Halk arasında “evlilik sözleşmesi” olarak bilinen bu hukuki araç, Türk Medeni Kanunu’nda mal rejimi sözleşmesi adıyla düzenlenmektedir. Sözleşme; eşlerin evlilik birliği süresince ve sona erdiğinde malvarlıklarının yönetimi, tasarrufu ve tasfiyesine ilişkin kuralları belirledikleri bir aile hukuku sözleşmesidir. Anayasa Mahkemesi’nin 2006/76 sayılı kararında mal rejimi, “eşlerin evlilik birliğinden önce ve/veya evlilik birliği devam ederken sahip oldukları mal varlıkları üzerindeki hak ve yükümlülüklerini, sorumluluklarını ve sona erme halinde mal varlığı değerlerinin akıbetini düzenleyen kurallar bütünü” olarak tanımlanmıştır.
Gündelik dilde bu terim zaman zaman boşanma halinde maddi talepleri veya evlilik içi görev dağılımını düzenleyen geniş kapsamlı bir anlaşma olarak algılanmaktadır. Ancak bu anlamıyla bir evlilik sözleşmesi, emredici hükümlere aykırılık sebebiyle Türk hukukunda geçerlilik doğurmaz. Evlilik sözleşmesi yalnızca malvarlığına ilişkin konuları düzenler; nafaka, velayet gibi kişisel konular kamu düzenine ilişkin olup ancak boşanma davası sırasında hâkimin onayıyla karara bağlanabilir.
Evlilik Sözleşmesinin Hukuki Niteliği
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2012/11466 sayılı kararında vurgulandığı gibi, aile hukukunda tam ve sınırsız bir sözleşme serbestisi kabul edilmemiş; özgür iradeye dayalı sözleşme serbestisinin sınırlı olarak kabul edildiği ve kullanıldığı görülmektedir. Bu sınırlılık üç temel kural çerçevesinde kendini göstermektedir.
Birincisi, eşler ancak kanunda sayılan mal rejimleri arasında seçim yapabilir; bunları birleştiremez veya kanun dışı yeni bir rejim yaratamaz (Yargıtay 2. HD, 2023/626). İkincisi, sözleşme geçerlilik şartı olarak mutlaka noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmalıdır. Üçüncüsü, mal rejimi sözleşmesi kural olarak yapıldığı tarihten itibaren ileriye dönük hüküm doğurur; geçmişe etkili olarak yalnızca yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin seçilmesi mümkündür.
Mal rejimi tasfiyesinden doğan hak, ayni (mülkiyet) bir hak değil, şahsi nitelikte bir alacak hakkıdır. Yargıtay bu ilkeyi 8. HD 2015/19691 ve 2. HD 2023/626 sayılı kararlarında istikrarlı biçimde uygulamaktadır.
Mal Rejimi Seçenekleri
Türk Medeni Kanunu eşlere bir yasal ve üç seçimlik mal rejimi sunmaktadır. Evlilik sözleşmesi bu seçenekler arasında tercih yapma aracıdır.
Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi (Yasal Mal Rejimi)
Eşler sözleşme yapmazsa bu rejim otomatik olarak uygulanır (TMK m. 218-241). Evlilik birliği süresince edinilen mallar — maaş, ticari kazanç, kira geliri gibi edinilmiş mallar — kural olarak yarı yarıya paylaşıma tabidir. Kişisel mallar (miras, bağış, evlilik öncesi edinilen mallar, manevi tazminat alacakları) paylaşım dışında kalır.
Mal Ayrılığı Rejimi (TMK m. 242-243)
Her eşin kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf hakkı bulunur. Evlilik birliği sona erdiğinde kural olarak her eş kendi malını alır; katılma alacağı hesaplanmaz. Ticari faaliyeti olan ya da önemli malvarlığına sahip eşler için sıkça tercih edilen rejimdir. Yargıtay 2. HD’nin 2023/7665 sayılı kararında incelenen mal ayrılığı sözleşmesinde “Her birimiz yasal sınırlar içerisinde kendisine ait olan malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf hakkına sahip olacaktır” hükmünün tarafların hak ve yükümlülüklerinin sınırlarını belirlediği vurgulanmıştır.
Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi (TMK m. 244-255)
Mal ayrılığının özel bir türüdür. Mal ayrılığının özelliklerini taşımakla birlikte, evlilik birliğine ve ailenin geleceğine yapılan yatırımların boşanma halinde denkleştirilmesini öngörür. Her eş kendi malları üzerinde tek başına tasarruf hakkına sahiptir; ancak tasfiyede diğer eşin mallara olan katkısı hesaba katılır.
Mal Ortaklığı Rejimi (TMK m. 256-281)
Ortaklık malları ve kişisel mallar ayrımına dayanır. Eşler ortaklık mallarına bölünmemiş bir bütün olarak sahip olur ve bu mallar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun emsal niteliğindeki 2013/1077 E., 2014/664 K. sayılı kararında, bir mal ortaklığı sözleşmesinin mal rejimi hükümlerinin yanı sıra “evliliğin ölümle sona ermesi durumunda ortaklığa ait malların sağ eşe kalacağı” şeklinde bir hüküm içerebileceği kabul edilmiş; bu hüküm mal rejimi sözleşmesinden ayrı, “ölüme bağlı bir tasarruf” olarak nitelendirilerek miras hukuku kuralları çerçevesinde değerlendirilmiştir.
Sözleşmenin Yapılma Zamanı ve Şekil Şartları
Mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce veya evlilik devam ederken herhangi bir zamanda yapılabilir. Geçerlilik için iki yol mevcuttur.
Noter yoluyla: Sözleşme noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmalıdır (TMK m. 205). Yargıtay 2. HD, 2024/1797 sayılı kararında noterde düzenleme şeklinde yapılıp taraflarca imzalanan, resmi memur önünde yapılan irade açıklamasının geçerli olduğunu teyit etmiştir. Adi yazılı şekilde yapılan ya da hâkim onayı bulunmayan anlaşmalar mal rejimi sözleşmesi olarak geçerli kabul edilmez (Yargıtay 8. HD, 2009/5015; Yargıtay 8. HD, 2015/8276).
Evlenme başvurusu sırasında: Nişanlılar, evlenme başvurusu esnasında evlendirme memuruna yazılı olarak hangi mal rejimini seçtiklerini bildirebilirler. Evlendikten sonraki bir süreçte yapılacak mal rejimi sözleşmesi ise yalnızca noterde yapılabilir.
Dikkat edilmesi gereken önemli bir konu: Yargıtay, nişanlılık döneminde yapılan mal rejimi sözleşmelerini zaman zaman geçersiz saymıştır. Doktrin bu tutumu eleştirmekte ve evlenmeden önce nişanlıların da bu sözleşmeyi yapabileceğini savunmaktadır. Bu nedenle sözleşmeyi güvence altına almak için evlenme tarihinden önce ya da evlendikten hemen sonra notere gitmek önerilmektedir.
Geçerlilik Şartları
Yargıtay kararlarından derlenen geçerlilik şartları dört başlıkta toplanmaktadır.
Ehliyet: Tarafların ayırt etme gücüne sahip ve ergin olmaları gerekir. Ayırt etme gücü bulunan küçükler ile kısıtlılar bu sözleşmeyi yalnızca yasal temsilcilerinin izniyle yapabilir.
Şekil: Noterde düzenleme veya onaylama şartı karşılanmalıdır.
İrade serbestliği: Sözleşme, tarafların özgür iradeleriyle, hile, tehdit veya esaslı hata gibi iradeyi sakatlayan durumlar olmaksızın kurulmalıdır. Yargıtay 2. HD, 2022/5215 sayılı kararında, sözleşmenin “baskı altında” veya “iradenin fesada uğratılmak suretiyle aldatılarak” imzalandığı iddialarının titizlikle araştırılması gerektiğini vurgulamıştır. Yargıtay 8. HD, 2018/11610 sayılı kararında mirasçıların dahi murisin sözleşmeyi özgür iradeyle yapıp yapmadığına ilişkin iptal davası açabileceği belirtilmiştir.
Hukuka ve ahlaka uygunluk: Sözleşme hükümleri kanunun emredici kurallarına, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olamaz (TBK m. 27).
Geçmişe Etki Yasağı: En Sık Yapılan Hata
Evlilik sözleşmelerinde pratikte en çok karşılaşılan hata, geçmişe etkili mal rejimi seçimidir. Yargıtay 8. HD’nin 2015/19691 sayılı kararında bu kural açıkça ifade edilmiştir: Eşler geçmişe etkili bir biçimde edinilmiş mallara katılma rejimi dışında kanunun tanıdığı başka seçimlik bir mal rejimini evlenme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere seçemez ve belirleyemezler. Bu türden bir seçim hükümsüz olup kamu düzenine ilişkin bu yasal sınırlama sözleşme serbestisi kurallarına dayanılarak aşılamaz.
Tek istisna şudur: Evlendikten sonra yapılacak bir sözleşmeyle yasal mal rejimi olan “edinilmiş mallara katılma rejiminin” evlilik tarihinden itibaren geçerli olacağı kararlaştırılabilir. Diğer rejimler geçmişe etkili seçilemez.
Boşanma Halinde Uygulanabilmesi İçin Kritik Şart
Uygulamada en fazla hak kaybına yol açan nokta budur. Evlilik sözleşmesinin boşanma halinde uygulanabilmesi, sözleşmede bu durumun açıkça belirtilmiş olmasına bağlıdır. Bu ibarenin sözleşmede yer almaması halinde sözleşme yalnızca eşlerden birinin ölümü üzerine mal rejimi sona erdiğinde uygulanabilir; boşanma durumunda yasal mal rejimi kurallarına göre tasfiye yapılır.
Yargıtay içtihadı ve doktrin bu kuralı net biçimde ortaya koymaktadır: Eşlerin yaptığı mal rejimi sözleşmesinde, söz konusu sözleşmenin evlilik birliğinin boşanma neticesinde sona ermiş olması, mahkemece evliliğin iptali yönünde bir karar verilmesi ya da mahkemece mal ayrılığı rejimine geçilmesi durumlarında da uygulanacağı açık bir şekilde yazılmalıdır.
Sözleşmenin İptali ve Geçersizliği
Geçerlilik şartlarından birinin eksikliği sözleşmenin geçersizliğine veya iptaline yol açar.
Kesin hükümsüzlük (butlan): Şekil şartına uyulmaması, konusunun imkânsız, hukuka veya ahlaka aykırı olması hallerinde sözleşme baştan itibaren geçersizdir (TBK m. 27). Evliliğin yok hükmünde olması veya butlanla sakat olması durumunda evlilik sözleşmesi de temelden etkilenir. Ancak butlanla batıl bir evlilik, hâkim kararıyla sona erdirilinceye kadar geçerli bir evliliğin sonuçlarını doğurur (TMK m. 156); bu süre içinde mal rejimi uygulanmaya devam eder.
İptal edilebilirlik: Taraflardan birinin iradesi hata, hile veya ikrah (korkutma) ile sakatlanmışsa, iradesi sakatlanan taraf belirli süre içinde sözleşmeyi iptal etme hakkına sahiptir. Bu davalarda görevli mahkeme Aile Mahkemesidir (Yargıtay 8. HD, 2016/4527).
Muvazaa: Alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yapılan mal rejimi değişiklikleri geçersizlik yaptırımıyla karşılaşabilir. TMK m. 213 güvencesi açıktır: Mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi veya önceki rejimin tasfiyesi, eşlerin veya ortaklığın alacaklılarının haklarını ihlal edemez. Yargıtay 8. HD, 2016/10565 sayılı kararda bu hükmü uygulamıştır.
Miras Hukukuna Etkisi
Mal rejimi sözleşmesi bir mirastan feragat sözleşmesi değildir ve sağ kalan eşin yasal mirasçılık sıfatını ortadan kaldırmaz. Yargıtay 7. HD, 2023/1878 sayılı kararında bir protokolün mal rejimi sözleşmesi niteliğinde olduğunu ve “mal rejimi sözleşmesine dayanılarak davalının murisin mirasçısı olmadığının tespitinin mümkün olmadığına” karar vermiştir.
Miras haklarından vazgeçmek için TMK m. 528’e uygun, resmi vasiyetname şeklinde bir “mirastan feragat sözleşmesi” yapılması gerekir. Bu iki belgeyi birbirine karıştırmak ciddi hak kayıplarına yol açmaktadır.
Bununla birlikte, mal rejimi tasfiyesinden doğan katılma alacağı terekenin borcu olarak kabul edilir ve miras payından önce ödenir. Bu dolaylı etki, özellikle yüksek değerli malvarlığı olan evliliklerde mirasçılar açısından son derece önemlidir.
Sözleşmenin Değiştirilmesi veya Feshi
Eşler, evlilik birliği devam ettiği sürece anlaşarak mal rejimi sözleşmesini her zaman değiştirebilir veya tamamen ortadan kaldırarak yasal mal rejimine dönebilirler. Bu değişiklik veya fesih işlemi de yine noterde kanunun öngördüğü şekil şartına uygun olarak yapılması zorunludur (TMK m. 203). Yargıtay HGK’nın 2023/582 E., 2025/24 K. sayılı kararında TBK m. 138 çerçevesinde, sözleşme yapıldıktan sonra ortaya çıkan olağanüstü durumlar nedeniyle sözleşmenin uyarlanmasının da gündeme gelebileceği belirtilmiştir.
Boşanma Protokolü ile Karıştırılmaması
Evlilik sözleşmesi, boşanma aşamasında yapılan anlaşmalı boşanma protokolünden tamamen farklı bir belgedir. Boşanma protokolü, boşanma davasında hâkimin onayına sunulan ve çocukların durumu ile mali sonuçları düzenleyen bir belgedir; mal rejimi sözleşmesinin seçimi veya değişikliği niteliğinde olmadığından TMK m. 205 kapsamında değerlendirilemez.
Evlilik Sözleşmesi ile Düzenlenemeyen Konular
Sözleşme kapsamı dışında kalan konuları net biçimde bilmek, ilerideki uyuşmazlıkları önler. Şu konular mal rejimi sözleşmesiyle düzenlenemez: nafaka ve velayet (bunlar kamu düzenine ilişkin olup hâkim kararına bağlıdır), boşanma hakkının kaldırılması veya boşanma sebeplerinin belirlenmesi, evlilik içindeki kişisel yükümlülükler (sadakat, birlikte yaşama gibi), miras haklarından feragat.
Sıkça Sorulan Sorular
Evlilik sözleşmesi yapmak zorunlu mudur?
Hayır. Sözleşme yapılmadığı takdirde yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi otomatik olarak uygulanır. Evlilik içinde edinilen mallar boşanma halinde kural olarak yarı yarıya paylaşılır.
Evlilik sözleşmesini evlendikten sonra yapabilir miyiz?
Evet. Evlenmeden önce veya evlilik birliği devam ettiği sürece herhangi bir zamanda noterde yapılabilir.
Sözleşme geçmişe etkili olabilir mi?
Kural olarak hayır. Sadece, evlendikten sonra yapılacak bir sözleşmeyle yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin evlilik tarihinden itibaren geçerli olacağı kararlaştırılabilir. Diğer rejimler (mal ayrılığı, mal ortaklığı, paylaşmalı mal ayrılığı) geçmişe etkili seçilemez.
Eşimin mirasından tamamen vazgeçmemi sağlayabilir mi?
Hayır. Mal rejimi sözleşmesi mirastan feragat sözleşmesi değildir; mirasçılık sıfatını ortadan kaldırmaz. Miras haklarından vazgeçmek için ayrıca TMK m. 528’e uygun mirastan feragat sözleşmesi yapılması gerekir.
Sözleşme boşanma davasını engeller mi?
Hayır. Evlilik sözleşmesi boşanma sebeplerini veya boşanma hakkını ortadan kaldırmaz. Yalnızca boşanmanın mali sonuçlarını, yani mal paylaşımını düzenler.
Sözleşme iptal edilebilir mi?
Evet. Şekil şartına uyulmaması, hile veya baskı altında imzalanması, hukuka ya da ahlaka aykırı hükümler içermesi hallerinde iptali talep edilebilir. İptal davası Aile Mahkemesi’nde görülür.
Ticari faaliyetim var, hangi rejimi seçmeliyim?
Ticari riskleri evlilik malvarlığından ayrıştırmak isteyen eşler için mal ayrılığı rejimi genellikle daha koruyucudur. Ancak her durumun kendine özgü koşulları bulunduğundan sözleşme hazırlanmadan önce avukat desteği alınması zorunludur.
Evlilik Sözleşmesi Hazırlarken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Yargıtay kararları ve hukuki uygulamadan derlenen kritik noktalar şunlardır: Sözleşme mutlaka noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmalıdır; adi yazılı anlaşmalar geçersizdir. Sözleşmenin boşanma, evliliğin iptali veya mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçiş hallerinde de uygulanmasının istendiği, belgede açıkça yazılmalıdır — bu ibarenin eksikliği sözleşmeyi ölüm halleriyle sınırlar. Kanunda sayılmayan özel bir rejim yaratılamaz; seçim yalnızca mevcut dört rejim arasında yapılabilir. Mal rejimi sözleşmesi, nafaka veya velayet konularını düzenleyemez. Alacaklıların haklarını zedeleme amacı taşıyan sözleşmeler muvazaa nedeniyle geçersiz sayılır. Sözleşmeyi değiştirmek veya feshetmek de yine noter şartını gerektirir.
Evlilik Sözleşmesinde Avukat Desteğinin Önemi
Yargıtay kararlarında istikrarlı biçimde vurgulanan en önemli nokta şudur: mal rejimi sözleşmesinin hukuki niteliğinin karmaşıklığı, özellikle miras hukuku ile olan kesişim noktaları, geçmişe etki yasağı ve boşanmada uygulanabilirlik şartı, bu tür bir sözleşme hazırlanırken veya buna ilişkin bir uyuşmazlık yaşanırken mutlaka uzman bir hukukçudan profesyonel destek alınmasını zorunlu kılmaktadır.
Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak İstanbul boşanma avukatı kadromuzla evlilik sözleşmelerinin hazırlanmasından uyuşmazlıkların çözümüne, mal rejimi tasfiye davalarından iptal davalarına kadar tüm aşamalarda yanınızda yer alıyoruz. Bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Mehmet SARIOĞLU tarafından hazırlanmıştır.