Hatalı göz ameliyatı tazminat davası, lazer, katarakt veya benzeri bir göz ameliyatı sonrasında görme kaybı ya da kalıcı görme bozukluğu yaşayan hastanın, hekimin veya sağlık kuruluşunun kusurundan doğan maddi ve manevi zararının giderilmesi için açtığı davadır. Gözde ortaya çıkan zarar çoğu zaman geri döndürülemez; buna karşılık bu davalarda en sık karşılaşılan savunma, ortaya çıkan sonucun bir komplikasyon olduğu savunmasıdır. Bu makalede lazer ve katarakt ameliyatlarında sorumluluğun hukuki dayanağı, Yargıtay ve Danıştay kararlarında öne çıkan hata türleri, aydınlatılmış onam, bilirkişi süreci, görevli mahkeme, zamanaşımı ve tazminat kalemleri ele alınmaktadır. Tüm malpraktis türlerine ilişkin genel çerçeve için malpraktis tazminat davası rehberimize bakabilirsiniz.
1. Göz Ameliyatlarında Sorumluluğun Hukuki Dayanağı
Özel hastanede veya serbest çalışan göz hekimiyle kurulan tedavi ilişkisini Yargıtay, göz ameliyatlarına ilişkin kararlarında vekâlet sözleşmesi çerçevesinde değerlendirmekte ve özen borcunun ihlalini aramaktadır. Gözlükten kurtulmak amacıyla yapılan lazer ameliyatı sonrasında göz kuruluğu ve yaşarma şikâyeti gelişen davacının, reklam ve ilanlarla ameliyata ikna edildiğini ileri sürdüğü olayda da Daire, uyuşmazlığı vekâlet hükümleri ve özen borcu çerçevesinde incelemiştir (Yargıtay 13. HD E.2013/17524 K.2013/29431 T.28.11.2013).
Vekil, hedeflenen sonucun elde edilememesinden değil, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın özensiz olmasından sorumludur. Yargıtay, mesleki iş gören vekilin özenle davranmak zorunda olduğunu, doktor ve hastanenin meslek alanı içindeki kusurlarının hafif de olsa sorumluluğun unsuru sayılacağını belirtmektedir. Bu kararların önemli bir bölümü 818 sayılı Borçlar Kanunu dönemine aittir; karşılığı bugün TBK’daki vekâlet hükümleridir.
TBK m.506/2-3: “Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.”
Aynı ilkeler, adam çalıştıran sıfatıyla doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşları için de geçerli kabul edilmektedir (Yargıtay 3. HD E.2023/4836 K.2023/3222 T.20.11.2023). Öte yandan sonucun beklenen şekilde gerçekleşmemesi tek başına kusur anlamına gelmez; ön tetkik, endikasyon, uygulama, aydınlatma veya komplikasyon yönetiminde standart dışı bir davranış bulunup bulunmadığı bilirkişi incelemesiyle belirlenir.
Göz çevresine yönelik estetik amaçlı müdahaleler ise farklı bir rejime tabidir. Göz kapağı düşüklüğünün ameliyatla giderilmesi amacıyla başvurulan bir olayda Yargıtay 15. HD, ilişkiyi eser sözleşmesi olarak nitelendirmiş; Adli Tıp raporunun vekâlet esaslı değerlendirme yapması ve üniversite raporunu tartışmaması nedeniyle hükmü davacı yararına bozmuştur (Yargıtay 15. HD E.2018/472 K.2018/1457 T.10.04.2018). Eser sözleşmesinde seçimlik haklar için TBK m.475 ile 6502 sayılı Kanun m.15 birlikte uygulanır; seçimlik hakkın kullanılması tazminat istemine engel değildir. Bu rejim için hatalı estetik ameliyat tazminat davası rehberimize bakabilirsiniz.
2. Hangi Göz Ameliyatlarında Hangi Hata İddiaları Öne Çıkıyor?
Göz ameliyatlarına ilişkin kararlar incelendiğinde, iddiaların müdahale türüne göre belirli noktalarda yoğunlaştığı görülmektedir. Aşağıdaki tablo, bu makalede ele alınan karar örneklerini müdahale türüne göre özetlemektedir.
| Müdahale | Öne çıkan iddia | Örnek karar |
|---|---|---|
| Lazer (LASIK, excimer) | Keratokonuslu hastaya uygulama, ince flep, göz kuruluğu, yetersiz aydınlatma | Yargıtay 13. HD E.2013/23027; E.2009/9422; E.2013/17524 |
| Fakik göz içi lens (ICL) | Göz tansiyonu varken uygulama, kontrendikasyon, yarar-zarar dengesi | Yargıtay 3. HD E.2024/3362 |
| Katarakt (fako, göz içi lens) | Kapsül yırtığı ve kanama, enfeksiyon (endoftalmi), sterilizasyon, kornea ödemi | Yargıtay 13. HD E.2013/22812, E.2016/7079; 3. HD E.2023/4836, E.2025/121; Danıştay 15. D. E.2014/5754 |
| Göz kapağı ameliyatı | Kapağın kapanmaması, göz kasının zedelenmesi, görmenin etkilenmesi | Danıştay 15. D. E.2015/8936; Yargıtay 15. HD E.2018/472 |
Dosyalarda ayrıca hastanın önceden var olan rahatsızlıkları tartışma konusu olmaktadır. Diyabetli bir hastada katarakt sonrası gelişen mantar enfeksiyonu ya da yüksek miyopide göz tansiyonunun ortaya çıkması gibi durumlarda savunma, sonucun ameliyattan bağımsız bir hastalıktan kaynaklandığı yönünde kurulmaktadır. Glokom veya retina gibi acil müdahale gerektiren tablolarda tanının ya da yönlendirmenin geciktirilmesi ise ayrı bir sorumluluk alanıdır; bu konu için yanlış ve geç teşhis tazminat davası rehberimize bakabilirsiniz.
3. Lazer Göz Ameliyatında (LASIK, ICL) Hekim Hatası
Lazer ameliyatlarında uyuşmazlıklar çoğunlukla ameliyattan önceki aşamada, yani hastanın uygulamaya elverişli olup olmadığının belirlendiği ön tetkik ve endikasyon aşamasında başlar. Yargıtay 13. HD E.2013/23027 K.2014/22862 T.03.07.2014 kararındaki olayda davacıya 30.01.2004 tarihinde özel bir göz merkezinde her iki gözüne LASIK uygulanmış, ardından korneal ektazi gelişmiştir. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu, ameliyat öncesi tetkiklerde keratokonus bulunduğunu, bu hastalığın kontakt lens ve cross-linking ile tedavi edildiğini ve bu hastalarda LASIK yapılmaması gerektiğinin tıbben bilindiğini belirterek hekimin eyleminin tıp kurallarına uygun olmadığını bildirmiştir. Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi 5.066 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminata hükmetmiş; Yargıtay hekimin kusurunu sabit görmüş, davacının ameliyat sonucunu düzeltmek için başka sağlık kuruluşlarında girişimlere katlandığını da dikkate alarak 5.000 TL’lik manevi tazminatı çok az bulup hükmü bozmuştur.
Yargıtay 13. HD E.2009/9422 K.2009/12886 T.06.11.2009 kararında davacı, özel hastanede uygulanan lazer sonrasında sağ gözünde kalıcı hasar oluştuğunu ileri sürmüştür. Dört ameliyat geçirdiğini, sağ göze yapılan beşinci ameliyata rağmen düzelme olmadığını, başka bir göz hastanesinde de flebin ince açılması nedeniyle kırıştığının söylendiğini anlatmıştır. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu, flepte saptanan infiltrasyon ve minimal haze’in LASIK’in beklenebilir komplikasyonlarından olduğunu belirterek kusur görmemiş, mahkeme de davayı reddetmiştir. Yargıtay, raporun gerekçesiz olduğunu ve davacının itirazlarını karşılamadığını, keratokonus bulunup bulunmadığının, kornea inceliğinin ve ameliyat öncesi tetkiklerin yapılıp yapılmadığının, flebin neden ince açıldığının incelenmediğini belirtmiş; önce verdiği onama kararını karar düzeltme aşamasında kaldırarak hükmü davacı yararına bozmuştur.
Gözlükten kurtulma beklentisiyle yapılan ameliyatlarda genel onam formları ön plana çıkar. Yargıtay 13. HD E.2013/17524 K.2013/29431 T.28.11.2013 kararında davacı, ameliyat sonrasında gözlük kullanmaya devam ettiğini, ardından göz kuruluğu ve sürekli yaşarma şikâyeti geliştiğini ileri sürerek 25.000 TL manevi tazminat istemiştir. Mahkeme, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu’nun işlemi tıp kurallarına uygun bulan raporuna dayanarak davayı reddetmiştir. Davacıya imzalatılan formda, ameliyat sırasında ve sonrasında oluşabilecek her türlü komplikasyonun kabul edildiği yazılıydı. Yargıtay, bu formda iki işlemin risklerinin somut olarak anlatıldığını gösteren bir delil bulunmadığını, davacının yaşı ve gözündeki katarakt bulunmasının sonucu etkileyip etkilemediğinin rapordan anlaşılamadığını belirterek hükmü bozmuş ve lazer uygulamaları konusunda uzman, akademik kariyere sahip üç kişilik kurul raporu istemiştir.
Fakik göz içi lens (ICL) ameliyatında ise asıl tartışma endikasyon ve kontrendikasyon üzerindedir. Yargıtay 3. HD E.2024/3362 K.2025/2683 T.08.05.2025 kararında 1994 doğumlu, yüksek miyopisi bulunan davacıya 2014’te argon lazer uygulanmış, sonrasında göz tansiyonu ortaya çıkmış, tansiyon nedeniyle ameliyat edilmiş ve 2016’da gözlerine fakik lens takılmıştır. Davacı, 2017’de iki gözünde tansiyonun 40-45 düzeyine çıktığını, sol gözünü tamamen kaybettiğini ve engelli kaldığını ileri sürerek 150.000 TL maddi ve 500.000 TL manevi tazminat istemiştir. Antalya 2. Tüketici Mahkemesi ve istinaf mahkemesi, Adli Tıp 3. Üst Kurulu raporuna dayanarak davayı reddetmiştir. Üçlü bilirkişi heyeti, göz tansiyonu ve yaygın retina dejenerasyonu bulunan, düzeltilmiş görmesi sağda 0,1, solda 0,05 olan hastaya fakik lens ameliyatının uygun olmadığını bildirmişti; Üst Kurul ise kesin kontrendikasyon bulunmadığını, göreceli endikasyon bulunduğunu belirtmişti. Yargıtay, raporlar arasındaki çelişkiye dikkat çekmiş; kontrendikasyonun kesin ya da göreceli olup olmadığının, tedaviden beklenen yarar ile zarar oranının ve hekimin sadakat borcu gereği riski beklenen faydadan yüksek görüp tedaviden kaçınması gerekip gerekmediğinin, üniversitelerin göz hastalıkları öğretim üyelerinden oluşacak üç kişilik heyetçe değerlendirilmesi gerektiğini belirterek istinaf kararını kaldırmış ve ilk derece kararını bozmuştur. Bu karar hekimin kusurlu olduğunu tespit etmemekte, yalnızca çelişkili raporlarla hüküm kurulamayacağını göstermektedir.
4. Katarakt Ameliyatında Hata, Enfeksiyon ve Kornea Ödemi
Katarakt dosyalarında üç sorun öne çıkmaktadır: ameliyat sırasında gelişen komplikasyonlar, ameliyat sonrası enfeksiyon ve kornea ödemi gibi sonradan ortaya çıkan tablolar.
Yargıtay 13. HD E.2013/22812 K.2013/27583 T.07.11.2013 kararında davacı, sağ gözündeki görme azlığı nedeniyle başvurduğu hastanede katarakt ameliyatı olmuş, ameliyat sırasında tansiyon yüksekliğine bağlı kanama gelişince göze mercek takılamamış ve davacı tıp fakültesine sevk edilmiştir. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporuna göre davacının sağ gözünde görme kalmamış, arka kapsül yırtığı, koroid efüzyonu ve proliferatif vitreoretinopati bu cerrahilerin komplikasyonu sayılmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesi davayı reddetmiştir. Yargıtay, davacıya imzalatılan rıza formunun anestezi risklerini anlattığını, ancak katarakt ameliyatının riskleri ve komplikasyonları hakkında bilgi verildiğini ve davacının buna rıza gösterdiğini gösteren bir delil sunulmadığını, raporun da kusur bakımından yeterli olmadığını belirterek hükmü bozmuştur.
Enfeksiyon kaynaklı kayıplarda tartışma, mikroorganizmanın ameliyat sırasında bulaşıp bulaşmadığı noktasında toplanır. Danıştay 15. Daire E.2014/5754 K.2016/2293 T.04.04.2016 kararında davacıya bir kamu hastanesinde 15.01.2004 tarihinde katarakt ameliyatı yapılmış, bir hafta sonra psödofakik endoftalmi saptanmış, mikrobiyolojik incelemede Aspergillus ürediği bildirilmiş ve sol göz 30.03.2004 tarihinde enükleasyonla alınmıştır. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu hekimin tekniğini ve sterilizasyon yöntemlerini uygun bulmuş, idare mahkemesi de davayı reddetmiştir. Danıştay ise ameliyat tarihindeki ve öncesindeki bir aylık dönemde ardışık enfeksiyon olgusu bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, mahkemenin 2008 yılına ait verileri istediğini, sterilizasyon kayıtlarında bir göstergeye ilişkin bilgi bulunmadığını belirterek eksik inceleme nedeniyle kararı bozmuştur. Hastane kaynaklı enfeksiyonların genel çerçevesi için hastane enfeksiyonu tazminat davası rehberimize bakabilirsiniz.
Yargıtay 13. HD E.2016/7079 K.2019/4053 T.27.03.2019 kararında özel hastanede 12.02.2011 tarihinde fakoemülsifikasyon yöntemiyle katarakt ameliyatı olan 1945 doğumlu diyabetli davacıda ameliyat sonrası mantar endoftalmisi gelişmiş, sol gözde tam görme kaybı oluşmuştur. Muayeneyi yapan hekim ile ameliyatı yapan hekim ve merkez farklıydı. Raporlar, cerrahın kusuru olmaksızın diyabetli hastada endoftalmi görülebileceğini belirtmiş, mahkeme davayı reddetmiştir. Yargıtay, mantarın ne zaman oluştuğunun, ameliyattan önce var olup olmadığının, tahlil ve tanıların, ameliyat kararının doğruluğunun ve hasta kayıtlarının düzenli tutulup tutulmadığının her hekim bakımından tartışılmadığını belirterek, göz hastalıkları konusunda donanımlı bir üniversiteden üç kişilik heyet raporu alınması için hükmü bozmuştur.
Kornea ödemi bakımından ise reddedilen örnekler de bulunmaktadır. Yargıtay 3. HD E.2023/4836 K.2023/3222 T.20.11.2023 kararında özel hastanede 30.08.2012 tarihinde katarakt ameliyatı olan davacının gözünde büllöz keratopati gelişmiştir. Bilirkişi kurulu, tanı ve ameliyat yönteminin uygun olduğunu, hekimin komplikasyona duyarsız kalmadığını, ikinci bir ameliyatla düzeltmeye çalıştığını ve düzenli kontrol yaptığını, ameliyat öncesi aydınlatılmış onam alındığını belirtmiş; Daire karar düzeltme talebini reddetmiştir. Yargıtay 3. HD E.2025/121 K.2025/3642 T.30.06.2025 kararında da lazerle katarakt ameliyatı sonrası sağ gözünde puslu görme ve görme kaybı yaşayan davacı, ameliyat sırasında yoğun acı duyduğunu, kornea hücrelerinin zedelendiğini ve ödem geliştiğini ileri sürmüştür. Davalı taraf sonucun operasyonla ilgisi bulunmayan bir göz hastalığından kaynaklandığını savunmuş; Adana 2. Tüketici Mahkemesi, Adli Tıp ve bilirkişi heyeti raporlarının uyumlu olması nedeniyle davayı reddetmiş, Yargıtay da aydınlatma yükümlülüğünün raporlarda değerlendirilmediği yönündeki temyiz itirazına rağmen, tıbbi sonucun komplikasyon sayılmasına dayanarak hükmü onamıştır. Lokal anestezi uygulamasından kaynaklanan sorunlar için ayrıca anestezi hatası tazminat davası rehberimize bakabilirsiniz.
5. Komplikasyon mu, Hekim Hatası mı?
Komplikasyon, tıbbi girişim sırasında öngörülemeyen veya öngörülse bile önlenemeyen, bilgi ve beceri eksikliğinden kaynaklanmayan istenmeyen sonuçtur. Bilirkişi raporunda sonucun komplikasyon olarak nitelendirilmesi, mahkemeyi bu nitelendirmeye bağlamaz. Danıştay 15. Daire E.2015/8936 K.2016/1604 T.10.03.2016 kararında bir üniversite hastanesinde bilateral pitozis ameliyatı olan davacının göz kapakları tam kapanmamış ve görme bozukluğu oluşmuştur. Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu, bu sonucu her türlü özene rağmen görülebilen ve ikinci bir müdahaleyle giderilebilen komplikasyon olarak değerlendirmiş, idare mahkemesi davayı reddetmiştir. Danıştay karar düzeltme aşamasında, kapağın ne kadar kaldırılacağını öngörmenin uzmanlığın gereği olduğunu, ameliyatın tek seansta tamamlanabilen bir işlem olması nedeniyle ikinci müdahaleyle giderilebilmesinin sonucu komplikasyon olmaktan çıkardığını belirtmiş ve olayda hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle idare mahkemesi kararını bozmuştur.
Öte yandan komplikasyon savunmasının kabul edildiği kararlarda dikkat çeken ortak nokta, komplikasyon sonrasında yönetimin doğru yapılmış olmasıdır. Yukarıda anılan Yargıtay 3. HD E.2023/4836 kararında hekimin ikinci ameliyatla sorunu gidermeye çalışması ve düzenli kontrol yapması, ret sonucunda belirleyici olmuştur. Bu nedenle göz ameliyatı sonrası gelişen bir tabloda yalnızca ameliyatın tekniğine değil, sorunun fark edilme zamanına, yapılan tahlil ve girişimlere ve gerekli durumda zamanında sevk edilip edilmediğine de bakılmalıdır. Konunun genel çerçevesi için komplikasyon ve malpraktis farkı rehberimize bakabilirsiniz.
6. Aydınlatılmış Onam ve İspat Yükü
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, göz ameliyatlarına ilişkin kararlarında salt ameliyata rıza gösterilmesinin yeterli olmadığını, komplikasyonların da izah edilmesi gerektiğini ve aydınlatılmış onamın ispat külfetinin hekim ya da hastanede bulunduğunu belirtmiştir. Daire bu değerlendirmede Avrupa Biyotıp Sözleşmesi’nin rızaya ilişkin hükmüne ve Hekim Etiği Yönetmeliği’ne dayanmaktadır (Yargıtay 13. HD E.2013/22812 K.2013/27583 T.07.11.2013). Kararlar, aydınlatmanın biçimine ilişkin bazı somut ölçütler de vermektedir:
Anestezi risklerini anlatan bir form, katarakt ameliyatının risklerini anlattığını göstermez (Yargıtay 13. HD E.2013/22812). Ameliyat sırasında ve sonrasında oluşabilecek her türlü komplikasyonun kabul edildiği yönündeki genel ifade, işlemin somut risklerinin anlatıldığını kanıtlamaz (Yargıtay 13. HD E.2013/17524). Yargıtay 13. HD E.2014/13146 K.2014/32828 T.23.10.2014 kararında ise davacı, sağ gözünün lazerle tedavi edilebileceğinin söylendiğini, müdahalenin yedi dakikada biteceği ve hiçbir riski bulunmadığı bilgisinin verildiğini, ameliyat sonrasında görme yeteneğinin yüzde seksenini kaybettiğini ileri sürmüştür. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu meslekte kazanma gücü kaybını %28,1 olarak belirlemiş, mahkeme 51.000 TL maddi ve 40.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Daire, bilirkişi raporlarında olayın komplikasyon sınırları içinde kaldığı belirtilmiş olsa da ameliyat öncesi ameliyatın şekli ve riskleri konusunda bilgilendirildiğine ilişkin aydınlatılmış onamın davalılarca ispat edilemediğini belirterek karar düzeltme talebini kabul etmiş ve mahkeme kararını onamıştır. Bu karar, komplikasyon gerçekleşse bile aydınlatma eksikliğinden sorumluluk doğabileceğini göstermesi bakımından önemlidir.
Her aydınlatma itirazı sonuç getirmez. Onam metni somut riskleri içeriyorsa ve bilirkişi aydınlatmanın yapıldığını saptıyorsa mahkemeler davayı reddetmektedir (Yargıtay 3. HD E.2023/4836). Ayrıca birden fazla işlemin yapıldığı tedavilerde her işlem ayrı bir müdahaledir. Yargıtay 3. HD E.2024/3362 dosyasında argon lazer, göz tansiyonu ameliyatı ve her bir göze ayrı tarihlerde takılan lens ayrı işlemlerdi; davacı lens takılmasının riski sorulduğunda yalnızca ilerleyen yıllarda katarakt gelişebileceğinin söylendiğini ileri sürerken, davalılar onam formunda glokom riskinin yazılı olduğunu savunmuştur. Hangi işlem için hangi bilginin verildiğinin ayrı ayrı belgelenmesi bu nedenle önem taşır. Ayrıntılı değerlendirme için aydınlatılmış onam ve onamsız tıbbi müdahalede tazminat rehberimize bakabilirsiniz.
7. Bilirkişi Raporu ve Adli Tıp Süreci
Göz ameliyatı davalarının sonucu büyük ölçüde bilirkişi raporuna bağlıdır. Raporlar Adli Tıp Kurumu ihtisas kurullarından, Üst Kurul’dan veya üniversite öğretim üyelerinden alınabilir. Yargıtay’ın bu dosyalardaki tutumu üç noktada toplanmaktadır.
Birincisi, uzmanlık alanıdır. Yargıtay 13. HD E.2013/17524 kararında lazer uygulamaları konusunda uzman, E.2016/7079 kararında göz hastalıkları konusunda donanımlı bir üniversiteden üç kişilik akademik kariyerli heyet istenmiştir. İkincisi, raporun gerekçeli olması ve itirazları karşılamasıdır; Yargıtay 13. HD E.2009/9422 kararında rapor, bu nedenlerle yetersiz bulunmuştur. Üçüncüsü, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesidir. Yargıtay 3. HD E.2024/3362 kararında Adli Tıp 7. İhtisas Kurulu raporu, üçlü bilirkişi heyetinin raporu ve Adli Tıp 3. Üst Kurulu raporu arasındaki görüş farklılığı nedeniyle Üst Kurul raporunun hükme esas alınamayacağı belirtilmiş, çelişkinin üniversite göz hastalıkları öğretim üyelerinden oluşacak heyetçe giderilmesi istenmiştir.
Danıştay da benzer biçimde, ardışık enfeksiyon olgularının ve sterilizasyon kayıtlarının incelenmediği Adli Tıp raporunu eksik incelemeye dayalı bulmuştur (Danıştay 15. D. E.2014/5754). Rapora itiraz edilirken genel ifadeler yerine somut sorular sorulması gerekir: ön tetkiklerin yapılıp yapılmadığı, endikasyonun ve kontrendikasyonun varlığı, ameliyat öncesi hastalıkların rapora etkisi, kayıtların düzenli tutulup tutulmadığı ve komplikasyon sonrası yönetim. Sürecin ayrıntıları için malpraktis davasında bilirkişi raporu ve ATK süreci rehberimize bakabilirsiniz.
8. Dava Kime Karşı ve Hangi Mahkemede Açılır?
Özel hastane, serbest hekim veya özel klinik aleyhine açılacak davalarda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.3/1-l ve m.73/1 uyarınca Tüketici Mahkemesi görevlidir. Yargıtay’ın bu makalede anılan güncel örnekleri de tüketici mahkemelerinde açılan davalardır (Antalya 2. Tüketici Mahkemesi, Adana 2. Tüketici Mahkemesi).
6502 sayılı Kanun m.73/1: “Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.”
Dava şartı arabuluculuktur (6502 sayılı Kanun m.73/A). Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamındaki, yani parasal sınırın altında kalan uyuşmazlıklarda ise önce hakem heyetine başvurulur ve arabuluculuk şartı aranmaz; parasal sınır değişebildiği için başvuru tarihindeki güncel değer kontrol edilmelidir. Yetki bakımından dava, tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir (m.73/5). Yalnızca sigorta şirketine karşı açılacak dava ise Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür.
Muhatapların doğru belirlenmesi göz dosyalarında özel önem taşır. Yargıtay 13. HD E.2014/13146 dosyasında davacı, muayenenin yapıldığı hastanenin lazer cihazında arıza bulunduğunu, ameliyatın bu kuruluşun kardeş kuruluşunda yapıldığını ileri sürmüş ve dava birden fazla şirket ile hekime karşı açılmıştır. Yargıtay 13. HD E.2016/7079 dosyasında da muayene eden ve ameliyata karar veren hekim ile ameliyatı gerçekleştiren hekim ve merkez farklıydı. Hasta dosyasındaki kayıtlara bakılarak muayene eden, ameliyatı yapan ve faturayı kesen kişi ve kuruluşların ayrı ayrı belirlenmesi gerekir. Uygulamaya dönük ayrıntılar için özel hastaneye dava nasıl açılır ve sigorta yönü için hekimin mesleki sorumluluk sigortasına karşı dava rehberlerimize bakabilirsiniz.
9. Kamu Hastanesinde Göz Ameliyatı Hatası
Devlet hastanesi, eğitim ve araştırma hastanesi veya üniversite hastanesinde yapılan göz ameliyatları için idare mahkemesinde tam yargı davası açılır. Hekime husumet yöneltilemez; idare, zararı ödedikten sonra kusurlu görevliye rücu edebilir. Danıştay, sağlık hizmetini riskli bir hizmet olarak değerlendirmekte ve bu hizmetten doğan zararda açık ve belli ağırlıkta bir hizmet kusuru aramaktadır (Danıştay 15. D. E.2015/8936). Hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi ya da hiç işlememesi hâllerinde ortaya çıkar. Katarakt sonrası enfeksiyon dosyasında bu kusurun, sterilizasyon kayıtları ve ardışık enfeksiyon vakaları üzerinden araştırılması gerektiği Danıştay 15. D. E.2014/5754 kararında görülmektedir.
İdareye başvuru koşulu İYUK m.13’te düzenlenmiştir. Başvuru ret edilirse veya otuz gün içinde cevap verilmezse dava süresi içinde dava açılır.
İYUK m.13/1: “İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.”
Kamu hastanelerindeki uygulamanın ayrıntıları için kamu hastanesinde malpraktis ve tam yargı davası rehberimize bakabilirsiniz.
10. Zamanaşımı ve Başvuru Süreleri
Uygulanacak süre, davanın dayandığı hukuki ilişkiye göre değişir. Aşağıdaki tablo göz ameliyatı davalarında karşılaşılan başlıca süreleri göstermektedir.
| Dava türü | Dayanak | Süre |
|---|---|---|
| Özel hastane veya serbest hekim (vekâlet) | TBK m.147/5 | 5 yıl |
| Haksız fiil | TBK m.72 | Öğrenmeden 2 yıl, fiilden 10 yıl; fiil suçsa daha uzun ceza zamanaşımı |
| Kamu hastanesi (tam yargı) | İYUK m.13 | Öğrenmeden 1 yıl, her hâlde olaydan 5 yıl içinde idareye başvuru; ret veya 30 gün cevapsızlık sonrası 60 gün içinde dava |
Yargıtay sözleşmesel taleplerde de süreyi zararın öğrenilmesinden başlatmaktadır (Yargıtay 3. HD E.2023/396 K.2023/194 T.22.02.2023; Yargıtay 13. HD E.2011/2343 K.2011/11552 T.14.07.2011). Zararın varlığının öğrenilmesi yeterlidir, kapsamının öğrenilmesi gerekmez (Yargıtay 13. HD E.2005/5697 K.2005/13292 T.16.09.2005). LASIK sonrası korneal ektazi gibi sonuçlar ameliyattan sonra gelişebildiği için bu kural göz dosyalarında pratik önem taşır; ancak şüphe halinde sürenin başlangıcını tıbbi belgelerle birlikte değerlendirmek gerekir. Estetik amaçlı göz kapağı ameliyatlarında eser sözleşmesi hükümleri ve 6502 sayılı Kanun m.16 ayrıca devreye girer. Ayrıntılar için malpraktis davasında zamanaşımı rehberimize bakabilirsiniz.
11. Tazminat Kalemleri ve 7589 Sayılı Kanun Sonrası Dava Yöntemi
Maddi tazminatın başlıca kalemleri; tedavi giderleri (düzeltici ameliyatlar, ilaç ve takip masrafları), çalışma gücünün azalmasından doğan kayıp ve gerekiyorsa geçici iş göremezlik ile bakım giderleridir. Çalışma gücü kaybı, Adli Tıp Kurumu veya bilirkişinin belirlediği meslekte kazanma gücü kaybı oranına göre ve TRH-2010 yaşam tablosu esas alınarak hesaplanır. Yargıtay 13. HD E.2014/13146 kararında Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu’nun belirlediği %28,1 oranındaki kayıp, maddi tazminatın dayanağı olmuştur. Danıştay 10. Daire E.2019/6389 K.2020/5004 T.17.11.2020 dosyasında ise sol göze yapılan enjeksiyon sonrası görme kaybı yaşayan davacı için idare mahkemesi, %16,8 oranındaki kayba dayanarak maddi ve manevi tazminat kabul etmiş; Danıştay, davacının karar sonrasında vefat etmesi nedeniyle kararı yalnızca usul yönünden bozmuştur. Hesaplamanın ayrıntıları için malpraktiste tazminat hesaplama rehberimize bakabilirsiniz.
TBK m.56/1: “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.”
Manevi tazminatın ceza niteliği yoktur; Yargıtay, tutarın olayın özel koşullarına göre doyum duygusunu sağlayacak ölçüde belirlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Yargıtay 13. HD E.2013/23027 kararında keratokonuslu hastaya LASIK uygulaması nedeniyle hükmedilen 5.000 TL manevi tazminat bu ölçütlere göre az bulunmuştur. Danıştay 10. Daire E.2023/4326 K.2023/5896 T.25.10.2023 kararında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi hastanesinde muayene, ameliyat ve ilaç tedavisi sonrası gözünde görme kaybı oluştuğunu ileri süren davacı 50.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat istemiş; idare mahkemesi davayı reddetmiş, manevi tazminata ilişkin kısım bozulmuş ve bozmaya uyan bölge idare mahkemesi 80.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Danıştay 10. Daire E.2023/1195 K.2023/5898 T.25.10.2023 kararında Tokat Devlet Hastanesindeki göz ameliyatı nedeniyle 70.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat isteyen davacının davası reddedilmiş, manevi tazminat yönünden verilen bozma sonrasında bölge idare mahkemesi 20.000 TL manevi tazminata hükmetmiş, Danıştay bu karara yönelik temyiz istemlerini reddetmiştir. Bu rakamlar yalnızca somut dosyalardaki sonuçları göstermekte, başka dosyalar için ölçü oluşturmamaktadır.
12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun (RG 31.07.2026) ile HMK m.107 yürürlükten kaldırılmış, bu nedenle belirsiz alacak davası açılması mümkün olmaktan çıkmıştır. Zararın kesin tutarı dava açılırken belirlenemiyorsa talep kısmi dava olarak ileri sürülür. HMK m.109/4 uyarınca talep, tahkikatın sona ermesine kadar bir defaya mahsus artırılabilir ve artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır. Hükmün kaldırılmasından önce açılmış davalar kendi hükümlerine göre devam eder; artırılan kısımda faizin hangi tarihten başlayacağı ise henüz netleşmemiştir.
HMK m.109/4: “Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.”
7589 sayılı Kanun TBK m.55’e de iki fıkra eklemiştir. Buna göre çalışma gücü kaybına bağlı tazminatta, kazancın bilindiği döneme ilişkin kısma olay tarihinden, bilinmeyen döneme ilişkin kısma ise karar tarihinden itibaren faiz işler; tahkikat başlayıncaya kadar yapılan ödemeler ise ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.
TBK m.55/3: “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.”
12. Delil Toplama, Şikâyet ve Ceza Soruşturmasının Etkisi
Göz ameliyatı dosyalarında delillerin büyük bölümü hastane kayıtlarında bulunur: ameliyat öncesi tetkikler, onam formları, ameliyat notu, taburcu ve epikriz belgeleri, kontrol muayenesi kayıtları ve enfeksiyon şüphesinde sterilizasyon ve ardışık vaka kayıtları. Başka bir merkezde yapılan muayene veya düzeltici girişimlere ilişkin raporlar da önemlidir; Yargıtay 13. HD E.2016/7079 dosyasında üniversite hastanesinden alınan rapor, Yargıtay 13. HD E.2009/9422 dosyasında ise başka bir göz hastanesinin tespiti dosyada önem taşımaktadır. Kayıtların kaybolması veya değiştirilmesi riski varsa delil tespiti yoluna gidilebilir; ayrıntılar için tıbbi kayıtlara erişim ve malpraktiste delil tespiti rehberimize bakabilirsiniz.
Hekim hakkında şikâyet yolu da kullanılabilir. Kamu hastanesinde görevli hekimler bakımından soruşturma izni (4483 sayılı Kanun) ayrıca gündeme gelir. Süreç için doktor hakkında şikâyet nasıl yapılır, ceza yönü için doktorların cezai sorumluluğu ve taksirle yaralama suçu ve cezası rehberlerimize bakabilirsiniz. Ceza dosyasının sonucu ise hukuk davasını belirli ölçüde etkiler:
TBK m.74/1-2: “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.”
Yerleşik içtihada göre yalnızca mahkûmiyet kararında kesinleşen maddi olgu tespitleri hukuk hâkimini bağlar. Bu nedenle ceza dosyasında takipsizlik veya beraat kararı çıkması, tazminat davasını kendiliğinden sonuçsuz bırakmaz.
Sıkça Sorulan Sorular
Lazer göz ameliyatı sonrası görmem kötüleşti, tazminat alabilir miyim?
Ön tetkik, endikasyon, uygulama veya aydınlatmada hekimin özen borcuna aykırı davrandığı bilirkişi raporuyla ortaya konursa tazminat istenebilir. Yargıtay, keratokonuslu hastaya LASIK uygulanmasında hekimin kusurunu kabul etmiştir (Yargıtay 13. HD E.2013/23027).
Her komplikasyon hekim hatası mıdır?
Hayır. Öngörülemeyen veya önlenemeyen, bilgi ve beceri eksikliğinden kaynaklanmayan sonuçlar komplikasyondur. Ancak bilirkişinin komplikasyon demesi mahkemeyi bağlamaz; komplikasyonun yönetimi ve aydınlatma da ayrıca denetlenir.
Katarakt ameliyatı sonrası enfeksiyonla göz kaybında hastane sorumlu olur mu?
Enfeksiyonun ameliyat sırasında bulaşıp bulaşmadığı, sterilizasyon kayıtları ve aynı dönemdeki diğer enfeksiyon vakaları araştırılarak belirlenir. Sorumluluk bu incelemenin sonucuna bağlıdır (Danıştay 15. D. E.2014/5754).
Onam formunu imzaladım, dava açamaz mıyım?
Açabilirsiniz. Genel bir onam metni, somut risklerin anlatıldığını kendiliğinden kanıtlamaz. Yargıtay, her türlü komplikasyonun kabul edildiği yönündeki genel formu yeterli bulmamıştır (Yargıtay 13. HD E.2013/17524).
Aydınlatma yapıldığını kim ispat etmelidir?
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’ne göre aydınlatılmış onamın ispat külfeti hekim veya hastanededir.
Hangi mahkemede dava açılır?
Özel hastane, serbest hekim ve özel klinik aleyhine Tüketici Mahkemesinde dava açılır. Kamu hastanesi için idare mahkemesinde tam yargı davası açılır. Yalnızca sigorta şirketine karşı açılacak dava Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür.
Devlet hastanesinde yapılan göz ameliyatı için doktora dava açabilir miyim?
Hayır. Dava idareye karşı açılır; hekime husumet yöneltilemez. İdare, ödediği tazminat için kusurlu görevliye rücu edebilir.
Dava açmadan önce ne yapmalıyım?
Tıbbi kayıtları ve ameliyat öncesi belgeleri temin etmelisiniz. Özel sağlık kuruluşları için arabulucuya veya parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvurmanız gerekir. Kamu hastanesinde önce idareye başvurulur.
Bilirkişi raporu aleyhime çıkarsa ne yapabilirim?
Rapora somut sorularla itiraz edebilirsiniz. Rapor gerekçesizse, itirazları karşılamıyorsa veya raporlar çelişkiliyse Yargıtay üniversite öğretim üyelerinden oluşan göz hastalıkları heyetinden yeni rapor alınmasını istemektedir (Yargıtay 3. HD E.2024/3362).
Maddi ve manevi tazminat neleri kapsar?
Maddi tazminat tedavi giderleri ile çalışma gücü kaybını, manevi tazminat ise çekilen elem ve ızdırabı karşılar. Manevi tazminatın tutarı olayın özel koşullarına göre hâkim tarafından belirlenir (TBK m.56).
Dava süresi ne kadardır?
Özel hastane ve hekim bakımından vekâlet nedeniyle beş yıl, haksız fiilde öğrenmeden iki yıl ve fiilden on yıldır. Kamu hastanesinde öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde olaydan itibaren beş yıl içinde idareye başvurulur.
Düzeltici ikinci ameliyat masrafını da isteyebilir miyim?
Evet, ameliyat sonucunu düzeltmek için yapılan tedavi ve ameliyat giderleri maddi zararın kalemleri arasında talep edilebilir. Bu kalemlerin hekim hatasıyla bağlantısı bilirkişice değerlendirilir.
Sonuç
Hatalı göz ameliyatı davalarında sonucu belirleyen unsurlar, ameliyat öncesi hasta seçiminin ve ön tetkiklerin doğruluğu, aydınlatmanın somut risklere ilişkin olması, komplikasyonun yönetilme biçimi ve bilirkişi raporunun niteliğidir. Yargıtay ve Danıştay kararları, komplikasyon savunmasının tek başına yeterli olmadığını, ancak doğru yönetilen ve usulünce aydınlatılan komplikasyonlarda sorumluluğun doğmayabileceğini göstermektedir. Davanın özel hastaneye karşı Tüketici Mahkemesinde, kamu hastanesine karşı idare mahkemesinde açılması, ilgili ön başvuru ve sürelere uyulması ve tıbbi kayıtların erken aşamada toplanması sürecin sağlıklı yürümesi için önemlidir. 7589 sayılı Kanun sonrasında talebin kısmi dava olarak yapılandırılması da gözden geçirilmelidir. Konu hakkında ayrıntılı bilgi ve hukuki destek için İstanbul tazminat avukatı hizmetlerimizden yararlanabilirsiniz.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.
Sarıoğlu & Sefer Hukuk ve Danışmanlık Bürosu
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul