İçindekiler
Bir kişinin ölümüyle birlikte geride bıraktığı mal varlığı – taşınmazlar, banka hesapları, alacaklar ve borçlar dahil tüm aktif ve pasif değerler – kendiliğinden mirasçılarına geçer. Bu geçiş, külli halefiyet ilkesi gereği ölüm anında ve herhangi bir işlem yapılmasına gerek kalmaksızın gerçekleşir. Peki mirası kime, hangi oranda intikal eder? Yasal mirasçılar kimlerdir sorusu, miras açıldığı anda kimin ne oranda hak sahibi olduğunu belirleyen en temel miras hukuku sorusudur. Miras bırakan bir vasiyetname bırakmamışsa ya da bıraktığı vasiyetname tüm mal varlığını kapsamıyorsa, devreye yasal mirasçılık kuralları girer.
Türk Medeni Kanunu’nun 495 ile 501. maddeleri arasında düzenlenen yasal mirasçılık sistemi; kan hısımlığına dayalı bir hiyerarşi, bu hiyerarşinin içinde işleyen halefiyet mekanizması ve sağ kalan eşin her aşamada yer aldığı tamamlayıcı bir yapı üzerine kuruludur. Bu yapıyı doğru kavramak, hem mirasçılık iddiasını haklı temellere oturtmak hem de hak kayıplarının önüne geçmek açısından belirleyici önem taşır. Mirasçılık sıfatının tespitinde ya da mirasçılık belgesinin düzenlenmesinde tereddüt yaşandığında, deneyimli bir miras avukatı İstanbul ile sürecin başında hukuki değerlendirme yapılması, ileride açılabilecek iptal ve tapu uyuşmazlıklarının önüne geçer.
Zümre Sistemi Nedir?
Türk miras hukuku, yasal mirasçıları belirlemede zümre sistemini esas alır. Zümre; miras bırakan ile olan kan hısımlığı derecesine ve niteliğine göre mirasçıların gruplandırılmasıdır. Türk Medeni Kanunu üç yasal mirasçı zümresi tanımlamaktadır: birinci zümre (altsoy), ikinci zümre (ana ve baba ile onların altsoyu) ve üçüncü zümre (büyükanne ve büyükbaba ile onların altsoyu).
Zümreler arasında katı bir öncelik sırası geçerlidir: üst zümrede tek bir mirasçı bile yaşıyorsa, alt zümre hiçbir pay alamaz. Bu ilke, Yargıtay içtihadıyla defalarca teyit edilmiştir. Birinci zümrede mirasçı bulunduğu takdirde ikinci zümreye miras intikal etmez; bu kural mutlak nitelikte olup istisnası yoktur. (Yargıtay 14. HD, E. 2015/2268, K. 2015/7200, T. 29.06.2015). Aynı şekilde, ikinci zümre mirasçıları varken üçüncü zümre olan büyükanne ve büyükbabanın altsoyu mirasçı olamaz. (Yargıtay 7. HD, E. 2011/80, K. 2011/3495, T. 26.05.2011).
Zümre sistemi, mirasın aşağıdan yukarıya ve merkezden çevreye doğru dağıldığı hiyerarşik bir yapı ortaya koyar. Bu yapı içinde mirasın önce miras bırakanın en yakın kan hısımlarına, onlar yoksa bir üst kuşağa geçmesi sağlanır. Mirasbırakanın birinci derecede mirasçılarının altsoyu olduğu, altsoyu bulunmayanların mirasçılarının ana ve babası olduğu; üst zümrede mirasçı varken alt zümrenin mirasçı olamayacağı Yargıtay’ın köklü içtihadıyla sabittir. (Yargıtay 7. HD, E. 2009/7873, K. 2010/1472, T. 18.03.2010).
Birinci Zümre: Altsoy (TMK m. 495)
Miras bırakanın birinci derece mirasçıları onun altsoyudur. Altsoy; çocuklar, torunlar, torunların çocukları ve bu çizgide aşağıya doğru uzanan tüm kan hısımlarını kapsar. Birinci zümrede çocuklar eşit pay alır; yani miras bırakanın iki çocuğu varsa miras ikiye, üç çocuğu varsa üçe bölünür.
Birinci zümrenin en kritik kuralı, sağ kalan eşle birlikte hesaplanmasıdır. Sağ kalan eş varken altsoy, kalan 3/4’ü eşit olarak paylaşır. Eş yoksa altsoy mirasın tamamına sahip olur.
Halefiyet İlkesi Nedir?
Halefiyet ilkesi; miras bırakandan önce ölmüş olan bir mirasçının yerini, o mirasçının kendi altsoyunun almasıdır. Bu ilke, mirasın aile içinde kalmasını ve erken ölen mirasçının soyunun hak kaybına uğramamasını sağlar. Halefiyet her üç zümrede de işler ve herhangi bir derece sınırı yoktur.
Halefiyet ilkesinin en sık yanlış anlaşılan sonucu şudur: miras bırakandan önce ölen bir çocuğun payı, o çocuğun eşine değil kendi altsoyuna – yani miras bırakanın torunlarına – geçer. Mirasbırakandan önce ölen çocuğun payı, halefiyet ilkesi gereği sağ kalan eşine değil, kendi altsoyuna (torunlara) intikal eder. (Yargıtay 7. HD, E. 2022/4531, K. 2023/5713, T. 27.11.2023). Bu ayrım özellikle miras payı hesabı yapılırken karıştırılan ve ciddi hatalara yol açan bir noktadır.
Halefiyet ikinci zümrede de tam olarak işler: mirasbırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır. (Yargıtay 7. HD, E. 2009/7873, K. 2010/1472, T. 18.03.2010). Üçüncü zümrede de aynı kural geçerlidir: altsoyu bulunmayan murisin mirası üst soya geçer; bu durumda üçüncü zümrede yer alan büyükanne ve büyükbabalar ile onların altsoyu halefiyet yoluyla mirasçı olur. (Yargıtay 7. HD, E. 2012/7242, K. 2012/8877, T. 05.12.2012).
İkinci Zümre: Ana ve Baba (TMK m. 496)
Miras bırakanın altsoyu bulunmadığında mirasçılar, ana ve babasıdır. Ana ve baba eşit pay alır; her biri mirasın yarısına sahip olur. Ancak sağ kalan eş varsa, eş mirasın 1/2’sini alır, kalan 1/2 ise ana ve baba arasında eşit bölünür.
Ana veya babanın miras bırakandan önce ölmüş olması halinde halefiyet devreye girer: ölen ana ya da babanın payı, o kişinin kendi altsoyuna yani miras bırakanın kardeşlerine geçer. Bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde yani hem ana hem babanın öldüğü ve o tarafta hiç altsoy kalmadığı durumda bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.
Üçüncü Zümre: Büyükanne ve Büyükbaba (TMK m. 497)
Altsoyu, ana-babası ve onların altsoyu bulunmayan miras bırakanın mirasçıları büyükanne ve büyükbabalardır. Miras bırakanın dört büyükbüyükannesi-büyükbabası vardır: ana tarafından biri ve biri, baba tarafından biri ve biri. Bunlar eşit pay alır.
Üçüncü zümrede halefiyet daha karmaşık işler. Büyükanne veya büyükbabanın miras bırakandan önce ölmesi halinde payı kendi çocuğuna, çocuğu yoksa aynı taraftaki diğer büyükanne veya büyükbabaya geçer. Bir taraftaki büyükanne ve büyükbabanın her ikisi de altsoyları kalmaksızın ölmüşlerse, o tarafın payı tümüyle diğer tarafa geçer. Sağ kalan eş varken bu geçiş mekanizması farklı işler ve eşin payı ayrıca hesaplanır.
Sağ Kalan Eşin Miras Payı (TMK m. 499)
Sağ kalan eş, herhangi bir zümreye dahil değildir; bağımsız bir yasal mirasçı olarak her zümreyle birlikte mirasçı olabilir. Ancak eşin payı, birlikte bulunduğu zümreye göre değişir.
Birinci zümreyle yani miras bırakanın altsoyuyla birlikte mirasçı olursa eş mirasın 1/4’ünü alır. İkinci zümreyle yani miras bırakanın ana-babası ve onların altsoyu ile birlikte mirasçı olursa eş mirasın 1/2’sini alır. Üçüncü zümreyle büyükanne ve büyükbabalar ile onların altsoyu ile birlikte mirasçı olursa eş mirasın 3/4’ünü alır. Hiçbir zümrede mirasçı yoksa mirasın tamamı eşe kalır.
Sağ kalan eşin miras payı, birlikte olduğu zümreye göre altsoy ile 1/4, ana-baba ile 1/2 vb. hesaplanmalıdır; bu hesabın hatalı yapılması mirasçılık belgesinin iptal nedenidir. (Yargıtay 7. HD, E. 2021/7310, K. 2022/8168, T. 29.12.2022). Pratikte sık karışan bir durum şudur: miras bırakanın altsoyu yoksa eş ikinci zümreyle birlikte mirasçı olur. Murisin altsoyu yoksa, sağ kalan eş ikinci zümre ile birlikte mirasçı olur ve payı 1/2’dir. (Yargıtay 7. HD, E. 2023/2911, K. 2024/2870, T. 23.05.2024).
Eşin mirasçılığı için ölüm anında geçerli bir evlilik bağının bulunması şarttır. Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölmesi durumunda, sağ kalan eşin mirasçılığı davanın sonucuna ve kusur durumuna TMK m. 181 çerçevesinde bağlı olarak risk altına girebilir. Bu husus uygulamada son derece kritik bir risk alanı oluşturmakta olup boşanma davası sürerken taraflardan birinin ölümü halinde miras hakları derhal bir miras avukatıyla değerlendirilmelidir.
Yabancı uyruklu eşin mirasçılığı da özel bir not gerektirmektedir: yabancı uyruklu eşin mirasçılığında, Tapu Kanunu uyarınca karşılıklılık şartı aranmaksızın yasal miras payı korunur. (Yargıtay 7. HD, E. 2025/2291, K. 2025/5467, T. 18.12.2025).
Evlilik Dışı Hısımların Mirasçılığı (TMK m. 498)
Evlilik dışında doğmuş olmak, tek başına mirasçılığı engellemez. Belirleyici olan soybağının hukuken kurulup kurulmadığıdır. Anne ile çocuk arasında soybağı doğumla kendiliğinden kurulur; baba ile çocuk arasında ise soybağının ya tanıma ya da hâkim hükmüyle (babalık davası) tesis edilmesi gerekir.
Soybağı usulüne uygun biçimde kurulan evlilik dışı çocuklar, baba tarafından da evlilik içi hısımlarla tam olarak eşit miras haklarına sahip olurlar. Soybağı kurulmamışsa baba tarafından mirasçılık iddiası kabul edilmez.
Yabancı mahkemeden alınan babalık ilamının Türk mahkemelerince tanınması halinde, evlilik dışı çocuk yasal mirasçı sıfatını kazanır; nüfus kaydındaki eksiklik mirasçılığa engel değildir. (Yargıtay 7. HD, E. 2023/107, K. 2024/315, T. 18.01.2024). Bu karar, yurt dışında yaşayan veya yabancı uyruklu baba ile ilgili davalarda son derece önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.
Sonradan mahkeme kararıyla soybağı tespit edilenlerin geçmişe yönelik hakları da güvence altındadır: sonradan hâkim kararıyla soybağı tespit edilenlerin, önceki mirasçılık belgesinin iptalini ve yeni belge düzenlenmesini isteme hakkı vardır. (Yargıtay 7. HD, E. 2023/2847, K. 2023/3537, T. 22.06.2023). Bu durum, özellikle miras bırakanın ölümünden sonra açılan babalık davalarında belirleyici bir içtihat işlevi görür.
Evlatlığın Mirasçılığı (TMK m. 500)
Evlat edinme, miras hukuku açısından son derece güçlü sonuçlar doğurur. Evlatlık ve altsoyu, evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olurlar. Bu kural mutlaktır: evlat edinenin biyolojik çocuğu ile evlatlık, miras bakımından tamamen eşit haktadır.
Türk hukukundaki çift yönlü mirasçılık ilkesi gereği, evlatlığın kendi biyolojik ailesindeki mirasçılığı sona ermez. Evlatlık hem evlat edinen ailesinin hem de biyolojik ailesinin mirasçısıdır. Buna karşılık evlat edinen ve hısımları, evlatlığa mirasçı olamazlar; bu kural tek yönlüdür ve evlat edinme ilişkisinin asimetrik yapısını yansıtır.
Evlatlık, evlat edinenin kan hısımı gibi mirasçısıdır; murisin başkaca altsoyu yoksa evlatlık tek mirasçıdır ve Hazine mirasçı olamaz. (Yargıtay 7. HD, E. 2022/915, K. 2023/1832, T. 30.03.2023). Bu karar, evlatlığın mirasçılığını reddeden hatalı uygulamaların önüne geçen temel bir içtihat niteliği taşır.
Evlatlığın halefiyeti konusunda ise Yargıtay kısıtlayıcı bir tutum benimsemiştir: evlat edinenin muristen önce ölmesi durumunda, evlatlığın murise yani evlat edinenin üstsoyuna mirasçı olamayacağı; halefiyetin evlatlık ilişkisinde evlat edinenin mirasçılarına uzanmadığı kabul edilmiştir. (Yargıtay 7. HD, E. 2023/1144, K. 2024/1223, T. 29.02.2024). Bu içtihat doktrinde tartışılmaya devam etmektedir. Bir kısım akademik görüş, evlatlığın biyolojik bağının kopmadığını ve bu nedenle asıl ailesinden gelen miras haklarının korunması gerektiğini savunurken; Yargıtay’ın halefiyet konusundaki kısıtlayıcı yorumu evlatlığın evlat edinen ailesindeki mirasçılığını sınırlamaktadır. Bu belirsizlik, evlat edinme içeren miras dosyalarında her somut olayın ayrıca değerlendirilmesini zorunlu kılar.
Devletin Mirasçılığı (TMK m. 501)
Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası Devlete geçer. Devlet, yasal mirasçılık hiyerarşisinin en son halkasıdır; ancak bu mirasçılık, diğer tüm yasal mirasçıların bulunmaması veya mirası reddetmesi koşuluna bağlıdır.
Murisin herhangi bir zümrede mirasçısı varsa, TMK m. 501 uyarınca Devletin mirasçılığı söz konusu olamaz. (Yargıtay 7. HD, E. 2023/1231, K. 2024/1699, T. 21.03.2024). Bu kural yalnızca kan hısımları için değil, sağ kalan eş için de geçerlidir: sağ kalan eş varsa mirasın tamamı eşe kalır, Hazine’ye değil.
Mirasın devlete geçebilmesi için tüm yasal mirasçıların yokluğu veya mirası reddetmiş olmaları gerekir; mirası reddetmeyen tek bir mirasçı dahi varsa mirasın tamamı Hazine’ye bırakılamaz. (Yargıtay 14. HD, E. 2020/1998, K. 2020/8865, T. 29.12.2020). Uygulamada Hazine’nin sehven taraf gösterildiği ya da mirasçının varlığına karşın mirasın Devlete geçtiğinin iddia edildiği davalarda bu içtihat belirleyici rol üstlenmektedir.
Mirasçılık Belgesi (Veraset İlamı) ve İptali (TMK m. 598)
Yasal mirasçılık, ölüm anında kendiliğinden gerçekleşir; ancak bu mirasçılığın üçüncü kişilere (tapu idaresi, banka, icra müdürlüğü) karşı ileri sürülebilmesi ve intikal işlemlerinin yapılabilmesi için mirasçılık belgesi alınması zorunludur. Mirasçılık belgesi, mirasçıların miras bırakanla soybağını ve miras paylarını gösteren; noter veya sulh hukuk mahkemesi tarafından düzenlenen resmi belgedir.
Mirasçılık belgesinin hukuki niteliği konusunda son derece önemli bir nokta vardır: hasımsız alınan mirasçılık belgeleri kesin hüküm oluşturmaz; diğer mirasçılar her zaman yeni bir dava ile belgenin iptalini veya düzeltilmesini isteyebilir. (Yargıtay 14. HD, E. 2017/2746, K. 2021/813, T. 10.02.2021). Bu özellik, hatalı düzenlenmiş belgelere karşı her zaman hukuki başvuru yolunun açık olması anlamına gelir.
Mirasçılık belgesinin iptali için çeşitli nedenler gündeme gelebilir. Mirası reddeden mirasçının altsoyunun belgede gösterilmemesi veya reddin hukuki sonuçlarının belirtilmemesi, mirasçılık belgesinin iptal nedenidir. (Yargıtay 7. HD, E. 2023/4697, K. 2024/4189, T. 01.10.2024). Ayrıca mirasçılık belgesinin, murisin sadece bir kısım mirasçılarını değil, bütün mirasçılarını ve paylarını gösterir şekilde düzenlenmesi zorunludur. (Yargıtay 14. HD, E. 2015/6142, K. 2016/158, T. 12.01.2016).
İptal davalarında usul açısından göz ardı edilmemesi gereken kritik bir kural şudur: mirasçılık belgesinin iptali davalarında, iptali istenen belgede mirasçı olarak gösterilen tüm kişilerin davada taraf gösterilmesi zorunludur; bu husus kamu düzenine ilişkindir. (Yargıtay 7. HD, E. 2024/1139, K. 2024/5865, T. 19.12.2024). Davalı gösterilmesi gereken bir mirasçının atlanması, davanın usul yönünden reddine yol açabilir.
Kan Hısımlığı ve Soybağı: Mirasçılığın Hukuki Temeli
Türk Medeni Kanunu’nun 17. maddesi, kan hısımlığının derecesini hısımları birbirine bağlayan doğum sayısıyla belirler. Biri diğerinden gelen kişiler arasında üstsoy-altsoy hısımlığı; ortak bir kökten gelen kişiler arasında yansoy hısımlığı vardır. Kayın hısımlığı ise eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları arasında kurulur ve evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz.
Soybağı ise çocuk ile ana ve baba arasındaki hukuki bağı ifade eder. Mirasçılık iddiasının dayandığı en temel unsur soybağıdır: soybağı yoksa kan hısımlığı yok, kan hısımlığı yoksa yasal mirasçılık da yoktur. Bu nedenle evlilik dışı doğumlarda, evlat edinmelerde ve yabancı mahkeme kararlarına dayalı soybağı ilişkilerinde soybağının Türk hukuku açısından kurulmuş olup olmadığı her miras dosyasında titizlikle incelenmelidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli Mahkeme
Mirasçılık belgesinin (veraset ilamının) düzenlenmesi, çekişmesiz yargı kapsamında sulh hukuk mahkemelerinde görülür (HMK md. 382/2-d). Mirasçılık belgesinin iptali davası ise sulh hukuk mahkemesinde açılır; zira belgenin düzenlenmesi ve iptaline ilişkin uyuşmazlıklar sulh hukuk mahkemelerinin görev alanındadır. Buna karşılık mirasçılık tespitine dayalı tapu iptal ve tescil davaları, terekenin paylaşılması (ortaklığın giderilmesi) ile tenkis davaları asliye hukuk mahkemelerinde görülür. Mal rejimi tasfiyesinden kaynaklanan davalar ise aile mahkemelerinin görev alanındadır.
Yetkili Mahkeme (HMK md. 11)
Miras sözleşmesinden doğan davalar ile terekeye ilişkin davalar, mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesinde açılır (HMK md. 11/1). Terekenin paylaşılması ile miras sebebiyle istihkak davaları da bu mahkemede görülür. İstanbul’da bu uygulama açısından belirleyici olan, mirasçının değil mirasbırakanın son ikamet adresinin bağlı olduğu adliyedir. Örneğin mirasbırakan Bakırköy’de ikamet etmekteyse dava Bakırköy Adliyesi’nde, Kadıköy’de ikamet etmekteyse Anadolu Adliyesi’nde açılmalıdır.
Mirasçılık Tablosu
| Zümre | Mirasçılar | Eş Yoksa | Eş Varsa – Eş Payı | Eş Varsa – Zümre Payı |
|---|---|---|---|---|
| 1. Zümre | Altsoy (çocuklar, torunlar…) | Tamamı altsoya | 1/4 | 3/4 (eşit bölünür) |
| 2. Zümre | Ana, baba ve altsoyu | Tamamı ana-babaya | 1/2 | 1/2 (eşit bölünür) |
| 3. Zümre | Büyükanne, büyükbaba ve altsoyu | Tamamı büyükanne-büyükbabaya | 3/4 | 1/4 (eşit bölünür) |
| Mirasçı yok | – | Devlete geçer | Tamamı eşe | – |
Sık Sorulan Sorular
Miras bırakanın kardeşleri yasal mirasçı mıdır?
Kardeşler, ikinci zümreye dahildir; miras bırakanın ana veya babasının altsoyu olarak halefiyet yoluyla mirasçı olurlar. Ancak miras bırakanın altsoyu çocuğu, torunu varsa kardeşler hiçbir pay alamaz. Altsoy tamamen yoksa ve ana-babadan biri veya ikisi de hayatta değilse, ölen ana veya babanın payı kardeşlere geçer.
Boşanmış eş miras hakkına sahip midir?
Hayır. Kesinleşmiş boşanma kararıyla evlilik bağı sona erer ve eski eş artık yasal mirasçı sıfatını yitirir. Boşanma davası henüz kesinleşmemişken eşlerden biri ölürse, TMK m. 181 hükmü uygulanır; bu durumda davanın seyrine ve tarafların kusur durumuna göre sağ kalan eşin mirasçılığı değerlendirilir.
Üvey çocuklar yasal mirasçı mıdır?
Üvey çocuklar, yani eşin önceki evliliğinden olan çocuklar, yasal mirasçı değildir. Aralarında soybağı bulunmadığından yasal mirasçılık ilişkisi kurulmaz. Ancak miras bırakan bu kişiyi evlat edinmişse evlatlık sıfatıyla mirasçı olur; ya da vasiyetname yoluyla atanmış mirasçı olarak pay alabilir.
Evlilik dışı çocuk nasıl mirasçı olur?
Evlilik dışı çocuğun anne tarafından mirasçılığı doğumla kendiliğinden kazanılır; soybağı zaten kurulmuştur. Baba tarafından mirasçılık için ise tanıma (babanın resmi makamlar önünde çocuğu tanıması) veya babalık davası yoluyla hâkim hükmüyle soybağının kurulması şarttır. Soybağı kurulduğunda evlilik içi çocuklarla tamamen eşit haklara sahip olunur.
Mirasçılık belgesi olmadan tapu devri yapılabilir mi?
Hayır. Tapu Müdürlükleri intikal işlemleri için mirasçılık belgesi ister. Belge olmadan mirasçıların miras bırakanın taşınmazı üzerinde tasarrufta bulunması satış, ipotek, devir mümkün değildir. Mirasçılık belgesi noter veya sulh hukuk mahkemesinden alınabilir; yabancılık unsuru varsa yalnızca mahkeme yetkilidir.
Mirasçılık belgesinde hata varsa ne yapılır?
Mirasçılık belgesi kesin hüküm niteliği taşımaz; hatalı ya da eksik düzenlendiği her zaman ileri sürülebilir. İptal davası sulh hukuk mahkemesinde açılır. Belgede mirasçı olarak gösterilen tüm kişilerin davada taraf gösterilmesi zorunludur; bu husus kamu düzenine ilişkindir ve mahkeme tarafından resen gözetilir.
Sonuç
Yasal mirasçılık, Türk Medeni Kanunu’nun belirlediği zümre sistemi ve halefiyet ilkesi çerçevesinde işleyen, katı ama bir o kadar da adil bir yapı üzerine kuruludur. Bu yapıyı doğru kavramadan yapılan miras paylaşımları, hatalı düzenlenen mirasçılık belgeleri ve yanlış hesaplanan pay oranları; uzun soluklu ve masraflı iptal davalarına, tapu iptali uyuşmazlıklarına ve aile içi derin çatışmalara zemin hazırlar.
Mirasçılık belirsizliğinin yaşandığı her durumda evlilik dışı çocuk, evlatlık, yabancı uyruklu mirasçı, soybağı tartışması mirasçılık belgesi alınmadan önce hukuki değerlendirme yapılması, sonradan açılacak iptal davalarının ve hak kayıplarının önüne geçer. Miras hukukundaki sürelerin hak düşürücü niteliği göz önünde bulundurulduğunda, bu değerlendirmenin gecikmeksizin yapılması hayati önem taşır. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak, yasal mirasçılık tespitinden mirasçılık belgesi iptal davalarına, tapu iptali ve tenkis uyuşmazlıklarına kadar miras hukukunun tüm alanlarında müvekkillerimizin yanındayız. Detaylı bilgi ve ön görüşme için miras hukuku avukatı sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Mehmet SARIOĞLU tarafından hazırlanmıştır.