☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

Miras Payı Nasıl Hesaplanır?

İçindekiler

Giriş

Bir yakınını kaybeden aileler, acının henüz dinmediği günlerde kendilerini karmaşık bir hukuki sürecin içinde bulur: mirasın paylaştırılması. Pek çok kişi veraset ilamındaki kesir ifadelerini görünce (1/4, 3/8, 7/24 gibi) “benim payım bu kadar mı?” diye sorar. Oysa miras payı hesaplaması, salt matematiksel bir bölüştürme değildir. Önce mal rejimi tasfiyesi tamamlanmalı, ardından tereke borçları düşülmeli, denkleştirmeye tabi kazandırmalar eklenmeli ve yalnızca bu işlemlerin tamamlanmasıyla ulaşılan net tereke üzerinden zümre sistemine göre paylar dağıtılmalıdır. Yanlış hesaplanan her pay, ileride tapu iptali veya tenkis davası riskini beraberinde getirir. Bu süreçte deneyimli bir miras avukatı İstanbul ile çalışmak, hak kayıplarını önlemenin en güvenilir yoludur. Bu makalede miras payı nasıl hesaplanır tüm aşamalarını, Yargıtay içtihatlarıyla destekleyerek açıklıyoruz.

Miras Payı Nedir? Yasal Dayanak

Miras payı; bir mirasçının, mirasbırakanın ölümüyle intikal eden tereke üzerindeki oransal hissesidir. Türk Medeni Kanunu (TMK) bu payı iki ayrı kategoride düzenlemektedir:

Yasal pay (TMK md. 495–501): Kanunun zümre sistemine göre her mirasçı sınıfı için belirlediği asgari pay oranıdır. Herhangi bir vasiyetname yoksa miras tamamen bu kurallara göre dağılır.

Saklı pay (TMK md. 505–506): Bazı mirasçıların (altsoy, ana-baba, eş) tasarruf özgürlüğüne karşı korunan, mirasbırakanın iradesiyle dahi azaltılamayan asgari haklarıdır. Altsoyu için yasal payının yarısı, ana-baba için yasal payının dörtte biri saklı pay kapsamındadır. Eşin saklı payı ise yasal payının tamamıdır.

Hesaplama açısından belirleyici olan her zaman net terekedir; brüt malvarlığı değil. Yargıtay, yıllar içinde bu ayrımı defalarca vurgulamış; pasifler düşülmeden yapılan her hesaplamayı bozma nedeni saymıştır.

Net Terekenin Tespiti ve Borçların İndirilmesi

Miras paylaşımının matematiği, doğru temelden başlamayı gerektirir. TMK md. 507 uyarınca terekenin aktifinden şu pasifler indirilir:

Mirasbırakanın borçları (krediler, vergi borçları, ticari yükümlülükler), cenaze ve defin giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımına ilişkin masraflar ile mirasbırakanla birlikte yaşayan kişilerin üç aylık geçim giderleri.

Bu kesintiler yapılmadan hesaplanan rakamın üzerinden pay belirlemek hukuka aykırıdır. Yargıtay, saklı payın da bu net değer üzerinden tespit edilmesi gerektiğini açıkça hükme bağlamıştır. Bunun pratik önemi büyüktür: Pasifler düşülmeden yapılan hesaplamada hem saklı pay hem de tenkise tabi kazandırma miktarı yanlış çıkar, bu da açılacak tenkis davalarını baştan çürük temele oturtur.

Ayrıca denkleştirmeye tabi kazandırmalar (bkz. ilgili bölüm) gerçekte ödenmemiş olsa da net terekeye eklenerek fiktif tereke oluşturulur; paylar bu toplam üzerinden hesaplanır, ardından kazandırma miktarı ilgili mirasçının payından mahsup edilir.

Mal Rejimi Tasfiyesinin Miras Payına Etkisi (Öncelik İlkesi)

Türk hukukunda eşler, kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimine (TMK md. 218 vd.) tabidir. Bu rejim, eşlerden birinin ölümüyle sona erer (TMK md. 225). Ölüm anında sağ kalan eşin “katılma alacağı” doğar ve bu alacak bir tereke borcu niteliği taşır.

Kritik ilke şudur: Mal rejimi tasfiyesi tamamlanmadan miras payı hesabına geçilemez. Önce katılma alacağı belirlenmeli, bu miktar terekeden çıkarılmalı, kalan net tereke üzerinden mirasçı payları hesaplanmalıdır. Bu sıraya uyulmadan yapılan her hesaplama hem sağ kalan eşi hem de diğer mirasçıları yanıltır.

Uygulamadaki bir tartışma konusu da şudur: Mal rejimi tasfiyesi davası ile miras paylaşım davası paralel yürütülebilir mi? Yargıtay’ın pratik yaklaşımına göre, eş hem alacaklı (katılma alacaklısı) hem borçlu (mirasçı sıfatıyla kendi payına düşen tereke borcunu üstlenen kişi) olduğundan, kendi payına düşen borcu alacağından mahsup ederek kalan kısmı diğer mirasçılardan talep edebilir. Ancak doktrinin önemli bir bölümü bu mahsup yöntemini eleştirmektedir: Mal rejimi ve miras hukukunun farklı kurallara (saklı pay, tenkis, denkleştirme) tabi olması nedeniyle iki sürecin ayrı tutulması gerektiği savunulmaktadır.

Derdest bir mal rejimi tasfiyesi davası varsa, miras paylaşım davasında bu dava bekletici mesele yapılmalıdır.

Zümre Sistemine Göre Pay Hesaplama

Net tereke belirlendikten sonra payların dağıtımı, TMK’nın benimsediği zümre (parentel) sistemine göre yapılır. Bu sistemde mirasçılar, mirasbırakanla olan kan bağının derecesine göre üç ana gruba ayrılır. Üst zümrede mirasçı bulunduğu sürece alt zümre mirasçı olamaz.

Birinci Zümre – Altsoy (TMK md. 495): Mirasbırakanın çocukları ve onların altsoyu. Birden fazla çocuk varsa miras eşit pay ile bölüşülür. Çocuklardan biri mirasbırakandan önce ölmüşse o çocuğun payı, halefiyet ilkesi gereği kendi çocuklarına (mirasbırakanın torunlarına) geçer. Sağ kalan eş 1. zümre ile birlikte mirasçı olduğunda payı 1/4’tür.

İkinci Zümre – Ana-Baba ve Altsoyu (TMK md. 496): Mirasbırakanın 1. zümrede mirasçısı yoksa devreye girer. Anne ve baba varsa miras ikiye bölünür. Ebeveynlerden biri daha önce ölmüşse payı halefiyet yoluyla kendi çocuklarına (mirasbırakanın kardeşlerine) geçer. Sağ kalan eş bu zümreyle birlikte mirasçı olduğunda payı 1/2’dir.

Üçüncü Zümre – Büyük Ana-Büyük Baba ve Altsoyu (TMK md. 497): İlk iki zümrede hiç mirasçı yoksa devreye girer. Sağ kalan eş bu zümreyle birlikte mirasçı olduğunda payı 3/4’tür. Hiçbir zümrede mirasçı yoksa miras tamamen sağ kalan eşe, o da yoksa Devlete kalır.

Halefiyet ilkesi, mirasın aile kökleri içinde kalmasını güvence altına alır. Mirasbırakandan önce ölen bir mirasçının payı asla “açıkta” kalmaz; o kişi sağ olsaydı ne alacaktı ise aynen o pay, haleflerine geçer.

Sağ Kalan Eşin Miras Payı ve Saklı Payı

Sağ kalan eş, hiçbir zümreye dahil değildir; ancak her zümrenin tamamlayıcısı olarak sisteme entegre edilmiştir. Payı sabit değil, birlikte mirasçı olduğu zümreye bağlı olarak değişkendir:

Birlikte Mirasçı Olunan ZümreEşin Yasal PayıEşin Saklı Payı
1. Zümre (Altsoy)1/41/4 (yasal payının tamamı)
2. Zümre (Ana-Baba ve Altsoyu)1/21/2 (yasal payının tamamı)
3. Zümre (Büyük Ana-Büyük Baba)3/43/4 (yasal payının tamamı)
Hiçbir Zümre YokTamamıTamamı

Eşin mirasçılığının koşulu, ölüm anında geçerli bir evlilik bağının varlığıdır. Boşanma davası devam ederken eşlerden biri ölürse, davanın sonucuna ve kusur durumuna göre (TMK md. 181) sağ kalan eşin mirasçılığı risk altına girebilir. Bu nedenle boşanma sürecindeki müvekkillerin dikkatli değerlendirme yaptırması hayati önem taşır.

Öte yandan eşin miras payı, mal rejimi tasfiyesiyle karıştırılmamalıdır. Katılma alacağı (mal rejimi hakkı) ve miras payı, iki ayrı hukuki başlıktır. Eş önce mal rejimi alacağını alır; bu miktar terekeden düşüldükten sonra kalan net tereke üzerinden miras payını talep eder.

Pay Hesabını Etkileyen Özel Durumlar

Mirasın Reddi ve Payların İntikali

Bir mirasçı mirası reddederse (TMK md. 605), sanki mirasbırakandan önce ölmüş gibi kabul edilir ve payı halefiyet ilkesi gereği kendi altsoyuna geçer (TMK md. 611). Bu durum toplam pay tablosunu doğrudan değiştirir. En yakın mirasçıların tamamı birlikte reddederse, tereke sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir (TMK md. 612); tasfiye yapılmadan uzak mirasçılara pay dağıtılamaz.

Pratik risk: Murisin ölümünden sonra bankadan para çekmek, hesabı kapatmak veya mal satmak gibi işlemler “terekeyi sahiplenme” sayılır ve ret hakkı düşer. Yargıtay bu konuda son derece katı bir tutum sergilemektedir.

Evlatlık ve Altsoyunun Mirasçılığı

Evlatlık ve altsoyu, evlat edinene tam bir kan hısımı gibi mirasçı olur (TMK md. 500). Saklı pay ve yasal pay hesaplamalarında öz altsoy ile aynı muameleye tabidir. Ancak evlat edinen ve hısımları, evlatlığa mirasçı olamazlar bu tek yönlü bir mirasçılık ilişkisidir. Evlatlığın kendi biyolojik ailesindeki mirasçılık hakları devam eder; bu “çift yönlü mirasçılık” olarak adlandırılır.

Önemli sınır: Evlat edinenin mirasbırakandan önce ölmesi durumunda halefiyetin evlatlık ilişkisinde evlat edinenin mirasçılarına uzanmayacağı Yargıtay tarafından kabul edilmektedir. Bu mesele doktrinde tartışmalı olmaya devam etmektedir.

Ceninin Mirasçılığı

Cenin, sağ doğmak koşuluyla mirasbırakanın ölümü anından itibaren mirasçı sıfatını kazanır (TMK md. 28, 582). Bu durumda doğum gerçekleşene kadar mirasın taksimi ertelenir (TMK md. 643). Ancak ceninin anasının geçim giderleri, bu süre zarfında terekeden karşılanabilir.

Evlilik Dışı Çocukların Mirasçılığı

Evlilik dışı doğan çocukların baba tarafına mirasçı olabilmesi için soybağının tanıma (TMK md. 285 vd.) veya babalık davası (TMK md. 301 vd.) yoluyla kurulmuş olması şarttır. Soybağı usulüne uygun kurulduğunda, bu çocuklar evlilik içi hısımlarla tamamen eşit haklara sahip olurlar. Yabancı mahkemeden alınan babalık ilamının Türk mahkemelerince tanınması da aynı sonucu doğurur.

Nüfus Kayıtlarındaki Hataların Etkisi

Soybağına veya nüfus kaydına ilişkin bir hata, mirasçılık sıfatını doğrudan etkiler. Mahkeme kararıyla anne-baba adı düzeltilen bir kişinin muraisle soybağı kalmıyorsa mirasçılık sıfatı sona erer ve paylar yeniden dağıtılır. Bu durum zaman zaman tapu iptali davalarını da beraberinde getirir.

Mirasta Denkleştirme (İade) ve Fiktif Tereke

Mirasbırakanın sağlığında bazı mirasçılara yaptığı karşılıksız kazandırmalar (çeyiz, işyeri sermayesi, konut alımı için para, eğitim giderleri vb.) miras paylaşımında hesaba katılır. TMK md. 669 uyarınca bu kazandırmalar, denkleştirme kapsamındaysa paylaşım sırasında terekeye eklenir. Bu işlemle oluşan yükseltilmiş değere fiktif tereke denir ve tüm paylar bu rakam üzerinden hesaplanır; ardından kazandırma miktarı ilgili mirasçının payından düşülür.

Örnek: Net tereke 600.000 TL, A çocuğu sağlığında 100.000 TL almış, B ve C çocuğu almamış. Fiktif tereke = 700.000 TL. Her çocuğun payı = 700.000 / 3 = 233.333 TL. A çocuğu 233.333 – 100.000 = 133.333 TL alır; B ve C her biri 233.333 TL alır.

Denkleştirme, mirasçılar arasındaki dengeyi sağlar; ancak mirasbırakanın aksini belirtmesi veya kazandırmanın denkleştirme dışında tutulması halinde uygulanmaz.

Hatalı Veraset İlamları ve Düzeltme Davaları

Mirasçılık belgesi (veraset ilamı), TMK md. 598 uyarınca aksi ispat edilinceye kadar geçerlidir; ancak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Hatalı düzenlenmesi halinde her zaman iptali istenebilir.

En sık karşılaşılan hata türleri şunlardır: pay ve paydaların toplamının tutarsız olması, bir mirasçının belgede hiç gösterilmemesi, mirası reddeden mirasçının altsoyunun yer almaması ve nüfus kayıt hatalarına dayalı yanlış soybağı tespiti.

Hatalı veraset ilamına dayanılarak yapılan tapu intikalleri, TMK md. 1025 anlamında “yolsuz tescil” niteliğindedir. Bu durumda hasımlı yeni bir veraset ilamı alınarak tüm mirasçıların doğru paylarıyla belirlenmesi ve ardından tapu iptal-tescil davası açılması gerekir.

Veraset ilamının iptali davalarında, belgede mirasçı olarak gösterilen tüm kişilerin davaya taraf gösterilmesi zorunludur. Yargıtay bu hususu kamu düzenine ilişkin saymakta ve eksik hasım nedeniyle bozma kararı vermektedir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli Mahkeme

Miras davalarında görevli mahkeme, davanın türüne göre değişir. Mirasçılık belgesinin düzenlenmesi (veraset ilamı alınması) sulh hukuk mahkemelerinde çekişmesiz yargı yoluyla yürütülür (HMK md. 382/2-d). Mirasçılık belgesinin iptali, ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu), tenkis ve denkleştirme gibi çekişmeli miras davaları ise asliye hukuk mahkemelerinin görev alanındadır. Aile mahkemelerinin varlığı, mal rejimi tasfiyesi davalarının bu mahkemede görülmesini gerektirdiğinden, net tereke hesabıyla doğrudan bağlantılı olan bu dava miras paylaşımından önce çözümlenmeli ya da bekletici mesele yapılmalıdır.

Yetkili Mahkeme (HMK md. 11)

Miras sözleşmesinden doğan davalar ile terekeye ilişkin davalar, mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesinde açılır (HMK md. 11/1). Terekenin paylaşılması ile miras sebebiyle istihkak davaları da bu mahkemede görülür. Birden fazla mirasçı arasında görülen davalarda aynı mahkeme, mirasbırakanın son ikametgâhı esas alınarak belirlenir. İstanbul’da bu uygulama mirasçıların bulunduğu adliye değil, mirasbırakanın son ikamet adresinin bağlı olduğu adliye demektir; örneğin mirasbırakan Bakırköy’de ikamet ediyorsa dava Bakırköy Adliyesi’nde açılmalıdır.

Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler

Mirasın Reddi Süresi

Mirasçı, mirası öğrendiği tarihten itibaren 3 ay içinde reddetmelidir (TMK md. 606). Bu süre hak düşürücüdür; kaçırılması halinde miras kendiliğinden kabul edilmiş sayılır.

Tenkis Davası

Saklı paya tecavüz eden kazandırmalara karşı tenkis davası, mirasçının saklı paya tecavüzü öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve her hâlde vasiyetname için tenfiz kararının kesinleşmesinden, diğer tasarruflarda miras açılmasından itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır (TMK md. 571). Bu sürelerin geçirilmesi halinde tenkis hakkı tamamen ortadan kalkar.

Mirasçılık Belgesi İptali

Mirasçılık belgesinin iptali için herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Belge maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden, hatalı olduğu her zaman ileri sürülebilir ve iptal davası her zaman açılabilir.

Tapu İptal ve Tescil Davası

Yolsuz tescile dayalı tapu iptal ve tescil davaları, TMK md. 1025 kapsamında zamanaşımı ve hak düşürücü süreye tabi değildir. Gerçek hak sahibi, her zaman dava açabilir.

Emsal Yargıtay Kararları

Net terekenin tespiti yapılmadan saklı pay hesaplanamaz; pasifleri atlayan her veraset ilamı temelden çürüktür. (Yargıtay 1. HD, E. 2019/1613, K. 2019/4304, T. 02.07.2019)

Mal rejimi tasfiyesi bitmeden miras payı hesabına geçmek hatalıdır; katılma alacağı önce netleştirilmeli, yalnızca kalan net tereke üzerinden paylar belirlenmeli. (Yargıtay 1. HD, E. 2010/574, K. 2010/2075, T. 25.02.2010)

Altsoyu olmayan murisin mirası ikinci zümreye geçer; sağ kalan eşin payı 1/2 olarak hesaplanmak zorunda olup bu oranın göz ardı edilmesi bozma nedenidir. (Yargıtay 14. HD, E. 2016/18697, K. 2020/7984, T. 02.12.2020)

Sağ kalan eş ikinci zümre ile mirasçı olduğunda payı 1/2’dir ve bu oranın saklı pay olarak korunması zorunludur; aksi tutum saklı pay ihlali yaratır. (Yargıtay 8. HD, E. 2021/13605, K. 2022/9578, T. 30.11.2022)

Mirası reddeden mirasçının payının akıbeti — kimin aldığı, hangi oranda — mirasçılık belgesinde açıkça gösterilmek zorundadır; bu gösterim usul ekonomisinin değil kamu düzeninin gereğidir. (Yargıtay 14. HD, E. 2015/2136, K. 2015/6793, T. 18.06.2015)

En yakın mirasçıların tamamının reddi halinde terekeyi iflas hükümleri çerçevesinde tasfiye etmeden uzak mirasçılara pay dağıtılamaz; aksi uygulama alacaklıların haklarını zedeler. (Yargıtay 14. HD, E. 2018/4648, K. 2021/4362, T. 28.06.2021)

Pay ve payda toplamı birbiriyle çelişen, açıkta pay kalan veraset ilamları “doğru sicil oluşturma” ilkesini ihlal eder ve infaza elverişsiz olduğundan bozulmalıdır. (Yargıtay 1. HD, E. 2024/799, K. 2024/1837, T. 05.03.2024)

Hatalı veraset ilamına dayalı tapu intikali yolsuz tescil niteliğindedir; hasımlı yeni ilamdaki doğru paylar esas alınarak tapu iptal ve tescil kararı verilmek zorundadır. (Yargıtay 1. HD, E. 2013/9243, K. 2014/10415, T. 27.05.2014)

Nüfus kaydında anne-baba adı mahkeme kararıyla düzeltildiğinde murisle soybağı kalmayan kişinin mirasçılık sıfatı kendiliğinden sona erer ve paylar yeniden dağıtılır. (Yargıtay 7. HD, E. 2024/4669, K. 2025/3296, T. 30.06.2025)

Hatalı veraset ilamında mirasçı olarak gösterilen tüm kişilerin davaya dahil edilmesi kamu düzeni gereğidir; eksik hasımla yürütülen iptal davası sonuçsuz kalır. (Yargıtay 7. HD, E. 2024/1139, K. 2024/5865, T. 19.12.2024)

Evlatlık, evlat edinene tam öz çocuk gibi mirasçıdır; saklı pay ve yasal pay hesaplarında altsoy statüsünde değerlendirilmek zorundadır. (Yargıtay 14. HD, E. 2016/18697, K. 2020/7984, T. 02.12.2020)

Sık Sorulan Sorular

Miras payı hesaplanırken önce ne yapılmalı?

İlk adım, mal rejimi tasfiyesidir. Sağ kalan eşin katılma alacağı belirlenmeden miras payı hesabına geçilemez. Bu miktar terekeden düşüldükten sonra kalan net tereke, zümre sistemine göre paylaştırılır.

Eşin miras payı ile mal rejiminden doğan payı aynı şey midir?

Hayır, bunlar birbirinden tamamen farklı iki hukuki haktır. Katılma alacağı, mal rejimine ilişkin bir tereke borcu olup önce ödenir. Geri kalan net tereke üzerinden eşin ayrıca miras payı hesaplanır. Yargıtay bu iki hakkın birbirine karıştırılmasını bozma sebebi saymaktadır.

Bir mirasçı mirası reddederse diğer mirasçıların payı nasıl değişir?

Reddeden mirasçı sanki mirasbırakandan önce ölmüş gibi kabul edilir. Payı, kendi altsoyuna halefiyet yoluyla geçer; altsoy yoksa aynı kökteki diğer mirasçılara intikal eder. Bu durum kalan mirasçıların payını artırır.

Veraset ilamında yanlış pay yazılmışsa ne yapılmalı?

Mirasçılık belgesi kesin hüküm oluşturmadığından her zaman iptali istenebilir. Hasımlı yeni bir veraset ilamı alınarak doğru paylar belirlenmeli, buna dayalı tapu intikalleri de gerçekleştirilmelidir. İptal davasında belgede gösterilen tüm mirasçıların davalı taraf olarak gösterilmesi zorunludur.

Murisin bankadan para çeksem ret hakkımı kaybeder miyim?

Evet. Yargıtay, miras açıldıktan sonra terekeye dahil hesaplardan para çekilmesini, mal satılmasını veya alacak tahsil edilmesini “terekeyi sahiplenme” olarak değerlendirmekte ve bu eylemlerin ret hakkını düşürdüğüne hükmetmektedir. Mirası reddetmeyi düşünüyorsanız terekeye hiçbir biçimde müdahale etmemeniz gerekir.

Hatalı yapılan tapu intikali düzeltilebilir mi?

Evet. Yolsuz tescil niteliğindeki tapu intikalleri zamanaşımına tabi değildir. Gerçek hak sahibi her zaman tapu iptal ve tescil davası açabilir. Bunun için önce hasımlı veraset ilamı alınarak doğru mirasçı ve payların mahkemece tespiti sağlanmalıdır.

Evlatlık, evlat edinenden miras alabilir mi?

Evet, evlatlık evlat edinene tam bir kan hısımı gibi mirasçı olur ve saklı pay hakkına sahiptir. Ancak evlat edinen ve hısımları, evlatlığa mirasçı olamazlar. Evlatlığın kendi biyolojik ailesindeki mirasçılık hakları da ayrıca devam eder.

Miras davalarına bakacak avukatı nasıl seçmeliyim?

Miras hukuku; mal rejimi, tapu, vergi ve usul hukukunun kesiştiği teknik bir alandır. Tecrübeli bir miras hukuku avukatı, hem pay hesabının matematiksel boyutunu hem de tenkis, denkleştirme ve tapu iptal gibi davaların stratejik yönetimini bir arada değerlendirerek hak kayıplarını önler.

Sonuç

Miras payı hesaplaması, bir murisin bıraktığı rakamları mirasçı sayısına bölmekten ibaret değildir. Doğru hesaplama için sıra şöyledir: önce mal rejimi tasfiyesi tamamlanır, ardından tereke borçları ve giderleri düşülür, denkleştirmeye tabi kazandırmalar fiktif terekeye eklenir ve yalnızca bu aşamaların tamamlanmasıyla ulaşılan net tereke, zümre sistemine göre paylaştırılır. Bu sıranın herhangi bir aşamasında yapılan hata (ister veraset ilamında ister tapu intikalinde) ilerleyen dönemde tenkis davası, tapu iptal davası veya cebri icra gibi ciddi hukuki sorunlara yol açar.

Özellikle sağ kalan eşin bulunduğu senaryolarda mal rejimi-miras hakkı ayrımını doğru kurmak; mirasın reddi, evlatlık veya evlilik dışı çocuk gibi özel durumları eksiksiz değerlendirmek; ve veraset ilamının infaza elverişli biçimde düzenlenmesini sağlamak, alanında uzman bir avukatın rehberliğiyle mümkün olur. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak, Bakırköy merkezli miras avukatı İstanbul hizmetimiz çerçevesinde mirasçılık tespitinden pay hesabına, tenkis davasından tapu iptal-tesciline kadar tüm süreçlerde müvekkillerimizin yanındayız.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Mehmet SARIOĞLU tarafından hazırlanmıştır.