☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

Bakırköy Boşanma Avukatı

boşanma boşanma avukatı

Bakırköy boşanma avukatı olarak öncelikle evlilik birliğini koruyucu yolların değerlendirilmesini, boşanmanın ise son çare olarak ele alınmasını tavsiye ediyoruz. Aceleyle alınan kararlar, boşanma sürecinde telafisi güç sonuçlar doğurabilmektedir. Bakırköy bölgesindeki uyuşmazlıkların çoğu şiddetli geçimsizlik kaynaklı olduğunu gözlemliyoruz. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak, Bakırköy boşanma avukatı kadromuzla boşanma sürecinde haklarınızı en iyi şekilde koruyarak hukuki hizmet sunuyoruz. Boşanma avukatı olarak Bakırköy bölgesinde hizmet sunan ofisimizin amacımız, süreci en hızlı ve doğru şekilde sonuçlandırarak hak kaybı yaşanmasının önüne geçmektir.

Bakırköy Boşanma Avukatı

Boşanma davaları, yalnızca evlilik birliğinin sona ermesiyle sınırlı olmayan; nafaka, velayet, mal paylaşımı ve tazminat gibi ciddi hukuki sonuçlar doğuran süreçlerdir. Bu nedenle Bakırköy’de boşanma davası açmayı düşünen kişilerin, süreci Bakırköy Boşanma Avukatı desteğiyle yürütmesi büyük önem taşır. Bir Boşanma Avukatı ile çalışılmadan açılan davalarda, usul hataları ve yanlış strateji nedeniyle telafisi güç hak kayıpları yaşanabilmektedir. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak, Bakırköy Boşanma Avukatı kimliğimizle müvekkillerimize yalnızca dava takibi değil, baştan sona hukuki rehberlik sunuyoruz.

Bakırköy Boşanma Avukatı ile Çalışmanın Önemi

Boşanma davaları her ne kadar Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiş olsa da her dosya kendi özel şartları çerçevesinde değerlendirilir. Aynı sebebe dayanan iki boşanma davası dahi farklı sonuçlanabilir. Bu noktada Boşanma Avukatı Bakırköy tecrübesi, davanın gidişatını doğrudan etkiler. Bakırköy Aile Mahkemelerinde görülen davalarda hakimlerin delil değerlendirme biçimi, kusur analizi ve Yargıtay içtihatlarının uygulanışı büyük önem taşır. Bakırköy Boşanma Avukatı ile çalışmak, yalnızca hukuku bilmek değil; Bakırköy’deki yargılama pratiğine hâkim olmak anlamına gelir.

Boşanma Davası Türleri

Anlaşmalı Boşanma Davası

Anlaşmalı boşanma, tarafların boşanma ve boşanmanın tüm sonuçları konusunda tam mutabakata varması halinde mümkündür. Nafaka, velayet ve mal paylaşımı gibi hususların açıkça düzenlenmesi gerekir. Bir Boşanma Avukatı tarafından hazırlanmayan protokoller, ileride yeni uyuşmazlıklara neden olabilmektedir. Bu nedenle anlaşmalı boşanma sürecinde de Bakırköy Boşanma Avukatı desteği alınması önemlidir.

Çekişmeli Boşanma Davası

Tarafların boşanma veya fer’î talepler konusunda anlaşamaması halinde çekişmeli boşanma davası açılır. Bu davalarda kusur durumu, deliller ve tanık anlatımları belirleyicidir. Boşanma Avukatı, çekişmeli boşanma davasında yalnızca dilekçe sunmakla kalmaz; delil stratejisini kurar, tanıkları hazırlar ve müvekkilinin haklarını aktif biçimde savunur. Bakırköy Boşanma Avukatı tecrübesi, davanın sonucunu doğrudan etkiler.

Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Bakırköy’de açılan boşanma davalarının büyük bölümü “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” sebebine dayanmaktadır. Ancak her tartışma veya anlaşmazlık boşanma sebebi olarak kabul edilmez.

Bakırköy Boşanma Avukatı olarak sık karşılaştığımız boşanma sebepleri şunlardır:

  • Şiddetli geçimsizlik

  • Sadakatsizlik

  • Fiziksel veya psikolojik şiddet

  • Terk

  • Onur kırıcı davranışlar

Bu iddiaların mahkeme önünde hukuka uygun delillerle ispatlanması gerekir. Boşanma Avukatı Bakırköy desteği olmadan yürütülen davalarda bu noktada ciddi eksiklikler yaşanabilmektedir.

Hangi Durumlar Boşanma Sebebi Sayılmaz?

Her olumsuz davranış boşanma sebebi değildir. Özellikle affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış olaylara dayanılarak açılan davalar çoğu zaman reddedilmektedir. Bakırköy Boşanma Avukatı olarak en sık karşılaştığımız hata, geçmişte barışılan olayların tekrar dava konusu yapılmasıdır.

Boşanma Davasında Delillerin Önemi

Boşanma davaları iddia ve ispat davalarıdır. Davacı taraf iddialarını somut ve hukuka uygun delillerle ispatlamak zorundadır.

Bakırköy Aile Mahkemelerinde sıklıkla kullanılan deliller:

  • Tanık beyanları

  • Mesajlaşma kayıtları

  • Sosyal medya içerikleri

  • Sağlık raporları

  • Resmî belgeler

Boşanma Avukatı, hangi delilin hangi aşamada sunulacağını ve nasıl değerlendirileceğini bilir. Bakırköy Boşanma Avukatı tecrübesi, delillerin doğru kullanılmasını sağlar.

Nafaka, Velayet ve Mal Paylaşımı

Boşanma davası yalnızca evliliğin sona ermesiyle sınırlı değildir. Nafaka, velayet ve mal paylaşımı gibi konular boşanmanın en önemli sonuçlarıdır.

Nafaka

Tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakası taleplerinin doğru şekilde ileri sürülmesi gerekir.

Velayet

Hakim, çocuğun üstün yararını esas alır. Ebeveynlerin yaşam koşulları ve çocuğa sağlayacağı imkanlar değerlendirilir.

Mal Paylaşımı

Mal rejimi tasfiyesi, çoğu zaman boşanma davasından sonra ayrıca açılan bir dava ile gerçekleştirilir. Bu süreçlerde Bakırköy Boşanma Avukatı desteği alınmaması ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Boşanma Avukatı ile sürecin profesyonelce yürütülmesi gerekir.

Bakırköy’de Boşanma Davası Açmadan Önce

Boşanma davası açmadan önce hukuki durumun detaylı şekilde değerlendirilmesi gerekir. Delillerin hazırlanması, kusur analizinin yapılması ve dava stratejisinin belirlenmesi önemlidir. Bir Boşanma Avukatı, dava açılmadan önce müvekkiline olası sonuçları açıkça anlatır. Boşanma Avukatı desteğiyle sürecin baştan doğru kurulması sağlanır.

Boşanma Süreci ile Alakalı En Çok Sorulan Sorular

Boşanma avukatı Bakırköy ofisimizde boşanma süreçlerinde en çok karşılaştığımız soruları sizler için aşağıda listeledik. Her bir soru hakkında detaylı açıklamalar yaptık.

Hangi Durumlar Boşanma Sebebi Sayılmaz?

Bakırköy boşanma avukatı olarak müvekkillerime her zaman izah ettiğim üzere, evlilik birliği içindeki her olumsuzluk hukuken boşanma sebebi teşkil etmez. Yargıtay kararları bu konuda son derece istikrarlıdır.

Öncelikle, affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış olaylar boşanma sebebi sayılmaz. Eşler, yaşanan bir tartışma, şiddet eylemi veya sadakatsizlik sonrası barışıp evlilik birliğini sürdürmeye devam etmişlerse, geçmişte yaşanan bu olaylar hukuki geçerliliğini yitirir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin birçok kararında tekrarladığı üzere, “Affedilen veya hoşgörü ile karşılanan olaylara dayanılarak boşanma kararı verilemez.” (2016/25122 E., 2018/11891 K.). Bu ilke, tarafların barışarak geçmişi geride bırakma iradesi gösterdiğini varsayar.

İkinci olarak, ispatlanamamış iddialar boşanma sebebi oluşturmaz. Davacı, eşinin kusurlu olduğunu iddia ediyorsa, bu iddiasını somut delillerle kanıtlamak zorundadır. Soyut, duyuma dayalı veya inandırıcılıktan uzak tanık beyanları yeterli görülmez.

Üçüncü olarak, fiili ayrılık tek başına bir boşanma nedeni değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2011/4921 E., 2012/1993 K. sayılı kararında açıkça belirtildiği gibi, “Fiili ayrılık başlı başına boşanma nedeni yapılamaz”. Boşanma için ayrılığa neden olan, evlilik birliğini temelinden sarsan ve davalıya yüklenebilecek kusurlu bir davranışın varlığı şarttır.

Son olarak, dava açıldıktan sonra meydana gelen olaylar, devam eden o davada boşanma sebebi olarak kabul edilmez. Bu olaylar ancak yeni bir davanın konusunu teşkil edebilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2010/227 E., 2010/324 K.).

Haklı Neden Olmadan Açılan Boşanma Davaları Reddedilir mi?

Evet. Boşanma avukatı Bakırköy deneyimimize göre, boşanma davası açmak, evliliğin sona ermesini talep etmek için yeterli değildir; bu talebin hukuken “haklı” bir nedene dayanması zorunludur.

Haklı neden, kanunda belirtilen özel boşanma sebeplerinden (zina, hayata kast vb.) birinin varlığı veya evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmış olmasıdır. Yargıtay kararları, haklı nedenin yokluğu durumunda davanın reddedilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Örneğin, davacı tamamen kendi kusuruna dayanarak dava açmışsa, bu durum haklı bir neden olarak kabul edilmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/22627 E., 2018/9544 K. sayılı kararında, sadakatsiz davranan ve boşanmada tamamen kusurlu olan erkeğin açtığı davanın reddedilmesi gerektiği “…boşanmaya sebep olan olaylarda sadakatsiz davranan erkek tamamen kusurlu olup verilen ret kararı sonucu itibariyle doğru bulunduğundan…” ifadesiyle onanmıştır.

Benzer şekilde, daha önce affedilmiş olaylara dayanarak dava açmak da haklı nedenin ortadan kalktığı anlamına gelir. Taraflar barıştıktan sonra, boşanmayı gerektirecek yeni bir olay yaşanmamışsa, eski olaylara dayanarak açılan dava hukuki dayanaktan yoksun kalır ve reddedilir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2014/4015 E., 2014/14580 K.).

Geçimsizlik Her Zaman Boşanma Nedeni midir?

Hayır, her geçimsizlik boşanma nedeni değildir. Bakırköy boşanma avukatı olarak müvekkillerime açıkladığım üzere, TMK m. 166/1 uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için geçimsizliğin, “evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış” olması gerekir. Bu, sarsıntının basit ve gelip geçici anlaşmazlıkların ötesinde, evliliği çekilmez hale getiren köklü ve sürekli bir nitelikte olması gerektiği anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/1935 E., 2019/410 K. sayılı kararında bu şart açıkça vurgulanmıştır.

Mahkeme, taraflar arasındaki anlaşmazlıkların niteliğini, sıklığını ve evlilik birliği üzerindeki etkisini değerlendirir. Örneğin, eşler arasındaki sıradan, her evlilikte yaşanabilecek kısa süreli tartışmalar, temelden sarsılma olarak kabul edilmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2015/21112 E., 2016/8400 K. sayılı kararında, tanık beyanlarının “temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar” veya “sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibaret” olması durumunda davanın reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla, geçimsizlik iddiasının boşanma nedeni sayılabilmesi için, bu durumun somut olaylarla ispatlanması ve ortak hayatı çekilmez kıldığının mahkeme tarafından kabul edilmesi şarttır.

Affedilen Eşin Davranışları Sonradan Boşanma Gerekçesi Olabilir mi?

Olamaz. Boşanma avukatı Bakırköy ofisimizde vurguladığımız üzere, bu, boşanma hukukunun en temel ve istikrarlı prensiplerinden biridir. Bir eş, diğerinin kusurlu davranışını (şiddet, hakaret, sadakatsizlik vb.) öğrendikten sonra evlilik birliğini sürdürmeye devam ederse, birlikte tatile çıkarsa, yeni bir ev kiralayıp birlikte yaşarsa, cinsel birliktelik kurarsa veya açtığı bir davadan feragat ederse, bu davranışlar hukuken “af” veya en azından “hoşgörü” olarak kabul edilir. Af, affedilen eylemin hukuki sonuçlarını ortadan kaldırır ve o eylem artık bir kusur olarak değerlendirilemez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin çoğu kararında bu ilke tekrarlanmıştır. Örneğin, 2016/13130 E., 2018/3287 K. sayılı kararda, “Affedilen veya hoşgörü ile karşılanan olaylara dayanılarak boşanma kararı verilemez” denilerek bu kural net bir şekilde ortaya konulmuştur. Benzer şekilde, 2018/4856 E., 2018/15022 K. sayılı kararda, boşanma davasına konu olaylardan sonra tarafların müşterek bir çocuk sahibi olmaları, önceki olayların affedildiğinin en somut göstergesi olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, bir kez affedilen bir davranış, sonradan fikir değiştirilerek yeniden boşanma davasına konu edilemez.

Boşanma Davasında Delil Yetersizliği: Hangi Durumda Ret Kararı Verilir?

Bakırköy boşanma avukatı deneyimlerimize göre, boşanma davası, bir iddia ve ispat sürecidir. Davacı taraf, boşanma dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaları ve davalının kusurlu olduğunu hukuka uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Delillerin yetersiz kaldığı her durumda mahkeme davayı reddeder. Delil yetersizliği birkaç şekilde ortaya çıkabilir:

İddiaların Kanıtlanamaması: Davacı, tanık dinletemez, yazılı bir delil sunamaz veya sunduğu tanıkların beyanları soyut, çelişkili veya inandırıcı olmaktan uzak bulunursa, iddialar ispatlanamamış sayılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2011/4921 E., 2012/1993 K. sayılı kararında, tarafların hiçbir delil göstermemesi üzerine davanın reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yeni Bir Olayın İspatlanamaması: Özellikle affetme veya kesinleşmiş bir ret kararı sonrası açılan davalarda, davacının barışma veya ret kararından sonra davalıdan kaynaklanan yeni bir kusurlu davranışı ispatlaması gerekir. Eğer “Barışmadan sonra taraflardan kaynaklanan boşanmayı gerektirir yeni bir hadisenin varlığı da kanıtlanmamıştır.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2014/4015 E., 2014/14580 K.), dava delil yetersizliğinden reddedilir.

Hukuki Değerini Yitirmiş Deliller: Bazen deliller mevcut olsa bile, affa uğradıkları için hukuki değerlerini yitirirler. Bu durumda da mahkeme, boşanma için geçerli bir delil kalmadığı gerekçesiyle davayı reddeder.

Anlaşmalı Boşanma Davası Mahkemece Reddedilebilir Mi?

Boşanma avukatı Bakırköy hizmetlerimizde karşılaştığımız üzere, anlaşmalı boşanma (TMK m. 166/3), tarafların boşanma ve fer’ileri (nafaka, velayet, tazminat) konusunda tam bir mutabakata varmaları halinde gerçekleşir. Mahkeme, bu tür davalarda kusur araştırması yapmaz ancak bazı hususları denetlemekle yükümlüdür. Anlaşmalı boşanma şu hallerde reddedilebilir:

Tarafların İradesinin Sakatlanması: Hakim, tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmelidir. Eğer eşlerden birinin baskı, tehdit veya hile altında protokolü imzaladığına dair bir şüphe oluşursa, davayı reddedebilir.

Protokolün Kamu Düzenine veya Çocuğun Üstün Yararına Aykırı Olması: Özellikle velayet ve çocukla kişisel ilişki konularında yapılan düzenlemeler, çocuğun menfaatlerine açıkça aykırı ise hakim bu düzenlemeleri kabul etmeyebilir. Taraflar yeni bir düzenleme üzerinde anlaşamazsa, dava çekişmeli boşanmaya dönüşebilir veya reddedilebilir.

Protokolün Hukuken Geçersiz veya Uygulanamaz Hükümler İçermesi: Protokolde yer alan mali düzenlemeler veya diğer hükümler kanuna, ahlaka veya kamu düzenine aykırı ise hakim müdahale edebilir.

Şartların Oluşmaması: Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması şarttır. Bu süre dolmadan açılan dava reddedilir.

Kusuru Olmayan Eşe Karşı Boşanma Talebi Kabul Edilir mi?

Kural olarak, kusuru olmayan eşe karşı açılan boşanma davası kabul edilmez. Bakırköy boşanma avukatı olarak belirttiğim üzere, boşanma hukukumuz temel olarak kusur prensibine dayanır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/1935 E., 2019/410 K. sayılı kararında bu ilke, “boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır” şeklinde ifade edilmiştir. Davacı, davalının evlilik birliğini temelinden sarsan kusurlu bir davranışını ispatlayamazsa, dava reddedilir.

Ancak bu kuralın önemli bir istisnası vardır: TMK m. 166/4. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2023/9174 E., 2024/38 K. sayılı kararında ele alınan bu hükme göre; daha önce herhangi bir sebeple açılmış bir boşanma davasının reddedilip kesinleşmesinden itibaren üç yıl geçmiş ve bu süre içinde ortak hayat yeniden kurulamamışsa, eşlerden birinin talepi üzerine mahkeme, davalının kusuru olmasa dahi boşanmaya karar verir. Bu durumda kanun, evliliğin fiilen bittiğini ve devamında hukuki bir yarar kalmadığını kabul etmektedir.

Eşler Arası Kısa Süreli Tartışmalar Boşanma Gerekçesi midir?

Hayır, değildir. Boşanma avukatı Bakırköy deneyimlerime göre, her evlilikte yaşanması muhtemel, olağan ve gelip geçici nitelikteki kısa süreli tartışmalar, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı anlamına gelmez. Boşanma kararı verilebilmesi için, anlaşmazlıkların ortak hayatı çekilmez kılan, sürekli ve derin bir nitelik taşıması gerekir. Yargıtay, bu tür basit uyuşmazlıkları boşanma için yeterli görmemektedir.

Örneğin, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2011/7772 E., 2012/5445 K. sayılı kararında, affedilen olaylar dışında “evlilik birliğini temelinden sarsacak ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizliğin varlığı da kanıtlanamamıştır” denilerek, ispatlanamayan veya nitelik olarak yetersiz kalan geçimsizlik iddialarının reddedilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Mahkeme, sunulan delilleri değerlendirirken, yaşanan olayların evliliğin temelini sarsıp sarsmadığını, yoksa hayatın olağan akışı içinde kabul edilebilecek uyuşmazlıklar mı olduğunu dikkatle ayırt eder.

Mahkeme Hangi Hallerde Evliliğin Devamına Karar Verir?

Bakırköy boşanma avukatı olarak gözlemlerime göre, mahkeme, “evliliğin devamına” şeklinde bir karar vermez; bunun yerine, boşanma davasını reddederek evlilik birliğinin hukuken devam etmesini sağlar. Davanın reddine karar verilen başlıca haller şunlardır:

Boşanma Sebebinin İspatlanamaması: Davacı, iddialarını kanıtlayamazsa dava reddedilir.

Davalının Kusurunun Bulunmaması: Davalı eşin boşanmayı gerektirecek hiçbir kusurlu davranışının ispatlanamaması durumunda dava reddedilir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2020/53 E., 2020/1696 K.).

Davacının Tamamen Kusurlu Olması: Tamamen kusurlu olan eşin açtığı davaya, daha az kusurlu veya kusursuz olan davalı itiraz ederse, mahkeme evliliğin devamında davalı ve çocuklar için korunmaya değer bir yarar görürse davayı reddedebilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2019/30 E., 2020/506 K.).

Af veya Hoşgörü: Dava konusu olayların davacı tarafından affedildiği veya hoşgörüyle karşılandığı anlaşıldığında, dava hukuki dayanaktan yoksun kalır ve reddedilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2011/21757 E., 2012/17198 K. sayılı kararında, dava sonrası barışma nedeniyle “Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylara dayanılarak boşanmaya hükmedilemez” denilerek davanın reddi gerektiği belirtilmiştir.

Aile Bütünlüğü ve Çocukların Durumu Boşanma Kararını Etkiler mi?

Evet, özellikle kusur değerlendirmesi bağlamında etkiler. Boşanma avukatı Bakırköy hizmetlerimizde bu konuya özel önem veririz. TMK m. 166/2’de bu durum açıkça düzenlenmiştir. Buna göre, boşanma davasını açan eşin kusuru, davalı eşin kusurundan daha ağır ise, davalının boşanmaya itiraz etme hakkı vardır. Mahkeme, bu itirazla karşılaştığında, evliliğin devamında davalı ve özellikle çocuklar için korunmaya değer bir yarar olup olmadığını değerlendirir.

Eğer mahkeme, boşanma halinde çocukların maddi veya manevi olarak ciddi şekilde zarar göreceğine, evliliğin devamının ise onlar için daha faydalı olacağına kanaat getirirse, boşanma talebini reddedebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2019/30 E., 2020/506 K. sayılı kararında atıf yapılan kanun metninde, bu durum “evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir” şeklinde ifade edilmiştir. Bu hüküm, aile bütünlüğü ve çocukların menfaatinin, özellikle davacının daha kusurlu olduğu durumlarda, boşanma kararını engelleyebilecek önemli bir faktör olduğunu göstermektedir.

Geçici Ayrılıklar Boşanma Sebebi Mi?

Bakırköy boşanma avukatı olarak vurgularım: Geçici ayrılıklar, tek başlarına boşanma sebebi oluşturmazlar. Eşlerin zaman zaman ayrı yaşaması, bir süre düşünmek için uzaklaşması veya ailevi sorunlar nedeniyle kısa süreliğine farklı yerlerde kalması, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı anlamına gelmez. Hukuki değerlendirme, bu ayrılığın nedenine ve niteliğine bağlıdır.

Eğer geçici ayrılık, eşlerden birinin kusurlu bir davranışından (örneğin, evi terk etme, sadakatsizlik) kaynaklanıyorsa ve bu durum ortak hayatı çekilmez kılıyorsa, ayrılığın kendisi değil, ona sebep olan kusurlu davranış boşanma nedeni olabilir. Ancak, tarafların ortak rızasıyla veya makul bir sebeple gerçekleşen geçici ayrılıklar sonrası evlilik birliği devam ediyorsa, bu durum genellikle bir sorun olarak görülmez. Hatta bu ayrılıklar sonrası bir araya gelme, önceki sorunların hoşgörüyle karşılandığına veya affedildiğine dahi işaret edebilir.

Barışma Sonrası Boşanma Davası Açılabilir mi?

Evet, açılabilir; ancak boşanma avukatı Bakırköy deneyimime göre kritik olan, davanın hangi olaylara dayandırıldığıdır. Eşler barıştıktan sonra, barışma öncesi yaşanan ve affedilmiş sayılan olaylara dayanarak yeni bir boşanma davası açılamaz. Af, geçmişteki kusurları hukuken “temizler”.

Barışma sonrası yeni bir dava açılabilmesi için, barışma tarihinden sonra, evlilik birliğini temelinden sarsan yeni bir kusurlu davranışın yaşanmış olması ve bu yeni davranışın mahkemede ispatlanması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2010/7366 E., 2011/8244 K. sayılı kararında bu ayrım net bir şekilde yapılmıştır: “Barışma olayından sonraki hadiseler yeni bir davanın konusu olup, bu davada nazara alınamaz.”

Dolayısıyla, barışma bir “milat” kabul edilir. Bu tarihten önceki olaylar hukuken kapanmış sayılırken, bu tarihten sonra yaşanan ve ispatlanan yeni olaylar pekala yeni bir boşanma davasının konusunu oluşturabilir.

İspat Edilemeyen İddialarla Boşanma Talebi Sonuçlanır mı?

Hayır, sonuçlanmaz; dava reddedilir. Bakırköy boşanma avukatı olarak vurgularım: Boşanma davası, ceza davası gibi şüpheye dayalı kararların verilebileceği bir alan değildir. Davacı, iddialarını şüpheye yer bırakmayacak şekilde, somut delillerle kanıtlamak zorundadır. İspat edilemeyen iddialar, mahkeme nezdinde “yok” hükmündedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/13153 E., 2018/3345 K. sayılı kararında, bir eşin kusurları affedildikten sonra diğer eşin de “herhangi bir kusurlu davranışı ispatlanmamıştır” tespiti yapılmış ve bu nedenle davanın reddi gerektiği vurgulanmıştır. Benzer şekilde, 2015/13799 E., 2015/15015 K. sayılı kararda, tanıkların ifadelerinin reddedilen ilk davadan önceki olaylara ilişkin olduğu, yeni bir maddi hadisenin ise ispatlanamadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Eşlerin Rızası Olmadan Boşanma Kararı Verilebilir mi?

Evet, verilebilir. Boşanma avukatı Bakırköy ofisimizde müvekkillerimize açıkladığımız üzere, çekişmeli boşanma davasının doğası gereği, taraflardan biri boşanmayı isterken diğeri istemeyebilir. Davalının boşanmaya rıza göstermemesi, tek başına davanın reddi için bir sebep değildir. Mahkeme, tarafların rızasına değil, kanunda aranan boşanma şartlarının oluşup oluşmadığına bakar.

Eğer davacı, davalının kusurlu bir davranışını ispatlayarak evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını kanıtlarsa, davalının tüm itirazlarına ve boşanmayı istememesine rağmen mahkeme boşanma kararı verir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2012/3408 E., 2012/5664 K. sayılı kararında, eşine şiddet uygulayan ve hakaret eden kocanın kusurlu olduğu ispatlandığında, “Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK.md.166/1) karar verilecek yerde, davanın reddi doğru bulunmamıştır” denilerek, haklı nedenler ispatlandığında davalının rızası olmasa bile boşanma kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Boşanma Davası Açmak İçin Gereken Hukuki Şartlar Nelerdir?

Bakırköy boşanma avukatı olarak müvekkillerimize anlattığımız üzere, Yargıtay kararları ve TMK hükümleri ışığında, çekişmeli bir boşanma davası açmak ve başarıya ulaşmak için gereken temel hukuki şartlar şunlardır:

Geçerli Bir Boşanma Sebebinin Varlığı: Dava, TMK’da sayılan özel (zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı) veya genel (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) boşanma sebeplerinden en az birine dayanmalıdır.

Davalının Kusurlu Olması: Genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin sarsılmasına dayanılıyorsa, bu sarsılmada davalı eşin az da olsa kusurunun bulunması ve bu kusurun ispatlanması gerekir.

İddiaların İspatı: Davacı, dilekçesinde ileri sürdüğü tüm vakıaları ve davalının kusurunu hukuka uygun delillerle (tanık, mesaj kayıtları, fotoğraflar, mahkeme kararları vb.) ispatlamalıdır.

Dava Konusu Olayların Affedilmemiş Olması: Davacı, boşanma sebebi olarak ileri sürdüğü olayları daha önceden affetmemiş veya hoşgörüyle karşılamamış olmalıdır.

Dava Hakkının Kötüye Kullanılmaması: Davacı, tamamen kendi kusuruna dayanarak dava açmamalıdır. Eğer davacı daha kusurlu ise, davalının itirazı üzerine dava reddedilebilir.

Bu şartlar kümülatif olup, birinin dahi eksikliği davanın reddedilmesi için yeterlidir.

Evden Ayrılma ve Hukuki Sonuçları

Boşanmadan Önce Evi Terk Etmek Suç Sayılır mı?

Boşanma avukatı Bakırköy hizmetlerimizde açıkladığımız üzere, hayır, boşanmadan önce evi terk etmek ceza hukuku anlamında bir suç değildir. Konu, tamamen aile hukuku kapsamında ele alınmakta ve boşanma davasının bir unsuru olarak değerlendirilmektedir. Eylemin hukuki sonucu, cezai bir yaptırım değil, boşanma davasındaki kusur durumunun belirlenmesi ve buna bağlı olarak nafaka, tazminat gibi mali hakların kaybedilmesi veya kazanılmasıdır.

Evlilik Birliği Devam Ederken Evden Ayrılmanın Hukuki Sonuçları Nedir?

Bakırköy boşanma avukatı deneyimlerime göre, evden ayrılmanın en temel hukuki sonuçları şunlardır:

Boşanma Sebebi Olması: Haklı bir neden olmaksızın ve evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerden kaçınma amacıyla yapılan terk, TMK m. 164 uyarınca özel bir boşanma sebebidir.

Kusur Tespiti: Haksız yere evi terk etmek, terk eden eşin boşanmada “tam kusurlu” veya “ağır kusurlu” sayılmasına neden olur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin T. 26.09.2012, E. 2012/3632, K. 2012/22570 sayılı kararında, “davalı kocanın bir sebep yokken müşterek konutu terk ettiği, birlik görevlerini yerine getirmediği sübut bulmuştur” denilerek bu eylem “tamamen kusurlu” kabul edilmiştir.

Nafaka ve Tazminat Haklarının Kaybı: Tam kusurlu bulunan eş, yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat talep etme hakkını kaybeder. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin T. 26.12.2006, E. 2006/7012, K. 2006/18415 sayılı kararında bu durum, “Tam kusurlu eş yararına manevi tazminat ve yoksulluk nafakasına hükmedilemez” şeklinde net bir ilkeye bağlanmıştır.

Velayet Kararına Etkisi: Haksız terk, ebeveynlik sorumluluklarının ihmali olarak değerlendirilebilir ve velayet kararında aleyhe bir faktör olabilir.

Evden Ayrılmak Terk Sayılır mı? Boşanma Sürecine Etkisi Nedir?

Her evden ayrılma, hukuki anlamda “terk” sayılmaz. Boşanma avukatı Bakırköy olarak vurgularım: Bir eylemin TMK m. 164 kapsamında “terk” sayılabilmesi için, eşin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla ortak konuttan ayrılması ve bu ayrılığın haksız olması gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin T. 28.09.2009, E. 2008/13675, K. 2009/16048 sayılı kararının karşı oy yazısında belirtildiği gibi, “Davalının evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla davacıyı terk ettiği anlaşılmaktadır. Bu hal, terk edilen eşe, terk sebebiyle boşanmayı isteme hakkı verir.(TMK.m.164)”.

Boşanma sürecine etkisi ise davanın hukuki temeline göre değişir. Eğer dava “terk” sebebine dayalı açılmışsa, bu eylem davanın temelini oluşturur. Eğer dava “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” sebebine dayanıyorsa, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, sırf evi terk etmiş olmak tek başına kusur olarak yüklenemez.

Hangi Durumlarda Eşin Evden Ayrılması Haklı Gerekçe Sayılır?

Bakırköy boşanma avukatı olarak Yargıtay kararlarına göre, aşağıdaki durumları evden ayrılmak için haklı gerekçe olarak kabul edilmektedir:

Fiziksel, Psikolojik ve Ekonomik Şiddet: Eşin şiddet görmesi, en temel haklı sebeptir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin T. 04.06.2008, E. 2007/9602, K. 2008/7978 sayılı kararında, “Toplanan delillerden davacı kocanın davalı kadına şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır” denilerek, şiddet gören kadının evi terk etmekte haklı olduğu kabul edilmiştir.

Evden Kovulma: Diğer eş tarafından evden kovulmak veya gitmeye zorlanmak, evi terk etmek için mutlak bir haklı sebeptir. Hukuk Genel Kurulu’nun T. 21.10.2020, E. 2017/2725, K. 2020/800 sayılı kararında, kocanın eşine “‘defol git sana bakmak zorunda değilim’ diyerek evden kovduğu” ispatlandığından, kadının evi terk etmesi kusur olarak görülmemiştir.

Elverişsiz Yaşam Koşulları: Eşin ailesiyle birlikte yaşamaya zorlanması veya konutun yetersiz olması da haklı sebep sayılabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin T. 14.12.2023, E. 2023/8434, K. 2023/6220 sayılı kararında, “tarafların evlilik birliğinin devam ettiği süreçte erkeğin ailesi ile birlikte yaşadığı, bu şartlar altında kadının eve dönmek istememesinin kendisine kusur olarak yüklenemeyeceği” belirtilmiştir.

Ağır Hakaret ve Onur Kırıcı Davranışlar: Eşin onurunu zedeleyen davranışlar da evden ayrılmak için haklı bir gerekçe oluşturabilir.

Evi Terk Etmenin Boşanma Davasında Kusur Değeri

Haksız yere evi terk etmenin kusur değeri oldukça yüksektir ve genellikle “tam kusur” veya “ağır kusur” olarak nitelendirilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin T. 30.09.2009, E. 2009/13456, K. 2009/16363 sayılı kararında, “Terk sebebiyle boşanmaya karar verildiğine göre boşanmaya neden olan olaylarda davalı kadın tamamen kusurludur” denilerek bu durum netleştirilmiştir. Bu kusur tespiti, davanın mali sonuçlarını doğrudan etkiler. Haklı bir sebeple evi terk etme durumunda ise, terk eden eşe hiçbir kusur yüklenmez.

Evden Ayrılan Eş Hakkında Terk Nedeniyle Boşanma Davası Açılabilir mi?

Evet, açılabilir. Ancak bunun için Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir:

  1. Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla ortak konutu terk etmiş olmalıdır.
  2. Bu ayrılık en az dört ay sürmüş olmalıdır.
  3. Dört ayın sonunda, dava açmak isteyen eş, hakim veya noter aracılığıyla diğer eşe “iki ay içinde ortak konuta dönmesi” için bir ihtar göndermelidir.
  4. Bu ihtara rağmen eş, haklı bir sebebi olmaksızın iki ay içinde eve dönmezse, terk nedeniyle boşanma davası açılabilir.

Ancak, Hukuk Genel Kurulu’nun T. 04.11.2009, E. 2009/402, K. 2009/484 sayılı kararında belirtildiği gibi, “Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.” Bu nedenle, eşini evden kovan veya gitmeye zorlayan tarafın daha sonra çektiği ihtar samimi kabul edilmez ve bu davayı açma hakkı yoktur.

Boşanma Sürecinde Evden Ayrılan Eşin Hakları Nelerdir?

Evden ayrılan eşin hakları, ayrılığın haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığına göre değişir:

Haklı Sebeple Ayrılan Eşin Hakları: Tedbir ve yoksulluk nafakası talep edebilir. Maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Çocuğun velayetini talep edebilir ve bu durum velayeti almasına engel teşkil etmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin T. 17.09.2024, E. 2023/6711, K. 2024/5894 sayılı kararında, haklı nedenle evi terk eden kadın lehine nafaka, velayet ve tazminata hükmedilmiştir.

Haksız Sebeple Ayrılan Eşin Hakları: Dava süresince tedbir nafakası alabilir, ancak boşanma kararıyla birlikte yoksulluk nafakası ve tazminat haklarını kaybeder. Kendi açtığı boşanma davası, tam kusurlu olduğu gerekçesiyle reddedilebilir.

Evden Ayrılmak ve Nafaka Yükümlülüğü: Nelere Dikkat Edilmeli?

Nafaka yükümlülüğü, doğrudan kusur durumuyla bağlantılıdır.

Tedbir Nafakası (Dava Süresince): Evden ayrılan eş, kusur durumuna bakılmaksızın, dava süresince geçimini sağlamak amacıyla tedbir nafakası talep edebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin T. 18.11.2024, E. 2024/1128, K. 2024/8687 sayılı kararında, tam kusurlu bulunan kadına dahi dava süresince tedbir nafakası bağlanmıştır.

Yoksulluk Nafakası (Boşanma Sonrası): Haklı bir sebep olmaksızın evi terk ederek boşanmada “tam kusurlu” veya “ağır kusurlu” bulunan eş, boşanma sonrası yoksulluk nafakası talep edemez. Haklı bir sebeple ayrılan ve boşanmada daha az kusurlu olan eş ise bu hakkını korur.

Eşin Evden Ayrılması Çocuğun Velayetini Etkiler mi?

Evet, etkileyebilir. Mahkeme velayet kararını verirken çocuğun üstün yararını gözetir.

Haklı Sebeple Ayrılma: Eşin, çocuğu da yanına alarak şiddet veya olumsuz bir ortamdan uzaklaşmak için evden ayrılması, velayeti almasına engel olmaz, hatta lehine bir durum oluşturabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin T. 05.07.2023, E. 2023/919, K. 2023/3711 sayılı kararında, haklı nedenle evden ayrılan annenin bu davranışı velayeti almasına engel olmamıştır.

Haksız Sebeple Ayrılma: Çocuğu geride bırakarak ve ebeveynlik sorumluluklarından kaçarak evi terk etmek, velayet kararında mahkemenin takdirini olumsuz etkileyebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin T. 18.01.2023, E. 2022/9705, K. 2023/311 sayılı kararında, haksız yere evi terk eden anneden velayet alınarak babaya verilmiştir.

Haklı Sebep Olmadan Evden Ayrılmak Mahkemede Aleyhe Delil Olur mu?

Kesinlikle evet. Haklı bir sebep olmaksızın ortak konutu terk etmek, evlilik birliğinin yükümlülüklerini yerine getirmemek anlamına gelir ve boşanma davasında terk eden eş aleyhine kullanılan en güçlü delillerden biridir. Bu durum, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin T. 08.11.2023, E. 2023/2553, K. 2023/5299 sayılı kararında, kadının “birlik görevlerini yerine getirmediği, bu nedenle davalı kadının tam kusurlu olduğu” şeklinde değerlendirilmiştir.

Evden Ayrılma İhtar Süreci: Ne Zaman Başlar, Ne Anlama Gelir?

İhtar süreci, TMK m. 164’e dayalı “terk nedeniyle boşanma davası” açılmasının yasal bir ön şartıdır.

Ne Zaman Başlar? Eşin evi terk etmesinden itibaren en az dört ay geçtikten sonra, terk edilen eşin talebiyle başlar.

Ne Anlama Gelir? Terk edilen eş, noter veya mahkeme kanalıyla terk eden eşe bir ihtarname gönderir. Bu ihtarnamede, terk eden eşe “iki ay içinde ortak konuta dönmesi, aksi takdirde aleyhine terk nedeniyle boşanma davası açılacağı” bildirilir. Bu ihtar, terk eden eşe son bir şans tanımak ve niyetinin ciddiyetini ortaya koymak anlamına gelir. İhtara rağmen haklı bir sebep olmaksızın dönmeyen eş aleyhine dava açma hakkı doğar.

Ayrı Yaşama Hakkı ve Türk Medeni Kanunu’ndaki Yeri

Eşlerin, evlilik birliği devam ederken ayrı yaşama hakkı bulunmaktadır. Bu hak, TMK m. 197’de düzenlenmiştir. Buna göre, eşlerden biri, birlikte yaşama ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa, hakimden ayrı yaşama izni ve diğer eşten mali katkı (nafaka) talep edebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin T. 14.12.2012, E. 2011/21615, K. 2012/30374 sayılı kararında belirtildiği gibi, “Davacı kadının açtığı bağımsız nafaka davasının (TMK.md.197) kabul edilmiş olması, kadının nafaka dava tarihinden önceki dönem için ayrı yaşamakta haklı olduğuna gösterir.” Ancak bu hak süresiz değildir. Haklı sebep ortadan kalktığında veya diğer eş usulüne uygun ihtar çektiğinde, ayrı yaşama hakkı sona erebilir.

Boşanma Öncesi Eşler Ayrı Yaşayabilir mi? Yasal Dayanaklar

Evet, yaşayabilirler. Bunun yasal dayanakları şunlardır:

Anlaşmalı Ayrılık: Eşler karşılıklı anlaşarak fiilen ayrı yaşayabilirler.

Haklı Sebebe Dayalı Ayrılık (TMK m. 197): Yukarıda açıklandığı gibi, haklı bir sebebi olan eş, hakim kararıyla ayrı yaşama hakkı elde edebilir.

Boşanma Davası Açılması: Boşanma davası açıldıktan sonra eşlerin fiilen ayrı yaşaması, sürecin doğal bir sonucudur ve bu durum aleyhe bir delil olarak kullanılamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin T. 04.12.2013, E. 2013/15060, K. 2013/28516 sayılı kararında, daha önce açılmış ve reddedilmiş bir dava sonrası başlayan fiili ayrılığın kusur olarak yüklenemeyeceği belirtilmiştir.

Evden Ayrılmanın Psikolojik ve Hukuki Boyutları

Hukuk, evden ayrılmaya neden olan psikolojik şiddet, onur kırıcı davranışlar, duygusal ihmal gibi olguları “haklı sebep” olarak kabul ederek, eylemin psikolojik arka planını dolaylı olarak tanımaktadır. Hukuki boyut, eylemin kusur, nafaka, velayet ve tazminat gibi somut sonuçlarını düzenlerken; psikolojik boyut, bu hukuki sonuçların temelini oluşturan “nedensellik bağını” kurar.

Eşin Evi Terk Etmesi Sonrası Mal Paylaşımı Nasıl Etkilenir?

Evi terk etmenin mal paylaşımına (mal rejiminin tasfiyesi) doğrudan etkisine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Türk hukuk sisteminde geçerli olan genel ilke şudur: Boşanmadaki kusur, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesini doğrudan etkilemez. Mal paylaşımı, eşlerin evlilik birliği içinde edindikleri malların yasa gereği yarı yarıya paylaşılması esasına dayanır. Dolayısıyla, haklı veya haksız yere evi terk etmiş olmak, kural olarak mal paylaşımındaki yasal pay oranını değiştirmez. Ancak, zina veya hayata kast gibi çok istisnai ve ağır durumlarda, hakimin kusurlu eşin artık değerdeki payını azaltma veya kaldırma yetkisi (TMK m. 236/2) bulunmaktadır; fakat “terk” eylemi bu istisnalar arasında sayılmamıştır.

Barodan Ücretsiz Avukat Alma

Barodan Ücretsiz Avukat Almanın Şartları Nelerdir?

Adli yardımın bir lütuf değil, belirli şartlara bağlanmış bir haktır. Kararlar, bu şartları net bir şekilde ortaya koymaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) temelinde iki ana şart aranmaktadır. Birincisi, kişinin mali durumunun yetersizliğidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2023/411 E., 2023/1295 K. sayılı ve 20.12.2023 tarihli kararında da vurgulandığı gibi, bu durum HMK 334/1. maddesinde “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler” olarak tanımlanmıştır. İkinci şart ise, kişinin talebinin hukuki bir temelden yoksun olmamasıdır.

Kimler Adli Yardım Kapsamında Ücretsiz Avukat Talep Edebilir?

Adli yardım talebinde bulunabilecek kişiler yalnızca maddi durumu yetersiz vatandaşlarımızla sınırlı değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2024/13515 E., 2025/3488 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, “gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıflar” da bu haktan faydalanabilir. Ancak, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 2018/5280 E., 2018/6890 K. sayılı kararında net bir şekilde “sermaye şirketleri adli yardımdan yararlanamaz” denilerek ticari şirketler genel olarak kapsam dışı bırakılmıştır.

Barodan Ücretsiz Avukat Hizmeti Nasıl Alınır?

Başvuru süreci, talebin niteliğine göre farklılık gösterebilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2019/2874 E., 2020/1714 K. sayılı kararına göre, kişi ya doğrudan davanın görüleceği mahkemeye başvurarak adli yardım talep eder ve mahkemenin talebi üzerine baro bir avukat görevlendirir ya da Avukatlık Kanunu uyarınca doğrudan baroların Adli Yardım Bürolarına müracaat edebilir.

Ücretsiz Avukat Hizmeti Hangi Davalarda Geçerlidir?

Adli yardım belirli bir dava türüyle sınırlı değildir. Boşanma davaları, tazminat davaları, menfi tespit gibi ticari davalar, elatmanın önlenmesi davası ve idari davalar gibi hukukun hemen her alanında bu hizmetten yararlanmak mümkündür. Ceza davaları ise Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) kapsamında kendine özgü kurallara tabidir.

Baro Tarafından Sağlanan Avukatlar Hangi Aşamada Görevlendirilir?

Yargı kararları, bu hakkın yargılamanın her aşamasında kullanılabileceğini teyit etmektedir. Dava dilekçesiyle birlikte davanın en başında talep edilebileceği gibi kanun yolu aşamalarında da bu hak kullanılabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2010/19-49 E. sayılı kararında net bir şekilde ifade edildiği gibi, “Karar kesinleşene kadar yargılama faaliyeti süreceğine ve henüz sonlanmamış olduğuna göre kanun yoluna başvuru için de adli yardım isteminde bulunulması olanaklıdır.”

Barodan Avukat Talebinde Gerekli Belgeler Nelerdir?

Başvurunun en kritik ve en çok hataya düşülen noktası budur. Yargı kararları, maddi durumun ispatı için belge sunma zorunluluğunu sürekli olarak vurgulamaktadır. Bu belgeler arasında en yaygın olanı, mahalle muhtarlığından alınmış “fakirlik belgesi”dir. Bunun yanı sıra, SGK hizmet dökümü, üzerinize kayıtlı mal varlığı olmadığına dair e-devlet çıktıları, gelir durumunu gösterir belgeler gibi evraklar da talebi güçlendirecektir.

Baro Avukatı Hangi Süreyle Görevlendirilir?

Baro tarafından görevlendirilen avukatın görevi, belirli bir duruşma veya işlemle sınırlı değildir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2021/3779 E., 2022/1273 K. sayılı kararında adli yardımın “hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği” açıkça belirtilmiştir. Bu, atanan avukatın ilk derece mahkemesindeki yargılamadan başlayarak, istinaf ve temyiz süreçleri de dahil olmak üzere dosya hukuken kesinleşene kadar görevine devam edeceği anlamına gelir.

Bakırköy’de Verdiğimiz Avukatlık Hizmetleri

Bakırköy bölgesinde verdiğimiz Boşanma ve Aile Hukukuna dair Avukatlık Hizmetlerimiz şunlardır:

  • Anlaşmalı Boşanma Davaları
  • Çekişmeli Boşanma Davaları
  • Mal Rejiminden Kaynaklanan Aile Hukuk Davaları
  • Velayet Davaları
  • Nafaka Davaları
  • Evlilik Sözleşmesi
  • Aile Şerhi Konulması Davası
  • Koruyucu Aile Hukuk Hizmetleri
  • Aile Konutunun Davacı veya Davalı Eşe Tahsis Edilmesi Davası

Bakırköy İstanbul lokasyonu başta olmak üzere tüm İstanbul çevresinde aile hukuku hizmetlerimizden yararlanmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Hakkımızda

Sarıoğlu & Sefer Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak, karşılıklı güven esasına dayalı, uzman Bakırköy boşanma avukatı kadrosuyla müvekkillerimize kaliteli ve güvenilir danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktayız. Boşanma avukatı Bakırköy lokasyonunda arayanlar için profesyonel hizmetlerimizi titizlikle yürütmekteyiz. Siz değerli müvekkillerimiz için en iyi çözümleri üretiyoruz.

İletişim & Danışma

Boşanma, velayet, nafaka, mal paylaşımı ve diğer aile hukuku konuları; hem hukuki bilgi hem de duygusal hassasiyet gerektirir. Bakırköy boşanma avukatı olarak Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu, İstanbul’da boşanma ve aile hukuku davalarında uzman avukatları ile yanınızda olmaya hazırdır. Deneyimli bir boşanma avukatını Bakırköy bölgesinde arıyorsanız, dosyanızın içeriğini, sizinle anlaşarak gizlilik ilkesi çerçevesinde inceleyebilir ve hukuki görüşlerimizi paylaşabiliriz. Sürecin başından sonuna kadar sizi en doğru yönlendirme ile takip ederiz.

Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No:9 D:2, 34146 Bakırköy/İstanbul

Telefon: 0539 676 32 75

E-posta: bilgi@sarioglusefer.com

    0507 551 87 38