Madde Metni
Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi
Madde 160 – (1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
Cumhuriyet Savcısının Anayasal ve Yasal Konumu
Savcı, soruşturma evresinin asli yetkilisi ve yöneticisidir. Savcının “soruşturma aşamasının başlangıcından itibaren süreci yönlendiren, sevk eden amirdir. Suç haberini alan savcının derhal faaliyete başlamak zorunda olup ve bu evrenin asli görevli ve yetkilisinin Cumhuriyet savcısıdır. Yargı kararlarında Cumhuriyet savcısının konumu, idari bir işlevden ziyade yargısal bir yetki alanı olarak tanımlanmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin 28.12.2023 tarihli kararında (E.2019/30), delil toplama ve muhafaza yetkisinin yargı yetkisi kapsamında olduğu ve bu yetkinin idari organlara (örneğin bakanlık birimlerine) devredilemeyeceği vurgulanmıştır. Bu bağlamda Cumhuriyet savcısı, soruşturmanın “hakimi” konumunda olup, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında yargı bağımsızlığının bir unsuru olarak hareket eder. Danıştay 5. Dairesi’nin 2021/9544 sayılı kararında ise bir savcı savunmasında, CMK m.160’ın kendisine suç izlenimi edindiği anda harekete geçme zorunluluğu yüklediğini belirterek, bu yetkinin anayasal ve yasal bir zorunluluk olduğunu ifade etmiştir.
CMK Madde 160’ın Ceza Muhakemesi Sistemindeki Yeri ve Önemi
CMK m.160, soruşturma evresinin başlangıcını ve savcının temel görevini tanımlayan kurucu bir normdur. Soruşturma “yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evre” olarak tanımlanır. Bu sürecin tetikleyicisi CMK m.160’dır. Madde, savcının “ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez” harekete geçmesini emreder. Maddedeki “suçun işlendiği izlenimini veren” ibaresi son derece önemli olup bu sayede savcı “genel ve soyut nitelikteki ihbarlara itibar etmeyecek, her ihbarı araştırmak zorunda kalmayacak bir filtreleme mekanizmasına sahiptir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun (YCGK) 2021/65 sayılı kararında, bu maddenin savcının “bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez” işin gerçeğini araştırmaya başlama görevini düzenlediği ve soruşturma evresinin temelini oluşturduğu belirtilmiştir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2015/25237 sayılı kararında, m.160’ın sadece bir başlangıç değil, aynı zamanda “maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi” için bir çerçeve çizdiği vurgulanmıştır. Madde, şüphe ile kamu davası açılması arasındaki köprüyü kurmakta ve savcıya delil toplama konusunda aktif bir rol yüklemektedir.
Suçun İşlendiğini Öğrenme Kavramı ve Bilgi Edinme Yolları
Savcının harekete geçmesi için suç haberini alması gerekmektedir. Suç haberi “ihbar, şikayet ve re’sen öğrenme gibi yollarla” edinilir. CMK m.158 uyarınca ihbar ve şikayetler valilik, kaymakamlık veya mahkemelere de yapılabilir, ancak bu makamlar durumu “gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına göndermekle yükümlüdür. Yargı kararlarında “suçun işlendiğini öğrenme” kavramı geniş yorumlanmıştır. YCGK’nın 2021/65 ve 2019/472 sayılı kararlarında, savcının suç şüphesini ihbar, şikâyet veya “başka bir suretle” (örneğin ByLock verileri, HTS kayıtları, MİT raporları) öğrenebileceği belirtilmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2023/11089 sayılı kararında, öğrenilen bilginin niteliği tartışılmış; soyut ve genel nitelikteki ihbarların soruşturma başlatmak için yeterli olmayabileceği, ancak somut suç izlenimi veren hallerin m.160’ı harekete geçireceği ifade edilmiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin kararında ise gizli tanık beyanlarının da suçun öğrenilmesi ve soruşturulması gereken bir bilgi kaynağı olduğu kabul edilmiştir.
Cumhuriyet Savcısının Re’sen Harekete Geçme Yükümlülüğü
Türk hukukunda soruşturmanın mecburiliği ilkesi vardır. Bu ilke suçu soruşturmakla yükümlü makamların suç işlendiğine ilişkin duyum alır almaz soruşturmayı başlatma yükümlülüğüdür. Savcı soruşturmayı gerektiren bir bilgiye ulaştığında ihtiyari davranamaz, takdir yetkisi mevcut olmayıp bu gibi durumlarda bağlı yetkiye sahiptir yani re’sen harekete geçme zorunluluğunu vardır. Anayasa Mahkemesi’nin İsmail Adak (20/10/2021) ve Z.C. (11/5/2016) kararlarında, savcının suç izlenimi veren bir durumu öğrendiğinde şikâyet beklemeksizin re’sen (kendiliğinden) harekete geçme yükümlülüğü bulunduğu vurgulanmıştır. Özellikle işkence, kötü muamele ve cinsel istismar gibi suçlarda bu yükümlülük daha katıdır. YCGK’nın 2022/51 sayılı kararında, terör suçlarında (TCK m.314 vb.) savcının, şüphelinin statüsüne (örneğin Yargıtay üyesi olması) bakılmaksızın CMK m.161/8 uyarınca doğrudan ve re’sen soruşturma başlatma yetkisi ve yükümlülüğü olduğu teyit edilmiştir.
Soruşturma Başlatma Kararı ve Hukuki Sonuçları
Soruşturmanın başlaması için gereken şüphe derecesi “basit şüphe”dir. 2017 yılında getirilen düzenleme (CMK m.158/6) ile “soruşturma yapılmasına yer olmadığına” (SYOK) dair karar ceza muhakemesi sistemine girmiştir. Bu kararın verilmediği durumlarda “bir suç işlendiği izlenimi veren halin öğrenilmesi ile soruşturma başlar. Soruşturma başlatma kararı, savcının delil toplama yetkisini aktive eder. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2023/11089 sayılı kararında, ihbarın soyut kalması durumunda savcının “Soruşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” (SYOK) verebileceği, bunun tam bir soruşturma başlatma anlamına gelmediği belirtilmiştir. Ancak somut bir suç izlenimi varsa, Yargıtay 4. Ceza Dairesi (2015/25237) ve AYM kararları uyarınca savcı derhal araştırmaya başlamalıdır. Soruşturmanın başlatılması, şüpheli lehine ve aleyhine delillerin toplanması sürecini hukuken başlatır ve kolluk kuvvetlerine talimat verme yetkisini doğurur.
Kolluk Kuvvetlerine Emir ve Talimat Verme Yetkisi
CMK m.160/2 uyarınca savcı, araştırmayı “emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle” yürütür. CMK’da “acele hâllerde dahi kolluğa suç araştırma yetkisi verilmemiş olup Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda adli kolluk suç araştırması yapabilmektedir. Kolluğun savcıdan bağımsız hareket edemez. Gaziantep BAM 17. Ceza Dairesi’nin 2019/195 sayılı kararında, kolluğun suç şüphesini öğrendiği anda “derhal” Cumhuriyet savcısına bildirmesi gerektiği, savcıdan talimat almadan yapılan işlemlerin (örneğin arama, delil toplama) hukuka aykırı olacağı hükme bağlanmıştır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2020/13391 sayılı kararında da kolluğun savcıya haber vermeden yaptığı üst aramasının CMK m.160 ihlali olduğu belirtilmiştir. Yargıtay CGK 2016/427 sayılı kararında, havaalanı güvenliğinde bulunan bir silah üzerine kolluğun savcıyla görüşüp talimat alması, m.160 ve m.161 kapsamındaki hiyerarşik ilişkinin ve hukuka uygun delil toplama sürecinin doğru bir örneği olarak ifade edilmiştir.
İhbar ve Şikayet Arasındaki Farklar ve CMK m.160’a Etkisi
İhbar “re’sen kovuşturulacak bir suç hakkında cumhuriyet savcısının haberdar edilmesi”, şikayet ise “kovuşturulması şikayete bağlı olan suçlar bakımından cumhuriyet savcısının haberdar edilmesidir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 2025/6558 sayılı kararında, şikâyetçinin hırsızlık iddiasının savcılıkça hukuki ihtilaf olarak görülüp KYOK verilmesi eleştirilmiş; şikâyetin varlığının savcıyı olayın ceza hukuku boyutunu araştırmaya (m.160) mecbur kıldığı vurgulanmıştır. AYM’nin İsmail Adak kararında, kötü muamele iddialarında şikâyetin yokluğunun veya gecikmesinin savcının re’sen soruşturma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı belirtilmiştir. İhbar, üçüncü kişilerden veya kurumlardan gelebilirken (Yargıtay 11. CD 2022/9685 – Vergi dairesi ihbarı gerekliliği), şikâyet mağdurdan gelir; ancak her iki durumda da m.160 uyarınca “suç izlenimi” oluşmuşsa savcı araştırmaya başlamak zorundadır.
Delillerin Toplanması ve Muhafaza Edilmesi Görevi
CMK m.160/2 uyarınca savcı, şüphelinin sadece aleyhine değil, lehine olan delilleri de toplamakla yükümlüdür. AYM’nin G.O. (15/1/2020) ve Bülent Teoman Özkan (29/1/2020) kararlarında, kamera kayıtları, tanık beyanları ve adli raporların zamanında toplanmaması veya muhafaza edilmemesi “etkili soruşturma” ilkesinin ihlali sayılmıştır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi (2021/30185), Instagram kayıtlarının araştırılmamasını; Yargıtay 11. Ceza Dairesi (2022/9685) ise ticari defterlerin getirtilmemesini delil toplama yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirmiş ve verilen KYOK kararlarını bozmuştur.
Cumhuriyet Savcısının Takdir Yetkisi ve Sınırları
2017 yılında getirilen “Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığı” (SYOK) kurumu ile savcıya kısmi takdir hakkı tanınmıştır. Savcının takdir yetkisi sınırsız değildir ve maddi gerçeğin araştırılması zorunluluğu ile çevrelenmiştir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi (2015/25237) ve Yargıtay 6. Ceza Dairesi (2018/3244) kararlarında, savcının delilleri tam olarak toplamadan “kovuşturmaya yer olmadığına” (KYOK) karar vermesi takdir yetkisinin aşılması olarak görülmüştür. AYM Z.C. kararında, savcının delilleri (örneğin rıza kavramını) eksik veya hatalı yorumlayarak soruşturmayı kapatması ihlal nedeni sayılmıştır. Takdir yetkisi, ancak etkin bir soruşturma yürütüldükten sonra suçun oluşmadığına veya delil yetersizliğine kanaat getirilirse hukuka uygun şekilde kullanılabilir.
Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (CMK m.172)
Soruşturma sonucunda ilgili suç şüphesi hakkında yeterli yoğunluk sağlanmaz ise şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) verilebilir. Bu karar, CMK m.160 ile başlayan araştırma sürecinin olası sonuçlarından biridir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2022/4013 sayılı kararında, yapılan soruşturma sonucunda suç unsurunun oluşmadığı (fotokopi belge ile sahtecilik) anlaşıldığında verilen KYOK hukuka uygun bulunmuştur. Ancak, Yargıtay 2. Ceza Dairesi (2025/6558) ve Yargıtay 1. Ceza Dairesi (2021/9928) kararlarında, deliller (tanık, HTS, keşif) tam toplanmadan verilen KYOK kararları, CMK m.160’taki araştırma yükümlülüğüne aykırı bulunarak bozulmuştur. KYOK, soruşturmanın nihai bir sonucu olabilir ancak eksik soruşturmayı kapatma aracı olarak kullanılamaz.
CMK m.160’ın İhlali Halinde Hukuki ve Cezai Sorumluluk
CMK m.160’ın ihlali, soruşturmanın yenilenmesine veya disiplin/ceza soruşturmasına yol açabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2015/1088 sayılı “Hayata Dönüş” davası kararında, savcının soruşturmayı geciktirmesi ve etkin yürütmemesi nedeniyle “görevi kötüye kullanma” suçundan yargılandığı, ancak iş yükü ve fiziki imkansızlıklar nedeniyle beraat ettiği (ve kararın onandığı) görülmüştür. Buna karşın, AYM kararlarında (İsmail Adak, Davut Yıldız), m.160 gereği etkin soruşturma yapılmaması “hak ihlali” sayılarak manevi tazminata ve yeniden soruşturma yapılmasına hükmedilmiştir. Gaziantep BAM kararında ise m.160’a aykırı (savcı talimatı olmaksızın) elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğu ve yargılamada kullanılamayacağı belirtilmiştir.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi İçtihatları Işığında Değerlendirme
Anayasa Mahkemesi, CMK m.160’ı genellikle temel hak ve özgürlüklerin (yaşam hakkı, kötü muamele yasağı) korunması bağlamında “usulü yükümlülük” olarak ele almaktadır (Örn: AYM 11/5/2017 İrfan Durmuş). Yargıtay ise m.160’ı daha teknik bir usul kuralı olarak değerlendirmekte; delillerin toplanıp toplanmadığı, kollukla ilişkinin hiyerarşisi ve KYOK kararlarının yeterliliği üzerine odaklanmaktadır (Örn: Yargıtay 4. CD ve 11. CD kararları). Yargıtay CGK kararları (2021/65, 2022/51), özellikle terör suçlarında savcının yetkilerini genişletici ve doğrudan soruşturmayı kolaylaştırıcı bir yaklaşım sergilemektedir.
Ceza Avukatı olarak Değerlendirmemiz
Bir ceza avukatı olarak söyleyebilir ki CMK m.160 Cumhuriyet savcısına soruşturmanın aktif yöneticisi rolünü yüklemektedir. Savcı, suç şüphesini öğrendiği andan itibaren derhal ve re’sen harekete geçmek, kolluk kuvvetlerini yönlendirmek ve hem lehe hem aleyhe delilleri toplamak zorundadır. Bu yükümlülüğün ihlali, soruşturmanın etkisiz sayılmasına, KYOK kararlarının bozulmasına, elde edilen delillerin hukuka aykırı kabul edilmesine ve bazı durumlarda savcının hukuki/cezai sorumluluğuna yol açabilmektedir. Yüksek mahkemeler, savcının takdir yetkisini “maddi gerçeğe ulaşma” hedefiyle sınırlamakta ve şekli bir soruşturmayı yeterli bulmamaktadır.
İletişim & Danışma
Ceza hukuku süreci, doğru yönlendirme ve zamanında müdahale gerektiren ciddi bir süreçtir. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu, İstanbul’da ceza avukatı ihtiyacı olan kişilere profesyonel hukuki destek sunmaktadır. Ceza soruşturması aşamasında kişiler hukuki haklarını en etkin biçimde korumak ve sürecin hızlı ve etkili sonuçlanması için mutlaka tecrübeli bir ceza avukatına başvurmalıdır. Bizimle iletişime geçerek dosyanızın detaylarını gizlilik ilkesi çerçevesinde paylaşabilir, sürece ilişkin hukuki danışmanlık alabilirsiniz.
📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0507 551 87 38
📧 E-posta: av.mehmetsarioglu1@gmail.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com