☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

Soruşturmada Cumhuriyet Savcısının Hâkim Kararı İstemi

Soruşturmada Cumhuriyet Savcısının Hâkim Kararı İstemi

Madde 162 – (1) Cumhuriyet savcısı, ancak hâkim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine gerek görürse, istemlerini bu işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hâkimine bildirir. Sulh ceza hâkimi istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar verir ve gereğini yerine getirir.

Ceza muhakemesi hukukunda soruşturma evresinin asıl yetkilisi Cumhuriyet savcısı olmakla birlikte, temel hak ve özgürlüklere müdahale niteliği taşıyan bazı işlemler ancak hâkim kararı ile yapılabilmektedir. CMK m. 162, savcının bu tür işlemler için sulh ceza hâkimine başvurma usulünü düzenleyen temel normdur.

Ceza Muhakemesinde Temel Hak ve Özgürlüklerin Korunması

Soruşturma evresinde maddi gerçeğe ulaşma amacı ile bireylerin temel hakları arasında bir denge gözetilmelidir. Hukuk devletinin bir gereği olarak temel hak ve hürriyetlere müdahale gerektiren soruşturma işlemleri söz konusu olduğunda, hâkim güvencesinin bulunması zorunludur. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 2018/137 ve 2017/21 sayılı kararlarında belirtildiği üzere, soruşturma evresindeki tedbirler (arama, elkoyma, gözaltı vb.) kişi hürriyeti, özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı gibi temel haklara müdahale niteliğindedir. AYM, bu müdahalelerin Anayasa’nın 13, 20 ve 21. maddeleri kapsamında ancak kanunla ve hâkim kararı güvencesiyle yapılabileceğini vurgulamıştır. Özellikle OHAL dönemindeki düzenlemelerin incelendiği kararlarda, savcı yetkisinin hâkim denetimini aşan hallerinin (örneğin dosya erişim kısıtlaması) ölçülülük ilkesi gereği denetlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Yargısal Denetim İlkesi ve CMK Madde 162’nin Amacı

CMK m. 162’nin temel amacı, soruşturma evresinde savcının yetkilerini denetlemek ve hak ihlallerini önlemektir. Özellikle temel haklara müdahale edebilecek bazı tedbirlerin savcının değil, soruşturma hâkiminin sorumluluğunda olması esastır ve bu anlamda bazı soruşturma işlemlerinin en azından bir yargı merciinin kontrolü altında tutulması gerekir. Sulh ceza hâkimliği, bu işlemler için bir süzgeç görevi görmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun (CGK) 2023/577 sayılı kararında, CMK madde 162’nin soruşturma evresinde yargısal denetim ilkesinin temel taşı olduğu belirtilmiştir. Maddenin amacı, temel haklara müdahale eden işlemlerin (arama, elkoyma gibi) tarafsız bir hâkim tarafından denetlenmesini sağlamaktır. AYM’nin 2023/3 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, konut ve işyerlerine girilmesi gibi işlemler kural olarak hâkim kararı gerektirir; bu zorunluluk keyfiliği önlemeyi ve hukuk devletinin gereklerini yerine getirmeyi amaçlar.

CMK Madde 162’nin Sistematik Yeri ve Diğer Hükümlerle İlişkisi

CMK’nın 160 ve 161. maddeleri savcıya soruşturma konusunda genel yetki verirken, 162. madde istisnai olarak hâkim kararı gerektiren halleri düzenler. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160 ve 161. maddeleri soruşturmada savcıya genel yetki veren düzenlemeler olmakla birlikte savcı ancak hâkim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine gerek görürse, istemlerini bu işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hâkimine bildirir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2015/4672 sayılı kararında, CMK 162. maddenin, savcının soruşturma yetkilerini düzenleyen CMK 160 ve 161. maddeleriyle bağlantılı olduğu, ancak hâkim kararı gerektiren hallerde yetki sınırlarını çizdiği belirtilmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 2020/683 sayılı kararında, 162. maddenin savcı-hâkim ilişkisini düzenlediği ve savcının talimatıyla yürütülen işlemlerin yargısal niteliğini belirginleştirdiği ifade edilmiştir.

“Ancak Hakim Tarafından Yapılabilecek İşlem” Kavramı

Bu kavram, savcının kendi yetkisiyle yapamayacağı, mutlaka bir yargıç kararına ihtiyaç duyulan işlemleri ifade eder. Savcının soruşturmada temel yetkili olsa da “temel hak ve hürriyetlere müdahalede bulunmasını gerektiren birtakım işlemler bakımından hakim kararı” aranır. Bu işlemler, savcının takdir yetkisini aşan, yargısal güvenceye bağlanmış tedbirlerdir. Yargıtay kararlarında bu kavram, savcının doğrudan emir veremeyeceği, mutlaka bir yargıç kararına ihtiyaç duyulan işlemler olarak tanımlanmıştır. Yargıtay 17. Ceza Dairesi (2018/2093), “keşif” işleminin CMK 83 ve 162. maddeler uyarınca ancak hâkim tarafından yapılabilecek bir işlem olduğunu belirtmiştir. Benzer şekilde Yargıtay CGK (2023/577), konut ve işyerinde arama yapmanın kural olarak bu kapsamda olduğunu vurgulamıştır.

Hakim Kararı Gerektiren Soruşturma İşlemleri

Hâkim kararı gerektiren işlemler; “Yakalama, gözaltına alma, tutuklama, arama, elkoyma, adli kontrol, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi veya gizli soruşturmacı ve teknik araçlarla izleme” olarak sayılabilir. Bu işlemler bireyin özgürlük alanına doğrudan müdahale içerdiğinden savcı doğrudan işlem yapamaz, hâkimden talepte bulunur.

Keşif: Yargıtay 17. CD, suçun tespiti için yapılan keşfin hâkim kararı gerektirdiğini belirtmiştir.

Gözlem Altına Alma: Yargıtay 4. CD (2022/8120), şüphelinin akıl hastası olup olmadığının tespiti için resmi kurumda gözlem altına alınmasının (CMK 74) hâkim kararı gerektirdiğini teyit etmiştir.

İletişimin Tespiti: Yargıtay 3. CD (2022/5581), HTS kayıtlarının tespiti işleminin hâkim onayıyla yapılabileceğini belirtmiştir.

Arama ve Elkoyma: Yargıtay CGK (2023/577) ve 12. CD (2022/5898), bu işlemlerin kural olarak hâkim kararı gerektirdiğini vurgulamıştır.

Ayrım: Yargıtay CGK (2016/756 ve 2016/178), PVSK kapsamındaki “durdurma ve yoklama” işlemlerinin adli arama sayılmadığını ve bu nedenle CMK 162 kapsamında hâkim kararı gerektirmediğini belirtmiştir.

Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi ve Hakim Kararı

İletişimin denetlenmesi, özel hayatın gizliliğine ağır bir müdahale olduğundan sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2022/5581 sayılı kararında, iletişimin tespiti (CMK 135) için savcının hâkimden karar talep etmesi gerektiği, ancak bu talebin kabulü için kişinin “şüpheli” veya “sanık” sıfatını haiz olması gerektiği belirtilmiştir. Henüz soruşturma aşamasına geçilmemiş ihbar aşamasındaki kişiler için hâkimin verdiği tespit kararı hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay 16. CD (2015/4672) ise yetkisiz mahkemeden alınan dinleme kararlarının geçersizliğine hükmetmiştir.

Arama Kararı ve Hakim İzni Gerektiren Haller

Arama tedbiri kural olarak hâkim kararı ile mümkündür. Ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcı emriyle de arama yapılabilir. Yargıtay CGK (2023/577) ve 12. CD (2022/5898) kararlarına göre, konut ve işyerinde arama yapılması için hâkim kararı esastır. Yargıtay 19. CD (2015/12397) muhalefet şerhinde, savcının yazılı emriyle yapılan aramalarda “gecikmesinde sakınca” halinin somutlaştırılması gerektiği, aksi takdirde işlemin hâkim kararı eksikliği nedeniyle hukuka aykırı olacağı belirtilmiştir. BAM Samsun (2017/559) kararında, arama emrinin kanuni şartlar oluşmadan verilmesinin delilleri hukuka aykırı hale getirdiği ifade edilmiştir.

Elkoyma İşleminde Hakim Kararının Gerekliliği

Elkoyma tedbiri de kural olarak hâkim kararına tabidir. Yetkili sulh ceza hâkimliğinin hangisi olduğu, elkoyma işleminin yapılacağı yere göre belirlenir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi (2020/4407), elkoyma işleminin hâkim onayına sunulması gerektiğini (CMK 127), ancak bizatihi suç teşkil eden eşyanın (kaçak sigara gibi) “muhafaza altına alma” olarak değerlendirilebileceğini belirtmiştir. Buna karşın Yargıtay 19. CD (2015/7780) muhalefet şerhinde, idari komisyonların hâkim kararı olmaksızın yaptığı elkoymaların hukuka aykırı olduğu savunulmuştur. Yargıtay 1. CD (2016/6175), hâkim kararı olmadan yapılan elkoymanın 24 saat içinde hâkim onayına sunulması gerektiğini hatırlatmıştır.

Gözlem Altına Alma Tedbirinde Hakim Kararı

Şüphelinin beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması gibi işlemler de hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcı emriyle yapılabilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2022/8120 sayılı kararında, Cumhuriyet savcısının CMK 74/1 uyarınca şüphelinin gözlem altına alınması için Sulh Ceza Hâkimliğine başvurduğu, hâkimin bu talebi inceleyerek karar verdiği belirtilmiştir. Kararda, bu sürecin CMK 162 prosedürüne uygun işlediği, ancak sonrasında verilen tedbir kararının usul hatası içerdiği (dava açılmadan tedbir verilmesi) ifade edilmiştir.

Sulh Ceza Hakiminin Görev ve Yetkisi

Sulh ceza hâkiminin soruşturma evresindeki temel görevi özgürlükleri korumaktır. Hâkim, savcının talebi üzerine işlemin hukuka uygunluğunu denetler. Yargıtay 16. Ceza Dairesi (2015/4672), arama ve elkoyma kararlarının yetkili yargı çevresindeki Sulh Ceza Hâkimi tarafından verilmesi gerektiğini, yetkisiz mahkemece (örneğin Ağır Ceza Mahkemesi veya farklı yer hâkimliği) verilen kararların CMK 162’ye aykırı olduğunu belirtmiştir. Yargıtay 17. CD (2018/2093), Sulh Ceza Hâkiminin savcının talebini yerindelik ve kanuna uygunluk açısından denetleme yetkisine sahip olduğunu vurgulamıştır.

Cumhuriyet Savcısının İstem Usulü ve Şekli

Savcı, hâkim kararı gerektiren bir işlem için ilgili sulh ceza hâkimliğine başvurur. Talep, işlemin yapılacağı yer hâkimliğine yöneltilmelidir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi (2016/6175), savcının arama iznini “derkenar havalesi” (yazılı not) şeklinde vermesinin usule uygun olabileceğini belirtirken; Yargıtay 8. Ceza Dairesi (2015/10371) ve 19. CD (2015/7882) muhalefet şerhlerinde, savcının “sözlü” veya “telefonla” verdiği talimatların geçersiz olduğu, talebin ve emrin mutlaka yazılı olması gerektiği savunulmuştur. CMK 162 uyarınca savcı, istemini ilgili Sulh Ceza Hâkimine bildirir.

Sulh Ceza Hakiminin İnceleme ve Karar Verme Süreci

Hâkim, savcının talebini inceleyerek kabul veya reddeder. Hâkimin incelemesi, talebin kanuni şartları taşıyıp taşımadığına yöneliktir. Yargıtay 17. Ceza Dairesi (2018/2093), Sulh Ceza Hâkiminin savcının keşif talebini “gecikmesinde sakınca yok” gerekçesiyle reddetmesini incelemiş ve hâkimin sadece gecikme şartına değil, işlemin niteliğine (ancak hâkim tarafından yapılabilirlik) bakması gerektiğine hükmederek red kararını bozmuştur. Hâkim, talep edilen işlemin kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar verir.

“Kanuna Uygunluk” Denetimi ve Kapsamı

Hâkimin yapacağı denetim “yerindelik” değil, “kanuna uygunluk” denetimidir. C. Savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimi tarafından yapılacak inceleme, işlemin kanuna uygun olup olmadığı ile sınırlı olup sulh ceza hakimi, işlemin yapılmasına gerek olup olmaması açısından değerlendirme yapmaz. Yargıtay 3. Ceza Dairesi (2022/5581), hâkimin denetiminin şekli bir onaydan ibaret olmadığını; talep edilen işlemin maddi şartlarının (örneğin şüpheli sıfatının varlığı) oluşup oluşmadığını incelemesi gerektiğini ortaya koymuştur. BAM Samsun (2017/559) kararında, hâkimin arama talebinde “gecikmesinde sakınca” halinin somut olgularla desteklenip desteklenmediğini denetlemesi gerektiği vurgulanmıştır.

Hakimin Red Kararı ve Hukuki Sonuçları

Hâkimin talebi reddetmesi durumunda, savcının bu kararı dolanarak işlem yapması hukuka aykırıdır. Uygulamada, arama talebi sulh ceza hakimliğince reddedilen savcının, bu karara itiraz etmeden gecikmesinde sakınca bulunan halin varlığını gerekçe göstererek arama kararı verdiği görülmektedir. Bu şekilde elde edilen delillerin hukuka aykırı olacağını ve değerlendirmeye alınamayacağını belirtmektedir. Yargıtay 17. Ceza Dairesi (2018/2093) örneğinde, hâkimin talebi reddetmesi üzerine savcının itiraz yoluna gittiği, itirazın reddi üzerine kanun yararına bozma yolunun işletildiği görülmüştür. Yargıtay 7. CD (2020/4407) kararında ise, hâkimin elkoyma onay talebini reddetmesine rağmen, eşyanın niteliği (kaçak eşya) gereği müsadere sürecinin devam edebileceği belirtilmiştir.

Hakimin Kararının Yerine Getirilmesi

CMK m. 162 uyarınca hâkim, işlemin kanuna uygun olduğuna karar verirse gereğini yerine getirir. Bu kararın icrası yargısal sürecin bir parçasıdır. Yargıtay 1. CD (2016/6175) ve 19. CD muhalefet şerhlerinde, hâkim onayı alındıktan veya savcı emri 24 saat içinde onaylandıktan sonra işlemin hukuki geçerlilik kazandığı ve delil olarak kullanılabildiği ifade edilmiştir.

Hakim Kararı Alınmadan Yapılan İşlemlerin Hukuki Değeri

Hâkim kararı olmaksızın ve gecikmesinde sakınca şartları oluşmadan yapılan işlemler “yasak delil” üretir. Yargıtay CGK (2023/577) ve 12. CD (2022/5898) kararları, hâkim kararı (veya geçerli bir istisnai savcı emri) olmadan yapılan arama ve elkoyma işlemlerinin “hukuka aykırı delil” ürettiğini ve bu delillerin hükme esas alınamayacağını (CMK 217/2, 206/2-a) kesin bir dille belirtmiştir. Yargıtay 19. CD (2015/5547) muhalefet şerhinde, bu tür işlemlerin “zehirli ağacın meyvesi” doktrini uyarınca sanığın ikrarını dahi geçersiz kılabileceği ifade edilmiştir.

Gecikmesinde Sakınca Bulunan Haller ve İstisna Düzenlemeler

Hâkim kararı kuralının istisnası “gecikmesinde sakınca bulunan hal”dir. Bu hal “Derhal işlem yapılmadığı takdirde, suçun delillerinin kaybolması veya şüphelinin kaçması veya kimliğinin saptanamaması ihtimali” olarak tanımlanır. Yargıtay 12. CD (2022/5898), olaydan 9 saat sonra yapılan aramada hâkim kararı alınmamasını hukuka aykırı bulmuş, bu sürenin hâkim kararı almak için yeterli olduğunu belirtmiştir. BAM Samsun (2017/559) ve Yargıtay 19. CD (2015/7882) muhalefet şerhleri, “gecikmesinde sakınca” halinin genel ifadelerle (iş yoğunluğu vb.) değil, delillerin karartılması veya kaçma şüphesi gibi somut risklerle gerekçelendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Yargıtay 1. CD (2016/6175), gecikme halinde savcı emrinin 24 saat içinde hâkim onayına sunulmasıyla işlemin sıhhat kazanacağını belirtmiştir.

Yargıtay İçtihatlarında Madde 162’nin Uygulanması

Yargıtay, savcının “gecikmesinde sakınca” yetkisini keyfi kullanmasını hukuka aykırı bulmaktadır. Yargıtay bir ilamında; “Cumhuriyet savcısının istisnai yetkisinin doğabilmesi için gereken kanuni şartlar oluşmadan verilen arama emri ile buna dayalı olarak gerçekleştirilen arama işleminin hukuka aykırı olduğuna” karar vermiştir. Yargıtay içtihatları (özellikle CGK 2023/577, 17. CD 2018/2093), CMK 162’nin uygulanmasında şekil şartlarına sıkı sıkıya bağlılığı aramaktadır. Yargıtay;

Hâkim kararı gereken hallerde savcının yetki aşımını bozma nedeni saymakta,

“Gecikmesinde sakınca” kavramının dar yorumlanmasını istemekte,

PVSK kapsamındaki idari durdurma ile CMK kapsamındaki adli aramayı (CGK 2016/756) birbirinden ayırmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Değerlendirme

AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları, temel haklara müdahalede hâkim güvencesini esas alır. Anayasa’nın 20 ve 21. maddeleri gereğince, savcının gecikmesinde sakınca bulunan hallerde verdiği arama kararının da hâkim onayına sunulması gerekmekte olup CMK’da hüküm bulunmasa bile Anayasa üst normdur. AİHM’nin Chalkley/Birleşik Krallık ve Aydemir/Türkiye kararlarına göre hukuka aykırı yöntemlerle (hâkim kararı veya tanık olmaksızın) elde edilen deliller adil yargılanma hakkını (AİHS m.6) ve özel hayatın gizliliğini (AİHS m.8) ihlal eder.

Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

En önemli sorunlardan biri, arama tedbirinde savcı emrinin hâkim onayına sunulmasına dair CMK’da açık hüküm bulunmamasıdır (elkoymanın aksine). Arama ve elkoyma tedbirlerinin birbirleri ile yakından ilişkili olması nedenleriyle hakim kararı olmaksızın yapılan arama işlemleri de hakim onayına sunulmalıdır. Arama tedbirinin hâkim denetiminden kaçırılmasının keyfiliğe yol açabilir.

Sözlü Talimat: Savcıların yazılı emir yerine sözlü talimat vermesi (Yargıtay 8. CD 2015/10371).

Gerekçesiz Gecikme İddiası: Somut olgu olmadan “gecikmesinde sakınca var” denilerek hâkim kararının atlanması (Yargıtay 19. CD 2015/7882).

Onay Sürecinin İhlali: Elkoyma işlemlerinin 24 saat içinde hâkim onayına sunulmaması.

Tanık Eksikliği: Aramalarda komşu/ihtiyar heyeti bulundurulmaması (CMK 119/4).

Çözüm olarak Yargıtay, bu tür usulsüzlüklerle elde edilen delillerin mutlak surette reddedilmesi gerektiğini içtihat etmektedir.

Sonuç ve Değerlendirme

CMK m. 162, soruşturma evresinde savcının etkinliği ile bireyin temel hakları arasındaki dengeyi sağlayan kilit bir mekanizmadır. Savcı soruşturmanın yetkilisi olsa da temel haklara müdahale söz konusu olduğunda sulh ceza hâkiminin mutlak bir denetim ve onay makamı olarak devreye girmesi gerekir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan işlemlerin hukuka aykırı delil teşkil edeceği ve yargılamanın sıhhatini bozacağı çok açıktır.

İletişim & Danışma

Ceza dosyası süreci, doğru yönlendirme ve zamanında müdahale gerektiren ciddi bir süreçtir. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu İstanbul ceza avukatı olarak ceza avukatı ihtiyacı olan kişilere profesyonel hukuki destek sunmaktadır. CMK m. 162 konusunda merak ettikleriniz ile tüm ceza soruşturması ve kovuşturması konularında bize danışabilirsiniz. Hukuki haklarınızı en etkin biçimde korumak için bizimle iletişime geçin. Tecrübeli ceza avukatlarımız dosyanızın detaylarını gizlilik ilkesi çerçevesinde inceleyip sürece ilişkin hukuki danışmanlık sağlasın.

📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0507 551 87 38
📧 E-posta: av.mehmetsarioglu1@gmail.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com

0539 676 32 75