İçindekiler
- Giriş
- Reddi Miras Nedir? Yasal Dayanak
- Gerçek Ret ve Hükmen Ret Ayrımı
- Ret Hakkına Sahip Olanlar
- Ret Süresi ve Sürenin Uzatılması
- Reddin Usulü ve Şekli
- Ret Hakkının Düşmesi
- Borca Batık Tereke ve Hükmen Ret
- Reddin Hukuki Sonuçları: Külli Halefiyetin Sona Ermesi
- Zümre Geçişleri ve Pay Dağılımı
- En Yakın Mirasçıların Tamamının Reddi
- Sonra Gelen Mirasçılar Yararına Ret
- Küçüklerin Durumu ve Kayyım Tayini
- Alacaklıların Korunması ve Reddin İptali
- Görevli ve Yetkili Mahkeme
- Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler
- Emsal Yargıtay Kararları
- Sık Sorulan Sorular
- Sonuç
Giriş
Bir yakınınızın vefatının ardından sizi bekleyen sürpriz, sadece hüzün değil; milyonlarca liralık borç da olabilir. Türk Medeni Kanunu’nda benimsenen külli halefiyet ilkesi uyarınca mirasçılar, mirasbırakanın hem mal varlığını hem de borçlarını bir bütün olarak devralmaktadır. İşte tam bu noktada reddi miras kurumu devreye girer: Mirasçıya, istemediği bir borç yüküne girmeme hakkını tanıyan, bozucu yenilik doğuran temel bir hukuki araçtır. Özellikle borca batık terekelerde, 3 aylık hak düşürücü süre kaçırıldığında ya da tereke mallarına yanlış müdahalede bulunulduğunda telafisi güç sonuçlar doğabilmektedir. Bu nedenle sürecin bir miras avukatı İstanbul desteğiyle yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Bu makalede reddi mirasın ne anlama geldiğini, nasıl yapılacağını, hangi hallerde ret hakkının düşeceğini ve Yargıtay’ın güncel uygulamalarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.
Reddi Miras Nedir? Yasal Dayanak
Reddi miras nedir sorusunun yanıtı, Türk Medeni Kanunu’nun 605 ile 618. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kanun bu kurumu şöyle tanımlamaktadır: yasal ve atanmış mirasçıların, mirasbırakanın ölümüyle kendiliğinden kazandıkları mirasçılık sıfatını ve buna bağlı tüm hak ile borçları tek taraflı irade beyanıyla reddetme yetkisidir. Ret beyanı, mirasın açıldığı andan itibaren geriye dönük sonuç doğurur; sanki mirasçı hiç mirasçılık sıfatı kazanmamış gibi hukuki bir konum oluşturur.
Reddi miras, miras hukukunun temel direği olan külli halefiyet ilkesinin mirasçı aleyhine yarattığı ekonomik ve hukuki risklere karşı bir emniyet supabı işlevi görür. Miras, bölünemez bir kütle olarak mirasçılara geçtiğinden mirasçı yalnızca aktifi değil, tereke pasifini de üstlenmek durumundadır. Ret hakkı, bu zorunlu mirasçılık baskısını mirasçı iradesine bırakarak dengelemektedir.
Gerçek Ret ve Hükmen Ret Ayrımı
Türk miras hukukunda iki tür ret mekanizması mevcuttur.
Gerçek ret, mirasçının süresi içinde sulh mahkemesine yapacağı açık irade beyanıyla gerçekleşir (TMK md. 609). Sözlü ya da yazılı olabilir; koşulsuz ve kayıtsız olmalıdır. Beyanın mahkemeye ulaşması yeterli olup ayrıca delil aranmaz.
Hükmen ret ise mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması halinde mirasın reddedilmiş sayılmasıdır (TMK md. 605/2). Bu bir yasal karinedir; mirasçının herhangi bir irade beyanına gerek yoktur ve —kritik bir fark olarak— üç aylık hak düşürücü süreye tabi değildir. Her zaman ileri sürülebilir.
İki tür arasındaki farkın uygulamaya yansıması şudur: gerçek ret çekişmesiz yargı kapsamında hasımsız olarak Sulh Hukuk Mahkemesi’nde yürütülürken, hükmen reddin tespiti alacaklılara karşı hasımlı biçimde Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılmaktadır.
Ret Hakkına Sahip Olanlar
TMK md. 605/1 uyarınca hem yasal mirasçılar hem de vasiyetname ile atanmış mirasçılar mirası reddedebilir. Yasal mirasçılar arasında sağ kalan eş, çocuklar, torunlar, anne-baba, kardeşler ve daha uzak kan hısımları sayılabilir. Atanmış mirasçılar ise mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufu (vasiyetname veya miras sözleşmesi) ile mirasçı olarak belirlenmiş kişilerdir; ret beyanı için öngörülen süre, tasarrufun kendilerine resmi olarak bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Önemli bir pratik nokta: ret beyanının vekil aracılığıyla yapılması halinde vekaletnamede özel yetki bulunması zorunludur. Genel vekaletnameyle mirasın reddi işlemi yapılamaz; Yargıtay’ın güncel uygulaması bu yönde yerleşmiştir.
Ret Süresi ve Sürenin Uzatılması
Mirasın gerçek reddi için tanınan süre 3 aydır ve hak düşürücü niteliktedir; mahkemece re’sen gözetilir (TMK md. 606). Bu süre:
- Yasal mirasçılar için: mirasbırakanın ölümünü ve kendi mirasçılık sıfatlarını öğrendikleri tarihten,
- Atanmış mirasçılar için: ölüme bağlı tasarrufun kendilerine resmi olarak tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar.
Mirasçı, mirasbırakanın vefatını ölüm tarihinde değil de sonradan — örneğin noter ihtarnamesiyle — öğrenmişse, 3 aylık süre bu öğrenme anından itibaren işlemeye başlar. Yargıtay bu konuda biçimsel tebliğ tarihini değil fiili öğrenme tarihini esas almaktadır.
Önemli sebeplerin varlığı halinde sulh hakimi ret süresini uzatabilir veya mirasçıya ek süre tanıyabilir (TMK md. 615). Terekenin borç-alacak dengesinin belirsizliği ve bu konuda görülmekte olan bir tereke tespiti davasının varlığı, Yargıtay’ın “önemli sebep” olarak kabul ettiği başlıca durumlar arasındadır.
Reddi Miras Nasıl Yapılır? Reddin Usulü ve Şekli
Ret beyanı, mirasbırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi’ne sözlü veya yazılı olarak yapılır (TMK md. 609). Beyanın koşulsuz ve kayıtsız olması zorunludur; “borçlar hariç kabul ediyorum” gibi kısmi ya da şartlı ret beyanları geçersizdir.
Beyan, mahkemeye ulaştığı an hukuki sonuç doğurur; ret kayıt defterine kaydedilir. Uygulamada ispat kolaylığı bakımından yazılı dilekçeyle ya da mahkeme tutanağına geçirilerek yapılması tercih edilmektedir. Sözlü beyanın geçerliliği teorik olarak kabul edilmekle birlikte, ispat güçlüğü nedeniyle savunuculuk açısından riskli bir yol olarak görülmektedir.
Mirasın gerçek reddi çekişmesiz yargı işidir ve hasımsız olarak açılır. Karşı taraf gösterilmesi gerekmediği gibi, bu konuda açılmış bir dava da söz konusu değildir; mirasçı yalnızca beyanını mahkemeye iletmektedir.
Ret Hakkının Düşmesi
Ret hakkının düşmesi, mirasçılar için en kritik risk alanlarından biridir. TMK md. 610 uyarınca aşağıdaki durumlarda mirasçı ret hakkını kaybeder ve mirası zımnen kabul etmiş sayılır:
- 3 aylık süre içinde ret beyanında bulunmamak,
- Tereke işlerine olağan yönetim sınırlarını aşacak biçimde karışmak (örneğin tereke malını satmak, borç ödemek, yeni sözleşme kurmak),
- Tereke mallarını gizlemek,
- Tereke mallarını kendine mal etmek.
Yargıtay bu konuda son derece katı bir tutum sergilemektedir. Özellikle mirasbırakanın banka hesabından para çekmek, tapu devri yapmak veya tereke alacaklarını tahsil etmek gibi eylemler, olağan yönetim sınırlarını açıkça aştığından ret hakkını düşürmektedir.
Öte yandan mirasçılık belgesi (veraset ilamı) çıkartılması, tek başına mirası kabul eden bir davranış olarak nitelendirilemez; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi bu hususta yerleşik içtihadını açıkça ortaya koymuştur.
Borca Batık Tereke ve Hükmen Ret
Hükmen ret, borca batık terekelerde mirasçıyı kendiliğinden koruyan bir yasal karinedir. Mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli (fiilen tespit edilebilir) ya da resmen tespit edilmiş (iflas, haciz tutanakları, icra dosyaları vb.) olması halinde miras reddedilmiş sayılır.
Terekenin borca batık olup olmadığının belirlenmesinde ölüm tarihindeki tüm aktifler ile pasifler karşılaştırılır; vergi borçları ve SGK/sosyal güvenlik prim alacakları da bu hesaba dahildir. Önemli bir pratik not: hükmen ret savunması, alacaklılar tarafından açılan icra takiplerinde veya davalarda def’i ya da itiraz olarak her zaman ileri sürülebilir; ayrıca “hükmen reddin tespiti” davası açılarak tescil de yaptırılabilir. Hukuki güvenlik açısından tespit davası açılması tavsiye edilir.
Dikkat: hükmen ret süreye tabi değildir. 3 aylık sürenin geçmesi, mirasçının hükmen ret karinesinden yararlanmasına engel teşkil etmez.
Reddin Hukuki Sonuçları: Külli Halefiyetin Sona Ermesi
Ret beyanı, mirasın açıldığı tarihten —yani mirasbırakanın ölüm gününden— itibaren geriye dönük sonuç doğurur. Bu andan itibaren:
- Mirasçının mirasçılık sıfatı ölüm tarihi itibarıyla son bulur.
- Mirasçı, tereke borçlarından kendi şahsi malvarlığıyla sorumlu olmaktan kurtulur.
- Külli halefiyet gereği geçici olarak üstlenilen tüm hak ve borçlar geçmişe etkili biçimde ortadan kalkar.
- Bu sonuç üçüncü kişilere karşı da hüküm ifade eder.
Mirasın reddi aynı zamanda mirasçının pasif husumet ehliyetini de ortadan kaldırır; reddeden mirasçı artık tereke borçları gerekçesiyle açılacak davalarda davalı sıfatını taşımaz.
Zümre Geçişleri ve Pay Dağılımı
Mirası reddeden yasal mirasçı, sanki mirasbırakandan önce ölmüş gibi kabul edilir (TMK md. 611). Bu durumda reddeden mirasçının payı:
- Onun altsoyu varsa —kural olarak— bu altsoya geçer.
- Altsoy yoksa ya da altsoyun tamamı da reddederse, pay aynı zümredeki diğer mirasçılara dağılır.
- Birinci zümrenin tamamı (çocuklar) reddederse pay sağ kalan eşe geçer (TMK md. 613).
Pay dağılımı hesaplanırken miras payı hesabının genel kuralları uygulanır; reddeden mirasçının hissesi önce hesap dışı bırakılır, kalan mirasçılar arasında yasal oranlar çerçevesinde yeniden paylaştırılır.
En Yakın Mirasçıların Tamamının Reddi
En yakın zümredeki yasal mirasçıların tamamı mirası reddederse, sulh mahkemesi mirası iflâs hükümlerine göre tasfiye eder (TMK md. 612). Bu durumda sonraki zümrelerin mirasçılığı sorgulanmaz; mahkeme redleri tespit edip re’sen tasfiye sürecini başlatmakla yükümlüdür. Tasfiye sonucunda kalan aktif varsa, bu kez sırasıyla sonraki zümrelere geçiş söz konusu olur.
Uygulamada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: tüm mirasçılar ret beyanında bulunmuşsa, alacaklıların tasfiye sürecine dahil edilebilmesi için mahkemenin re’sen harekete geçmesi zorunludur; mirasçılardan herhangi birinin ayrıca tasfiye talebinde bulunmasına gerek yoktur.
Sonra Gelen Mirasçılar Yararına Ret
TMK md. 614 çerçevesinde mirasçılar, mirası reddetmeden önce kendilerinden sonra gelen mirasçılara mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını isteyebilirler. Bu talep üzerine sulh hakimi, reddi bir sonraki zümredeki mirasçılara bildirir ve onları kabul veya ret beyanına davet eder. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, bu yolun yalnızca reddedenin kendisinden sonraki zümreye yönelik bir “bildirim hakkı” niteliği taşıdığını, birden fazla zümreyi doğrudan bağlamadığını vurgulamaktadır.
Küçüklerin Durumu ve Kayyım Tayini
Küçük bir mirasçı adına miras reddi işleminin yapılabilmesi için kural olarak yasal temsilcinin (anne ve/veya baba) beyanı yeterlidir. Ancak anne ya da babanın aynı terekenin mirasçısı sıfatını taşıdığı durumlarda — yani hem anne hem çocuğun aynı mirasbırakandan mirasçı olduğu ve bu kişilerin çıkarlarının çatıştığı hallerde — ret işlemi için kayyım tayini zorunlu hale gelir (TMK md. 426/2).
Kayyım tayini yapılmadan gerçekleştirilen ret beyanlarının geçerliliği tartışmalıdır; mahkemeler bu tür ret beyanlarını eksik işlem saydığından, küçüklerin haklarının korunması açısından kayyım tayini yoluna başvurulması büyük önem taşır.
Alacaklıların Korunması ve Reddin İptali
Mirasın reddi, mutlak biçimde korunan bir hak değildir. Alacaklılara zarar vermek amacıyla yapılan ret, TMK md. 617 uyarınca iptal edilebilir. İptal davası, alacaklılar tarafından reddi öğrendikten itibaren 6 ay içinde açılmalıdır.
İptal davası için şu koşulların bir arada bulunması gerekir: mirasçının mirası reddetmiş olması, bu ret nedeniyle alacaklıların zarar görmesi ve mirasçının ret sırasında borcunu ödeyemeyecek durumda olması. Reddin iptali davasında mahkeme, reddeden mirasçının pay oranında sorumlu tutulmasına karar verir; ret tamamen geçersiz sayılmaz, yalnızca alacaklı bakımından hükümsüzleştirilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli Mahkeme
Reddi miras davalarında görevli mahkeme, davanın türüne göre ikiye ayrılmaktadır. Gerçek ret beyanı çekişmesiz yargı kapsamında değerlendirildiğinden (HMK md. 382/2-d), görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi‘dir. Ret beyanı hasımsız olarak bu mahkemeye yöneltilir ve kayıt altına alınır.
Hükmen reddin tespiti davası ise bir alacaklıya karşı açılan hasımlı davadır ve görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi‘dir. Alacaklıların ret beyanını iptal ettirmek için açacakları reddin iptali davası da Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülür.
Yetkili Mahkeme
HMK md. 11 uyarınca miras davalarında yetkili mahkeme, mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Belirleyici olan mirasçının değil, mirasbırakanın ikametinin son bulduğu adresin bağlı olduğu adliyedir.
İstanbul özelinde değerlendirmek gerekirse:
- Bakırköy, Bahçelievler, Bağcılar, Güngören, Zeytinburnu, Esenler → Bakırköy Adliyesi
- Beşiktaş, Beyoğlu, Şişli, Sarıyer, Kağıthane, Fatih, Bayrampaşa → Çağlayan Adliyesi
- Kadıköy, Üsküdar, Ümraniye, Maltepe, Kartal, Pendik, Tuzla ve diğer Anadolu yakası ilçeleri → Anadolu Adliyesi
- Küçükçekmece, Başakşehir, Avcılar → Küçükçekmece Adliyesi
Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler
Dava Zamanaşımı
Reddi miras ve buna bağlı davalarda uygulanacak başlıca süreler şu şekilde özetlenebilir:
| İşlem / Dava Türü | Süre | Başlangıç | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Gerçek ret beyanı | 3 ay (hak düşürücü) | Ölümü ve mirasçılık sıfatını öğrenme tarihi | TMK md. 606 |
| Hükmen ret | Süresiz | — | TMK md. 605/2 |
| Reddin iptali davası | 6 ay | Reddi öğrenme tarihi | TMK md. 617 |
| Ret süresi uzatma talebi | 3 aylık süre dolmadan | — | TMK md. 615 |
| Tenkis davası (ilişkili) | 1 yıl (öğrenmeden) + 10 yıl | Mirasın açılması | TMK md. 571 |
Ceza Zamanaşımı
Reddi miras, ceza hukukunun doğrudan uygulama alanı dışındadır; ancak tereke mallarını gizlemek veya kendine mal etmek, güveni kötüye kullanma ya da hırsızlık gibi suçların oluşmasına neden olabileceğinden bu eylemlere uygulanacak ceza hukuku zamanaşımı, dava koşullarına göre ayrıca değerlendirilir.
Emsal Yargıtay Kararları
3 aylık süre hak düşürücüdür ve mahkemece re’sen gözetilir; ret beyanı mahkemeye ulaştığı anda hüküm doğurur, ayrıca delil aranmaz. (Yargıtay 14. HD, E. 2016/9941, K. 2019/3754, T. 29.04.2019)
Mirasçı ölümü sonradan öğrenmişse 3 aylık süre fiili öğrenme tarihinden başlar; biçimsel tebliğ tarihi değil gerçek öğrenme anı esastır. (Yargıtay 14. HD, E. 2015/2357, K. 2015/5274, T. 11.05.2015)
Tereke mallarını mal edinmek veya gizlemek ret hakkını kesin olarak düşürür; Yargıtay bu konuda affedici bir tutum sergilemez. (Yargıtay 14. HD, E. 2016/16502, K. 2020/6542, T. 22.10.2020)
Mirasçılık belgesi çıkartmak tek başına mirası kabul anlamına gelmez; ret hakkı korunmaya devam eder. (Yargıtay 7. HD, E. 2022/6015, K. 2024/10, T. 08.01.2024)
Hükmen ret süreye bağlı değildir; borca batıklık her aşamada, icra takibinde def’i olarak da ileri sürülebilir. (Yargıtay 7. HD, E. 2024/2070, K. 2025/569, T. 06.02.2025)
Terekenin borca batıklığı belirlenirken vergi ve SGK prim borçları da pasif kalemler arasında değerlendirilir; aktif-pasif karşılaştırması ölüm tarihi esas alınarak yapılır. (Yargıtay 7. HD, E. 2023/388, K. 2024/181, T. 15.01.2024)
Tereke borç-alacak dengesinin belirsizliği ve bu konuda görülmekte olan tespit davası, ret süresinin uzatılması için önemli sebep oluşturur. (Yargıtay 8. HD, E. 2013/11879, K. 2014/8159, T. 25.04.2014)
Gerçek ret hasımsız olarak açılır; hükmen reddin tespiti ise alacaklıya karşı hasımlı biçimde yürütülür; görev ve husumet kuralları karıştırılamaz. (Yargıtay 20. HD, E. 2019/6127, K. 2020/319, T. 23.01.2020)
En yakın mirasçıların tamamı reddederse mahkeme re’sen tasfiye başlatmakla yükümlüdür; taraflarca talep şartı aranmaz. (Yargıtay 14. HD, E. 2017/1987, K. 2021/458, T. 01.02.2021)
Annenin ve küçük çocuğun menfaatleri aynı terekedeki mirasçılık nedeniyle çatıştığında, kayyım tayini yapılmaksızın gerçekleştirilen ret beyanı geçerlilik sorunuyla karşılaşır. (Yargıtay 14. HD, E. 2017/5773, K. 2021/2506, T. 06.04.2021)
Mirasçının pasif husumet ehliyeti ret ile ortadan kalkar; ret beyanı yapılmış mirasçı, tereke borçları nedeniyle şahsen davalı gösterilemez. (Yargıtay 4. HD, E. 2021/1934, K. 2021/6290, T. 06.10.2021)
TMK md. 617 kapsamında açılan reddin iptali davalarında, mirasçının ret sırasındaki mali durumunun borçlarını karşılamaya yetmediğinin ispatlanması gerekmektedir. (Yargıtay 8. HD, E. 2014/2666, K. 2015/624, T. 15.01.2015)
Mirasçılık belgesi çıkartılması ret hakkını düşürmez; ancak terekedeki hesaptan para çekilmesi veya tapu devri gerçekleştirilmesi olağan yönetim sınırını aşar ve ret hakkını sona erdirir. (Yargıtay 7. HD, E. 2021/2148, K. 2022/634, T. 20.01.2022)
Derdest bir davada taraf vefat ederse, mahkeme mirasçılara 3 aylık ret süresini tanımalı; bu süre dolmadan esas hakkında karar kuramaz. (Yargıtay HGK, E. 2017/438, K. 2018/770, T. 11.04.2018)
Sık Sorulan Sorular
Reddi miras için süre ne kadardır ve süreyi kaçırırsam ne olur?
Gerçek ret beyanı için tanınan süre 3 aydır; mirasbırakanın ölümünü ve kendi mirasçılık sıfatınızı öğrendiğiniz tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu süre hak düşürücü olduğundan mahkemece re’sen gözetilir. Süreyi kaçırırsanız mirası kabul etmiş sayılır ve tereke borçlarından şahsi malvarlığınızla sorumlu olursunuz. Ancak tereke borca batıksa süreye tabi olmayan hükmen ret karinesinden yararlanabilirsiniz.
Mirası reddettikten sonra pişman olur ve geri alabilir miyim?
Kural olarak ret beyanından dönülemez. Beyan bir kez mahkemeye ulaştığında bağlayıcı hale gelir. Yalnızca hata, hile veya korkutma gibi irade fesadı hallerinin varlığı ispat edilebilirse ret beyanının iptali mahkemeden talep edilebilir; bu son derece istisnai bir yoldur.
Miras reddedilirse çocuklarım da reddetmek zorunda mı?
Hayır. Her mirasçı ret hakkını bağımsız olarak kullanır. Siz reddedince payınız sanki siz mirasbırakandan önce ölmüş gibi altsoyunuza — yani çocuklarınıza — geçer. Çocuklarınızın da ret hakkı kendi adlarına kullanmaları gerekir. Küçükse yasal temsilci aracılığıyla, ancak menfaat çatışması varsa kayyım aracılığıyla işlem yapılır.
Tereke borçlu ama tam olarak borca batık olup olmadığını bilmiyorum; ne yapmalıyım?
Bu durumda iki seçenek mevcuttur: birincisi, 3 aylık süre içinde gerçek ret beyanında bulunmak; ikincisi, tereke tespiti davası açarak borç-alacak dengesini netleştirmek ve bu süreçte sulh hakiminden ret süresinin uzatılmasını talep etmek. Borca batıklık sonradan tescil edilirse hükmen ret karinesinden de yararlanabilirsiniz. Belirsizlik taşıyan durumlarda bir miras hukuku avukatı ile görüşmeniz sürecinizi belirleyici biçimde etkileyebilir.
Mirasın reddi noter aracılığıyla yapılabilir mi?
Hayır. Ret beyanı yalnızca sulh hukuk mahkemesine yapılır; noterlik makamı ret beyanı almaya yetkili değildir. Sulh mahkemesine sözlü ya da yazılı dilekçeyle başvurulur ve ret kayıt defterine işlenir.
Mirasbırakanın banka borcunu öğrenince ne yapmalıyım?
Tereke mallarına, banka hesaplarına veya mirasbırakana ait herhangi bir varlığa dokunmadan önce bir an durmalısınız. Olağan yönetim sınırını aşan herhangi bir müdahale — para çekme, hacizli malı teslim alma, borcunu ödeme — ret hakkınızı kaybettirme riskini beraberinde getirir. İlk adımınız bir miras avukatına danışmak olmalıdır.
Sonuç
Reddi miras, külli halefiyetin mirasçı aleyhine yaratabileceği ağır sonuçları bertaraf eden, miras hukukunun en pratik ve en sık başvurulan kurumlarından biridir. Ancak bu hak, bilinçli biçimde ve zamanında kullanılmadığında tamamen ortadan kalkabilir. Üç aylık hak düşürücü süreye uyulması, tereke mallarına dikkatli yaklaşılması, küçükler için gerektiğinde kayyım tayini yoluna gidilmesi ve borca batık terekelerde hükmen ret imkânının doğru değerlendirilmesi, sağlıklı bir ret sürecinin temel taşlarıdır.
Her tereke kendine özgü koşullar içermekte; borç-alacak dengesi, mirasçı sayısı ve zümre yapısı süreci doğrudan etkilemektedir. Sürecinizi güvence altına almak, hak düşürücü süreleri ve Yargıtay içtihadını doğru uygulamak için alanında uzman bir miras avukatı İstanbul ile çalışmanız hem haklarınızı koruyacak hem de gereksiz risklerden sizi uzak tutacaktır.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Mehmet SARIOĞLU tarafından hazırlanmıştır.