Ortopedi ameliyat hatası tazminat davası, ortopedi ve travmatoloji ya da beyin ve sinir cerrahisi uzmanının tıbbın genel kabul görmüş kurallarına aykırı müdahalesi veya takibi yüzünden hastanın uğradığı maddi ve manevi zararın giderilmesi için açılan davadır. Dava; kırık tedavisi, kalça ve diz protezi, artroskopik girişimler, omurga enstrümantasyonu ile bel ve boyun fıtığı ameliyatları gibi çok farklı işlemlerden doğabilir. Bu işlemlerin ortak özelliği, sinir, damar ve kemik yapılarının birbirine çok yakın olduğu bir alanda çalışılmasıdır. Bu yüzden ortopedi dosyalarında tartışma çoğu zaman “sonuç kötü oldu” noktasında değil, endikasyonun doğru konulup konulmadığında, tekniğin uygun olup olmadığında, komplikasyonun zamanında fark edilip yönetilip yönetilmediğinde ve hastanın aydınlatılıp aydınlatılmadığında düğümlenir. Bu makalede ortopedi ve omurga ameliyatı hatalarında hukuki nitelik, aydınlatma, komplikasyon savunması, bilirkişi süreci, görevli mahkeme, zamanaşımı, tazminat kalemleri ve 7589 sayılı Kanun sonrası dava yöntemi ele alınmaktadır. Tüm malpraktis türlerine ilişkin genel çerçeve için malpraktis tazminat davası rehberimize bakabilirsiniz.
1. Ortopedi ve Omurga Ameliyatında Hekim Hatası Ne Zaman Doğar?
Hekim, tedavinin başarıyla sonuçlanmasını değil, başarı için gereken özeni borçlanır. Kırık kaynamasa, protez gevşese ya da fıtık ameliyatından sonra şikâyet geçmese bile bu durum tek başına hata sayılmaz. Ölçüt, aynı alanda çalışan basiretli bir uzmanın o koşullarda göstereceği davranıştır.
TBK m.506/2-3: “Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.”
Sahada bir ortopedi dosyası dört soruyla çözülür:
- Ameliyatın endikasyonu var mıydı, yani girişim tıbben gerekli miydi?
- Teknik doğru muydu; seviye, implant yerleşimi, sinir ve damar korunması uygun mu yapıldı?
- Komplikasyon ortaya çıktığında zamanında fark edildi ve doğru yönetildi mi?
- Hasta riskler konusunda anlaşılır biçimde ve belgeli olarak aydınlatıldı mı?
Bu sorulardan birine verilen olumsuz cevap tek başına sorumluluk doğurabilir. Teknik açıdan kusursuz yapılmış bir ameliyatta bile geciken revizyon ya da eksik aydınlatma tazminata konu olur. Aşağıda her soruyu Yargıtay ve Danıştay kararlarıyla birlikte ele alıyoruz.
2. Hangi Ortopedik Hatalar Tazminat Davasına Konu Olur?
Aşağıdaki tablo, ortopedi ve omurga dosyalarında en sık karşılaşılan iddiaları ve her birinde davanın nerede kazanılıp kaybedildiğini özetler.
| Alan | Sık görülen iddia | Davanın belirleyici noktası |
|---|---|---|
| Omurga ve bel-boyun fıtığı | Endikasyonsuz veya fazla seviyede ameliyat, vida yerleşimi, sinir kökü ve damar yaralanması, düşük ayak | Endikasyon, teknik, komplikasyonun zamanında yönetilmesi, onam |
| Kalça ve diz protezi | Periprostetik kırık, gevşeme, enfeksiyon, geç revizyon | Komplikasyonun fark edilme süresi, revizyon zamanlaması |
| Kırık cerrahisi ve alçı | Sinir hasarı, gözden kaçan kırık, açık kırıkta geç müdahale, dolaşım bozukluğu | Erken tanı, sinir eksplorasyonu, alçı sonrası takip |
| Artroskopi (menisküs, çapraz bağ) | Şikâyetin geçmemesi, yeniden ameliyat ihtiyacı | Endikasyon ve ameliyat notları |
| Çocuk ortopedisi | Atlanan kırık, alçının erken çıkarılması | Muayene ve görüntüleme eksiği, bilgilendirme kaydı |
| Ameliyat malzemesi | Kırılan matkap ucu veya unutulan malzeme | Hastaya bildirim ve sonraki takip |
Yanlış bacağın veya yanlış seviyenin ameliyat edilmesi ayrı bir kategoridir ve yanlış organ veya taraf ameliyatı makalemizde ayrıntılı ele alınmıştır. Ameliyat sonrası enfeksiyon iddialarında ise hastane enfeksiyonu içtihadı da devreye girer.
3. Omurga Ameliyatı ve Bel-Boyun Fıtığı Hatalarında Yargıtay ve Danıştay Ne Diyor?
Endikasyon ve seviye. Boyun fıtığı nedeniyle ameliyat edilen bir hastanın dosyasında Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu, bir seviyedeki diskektominin endikasyonu bulunduğunu, ancak aynı seansta diğer seviyelere yapılan girişimlerin ve bir korpektominin endikasyonu bulunmadığını bildirdi. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi hekimi kusurlu bulmuştu. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararı yine de bozdu, çünkü hekimin radyoloji CD’sinin incelenmediği yönündeki itirazı karşılanmamıştı ve aralarında radyoloji uzmanının da bulunduğu yeni bir üniversite heyeti raporu gerekiyordu (Yargıtay 3. HD, E.2023/5636, K.2024/4061, T.04.12.2024). Aynı dosyada bölge adliye mahkemesi, eylem aynı zamanda taksirle yaralama suçu oluşturduğu için sekiz yıllık ceza zamanaşımını uygulamıştı.
Vida yerleşimi ve geciken revizyon. Adana 4. Tüketici Mahkemesi’nde görülen bir dosyada hasta bel ve bacak ağrısıyla ameliyat edilmiş, ağrıları geçmeyince bir ay sonra ikinci kez ameliyata alınmıştı. ATK’ya göre ilk ameliyatın endikasyonu ve tekniği uygundu; düşük ayak her türlü özene rağmen gelişebilen bir komplikasyondu. Ancak ameliyat sonrası BT’de sol L5 düzeyindeki vidanın pedikülün medialinden geçtiği görülmüştü ve ikinci ameliyatın bir ay sonra yapılması komplikasyon yönetimi açısından uygun bulunmadı. Erken müdahale düşük ayak tablosunu değiştirmeyebilirdi, fakat ağrının daha çabuk geçmesini sağlayabilirdi. Mahkeme 40.000 TL manevi tazminata hükmetti. Hastane, gecikmenin tek sebebinin hastanın kontrole gelmemesi olduğunu savunmuş, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu itirazı reddederek kararı onadı (Yargıtay 3. HD, E.2024/2520, K.2025/1825, T.24.03.2025).
Damar yaralanması ve aydınlatma. Lomber disk hernisi ameliyatında aort yaralanması gelişen bir hastanın dosyasında ATK, endikasyonun doğru olduğunu, damar yaralanmasının bu ameliyatın tıbbi literatürde kabul edilen bir komplikasyonu olduğunu ve komplikasyonun zamanında, çok disiplinli biçimde yönetildiğini bildirdi. Danıştay 10. Daire maddi tazminat isteminin reddini onadı, fakat manevi tazminat kısmını bozdu: ameliyat öncesi risklerin anlatılıp yazılı ve imzalı onamın alınıp alınmadığı, onamda aort yaralanmasının komplikasyon olarak sayılıp sayılmadığı araştırılmalıydı (Danıştay 10. Daire, E.2021/7394, K.2025/1516, T.11.03.2025). Mikrodiskektomi sırasında iliak arter yaralanan başka bir hastanın dosyasında da ATK kusur bulmamıştı; Danıştay, onam formu ve bilgilendirme belgeleri getirtilmeden verilen ret kararını eksik inceleme sayarak bozdu (Danıştay 10. Daire, E.2019/10546, K.2020/3080, T.21.09.2020).
Fark edilen yaralanmaya müdahale edilmemesi. Disk hernisi ameliyatında arter-ven yaralanması gelişen ve hayatını kaybeden bir hastanın dosyasında Yüksek Sağlık Şurası, ameliyat sırasında fark edilen damar yaralanmasına müdahale edilmediğini, konsültasyona çağrılan kalp damar cerrahının da hastayı hemen ameliyata almadığını belirtti. ATK 3. İhtisas Kurulu ise ameliyat çıkışı ile sevk arasındaki yaklaşık üç saatte yaralanmanın teşhis edilememesini gecikme saydı. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, yaralanmanın doğru yönetilmediği ve gecikme ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu sonucuna dayanan mahkûmiyeti isabetli buldu (Yargıtay 12. CD, E.2020/12142, K.2021/4766, T.09.06.2021).
4. Kırık, Alçı ve Protez Ameliyatlarında Sorumluluk
Atlanan kırık ve alçının çıkarılması. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin onadığı bir dosyada acil serviste dirsekte kırık saptanan küçük bir hasta, ortopedi uzmanına götürülmüş; uzman alçıyı çıkararak tedavinin bittiğini bildirmişti. Şişlik üzerine çekilen yeni filmde dirsekteki kırığın tedavi edilmeden kaldığı anlaşıldı. Hekim, ailenin alçının açılmasına ve film çekilmesine izin vermediğini savundu. Daire, epikrizde alçının çıkarılmasının kabul edilmediğine ya da çıkarılmamasının komplikasyonlarına dair bilgi verildiğine ilişkin kayıt bulunmadığına işaret etti. Adli Tıp uzmanları %9 maluliyet belirlemiş, maddi tazminat ıslahla 528.605,49 TL’ye çıkmış, manevi tazminat çocuk için 7.000 TL, anne ve baba için 3.000 TL’şer hükmedilmişti (Yargıtay 3. HD, E.2025/4726, K.2025/5856, T.03.12.2025). Kırığın görüntülemede gözden kaçırılması iddiaları yanlış ve geç teşhis içtihadıyla da örtüşür.
Açık kırık, alçı ve uzuv kaybı. Ağaçtan düşerek ön kolu kırılan bir hastanın dosyasında ATK, açık kırıkta ortopedi uzmanının yarayı hastayı görür görmez eksize edip sütüre etmesi ve hastayı takibe alması gerektiğini, tek başına verilen antibiyotiğin uygun olmadığını bildirdi. Yüksek Sağlık Şurası ise alçı sonrası dolaşım kontrolünün yapılmadığını, alçının kama şeklinde açılmasında ve atele çevrilmesinde gecikildiğini, enfeksiyonun geç tespit edildiğini ve uygun antibiyotik seçilmediğini belirtti. Kol kurtarılamadı. Yargıtay 12. Ceza Dairesi hekimin kusurlu olduğunu ve eylemin taksirle yaralama suçunu oluşturduğunu kabul ederek bu yöndeki mahkûmiyeti onadı (Yargıtay 12. CD, E.2014/10845, K.2014/22094, T.06.11.2014). Acil servis kökenli ortopedi iddiaları için acil serviste malpraktis makalemize de bakabilirsiniz.
Sinir eksplorasyonu. Humerus şaft kırığı nedeniyle intramedüller çivi uygulanan bir hastada radial sinir hasarı gelişti. Adli Tıp raporlarına göre radial sinir felci bu kırıklarda belirli oranda görülebilir ve çivi ile plak arasındaki tercih cerrahın takdirindeydi. Ancak ameliyat öncesinde parsiyel radial sinir hasarını düşündüren bulgular kayıtlıydı; ameliyat sırasında ve sonrasında, bulgular artmasına rağmen sinir eksplorasyonu yapılmaması tıp kurallarına aykırı bulundu. Yargıtay 12. Ceza Dairesi mahkûmiyeti onadı, yalnızca ceza artırım oranını düzeltti (Yargıtay 12. CD, E.2017/11226, K.2019/7286, T.13.06.2019). Dosyanın hukuki dersi şudur: yöntem seçimi hekimin takdirindedir, fakat bulgular değiştiğinde yeniden değerlendirme yapmamak kusurdur.
Protez ve gecikmiş tanı. Total kalça protezi takılan bir hastanın ameliyat sonrası grafisinde femur gövdesinde iki inkomplet kırık hattı görüldü ve revizyon ameliyatı gerekti. Yüksek Sağlık Şurası’na göre ameliyatın endikasyonu doğruydu, ameliyat sırasında oluşan kırık bir komplikasyondu; fakat komplikasyonu fark etmeyip tedavide gecikmeye yol açan ortopedi uzmanı kusurluydu. İdare mahkemesi 20.000 TL manevi tazminata hükmetmiş, bakıcı ve yol gideri talebini belgelenmediği için reddetmişti. Danıştay 10. Daire kararı, rücu ilişkisi doğabilecek kişilere davanın re’sen ihbar edilmemesi nedeniyle bozdu (Danıştay 10. Daire, E.2019/6311, K.2020/5270, T.24.11.2020).
5. Hukuki Nitelik: Vekâlet mi, Eser mi?
Kırık, protez ve omurga ameliyatları gibi tedavi amaçlı girişimlerde hasta ile hekim ya da hastane arasındaki ilişki vekâlet sözleşmesidir. Yargıtay, mesleki iş gören vekilin en hafif kusurundan bile sorumlu olduğunu, hastanın tedavinin her aşamasında titiz bir ihtimam bekleme hakkı bulunduğunu ve aynı ilkelerin hekimin görev yaptığı sağlık kuruluşu için de geçerli olduğunu belirtir (Yargıtay 3. HD, E.2023/5636, K.2024/4061). Özel hastane hekimin ve çalışanlarının fiillerinden ayrıca TBK m.66 uyarınca sorumludur.
TBK m.66/1, 3: “Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.
Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür.”
Özel hastane ve serbest hekim karşısında hasta, 6502 sayılı Kanun anlamında tüketicidir; Kanun, vekâlet de dahil her türlü sözleşmeyi tüketici işlemi sayar. Girişim tedavi amaçlı değil de salt görünümü düzeltmeye yönelikse hukuki ilişki eser sözleşmesi niteliği taşıyabilir. Bu durumda seçimlik haklar için TBK m.475 ile 6502 m.15 birlikte uygulanır ve seçimlik hakkı kullanmak tazminat istemeye engel olmaz. Estetik amaçlı işlemlerin hukuki rejimi için hatalı estetik ameliyat makalemize bakınız.
TBK m.475/son: “İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.”
6502 m.15/1 (son cümle): “Tüketici, bu seçimlik haklarından biri ile birlikte Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir.”
6. Ortopedik Müdahalede Aydınlatılmış Onam
Aydınlatma yükümlülüğü, ameliyatın kendisinin doğru yapılmış olmasına rağmen sorumluluk doğurabilir. Danıştay 10. Daire’nin lomber diskektomi dosyasında verdiği sonuç bunu gösterir: maddi tazminat, hizmet kusuru bulunmadığı için reddedilirken manevi tazminat, onamın varlığı ve içeriği araştırılsın diye bozulmuştur (E.2021/7394, K.2025/1516). Komplikasyon gerçekleşmiş olsa bile hasta o riski bilerek rıza göstermediyse hakkı ihlal edilmiştir.
Ortopedide aydınlatmanın pratik kuralları şunlardır:
- Matbu form yeterli değildir. Hastaya ve işleme özgü riskleri içermeyen genel form, aydınlatmanın yapıldığını ispatlamaz. Çok seviyeli omurga ameliyatlarında her seviye ve her ek işlem için ayrı bilgilendirme gerekir.
- Ameliyat sırasında olan olaylar da bildirilmelidir. Femur kırığı ameliyatında matkap ucunun kırılması ve vücutta kalması örneğinde, ATK parçanın çıkarılıp çıkarılmayacağını hekimin tercihi saydı. Danıştay 10. Daire maddi tazminat ret kararını onadı, fakat hastaya bu konuda bilgi verildiğine dair tıbbi kayıt bulunmadığına dikkat çekerek manevi tazminat ret kararını bozdu (Danıştay 10. Daire, E.2019/6642, K.2022/238, T.19.01.2022). Bu karar oy çokluğuyla verilmiştir. Unutulan veya kırılan malzeme iddiaları için ameliyatta yabancı cisim unutulması makalemiz de önemlidir.
- Onam belgesine itiraz edilmelidir. Diz ameliyatına ilişkin bir dosyada davalıların sunduğu ameliyat öncesi aydınlatılmış onama davacı itiraz etmediği için Daire kararı onadı (Yargıtay 3. HD, E.2025/1415, K.2025/5808, T.02.12.2025). İmza, tarih, içerik ve bilgilendirmeyi yapan hekim yönünden somut itiraz ileri sürülmelidir.
- İddia dava dilekçesinde baştan yer almalıdır. Ayak bileği ameliyatı sonrası ampütasyonla sonuçlanan bir dosyada aydınlatma ihlali iddiası dava dilekçesinde ileri sürülmediği için istinaf aşamasında dinlenmedi (Yargıtay 3. HD, E.2024/3309, K.2025/2261, T.17.04.2025).
Onamın geçerlilik şartları, ispat yükü ve acil istisnaları aydınlatılmış onam ve onamsız müdahalede tazminat makalemizde ayrıntılı anlatılmıştır.
7. Komplikasyon Savunması ve Komplikasyon Yönetimi
ATK raporlarında sık geçen “her türlü özene rağmen oluşabilen komplikasyon” tespiti, davanın otomatik olarak kaybedildiği anlamına gelmez. Üç soru ayrı ayrı sorulmalıdır: sonuç öngörülebilir ve önlenebilir miydi, komplikasyon zamanında fark edildi mi, fark edildikten sonra uygun yönetildi mi?
Komplikasyon savunmasının başarılı olduğu dosyalar vardır. Diz ameliyatı sonrası yapışıklık ve kondral lezyon gelişen bir hastada, iki bilirkişi raporu birbirini teyit ederek durumun kronik sinovitten kaynaklanan bir komplikasyon olduğunu bildirdi; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi karar düzeltme talebini reddetti (E.2025/1415, K.2025/5808). Öte yandan düşük ayak örneğinde (E.2024/2520, K.2025/1825) sonucun komplikasyon sayılması hekimi kurtarmadı, çünkü sonraki yönetim hatalıydı. Kalça protezi dosyasında da kırığın kendisi komplikasyon sayıldı, ancak fark edilmemesi kusur olarak kabul edildi (Danıştay 10. Daire, E.2019/6311, K.2020/5270).
Bu ayrımın genel çerçevesi komplikasyon ve malpraktis farkı makalemizde işlenmiştir.
8. Bilirkişi Raporu ve İspat
Ortopedi davalarının sonucunu çoğu zaman bilirkişi raporu belirler. Yargıtay, yetersiz raporla verilen ret kararlarını sık sık bozmaktadır:
- Bel fıtığı ameliyatından sonra sinirlerin zarar gördüğünü ileri süren davacıların dosyasında ATK 2. İhtisas Kurulu ve doktor bilirkişi raporlarına dayanılarak ret verilmişti. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, raporların davacıların itirazlarını karşılamadığını belirterek tüm tıbbi kayıtlarla üniversite öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik uzman kuruldan rapor istedi (E.2016/13801, K.2017/11745, T.29.11.2017).
- Bel fıtığı ameliyatından sonra görme kaybı gelişen hastada ATK, uzun süre yüzüstü yatırılan hastalarda ameliyat sırasındaki hipotansiyon ve bünyesel etkenlerle göz damarlarında tıkanıklık gelişebileceğini, bunun komplikasyon olduğunu bildirmişti. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi raporu yetersiz buldu; ameliyatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, hasarın neye bağlı geliştiği ve komplikasyon olup olmadığı yönünde üç kişilik üniversite kurulu raporu istedi (E.2014/328, K.2014/14669, T.06.05.2014).
- Ayak bileği ameliyatı sonrası ampütasyonla sonuçlanan dosyada Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ATK ve Üst Kurul raporlarının cerrahi debridmana rağmen şikâyetlerin neden gerilemediğini, tedavinin gecikip gecikmediğini ve komplikasyon yönetiminin eksiksiz olup olmadığını açıklamadığını belirtti. Genel cerrah, ortopedi ve enfeksiyon uzmanı akademik kariyerli en az üç kişilik heyetten rapor alınması ve davacıyı sonradan tedavi eden ortopedi hekiminin tanık beyanlarının değerlendirilmesi gerektiğine karar verdi (E.2024/3309, K.2025/2261).
- Servikal fıkta radyoloji CD’sinin incelenmediği itirazı, heyete radyoloji uzmanı eklenmesi gerekçesiyle bozma sebebi oldu (E.2023/5636, K.2024/4061).
Pratik sonuç: rapor, dosyadaki bütün görüntüleme ve kayıtlar incelenerek hazırlanmalı, heyette olayın ilgili uzmanlıkları (omurga için ortopedi veya beyin-sinir cerrahisi, damar yaralanması için kalp damar cerrahisi, enfeksiyon için enfeksiyon hastalıkları gibi) bulunmalı ve her itiraz tek tek karşılanmalıdır. Taraf, kendi uzmanından bilimsel mütalaa alabilir.
HMK m.293/1: “Taraflar, dava konusu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez.”
Rapor sürecinin ayrıntıları için malpraktis davasında bilirkişi raporu ve ATK süreci makalemize bakabilirsiniz.
9. Görevli Mahkeme ve Dava Yolu
Dava yolu, ameliyatın yapıldığı kuruma göre belirlenir.
| Karşı taraf | Görevli mahkeme | Ön şart |
|---|---|---|
| Özel hastane, serbest hekim, özel klinik | Tüketici Mahkemesi (6502 m.3/1-l ve m.73/1) | Dava şartı arabuluculuk (m.73/A). Kanundaki parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur, arabuluculuk şartı aranmaz. |
| Yalnızca sigorta şirketi | Asliye Ticaret Mahkemesi | Poliçe ve teminat incelemesi |
| Devlet, üniversite veya şehir hastanesi | İdare Mahkemesi (tam yargı davası); hekime husumet yöneltilemez | İYUK m.13 uyarınca idareye başvuru |
Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir (6502 m.73/5). Özel hastane ve hekim dosyaları için uygulamaya dönük adımları özel hastaneye dava açma ve sigortacıya karşı yol için hekimin mesleki sorumluluk sigortasına karşı dava makalelerimizde anlattık.
Kamu hastanesinde Anayasa m.129/5 uyarınca zarardan idare sorumludur ve dava idare aleyhine açılır; dosyalarda davalı, devlet hastanesi için Sağlık Bakanlığı, üniversite hastanesi için üniversite rektörlüğü olarak karşımıza çıkar. Dava açmadan önce idareye başvurulması gerekir.
İYUK m.13/1: “İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.”
Ret ya da otuz günlük sessizlik üzerine dava, altmış gün içinde açılmalıdır. İdarenin kusurlu hekime rücu hakkı ve davanın ilgililere ihbarı için yukarıda anılan Danıştay 10. Daire kararına (E.2019/6311) bakınız. Ayrıntılı usul kamu hastanesinde malpraktis ve tam yargı davası makalemizdedir.
10. Zamanaşımı ve Süreler
| Hukuki zemin | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| Vekâlet sözleşmesi (tedavi amaçlı ortopedik girişim) | 5 yıl | TBK m.147/5 |
| Eser sözleşmesi (salt estetik amaçlı girişim) | 5 yıl; hekimin ağır kusuru varsa 10 yıl | TBK m.147/6, m.146 |
| Haksız fiil | Öğrenmeden 2 yıl, fiilden 10 yıl; fiil suçsa daha uzun ceza zamanaşımı | TBK m.72 |
| Estetik işlemlerde ayıplı hizmet | İfadan itibaren 2 yıl; ağır kusur veya hileyle gizlenmişse uygulanmaz | 6502 m.16 |
| Kamu hastanesi | Öğrenmeden 1 yıl, her hâlde olaydan 5 yıl içinde idareye başvuru; ret veya 30 gün cevapsızlık üzerine 60 gün içinde dava | İYUK m.13 |
Yargıtay, sözleşmesel taleplerde de süreyi ameliyat tarihinden değil, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten başlatır (Yargıtay 3. HD, E.2023/396, K.2023/194, T.22.02.2023; Yargıtay 13. HD, E.2011/2343, K.2011/11552, T.14.07.2011). Zararın varlığının öğrenilmesi yeterlidir, kapsamının öğrenilmesi gerekmez (Yargıtay 13. HD, E.2005/5697, K.2005/13292, T.16.09.2005). Ortopedide bu, çoğu zaman şikâyetin hekim hatasına bağlandığı ikinci hekim tespitinin, görüntülemenin veya Adli Tıp raporunun tarihi olabilir; fakat tarihi savunmak için belgelemek gerekir, bu yüzden süreyi kısa tutmak güvenlidir. Eylem aynı zamanda suç oluşturuyorsa TBK m.72 uyarınca daha uzun ceza zamanaşımı uygulanır; yukarıda anılan boyun fıtığı dosyasında bölge adliye mahkemesi sekiz yıllık süreyi esas almıştır.
Estetik amaçlı işlemlerde 6502 m.16 ayrıca devreye girer:
6502 m.16: “Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı hizmetten sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, hizmetin ifası tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir.
Ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.”
Süre kesilmesi ve durması dahil bütün başlıklar malpraktis davasında zamanaşımı makalemizde toplanmıştır.
11. Hangi Tazminat Kalemleri İstenir?
Maddi zarar. Tedavi giderleri (revizyon ameliyatı, ilaç, fizik tedavi, başka hastanelerde yapılan masraflar), geçici iş göremezlik, sürekli iş gücü kaybı, bakıcı gideri ile yol ve konaklama masrafları istenebilir. Sürekli iş gücü kaybı, ATK’nın maluliyet oranına ve aktüerya hesabına göre belirlenir; yaşam tablosu olarak TRH-2010 esas alınır. Maluliyet oranı hangi yönetmeliğe göre belirlendiğine bağlı değişebilir: boyun fıtığı dosyasında ATK 3. İhtisas Kurulu önce %44, sonra olay tarihinde uygulanması gereken yönetmeliğe göre %15 oran belirlemiş, bölge adliye mahkemesi iki rapor arasında çelişki görmemiştir (dosya başka sebeple bozulmuştur: E.2023/5636, K.2024/4061). Oranın dayandığı yönetmeliği baştan kontrol etmek bu yüzden önemlidir.
Giderler belgelenmelidir. Kalça protezi dosyasında idare mahkemesi, bakıcı, yardımcı gider ve yol masrafı talebinin belgelerle ortaya konulmaması nedeniyle maddi tazminat istemini reddetmiş, yalnızca manevi tazminata hükmetmişti (Danıştay 10. Daire, E.2019/6311). Ölüm halinde destekten yoksun kalma tazminatı ayrıca doğar; bunun için doktor hatası nedeniyle ölüm ve destekten yoksun kalma tazminatı makalemize bakınız.
Manevi zarar. Manevi tazminat, vücut bütünlüğünün zedelenmesinde olayın özellikleri gözetilerek hükmedilir. Ortopedi dosyalarında gecikme tek başına (40.000 TL; Yargıtay 3. HD, E.2024/2520) ya da eksik aydınlatma tek başına (Danıştay 10. Daire, E.2021/7394) manevi tazminat sebebi olabilir. Hesaplama yöntemleri malpraktiste tazminat hesaplama makalemizde anlatılmıştır.
12. Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı: Dava Artık Nasıl Açılır?
Ortopedi dosyalarında maluliyet oranı ve iş gücü kaybı ancak bilirkişi raporuyla kesinleştiği için, dava açılırken tazminat tutarı çoğu zaman bilinmez. 7589 sayılı Kanun (12. Yargı Paketi, RG 31.07.2026) HMK m.107’deki belirsiz alacak davasını yürürlükten kaldırmıştır. Kaldırılmadan önce açılmış davalar kendi hükümlerine göre devam eder. Bugün açılacak davada talep kısmi dava olarak ileri sürülür ve HMK m.109/4 uyarınca artırılabilir.
HMK m.109/4: “Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.”
Uygulamada bunun üç sonucu vardır. Birincisi, dava dilekçesi kısmi dava olduğunu ve artırım hakkının saklı tutulduğunu açıkça belirtmelidir. İkincisi, artırım hakkı bir defaya mahsustur; bu yüzden ATK maluliyet raporu ve aktüerya hesabı hazır olduğunda artırım dikkatle yapılmalıdır. Üçüncüsü, artırılan kısımda faizin başlangıcı henüz netleşmemiştir; uygulamanın oturması beklenmelidir.
7589 sayılı Kanun TBK m.55’e eklediği fıkralarla faiz ve mahsup kurallarını da düzenlemiştir:
TBK m.55 (ek fıkralar): “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.
Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.”
Bu nedenle hastane veya sigortacıdan alınan kısmi ödemelerin tarihi, amacı ve tutarı yazılı olarak belgelenmeli, dava stratejisi buna göre kurulmalıdır.
13. Ceza Soruşturması ve Tazminat Davası İlişkisi
Ortopedi hataları çoğu zaman taksirle yaralama suçu da oluşturur; yukarıdaki 12. Ceza Dairesi kararlarının tamamı bu tür dosyalardır. Ceza soruşturması ile tazminat davası birbirinden bağımsız yürür. Ceza dosyasında alınan ATK ve Yüksek Sağlık Şurası raporları hukuk davasında da delil olarak kullanılabilir; çocuk dirsek kırığı dosyasında ilk derece mahkemesi ceza dosyasına sunulan Adli Tıp raporuna dayanmıştır (E.2025/4726).
TBK m.74: “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.
Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.”
Yerleşik içtihada göre ceza hâkiminin beraat kararı ve kusura ilişkin değerlendirmesi hukuk hâkimini bağlamaz; yalnızca mahkûmiyet kararında kesinleşen maddi olgu tespitleri bağlar. Çocuk dirsek kırığı dosyasında doktor, ceza dosyasında hakkında beraat kararı verildiğini temyiz sebebi yapmıştı; Daire bu itirazı reddederek tazminat kararını onadı (E.2025/4726). Şikâyet yolları için doktor hakkında şikâyet, ceza sorumluluğu için doktorların cezai sorumluluğu ve taksirle yaralama suçu makalelerimize bakabilirsiniz.
14. Dava Öncesi Hazırlık: Hangi Belgeler Toplanmalı?
Ortopedi dosyalarında kaybedilen davaların önemli bir kısmı belge eksikliğinden kaybedilir. Başvuru öncesinde şu belgeler toplanmalıdır:
- Ameliyat öncesi ve sonrası bütün görüntülemeler, özellikle CD’li MR, BT ve grafiler (radyoloji CD’sinin incelenmemesi bilirkişi raporunu geçersiz kılabilir)
- Aydınlatılmış onam formu, hasta kabul belgeleri ve riskler konusunda yapılan yazılı bilgilendirmeler
- Ameliyat notu, anestezi formu, kullanılan implant ve vida bilgileri, epikriz ve taburcu belgeleri
- Sonraki hekimlerin muayene notları, raporları ve revizyon ameliyatı kayıtları
- Tedavi, ilaç, bakıcı, yol ve konaklama masraflarına ait fatura ve makbuzlar
Kayıtlara erişim ve delil tespiti için malpraktiste tıbbi kayıtlara erişim ve delil tespiti makalemizdeki adımları izleyebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Ortopedi ameliyatından sonra şikâyetlerim sürüyor, bu hekim hatası mıdır?
Tek başına değildir. Önemli olan endikasyonun, tekniğin, komplikasyon yönetiminin ve aydınlatmanın tıp kurallarına uygun olup olmadığıdır. Bunu bilirkişi raporu belirler; dosyadaki tüm tıbbi kayıtlar incelenmelidir.
Ortopedide komplikasyon ile hekim hatası nasıl ayrılır?
Komplikasyon, her türlü özene rağmen ortaya çıkabilen sonuçtur. Ancak komplikasyon zamanında fark edilmezse, uygun yönetilmezse veya hasta riski bilmiyorsa hekimin sorumluluğu doğabilir. ATK’nın “komplikasyon” demesi davanın bittiği anlamına gelmez.
Omurga ameliyatında vida hatası veya yanlış seviye tazminat sebebi midir?
Evet. Vida yerleşiminin hatalı olduğu BT’de görüldüğü hâlde ikinci ameliyatın geciktirildiği bir dosyada Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 40.000 TL manevi tazminatı onamıştır (E.2024/2520, K.2025/1825).
Bel fıtığı ameliyatından sonra düşük ayak veya sinir hasarı için dava açılabilir mi?
Açılabilir, fakat sonucun kendisi tek başına yeterli değildir. Endikasyonun, tekniğin ve sonraki takibin incelenmesi gerekir; yetersiz bilirkişi raporu yüzünden verilen ret kararları Yargıtay tarafından bozulmaktadır.
Özel hastanede ortopedi ameliyat hatası davası hangi mahkemede açılır?
Tüketici Mahkemesinde. Dava şartı arabuluculuktur (6502 m.73/A). Kanundaki parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur ve arabuluculuk şartı aranmaz. Yalnızca sigorta şirketine karşı açılan dava ise Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür.
Devlet hastanesinde ortopedi hatası için kime dava açılır?
İdareye. İdare mahkemesinde tam yargı davası açılır ve hekime husumet yöneltilemez. Dava öncesinde İYUK m.13 uyarınca idareye başvurulur.
Ortopedi ameliyat hatası davasında zamanaşımı kaç yıldır?
Vekâlet sözleşmesinde TBK m.147/5 uyarınca 5 yıldır; eser sözleşmesinde TBK m.147/6 uyarınca 5 yıl, hekimin ağır kusuru varsa TBK m.146 uyarınca 10 yıldır. Haksız fiilde TBK m.72 uygulanır. Kamu hastanesinde İYUK m.13 süreleri geçerlidir.
Onam formunu imzaladım, yine de dava açabilir miyim?
Evet. Matbu ve genel bir form aydınlatmanın yapıldığını ispatlamaz. Formun içeriği, imzalayan, tarih ve bilgilendirmeyi yapan hekim somut olarak incelenir. İmzalı onam, hatalı tekniği veya geciken komplikasyon yönetimini de aklamaz.
ATK raporu aleyhime çıkarsa ne yapılır?
Rapora süresinde ve gerekçeli itiraz edilir. Rapor itirazları karşılamıyorsa üniversite öğretim üyelerinden oluşan, olayın uzmanlıklarını içeren yeni bir kuruldan rapor istenir. Taraf ayrıca kendi uzmanından bilimsel mütalaa alabilir.
Ortopedi hatasında hangi tazminat kalemleri istenir?
Tedavi giderleri, geçici ve sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri, yol ve konaklama masrafları ile manevi tazminat istenir. Giderler belgelenmelidir; belgelenmeyen kalemler reddedilebilir.
Belirsiz alacak davası kaldırıldı; tutarı bilmeden dava nasıl açılır?
7589 sayılı Kanunla HMK m.107 yürürlükten kalktı. Talep kısmi dava olarak açılır ve HMK m.109/4 uyarınca tahkikat sonuna kadar bir defaya mahsus artırılabilir. Artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır.
Doktor ceza davasında beraat etti, tazminat davasını kaybeder miyim?
Hayır. TBK m.74 uyarınca hukuk hâkimi ceza hâkiminin beraat kararıyla bağlı değildir. Yerleşik içtihada göre yalnızca mahkûmiyet kararında kesinleşen maddi olgu tespitleri hukuk hâkimini bağlar.
Sonuç
Ortopedi ve omurga ameliyatı hatası davalarında kazanmanın anahtarı, ameliyatın kötü sonuçlanmasını değil, hangi aşamada tıbbi standardın dışına çıkıldığını belgelemektir. Endikasyon, teknik, komplikasyon yönetimi ve aydınlatma ayrı ayrı incelenmeli; kayıtlar ve görüntülemeler eksiksiz toplanmalı, bilirkişi raporu itirazlar karşılanana kadar takip edilmelidir. Özel hastane davalarında Tüketici Mahkemesi, kamu hastanelerinde İdare Mahkemesi görevlidir; süreler ve 7589 sayılı Kanunla değişen dava açma yöntemi baştan doğru kurulmalıdır. Konu hakkında ayrıntılı bilgi ve hukuki destek için İstanbul tazminat avukatı hizmetlerimizden yararlanabilirsiniz.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.
Sarıoğlu & Sefer Hukuk ve Danışmanlık Bürosu
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul