Dernekler Bağış ve Yardım Toplayabilir mi?

Evet, dernekler bağış ve yardım kabul edebilir; ancak “bağış kabulü” ile “yardım toplama faaliyeti” hukuken aynı şey değildir ve bu ikisi arasındaki sınırı doğru çizmemek derneği idari para cezasından malvarlığına el konulmasına kadar uzanan ciddi yaptırımlarla karşı karşıya bırakabilir. Bir derneğin kendisine kendiliğinden yapılan bağışı kabul etmesi ayrı bir hukuki rejime, kamuya veya belirli bir topluluğa aktif çağrı yaparak yardım istemesi ise 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nun izin sistemine tabidir. Bu yazıda derneklerin bağış ve yardım kabul etme yetkisinin hukuki dayanağından başlayarak; bağış-yardım toplama ayrımı, izinsiz kabul edilebilecek bağışlar, dijital ortamda (sosyal medya, QR kod, IBAN paylaşımı, bağış platformları) yardım toplamanın sınırları, izin usulü, belgelendirme, ayni bağışlar, yurt dışından bağış alınması, vergisel sonuçlar, izinsiz yardım toplamanın yaptırımları, denetim yükümlülükleri ve KVKK boyutu dahil olmak üzere konunun tüm veçheleri ele alınmaktadır.

Konuyla ilgili başlıca mevzuat: TMK m.48-50, m.58, m.70, m.85, m.89; 5253 sayılı Dernekler Kanunu m.10, m.19, m.21, m.27, m.30, m.32; 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu m.2, m.5, m.6, m.7-10, m.14, m.16-17, m.25, m.29 ve Ek m.1; Yardım Toplama Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik; Dernekler Yönetmeliği (Ek-15, Ek-16, Ek-17, m.38-40); 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun; TBK m.284 vd., m.291, m.293, m.295-297; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.89; 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.10; 3065 sayılı KDV Kanunu m.17; 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu m.4; 6698 sayılı KVKK m.5, m.7, m.8, m.28.

1. Derneğin Bağış ve Yardım Kabul Etme Yetkisinin Hukuki Dayanağı

Bir derneğin bağış kabul edebilmesi için tüzüğünde “dernek bağış kabul edebilir” şeklinde özel bir cümle bulunması şart değildir; ancak bu, konunun tüzükle hiç ilgisi olmadığı anlamına da gelmez. Derneklerin bağış ve yardım kabul etme yetkisinin temel dayanağı TMK m.48’dir: tüzel kişiler, insan olmaya özgü nitelikler dışındaki bütün haklara ehildir ve bağış kabul etmek, derneğin malvarlığına karşılıksız değer kazandıran bir işlem olduğundan bu genel hak ehliyeti kapsamındadır. TMK m.49 uyarınca dernek, gerekli organlara sahip olmakla fiil ehliyeti kazanır; bu nedenle bağış, dernek adına hareket etmeye yetkili organ veya temsilci tarafından ve dernek amacıyla bağlantılı biçimde kabul edilmelidir.

TMK m.58 gereğince dernek tüzüğünde gelir kaynaklarının gösterilmesi zorunludur. Bu, bağış kabul etme yetkisinin tek kaynağı değildir; ancak bağış ve yardımların tüzükteki gelir kaynakları arasında açıkça veya bunları kapsayan genel bir ifadeyle (“bağış ve yardımlar”, “nakdi ve ayni bağışlar” gibi) yer alması beklenir. Tüzükte gelir kaynakları hiç gösterilmemişse veya bağış açıkça dışlanmışsa, bu durum tüzük eksikliği ve organların işlem yetkisi bakımından sorun doğurabilir; ancak derneğin genel hak ehliyetini kendiliğinden ortadan kaldırmaz veya her bağışı hükümsüz kılmaz — somut işlem tüzük, dernek amacı ve kabul eden organın yetkisiyle birlikte değerlendirilir.

5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 19. maddesi bağış kabul yetkisinin kurucu dayanağı değildir; bu madde kabul edilen bağışların beyan ve denetim sistemine dahil edilmesini düzenler. Kanun’un 10. maddesi ise derneklerin, tüzük amaçlarını gerçekleştirmek üzere benzer amaçlı dernekler, siyasi partiler, sendikalar ve meslek kuruluşlarından maddi yardım alabileceğine özel bir dayanak sağlar. Yurt dışındaki kişi ve kuruluşlardan alınacak yardımlar ise Kanun’un 21. maddesindeki özel bildirim ve banka usulüne tabidir (bkz. Bölüm 11).

2. Bağış Kabulü ile Yardım Toplama Arasındaki Hukuki Ayrım

Bu makalenin can alıcı sorusu budur: bir para veya eşya aktarımı ne zaman sıradan bir “bağış”, ne zaman izne tabi bir “yardım toplama faaliyeti” sayılır? Ayrım, paranın derneğe ulaşma biçiminden çok, derneğin bağışçıya yönelik aktif ve örgütlü bir talepte bulunup bulunmadığına göre yapılır.

2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nun 2. maddesi, derneklerin kendi statülerine göre üyeleri ve diğer kişiler tarafından yapılan bağış ve yardımları ve öz kaynaklarından sağladıkları gelirleri Kanun’un kapsamı dışında bırakır. Buna karşılık Kanun’un 6. maddesi, kişi ve kuruluşların yetkili makamdan izin almadan yardım toplayamayacağını düzenler. Dolayısıyla dernek herhangi bir çağrı yapmaksızın kendisine yöneltilen bağışı kabul ediyorsa, işlem kural olarak izin gerektiren bir yardım toplama faaliyeti değildir. Buna karşılık dernek, bağışçıları belirlemek, harekete geçirmek veya belirli bir hedef doğrultusunda ödeme yapmaya yönlendirmek amacıyla kamuya açık bir faaliyet yürütüyorsa, işlem yardım toplama rejimine girer.

2860 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yardım toplama şekilleri arasında makbuz kullanılması, belirli yerlere kutu konulması, bankalarda hesap açtırılması, yardım pulu çıkarılması, eşya piyangosu, kültürel gösteri ve sergi, spor gösterisi, gezi ve eğlence düzenlenmesi ile bilgileri otomatik veya elektronik olarak işleyen sistemlerin kullanılması sayılmıştır. Bu yöntemlerin bir kampanya çerçevesinde kullanılması, faaliyetin pasif bağış kabulünden çıkıp yardım toplamaya dönüştüğünün göstergesidir.

“Bağış kabulü” adının kullanılması tek başına belirleyici değildir; hukuki nitelendirme kullanılan başlığa değil fiilî yönteme göre yapılır. Somut olayda ayrımı netleştirmek için şu beş soru sorulmalıdır:

  • Bağış, dernek herhangi bir çağrı yapmadan bağışçının kendi iradesiyle mi yapılmıştır?
  • Dernek belirli bir amaç, hedef veya süre belirleyerek üçüncü kişilerden ödeme istemiş midir?
  • Kamuya açık ilan, sosyal medya duyurusu, internet sayfası, bağış kutusu, stant veya etkinlik kullanılmış mıdır?
  • Faaliyet tekil bir bağış ilişkisinden mi ibarettir, yoksa çok sayıda kişiye yöneltilmiş örgütlü bir kampanya mıdır?
  • Toplanan değer doğrudan derneğin genel bütçesine mi girmekte, yoksa belirli bir yardım amacı için kamuoyundan mı talep edilmektedir?

İlk sorunun cevabı olumlu, diğerlerinin olumsuz ise işlem genellikle bağış kabulüdür; aksi halde 2860 sayılı Kanun’un 6. maddesi gereğince önceden izin alınması gerekir. Faaliyetin coğrafi kapsamına göre yetkili makam ve başvuru usulü Bölüm 6’da ayrıntılandırılmıştır.

3. Bağış ile Üyelik Aidatı Arasındaki Fark

Uygulamada sıkça karıştırılan bir diğer ayrım, üyelerden alınan aidat ile üyelerden veya üçüncü kişilerden kabul edilen bağıştır. TMK m.70 uyarınca üyelerin ödenti verme borcu tüzükle düzenlenir; tüzükte düzenleme yoksa üyeler zorunlu ödentilere eşit olarak katılır ve dernekten çıkan veya çıkarılan üye, üyelikte bulunduğu sürenin ödentisini vermekle yükümlüdür. Bu konuyu ayrıntılı işleyen dernek üyelik aidatı makalemizde TMK m.70’in tüm sonuçları ele alınmıştır; aidat borcunun tüzüksel dayanağı için TMK m.70 madde şerhine bakılabilir.

Aidat, üyelik statüsünden doğan ve kanun/tüzükle kararlaştırılan zorunlu bir borçtur; dernek bu borcun ifasını talep ve dava edebilir. Bağış ise TMK m.48 ve TBK’nın bağışlama sözleşmesi hükümleri (m.285 vd.) kapsamında, kişinin kendi serbest iradesiyle yaptığı, önceden doğmuş bir borcun ifası niteliğinde olmayan, tamamen ihtiyari ve karşılıksız bir kazandırmadır.

Bir ödemenin aidat mı bağış mı sayılacağı üç ölçüte göre belirlenir: ödeme yapanın sıfatı (üye olmayan üçüncü kişinin ödemesi kural olarak bağıştır, zira üye olmayandan aidat tahsili mümkün değildir), tüzükte belirlenen tarife ve periyot (tüzükte veya genel kurul kararında miktarı/periyodu belirlenmiş zorunlu tutarlar aidattır) ve ödemenin dekont/açıklama kaydı (açıklama yoksa ödeme önce vadesi gelmiş aidat borcuna mahsup edilir, aşan kısım bağış sayılır).

Hukuki UnsurÜyelik AidatıGönüllü Bağış
Ödeme yükümlülüğüZorunlu (kanun ve tüzükten doğar)İhtiyari
Cebri icra / dava hakkıVar — ilamsız icra veya alacak davasıYok
Üyelik ilişkisine etkisiÖdenmemesi ihraç sebebi olabilirYapılmaması üyeliği etkilemez
Alındı belgesinde gelir türü“Üye Aidatı / Giriş Ödentisi”“Bağış ve Yardım”
Ayrılan üyenin durumuTahakkuk etmiş aidatı ödemek zorundaGeçmiş bağışını geri isteyemez

Ödenmeyen aidat üyelikten çıkarma (ihraç) yaptırımına dayanak oluşturabildiğinden, tüzükteki ihraç prosedürünün usulüne uygun işletilmesi büyük önem taşır; bu konudaki ayrıntılar dernek üyeliğinden çıkarma kararının iptali makalemizde ele alınmıştır.

4. İzin Almadan Kabul Edilebilecek Bağış ve Yardımlar

2860 sayılı Kanun’un 2. maddesindeki istisna kapsamında, aşağıdaki bağış ve yardımlar kural olarak izin alınmaksızın kabul edilebilir:

  • Üyelerin aidat borcu dışında kendi iradeleriyle yaptıkları gönüllü bağışlar,
  • Gerçek kişilerin, herhangi bir yardım kampanyası olmaksızın yaptığı nakdi veya ayni bağışlar — bağış tutarının yüksek olması tek başına izin gerektirmez,
  • Şirketlerin ve diğer özel hukuk tüzel kişilerinin yetkili organ kararıyla yaptığı bağışlar — ancak karşılığında reklam, tanıtım veya hizmet taahhüt edilmişse işlem gerçek anlamda bağış olmaktan çıkıp sponsorluk/hizmet sözleşmesine dönüşebilir ve buna göre vergilendirilir,
  • 5253 sayılı Kanun m.10 kapsamında benzer amaçlı dernek, siyasi parti, sendika ve meslek kuruluşlarından alınan maddi yardımlar,
  • Kamu kurumlarından ilgili kamu mevzuatına uygun olarak alınan hibe, proje desteği veya kurumsal aktarımlar — kamu kurumunun kendi mevzuatına dayanarak derneğe kaynak aktarması tek başına 2860 sayılı Kanun anlamında yardım toplandığı anlamına gelmez,
  • Derneğin aktif bir kampanya yürütmeksizin kendiliğinden kabul ettiği ayni bağışlar.

Bu istisnanın ortak paydası, bağışın derneğin kamuya veya belirli bir topluluğa yönelttiği izin gerektiren aktif bir yardım toplama faaliyetinin sonucu olmamasıdır. Bağışın kaynağı ne olursa olsun; bağış dernek amacıyla bağdaşmalı, yetkili organ veya temsilci tarafından kabul edilmeli, usulüne uygun belgelenmeli ve mali kayıtlara geçirilmelidir (bkz. Bölüm 9). İzin gerektirmeyen bir bağış dahi belgesiz veya kayıtsız kabul edilebileceği anlamına gelmez.

5. Hangi Faaliyetler “Yardım Toplama” Sayılır? (Dijital Ortam Dahil)

2860 sayılı Kanun’un 5. maddesindeki “bilgileri otomatik veya elektronik olarak işleme tâbi tutan sistemler” ifadesi, internet, sosyal medya, mobil uygulamalar, SMS ve çevrim içi ödeme ağlarının yasal dayanağını oluşturur. Dijital bir aracın kullanılması tek başına izin gerektiren bir faaliyet olduğu anlamına gelmez; esas soru aracın kendiliğinden yapılan bağışları kabul etmek için mi, yoksa üçüncü kişilerden aktif biçimde yardım istemek için mi kullanıldığıdır. Kanunda dijital yardım toplama bakımından asgari bağış miktarı, bağışçı sayısı veya kampanya süresi öngörülmemiştir; değerlendirme çağrının içeriğine, hedef kitleye, yönteme ve derneğin organizasyondaki rolüne göre yapılır.

“Bağış yapabilirsiniz” duyuruları: Derneğin kurumsal tanıtım metninde bağış kabul ettiğini genel olarak bildirmesi tek başına yardım toplama sayılmaz; duyurunun belirli bir amaç veya hedef içerip içermediği, ödeme bilgileriyle birlikte yayımlanıp yayımlanmadığı ayrıca incelenir.

Proje, ihtiyaç sahibi veya afet kampanyaları: Belirli bir afet, proje veya ihtiyaç sahibi için kamuya açık biçimde yardım istenmesi, hedef tutar/süre belirlenmesi, ödeme hesabı veya QR kod paylaşılması yardım toplama faaliyeti bulunduğu yönündeki değerlendirmeyi güçlendirir; faaliyetin afet veya kamu yararı amacı taşıması tek başına izin yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

İnternet sitesindeki sürekli bağış butonu: Butonun herkesin erişimine açık olması, belirli bir hedef/süre göstermesi, yoğun tanıtılan bir kampanyaya bağlanması aktif yardım toplama göstergeleridir. Herhangi bir kampanya veya hedef içermeyen genel kurumsal bağış sayfası farklı değerlendirilebilir; ancak sayfanın fiilî kullanım biçimi her durumda önem taşır.

Sosyal medya paylaşımları: Belirli bir amaç için ödeme isteyen, hesap veya ödeme kanalı gösteren, hedef/süre belirleyen, tekrarlanan paylaşımlar aktif çağrıya daha yakındır; genel faaliyet bilgisi veya geçmiş bir bağışa teşekkür içeriği kural olarak yardım toplama sayılmayabilir.

IBAN paylaşımı: Belirli bir bağışçının talebi üzerine özel olarak bildirilen hesap bilgisi pasif bağış kabulü sayılabilirken; IBAN’ın internet sitesinde/sosyal medyada kamuya açık paylaşılması ve belirli bir amaç için çok sayıda kişiden ödeme istenmesi aktif yardım toplamanın göstergesidir.

QR kod ve elektronik ödeme bağlantıları: Bir bağışçının kendi talebiyle özel gönderilen bağlantı kampanya anlamına gelmeyebilir; ancak QR kodun afişte, sosyal medyada veya etkinlik alanında yayımlanıp üçüncü kişilerin ödemeye çağrılması yardım toplama faaliyeti oluşturabilir.

SMS ve telefonla bağış talebi: Çok sayıda kişiye yöneltilen, belirli amaç/hesap/hedef içeren mesajlar aktif yardım toplamanın göstergesidir; sınırlı sayıda kişiye gönderilmiş olması tek başına izin gerekliliğini ortadan kaldırmaz.

Üçüncü taraf bağış platformları: Bir platformun kullanılması sorumluluğu otomatik olarak platforma aktarmaz. Kampanyayı kimin başlattığı, amacı kimin belirlediği, çağrıyı kimin yaptığı, platformun yalnızca teknik ödeme hizmeti sunup sunmadığı ve derneğin kampanyayı kendi kanallarıyla duyurup duyurmadığı incelenmelidir. Dernek kendi adına platformda kampanya açıp bağışçıları yönlendiriyorsa, platformun kullanılması izin gerekliliğini ortadan kaldırmaz.

Bir dijital faaliyetin nitelendirilmesinde sekiz soru birlikte değerlendirilir: talebi dernek mi yöneltmiştir, çağrı kamuya mı yapılmıştır, belirli bir amaç/hedef/süre var mıdır, IBAN/QR/ödeme bağlantısı sağlanmış mıdır, paylaşım tekil mi yoksa organize bir kampanya mıdır, hangi kanal kullanılmıştır, dernek toplanan para üzerinde fiilî kontrol sahibi midir ve faaliyet kendiliğinden bağışın kabulünden mi ibarettir. İlk gruba ilişkin göstergeler ağır basıyorsa bağış kabulü, ikinci gruba ilişkin göstergeler ağır basıyorsa yardım toplama faaliyeti söz konusudur. İnternet üzerinden izinsiz yürütülen faaliyetlerin sonuçları Bölüm 15’te ayrıca ele alınmıştır.

6. İzin Alma Usulü ve Yetkili Makam

2860 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca yetkili makam, faaliyetin icra edileceği mülki sınırların genişliğine göre belirlenir: faaliyet tek bir ilçeyle sınırlıysa o ilçenin Kaymakamlığı, bir ilin birden fazla ilçesini kapsıyorsa o ilin Valiliği, birden fazla ili (veya internet/sosyal medya gibi ülke geneline yayılan bir kapsamı) kapsıyorsa derneğin yerleşim yerinin bulunduğu ilin Valiliği yetkilidir. Bu son halde izni veren valilik, faaliyet hakkında diğer valiliklere ve İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğüne resen bilgi verir. Başvuru, inceleme ve denetim süreçleri mülki idare amirlikleri bünyesindeki İl/İlçe Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlükleri (Dernekler Birimleri) tarafından yürütülür.

Başvurudan önce dernek yönetim kurulunun açık ve gerekçeli bir karar alması şarttır. Yönetim kurulu kararında şu unsurlar mutlaka yer almalıdır: faaliyetin amacı ve gerekçesi; kullanılacak yöntemler (makbuz, banka hesabı/IBAN, internet/SMS/elektronik sistemler, kutu, stant, etkinlik); hedeflenen yardım miktarı ve tahmini masraf; faaliyetin coğrafi kapsamı ve süresi; sorumlu kurulun (en az üç kişi) ad-soyad, TC kimlik numarası ve görev dağılımı.

Başvuru dilekçesine şu belgeler eklenir: yetkili organ kararı (noter onaylı veya aslı ibraz edilmiş); sorumlu kurul üyelerinin kimlik fotokopisi, ikametgâh belgesi, adli sicil kaydı ve vesikalık fotoğrafı; proje, bütçe ve gerekçe raporu; kurum/mekân izinleri (gerekiyorsa); özel yardım toplama banka hesabı taahhüdü. Yetkili makam, işin önemini, sorumluların yeterlik ve güvenilirliğini, faaliyetin dernek amacına ve kamu yararına uygunluğunu, başarı ihtimalini ve hedeflenen miktarın ölçülülüğünü inceleyerek en geç iki ay içinde kararını yazılı olarak tebliğ eder. İzin verilirse resmi izin belgesi, görevlilere fotoğraflı yetki kimlik belgesi verilir, makbuzlar mühürlenir ve banka hesabı izlemeye alınır.

İzin süresi kural olarak bir yılı (12 ay) geçemez; haklı sebeplerin bulunması halinde süre dolmadan gerekçeli dilekçe ve ara hesap raporuyla uzatma talep edilebilir. Yöntem, hedeflenen bütçe, görevli personel veya coğrafi kapsamda değişiklik yapılmak istenirse yönetim kurulu ek karar alarak derhal izin makamından onay (ek izin) almalıdır; onaysız kapsam aşımı izinsiz yardım toplama yaptırımlarına tabidir. İzin süresinin bitiminden veya hedeflenen miktara ulaşılmasından itibaren en geç üç ay içinde sorumlu kurul, toplanan gelirleri ve harcamaları gösteren Kesin Hesap Raporunu izin makamına sunmakla yükümlüdür (bkz. Bölüm 16).

7. İzin Gerektirmeyen Dernekler ve Kamu Yararı Statüsü

2860 sayılı Kanun’un 6. maddesinin birinci fıkrası açıktır: kişiler ve kuruluşlar yetkili makamdan izin almadan yardım toplayamaz; ancak kamu yararına çalışan dernek, kurum ve vakıflardan hangilerinin izin almadan yardım toplayabileceği Cumhurbaşkanınca belirlenip ilan edilir. Bu nedenle mevzuatımızda hiçbir dernek için doğrudan kanundan kaynaklanan otomatik bir izinsiz yardım toplama hakkı yoktur.

Uygulamada sık karşılaşılan bir yanılgı, kamu yararına çalışan dernek statüsüne sahip her kuruluşun otomatik olarak izinsiz yardım toplayabileceği düşüncesidir. Oysa sistemde iki ayrı idari karar vardır: 5253 sayılı Kanun m.27 uyarınca verilen “kamu yararına çalışan dernek” kararı (en az bir yıldır faaliyette bulunma ve faaliyetlerin topluma yararlı sonuçlar verecek nitelikte olması şartına bağlıdır) ile 2860 sayılı Kanun m.6 uyarınca kamu yararına çalışan dernek, vakıf ve kurumlar arasından hangilerinin izin almadan yardım toplayabileceğini belirleyen ayrı bir Cumhurbaşkanı kararı. Bir dernek kamu yararı statüsüne sahip olsa dahi, ikinci kararla belirlenip Resmî Gazete’de ve İçişleri Bakanlığı’nca yayımlanan güncel listede yer almadığı sürece her yardım toplama faaliyeti için ayrıca izin almakla yükümlüdür (örnek: Türk Kızılayı, Yeşilay, Darüşşafaka Cemiyeti, Türk Hava Kurumu gibi kuruluşlar bu listede yer almaktadır). Tanınan muafiyet süresiz ve mutlak değildir; mevzuata aykırılık tespit edilirse aynı usulle geri alınabilir.

Muafiyete sahip kuruluşlar da izin başvurusundan muaf olsa dahi bildirim ve denetim kurallarına tabidir: faaliyete başlamadan önce konusu, süresi, yöntemi ve kullanılacak banka hesapları ilgili Valiliğe ve İçişleri Bakanlığına bildirilir; toplanan yardımlar özel hesapta izlenir ve faaliyet bitiminde kesin hesap raporu düzenlenir; mülki amirlikler ve Bakanlık denetim birimleri her zaman denetleme yetkisine sahiptir.

8. Yardım Toplama Yöntemleri ve Dijital Kanalların Kullanımı

İzin alındıktan sonra kullanılabilecek yöntemler yönetim kurulu kararı ve izin kapsamıyla sınırlıdır. Makbuzla tahsilat: yardım toplama makbuzları mülki idarece incelenip mühürlenir ve seri numaralarıyla kayıt altına alınır; tahsilat yalnızca adına fotoğraflı yetki kimlik belgesi düzenlenen kişilerce yapılabilir. Banka hesabı: izin makamının onayı dahilinde özel bir yardım toplama hesabı açılır ve hesap hareketleri denetime tabidir. Yardım kutusu: kutu konulacak yerler izin başvurusunda gösterilir, kutular kilitli/mühürlü olmalı ve açılması en az iki sorumlu kurul üyesince tutanakla yapılmalıdır. Etkinlikler: kermes, konser, tiyatro gösterisi veya eşya piyangosu düzenlenmesi izin kapsamında kararlaştırılabilir; bilet ve davetiyeler de resmi mühür ve kayıt usulüne tabidir.

Dijital kanallarda ek şartlar aranır. İnternet sitesinde veya kampanya sayfasında izin kararının tarih/sayısı, izin veren makam ve kampanya süresi açıkça ilan edilmelidir; sanal POS entegrasyonunda toplanan bağışların doğrudan izinli banka hesabına aktarılması ve bağışçıya anında elektronik alındı iletilmesi zorunludur. Sosyal medya paylaşımlarında izin belgesi ve onaylı hesap bilgileri dışında özel hesap paylaşılamaz. QR kod ve ödeme bağlantıları münhasıran izinli hesaba veya onaylı sanal POS sayfasına yönlendirilmelidir. SMS ile yardım toplamada özel bir bağış numarası/kodunun BTK üzerinden tahsisi için mülki amirlik izin kararı şarttır. Üçüncü taraf bağış platformları kullanıldığında derneğin resmi izninin platforma ibrazı zorunludur; fonların aracı kurumda bekletilmeksizin izinli hesaba intikali ve komisyonların şeffaf muhasebeleştirilmesi gerekir.

9. Bağışların Tahsili ve Belgelendirilmesi

Derneklerin kullanacağı belge, işlemin niteliğine göre değişir ve bu belgelerin birbirinin yerine kullanılması ciddi yaptırımlar doğurur. Dernek Gelirleri Alındı Belgesi (Dernekler Yönetmeliği Ek-17), aidat ve kendiliğinden yapılan nakdi bağışların elden tahsilinde kullanılan matbu belgedir; yönetim kurulu kararıyla bastırılır, tahsilat yapacaklara yetki belgesi verilir. e-Alındı Belgesi, DERBİS üzerinden elektronik ortamda düzenlenen ve matbu belgeyle aynı geçerliliğe sahip alternatiftir. Banka dekontu/hesap özeti, banka kanalıyla (havale, EFT, FAST, sanal POS) gelen bağış ve aidatlarda ayrıca alındı belgesi düzenlenmesine gerek bırakmaz; ancak dekontta işlemin niteliğinin (“bağış”, “aidat”) belirtilmesi muhasebe sıhhati bakımından önemlidir.

Ayni Bağış Alındı Belgesi (Ek-15), kendiliğinden yapılan taşınır bağışların teslim alınmasında; Ayni Yardım Teslim Belgesi (Ek-16) ise derneğin elindeki ayni değerlerin ihtiyaç sahiplerine dağıtımında düzenlenir. Bunlardan tamamen farklı olan 2860 sayılı Kanun kapsamındaki Yardım Toplama Makbuzu ise yalnızca izinli aktif kampanyalarda kullanılır; mülki idarece mühürlenir, seri numaraları kayıt altına alınır ve yalnızca adına yetki kimlik belgesi düzenlenen sorumlu kurul üyelerince imzalanabilir.

İşlemin NiteliğiKullanılacak Belge
Elden nakit aidat/bağışDernek Gelirleri Alındı Belgesi / e-Alındı Belgesi
Banka/EFT/Sanal POS ile gelen ödemelerBanka Dekontu / Hesap Özeti
Ayni malzeme tesliminin alınmasıAyni Bağış Alındı Belgesi (Ek-15)
İhtiyaç sahibine ayni yardım verilmesiAyni Yardım Teslim Belgesi (Ek-16)
İzinli yardım toplama kampanyasıMülki İdare Onaylı Yardım Toplama Makbuzu

Yanlış belge kullanımının sonuçları ağırdır. İzinli kampanyada mühürlü yardım toplama makbuzu yerine derneğin olağan alındı belgesinin kullanılması “izin şartlarına aykırı hareket” sayılır ve idari para cezasına, yetki belgelerinin iptaline yol açar. İzinsiz bir kampanyada alındı belgesi düzenlenerek para toplanması faaliyeti hukuka uygun hale getirmez; izinsiz yardım toplama fiili sübut bulur, toplanan paraya el konularak mülkiyeti kamuya geçirilir. Yetki belgesi olmayan kişilerin tahsilat yapması 5253 sayılı Kanun m.32/d uyarınca idari para cezasına tabidir; belgesiz gelir tahsili veya kayıt dışılık ise doğrudan suç teşkil edebilir — paraları dernek hesabına geçirmeyen veya şahsi menfaatine kullanan yöneticiler hakkında TCK m.155 kapsamında Güveni Kötüye Kullanma suçundan adli takibat açılabilir.

10. Ayni Bağışlar

Derneğe yapılan ayni bağış, bağışlayanın gıda, giyim, tıbbi cihaz, taşıt veya taşınmaz gibi para dışındaki bir malvarlığı değerini ivazsız olarak dernek malvarlığına devretmesidir. Kabul yetkisi kural olarak yönetim kuruluna aittir; olağan nitelikteki küçük ölçekli ayni bağışlar doğrudan teslim alınabilirken, üzerinde şart veya mükellefiyet bulunan ya da derneğe ek külfet getirecek bağışlarda yönetim kurulunun açık kabul kararı şarttır. Taşınmaz bağışlarında tapuda resmi devir yapılmalı ve tescilden itibaren bir ay içinde DERBİS üzerinden mülki idareye bildirilmelidir.

Değerin belirlenmesinde sıra şöyledir: önce fatura veya sevk irsaliyesindeki bedel, bu yoksa piyasa rayici/emsal bedel, bu da mümkün değilse yönetim kurulunca veya en az üç kişilik bir komisyonca yapılan takdir. Malın girişinde Ayni Bağış Alındı Belgesi (Ek-15), ihtiyaç sahibine dağıtımında Ayni Yardım Teslim Belgesi (Ek-16) düzenlenir ve mal demirbaş defteri veya envanter kayıtlarına işlenir (bilanço esasında ilgili aktif hesaba rayiç/fatura bedeliyle kaydedilir).

Bağışlayan açık bir şart koymadıkça dernek, ayni bağışı amacına uygun gelir elde etmek üzere satma yetkisine sahiptir; münferit satış ticari işletme faaliyeti oluşturmaz ve geliri dernek gelirleri alındı belgesi veya banka dekontuyla kayda alınır. Buna karşılık bağışlanan eşyaların süreklilik arz eden ticari bir organizasyonla (ikinci el mağaza, düzenli internet satışı gibi) satılması halinde iktisadi işletme kurulması ve fatura düzenlenmesi zorunluluğu doğar.

Ayni bağışın yardım toplamaya dönüşme sınırı da nakdi bağışlarla aynı mantığa tabidir: kamuya çağrıda bulunularak belirli bir afet bölgesi veya ihtiyaç sahibi için ayni malzeme temin edilmesi, giysi/kitap kumbaraları yerleştirilmesi veya üçüncü kişileri katkıya yönlendiren piyango/kermes düzenlenmesi, artık sıradan bağış kabulü değil 2860 sayılı Kanun kapsamında izne tabi ayni yardım toplama faaliyetidir.

11. Yurt Dışından Bağış ve Yardım Alınması

5253 sayılı Kanun m.21 uyarınca dernekler, mülki idare amirliğine önceden bildirimde bulunmak şartıyla yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan ayni ve nakdi yardım alabilir; nakdi yardımların bankalar aracılığıyla alınması zorunludur. Bu düzenleme, doğrudan yurt dışı yardım alınması bakımından önceden izin değil önceden bildirim rejimi öngörür. Bildirim uygulamada DERBİS üzerinden yapılır; yardımın kaynağı, niteliği, tutarı, kullanım amacı ve varsa proje/hibe sözleşmesi belgeleriyle desteklenmelidir. Nakdi yardımda banka dekontu/transfer belgesi, ayni yardımda fatura, sevk irsaliyesi, gümrük evrakı ve teslim tutanağı dosyada muhafaza edilir.

Banka aracılığı ve önceden bildirim birbirinden bağımsız iki ayrı şarttır: banka dekontunun bulunması bildirim yükümlülüğünü, bildirimin yapılmış olması da banka dışı tahsilatı hukuka uygun hale getirmez. Alınan yardımın tüzükteki amaçlara uygun kullanılması ve kayıtlarda izlenebilir olması gerekir. Aynı maddenin 7262 sayılı Kanun’la eklenen fıkrası uyarınca, derneklerin yurt dışına yapacağı yardımlar da yapılmadan önce mülki idare amirliğine bildirilir.

Doğrudan yurt dışı yardım alma işlemi ile kamuya yönelik aktif yardım kampanyası birbirinden ayrılmalıdır: belirli bir yabancı kurumun derneğe doğrudan yaptığı bağış 5253 sayılı Kanun m.21 rejimine tabidir; ancak derneğin internet, sosyal medya, SMS veya basın yoluyla belirsiz sayıda kişiye çağrı yaparak yardım toplaması, faaliyetin niteliğine göre ayrıca 2860 sayılı Kanun kapsamında izin gerektirebilir. Yükümlülüklere aykırılık — banka aracılığı olmaksızın kabul, bildirim eksikliği, kayıt dışılık veya amaç dışı kullanım — yönetici sorumluluğu ve denetim/adli inceleme riski doğurur.

12. Bağışın Kullanım Amacı ve Tüzükle Bağlantısı

TMK m.48, m.50 ve 5253 sayılı Kanun m.30/a uyarınca dernekler yalnızca tüzüklerinde gösterilen amaç ve çalışma konuları doğrultusunda faaliyette bulunabilir ve gelir elde edebilir. Bağışçı özel bir şart öngörmemişse, genel bağışlar derneğin serbest malvarlığına dahil olur ve yönetim kurulunun takdiriyle tüzük gayesine hizmet eden her türlü yasal harcamada kullanılabilir. Tüzükte yer almayan veya kanunun/kamu düzeninin yasakladığı bir alana özgülenmek üzere bağış kabul edilmesi, 5253 sayılı Kanun m.30/a’nın ihlalidir.

Bağışçının belirli bir amaç öngörmesi halinde TBK anlamında şartlı veya yüklemeli bağışlama (TBK m.291 vd.) söz konusu olur. Yönetim kurulu, öngörülen yüklemeyi yerine getiremeyecekse veya şart tüzükle bağdaşmıyorsa bağışı reddetmelidir; kabul edildiği andan itibaren dernek, değeri münhasıran bağışçının tahsis ettiği amaca harcamakla yükümlü hale gelir ve bu tür bağışlar genel harcama havuzundan ayrı izlenmelidir. TBK m.293 uyarınca bağışlayan, yüklemenin ifasını talep ve dava edebilir.

Amaca aykırı kullanımın sonuçları üç düzlemde ortaya çıkar. Bağışçı bakımından: TBK m.295/3 uyarınca haklı sebep olmaksızın yüklemenin yerine getirilmemesi bağıştan dönme (rücu) hakkı doğurur; bağışçı istirdat veya sebepsiz zenginleşme yoluyla iadeyi talep edebilir (ayrıntılı işleyiş Bölüm 19’da). Dernek ve üyeler bakımından: üyeler TMK m.83 uyarınca genel kurul yoluyla veya yönetim kurulu işlemlerinin iptalini talep ederek harekete geçebilir — bu tür uyuşmazlıklarda izlenecek yol dernek genel kurul kararının iptali davası makalemizde ayrıntılıdır; ayrıca amaca aykırılığın sürekli ve ağır bir hal alması TMK m.89 uyarınca derneğin feshi davasına kadar uzanabilir. Yönetim kurulu üyeleri bakımından: TMK m.50/3 gereğince kusurlu davranan yöneticiler derneğe ve üçüncü kişilere karşı şahsen ve müteselsilen tazminatla sorumludur; ayrıca 5253 sayılı Kanun m.32/d uyarınca usulsüz kayıt idari para cezasına, m.32/f uyarınca bağış parasının şahsi menfaate kullanılması TCK’daki güveni kötüye kullanma hükümlerine göre 1-7 yıl hapis cezasına ve yargılama süresince görevden geçici uzaklaştırmaya tabidir.

13. Kamu Kurumlarıyla İlişkiler ve 5072 Sayılı Kanun Sınırlaması

5072 sayılı Kanun, kamu otoritesinin dernek faaliyetleri aracılığıyla kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla, kamu kurumlarını, hizmetlerini veya personelini desteklemek üzere faaliyet gösteren veya kamu kurumlarının görev alanında yer alan dernekler için mutlak yasaklar getirmiştir. Bu derneklerin adlarında kamu kurumunun ismini, logosunu veya unvanını kullanmaları; hiçbir kamu hizmetinin bağış şartına bağlanması; kamu hizmet binaları, eklentileri veya vezneleri içinde yardım toplanması, makbuz kesilmesi veya bağış kutusu konulması; ilgili kamu görevlilerinin bu derneklerin organlarında görev alması yasaktır. Kamu kurumlarının araç, personel veya taşınmaz kaynaklarının bu derneklere bedelsiz tahsisi ve doğrudan nakdi kaynak aktarımı da yasaklanmıştır.

Bu yasaklar, meşru proje ortaklıklarını ve yarışmacı hibeleri kapsamaz: İçişleri Bakanlığı, kalkınma ajansları veya TÜBİTAK gibi kuruluşların açtığı kamuya açık proje çağrıları kapsamında derneklere hibe sağlanabilir; dernekler kamu yararı ve tüzük amaçlarına uygun olmak kaydıyla mülki amirlik veya bakanlık izniyle kamu kurumlarıyla protokol imzalayarak ortak sosyal projeler yürütebilir — ancak bu halde dahi dernek kamu kurumunun hiyerarşik veya parasal bağımlısı haline getirilemez.

Yasağa aykırılığın sonuçları ağırdır: vatandaşı bağışa zorlayan veya kamu binasında dernek tahsilatı yaptıran kamu görevlileri hakkında disiplin cezası uygulanır; kamu hizmeti sunumunu bağışa bağlayan davranışlar TCK m.250’deki irtikap suçunu veya duruma göre dolandırıcılık/görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabilir; kamu gücünü gayrimeşru menfaat temininde alışkanlık haline getiren dernekler hakkında TMK m.89 uyarınca fesih davası açılabilir.

14. Vergisel Boyut

Dernekler kural olarak kurumlar vergisi mükellefi değildir; tüzük amaçları doğrultusunda tahsil edilen aidat, bağış ve yardım gelirleri kurumlar vergisi kapsamı dışındadır. Ancak derneğe bağlı devamlı ticari/sınai/zirai faaliyet yürüten bir iktisadi işletme kurulmuşsa, bu işletmenin kazancı ayrıca kurumlar vergisine tabi olur. Veraset ve İntikal Vergisi bakımından, kamu yararına çalışan dernek statüsü bulunmayan adi derneklere yapılan bağışlar kural olarak vergiye tabidir; buna karşılık 7338 sayılı Kanun m.4/b uyarınca kamu yararına çalışan derneklere yapılan her türlü bağış ve yardım bu vergiden tamamen muaftır. KDV bakımından karşılıksız bağışlar KDV’nin konusuna girmez; genel ve özel bütçeli idarelere ve kamu menfaatine yararlı derneklere yapılan bedelsiz mal teslimi ve hizmet ifaları ayrıca istisnadır (KDV Kanunu m.17/2-b).

Bağışçı açısından indirim hakkı, bağış yapılan derneğin kamu yararı statüsüne göre keskin biçimde ayrışır: kamu yararı statüsü bulunmayan olağan derneklere yapılan bağışlar hiçbir surette matrahtan indirilemez (kanunen kabul edilmeyen gider sayılır). Kamu yararına çalışan derneklere makbuz karşılığı yapılan bağışlarda, gerçek kişiler o yıla ait beyan edilen gelirin %5’ine (kalkınmada öncelikli yörelerde %10’una) kadar, kurumlar vergisi mükellefleri ise kurum kazancının %5’ine kadar olan kısmı indirebilir; indirim yalnızca pozitif beyan edilen gelir üzerinden yapılabilir ve sonraki yıllara devredilemez. Okul, sağlık tesisi, öğrenci yurdu, huzurevi veya ibadethane yapımı/faaliyeti için kamu yararına çalışan derneklere yapılan bağışlar ile Cumhurbaşkanınca başlatılan afet/olağanüstü hal yardım kampanyaları kapsamındaki bağışların tamamı sınırsız biçimde indirilebilir; tüzüğünde gıda bankacılığı yapacağı belirtilen derneklere bağışlanan gıda/temizlik/giyecek/yakacak maddelerinin maliyet bedeli de tamamen indirim konusu yapılabilir.

Bağış TürüAdi DerneğeKamu Yararına Çalışan Derneğe
Gerçek kişi nakit bağışıİndirilemezGelirin %5’ine kadar (KÖY’de %10)
Kurum/şirket nakit bağışıİndirilemezKurum kazancının %5’ine kadar
Okul/sağlık/yurt bağışıİndirilemez%100 sınırsız indirim
Ayni bağışta KDVKDV hesaplanırKDV’den istisna
Derneğin VİV durumuMuaf değilTamamen muaf

Şirket aktifindeki bir malın kamu yararına çalışan derneğe ayni bağışlanmasında, fatura düzenlenir, bedel maliyet veya emsal bedel esasına göre gösterilir ve KDV hesaplanmaz; dernek karşılığında Ayni Bağış Alındı Belgesi düzenler. Vergisel avantajlardan yararlanabilmek için bağışın nakit bağışta alındı belgesi/e-Alındı/banka dekontu, ayni bağışta fatura ve Ayni Bağış Alındı Belgesi ile tevsik edilmesi ve indirim tutarının doğrudan gider yazılmayıp yıllık beyannamenin ilgili indirim satırında gösterilmesi şarttır.

15. İzinsiz Yardım Toplamanın Sonuçları ve Sorumluluk

İzin alınması gerekirken izinsiz yürütülen bir yardım toplama faaliyeti, öncelikle faaliyetin mülki idare veya kolluk tarafından derhal durdurulmasıyla karşılaşır. 2860 sayılı Kanun m.29 uyarınca toplanan nakdi paralar ve ayni malzemeler el konularak muhafaza altına alınır ve mülki idare amirinin kararıyla mülkiyeti kamuya geçirilir — bu paralar derneğe veya ilgililere iade edilmez. Ayrıca izin almaksızın yardım toplayanlara ve toplanmasına olanak sağlayanlara fiilin ağırlığına göre kademeli idari para cezaları uygulanır.

Sorumluluk, eylemin kimin adına organize edildiğine göre üç düzeyde belirlenir. Dernek tüzel kişiliği bakımından: dernek adına açılan hesaplara bloke konulur ve para kamuya geçirilir; eylem alışkanlık haline gelmiş veya dernek suç finansmanına paravan olmuşsa TMK m.89 uyarınca fesih davası gündeme gelebilir. Yönetim kurulu üyeleri bakımından: izinsiz kampanya kararı alan veya derneğin organlarını bu amaçla tahsis eden yöneticiler doğrudan idari para cezasına muhatap olur ve TMK m.50/3 uyarınca derneğe ve üyelere karşı şahsen ve müteselsilen tazminatla sorumludur. Faaliyette fiilen görev alanlar bakımından: sahada para toplayan, kumbara yerleştiren veya kampanyayı organize eden kişiler yönetim kurulu üyesi olmasalar dahi fiili fail sıfatıyla cezaya muhatap olur — bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, sorumluluğun yalnızca yöneticilerle sınırlı olmayıp, 5253 sayılı Kanun m.32/f’nin “derneğin diğer personeli”ni de kapsadığıdır; dernek bünyesinde çalıştırılan personelin hukuki statüsüne ilişkin ayrıntılar derneklerde işçi çalıştırılması makalemizde ele alınmıştır.

İnternet üzerinden izinsiz yardım toplamada 7262 sayılı Kanun’la eklenen özel mekanizma işler: tespit halinde ilgili Valilik veya İçişleri Bakanlığı, içerik/yer sağlayıcıya (veya ilgili dernek/kişilere) 24 saat içinde içeriğin kaldırılması için ihtar gönderir. Bu süre içinde kaldırılmaz veya sağlayıcıya ulaşılamazsa, Sulh Ceza Hâkimliğine başvurularak erişimin engellenmesi talep edilir; hâkimlik talebi en geç 24 saat içinde karara bağlar ve karar BTK’ya iletilir. Yurt dışından yayın yapan sitelerde bildirim yapılmaksızın doğrudan engelleme prosedürü işletilebilir; internet ortamındaki idari para cezaları fiziki ihlallere kıyasla daha yüksek tutarlıdır.

Eylem yalnızca idari kabahat olmayıp somut olayın niteliğine göre suç da oluşturabilir. Gerçekte olmayan bir afet veya hayali bir yardım projesi bahane edilerek internet/sosyal medya araçlarıyla para toplanması TCK m.158/1-f ve 1-k kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunu (3-10 yıl hapis); toplanan paranın şahsi hesaba aktarılması veya zimmete geçirilmesi TCK m.155/2 kapsamında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur. Soruşturma kapsamında suçtan elde edildiği şüphesi bulunan banka hesaplarına ve malvarlığı değerlerine CMK m.128 uyarınca elkoyma ve bloke tedbiri uygulanabilir.

16. Denetim ve Hesap Verme Yükümlülüğü

İzinli yardım toplama faaliyetinde en az üç kişilik sorumlu kurul, mevzuata ve izin şartlarına uygun yürütmeden şahsen ve müteselsilen sorumludur. Yalnızca mülki idarece onaylanmış seri numaralı makbuzlar, biletler veya mühürlü kumbaralar kullanılabilir; kayıtlar günü gününe özel yardım toplama defterine işlenir. Nakit tahsilat, belirlenen azami süre içinde izinli banka hesabına yatırılmak zorundadır; hesapta oluşan faiz de yardım havuzuna dahil edilir ve derneğin genel bütçesine aktarılamaz.

Faaliyetin sona ermesini (sürenin dolması veya hedefe ulaşılması) takip eden on gün içinde sorumlu kurul kesin hesabı çıkarır; kesin hesapta brüt gelir, zorunlu kampanya giderleri, net bakiye ve paranın bulunduğu hesap ayrıntılı gösterilir, makbuz dipkoçanları ve harcama evrakları eklenir. Rapor izin makamına sunulur ve mülki idarece görevlendirilen denetçi/komisyon tarafından incelenir; kullanılmayan boş belgeler denetçi gözetiminde imha edilir. Toplanan para münhasıran izin başvurusunda belirtilen amaç için harcanabilir; harcama fatura, dekont ve teslim-tesellüm tutanaklarıyla tevsik edilir ve nihai rapor sunulduktan sonra dosya kapatılarak sorumluluk sona erer (ibra). Hedefe ulaşıldıktan sonra bakiye kalması veya amacın fiilen gerçekleşmemesi halinde kalan paranın kullanımına dernek değil izin makamı karar verir (bkz. Bölüm 19).

Mülki idare amirleri, İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri ve dernekler denetçileri, faaliyetin her aşamasında yerinde denetim yapma yetkisine sahiptir; yöneticiler ve sorumlu kurul üyeleri talep edilen defter, dekont ve elektronik verileri gecikmeksizin ibraz etmekle yükümlüdür. Tüm belgeler 5 yıl (mali mevzuata göre 10 yıla kadar) süreyle saklanmalıdır. Kesin hesabın süresinde verilmemesi idari para cezası ve resen denetime; kayıtların usulsüz tutulması idari ve adli soruşturmaya; paranın amaca aykırı harcanması TCK’daki güveni kötüye kullanma suçuna ve şahsi tazminat sorumluluğuna yol açar.

17. Bağış Kampanyalarının İzne Tabi Hale Gelme Sınırı

Uygulamada en çok tereddüt yaratan alan, “bağış” adı altında yürütülen bir kampanyanın hangi noktada izne tabi yardım toplamaya dönüştüğüdür. Bu sınırı belirlerken altı kriter birlikte ve ağırlıklandırılarak değerlendirilmelidir.

Kamuya açıklık ve aktif çağrı (en belirleyici unsur): Çağrının yalnızca dernek üyelerine mi, yoksa organik bağı bulunmayan geniş bir kitleye mi yöneltildiğidir. Üyelere yönelik iç talepler 2860 sayılı Kanun kapsamı dışındayken, kamuya açık internet sitesi, afiş, SMS veya e-posta zinciriyle yürütülen doğrudan davetler Kanun kapsamına girer.

Belirli bir ihtiyaç sahibinin öne çıkarılması: Kaynağın derneğin genel tüzük faaliyet havuzuna mı, yoksa somut bir kişi veya münferit krize mi tahsis edildiğidir. Genel burs/yardım havuzuna bağış kabulü olağan faaliyetken, isim belirtilerek tedavi gideri toplanması izne tabidir.

Sosyal medya ve dijital yayılım: Kurumsal hesapta genel bağış bilgisi bulunması pasif kabul sayılırken, duygusal/acil çağrı içerikli sponsorlu paylaşımlar ve canlı yayınla fon toplama yardım toplama faaliyeti kabul edilir.

IBAN paylaşımının şekli: Genel bağış sekmesinde hesap bilgisi bulunması serbestken, özel kampanya görseli üzerinde belirli bir proje kodu veya vaka ismiyle transfer açıklaması talep edilmesi münferit bir yardım toplama kampanyasını gösterir.

Hedef miktar ve sayaç kullanımı: Belirli bir bütçe hedefi belirlenip bu hedefe ulaşılıncaya kadar fon toplanacağının duyurulması (kitle fonlaması yaklaşımı) 2860 sayılı Kanun rejimini devreye sokar.

Süreklilik ve kampanyasallık: Fon toplamanın derneğin mutat işleyişinin parçası mı, yoksa dönemsel/acil bir kampanya mı olduğudur; belirli bir tarihe kadar geçerli acil yardım girişimleri önceden izin prosedürüne bağlanmalıdır.

Somut ÖrnekHukuki Statü
İnternet sitesinde genel “Bağış Yap” butonu ve kurumsal hesap numarasıOlağan bağış — izin gerekmez
Üyelere iç iletişim kanalıyla destek çağrısıDernek içi faaliyet — izin gerekmez
Afet sonrası sosyal medyada acil barınma/gıda kampanyasıİzne tabi yardım toplama
Tedavi masrafı için hasta fotoğrafı ve hesabıyla sponsorlu reklamİzne tabi yardım toplama
Belirli bedelli yardım paketi için kamuya açık duyuruGri alan — izne tabi sayılma riski yüksek

Sonuç olarak kamuoyuna açık biçimde belirli bir amaç, proje veya kişi lehine yürütülen aktif kaynak toplama girişimleri mülki idare amirliğinin ön iznine tabidir; ön izinsiz yürütülen bu nitelikteki kampanyalar hukuka aykırı yardım toplama teşkil eder ve 2860 sayılı Kanun m.29’daki yaptırımları doğurur.

18. Dernek Organlarının Yetkisi ve Şubeli Derneklerde Durum

Bağışın kabulüne ve yardım toplama başvurusuna karar verme yetkisi, TMK m.85 uyarınca kural olarak yönetim kuruluna aittir; yönetim kurulu, kanun veya tüzükle genel kurula bırakılmamış tüm iş ve işlemleri yürütür. Mevzuatta belirli bir tutarın üzerindeki bağışların mutlaka genel kurul onayına tabi olduğuna dair emredici bir kural yoktur; ancak tüzükte açık hüküm konularak belirli meblağları aşan veya şarta bağlı bağışların kabulü genel kurul onayına bağlanabilir. Derneği uzun vadeli mali/hukuki taahhüt altına sokan şartlı bağışlarda (taşınmaz edinimi veya inşaat yüklemesi gibi) genel kurulun prensip kararı gerekebilir. 2860 sayılı Kanun kapsamındaki izin başvurusu için de tüzükte aksine hüküm olmadıkça genel kurulun toplanmasına gerek yoktur; yönetim kurulu kararı yeterlidir.

Dernek şubeleri, genel merkezden bağımsız ayrı bir tüzel kişiliğe sahip değildir; hak ve fiil ehliyetini dernek tüzel kişiliğinden alır. Şubeler, tüzükte veya genel merkez yetkilendirmesinde belirtilen usuller çerçevesinde dernek adına alındı belgesi düzenleyerek bağış kabul edebilir; kabul edilen bağışlar hukuken şubenin değil doğrudan dernek tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçer. Şubeler genel merkezin yazılı izni olmaksızın kendi adlarına bağımsız banka hesabı açamaz. 2860 sayılı Kanun kapsamında yardım toplama izni başvurusu kural olarak genel merkeze aittir; ancak faaliyet yalnızca şubenin bulunduğu il/ilçe sınırlarında yürütülecekse, genel merkez yönetim kurulunun açık yetkilendirmesiyle şube yönetimi yerel mülki idareye başvurabilir — bu halde dahi hukuki sorumluluk dernek tüzel kişiliğine aittir.

Mali düzen bakımından şubeler kendi kanuni defterlerini tutar ve tahsil ettikleri bağışları süresinde işletme defterine kaydeder. Tüzükte belirlenen oranda genel merkeze pay aktarımı banka kanalıyla yapılır ve dekontta şube adı, dönem ve pay açıklaması gösterilir; muhasebede şube bunu cari borç, genel merkez ise cari alacak olarak kaydeder. Şubeler yıl sonu hesap özetlerini genel merkeze iletir; genel merkez bunları konsolide ederek 5253 sayılı Kanun m.19 uyarınca her yıl nisan sonuna kadar verilmesi zorunlu yıllık Dernek Beyannamesini DERBİS üzerinden tüm şubeleri kapsayacak şekilde bildirir.

19. Bağışlamadan Dönme ve Bağışın Geri İstenmesi

Derneğe yapılan karşılıksız bir aktarım, TBK m.285 anlamında bağışlama sözleşmesi niteliğindedir; nakdî bedelin dernek hesabına aktarılıp kabul edilmesi, taşınırın teslimi veya taşınmazda resmi şeklin yerine getirilmesiyle tamamlanır. Yalnızca bir bağış niyetinin veya kamuya yönelik genel bir duyurunun bulunması, her olayda tamamlanmış bir sözleşme anlamına gelmez.

Tamamlanmış bir bağış, bağışçının dilediği an tek taraflı olarak geri alabileceği bir işlem değildir. TBK m.295 uyarınca geri alma yalnızca şu sınırlı sebeplerle mümkündür: bağışlananın bağışlayana veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlemesi; bağışlayana veya ailesine karşı kanundan doğan yükümlülüklerin önemli ölçüde ihlali; yüklemeli bağışlamada haklı sebep olmaksızın yüklemenin yerine getirilmemesi. Bağışçının sonradan pişman olması, derneğin bağışı beklenildiği ölçüde takdir etmemesi veya bağışın dernek faaliyetlerinde kullanılmış olması tek başına geri alma sebebi oluşturmaz; kanunda genel ve bağımsız bir “nankörlük” sebebi de yoktur. Geri alma hakkı, sebebin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde (TBK m.297) kullanılmalıdır ve bağışlananın geri alma talebi tarihindeki zenginleşmesi ölçüsüyle sınırlıdır.

Bağış belirli bir koşula bağlanmışsa, bu düzenlemenin gerçek bir koşul mu yoksa bir yükleme mi olduğu bağış belgesi ve tarafların ortak iradesi dikkate alınarak belirlenir. Koşulun gerçekleşmemesi bağışın hiç hüküm doğurmaması olarak kararlaştırılmışsa iade söz konusu olabilir; koşul bir yüklemeyse, bağışçı önce yüklemenin ifasını isteyebilir, haklı sebep olmaksızın yerine getirilmemesi halinde TBK m.295/3 uyarınca geri alma hakkı doğar.

2860 sayılı Kanun kapsamındaki izinli yardım toplama kampanyalarında iade rejimi farklılaşır: toplanan meblağ yalnızca dernek-bağışçı ilişkisi değil, izin kararı ve kampanya şartları çerçevesinde de değerlendirilir. Bağışçı, yardımın amaç dışı kullanıldığını düşünüyorsa dernekten hesap isteyebilir, izin makamına başvurabilir veya somut bir yükleme varsa TBK hükümlerine dayanabilir; hile veya zimmet şüphesi varsa adli mercilere başvurulabilir. Ancak hedeflenen miktara ulaşılamaması veya amacın fiilen gerçekleşmemesi (örneğin tedavisi için bağış toplanan kişinin vefatı) halinde kalan paranın iadesine değil, 2860 sayılı Kanun m.25 uyarınca benzer amaçlı bir kuruluşa devrine izin makamı karar verir — kalan bakiye dernek tarafından serbestçe uhdeye geçirilemez.

Dernek tüzel kişiliğinin sorumluluğu bağışın amaca aykırı kullanılması veya mevzuata aykırılık halinde öncelikli olarak devreye girer; yöneticilerin şahsi sorumluluğu ise otomatik değildir, amaç dışı kullanıma bizzat katılma, gerekli özeni göstermeme veya parayı mal edinme gibi somut bir kusur arandığında gündeme gelir.

20. Bağışçı Kişisel Verilerinin İşlenmesi (KVKK)

Dernekler, KVKK kapsamında veri sorumlusudur ve bağışçılardan alınan ad-soyad, TCKN, IBAN, telefon ve e-posta gibi bilgiler kişisel veri niteliğindedir. Bu verilerin işlenmesi üç ayrı hukuki sebebe dayanabilir: alındı belgesi düzenlenmesi ve muhasebe tevsiki gibi Dernekler Yönetmeliği’nden doğan yasal zorunluluklarda KVKK m.5/2-a ve ç uyarınca açık rıza aranmaz; bağış işleminin kabulü ve takibi bakımından KVKK m.5/2-c uyarınca sözleşmenin ifası sebebi devreye girer; bağışçının iletişim bilgilerinin genel tanıtım, bülten veya gelecekteki kampanya duyuruları için kullanılması ise KVKK m.5/1 uyarınca açık rıza gerektirir.

Bağışçı listelerinin şeffaflık amacıyla kamuya açıklanması — internet sitesinde, sosyal medyada veya faaliyet raporunda isim ve bağış miktarının yayımlanması — için ilgilinin açık rızası şarttır; rıza vermeyen veya anonim kalmak isteyen bağışçıların verileri ifşa edilemez, yalnızca toplam tutar ve genel istatistikler paylaşılabilir. Dernek defter ve alındı belgeleri mevzuat gereği en az 5, mali/zamanaşımı süreleri gözetildiğinde 10 yıla kadar saklanmalıdır; sürenin dolmasıyla işleme amacı ortadan kalktığından KVKK m.7 uyarınca verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hale getirilmesi gerekir.

Mülki idare amirlikleri, dernekler denetçileri veya İçişleri Bakanlığı müfettişlerince 5253 ve 2860 sayılı Kanunlar kapsamında yürütülen denetimlerde makbuz ve hesap cetvellerinin ibrazı yasal zorunluluktur; bu paylaşım için açık rıza aranmaz (KVKK m.5/2-ç, m.8/2). Adli soruşturma, kovuşturma veya yargısal süreçler kapsamında mahkeme, savcılık veya kolluk taleplerinde de KVKK m.28’deki görev istisnası uygulanır.

Sık Sorulan Sorular

Bir kişi derneğe kendiliğinden bağış yapmak istiyor, dernek önceden izin almalı mı?

Hayır. Dernek herhangi bir kampanya veya çağrı yürütmeden kendisine yöneltilen bağışı kabul ediyorsa, 2860 sayılı Kanun’un 2. maddesindeki istisna kapsamında kalır ve izin gerekmez; bağışın usulüne uygun belgelendirilmesi ve dernek amacıyla bağdaşması yeterlidir.

Dernek internet sitesinde sürekli bir “Bağış Yap” butonu bulundurabilir mi?

Genel ve herhangi bir hedef/kampanya içermeyen kurumsal bir bağış sayfası kural olarak sorun oluşturmaz; ancak buton belirli bir proje veya ihtiyaç sahibi için hedef/süre göstererek geniş kitleleri harekete geçiriyorsa, faaliyet yardım toplama sayılabilir ve izin gerektirebilir.

Kamu yararına çalışan dernek statüsüne sahip her dernek izinsiz yardım toplayabilir mi?

Hayır. Kamu yararı statüsü ile izinsiz yardım toplama hakkı ayrı iki idari karardır; bir derneğin izinsiz yardım toplayabilmesi için ayrıca Cumhurbaşkanınca belirlenip Resmî Gazete’de ilan edilen listede yer alması gerekir.

Yardım toplama izni ne kadar süreyle geçerlidir, uzatılabilir mi?

İzin süresi kural olarak bir yılı geçemez. Haklı ve zorunlu sebeplerin bulunması halinde, süre dolmadan önce izin makamına gerekçeli dilekçe ve ara hesap raporu sunularak uzatma talep edilebilir.

İzinsiz yardım toplayan derneğe ne olur?

Faaliyet derhal durdurulur, toplanan nakit ve ayni değerlere el konularak mülkiyeti kamuya geçirilir, sorumlulara idari para cezası uygulanır ve olayın niteliğine göre dolandırıcılık veya güveni kötüye kullanma suçlarından adli soruşturma açılabilir.

Dernek üyelerinden aidat dışında ayrıca bağış isteyebilir mi?

Evet, üyelerin aidat borcu dışında kendi iradeleriyle yaptığı katkılar gönüllü bağış sayılır ve izin gerektirmez; ancak “bağış” adı altında üyeye fiilen zorlayıcı bir ödeme yükümlülüğü getirilmesi halinde ödemenin gerçek niteliği (aidat mı bağış mı olduğu) ayrıca değerlendirilir.

Ayni bağış (eşya, gıda, ekipman) kabul etmek için izin gerekir mi?

Kendiliğinden getirilen ayni bağışların teslim alınması izin gerektirmez; ancak dernek kamuya çağrıda bulunarak organize biçimde ayni yardım (giysi kumbarası, gıda kolisi kampanyası gibi) topluyorsa bu faaliyet izne tabi olabilir.

Yurt dışından bağış almak için özel bir prosedür var mı?

Evet. Yardım alınmadan önce mülki idare amirliğine bildirim yapılması ve nakdi yardımın mutlaka banka aracılığıyla alınması zorunludur; bu bildirim yükümlülüğü, 2860 sayılı Kanun kapsamında ayrıca izin gerekip gerekmediği sorusundan bağımsızdır.

Sosyal medyada afet veya ihtiyaç sahibi için kampanya açmak izne tabi midir?

Genellikle evet. Belirli bir kişi veya olay için hedef/süre göstererek geniş kitlelere yönelik aktif çağrı yapılması, kullanılan aracın sosyal medya olması nedeniyle izin yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; kampanya başlamadan önce izin gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir.

Dernek şubesi kendi adına yardım toplama izni alabilir mi?

Şubenin ayrı tüzel kişiliği bulunmadığından başvuru yetkisi kural olarak genel merkeze aittir; faaliyet yalnızca şubenin bulunduğu yerde yürütülecekse genel merkezin açık yetkilendirmesiyle şube başvuruda bulunabilir, ancak sorumluluk yine dernek tüzel kişiliğine aittir.

Bağışçı, yaptığı bağışı sonradan geri isteyebilir mi?

Kural olarak hayır. Tamamlanmış bir bağış ancak TBK m.295’te sayılan sınırlı sebeplerle (ağır suç, yükümlülüğün önemli ihlali veya yüklemenin yerine getirilmemesi) ve sebebin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde geri istenebilir; sıradan bir pişmanlık bu hakkı doğurmaz.

Dernek gelirleri alındı belgesi ile yardım toplama makbuzu aynı şey midir?

Hayır, ikisi farklı belgelerdir. Alındı belgesi derneğin olağan gelirlerinde (aidat, kendiliğinden bağış) kullanılırken, yardım toplama makbuzu yalnızca izinli kampanyalarda mülki idarece mühürlenip yetkilendirilmiş kişilerce kullanılabilir; ikisinin birbirinin yerine kullanılması idari ve mali sorumluluk doğurur.

Kamu yararına çalışan derneklere yapılan bağışlar vergiden düşülebilir mi?

Evet. Gerçek kişiler beyan edilen gelirin, kurumlar ise kurum kazancının %5’ine kadar olan kısmı indirebilir; okul, sağlık tesisi, yurt veya ibadethane bağışları ile Cumhurbaşkanınca başlatılan afet kampanyaları kapsamındaki bağışlar ise sınırsız biçimde indirilebilir.

Dernek, bağışçının kişisel verilerini üçüncü kişilerle paylaşabilir mi?

Denetim ve yargı makamlarına yasal yükümlülük gereği rıza aranmaksızın bilgi verilebilir; ancak bağışçı isim ve tutarının kamuya (internet sitesi, sosyal medya, faaliyet raporu) açıklanması için ilgilinin açık rızası gerekir.

Sonuç

Dernekler bağış ve yardım kabul edebilir; bunun için tüzükte özel bir yetki cümlesi aramaya gerek yoktur, TMK’daki genel hak ehliyeti ve tüzükteki gelir kaynakları hükmü yeterlidir. Asıl hukuki risk, derneğin ne zaman pasif bir alıcı olmaktan çıkıp aktif bir yardım toplama kampanyası yürütür hale geldiğini doğru tespit etmemekte yatar. Kamuya açık çağrı, belirli bir hedef veya ihtiyaç sahibinin öne çıkarılması, sosyal medya/QR kod/IBAN üzerinden geniş kitlelere ulaşılması gibi göstergelerin bir araya gelmesi, işlemi 2860 sayılı Kanun’un izin rejimine sokar; bu eşik aşıldığında mülki idareden önceden izin alınmadan yürütülen her faaliyet, toplanan malvarlığının kamuya geçirilmesinden idari para cezasına ve hatta cezai sorumluluğa kadar uzanan sonuçlar doğurabilir. Belgelendirme, vergisel avantajlardan yararlanma ve denetime hazırlıklı olma bakımından da doğru sınıflandırma —bağış mı, yardım toplama mı— her aşamada belirleyicidir. Somut bir kampanya planlanmadan önce bu ayrımın önceden değerlendirilmesi, sonradan el konulma veya idari yaptırım riskini önlemenin en etkili yoludur. Bu konudaki hukuki risklerin önceden tespiti ve izin süreçlerinin yönetimi için dernekler hukuku alanında avukatlık hizmeti almanız, derneğinizi ileride doğabilecek idari ve cezai sorumluluklardan korumanın en güvenli yoludur.

Bu makale, Av. Mehmet Sarıoğlu tarafından hazırlanmış; Av. Fatih Sefer tarafından incelenip yayına uygun bulunmuştur.

Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul