☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

SUSMA HAKKI NEDİR?

Susma Hakkı Nedir?

Susma hakkı, Latince kökenli “Nemo tenetur se ipsum accusare” (Kimse kendi kendini suçlamaya zorlanamaz) ilkesine dayanır. Bu hak, kişinin kendisini ve yakınlarını suçlamaya zorlanmamasını ifade eden temel bir insan hakkı ve masumiyet karinesinin bir yansıması olarak tanımlanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2019/31) kararına göre susma hakkı, “insanlık onuruna saygı temeline dayalı hukuk devleti düşüncesinin” bir yansımasıdır. “Nemo tenetur se ipsum accusare” (Kimse kendi aleyhine delil vermeye zorlanamaz) ilkesiyle bağlantılı olan bu hak, şüpheli veya sanığın olayları doğru anlatma ya da kendisini suçlamasını gerektirecek şekilde konuşma zorunluluğunun bulunmaması anlamına gelir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi (2020/2363), suçlama karşısında susmanın da bir savunma şekli olduğunu ve kişinin serbest iradesiyle bu yöntemi tercih edebileceğini belirtmektedir.

Yasal Dayanakları: Anayasa 38/5 ve CMK 147, 191

Türk hukukunda susma hakkı anayasal güvence altındadır. Türk hukukunda susma hakkının temelini Anayasa’nın 38. maddesinin 5. fıkrası oluşturmaktadır. Ceza hukuku bağlamında susma hakkına ilişkin düzenleme ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde ve 191. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde hüküm altına alınmıştır.

Anayasa Madde 38/5: “Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.”

CMK Madde 147/1-e: İfade alma veya sorgu öncesinde şüpheliye “Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu söylenir.”

CMK Madde 191/3-c: Kovuşturma evresinde sanığa sorgusundan önce bu hakkı hatırlatılır.

Uluslararası Sözleşmeler: AİHS Madde 6

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) susma hakkı açıkça yazılı olmasa da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bu hakkı Adil Yargılanma Hakkı (Madde 6) kapsamında değerlendirmektedir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi (2020/2363), Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca iç hukuk kuralı gibi uygulanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6/3 maddesine atıf yapmaktadır. Bu madde, sanığın savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkını güvence altına alır.

AYM (Ali Öz Kararı – 2013/2624) ve Rekabet Kurulu (11-45/1034) kararlarında, AİHM içtihatlarına (John Murray/Birleşik Krallık, Funke/Fransa, Saunders/Birleşik Krallık) atıfla, susma hakkının adil yargılanma hakkının (AİHS Madde 6) temel bir unsuru olduğu ve kişinin sorulara cevap vermeyi reddettiği için mahkûm edilemeyeceği belirtilmiştir.

Susma Hakkı ve Avukat Hakkı: İfade Öncesi Danışmanın Önemi

Susma hakkının etkin kullanımı, avukat yardımından yararlanma hakkı ile doğrudan ilişkilidir. Bu durum, ABD hukukundaki “Miranda Hakları” ile benzerlik gösterir. Miranda kuralı; suç isnadı altında bulunan kişinin ifadesinin alınmasından önce susma hakkının bulunduğunu ve ifade sırasında bir müdafinin yardımından faydalanabileceğine ilişkin hakların öğretilmesini düzenlenmektedir. Yargıtay CGK (2021/6) kararı, sanığın “kendime bir avukat arayacağım, dava konusu ile ilgili olarak şimdi burada herhangi bir beyanda bulunmak istemiyorum” şeklindeki beyanının susma hakkı kullanımı olduğunu ifade etmektedir. AYM (Hakan Soytemiz – 16/6/2022) kararında, avukatın sorgu odasından çıkarılarak alınan ifadenin AİHS 6/1 ve 6/3-c maddelerini ihlal ettiği, susma hakkına usulsüzce zarar verdiği vurgulanmıştır. Yargıtay 19. Ceza Dairesi (2019/28763) şüpheliye haklarının (susma ve müdafi yardımı dahil) öğretilmesinin devletin bir lütfu değil görevi olduğu ifade edilmiştir.

Susma Hakkı Kimlere, Hangi Aşamalarda Tanınır?

Susma hakkı, suç isnadı (suçlama) ile başlar ve soruşturma ile kovuşturmanın her aşamasında (gözaltı, savcılık, mahkeme) geçerlidir. Anayasa Mahkemesi’ne göre susma hakkı, suçlanmayla başlayan bir haktır, soruşturma ve kovuşturmanın her aşaması için geçerlidir.

Şüpheli ve Sanıklar: Gözaltı, savcılık sorgusu ve mahkeme aşamalarında tanınır (Yargıtay CGK 2019/31, Yargıtay 16. CD 2020/2363).

Tanıklar ve Mağdurlar: AYM (Yakup Güneş – 19/3/2024) kararı, susma ve kendini suçlamama hakkının (Anayasa 38/5) tanıklar için de geçerli olduğunu, kişinin kendisini veya yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamayacağını hükme bağlamıştır.

Hukuk Davaları: AYM (2012/130) kararına göre, hukuk davalarında “doğruyu söyleme yükümlülüğü” (HMK 29) bulunmakla birlikte, bu yükümlülük tarafı kendisi aleyhine suç oluşturacak beyanda bulunmaya zorlayamaz.

İfade veya Sorgu Sırasında Nasıl Kullanılır?

Kişi, kollukta veya savcılıkta ifadesi alınırken sorulara cevap vermemeyi tercih edebilir. Bu hakkın kullanımı için yetkililerin bildirim yapması zorunludur. Pasif bir hak olan susma hakkının amaca ulaşabilmesi için ilk temastan itibaren kişiye susma hakkı olduğunun açıklanması gerekmektedir.

Kimlik Bilgilerinde Susma Hakkı Var mı?

Susma hakkı mutlak değildir; özellikle kimlik tespiti konusunda sınırlar mevcuttur. CMK’nın 147/1-a maddesine göre şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür. Ayrıca, vücuttan örnek alınması (kan, idrar vb.) gibi işlemler susma hakkı kapsamında değerlendirilmez; kişi bunlara katlanmak zorundadır.

Kısmi Susma Mümkün mü?

Evet. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2019/31) kararı, susma hakkının içeriğine “sanığın sorulan soruların bazılarına cevap verip bazılarını ise cevapsız bırakma şeklinde tezahür eden kısmi susma hakkının da dâhil olduğunu” açıkça belirtmektedir.

Susma Hakkı Kullanmak Suçluluk Delili Sayılır mı?

Hayır. Yargıtay CGK (2019/31) ve Yargıtay 16. CD (2020/2363) kararlarına göre, şüpheli ya da sanığın susma hakkını kullanması aleyhine delil oluşturmaz. Mahkeme, sanığın susması dolayısıyla aleyhte bir çıkarımda bulunamaz. AYM (Nadir Filoğlu – 28.11.2024) kararında, delil sunmama veya susma durumunun aleyhte değerlendirilmesinin masumiyet karinesiyle bağdaşmadığı, AİHM içtihatları (John Murray) ışığında vurgulanmıştır. Şüpheli veya sanığın susması, suçluluğu bakımından bir karine olarak değerlendirilemez. Kişi, kendi suçunun ispatlanması konusunda kovuşturma organlarıyla işbirliğinde bulunmak zorunda değildir.

Sükut İkrardan Gelir İlkesi Ceza Hukukunda Geçerli mi?

Kesinlikle hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2019/147) kararı, “‘Sükut ikrardan gelir’ sözü, ceza yargılamasında anlam ifade etmez” hükmünü vermiştir. Sanık sustuğunda suçu ikrar etmiş sayılmaz. Ceza hukukunda ispat yükü iddia makamındadır. Susma hakkını kullanan sanığın sükut ikrardan gelir deyişine dayanarak suçunu kabul ettiği söylenemeyeceği gibi savunmasını kanıtlaması da beklenemez.

Susma Hakkı Kullanmak Takdir İndirimini Etkiler mi?

Hayır, etkilememelidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadı (CGK 2019/31, 12. CD 2023/2371, 7. CD 2015/26630, 4. CD 2012/8104) şöyledir: Sanığın susma hakkını kullanması veya suçunu inkar etmesi nedeniyle TCK 62. madde kapsamındaki takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması hukuka aykırıdır. Mahkemelerin “sanık suçunu inkar ederek pişmanlık göstermedi” veya “inkara yönelen kişilik özelliği” gibi gerekçelerle indirimi reddetmesi, dürüst yargılanma hakkı ve susma hakkı ile bağdaşmaz.

Susma Hakkını Kullanmanın Avantajları ve Dezavantajları

Avantaj: Kişinin baskı altında yanlış beyanda bulunmasını veya kendini zorla suçlamasını engeller. Yargıtay 1. Ceza Dairesi (2024/3859) karşı oy yazısında belirtildiği üzere, sanığın susma hakkını kullanması durumunda, diğer maddi delillerin (Adli Tıp, tanık vb.) yetersiz kalması halinde beraat kararı verilebilmektedir. İspat yükü iddia makamındadır.

Dezavantaj/Risk: AİHM bazı durumlarda, sanığın açıklama yapması gereken (açık delillerin olduğu) durumlarda suskunluğun, diğer delillerle birlikte değerlendirilebileceğine işaret etmiştir. Ancak temel kural, susmanın tek başına delil olamayacağıdır.Yargıtay 6. Ceza Dairesi (2019/1013) kararı, susma hakkının usulüne uygun hatırlatılmamasının, sanığın etkin pişmanlık (TCK 168) veya uzlaşma iradesini zamanında gösterememesine yol açabileceğini ortaya koyar.

Susma Hakkı İhlali Nedir?

Yargı kararlarında tespit edilen ihlal türleri şunlardır:

Zorlama ve Baskı: AYM (Yakup Güneş – 19/3/2024), tanıklıktan çekinme hakkı olan kişiye disiplin hapsi uygulanmasını ihlal saymıştır.

Hatırlatmama: Yargıtay CGK (2021/6), sanığa yüklenen suçla ilgili usulüne uygun sorgu yapılmadan (hakları hatırlatılmadan) hüküm kurulmasını savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirmiştir.

Avukatsız İşlem: AYM (Hakan Soytemiz), avukatın dışarı çıkarılarak ifade alınmasını ihlal kabul etmiştir.

Şüpheliye hakkının hatırlatılmaması, baskı, zorlama veya hile ile ifade alınması ihlaldir. Susma hakkı konusunda bilgilendirilmeyen ve susma hakkı kullandırılmayan kişinin beyanı hukuka aykırı delil vasfında olacaktır.

İhlal Durumunda Ne Yapmalı?

İtiraz ve Temyiz: Susma hakkının ihlali (örneğin hakların hatırlatılmaması veya susmanın aleyhe yorumlanması), Yargıtay nezdinde (CGK 2021/6, 12. CD 2023/2371) “bozma” nedenidir.

Anayasa Mahkemesi Başvurusu: AYM, susma hakkı ihlallerinde (Yakup Güneş kararı) manevi tazminata veya yargılamanın yenilenmesine hükmedebilmektedir.

Bu tür ifadeler “yasak usullerle” elde edilmiş sayılır. Avukat aracılığıyla bu ifadelerin dosyadan çıkarılması veya hükme esas alınmaması talep edilmelidir.

Hukuka Aykırı Delil ve İfadenin Geçersizliği Sonucu

Yargıtay 7. Ceza Dairesi (2014/16063 ve 2014/16021) kararlarında, hukuka aykırı arama veya baskı sonucu elde edilen ifadelerin (ikrar olsa bile), CMK 148/3 uyarınca “yasak usullerle elde edilen delil” sayıldığı ve hükme esas alınamayacağı belirtilmiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi (2024/3859) karşı oyunda, baskı altında verildiği iddia edilen ve sonradan dönülen kolluk ifadesinin delil değerinin olmadığı vurgulanmıştır. Susma hakkı ihlal edilerek alınan ifadeler hukuka aykırı delildir ve yargılamada kullanılamaz. Susma hakkının ihlal edilmesi suretiyle elde edilen beyanın muhakeme evrelerinde kişinin aleyhine değerlendirilememesine ilişkin kural, ‘delil yasağı’ olarak ifade edilmektedir.

Karşılaştırmalı Hukuk: Türkiye, İngiltere, Almanya ve AİHS Sistemi

Türkiye: Anayasa ve CMK ile sıkı koruma altındadır. İngiltere: 1898 tarihli yasa ile düzenlenmiştir. AİHM’in Murray v. İngiltere davası, susma hakkının sınırlarının belirlenmesinde (susmanın aleyhe yorumlanıp yorumlanamayacağı konusunda) belirleyici olmuştur. Almanya: Alman Federal Mahkemesi, susma hakkı öğretilmeden elde edilen delilin kullanılamayacağını belirtmiştir. AİHS: Hakkı “adil yargılanma”nın (Madde 6) zımni ama temel bir parçası sayar.

Susma Hakkı ve İspat Hukuku İlişkisi: İspat Yükü Kime Aittir?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2019/31) ve (2019/147) kararları net bir ilke koyar: Sanığın üzerine atılı suçu ispat yükümlülüğü yoktur; ispat yükü iddia makamındadır. Susma hakkı, sanığın olayları ispat etme zorunluluğunun bulunmamasının bir sonucudur. AYM (Nadir Filoğlu) kararı, idari para cezalarında dahi kişinin kendi aleyhine delil sunmama hakkının (kamera kaydı vb.) masumiyet karinesi kapsamında korunduğunu belirtir. İspat yükü devlete (savcılık makamına) aittir. Şüphelinin suçsuzluğunu ispat etme yükümlülüğü yoktur. Sanığa susma hakkı tanıyan bir hukuk düzeninde, sanığın masumiyetini ispat yükünden söz edilmesi olanaksızdır.

Gözaltı Öncesi ve Sonrası Kritik Hatırlatmalar

Kolluk kuvvetleri veya savcılık tarafından haklarınızın (susma hakkı dahil) yüzünüze karşı okunmasını talep edin.

Susma hakkını kullanmak, suçu kabul etmek değildir; hukuki bir güvencedir.

Kimlik bilgileriniz dışında (ad, soyad, adres vb.) hiçbir soruya cevap vermek zorunda değilsiniz.

Neden Her Koşulda Bir Avukatla Görüşmelisiniz?

AYM (Hakan Soytemiz) ve Yargıtay kararları (CGK 2021/6), avukat yardımının susma hakkının etkin kullanımı için hayati olduğunu gösterir. Avukatsız alınan ve baskı altında verildiği iddia edilen ifadelerin (Yargıtay 7. CD 2014/16021) delil değeri tartışmalı hale gelse de, bu durumun ispatı zorlu bir süreçtir. Bu nedenle, “Avukat gelmeden konuşmama” iradesi (Yargıtay CGK 2021/6 örneğindeki gibi) en güvenli hukuki korumayı sağlar. Susma hakkı sadece “susmak” olmayıp hangi aşamada konuşup hangi aşamada susulacağı stratejik bir karardır. Haklarınızın hatırlatılmaması veya baskı altında ifade verilmesi durumunda, bu ihlallerin tespiti ve delillerin geçersiz sayılması ancak bir ceza avukatının hukuki desteğiyle mümkündür.

İletişim & Danışma

Ceza hukuku süreci, doğru yönlendirme ve zamanında müdahale gerektiren ciddi bir süreçtir. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu, İstanbul’da ceza avukatı ihtiyacı olan kişilere profesyonel hukuki destek sunmaktadır. Ceza soruşturması ya da kovuşturması aşamasında olan kişiler, hukuki haklarını en etkin biçimde korumak ve sürecin olumsuz sonuçlanmaması için mutlaka bir ceza hukuku uzmanı avukata başvurmalıdır. Bizimle iletişime geçerek dosyanızın detaylarını gizlilik ilkesi çerçevesinde paylaşabilir, sürece ilişkin hukuki danışmanlık alabilirsiniz.

📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0507 551 87 38
📧 E-posta: av.mehmetsarioglu1@gmail.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com

0539 676 32 75