlarını kaldıran, kanunen yasaklanan kişilere kuruculuk veya üyelik tanıyan ya da çocuk derneklerine özgü yasakları etkisizleştiren hükümler düzenlenemez. Genel tüzük hükümlerinin ayrıntıları <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-tuzugu-nasil-hazirlanir/">dernek tüzüğünün hazırlanması</a> konusuyla birlikte değerlendirilmelidir.</p>
<h3>3. Kuruluş Bildirimi ve Belgelerin Hazırlanması</h3>
<p>Dernekler Yönetmeliği&#8217;nin 5. maddesi uyarınca kuruluş bildirimi kurucular tarafından imzalanır. Çocuk dernekleri bakımından kuruluş dosyasında özellikle aşağıdaki belgeler bulunmalıdır:</p>
<ul>
<li>Kurucular tarafından imzalanmış kuruluş bildirimi,</li>
<li>Her sayfası kurucular tarafından imzalanmış bir adet dernek tüzüğü,</li>
<li>Kurucu çocukların yasal temsilcilerinden alınmış yazılı izin belgeleri,</li>
<li>Kuruluş adresinin niteliği veya somut olayın özellikleri nedeniyle mevzuatın ayrıca aradığı diğer belgeler.</li>
</ul>
<p>Dernek merkezinin hukuken kullanılabilecek bir adres olması gerekir. Özellikle mesken niteliğindeki bağımsız bölümlerde dernek merkezi oluşturulması düşünülüyorsa kat mülkiyeti mevzuatından kaynaklanan muvafakat gereklilikleri ayrıca incelenmelidir.</p>
<h3>4. Kuruluş Bildiriminin Mülki İdare Amirliğine Verilmesi</h3>
<p>Hazırlanan kuruluş bildirimi, tüzük ve ekleri, derneğin yerleşim yerinin bulunduğu valilik veya kaymakamlığa sunulur.</p>
<p>Türk Medenî Kanunu&#8217;nun 59. maddesine göre dernek, kuruluş bildirimi ve gerekli belgelerin yetkili mülki idare amirliğine verildiği anda tüzel kişilik kazanır. Kuruluş için önceden izin alınması ya da idarenin uygunluk incelemesinin tamamlanmasının beklenmesi gerekmez.</p>
<p>Kuruluş bildirimi alınırken başvuru sahibine alındı belgesi verilir ve ilgili kayıt işlemleri yürütülür.</p>
<h3>5. Kuruluş Belgelerinin İncelenmesi</h3>
<p>Türk Medenî Kanunu&#8217;nun 60. maddesi ve Dernekler Yönetmeliği&#8217;nin 6. maddesi uyarınca kuruluş belgeleri altmış gün içinde incelenir.</p>
<p>Kuruluş bildiriminde, tüzükte veya kurucuların hukuki durumlarında kanuna aykırılık ya da eksiklik tespit edilirse bunların giderilmesi kuruculardan istenir. Yazılı bildirimin tebliğinden itibaren otuz gün içinde eksikliklerin tamamlanması veya aykırılıkların giderilmesi gerekir.</p>
<p>Bu süre içinde eksiklik giderilmezse mülki idare amiri, yetkili asliye hukuk mahkemesinde derneğin feshi için dava açılması amacıyla durumu Cumhuriyet savcılığına bildirir.</p>
<p>Dolayısıyla on beş yaş şartını karşılamayan kurucuların bulunması veya gerekli yasal temsilci izinlerinin sunulmaması, kuruluşun kanunilik incelemesinde hukuki sorun oluşturabilir.</p>
<h2>Çocuk Derneklerinde Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu Nasıl Oluşturulur?</h2>
<p>Çocuk derneklerinde de genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kurulu zorunlu organlardır. Türk Medenî Kanunu&#8217;nun 72. maddesinde öngörülen bu organların oluşturulması bakımından çocuk derneklerine özgü yaş şartlarına uyulmalıdır.</p>
<p>On beş yaşını bitirmiş, ayırt etme gücüne sahip ve gerekli yasal temsilci izni bulunan çocuklar, diğer kanuni şartların da sağlanması kaydıyla yönetim ve denetim kurullarında görev alabilir. On iki yaşını bitirmiş fakat on beş yaşını henüz bitirmemiş üyeler ise bu kurullara seçilemez.</p>
<p>Türk Medenî Kanunu&#8217;nun 84. maddesi uyarınca yönetim kurulu en az beş asıl ve beş yedek üyeden; 86. maddesi uyarınca denetim kurulu en az üç asıl ve üç yedek üyeden oluşur. Çocuk derneği tüzüğünde bu asgari sayıların altında organ yapısı öngörülemez.</p>
<p>Bu nedenle kuruluş için gereken yedi kurucunun bulunması, ilk genel kurulda bütün zorunlu organların usulüne uygun oluşturulabilmesi bakımından tek başına yeterli üye yapısının bulunduğu anlamına gelmez. Organ seçimleri planlanırken gerekli sayıda, seçilme yeterliliğine sahip üyenin bulunması sağlanmalıdır.</p>
<p>Yönetim ve denetim kurullarının seçim ve oluşumuna ilişkin genel esaslar <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-yonetim-kurulunun-olusumu/">dernek yönetim kurulunun oluşumu</a> ile bağlantılıdır.</p>
<h3>Çocuk Derneklerinde İlk Genel Kurul Ne Zaman Yapılır?</h3>
<p>Türk Medenî Kanunu&#8217;nun 62. maddesine göre dernekler, kuruluş incelemesi sonucunda yapılan yazılı bildirimi izleyen altı ay içinde ilk genel kurul toplantılarını gerçekleştirmek ve zorunlu organlarını oluşturmakla yükümlüdür.</p>
<p>Çocuk dernekleri için de bu süre geçerlidir. İlk genel kurulun süresinde yapılmaması ve zorunlu organların oluşturulmaması, Türk Medenî Kanunu&#8217;nun 87. maddesinde düzenlenen kendiliğinden sona erme sebepleri kapsamında değerlendirilir.</p>
<h2>Çocuk Derneklerine Üye Olma Şartları Nelerdir?</h2>
<p>Çocuk derneği kuruculuğu ile çocuk derneğine üyelik farklı hukuki şartlara bağlıdır. Dernekler Kanunu&#8217;nun 3. maddesi, on iki yaşını bitiren küçüklerin yasal temsilcilerinin izniyle çocuk derneklerine üye olabilmelerine imkân tanımaktadır.</p>
<p>Üyeliğe başvuracak çocuğun tüzükte gösterilen diğer üyelik şartlarını da taşıması gerekir. Türk Medenî Kanunu&#8217;nun 64. maddesi uyarınca üyelik başvurusu yazılı olarak yapılır, yönetim kurulunca en çok otuz gün içinde karara bağlanır ve sonuç başvuru sahibine yazılı olarak bildirilir.</p>
<p>Çocuk derneğine kabul edilen üyelerin üyelik kayıtları mevzuata uygun tutulmalı ve gerekli bildirimler yapılmalıdır.</p>
<p>Çocuk derneklerinde üyelik bakımından özel yaş ve izin koşulları öncelikle uygulanırken, üyelerin eşitliği, oy hakkı ve diğer üyelik hakları açısından Türk Medenî Kanunu&#8217;nun 68 ve 69. maddeleri dikkate alınır. Bu konudaki genel usuller <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-uyeligi/">dernek üyeliği şartları ve başvuru süreci</a> kapsamında ayrıca değerlendirilir.</p>
<h3>Çocuk Derneği Üyesinin Yaşı İlerlediğinde Ne Olur?</h3>
<p>Dernekler Kanunu, on sekiz yaşından büyük kişilerin çocuk derneklerine kurucu veya üye olamayacağını düzenlemektedir. Bu nedenle üyelerin yaşları ve kanuni üyelik şartlarını taşıyıp taşımadıkları takip edilmelidir.</p>
<p>Türk Medenî Kanunu&#8217;nun 65. maddesi uyarınca üyelik için kanunda veya tüzükte aranan nitelikleri sonradan kaybedenlerin üyeliği kendiliğinden sona erer. Çocuk derneğinde yaş şartını kaybeden kişinin üyelik durumu bu hüküm çerçevesinde değerlendirilmelidir.</p>
<p>Üyelik şartlarını kaybeden kişilerin yönetim veya denetim kurulunda bulunması halinde organların kanuna uygun biçimde yeniden oluşturulması da gerekebilir. Ancak üye sayısındaki her değişiklik, tek başına derneğin kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez; Türk Medenî Kanunu&#8217;nun 87. maddesindeki şartlar ayrıca incelenmelidir.</p>
<h2>Çocuk Dernekleri Şube veya Lokal Açabilir mi?</h2>
<p>Çocuk derneklerinin şube ve lokal faaliyetleri aynı kurallara tabi değildir.</p>
<h3>Çocuk Derneklerinin Şube Açması</h3>
<p>Dernekler Yönetmeliği&#8217;nin 7. maddesi, çocuk derneklerinin şubelerine ilişkin özel hükümler içermektedir. Bu düzenleme çerçevesinde çocuk derneklerinin, tüzüklerinde öngörülmesi ve ilgili kuruluş şartlarının sağlanması kaydıyla şube açması mümkündür.</p>
<p>Çocuk derneklerinin şubelerine de tüzel kişiler kurucu veya üye olamaz. Şube kuruluş bildirimine kurucu çocukların yasal temsilcilerinin izinleri eklenir.</p>
<h3>Çocuk Derneklerinin Lokal Açması</h3>
<p><strong>Çocuk dernekleri lokal açamaz.</strong> Bu yasak, 5253 sayılı Dernekler Kanunu&#8217;nun 26/A maddesinde açıkça düzenlenmiştir.</p>
<p>Dolayısıyla çocuk derneğinin üyeleri için sosyal faaliyetler düzenleyebilmesi, dernek lokali açabileceği anlamına gelmez. Derneğin amaçlarına uygun etkinlikler yapması ile kanunda özel izin ve şartlara bağlanan lokal işletmeciliği birbirinden ayrılmalıdır.</p>
<h2>Çocuk Derneklerinin Hukuki Yükümlülükleri ve Cezai Sorumluluk</h2>
<p>Çocuk dernekleri tüzel kişilik kazandıktan sonra ilgili mevzuattan kaynaklanan kayıt, bildirim, defter tutma, genel kurul ve iç denetim yükümlülüklerine tabidir.</p>
<p>Ancak 5253 sayılı Dernekler Kanunu&#8217;nun 33. maddesi çocuk dernekleri bakımından özel bir yaptırım uygulaması öngörmektedir. Buna göre Kanun&#8217;da belirtilen cezalar, çocuk dernekleri hakkında yazılı uyarıya rağmen ihlalin tekrarlanması halinde uygulanır.</p>
<p>Bu hüküm, çocuk derneklerinin Dernekler Kanunu kapsamındaki yaptırımlardan bütünüyle muaf olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde hükmün, diğer kanunlardan doğabilecek her türlü hukuki veya cezai sorumluluğu ortadan kaldıran genel bir muafiyet olarak değerlendirilmesi de doğru değildir.</p>
<p>Somut bir ihlal halinde fiilin niteliği, uygulanacak kanun, sorumlu kişi, yazılı uyarı koşulu ve varsa özel yaptırım hükümleri ayrı ayrı incelenmelidir.</p>
<p>Özellikle çocukların dernek adına gerçekleştirdiği sözleşme ve mali işlemlerde tüzel kişilik, organların temsil yetkisi ve küçüklükten kaynaklanan fiil ehliyeti sınırlamaları birlikte değerlendirilmelidir.</p>
<p>Çocuk derneklerinin kuruluş belgeleri, zorunlu organları ve faaliyetleriyle ilgili hukuki sorunlar, <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-avukati/">dernek avukatı</a> tarafından yürütülebilecek hukuki inceleme ve danışmanlık çalışmalarının kapsamına girebilir.</p>
<h2>Çocuk Derneği Kurulmasına İlişkin Örnek</h2>
<p>On beş ve on altı yaşlarında yedi öğrencinin, çocukların çevre bilincini geliştirmek amacıyla bir dernek kurmak istediği varsayılsın.</p>
<p>Bu öğrencilerin tamamı ayırt etme gücüne sahipse, kanuni yaş şartlarını karşılıyorsa ve yasal temsilcilerinin yazılı izinlerini almışlarsa çocuk derneğinin kurucusu olabilirler. Kurucular, dernek tüzüğünü hazırlayıp kuruluş bildirimini gerekli belgelerle birlikte yetkili mülki idare amirliğine sunabilir.</p>
<p>Dernek kurulduktan sonra on üç yaşındaki bir öğrenci, yasal temsilcisinin izniyle derneğe üye olarak kabul edilebilir. Ancak bu öğrenci yönetim veya denetim kurulunda görev alamaz.</p>
<p>İlk genel kurulda yönetim ve denetim kurullarının oluşturulabilmesi için kanunun aradığı asıl ve yedek üye sayılarıyla seçilme şartlarının ayrıca sağlanması gerekir. Kurucu sayısının yedi olması, bütün organların bu yedi kişiyle oluşturulabileceği anlamına gelmez.</p>
<h2>Çocuk Dernekleri Hakkında Sıkça Sorulan Sorular</h2>
<h3>14 yaşındaki bir çocuk dernek kurabilir mi?</h3>
<p>Hayır. Çocuk derneği kurabilmek için on beş yaşını bitirmiş olmak gerekir. On dört yaşındaki çocuk, on iki yaşını bitirmiş olması ve yasal temsilcisinin izin vermesi şartıyla kurulmuş bir çocuk derneğine üye olabilir; ancak kurucu veya yönetim ve denetim kurulu üyesi olamaz.</p>
<h3>Anne veya baba çocukları adına çocuk derneği kurabilir mi?</h3>
<p>Çocuk derneğinin kurucuları, kanundaki özel şartları taşıyan çocuklar olmalıdır. Anne veya babanın yazılı izni, kurucu çocukların yerine geçmez. Yetişkinler, yalnızca yasal temsilci sıfatları nedeniyle çocuk derneğinin kurucusu veya üyesi haline gelmezler.</p>
<h3>Çocuk derneğinde 12 yaşındaki üyeler oy kullanabilir mi?</h3>
<p>5253 sayılı Kanun&#8217;un 3. maddesi, on iki yaşını bitiren çocukların izinle üye olmasını kabul ederken bu yaş grubunun yönetim ve denetim kurullarında görev almasını yasaklamaktadır. Türk Medenî Kanunu&#8217;nun 69. maddesindeki genel kural ise her üyenin genel kurulda bir oy hakkı bulunduğudur. Bu nedenle üyelik hakları ile organlara seçilme yeterliliği birbirine karıştırılmamalı; tüzük hükümleri kanunun emredici kurallarına uygun düzenlenmelidir.</p>
<h3>Çocuk derneği kurmak için valilikten izin almak gerekir mi?</h3>
<p>Hayır. Dernek kurma hakkı bakımından önceden izin alma zorunluluğu yoktur. Ancak kuruluş bildiriminin, tüzüğün ve çocuk kurucuların yasal temsilci izinlerinin yetkili mülki idare amirliğine sunulması gerekir. İdare, kuruluş sonrasında belgelerin kanuna uygunluğunu inceler.</p>
<h3>Çocuk dernekleri hukuka aykırı faaliyet nedeniyle cezalandırılabilir mi?</h3>
<p>Evet. Çocuk dernekleri hukuki yükümlülüklerden muaf değildir. Bununla birlikte Dernekler Kanunu&#8217;nun 33. maddesi, bu Kanun&#8217;da belirtilen cezalar yönünden yazılı uyarıya rağmen ihlalin tekrarlanması şartını düzenlemektedir. Diğer mevzuattan kaynaklanan sorumlulukların bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir.</p>
<p class="article-author">Yazar <a href="https://www.sarioglusefer.com/avukat-fatih-sefer/">Avukat Fatih SEFER</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com/cocuk-dernekleri/">Çocuk Dernekleri Nasıl Kurulur? Yaş ve İzin Şartları</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com">SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kimler Dernek Kurabilir? Şartlar ve İstisnalar</title>
		<link>https://www.sarioglusefer.com/kimler-dernek-kurabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Fatih Sefer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Oct 2026 14:17:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dernekler Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sarioglusefer.com/?p=5924</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kimler dernek kurabilir? Türk hukukuna göre fiil ehliyetine sahip gerçek kişiler ve hukuken dernek kurma yetkisini kullanabilen tüzel kişiler, en az yedi kurucu bir araya gelerek önceden izin almaksızın dernek kurabilir. Bu hakkın temel dayanakları 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 56 ve 57. maddeleri ile 5253 sayılı Dernekler Kanunu&#8217;nun 3. maddesidir. Bununla birlikte küçükler, yabancı ... <a title="Kimler Dernek Kurabilir? Şartlar ve İstisnalar" class="read-more" href="https://www.sarioglusefer.com/kimler-dernek-kurabilir/" aria-label="Kimler Dernek Kurabilir? Şartlar ve İstisnalar hakkında daha fazlasını okuyun">Devamını oku</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com/kimler-dernek-kurabilir/">Kimler Dernek Kurabilir? Şartlar ve İstisnalar</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com">SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kimler dernek kurabilir?</strong> Türk hukukuna göre fiil ehliyetine sahip gerçek kişiler ve hukuken dernek kurma yetkisini kullanabilen tüzel kişiler, en az yedi kurucu bir araya gelerek önceden izin almaksızın dernek kurabilir. Bu hakkın temel dayanakları 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 56 ve 57. maddeleri ile 5253 sayılı Dernekler Kanunu&#8217;nun 3. maddesidir. Bununla birlikte küçükler, yabancı gerçek kişiler, yabancı tüzel kişiler, kamu görevlileri ve belirli suçlardan mahkûm olanlar bakımından özel hükümler bulunur. Dernek kurucusu olabilmek ile derneğin yönetim veya denetim organlarında görev alabilmek de aynı hukuki koşullara tabi değildir.</p>
<p>Dernek kuruculuğu bakımından yalnızca kişilerin sayısı değil, hukuki ehliyetleri, tüzel kişi temsilcilerinin yetkileri ve kurulacak derneğin amacı da önem taşır. Bu nedenle dernek kurmak isteyen kişilerin kuruluş bildiriminden önce kuruculuk şartlarını ayrı ayrı değerlendirmeleri gerekir.</p>
<h2>Dernek Kurma Hakkının Hukuki Dayanağı Nedir?</h2>
<p>Anayasa&#8217;nın 33. maddesi, herkesin önceden izin almaksızın dernek kurma hakkını güvence altına alır. Bu hak, örgütlenme özgürlüğünün bir görünümüdür. Dernek kurma özgürlüğünün kullanılmasına ilişkin şekil, şart ve sınırlamalar ise kanunla düzenlenir.</p>
<p>Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 57. maddesi uyarınca herkes önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir; ancak kurucuların fiil ehliyetinin bulunması gerekir. Dernekler Kanunu&#8217;nun 3. maddesi de fiil ehliyetine sahip gerçek veya tüzel kişilerin dernek kurabileceğini düzenler.</p>
<p>Dernek kurma hakkı, idarenin takdirine bağlı olarak verilen genel bir kuruluş izni değildir. Kanuni şartları sağlayan kurucular, kuruluş bildirimi ve gerekli belgeleri yetkili mülki idare amirliğine verdiklerinde dernek tüzel kişilik kazanır. İdarenin sonraki incelemesi ise kuruluşun hukuka uygunluğunu denetlemeye yöneliktir.</p>
<p>Derneğin tanımı, kuruluş bildirimi ve tüzel kişiliğin kazanılması aşamaları <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-nasil-kurulur/">dernek nasıl kurulur</a> başlıklı makalede ayrıca ele alınmaktadır. Burada esas alınan konu, kuruluş işlemlerinden önce kişilerin kurucu sıfatını taşıyıp taşıyamayacağıdır.</p>
<h2>Dernek Kurucularında Aranan Genel Şartlar Nelerdir?</h2>
<p>Dernek kuruculuğunun değerlendirilmesinde üç temel koşul öne çıkar:</p>
<ol>
<li><strong>Asgari kurucu sayısı:</strong> Derneğin kuruluşunda en az yedi gerçek veya tüzel kişi bulunmalıdır.</li>
<li><strong>Kuruculuk ehliyeti:</strong> Gerçek kişilerin fiil ehliyetine sahip olması, tüzel kişilerin ise kanuna ve kuruluş belgelerine uygun biçimde hareket etmesi gerekir. Özel kanuni sınırlamalar saklıdır.</li>
<li><strong>Hukuka uygun ortak amaç:</strong> Kurucuların bir araya gelme amacı belirli, ortak, sürekli ve kazanç paylaşma dışında olmalı; hukuka veya ahlaka aykırılık taşımamalıdır.</li>
</ol>
<h3>En Az Yedi Kurucunun Bulunması Zorunlu mudur?</h3>
<p>Evet. Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 56. maddesi ve Dernekler Kanunu&#8217;nun 2. maddesi uyarınca dernek, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin ortak bir amaç doğrultusunda bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmesiyle oluşturulur.</p>
<p>Yedi kurucunun tamamının gerçek kişi olması zorunlu değildir. Örneğin beş gerçek kişi ile iki tüzel kişi, diğer yasal koşullar da sağlanıyorsa birlikte dernek kurabilir.</p>
<p>Kurucular arasında tüzel kişi bulunması halinde, o tüzel kişinin temsilcisi ayrıca ve otomatik olarak ikinci bir kurucu sayılmaz. Tüzel kişinin kuruculuğu ile temsil yetkisini kullanan gerçek kişinin şahsi kuruculuğu birbirinden farklıdır.</p>
<p>Tek kişinin dernek kurması veya altı kişinin kuruluş bildirimi vermesi, kanundaki asgari kurucu sayısı şartını karşılamaz. Kurucuların sayısı hesaplanırken yalnız isim listesi değil, her bir kurucunun hukuken geçerli biçimde kurucu olabilmesi de değerlendirilmelidir.</p>
<h3>Dernek Kurucularının Fiil Ehliyeti Nasıl Belirlenir?</h3>
<p>Fiil ehliyeti, kişinin kendi fiilleriyle hak edinmesini ve borç altına girmesini sağlayan hukuki yetenektir.</p>
<p>Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 10. maddesine göre fiil ehliyetinin genel koşulları şunlardır:</p>
<ul>
<li>Ergin olmak,</li>
<li>Ayırt etme gücüne sahip bulunmak,</li>
<li>Kısıtlı olmamak.</li>
</ul>
<p>Erginlik kural olarak on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar. Bununla birlikte Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 11 ve 12. maddelerinde evlenmeyle ergin olma ve mahkeme kararıyla ergin kılınma halleri de düzenlenmiştir. Dolayısıyla fiil ehliyeti bakımından yalnız nüfus kaydındaki yaşa değil, kişinin somut hukuki durumuna bakılması gerekir.</p>
<p>Ayırt etme gücü bulunmayan veya fiil ehliyeti olmayan bir kişinin genel nitelikteki derneğin kurucusu olarak gösterilmesi hukuki sorun doğurur. Kanuni temsilcinin izni de genel kuruculuk ehliyetinin bulunmadığı her durumda bu eksikliği kendiliğinden gidermez. Çocuk derneklerine ilişkin özel düzenleme ise ayrıca uygulanır.</p>
<h2>Tüzel Kişiler Dernek Kurabilir mi?</h2>
<p><strong>Evet. Tüzel kişiler de dernek kurucusu olabilir.</strong> Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 56. maddesi ile Dernekler Kanunu&#8217;nun 3. maddesi, kurucuların yalnız gerçek kişilerden oluşmasını şart koşmaz.</p>
<p>Bu nedenle, kendi kuruluş mevzuatı ve hukuki amaçları buna elverişli olmak koşuluyla, dernekler, vakıflar ve ticaret şirketleri gibi özel hukuk tüzel kişileri bir derneğin kurucuları arasında yer alabilir.</p>
<p>Ancak tüzel kişinin kurucu olması, onun adına herhangi bir kişinin serbestçe imza atabileceği anlamına gelmez.</p>
<p>Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 49 ve 50. maddelerine göre tüzel kişiler gerekli organlara sahip olmakla fiil ehliyeti kazanır ve iradelerini organları aracılığıyla açıklar. Bu nedenle kuruculuğa katılma iradesinin, ilgili tüzel kişinin yetkili organınca hukuka ve kuruluş belgelerine uygun biçimde oluşturulması gerekir.</p>
<h3>Tüzel Kişinin Kurucu Olması İçin Hangi Belgeler Gerekir?</h3>
<p>Dernekler Yönetmeliği&#8217;nin 5. maddesinin (c) bendine göre, kurucular arasında tüzel kişi bulunması halinde kuruluş belgelerine şu bilgiler ve belgeler eklenir:</p>
<ul>
<li>Tüzel kişinin unvanı ve yerleşim yeri,</li>
<li>Tüzel kişinin kuruluş belgesi,</li>
<li>Tüzel kişinin yetkili organınca alınan kuruculuğa ilişkin kararın örneği,</li>
<li>Tüzel kişi adına görevlendirilen gerçek kişinin yetkilendirildiğini gösteren karar ve bilgiler.</li>
</ul>
<p>Örneğin bir anonim şirketin dernek kurucusu olarak yer alması düşünülüyorsa, şirketin temsil ve karar alma yetkileri kendi hukuki düzeni içinde değerlendirilmelidir. Şirket ortağı veya çalışanı olmak, tek başına şirket adına dernek kurma yetkisi vermez.</p>
<h3>Mevcut Bir Dernek Başka Bir Derneğin Kurucusu Olabilir mi?</h3>
<p>Mevcut bir derneğin başka bir derneğin kuruluşuna tüzel kişi sıfatıyla katılması, genel kuruculuk hükümleri bakımından mümkündür. Ancak bunun mevcut derneğin tüzüğündeki amaçla bağdaşması, yetkili organ kararına dayanması ve diğer yasal şartları karşılaması gerekir.</p>
<p>Bir derneğin yeni bir derneğe kurucu olması ile derneklerin federasyon kurması farklı hukuki işlemlerdir. Federasyon kuruluşunda ayrıca üst kuruluşlara ilişkin özel kurallar uygulanır.</p>
<h3>Kamu Tüzel Kişileri Dernek Kurucusu Olabilir mi?</h3>
<p>Kamu tüzel kişilerinin dernek kuruculuğu, yalnızca kanundaki genel &#8220;tüzel kişi&#8221; ifadesine dayanılarak koşulsuz biçimde kabul edilmemelidir.</p>
<p>Bir belediyenin, kamu üniversitesinin veya başka bir kamu tüzel kişisinin dernek kuruluşuna katılmasının değerlendirilmesinde öncelikle ilgili kurumun kuruluş mevzuatı, görev ve yetkileri, karar almaya yetkili organı ve kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin hükümler incelenmelidir.</p>
<p>Özellikle kamu kurumlarını veya kamu hizmetlerini desteklemek üzere kurulan derneklerde 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun&#8217;un kapsamı ve sınırlamaları önem kazanabilir. Bu Kanun, belirli dernek ve vakıfların kamu kurumlarıyla ilişkilerinde özel yasaklar getirir; ancak bütün özel hukuk derneklerine yönelik genel bir kuruluş yasağı olarak yorumlanamaz.</p>
<h2>18 Yaşından Küçükler Dernek Kurabilir mi?</h2>
<p>Genel nitelikteki derneklerin kuruluşunda fiil ehliyeti şartı uygulanır. Bu nedenle on sekiz yaşını doldurmamış bir kişinin kuruculuğu, erken erginlik gibi özel hukuki durumlar saklı kalmak üzere, genel kural çerçevesinde değerlendirilir.</p>
<p>Bunun yanında Dernekler Kanunu&#8217;nun 3. maddesi, küçüklerin belirli amaçlarla çocuk dernekleri kurabilmesine özel olarak izin verir.</p>
<h3>15 Yaşını Bitirenler Çocuk Derneği Kurabilir mi?</h3>
<p>Evet. On beş yaşını bitiren ve ayırt etme gücüne sahip küçükler, yasal temsilcilerinin yazılı izniyle çocuk derneği kurabilirler.</p>
<p>Bu derneklerin amacı çocukların toplumsal, ruhsal, ahlaki, bedensel ve zihinsel gelişimlerinin; spor, eğitim ve öğretim haklarının; sosyal ve kültürel varlıklarının, aile yapılarının ve özel yaşantılarının korunması ve geliştirilmesiyle bağlantılı olmalıdır.</p>
<p>Çocuk derneği, küçüklerin genel nitelikteki bir derneği kurma şartlarından tamamen bağımsız olarak istedikleri her amaçla faaliyet gösterebilecekleri bir örgütlenme türü değildir.</p>
<h3>12 Yaşını Bitirenler Dernek Kurabilir mi?</h3>
<p>On iki yaşını bitiren küçükler, yasal temsilcilerinin izniyle çocuk derneklerine üye olabilirler. Ancak yalnız bu yaş şartına dayanarak çocuk derneğinin kurucusu olamazlar ve yönetim veya denetim kurullarında görev alamazlar.</p>
<p>Çocuk derneklerinin kuruluşunda tüzel kişiler kurucu veya üye olamaz. On sekiz yaşından büyüklerin çocuk derneklerinde kurucu veya üye olması da kanunen yasaklanmıştır.</p>
<p>Küçüklerin kuruculuk ve üyelik şartları, izin belgeleri ve organlarda görev alma sınırları <a href="https://www.sarioglusefer.com/cocuk-dernekleri/">çocuk derneği kurulması</a> başlıklı yazıda ayrıntılı olarak incelenmektedir.</p>
<h2>Yabancı Uyruklu Kişiler Türkiye&#8217;de Dernek Kurabilir mi?</h2>
<p><strong>Yabancı gerçek kişiler, Türkiye&#8217;de yerleşme hakkına sahip olmaları ve diğer kuruculuk koşullarını taşımaları halinde dernek kurabilirler.</strong> Bu husus Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 93. maddesinde düzenlenmiştir.</p>
<p>Türk vatandaşı olmak, genel olarak dernek kuruculuğunun bütün kişiler için aranan bir koşulu değildir. Bununla birlikte yabancı gerçek kişiler bakımından kanunda açıkça öngörülen Türkiye&#8217;de yerleşme hakkı şartı göz ardı edilemez.</p>
<p>Dernekler Yönetmeliği&#8217;nin 5. maddesine göre kurucular arasında yabancı uyruklu kişiler bulunuyorsa, bu kişilerin Türkiye&#8217;de yerleşme hakkına sahip olduklarını gösteren belgelerin örnekleri kuruluş bildirimine eklenir.</p>
<p>Yabancı gerçek kişinin kuruculuğu ile merkezi yurt dışında bulunan bir derneğin veya diğer yabancı tüzel kişilerin Türkiye&#8217;de dernek kurucusu olması farklı hukuki rejimlerdir. Yabancı derneklerin ve ilgili kâr amacı gütmeyen kuruluşların kuruculuğunda İçişleri Bakanlığı iznine ilişkin özel hükümler de değerlendirilmelidir.</p>
<p>Yabancı kişilerin kuruculuğunda yerleşme hakkının belirlenmesi, yabancı tüzel kişilere uygulanacak izin rejimi ve üyelik şartları <a href="https://www.sarioglusefer.com/yabancilarin-dernek-kurmasi/">yabancıların dernek kurma ve üye olma hakkı</a> kapsamında ayrıca açıklanmaktadır.</p>
<h2>Memurlar ve Kamu Görevlileri Dernek Kurabilir mi?</h2>
<p>Kamu görevlisi olmak, tek başına bütün kişiler için geçerli mutlak bir dernek kurma yasağı oluşturmaz. Ancak kamu görevlilerinin statülerine göre özel kanuni sınırlamalar bulunabilir.</p>
<p>Dernekler Kanunu&#8217;nun 3. maddesinde Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, kolluk kuvvetleri mensupları ve kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri hakkında özel kanunlarla getirilen sınırlamalar açıkça saklı tutulmuştur.</p>
<p>Bu nedenle kamu görevlilerinin kuruculuğunda kişinin yalnızca kamu sektöründe çalışıp çalışmadığına bakılması yeterli değildir. Hukuki statüsünün ve tabi olduğu özel mevzuatın belirlenmesi gerekir.</p>
<p>Örneğin özel hukuk hükümlerine göre çalışan bir kamu işçisi ile memur statüsündeki kişi aynı kurallara tabi olmayabilir. Aynı şekilde askerî personel ve kolluk mensupları bakımından ilgili özel kanunlar değerlendirilmeden genel bir izin veya yasak sonucu çıkarılamaz.</p>
<p>Kamu görevlisinin dernek kurucusu olması, derneğe üye olması, yönetim kurulunda görev alması ve dernekten ücret alması da birbirinden ayrılmalıdır. Özellikle kamu kurumlarını desteklemek üzere oluşturulan derneklerde ayrıca 5072 sayılı Kanun&#8217;un sınırlamaları gündeme gelebilir.</p>
<p>Bu statülere özgü değerlendirmeler <a href="https://www.sarioglusefer.com/kamu-gorevlilerinin-dernek-haklari/">memurların ve kamu görevlilerinin dernek hakları</a> başlıklı makalede incelenmektedir.</p>
<h2>Adli Sicil Kaydı Olanlar Dernek Kurabilir mi?</h2>
<p><strong>Adli sicil kaydının bulunması, kişinin her durumda dernek kuramayacağı anlamına gelmez.</strong> Kuruculuk ehliyeti ile dernek organlarında yöneticilik veya denetçilik yapabilme ehliyeti ayrı değerlendirilmelidir.</p>
<p>Dernekler Kanunu&#8217;nun 3. maddesine 7262 sayılı Kanun ile eklenen düzenleme, belirli suçlardan mahkûm olanların derneklerin genel kurul dışındaki organlarında görev almasını yasaklamaktadır.</p>
<p>Bu hüküm özellikle şu suç gruplarını kapsar:</p>
<ul>
<li>6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında yer alan suçlar,</li>
<li>Türk Ceza Kanunu&#8217;ndaki uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçları,</li>
<li>Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu.</li>
</ul>
<p>Kanuni düzenlemeye göre, bu suçlardan mahkûm olanlar bakımından Türk Ceza Kanunu&#8217;nun 53. maddesinde belirtilen sürelerin geçmesi veya affa uğrama, ilgili organ üyeliği yasağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı bulunduğunda Dernekler Kanunu&#8217;nun ilgili fıkrasındaki sınırlama uygulanmaz.</p>
<p>Diğer taraftan Türk Ceza Kanunu&#8217;nun 53. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, belirli mahkûmiyetlerin kanuni sonucu olarak dernek tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan yoksun bırakılmayı düzenler. Bu nedenle mahkûmiyetin niteliği, infaz durumu ve hak yoksunluğunun devam edip etmediği ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<p>Burada önemli olan, her adli sicil kaydını genel ve süresiz bir dernek kurma yasağı şeklinde yorumlamamaktır. Bununla birlikte kurucu olarak gösterilmesi düşünülen kişinin geçici yönetim kurulunda da görev alması planlanıyorsa, organ üyeliğine ilişkin sınırlamalar mutlaka dikkate alınmalıdır.</p>
<p>Suç türleri, mahkûmiyetin hukuki sonuçları ve yasaklanmış hakların geri verilmesiyle ilgili ayrımlar <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-yoneticiligine-engel-suclar/">adli sicil kaydı ve dernek yöneticiliğine engel suçlar</a> başlıklı makalede ayrıca ele alınmaktadır.</p>
<h2>Kimler Dernek Kurucusu Olamaz?</h2>
<p>Dernek kuruculuğuna ilişkin yasaklar değerlendirilirken genel fiil ehliyeti şartı ile özel kanunlardan kaynaklanan sınırlamalar birbirine karıştırılmamalıdır.</p>
<p>Genel kurallara göre şu durumlarda dernek kuruculuğu mümkün olmayabilir:</p>
<ul>
<li><strong>Fiil ehliyeti bulunmaması:</strong> Kişi fiil ehliyetine sahip değilse ve uygulanabilir bir özel kanuni istisna da bulunmuyorsa genel nitelikteki derneğin kurucusu olamaz.</li>
<li><strong>Yabancı gerçek kişi bakımından yerleşme hakkı koşulunun sağlanmaması:</strong> Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 93. maddesindeki şartı taşımayan yabancı gerçek kişi, bu hükme dayanarak Türkiye&#8217;de dernek kuramaz.</li>
<li><strong>Özel kanuni sınırlama:</strong> Kişinin mesleki veya kamu görevi statüsüne uygulanan özel kanun, dernek kuruculuğunu yasaklıyor veya sınırlandırıyorsa buna uyulmalıdır.</li>
<li><strong>Tüzel kişi bakımından yetki eksikliği:</strong> Tüzel kişinin yetkili organınca geçerli kuruculuk iradesi oluşturulmamış veya temsile yetkisiz kişi tarafından işlem yapılmışsa kuruculuk işleminin hukuki geçerliliği sorunlu hale gelir.</li>
</ul>
<p>Bunun yanında, tek tek kurucuların ehliyetli olması, kanuna aykırı amaçla kurulmak istenen bir derneği hukuka uygun hale getirmez. Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 56. maddesine göre hukuka veya ahlaka aykırı amaçlarla dernek kurulamaz.</p>
<h2>Dernek Kuruculuğu ile Dernek Üyeliği Aynı Şey midir?</h2>
<p>Kuruculuk, dernek tüzel kişiliğinin oluşturulmasına katılmayı; üyelik ise mevcut bir dernekle üyelik ilişkisinin kurulmasını ifade eder.</p>
<p>Derneğin ilk kuruluşunda yer alan kurucular ile sonradan başvurarak üyelik kazanan kişiler, hukuki olarak farklı süreçlerden geçerler.</p>
<p>Kuruculukta kuruluş bildirimi, tüzük ve kanuni kurucu sayısı önem taşırken; sonradan üyelik kazanılmasında Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 64. maddesi ve ilgili dernek tüzüğü esas alınır.</p>
<p>Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 64. maddesi uyarınca yazılı üyelik başvurusu yönetim kurulunca en çok otuz gün içinde karara bağlanır ve sonuç başvuru sahibine yazıyla bildirilir.</p>
<p>Bu nedenle bir kişinin mevcut derneğe üye olabilmesi, tek başına yeni bir dernek kuruluşunda kurucu sıfatını taşıyabileceği veya derneğin yönetim organlarında görev alabileceği anlamına gelmez. Dernek üyeliğinin kazanılması ve üyelik başvurusunun değerlendirilmesi <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-uyeligi/">dernek üyeliği şartları</a> başlıklı makalenin konusudur.</p>
<h2>Dernek Kurma Ehliyeti Bakımından Örnek Durumlar</h2>
<table>
<thead>
<tr>
<th scope="col">Kişi veya kuruluş</th>
<th scope="col">Kuruculuk durumu</th>
<th scope="col">Temel hukuki koşul</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşı</td>
<td>Genel olarak mümkün</td>
<td>Fiil ehliyeti ve özel yasak bulunmaması</td>
</tr>
<tr>
<td>17 yaşındaki kişi</td>
<td>Genel dernekte ehliyete; çocuk derneğinde özel şartlara bağlı</td>
<td>Erginlik ve fiil ehliyeti durumu veya çocuk derneğine ilişkin özel hüküm</td>
</tr>
<tr>
<td>15 yaşını bitirmiş çocuk</td>
<td>Çocuk derneği kurabilir</td>
<td>Ayırt etme gücü, kanunda öngörülen amaç ve yasal temsilcinin yazılı izni</td>
</tr>
<tr>
<td>12 yaşını bitirmiş çocuk</td>
<td>Yalnız bu yaş koşuluyla çocuk derneği kuramaz</td>
<td>Yasal temsilci izniyle çocuk derneğine üyelik mümkün olabilir</td>
</tr>
<tr>
<td>Yabancı gerçek kişi</td>
<td>Şartlı olarak mümkün</td>
<td>Türkiye&#8217;de yerleşme hakkı ve diğer kuruculuk şartları</td>
</tr>
<tr>
<td>Özel hukuk tüzel kişisi</td>
<td>Genel olarak mümkün</td>
<td>Kuruluş mevzuatına ve amacına uygun yetkili organ kararı</td>
</tr>
<tr>
<td>Memur veya diğer kamu görevlisi</td>
<td>Özel mevzuata bağlı</td>
<td>Kamu görevlisinin statüsüne ilişkin kanuni sınırlamalar</td>
</tr>
<tr>
<td>Adli sicil kaydı bulunan kişi</td>
<td>Kaydın niteliğine bağlı</td>
<td>Kuruculuk ehliyeti, hak yoksunlukları ve organ üyeliği yasaklarının ayrı incelenmesi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu örneklerdeki hukuki sonuçlar kişinin somut durumuna göre değişebilir. Özellikle kamu görevlileri, yabancı kurucular ve mahkûmiyet geçmişi bulunan kişiler hakkında yalnızca genel bir sınıflandırmaya dayanılarak işlem yapılmamalıdır.</p>
<h2>Dernek Kurucularının Ehliyeti Ne Zaman ve Nasıl Denetlenir?</h2>
<p>Dernek kuruluşunda kurucuların hukuki ehliyeti, kuruluş belgelerinin mülki idare amirliğine verilmesinden sonra gerçekleştirilen kanunilik incelemesi kapsamında değerlendirilir.</p>
<p>Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 59. maddesine göre dernek, kuruluş bildirimi, tüzük ve gerekli belgelerin yetkili mülki idare amirine verildiği anda tüzel kişilik kazanır. İdarenin incelemesinin daha sonra gerçekleşmesi, tüzel kişilik kazanılmasının idarenin onayına bağlı olduğu anlamına gelmez.</p>
<p>Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 60. maddesi ve Dernekler Yönetmeliği&#8217;nin 6. maddesi uyarınca kuruluş bildirimi, belgeler ve tüzük altmış gün içinde incelenir.</p>
<p>Bu incelemede kurucuların hukuki durumuna, tüzüğe veya kuruluş belgelerine ilişkin bir aykırılık ya da eksiklik tespit edilirse, giderilmesi kuruculardan istenir.</p>
<p>Kanuna göre:</p>
<ol>
<li>Eksiklik veya aykırılık kuruculara bildirilir.</li>
<li>Yazılı istemin tebliğinden itibaren otuz gün içinde giderilmesi gerekir.</li>
<li>Süresinde giderilmezse mülki idare amiri, derneğin feshi konusunda dava açılması için durumu Cumhuriyet savcılığına bildirir.</li>
<li>Fesih hakkında karar verecek görevli mahkeme, yetkili asliye hukuk mahkemesidir.</li>
</ol>
<p>Dolayısıyla kuruculardan birinin hukuki ehliyetinde eksiklik tespit edilmesi, her durumda idarenin tek taraflı işlemiyle derneğin derhal kapatılacağı anlamına gelmez. Öncelikle eksikliğin niteliği, giderilebilirliği ve kanunun öngördüğü usul değerlendirilmelidir.</p>
<p>Örneğin yedi kurucuyla yapılan başvuruda bir kişinin fiil ehliyetinin bulunmadığı anlaşılırsa, asgari kurucu sayısının karşılanıp karşılanmadığı da hukuki incelemenin konusu olur. Bu durumda kuruluş belgelerinin ve kurucu bilgilerinin hangi yöntemle düzeltileceği, somut eksikliğe göre belirlenmelidir.</p>
<h2>Dernek Kurmadan Önce Hangi Hukuki Kontroller Yapılmalıdır?</h2>
<p>Kurucuların yalnızca yedi kişiden oluşması, derneğin kuruluş sürecinin hukuka uygun yürütülmesi için yeterli değildir. Kuruluş öncesinde özellikle şu hususlar kontrol edilmelidir:</p>
<ul>
<li>Kurucu olarak yer alacak her gerçek kişinin fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı,</li>
<li>Yabancı gerçek kişiler bakımından Türkiye&#8217;de yerleşme hakkının mevcut olup olmadığı,</li>
<li>Kurucular arasında tüzel kişi bulunuyorsa yetkili organ kararlarının ve temsil belgelerinin uygunluğu,</li>
<li>Kurucular arasında kamu görevlisi varsa ilgili özel kanundaki sınırlamalar,</li>
<li>Mahkûmiyet veya hak yoksunluğu bulunması halinde bunun kuruculuk ve organ üyeliğine etkileri,</li>
<li>Kurulacak derneğin amacının hukuka, ahlaka ve kanuni faaliyet sınırlarına uygunluğu,</li>
<li>Geçici yönetim kurulunda görev alacak kişilerin ayrıca organ üyeliğine ilişkin şartları taşıyıp taşımadığı.</li>
</ul>
<p>Bu kontroller, kuruluşta sonradan ortaya çıkabilecek eksiklikleri ve bunlardan doğabilecek uyuşmazlıkları değerlendirmek açısından önemlidir. Kuruculuk ehliyeti, tüzüğün emredici hükümlere uygunluğu ve idari incelemede ileri sürülen aykırılıklar hakkında <a href="https://www.sarioglusefer.com/dernek-avukati/">dernek avukatı</a> tarafından yürütülebilecek hukuki çalışma, özellikle somut kişi ve kuruluşların tabi olduğu özel mevzuatın değerlendirilmesini gerektirebilir.</p>
<h2>Kimler Dernek Kurabilir? Sıkça Sorulan Sorular</h2>
<h3>Bir kişi tek başına dernek kurabilir mi?</h3>
<p>Hayır. Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 56. maddesi uyarınca dernek kuruluşunda en az yedi gerçek veya tüzel kişi bulunmalıdır. Tek kişinin belirli bir sosyal amaçla faaliyet yürütmesi, bu kişiye tek başına dernek tüzel kişiliği kurma hakkı vermez.</p>
<h3>Dernek kurmak için üniversite mezunu olmak gerekir mi?</h3>
<p>Hayır. Genel dernek kuruculuğu için belirli bir öğrenim derecesi şartı öngörülmemiştir. Esas olan kanuni fiil ehliyeti şartının ve varsa ilgili özel hükümlerin karşılanmasıdır.</p>
<h3>Aynı aileden yedi kişi dernek kurabilir mi?</h3>
<p>Evet. Kanunda kurucuların birbirleriyle akraba olmalarını genel olarak yasaklayan bir hüküm bulunmaz. Aynı aileden yedi kişi, her biri kuruculuk şartlarını taşıyorsa, hukuka uygun ortak amaçla dernek kurabilir. Bununla birlikte tüzel kişilik yalnızca aile ilişkisine dayanmaz; kanuni kuruluş ve faaliyet şartlarına uyulması gerekir.</p>
<h3>Yedi kurucunun tamamının Türk vatandaşı olması gerekir mi?</h3>
<p>Hayır. Dernek kurucularının tamamının Türk vatandaşı olması yönünde genel bir zorunluluk bulunmaz. Ancak yabancı gerçek kişiler yönünden Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 93. maddesindeki Türkiye&#8217;de yerleşme hakkı koşulu ile ilgili belge yükümlülükleri uygulanır.</p>
<h3>Bir şirket dernek kurucusu olabilir mi?</h3>
<p>Evet. Tüzel kişiler dernek kurucusu olabilir. Ancak şirketin yetkili organlarınca hukuken geçerli karar alınması, temsil yetkisinin bulunması ve kuruluş belgelerinin buna uygun hazırlanması gerekir.</p>
<h3>Sabıkası olan herkesin dernek kurması yasak mıdır?</h3>
<p>Hayır. Bütün adli sicil kayıtları için geçerli genel bir kuruculuk yasağı bulunmaz. Ancak mahkûmiyetin kişinin hukuki ehliyetine, hak yoksunluklarına ve dernek yönetim veya denetim organlarında görev almasına etkileri ayrıca değerlendirilir. Dernekler Kanunu&#8217;nun 3. maddesi ve Türk Ceza Kanunu&#8217;nun 53. maddesi bu ayrımda önemlidir.</p>
<h3>Dernek kurmak için valilikten veya kaymakamlıktan önceden izin alınır mı?</h3>
<p>Genel nitelikteki dernek kuruluşunda önceden izin alınması gerekmez. Kanuni şartları sağlayan kurucuların kuruluş bildirimini, tüzüğü ve gerekli belgeleri yetkili mülki idare amirliğine vermeleriyle dernek tüzel kişilik kazanır. Bununla birlikte yabancı kuruluşlar gibi özel statüler bakımından öngörülen izin hükümleri saklıdır.</p>
<h3>Kuruculardan birinin ehliyeti bulunmadığı sonradan anlaşılırsa ne olur?</h3>
<p>Kuruluş incelemesinde hukuki ehliyete ilişkin aykırılık tespit edilirse Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 60. maddesindeki düzeltme süreci gündeme gelir. Bildirilen eksiklik veya aykırılığın otuz günlük sürede giderilmemesi durumunda, mülki idare amiri fesih davası açılması için Cumhuriyet savcılığına bildirimde bulunur. Somut olayda eksikliğin niteliği ve asgari kurucu sayısına etkisi ayrıca değerlendirilir.</p>
<p class="article-author">Yazar <a href="https://www.sarioglusefer.com/avukat-fatih-sefer/">Avukat Fatih SEFER</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com/kimler-dernek-kurabilir/">Kimler Dernek Kurabilir? Şartlar ve İstisnalar</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.sarioglusefer.com">SARIOĞLU &amp; SEFER HUKUK BÜROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
