☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

Saklı Pay Nedir?

İçindekiler

Giriş

Miras bırakan, kendi mal varlığı üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilir; vasiyetname düzenleyebilir, sağlığında bağış yapabilir, mal satabilir. Ancak bu tasarruf özgürlüğü sınırsız değildir. Türk Medeni Kanunu, belirli yakınlıktaki mirasçıları koruma altına alarak mirasbırakanın bu kişilerin paylarını tamamen ortadan kaldırmasına izin vermez. İşte bu güvenceye saklı pay denir. Saklı pay nedir sorusu, miras hukukunun en kritik sorularından biridir; zira saklı payın ihlali halinde başvurulacak hukuki araç olan tenkis davası, hem hesaplama yöntemi hem zamanaşımı hem de dava stratejisi bakımından son derece teknik bir alan oluşturur. Bu süreçte deneyimli bir miras avukatı İstanbul ile çalışmak, hak kayıplarını ve süre aşımlarını önlemenin en güvenilir yoludur. Bu makalede saklı pay kurumunu, tenkis davasının tüm boyutlarını ve güncel Yargıtay içtihatlarını kapsamlı biçimde ele alıyoruz.

Saklı Pay Nedir? Yasal Dayanak

Saklı pay (mahfuz hisse); mirasbırakanın üzerinde tasarruf edemediği, kanun tarafından belirli mirasçılara ayrılmış ve mirasbırakanın iradesiyle azaltılamayan asgari miras payıdır. TMK m. 505 ve devamı maddelerde düzenlenen bu hak, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğü ile yakın mirasçıların ekonomik güvencesi arasındaki dengeyi sağlar.

Saklı pay ile yasal pay birbirinden farklı kavramlardır. Yasal pay, vasiyetname yoksa yasal mirasçılara düşen orandır. Saklı pay ise bu yasal payın kanunla belirlenmiş bir kesimidir ve mirasbırakan ne yaparsa yapsın — vasiyetname düzenlesin, bağış yapsın, mal devretsin — saklı pay sahiplerinin elinden alınamaz. Mirasbırakanın bu sınırı aşan tasarrufları tenkis yoluyla yasal sınıra çekilir.

Temel terminoloji açısından şu üç kavramı birbirinden ayırt etmek gerekir: Net tereke, mirasbırakanın ölüm tarihindeki aktif malvarlığına tenkise tabi sağlararası kazandırmaların eklenmesi ve tereke borçlarının çıkarılmasıyla ulaşılan değerdir. Tasarruf edilebilir kısım (tasarruf nisabı), mirasbırakanın saklı paylar dışında kalan ve üzerinde serbestçe tasarruf edebildiği bölümdür. Tenkis ise bu sınırı aşan kazandırmaların yasal sınıra indirilmesidir.

Saklı Pay Sahipleri ve 2007 Değişikliği

TMK m. 505 uyarınca saklı pay sahipleri; altsoy (çocuklar ve torunlar), ana ve baba ile sağ kalan eştir.

Bu noktada 10.05.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5650 sayılı Kanun ile getirilen köklü değişikliği vurgulamak gerekir: Kardeşlerin saklı payı tamamen kaldırılmıştır. Bu tarihten önce kardeşler de sınırlı oranda saklı pay sahibiydi. 2007 sonrasında vefat eden mirasbırakanların kardeşleri ve onların halefi olan yeğenler, miras payları ne kadar zedelenmiş olursa olsun artık tenkis davası açma hakkına sahip değildir. Bu değişiklik, özellikle kardeşler arasındaki miras uyuşmazlıklarında belirleyici olmaktadır.

Saklı pay hakkının kullanılabilmesi için mirasçının saklı payının karşılığını alamamış olması gerekir. Mirasbırakan tarafından sağlığında yapılan kazandırmalarla — çeyiz, işyeri sermayesi, konut alımı için para gibi — saklı payını fiilen almış olan mirasçı, tenkis talebinde bulunamaz.

Sadece davayı açan mirasçının saklı payı korunur. Tenkis davası şahsi nitelikte olup davaya katılmayan diğer mirasçılar bu hükümden yararlanamaz.

Saklı Pay Oranları (TMK m. 506)

Saklı pay, yasal miras payı üzerinden hesaplanır. Her saklı pay sahibi için oran farklıdır:

Altsoy için: Yasal miras payının yarısı (1/2). Örneğin iki çocuğu olan bir mirasbırakanda her çocuğun yasal payı 1/2’dir; saklı pay ise bu payın yarısı olan 1/4’tür. Yani miras toplamının en az 1/4’ü her çocuğa güvence altındadır.

Ana ve baba için: Her biri için yasal miras payının dörtte biri (1/4). Ana veya babanın yasal payının 1/4’ü saklı pay olarak korunur.

Sağ kalan eş için: Birlikte mirasçı olduğu zümreye bakılmaksızın yasal payının tamamı saklı paydır. Altsoy veya ana-baba zümresiyle birlikte mirasçıysa yasal payı ne ise saklı payı da o kadardır. Diğer hallerde (3. zümre ile veya tek başına mirasçıysa) yasal payının 3/4’ü saklı paydır. Eşin saklı payı en güçlü korunan kategoridir.

Net Tereke Tespiti ve Hesaplama Yöntemi

Saklı payın zedelenip zedelenmediğini anlamak için önce net terekeyi doğru tespit etmek gerekir. Bu hesaplama iki aşamalıdır.

Birinci aşama — Aktifler: Mirasbırakanın ölüm tarihindeki tüm mal varlığı belirlenir. Buna, tenkise tabi sağlararası kazandırmalar da eklenir (TMK m. 507, 508). Tereke mevcudunun resen araştırılması zorunludur; hakim bu konuda kendiliğinden harekete geçmelidir.

İkinci aşama — Pasifler: Mirasbırakanın borçları, cenaze ve defin giderleri, terekeyi mühürleme ve yazım giderleri ile mirasbırakanla birlikte yaşayanların üç aylık geçim giderleri aktiften indirilir.

Bu iki aşamanın sonucunda ulaşılan rakam net terekedir. Saklı paylar ve tasarruf edilebilir kısım bu rakam üzerinden hesaplanır.

Değerleme ilkesi kritiktir: Tereke, mirasın açıldığı — yani ölüm — tarihindeki fiyatlara göre değerlendirilir. Ancak bölünmez mallarda tenkise hükmedilirken malın karar tarihindeki rayiç değeri esas alınır. Bu iki farklı değerleme tarihinin karıştırılması, tenkis hesabını baştan yanlış temele oturtur.

Pratik örnek: Net tereke 900.000 TL, iki çocuk ve eş var. Her çocuğun yasal payı = 900.000 × 3/8 = 337.500 TL; saklı payı = 337.500 × 1/2 = 168.750 TL. Eşin yasal payı = 900.000 × 1/4 = 225.000 TL; saklı payı = 225.000 (tamamı). Mirasbırakan bu rakamların altında pay bırakırsa tenkis talebi gündeme gelir.

Tenkis Davası: Niteliği ve Şartları

Tenkis davası; mirasbırakanın saklı payları zedeleyen tasarruflarının yasal sınıra çekilmesini sağlayan, geçmişe etkili sonuç doğuran yenilik doğurucu (inşai) bir davadır (TMK m. 560). Dava sonucunda kazandırma tamamen geçersiz olmaz; yalnızca saklı payı aşan kısım oranında indirilir.

Davanın dinlenebilmesi için temel koşul şudur: mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırma ile saklı pay sahiplerinin haklarını fiilen zedelemiş olması gerekir. Soyut bir tehdit yeterli değildir; somut bir zarar olmalıdır.

Davacı, saklı payı zedelenen mirasçıdır. Davalı, lehine kazandırma yapılan kişidir; bu üçüncü bir kişi de olabilir. Ancak mirasbırakandan malı devralan kişinin bu malı bir başkasına devretmesi halinde, üçüncü kişinin kötüniyeti ispatlanmadıkça tenkis davası doğrudan üçüncü kişiye yöneltilemez (Yargıtay İBK, 13.01.1975).

Vasiyetnamede saklı payın zedelendiğinin ileri sürülmesi, ayrıca bir talep olmasa dahi tenkis istemini de kapsar. Bu nedenle dava dilekçesinin kapsamı konusunda titiz olmak gerekir.

Tenkise Tabi Sağlararası Kazandırmalar (TMK m. 565)

Mirasbırakanın sağlığında yaptığı her bağış veya devir tenkise tabi değildir. TMK m. 565 bu konuda sınırlı sayıda (numerus clausus) bir liste öngörmektedir:

Miras payına mahsuben kazandırmalar: Mirasbırakanın mirasçılarından birine çeyiz, işyeri kurma sermayesi veya benzeri nitelikte yaptığı ödemeler. Bu ödemelerin miras payından sayılmasını mirasbırakan açıkça belirtmişse veya denkleştirme yükümlülüğü doğmuşsa tenkise tabidir.

Miras haklarının tasfiyesi amacıyla yapılan kazandırmalar: Mirasbırakanın ölümünden önce mirasçılarla yaptığı paylaşıma benzer düzenlemeler.

Serbestçe dönme hakkı saklı tutulan bağışlamalar ve ölümden önceki 1 yıl içinde yapılan adet dışı bağışlamalar: Mirasbırakanın ölümünden 1 yıl önce yaptığı olağandışı bağışlar tenkise tabidir. Olağan ve dönemsel bağışlar bu kapsamın dışındadır.

Saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığı açık olan kazandırmalar: Bu kategori en geniş kapsamlıdır; zaman sınırı yoktur. Mirasbırakanın saklı payları bertaraf etme kastıyla yaptığı her türlü kazandırma — resmi satış görünümü altında gerçekleştirilen bağışlar dahil — bu kapsama girer. Örneğin murisin çok küçük yaştaki bir yakını adına bedeli kendisi ödeyerek taşınmaz yaptırması, bu bentte değerlendirilebilir.

Mirasçı nasbı (atanmış mirasçılık) halinde ise TMK m. 564 değil, mirasçı nasbına ilişkin özel hükümler uygulanır; atanmış mirasçı külli halef sıfatıyla tereke payı sahibi olur.

Tasarruf Edilebilir Kısım ve İhlal Kastı

Mirasbırakanın saklı paylar dışında kalan ve üzerinde serbestçe tasarruf edebildiği kısma tasarruf edilebilir kısım (tasarruf nisabı) denir. Bir kazandırmanın tenkise tabi olabilmesi için önce tasarruf nisabının aşılmış olması gerekir.

Ancak tasarruf oranının aşılması tek başına yeterli değildir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez; objektif ve sübjektif unsurlar birlikte değerlendirilmelidir. Mirasbırakanın kastının tespitinde; kazandırmanın zamanlaması, miktarı, lehdar ile ilişkisi ve yapıldığı koşullar bir bütün olarak ele alınır.

Mal rejimi sözleşmesiyle sağ kalan eşe yapılan aşırı kazandırmalar da bu değerlendirmeye konu olabilir; ortak olmayan altsoyun saklı payını ihlal ediyorsa tenkis davası gündeme gelir.

Tenkiste Sıra ve Sorumluluk (TMK m. 570)

Mirasbırakanın birden fazla tasarrufu varsa ve hepsi birden tenkise tabi tutulursa, TMK m. 570 belirli bir sıralama öngörmektedir. Bu sıra emredici niteliktedir; hakim resen uygulamak zorundadır.

Sıralama şöyledir: önce ölüme bağlı tasarruflar (vasiyetname, miras sözleşmesi vb.) tenkis edilir. Bunların tenkisiyle saklı pay karşılanamıyorsa sağlararası kazandırmalara geçilir; bu kazandırmalar en yeni tarihten en eski tarihe doğru sırayla tenkis edilir. Kamu tüzel kişileri ile hayır kurumlarına yapılan kazandırmalar ise en son sırada tenkise tabi tutulur.

Sorumluluk açısından: davalı, saklı paylı mirasçı ise saklı payından fazla olarak aldığı miktar ile sorumludur (TMK m. 561). Birden fazla kazandırma söz konusuysa tenkis orantılı olarak yapılır (TMK m. 563); yani her kazandırma kendi payı oranında tenkise tabi tutulur.

Bölünmez Mal Vasiyetinde Seçimlik Haklar (TMK m. 564)

Tenkise tabi mal, değerinde azalma olmaksızın bölünemeyen bir taşınmaz gibi bir mal ise davalıya seçimlik hak tanınır. Bu hak son derece önemlidir; mahkeme seçimi davalıya sormadan karar veremez.

Birinci seçenek: Davalı, tenkisi gereken kısmın bedelini nakden ödeyerek malın tamamını elinde tutabilir.

İkinci seçenek: Davalı, tasarruf edilebilir kısmın bedelini alarak malı tamamen terekeye (mirasçılara) bırakabilir.

Bu seçimlik hakkın değerlemesinde 11.11.1994 tarihli 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı belirleyicidir: malın karar tarihindeki rayiç değeri esas alınır ve bu değer “Sabit Tenkis Oranı” ile çarpılarak nakden ödetilmesine hükmedilir. Tereke tespitinde ölüm tarihi, bölünmez mal bedelinde ise karar tarihi esas alındığından bu iki tarihin birbiriyle karıştırılmaması kritik önem taşır.

İntifa Hakkı ve İrat Bağlanan Kazandırmalar (TMK m. 568)

Mirasbırakan, terekesini tasarruf edilebilir kısmı aşan bir intifa hakkı veya irat borcu ile yükümlü kılarsa, mirasçılar iki yoldan birini seçebilir: ya bu yükümlülüğün tenkisini isteyebilirler ya da tasarruf edilebilir kısmı davalıya vererek mal üzerindeki intifa hakkı veya irat yükümlülüğünün kaldırılmasını talep edebilirler. Bu seçimlik hak da davalıya değil, davacı mirasçılara tanınmıştır.

Muris Muvazaası ile Tenkis Arasındaki İlişki

Uygulamada tenkis davası ile muris muvazaasına dayalı tapu iptal davası çoğunlukla iç içe geçer. İki dava arasındaki temel fark şudur: muvazaa iddiasında işlem tamamen geçersizdir ve zamanaşımı işlemez. Tenkis davasında ise işlem geçerlidir; yalnızca saklı payı aşan kısım oranında indirilir.

Mirasbırakanın gerçekte bağış niteliğinde olan bir işlemi satış görünümü altında gerçekleştirmesi — muvazaalı temlik — saklı payı zedeliyorsa hem muvazaa hem tenkis yoluna ayrı ayrı ya da terditli (kademeli) olarak başvurulabilir. Yargıtay, muvazaa davası ile tenkis davası arasındaki hukuki ilişkiyi gözetmekte ve muvazaa davası varsa tenkis davasını bekletici mesele yapılması gerekebileceğini kabul etmektedir.

Dava stratejisi açısından muvazaa iddiası ile tenkis talebinin kademeli olarak ileri sürülmesi — önce muvazaa, yetmezse tenkis — hak kaybını önlemenin en güvenli yoludur.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli Mahkeme

Tenkis davası asliye hukuk mahkemesinde görülür. Tenkis talebi bir taşınmaza ilişkinse ve tapu iptal-tescil talebi de varsa görevli mahkeme yine asliye hukuk mahkemesidir. Aile mahkemelerinin görev alanına giren mal rejimi tasfiyesi davası ile tenkis davası farklı mahkemelerde görülür; her iki talep aynı dava dilekçesinde yer alsa dahi bu görev ayrımına dikkat edilmesi gerekir.

Yetkili Mahkeme (HMK md. 11)

Mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (HMK md. 11/1). Tenkise konu mal bir taşınmazsa taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi de yetkili olabilir; ancak tereke davası niteliği ağır basıyorsa son yerleşim yeri mahkemesi önceliklidir. İstanbul’da tenkis davası açılacaksa mirasbırakanın son ikamet adresinin bağlı olduğu adliye esas alınır.

Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler (TMK m. 571)

Dava Zamanaşımı

Tenkis davası açma hakkı iki ayrı süreyle sınırlıdır. Subjektif süre: Mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl. Objektif süre: Vasiyetnamelerde vasiyetnamenin açılma tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılma tarihinden itibaren 10 yıl. Her iki sürenin de dolması halinde tenkis hakkı zamanaşımına uğrar.

Def’i Yolu

Tenkis hakkı, bir dava yoluyla değil savunma (def’i) yoluyla da ileri sürülebilir. Bu durumda zamanaşımı süresi uygulanmaz; dava yoluyla tenkis talebi zamanaşımına uğramış olsa bile savunma yoluyla tenkis iddiası her zaman ileri sürülebilir.

Muvazaa İddiasında Süre

Muris muvazaasına dayalı iptal talepleri zamanaşımına tabi değildir; muvazaa iddiası itiraz yoluyla her zaman ileri sürülebilir. Bu nedenle tenkis süresi kaçırılmışsa muvazaa yolunun açık olup olmadığı titizlikle değerlendirilmelidir.

Emsal Yargıtay Kararları

Tenkis davasının dinlenebilmesi için ön koşul kesindir: mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırmayla saklı pay sahiplerinin haklarını fiilen zedelemiş olması şarttır; soyut tehdit yeterli değildir. (Yargıtay 1. HD, E. 2012/5162, K. 2012/13015, T. 15.11.2012)

2007 değişikliğiyle kardeşlerin saklı payı tamamen kaldırılmıştır; bu tarihten sonra açılan miraslarda yeğenlerin de saklı pay hakkı bulunmamakta, tenkis talepleri reddedilmektedir. (Yargıtay 8. HD, E. 2013/21910, K. 2014/16475, T. 19.09.2014)

Tenkis davalarında terekeye dahil taşınır ve taşınmazların belirlenmesi hakime ait bir görevdir; tereke mevcudunun resen araştırılması zorunludur. (Yargıtay 2. HD, E. 2006/2389, K. 2006/5508, T. 11.04.2006)

Saklı pay zedelenmesi TMK m. 506’daki oranlar üzerinden hesaplanmak zorundadır; bu oranları yanlış uygulayan kararlar bozma nedenidir. (Yargıtay 1. HD, E. 2014/21760, K. 2017/2277, T. 03.05.2017)

Tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez; objektif ve sübjektif unsurlar birlikte değerlendirilmelidir. (Yargıtay 1. HD, E. 2014/11722, K. 2016/2880, T. 09.03.2016)

Mutlak tenkiste TMK m. 570’deki sıralamaya uyulmalı; önce ölüme bağlı tasarruflar tenkis edilmeli, saklı pay ancak bunlarla tamamlanamazsa sağlararası tasarruflara geçilmelidir. (Yargıtay 1. HD, E. 2019/4071, K. 2021/93, T. 13.01.2021)

Bölünemeyen malda davalıdan tercihi sorulmadan karar verilemez; seçimlik hak kullandırılmadan verilen tenkis kararı usule aykırıdır ve karar tarihindeki rayiç değer üzerinden nakit ödetilmelidir. (Yargıtay 1. HD, E. 2016/8277, K. 2019/2476, T. 08.04.2019)

Mirasbırakandan malı devralan kişinin bunu üçüncü kişiye devretmesi halinde, üçüncü kişinin kötüniyeti ispatlanmadıkça tenkis davası doğrudan üçüncü kişiye yöneltilemez. (Yargıtay İBK, 13.01.1975, E. 1975/7, K. 1975/1)

Vasiyetnamede saklı payın zedelendiğinin ileri sürülmesi, ayrıca açık bir talep olmasa dahi tenkis istemini kapsar; dava dilekçesinin yorumunda bu husus gözetilmelidir. (Yargıtay 3. HD, E. 2014/3092, K. 2014/10009, T. 23.06.2014)

Tenkis iddiası savunma yoluyla (def’i olarak) her zaman ileri sürülebilir; tenkis davası zamanaşımına uğramış olsa bile def’i hakkı varlığını korur. (Yargıtay 1. HD, E. 2022/4653, K. 2022/5105, T. 23.06.2022)

Murisin küçük yaştaki davalı adına bedeli kendisi ödeyerek yaptırdığı taşınmaz alımı, saklı pay ihlal kastı taşıyan sağlararası bir kazandırma olarak tenkise konu edilebilir. (Yargıtay 1. HD, E. 2013/631, K. 2013/16540, T. 22.11.2013)

Saklı Pay Oranları Tablosu

Saklı Pay SahibiYasal Miras PayıSaklı Pay OranıNet Tereke Üzerindeki Karşılığı (Örnek: 2 Çocuk + Eş)
Altsoy (her çocuk)Zümreye göre değişirYasal payının 1/2’si3/8 × 1/2 = 3/16
AnaZümreye göre değişirYasal payının 1/4’ü
BabaZümreye göre değişirYasal payının 1/4’ü
Sağ kalan eş (altsoy ile)1/4Yasal payının tamamı (1/4)1/4
Sağ kalan eş (ana-baba ile)1/2Yasal payının tamamı (1/2)1/2
Sağ kalan eş (diğer haller)3/4 veya tamamıYasal payının 3/4’ü
Kardeşler (2007 sonrası)Saklı pay yok — tenkis davası açamazlar

Sık Sorulan Sorular

Saklı pay nedir, kısaca nasıl tanımlanır?

Saklı pay; mirasbırakanın üzerinde tasarruf edemediği, kanunla altsoy, ana-baba ve sağ kalan eş için güvence altına alınmış asgari miras payıdır. Mirasbırakan vasiyetname düzenleyerek veya sağlığında bağış yaparak bu payı tamamen ortadan kaldıramaz; aşılması halinde tenkis davası açılabilir.

Kardeşlerin saklı pay hakkı var mıdır?

Hayır. 10.05.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5650 sayılı Kanunla kardeşlerin saklı payı tamamen kaldırılmıştır. Bu tarihten sonra vefat eden kişilerin kardeşleri ve yeğenleri, miras payları ne kadar zedelenmiş olursa olsun tenkis davası açamazlar.

Tenkis davasını kim açabilir?

Saklı payı zedelenen mirasçı açabilir. Tenkis davası şahsi nitelikte olduğundan yalnızca davayı açan mirasçının saklı payı korunur; davaya katılmayan diğer mirasçılar bu hükümden yararlanamaz. Mirasbırakan tarafından sağlığında yapılan kazandırmalarla saklı payını zaten almış olan mirasçı ise tenkis talebinde bulunamaz.

Tenkis davası açma süresi ne kadardır?

İki süre geçerlidir: saklı payın zedelendiğini öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl (sübjektif süre) ve mirasın açılmasından ya da vasiyetnamenin açılma tarihinden itibaren 10 yıl (objektif süre). Bu süreler kaçırılsa bile tenkis iddiası savunma yoluyla (def’i olarak) her zaman ileri sürülebilir.

Muris muvazaası ile tenkis davası arasındaki fark nedir?

Muris muvazaasında işlem tamamen geçersizdir; mal sanki hiç devredilmemiş gibi kabul edilir ve zamanaşımı işlemez. Tenkiste ise işlem geçerlidir; yalnızca saklı payı aşan kısım oranında indirilir. Güvenli dava stratejisi, bu iki talebin terditli (kademeli) olarak birlikte ileri sürülmesidir: önce muvazaa, yetmezse tenkis.

Bölünmez bir taşınmaz tenkise tabi olursa ne olur?

Davalıya seçimlik hak tanınır: ya tenkisi gereken kısmın bedelini nakden ödeyerek taşınmazı elinde tutar, ya da tasarruf edilebilir kısmın bedelini alarak taşınmazı tamamen mirasçılara bırakır. Bu seçim, mahkemece davalıya sorulmak zorundadır. Bedel, malın karar tarihindeki rayiç değeri üzerinden hesaplanır.

Tenkis davası hangi mahkemede açılır?

Asliye hukuk mahkemesinde açılır. Yetkili mahkeme mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. İstanbul’da açılacak davalarda mirasbırakanın son ikamet adresinin bağlı olduğu adliye esas alınır; Bakırköy’de ikamet ettiyse Bakırköy Adliyesi, Kadıköy’de ikamet ettiyse Anadolu Adliyesi yetkilidir. Saklı pay ihlalinin tespiti ve dava stratejisinin doğru kurulması için miras hukuku avukatı desteği almak büyük önem taşır.

Sonuç

Saklı pay, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünü sınırlayan ve yakın mirasçıların ekonomik güvencesini koruyan temel bir miras hukuku kurumudur. Bu güvencenin ihlali halinde başvurulacak tenkis davası; net tereke hesaplamasından tenkis sırasına, bölünmez mal bedelinin değerleme tarihinden def’i yoluna kadar son derece teknik ayrıntılar içermektedir. Özellikle 2007 sonrasında kardeşlerin kapsam dışı bırakılması, muvazaa ile tenkis arasındaki ince çizgi ve zamanaşımı sürelerinin hak düşürücü niteliği, her somut olayın uzman gözüyle değerlendirilmesini zorunlu kılar.

Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak, saklı pay tespitinden tenkis davasının açılmasına, muris muvazaasına dayalı tapu iptal taleplerine kadar miras hukukunun tüm alanlarında müvekkillerimizin yanındayız. Dava açmadan önce hukuki değerlendirme yaptırmak için miras avukatı İstanbul sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Mehmet SARIOĞLU tarafından hazırlanmıştır.