Uluslararası nitelikteki teşekküller, 3335 sayılı Uluslararası Nitelikteki Teşekküllerin Kurulması Hakkında Kanun kapsamında, kazanç paylaşma amacı taşımadan uluslararası ekonomik ve teknik işbirliği gerçekleştirmek üzere oluşturulan birlik, federasyon veya benzeri kuruluşlardır. Bu özel hukuki rejimde teşekkül kurulması, kurulmuş teşekküllerin şubelerinin açılması ve Kanun’da belirtilen uluslararası faaliyetler Cumhurbaşkanının iznine tabidir. Türkiye’de kurulacak teşekküller ise gerekli izin süreci tamamlandıktan sonra kuruluş bildirimi ve eklerinin yetkili mülki idare amirliğine verilmesiyle tüzel kişilik kazanır. Üyelik, organlar ve karar alma usulleri, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca onaylanacak statüde düzenlenir.
3335 sayılı Kanun ile 5253 sayılı Dernekler Kanunu arasındaki fark özellikle önemlidir. Her uluslararası faaliyet, kendiliğinden 3335 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmez. Uygulanacak hukuki rejimin belirlenmesinde kuruluşun niteliği, kurucuları, faaliyet amacı ve gerçekleştirilmek istenen işlem birlikte incelenmelidir.
Uluslararası Nitelikteki Teşekkül Nedir?
3335 sayılı Kanun, uluslararası alanda beraberlik ve işbirliği yapılmasında fayda görülen durumlarda Türk ve yabancı gerçek veya tüzel kişilerin belirli amaçlarla örgütlenmesini düzenler. Kanun’un 1. maddesi, özellikle ekonomik ve teknik alanlarda işbirliğinin geliştirilmesini; bilgi, görgü ve teknolojilerden karşılıklı yararlanılmasını esas alır.
Kanun kapsamındaki teşekküllerin ayırt edici özellikleri şunlardır:
- Uluslararası nitelik: Kuruluşun amacı ve faaliyetleri, farklı ülkelerde bulunan kişiler veya kuruluşlar arasında işbirliği kurulmasını gerektirir.
- Kazanç paylaşmama: Teşekkülün kuruluş amacı üyelerine kâr dağıtmak olamaz.
- Ekonomik ve teknik işbirliği: Faaliyet amacı, 3335 sayılı Kanun’un belirlediği ekonomik ve teknik işbirliği çerçevesiyle bağlantılı olmalıdır.
- Özel izin rejimi: Kanun’un 1. maddesinde sayılan kuruluş ve faaliyetler Cumhurbaşkanının iznine bağlıdır.
- Özel statü: Üyelik ve yönetim düzeni, İçişleri Bakanlığınca onaylanacak statüyle belirlenir.
Örneğin farklı ülkelerde faaliyet gösteren meslek kuruluşlarının teknik standartlar konusunda sürekli işbirliği yürütmek amacıyla uluslararası bir birlik oluşturmak istemeleri, somut yapısı ve amacı itibarıyla 3335 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gereken bir durum oluşturabilir.
Bununla birlikte yalnızca kuruluş adında “uluslararası” kelimesinin bulunması veya üyeler arasında yabancıların yer alması, tek başına 3335 sayılı Kanun’un uygulanmasını gerektirmez.
3335 Sayılı Kanun Kapsamında Kimler Teşekkül Kurabilir?
3335 sayılı Kanun’un 1. maddesi, Türk ve yabancı gerçek veya tüzel kişilerin yahut yalnızca tüzel kişilerin uluslararası nitelikte teşekkül oluşturabilmesini öngörmektedir.
Bu düzenlemeye göre kuruluşun yapısında gerçek kişiler, tüzel kişiler veya Kanun’un izin verdiği karma bir kurucu yapı bulunabilir. Ancak kuruluşun uluslararası niteliği ve amacı, yalnızca kurucuların vatandaşlığına veya merkezlerinin bulunduğu ülkeye göre belirlenmez.
Uluslararası teşekkül kurmak için en az kaç kişi gerekir?
3335 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (a) bendinde, uluslararası nitelikte birlik, federasyon veya benzeri teşekküllerin kurulması bakımından en az yedi kurucu öngörülmüştür.
Bu sayı, Kanun’un (a) bendindeki teşekkül kurma şartıdır. Uluslararası faaliyet, mevcut bir teşekküle katılma veya işbirliği işlemlerinin tamamının ayrıca yedi kurucu gerektirdiği şeklinde yorumlanmamalıdır.
Kurucular arasında tüzel kişilerin bulunması hâlinde kuruluş kararının yetkili organ tarafından alınmış olması ve tüzel kişiyi temsil edecek kişinin usulüne uygun yetkilendirilmesi önem taşır.
Yabancı gerçek kişilerin Türkiye’de olağan dernek kurması veya derneğe üye olması ise ayrı hukuki koşullara tabidir. Bu konu, yabancıların dernek kurma ve üye olma hakkı kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir.
3335 Sayılı Kanun’a Göre Hangi Faaliyetler İzne Tabidir?
3335 sayılı Kanun’un 1. maddesi üç temel faaliyet grubunu Cumhurbaşkanının iznine bağlamaktadır.
1. Uluslararası birlik, federasyon veya benzeri teşekkül kurulması
Kanun’da belirtilen amaçlarla en az yedi kurucunun Türkiye’de veya yurt dışında uluslararası nitelikte birlik, federasyon veya benzeri teşekkül oluşturması izin kapsamındadır. Kurulmuş bu tür teşekküllerin şubelerinin açılması da aynı bentte düzenlenmiştir.
2. Uluslararası faaliyette bulunulması
3335 sayılı Kanun kapsamına giren uluslararası faaliyetler özel izin rejimine tabidir. Ancak bu hüküm, Türkiye’deki bütün derneklerin yurt dışındaki her faaliyet için Cumhurbaşkanından izin alması gerektiği anlamına gelmez.
Olağan Türk derneklerinin uluslararası faaliyetleri bakımından 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 5. maddesi ayrıca uygulanır. İki düzenlemenin kapsamı somut faaliyetin niteliğine göre ayrılmalıdır.
3. Mevcut kuruluşlara katılma veya işbirliği yapma
3335 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (c) bendinde, mevcut kuruluş ve benzeri derneklere katılma veya bunlarla işbirliğinde bulunma da düzenlenmiştir.
Burada önemli olan, katılma veya işbirliği ilişkisinin gerçekten 3335 sayılı Kanun’un özel amaç ve kapsamına girip girmediğidir. Her yabancı kuruluşla temas veya her ortak etkinlik, ayrım yapılmaksızın aynı izin rejimine tabi kabul edilemez.
3335 Sayılı Kanun ile Dernekler Kanunu Arasındaki Farklar
3335 sayılı Kanun özel nitelikteki uluslararası teşekküllere, 5253 sayılı Kanun ise genel dernekler rejimine ilişkin temel düzenlemeleri içerir. Bu ayrım hem kuruluş usulünü hem de idarenin yetkilerini etkiler.
| Hukuki konu | 3335 sayılı Kanun | 5253 sayılı Dernekler Kanunu |
|---|---|---|
| Temel kapsam | Uluslararası ekonomik ve teknik işbirliği amacı taşıyan özel teşekküller | Dernekler ve Kanun kapsamındaki diğer kuruluşlar |
| Kuruluşta izin | Kanun’un 1. maddesinde öngörülen Cumhurbaşkanı izni | Türkiye’de olağan dernek kuruluşunda önceden izin aranmaz |
| Asgari kurucu | 3335 m.1/a kapsamındaki kuruluş için en az yedi kişi | Olağan dernek kuruluşunda en az yedi gerçek veya tüzel kişi |
| Kuruluş belgesi | Özel statü ve kuruluş bildirimi | Dernek tüzüğü ve kuruluş bildirimi |
| Uluslararası faaliyet | Özel kanuni izin rejimi | Türk derneklerinin faaliyet hakkı ve yabancı dernekler için ayrı izin hükümleri |
| Denetim | 3335 m.2 ve ilgili genel dernek mevzuatı | 5253 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat |
5253 sayılı Kanun’un 5. maddesine göre Türkiye’de kurulu dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaçlarını gerçekleştirmek üzere uluslararası faaliyette veya işbirliğinde bulunabilir, yurt dışında örgütlenebilir ve yurt dışında kurulmuş kuruluşlara katılabilirler.
Bu nedenle derneklerin uluslararası faaliyet ve işbirliği şartları ile 3335 sayılı Kanun kapsamında özel bir teşekkül kurulması ayrı hukuki değerlendirmeler gerektirir.
Yabancı ülkede kurulmuş bir derneğin Türkiye’de faaliyette bulunması ise 5253 sayılı Kanun’un 5. maddesinin ikinci fıkrası ve Dernekler Yönetmeliği’ndeki özel izin hükümleri bakımından incelenmelidir.
Uluslararası Nitelikteki Teşekküller Nasıl Kurulur?
3335 sayılı Kanun kapsamındaki bir teşekkülün kuruluşunda izin, statü ve kuruluş bildirimi süreçlerinin birbirine karıştırılmaması gerekir.
1. Kuruluşun hukuki niteliğinin belirlenmesi
İlk aşamada kurulması düşünülen yapının 3335 sayılı Kanun kapsamındaki uluslararası birlik, federasyon veya benzeri teşekkül niteliğinde olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Bu değerlendirmede kuruluşun amacı, kurucuların niteliği, uluslararası faaliyet alanı, yürütülecek ekonomik veya teknik işbirliğinin içeriği ve teşekkülün örgütlenme biçimi önemlidir.
2. Cumhurbaşkanı izninin alınması
3335 sayılı Kanun’un 1. maddesindeki kuruluş ve faaliyetler Cumhurbaşkanının iznine tabidir. Dolayısıyla Kanun kapsamındaki bir teşekkül için, olağan dernek kuruluşundaki gibi yalnızca kuruluş bildirimi verilmesini yeterli görmek doğru değildir.
İzin değerlendirmesinde kuruluşun hukuki ve fiili amacı, uluslararası işbirliğinin kapsamı, kurucu yapısı ve hukuka uygunluğu belirleyici unsurlardır.
Kanun’un konsolide metninde 2018 yılında yapılan değişikliklerle önceki Bakanlar Kurulu izin sistemi yerine Cumhurbaşkanının izin yetkisi getirilmiştir. Eski metinlerde yer alan Bakanlar Kurulu yetkisi güncel başvurularda esas alınmamalıdır.
3. Statünün hazırlanması ve onaylanması
3335 sayılı Kanun’un 2. maddesi gereğince teşekkülün üyeliği, organları, toplantıları, karar usulleri ve faaliyetleri, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca onaylanacak statüde gösterilir.
Statü, teşekkülün temel örgütlenme belgesidir. Bu nedenle yalnızca kuruluşun adını ve amacını belirten kısa bir belgeyle yetinilmesi uygun değildir.
4. Kuruluş bildiriminin verilmesi
Kanun’un 1. maddesinin (a) bendine göre Türkiye’de kurulan teşekküller, kuruluş bildirimini ve gerekli eklerini merkezlerinin bulunduğu yerin en büyük mülki idare amirliğine verirler.
3335 sayılı Kanun’da tüzel kişiliğin kazanılması, bu bildirimin ve eklerinin yetkili makama verilmesine bağlanmıştır. Ancak bu hüküm, Kanun’daki ön izin yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Uluslararası Birlik Kuruluşunda Hangi Belgeler Gereklidir?
İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün birlik kuruluşuna ilişkin resmî açıklamasında, Dernekler Yönetmeliği Ek-2’de bulunan kuruluş bildirimi yanında aşağıdaki belgeler belirtilmektedir:
- Kurucular tarafından imzalanmış birlik statüsü,
- Kurucular arasında tüzel kişi bulunuyorsa tüzel kişinin unvanını, yerleşim yerini, kuruluşunu ve yetkilendirilmiş temsilcisini gösteren belgeler ile ilgili organ kararı,
- Yabancı dildeki tüzel kişi belgeleri için gerekli Türkçe çeviriler,
- Kurucular arasında gerçek kişiler bulunması hâlinde bunlara ilişkin kimlik belgeleri.
Bu belgeler kuruluş bildirimi aşamasına ilişkindir. 3335 sayılı Kanun uyarınca gerekli Cumhurbaşkanı izni ile statünün yetkili makamca onaylanması ayrıca değerlendirilmelidir.
İzin sürecinin sağlıklı yürütülebilmesi için kuruluş amacı, planlanan uluslararası faaliyetler, işbirliği yapılacak kuruluşlar, mali kaynaklar, temsil yetkileri ve yönetim yapısına ilişkin bilgilerin açık ve tutarlı biçimde hazırlanması önemlidir.
Önemli: 3335 sayılı Kanun, Cumhurbaşkanı izninin değerlendirilmesi için bütün başvurulara uygulanacak tek ve ayrıntılı bir belge listesi düzenlememektedir. Bu nedenle kuruluş bildirimi için açıklanan belgeler, izin başvurusunda istenebilecek bütün belgelerin değişmez ve tüketici listesi olarak değerlendirilmemelidir.
Uluslararası Teşekkül Statüsünde Hangi Hükümler Bulunmalıdır?
3335 sayılı Kanun’un 2. maddesi, statünün özellikle üyelik, organlar, toplantı ve karar alma usulleri ile faaliyetleri düzenlemesini öngörmektedir.
Hukuken öngörülebilir ve uygulanabilir bir yönetim yapısı oluşturulabilmesi için statü hazırlanırken şu konuların açıklığa kavuşturulması gerekir:
- Teşekkülün adı, merkezi, uluslararası niteliği ve kuruluş amacı,
- Kurucu ve sonradan katılacak üyelerin nitelikleri,
- Üyeliğe kabul, üyelikten ayrılma ve üyeliğin sona ermesi usulleri,
- Yönetim, temsil ve denetim organlarının oluşumu,
- Organların görev ve yetki sınırları,
- Toplantıya çağrı, toplantı yeter sayısı ve karar alma usulleri,
- Gelir kaynakları, gider yetkileri ve mali denetim esasları,
- Uluslararası faaliyetlerin yürütülme ve onay süreçleri,
- Statü değişikliğinde izlenecek usul,
- Kuruluşun sona ermesi ve tasfiye esasları.
Bu başlıkların tamamı 3335 sayılı Kanun’da aynı ayrıntıyla sayılmış zorunlu unsurlar değildir. Bir bölümü, Kanun’un öngördüğü yönetim düzeninin uygulamada anlaşılır ve denetlenebilir olmasını sağlayan tamamlayıcı düzenlemelerdir.
Statü hükümleri, Kanun’un emredici kurallarını bertaraf edecek veya izin verilen faaliyet kapsamını fiilen genişletecek biçimde düzenlenemez.
Uluslararası Teşekküller Ne Zaman Tüzel Kişilik Kazanır?
3335 sayılı Kanun’un 1. maddesinin ikinci fıkrasına göre Türkiye’de kurulan uluslararası nitelikteki teşekküller, kuruluş bildirimini ve eklerini merkezlerinin bulunduğu yerin en büyük mülki idare amirliğine verdiklerinde tüzel kişilik kazanırlar.
Bu hüküm bakımından iki ayrı aşama vardır:
- 3335 sayılı Kanun kapsamında gerekli izin sürecinin tamamlanması,
- Kuruluş bildirimi ve eklerinin yetkili mülki idare amirliğine verilmesi.
Cumhurbaşkanı izni, tek başına kuruluş bildiriminin yerini tutmaz. Buna karşılık kuruluş bildiriminin verilmesiyle tüzel kişiliğin kazanılacağına ilişkin açık kanuni düzenleme de ayrıca dikkate alınmalıdır.
Tüzel kişilik kazanılmasıyla teşekkül, kendi adına hak edinme ve borç altına girme bakımından ilgili tüzel kişi hükümlerine tabi olur. Temsil ve organların sorumluluğu bakımından ise statü ve uygulanabilir mevzuat birlikte değerlendirilir.
Uluslararası Teşekküller Şube Açabilir mi?
3335 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (a) bendi, uluslararası nitelikte teşekküllerin şubelerinin açılmasını da izin rejimi kapsamında düzenlemiştir.
İçişleri Bakanlığının birlik şubelerine ilişkin açıklamasında, kuruluş bildirimi yanında özellikle şu belgeler belirtilmektedir:
- İçişleri Bakanlığınca onaylanmış birlik statüsü,
- Şube açılmasına ilişkin yetkili organ kararı,
- Kurucu olarak görevlendirilen kişilere ilişkin yetkilendirme kararı,
- Şube kurucularının gerçek veya tüzel kişi niteliğine göre gerekli kimlik ve kuruluş belgeleri.
Şube kuruluş bildirimi, şubenin açılacağı yerin mülki idare amirliğine verilir. Şube açma işleminde hem 3335 sayılı Kanun kapsamındaki izin koşulu hem de onaylı statünün öngördüğü yetki düzeni dikkate alınmalıdır.
Şubenin faaliyet alanı, merkez teşekkülün izin verilen amacı ve statüsüyle uyumlu olmalıdır. Şubenin merkezin amaçlarından bağımsız yeni bir faaliyet alanı edinmesi, izin ve statü bakımından ayrıca hukuki inceleme gerektirebilir.
Kamu Kurum ve Kuruluşları Uluslararası Teşekküllere Katılabilir mi?
3335 sayılı Kanun’un 1. maddesinin son fıkrası, kamu kurum ve kuruluşlarının da uluslararası birlik, federasyon veya benzeri teşekküllere iştirak edebilmesini düzenler.
Bu iştirak için iki temel koşul önemlidir:
- İştirak edilecek teşekkülün kamu kurumunun kendi görev ve faaliyet konularıyla ilgili olması,
- Cumhurbaşkanınca izin verilmesi.
Dolayısıyla kamu kurum ve kuruluşlarının herhangi bir uluslararası teşekküle sınırsız bir takdir yetkisiyle katılabilecekleri söylenemez.
İlgili kamu tüzel kişisinin kuruluş mevzuatı, organlarının karar alma yetkileri ve kamu kaynaklarının kullanılmasına ilişkin kurallar ayrıca incelenmelidir.
Örneğin bir kamu kurumunun kendi teknik faaliyet alanıyla bağlantılı uluslararası bir standardizasyon teşekkülüne katılması düşünüldüğünde, 3335 sayılı Kanun kapsamındaki izin tek başına bütün harcama, temsil ve bütçe işlemlerinin hukuka uygun olduğu anlamına gelmez.
Uluslararası Nitelikteki Teşekküllerin Denetimi Nasıl Yapılır?
3335 sayılı Kanun’un 2. maddesi, teşekküllerin denetimi, tüzel kişiliklerinin sona ermesi ve faaliyetten alıkonulmaları bakımından dernek mevzuatına ve genel hükümlere başvurulmasını öngörür.
Madde metninde 2908 sayılı Dernekler Kanunu’na atıf yapılmaktadır. Ancak 2908 sayılı Kanun, 5253 sayılı Dernekler Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır.
5253 sayılı Kanun’un 34. maddesine göre eski dernek kanunlarına yapılan atıflar, yeni Kanun’a veya aynı konuları düzenleyen hükümlerine yapılmış sayılır. Yeni Kanun’da karşılığı bulunmayan konularda Türk Medenî Kanunu’nun ilgili hükümleri değerlendirilir.
Bu nedenle 3335 sayılı Kanun’a göre kurulmuş bir teşekkülün denetiminde:
- Öncelikle 3335 sayılı Kanun’un özel hükümleri,
- Uygulanabilir olduğu ölçüde 5253 sayılı Dernekler Kanunu,
- İlgili Dernekler Yönetmeliği hükümleri,
- Gerekli hâllerde Türk Medenî Kanunu ve diğer genel hükümler
birlikte değerlendirilmelidir.
Denetim sırasında izin verilen faaliyet amacı, statüye uygunluk, organ kararları, mali kayıtlar ve ilgili bildirim yükümlülükleri incelenebilir. Ancak uygulanacak özel yükümlülük ve yaptırımın her somut durumda kanuni dayanağı ayrıca belirlenmelidir.
Uluslararası teşekküllerin kayıtları nerede tutulur?
5253 sayılı Kanun’un Ek 2. maddesinde 21 Kasım 2024 tarihli ve 7533 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme, 3335 sayılı Kanun’a göre kurulan teşekkülleri de açıkça kapsama almıştır.
Bu düzenleme uyarınca teşekküllerin ve bunlara ait müesseselerin tabi oldukları mevzuata göre elde edilen bilgi ve belgelerin kayıtları İçişleri Bakanlığı ve mülki idare amirliklerince tutulur. Kayıtlar İçişleri Bakanlığınca oluşturulan dernekler kütüğüne işlenir.
Kanun ayrıca Bakanlıkça belirlenen iş ve işlemlerin elektronik ortamda yapılabilmesine imkân tanımaktadır. Ancak belirli bir işlemin elektronik ortamda yapılabilmesi, ilgili işlem için öngörülen usul ve uygulama düzenlemelerine bağlıdır.
Uluslararası Teşekküllerin Faaliyetleri Durdurulabilir mi?
3335 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, Kanun kapsamında kurulmasına izin verilen teşekküller bakımından özel bir geçici faaliyet durdurma hükmü bulunmaktadır.
Bu düzenlemeye göre teşekkülün kanunlara veya millî menfaatlere uygun olmayan yahut kuruluş amacıyla bağdaşmayan faaliyetlerde bulunduğunun anlaşılması ve gecikmesinde sakınca bulunan bir durumun mevcut olması hâlinde faaliyetler Cumhurbaşkanınca geçici olarak durdurulabilir.
Faaliyetin geçici olarak durdurulması, teşekkülün tüzel kişiliğinin kesin olarak sona ermesiyle aynı işlem değildir. Durdurma kararı faaliyetlerin yürütülmesine yönelik bir müdahaledir. Tüzel kişiliğin sona ermesi ise ayrıca değerlendirilmesi gereken farklı hukuki sonuçlar doğurur.
Geçici durdurma işleminde kanuni sebebin somut olarak bulunup bulunmadığı, gecikmesinde sakınca bulunduğu iddiasının dayanakları, kararın gerekçesi ve ölçülülüğü hukuki denetim bakımından önemlidir.
Uluslararası Teşekküller Hangi Hâllerde Sona Erer?
3335 sayılı Kanun’un 1. maddesi, Kanun kapsamında Türkiye’de kurulan teşekküllerin kuruluş, amaç ve şartlarını kaybetmeleri veya kanun ve statülerinin öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmemeleri durumunda kendiliğinden dağılmış sayılacaklarını düzenler.
Bu özel hüküm, olağan derneklerin sona erme sebepleriyle birebir aynı şekilde yorumlanmamalıdır.
Sona erme değerlendirmesinde şu hususlar belirlenmelidir:
- Teşekkülün kuruluş koşullarından hangisinin kaybedildiği,
- İzin verilen amacın devam edip etmediği,
- Statüdeki yükümlülüğün niteliği ve ihlalin kapsamı,
- Kanuni sona erme sebebinin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği,
- Tüzel kişiliğin sona ermesinden sonra tasfiye ve kayıt işlemlerinin hangi hükümlere göre yapılacağı.
Kanun’un “kendiliğinden dağılmış sayılma” ifadesi, her türlü idari veya statüye ilişkin eksikliğin hiçbir hukuki inceleme yapılmadan aynı sonucu doğuracağı şeklinde genişletilmemelidir.
Sona erme olgusunun tespiti, bununla ilgili uyuşmazlıklar, mevcut borçların karşılanması, malvarlığının tasfiyesi ve kayıtların kapatılması ayrı ayrı ele alınmalıdır.
3335 sayılı Kanun’un geçici maddesindeki eski kuruluşların durumlarını belirli süre içinde Kanun’a uygun hâle getirmelerine ilişkin düzenleme ise tarihsel bir geçiş hükmüdür. Bu geçiş süresi günümüzde yeni kurulacak teşekküller için yeniden başlayan genel bir uyum süresi değildir.
İzin Talebinin Reddedilmesi veya Faaliyetin Durdurulması Durumunda Dava Açılabilir mi?
3335 sayılı Kanun kapsamında verilen izin kararları ve faaliyet durdurma işlemleri, hukuki niteliklerine göre idari yargı denetimine konu olabilir.
İzin talebinin reddedilmesi hâlinde işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka uygunluğu değerlendirilmelidir. Faaliyetin durdurulmasında ise ayrıca tedbirin kanuni koşulları ve ölçülülüğü önem kazanır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesine göre özel kanunda farklı bir süre öngörülmemişse idari yargıda genel dava açma süresi altmış gündür. Bireysel idari işlemlerde bu sürenin başlangıcı kural olarak yazılı bildirimi izleyen gündür.
Ancak dava süresinin belirlenmesinde işlemin niteliği, tebliğ şekli ve uygulanabilecek özel kuralların ayrıca incelenmesi gerekir.
Görevli mahkeme hangisidir?
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 24. maddesi, Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılacak belirli idari davalarda Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak görev yapmasını öngörmektedir.
Bununla birlikte bir işlemin Cumhurbaşkanı tarafından imzalanmış olması, görevli mahkeme değerlendirmesini tek başına her durumda sonuçlandırmaz. İşlemin doğrudan Cumhurbaşkanı kararı olup olmadığı, teklif veya onay mekanizması içinde tesis edilip edilmediği ve işlem türüne ilişkin yargısal uygulama da önem taşıyabilir.
Bu nedenle izin reddi, statü onayıyla ilgili işlem veya faaliyet durdurma kararına karşı açılacak davada görevli mahkeme, dava konusu işlemin gerçek hukuki niteliğine göre belirlenmelidir.
Yürütmenin durdurulması istenebilir mi?
İdari işlemin iptali için dava açılması, kural olarak işlemin yürütmesini kendiliğinden durdurmaz.
2577 sayılı Kanun’un 27. maddesi uyarınca, işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulması talep edilebilir.
Özellikle faaliyetin geçici olarak durdurulması gibi teşekkülün çalışma imkânını etkileyen işlemlerde, kararın gerekçesi ile doğuracağı somut sonuçların değerlendirilmesi önemlidir.
Uygulamada 3335 Sayılı Kanun Bakımından Hangi Ayrımlar Önemlidir?
Örnek 1: Türk derneğinin yabancı bir dernekle ortak etkinlik düzenlemesi
Türkiye’de kurulmuş bir dernek, tüzüğündeki amaçlarına uygun olarak yabancı bir dernekle ortak bir eğitim etkinliği gerçekleştirmek istemektedir.
Bu faaliyet sırf yabancı bir kuruluşla yapıldığı için otomatik olarak 3335 sayılı Kanun kapsamında yeni bir uluslararası teşekkül kurulması anlamına gelmez. Öncelikle 5253 sayılı Kanun’un 5. maddesi ve somut faaliyetin niteliği incelenmelidir.
Örnek 2: Farklı ülkelerden kuruluşların uluslararası teknik birlik kurması
Farklı ülkelerde faaliyet gösteren tüzel kişiler, teknoloji ve teknik standartlar konusunda sürekli işbirliği yürütecek yeni bir uluslararası birlik oluşturmayı planlamaktadır.
Kuruluşun amacı ve yapısı 3335 sayılı Kanun’un 1. maddesine giriyorsa Cumhurbaşkanı izni, statünün onaylanması ve Türkiye’de kuruluş yapılacaksa kuruluş bildirimi yükümlülükleri değerlendirilmelidir.
Örnek 3: Yabancı bir derneğin Türkiye’de temsilcilik açması
Yabancı ülkede kurulmuş bir derneğin Türkiye’de temsilcilik açmak istemesi, kural olarak 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 5. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirilir.
Bu konu, yabancı derneklerin Türkiye’de faaliyet göstermesi ve izin süreçleri bakımından ayrıca ele alınmalıdır. Yabancı bir derneğin temsilciliği ile 3335 sayılı Kanun kapsamındaki özel uluslararası teşekkülün şubesi aynı hukuki yapı değildir.
Örnek 4: Uluslararası teşekkülün yurt dışından bağış alması
3335 sayılı Kanun kapsamında kurulmuş bir teşekkülün uluslararası kuruluş niteliği, bütün mali işlemlerinin ayrıca izne veya bildirime tabi olmadığı anlamına gelmez.
Yardımın niteliği, kaynağı, gönderilme şekli ve ilgili kuruluşun tabi olduğu mali mevzuat ayrıca incelenmelidir. Özellikle yurt dışından yardım alınması ve yurt dışına yardım gönderilmesi bakımından, işlemin hangi mevzuat kapsamında gerçekleştirildiği belirlenmelidir.
Uluslararası Nitelikteki Teşekküller Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
3335 sayılı Kanun kapsamında uluslararası teşekkül kurmak için izin gerekli midir?
Evet. Kanun’un 1. maddesinde sayılan kuruluş ve faaliyetler Cumhurbaşkanının iznine tabidir. Türkiye’de kuruluş yapılması hâlinde izin sürecinin yanında kuruluş bildirimiyle ilgili yükümlülükler de bulunmaktadır.
Uluslararası teşekkül kurmak için en az kaç kurucu gerekir?
3335 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (a) bendi kapsamında uluslararası birlik, federasyon veya benzeri teşekkül kurulması için en az yedi kurucu öngörülmüştür.
Uluslararası teşekkülü yabancı gerçek veya tüzel kişiler kurabilir mi?
3335 sayılı Kanun, Türk ve yabancı gerçek veya tüzel kişilerden oluşabilecek kurucu yapıları düzenlemektedir. Ancak kurucuların hukuki ehliyeti, temsil yetkisi ve kuruluşun özel izin şartları ayrıca değerlendirilir.
3335 sayılı Kanun kapsamındaki birlik ile olağan dernek federasyonu aynı mıdır?
Hayır. Her iki kuruluşun adında federasyon ifadesi bulunabilse de hukuki rejimleri aynı değildir. Olağan dernek federasyonları genel dernek mevzuatına, 3335 sayılı Kanun kapsamındaki uluslararası teşekküller ise öncelikle kendi özel hükümlerine tabidir.
Uluslararası teşekkülün statüsünü hangi makam onaylar?
3335 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre statü, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığınca onaylanır. Cumhurbaşkanının kuruluş veya faaliyet izni verme yetkisi, bu statü onayından ayrı bir yetkidir.
Uluslararası teşekkül ne zaman tüzel kişilik kazanır?
3335 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (a) bendi kapsamında Türkiye’de kurulan teşekkül, kuruluş bildirimini ve eklerini merkezinin bulunduğu yerin en büyük mülki idare amirliğine verdiğinde tüzel kişilik kazanır. Gerekli ön izin şartı ayrıca yerine getirilmiş olmalıdır.
Her uluslararası işbirliği için Cumhurbaşkanı izni gerekir mi?
Hayır. 3335 sayılı Kanun’un özel kapsamı ile olağan Türk derneklerinin 5253 sayılı Kanun’un 5. maddesinden doğan uluslararası faaliyet hakkı birbirinden ayrılmalıdır. İzin gerekliliği somut işlemin hukuki niteliğine göre belirlenir.
Uluslararası teşekkülün faaliyetleri geçici olarak durdurulabilir mi?
Evet. 3335 sayılı Kanun’un 2. maddesinde belirtilen şartların oluşması durumunda Cumhurbaşkanınca geçici faaliyet durdurma kararı verilebilir. Bu kararın hukuka uygunluğu idari yargı denetimine konu olabilir.
Uluslararası Teşekkül Kuruluşunda Hukuki Değerlendirmenin Önemi
3335 sayılı Kanun kapsamındaki kuruluş işlemleri, olağan dernek kuruluşundan farklı olarak özel izin, statü onayı ve tüzel kişilik kazanılması aşamalarını birlikte içerir. Ayrıca uluslararası teşekkülün faaliyet amacı, üyelik yapısı ve organlarının yetkileri, daha sonraki denetim ve sona erme süreçleri açısından hukuki sonuçlar doğurabilir.
Kuruluşun başlangıçta yanlış hukuki rejime göre yapılandırılması, gerekli iznin alınmaması veya statü ile fiili faaliyetlerin birbirinden ayrılması idari işlem ve uyuşmazlıklara yol açabilir. Bu nedenle kuruluş öncesinde 3335 sayılı Kanun’un kapsamı ile 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun uygulanabilir hükümlerinin karşılaştırılması önemlidir.
Uluslararası nitelikte teşekkül kurulması, statü hazırlanması, izin işlemleri ve idari uyuşmazlıklar konusunda dernekler hukuku alanındaki avukatlık hizmetleri kapsamında, Türkiye genelindeki kuruluş ve faaliyet süreçlerinin somut mevzuat hükümleri çerçevesinde hukuki değerlendirmesi yapılabilir.