☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

Tereke Nedir?

İçindekiler

  1. Giriş
  2. Tereke Nedir? Tanım ve Yasal Dayanak
  3. Terekenin Kapsamı: Aktif ve Pasif Unsurlar
  4. Mirasın Açılması ve Külli Halefiyet
  5. Terekenin Tespiti
  6. Terekenin Korunması
  7. Terekenin Resmî Yönetimi
  8. Elbirliği Mülkiyeti ve Miras Ortaklığı
  9. Terekenin Paylaşımı
  10. Terekenin Borca Batıklığı ve Hükmen Ret
  11. Alacaklıların Hakları ve Korunması
  12. Dijital Tereke: Kripto Varlıklar ve NFT
  13. Görevli ve Yetkili Mahkeme
  14. Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler
  15. Emsal Yargıtay Kararları
  16. Sık Sorulan Sorular
  17. Sonuç

Giriş

Bir kişinin hayatını kaybetmesiyle birlikte geride bıraktığı her şey — konutu, banka hesabı, şirketteki payları, arabaları, alacakları, ama aynı zamanda ödememiş vergileri, banka kredileri ve kişisel borçları da — hukuken tek bir kavram altında toplanır: tereke. Miras hukukunun merkezinde yer alan bu kavramı doğru anlamak; mirasçıların haklarını korumak, beklenmedik borç yükleriyle karşılaşmamak ve paylaşım sürecini sağlıklı yürütmek açısından temel bir öneme sahiptir. Terekenin tespitinden resmî yönetimine, elbirliği mülkiyetinden borca batıklık durumuna kadar uzanan bu sürecin her aşamasında deneyimli bir miras avukatı İstanbul desteği, hem zaman hem de hak kaybını önleyen en etkili güvencedir.

Tereke Nedir? Tanım ve Yasal Dayanak

Tereke nedir sorusunun hukuki yanıtı TMK md. 599’da saklıdır: mirasbırakanın ölümüyle mirasçılarına intikal eden, özel hukuk ilişkilerinden doğan malvarlığı değerlerinin — haklar, alacaklar ve borçların — tamamıdır. Bir başka deyişle tereke, mirasbırakanın ölüm anındaki tüm aktif ve pasif malvarlığının bir bütünüdür.

Tereke, sıradan bir malvarlığından farklı nitelikler taşır. Doktrinde “özel malvarlığı” olarak tanımlanan tereke; hukuk düzeninin belirli bir amaç — tasfiye ve mirasçılara intikal — doğrultusunda genel malvarlığından ayırdığı, kendi içinde tutarlı bir kütle oluşturur. Bu özel yapının en önemli yansıması, ikame ilkesidir: mirasın açılması ile paylaşılması arasındaki süreçte tereke içeriği değişse de (bir malın satılması, yeni bir alacağın doğması gibi), değişimler yine tereke bütünlüğü içinde değerlendirilir; paylaşımda nihai bilanço esas alınır.

Terekenin bir diğer temel özelliği, yalnızca miras bırakılmaya elverişli özel hukuk ilişkilerini kapsamasıdır. Kamu hukukundan doğan cezai sorumluluk, tamamen kişiye bağlı haklar (eşin yararlandığı ölüme bağlı sigorta poliçesi, kişisel hizmet sözleşmesinden doğan yükümlülükler gibi) tereke dışında kalır.

Terekenin Kapsamı: Aktif ve Pasif Unsurlar

Tereke, aktif ve pasif olmak üzere iki ana unsur grubundan oluşur. Her iki grubun da ölüm tarihi itibarıyla belirlenmesi zorunludur.

Aktif unsurlar şunlardır: taşınmazlar (arsa, konut, tarla, işyeri), taşınır mallar (araç, ziynet, mobilya), banka mevduatları ve yatırım hesapları, hisse senetleri ve tahviller, limited veya anonim şirketteki ortaklık payları, fikri mülkiyet hakları (telif, patent, marka), alacak hakları (kira alacağı, ödünç verilen para, tazminat hakları), iadeye ve tenkise tabi kazandırmalar. Dijital varlıklar — kripto para birimleri, NFT’ler, dijital içerik hesapları — maddi değer taşıdıkları sürece günümüzde aktif unsurlar arasında kabul görmektedir.

Pasif unsurlar ise şunlardır: mirasbırakanın sağlığında doğmuş borçlar (banka kredileri, kişisel borçlar, ticari borçlar), vergi ve sosyal güvenlik prim borçları, cenaze ve defin giderleri, terekenin korunması ve yönetimine ilişkin masraflar. Mirasçılar bu pasif unsurları da —aktifler gibi— devralmakta; borca batık bir terekenin reddi yapılmadığında kişisel malvarlıklarıyla sorumlu hale gelmektedirler.

Mirasın Açılması ve Külli Halefiyet

TMK md. 575 uyarınca miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır. Bu an, miras hukukunun temel dönüm noktasıdır: mirasçılar, hak ve borçların tamamını içeren terekeyi herhangi bir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden devralır. Bu ilke külli halefiyet olarak adlandırılır.

Külli halefiyetin pratik sonuçları şunlardır: mirasçılar, mirasbırakanın tüm ayni haklarını, alacaklarını ve zilyetliğini doğrudan kazanır. Bunun yanı sıra mirasbırakanın haksız fiilden, sebepsiz zenginleşmeden veya kanundan doğan borçları dahil tüm pasiflerden de kişisel olarak sorumlu hale gelirler. Mirasın paylaşımı gerçekleşene dek bu sorumluluk birden fazla mirasçı arasında müteselsil nitelik taşır.

Külli halefiyetin bu ağır sonucuna karşı en etkili araç mirasın reddidir; mirasbırakanın vefatını ve mirasçılık sıfatını öğrenmeden itibaren başlayan 3 aylık hak düşürücü süre içinde Sulh Hukuk Mahkemesi’ne ret beyanında bulunulması halinde bu sorumluluktan kurtulmak mümkündür.

Terekenin Tespiti

Terekenin tespiti, mirasbırakanın ölüm tarihi itibarıyla malvarlığının “tereddüde yer bırakmayacak şekilde” belirlenmesidir. Bu tespit; hem mirasın paylaşılması davalarında hem de hükmen reddin belirlenmesinde temel hareket noktasını oluşturur.

Yargıtay’ın yerleşik içtihadı uyarınca tereke tespitinde aşağıdaki kurumlara mutlaka sorgulama yöneltilmesi gerekmektedir: bankalar ve finans kuruluşları (mevduat, kredi, teminat), Tapu Müdürlüğü (tüm taşınmazlar), Trafik Tescil Müdürlüğü (araçlar), Vergi Daireleri (vergi borçları ve alacakları), Belediye (emlak vergisi kayıtları), SGK (prim borçları, emeklilik hakları). Gerekli hallerde zabıta araştırması da yapılabilir.

Terekenin aktif ve pasif unsurları ölüm tarihi esas alınarak belirlenir; sonradan ortaya çıkan değer artışları veya yeni borçlar, paylaşım hesabını etkilemekle birlikte tespitin temel referans noktasını değiştirmez. Tespit sürecinde ispat yükü öncelikle davacı mirasçılara aittir; mahkeme ise re’sen araştırma yetkisini kurum sorguları aracılığıyla kullanır.

Terekenin Korunması

Mirasın açılmasından paylaşılmasına kadar geçen süreçte tereke malları çeşitli risklere maruz kalabilir. Bu risklere karşı TMK md. 589 ve devamı, sulh hâkimine bir dizi koruma önlemi alma yetkisi tanımaktadır.

Bu önlemler şunlardır: defter tutma (TMK md. 590) — tereke aktiflerinin ve pasiflerinin kayıt altına alınması; mühürleme (TMK md. 591) — tereke mallarının üçüncü kişilere geçmesini önlemek amacıyla fiziksel güvence altına alınması; vasiyetnamenin açılması — mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufunun ilgililere tescil edilerek tebliği.

Terekenin korunması aşamasında mirasçıların dikkat etmesi gereken kritik bir husus mevcuttur: ret hakkının korunması. TMK md. 610 uyarınca mirasçıların tereke işlerine “olağan yönetim” sınırlarını aşacak biçimde karışmaları — örneğin tereke malını satmaları, mirasbırakanın borcunu kendi ceplerinden ödemeleri — mirası zımnen kabul etmiş saymaktadır. Bu riski göz önünde bulundurarak, mirasın kabulü veya reddi kararı verilmeden önce tereke mallarına herhangi bir müdahaleden kaçınılmalıdır.

Terekenin Resmî Yönetimi

TMK md. 592-593 uyarınca belirli koşulların varlığında tereke, sulh hâkiminin atayacağı bir yönetici tarafından resmî biçimde idare edilir. Resmî yönetim kararı şu durumlarda verilebilir: mirasçıların bilinmemesi ya da uzun süredir ulaşılamaması, mirasçılar arasında ağır bir ihtilafın bulunması, terekenin korunması için acil önlem alınmasının zorunlu görülmesi ve kanunun öngördüğü diğer zorunluluk halleri.

Resmî yönetici, terekeyi “iyi bir yönetici” özenini göstererek idare etmekle ve tereke borçlarını ödemekle yükümlüdür. Bir ticari işletmenin terekenin aktifi arasında yer aldığı durumlarda yöneticinin işletmeyi sürdürme ya da tasfiye etme konusundaki takdir yetkisinin sınırları ile olası zararlardan doğacak sorumluluk, somut olayın koşullarına göre değerlendirilmektedir.

Terekenin borca batık olması ve mirasçıların tamamının mirası reddetmesi halinde ise miras, TMK md. 612 uyarınca sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir; bu durumda resmî yönetici tasfiye memuru işlevini üstlenir.

Elbirliği Mülkiyeti ve Miras Ortaklığı

Birden fazla mirasçının bulunması halinde, paylaşma gerçekleşene dek tereke üzerinde kendiliğinden bir elbirliği mülkiyeti (müşterek ortaklık) kurulur (TMK md. 640). Tek mirasçı varsa elbirliği ortaklığı oluşmaz; o mirasçı tüm hakların ve borçların doğrudan sahibi olur.

Elbirliği mülkiyetinin en önemli özelliği, birlikte tasarruf ilkesidir: tereke üzerindeki her türlü hukuki işlem — taşınmaz satışı, kira sözleşmesi, banka hesabı tasarrufu — tüm mirasçıların ortak iradesiyle yapılmalıdır. Bir mirasçı tek başına tereke malı üzerinde tasarrufta bulunamaz; bu tür tek taraflı işlemler geçersizdir.

Mirasçılar, elbirliği mülkiyetini TMK md. 644 uyarınca paylı mülkiyete dönüştürebilirler. Bunun için ya tüm mirasçıların anlaşması ya da mahkeme kararı gerekmektedir. Paylı mülkiyete geçildiğinde her mirasçı belirli bir pay oranıyla hak sahibi olur ve bu payı bağımsız olarak devredebilir.

Borca batıklık incelemesinde önemli bir pratik not: elbirliği mülkiyeti nedeniyle mirasbırakanın payı tam olarak belirlenememekteyse, hükmen ret tespitinde bu belirsizliğin mahkemece giderilmesi zorunludur.

Terekenin Paylaşımı

Her mirasçı, dilediği zaman terekenin paylaşılmasını isteyebilir (TMK md. 642); paylaşmayı öteleme yükümlülüğü yoktur. Paylaşım iki yoldan gerçekleştirilebilir: mirasçıların kendi aralarında anlaşması veya mahkeme kararı.

Anlaşma yoluyla paylaşım, mirasçıların miras paylaşım sözleşmesi düzenlemesiyle gerçekleşir. Bu sözleşmenin yazılı şekilde yapılması geçerlilik koşuludur; taşınmaz içermesi halinde ise resmî senet (noter ya da tapu müdürlüğü) zorunlu hale gelir.

Mahkeme yoluyla paylaşım, mirasçıların uzlaşamaması durumunda Sulh Hukuk Mahkemesi’nde “ortaklığın giderilmesi” (izale-i şüyu) davası açılmasıyla sağlanır. Mahkeme; terekedeki varlıkları aynen paylaştırmaya, mümkün değilse satış yoluyla elde edilen bedeli dağıtmaya karar verebilir.

Paylaşımdan önce tereke borçlarının ödenmesi gerektiği unutulmamalıdır. Borçlar ödenmeden gerçekleştirilen paylaşım, mirasbırakanın alacaklılarına karşı ileri sürülememekte; alacaklılar resmi tasfiye talep etme hakkını korumaktadır.

Terekenin Borca Batıklığı ve Hükmen Ret

Terekenin en kritik hukuki durumlarından biri, pasiflerinin aktiflerini aşmasıdır. TMK md. 605/2 uyarınca mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması halinde miras, mirasçılar adına herhangi bir irade beyanına gerek kalmaksızın reddedilmiş sayılır. Bu mekanizma “hükmen ret” olarak adlandırılmakta ve önemli bir güvence sunmaktadır: süreye tabi değildir, her zaman ileri sürülebilir.

Borca batıklığın tespitinde ölüm tarihi esas alınır; vergi borçları ve SGK prim alacakları da pasifler arasında değerlendirilir. Doktrindeki hakim görüş uyarınca borca batıklık, kalıcı nakit darlığından farklıdır; teknik anlamda pasifin aktifi aşması gerekmektedir.

Hükmen ret, alacaklılar tarafından açılan icra takiplerinde veya davalarda bir def’i ya da itiraz olarak da ileri sürülebilir. Hukuki güvenlik açısından borca batıklığın Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tespit ettirilmesi — yani “hükmen reddin tespiti” davası açılması — tavsiye edilmektedir.

Mirasçıların en sık düştüğü tuzak şudur: ret beyanında bulunmadan ya da hükmen ret tespiti davası açmadan tereke mallarına olağan yönetim dışı müdahalede bulunmak. Araç satmak, murisin bankasından para çekmek veya borcunu şahsi varlıktan ödemek gibi eylemler TMK md. 610 uyarınca mirası zımnen kabul ettirdiğinden, borca batık terekelerde bu hatanın bedelini mirasçılar kendi cepleriyle öder.

Alacaklıların Hakları ve Korunması

Miras hukuku, hem mirasbırakanın hem de mirasçının alacaklılarını koruyacak mekanizmalar öngörmüştür.

Mirasbırakanın alacaklıları, alacaklarının tehlikede olduğunu ispat etmeleri halinde mirasın açılmasından itibaren 3 ay içinde Sulh Hukuk Mahkemesi’nden resmî tasfiye talep edebilirler (TMK md. 633). Resmî tasfiyede tereke alacaklıları öncelikli olarak karşılanır; kalan varsa mirasçılara dağıtılır.

Mirasçının alacaklıları ise borca batık mirasçının alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddetmesi halinde TMK md. 617 uyarınca reddin iptali davası açabilirler. Bu davada terekenin borca batıklığı ve mirasçının kötü niyeti ayrıntılı biçimde araştırılmaktadır. İptal davası, reddin öğrenilmesinden itibaren 6 ay içinde açılmalıdır.

Reddin iptali davasında alacaklıların hasım gösterilmesi zorunludur; hasımsız açılan davalar usulden reddedilir. Mahkeme, reddin iptaline karar vermesi halinde sadece davacı alacaklı bakımından ret beyanını hükümsüz sayar; ret tamamen geçersizleştirilmez.

Dijital Tereke: Kripto Varlıklar ve NFT

Modern miras hukukunun en hızlı gelişen alanlarından biri dijital terekenin kapsamı ve tespitidir. Kripto para birimleri (Bitcoin, Ethereum ve diğerleri), NFT’ler (Nitelikli Fikri Tapu olarak da anılan token’lar), dijital oyun hesapları, sosyal medya varlıkları ve çevrimiçi içerik hesapları; maddi değer taşıdıkları sürece günümüz miras hukukunda aktif unsurlar arasında yer almaktadır.

Bu varlıkların tespitinde geleneksel yöntemler (tapu, banka, trafik tescil sorguları) yetersiz kalmaktadır. Kripto varlıklar için özel cüzdan bilgileri ve erişim anahtarları gereklidir; bu bilgilerin terekede bulunmaması halinde söz konusu varlıklara fiilen ulaşmak imkânsız hale gelebilir. Dijital tereke kavramı, miras planlamasında mirasçılara erişim bilgilerinin güvenli biçimde aktarılmasını zorunlu kılmaktadır.

Türk yargısı bu alanda içtihat geliştirme sürecindedir; dijital varlıkların borca batıklık hesabına nasıl dahil edileceği ve değerinin nasıl tespit edileceği konularında hukuki belirsizlikler hâlâ sürmektedir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli Mahkeme

Terekeye ilişkin davaların türüne göre görevli mahkemeler farklılık göstermektedir. Terekenin tespiti, korunması ve mirasın paylaşımı davalarında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi‘dir (HMK md. 382/2-d). Resmî tasfiye talebi de aynı mahkemeye yöneltilir.

Hükmen reddin tespiti davası, alacaklıya karşı hasımlı açıldığından Asliye Hukuk Mahkemesi‘nde görülür. Tereke borcundan kaynaklanan tazminat davaları ile tapu iptal ve tescil davaları da Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görev alanındadır.

Yetkili Mahkeme

HMK md. 11 uyarınca miras davalarında yetkili mahkeme mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. İstanbul özelinde yetkili adliye, mirasbırakanın son ikamet adresine göre belirlenir:

  • Bakırköy, Bahçelievler, Bağcılar, Güngören, Zeytinburnu, Esenler → Bakırköy Adliyesi
  • Beşiktaş, Beyoğlu, Şişli, Sarıyer, Kağıthane, Fatih, Bayrampaşa → Çağlayan Adliyesi
  • Kadıköy, Üsküdar, Ümraniye, Maltepe, Kartal, Pendik, Tuzla ve diğer Anadolu yakası ilçeleri → Anadolu Adliyesi
  • Küçükçekmece, Başakşehir, Avcılar → Küçükçekmece Adliyesi

Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler

Dava Zamanaşımı

Terekeye ilişkin başlıca süreler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

İşlem / Dava TürüSüreBaşlangıçDayanak
Mirasın gerçek reddi3 ay (hak düşürücü)Ölümü ve mirasçılığı öğrenmeTMK md. 606
Hükmen ret tespitiSüresizTMK md. 605/2
Resmî tasfiye talebi (alacaklılar)3 ayMirasın açılmasıTMK md. 633
Reddin iptali davası6 ayReddin öğrenilmesiTMK md. 617
Terekenin paylaşımı talebiSüresizTMK md. 642
Tenkis davası1 yıl (öğrenmeden) + 10 yılMirasın açılmasıTMK md. 571

Ceza Zamanaşımı

Tereke mallarının gizlenmesi, sahte belgeyle terekeye el konulması veya mirasçılık belgesi düzenlettirilmesi gibi eylemler; dolandırıcılık, sahtecilik veya güveni kötüye kullanma gibi suçları oluşturabilir. Bu suçların ceza zamanaşımı TCK md. 66 çerçevesinde fiilin işlendiği tarihten başlar; hukuki davalardan bağımsız olarak işler.

Emsal Yargıtay Kararları

Miras, murisin ölümüyle bir bütün olarak mirasçılara geçer; mirasçılar ayni hakları, alacakları ve zilyetliği doğrudan kazanır, borçlardan ise kişisel olarak sorumlu hale gelir. (Yargıtay 10. HD, E. 2012/8950, K. 2013/6117, T. 28.03.2013)

Terekenin aktif ve pasif unsurlarının tespitinde ölüm tarihi esas alınır; bu tarihten sonra doğan değişimler temel tespiti etkilemez ancak paylaşım hesabına dahil edilir. (Yargıtay 7. HD, E. 2022/4964, K. 2023/6014, T. 06.12.2023)

Tereke tespiti için bankalar, Tapu Müdürlüğü, Trafik Tescil, Vergi Daireleri, Belediye ve SGK gibi kurumlardan yapılacak sorgular ile gerekli hallerde zabıta araştırması zorunludur; eksik incelemeyle verilen karar bozulur. (Yargıtay 14. HD, E. 2016/7875, K. 2018/118, T. 09.01.2018)

Terekenin borca batık olup olmadığının belirlenmesinde ölüm tarihindeki tüm aktif ve pasifler — vergi ve SGK prim borçları dahil — karşılaştırılır; “tereddüde yer bırakmayacak şekilde” tespit zorunludur. (Yargıtay 7. HD, E. 2025/300, K. 2025/624, T. 10.02.2025)

Mirasçılar terekeyi bir bütün olarak (aktif ve pasifiyle birlikte) devralır; tereke, mirasbırakanın tüm malvarlığı değerlerini kapsar. (Yargıtay 8. HD, E. 2013/17869, K. 2014/11167, T. 30.05.2014)

Terekenin korunması aşamasında mirasçıların zımni kabul teşkil edecek işlemlerden (araç satışı, borç ödeme) kaçınması zorunludur; aksi halde ret hakkı kaybedilir. (Yargıtay 14. HD, E. 2016/17051, K. 2020/8257, T. 09.12.2020)

Mirasçıların tereke işlerine olağan yönetim dışı karışması — araç satışı veya muris borcunun şahsen ödenmesi — TMK md. 610 uyarınca mirası zımnen kabul ettirdiğinden ret hakkını sona erdirir. (Yargıtay 7. HD, E. 2022/1242, K. 2023/2299, T. 26.04.2023)

Ölüm tarihi itibarıyla tüm malvarlığı ve borçların belirlenmesi, aktif-pasif dengesinin net biçimde ortaya konulması zorunlu olup bu tespit yapılmadan hükmen ret kararı verilemez. (Yargıtay 7. HD, E. 2024/4208, K. 2024/5378, T. 28.11.2024)

Mirasın paylaşılması ile birlikte paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık oluşur; bu ortaklıkta borca batıklık değerlendirmesi murisin payı tam olarak belirlenerek yapılmalıdır. (Yargıtay HGK, E. 2017/438, K. 2018/770, T. 11.04.2018)

Terekenin borca batık olması durumunda miras TMK md. 612 uyarınca iflâs hükümlerine göre tasfiye edilebilir; tasfiye sürecinde alacaklıların hasım gösterilmesi zorunludur. (Yargıtay 7. HD, E. 2024/2411, K. 2025/631, T. 10.02.2025)

İadeye ve tenkise tabi kazandırmalar da terekenin aktif unsurları arasında yer alır; bu kazandırmalar hesaba katılmadan yapılan tenkis hesabı hatalıdır. (Yargıtay 1. HD, E. 2014/21346, K. 2017/2175, T. 26.04.2017)

Mirası reddin iptali davasında terekenin borca batıklığı ve mirasçının kötü niyeti etraflıca araştırılmalı; bu araştırma yapılmadan verilen karar eksik inceleme gerekçesiyle bozulur. (Yargıtay 14. HD, E. 2016/7489, K. 2019/2050, T. 06.03.2019)

Sık Sorulan Sorular

Tereke ile miras aynı şey midir?

Günlük dilde çoğunlukla birbirinin yerine kullanılsa da teknik anlamda farklıdırlar. Tereke, mirasbırakanın geride bıraktığı malvarlığı kütlesinin adıdır — aktifler ve pasifler dahil. Miras ise bu kütle üzerindeki hakların mirasçılara geçmesi sürecini ve sonucunu ifade eder. Kısaca: tereke kütledir, miras bu kütlenin intikalidir.

Murisin borçları terekeye dahil midir?

Evet. Tereke yalnızca alacak ve mallardan ibaret değildir; mirasbırakanın tüm borçları da terekenin pasif unsurları arasındadır. Mirası kabul eden mirasçılar bu borçlardan müteselsilen sorumlu tutulur. Borca batık bir terekenin 3 ay içinde reddedilmesi ya da hükmen ret tespiti yaptırılması, bu sorumluluktan kurtulmanın tek yoludur.

Tereke paylaşılmadan tapu devri yapılabilir mi?

Doğrudan yapılamaz. Tüm mirasçılar elbirliği mülkiyeti çerçevesinde ortak hak sahibi olduğundan, her türlü tasarruf için mirasçıların tamamının onayı gerekmektedir. Tüm mirasçılar anlaşarak ortak dilekçeyle tapu müdürlüğüne başvurabilir ya da önce paylı mülkiyete dönüşüm sağlanıp ardından her mirasçı kendi payını ayrıca devredebilir.

Bir mirasçı paylaşımı sonsuz süre erteleyebilir mi?

Hayır. TMK md. 642 uyarınca her mirasçı her zaman paylaşım talep etme hakkına sahiptir. Mirasçılar anlaşarak paylaşımı en fazla 10 yıl süreyle erteleyebilirler; ancak bu süre dolduktan sonra ya da anlaşma sağlanamazsa, herhangi bir mirasçının talebiyle Sulh Hukuk Mahkemesi’nde ortaklığın giderilmesi davası açılabilir.

Tereke tespiti için hangi kurumlara başvurulur?

Bankalar (mevduat, kredi, kiralık kasa), Tapu Müdürlüğü (taşınmazlar), Trafik Tescil (araçlar), Vergi Daireleri (borç ve alacaklar), SGK (prim borçları, emeklilik hakları), Belediye (emlak vergileri) temel sorgulama kurumlarıdır. Yargıtay, bu kurumların tamamından bilgi alınmadan yapılan tereke tespitini eksik saymakta ve kararları bozmaktadır.

Kripto para veya NFT terekenin parçası mıdır? Bu varlıklara ulaşmak mümkün olur mu?

Evet, maddi değer taşıyan her dijital varlık terekenin aktif unsurları arasındadır. Ancak bu varlıklara erişim, özel şifreler ve cüzdan anahtarları gerektirdiğinden mirasbırakanın bu bilgileri paylaşmamış olması durumunda fiilen ulaşmak çok güçleşebilir. Bu nedenle miras planlamasında dijital varlıkların mirasçılara güvenli biçimde aktarılması giderek kritik bir öneme kavuşmaktadır. Hukuki belirsizliklerin hâlâ sürdüğü bu alanda bir miras hukuku avukatı ile ön değerlendirme yapmak büyük fayda sağlayacaktır.

Sonuç

Tereke, miras hukukunun hem başlangıç noktası hem de merkezidir. Mirasbırakanın ölüm anında sahip olduğu tüm hak ve borçları bir arada barındıran bu malvarlığı kütlesi; tespit edilmeden paylaşılamaz, korunmadan güvenle intikal ettirilemez, doğru yönetilmeden mirasçılar beklenmedik sorumluluklarla yüz yüze gelir. Borca batık bir terekeyi kabul etmek ömür boyu borç yüküne girebileceğiniz anlamına gelirken; elbirliği kurallarını gözetmeden yapılan tek taraflı tasarruflar hükümsüzlük ve tazminat riskini beraberinde taşımaktadır.

Mirasın açılmasından paylaşımına uzanan bu karmaşık sürecin her aşamasında — terekenin tespitinden resmî tasfiyeye, hükmen ret davasından dijital varlıkların belirlenmesine kadar — deneyimli bir miras avukatı İstanbul ile çalışmak, hem haklarınızı güvence altına alacak hem de sürecin hızla ve doğru biçimde tamamlanmasını sağlayacaktır.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Mehmet SARIOĞLU tarafından hazırlanmıştır.