CMK Madde 2 Tanımlar
Madde 2 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
- a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
- b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
- c) Müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı,
- d) Vekil: Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza muhakemesinde temsil eden avukatı,
- e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi,
- f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi,
- g) İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
- h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
- i) Malen sorumlu: Yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiyi,
- j) Suçüstü:
- İşlenmekte olan suçu,
- Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk, suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suçu,
- Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kimsenin işlediği suçu,
- k) Toplu suç: Aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu,
- l) Disiplin hapsi: Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi,
İfade eder.
Ceza Muhakemesinde Tanımların Önemi ve İşlevi
Ceza muhakemesi hukuku, kişi hak ve özgürlüklerine doğrudan müdahale eden koruma tedbirlerini ve yargılama süreçlerini içerdiğinden, kavramların netliği hayati önem taşır. Kanun koyucu, uygulamada birliği sağlamak adına temel süjeleri ve evreleri 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun (CMK) 2. maddesinde tanımlamıştır. Bu tanımlar, muhakeme sürecindeki hak ve yetkilerin belirlenmesinde temel teşkil etmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2023/247 E., 2025/298 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, bu tanımlar (örneğin müdafi, şüpheli, sanık) savunma hakkının kapsamını, zorunlu müdafilik statüsünü ve soruşturma/kovuşturma evrelerinin sınırlarını çizmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin 2006/71 E. sayılı kararında, kanun koyucunun bu tanımları belirlemede geniş bir takdir yetkisine sahip olduğu ve bu tanımların hukuk devleti ilkesiyle uyumlu olması gerektiği vurgulanmıştır.
Şüpheli Kavramı: Tanımı ve Hukuki Statüsü (m.2/1/a)
CMK m.2/1-a bendi uyarınca şüpheli, soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişiyi ifade eder. Şüpheli ceza muhakemesi hukukunun en temel kavramlarından bir tanesi olup soruşturma evresiyle sınırlıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2008/71 E. ve Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2013/2162 E. sayılı kararlarında, CMK m.2/1/a bendi uyarınca şüpheli; “Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişi” olarak tanımlanmıştır. Bu statü, soruşturma evresi boyunca devam eder ve kişiye müdafi yardımından yararlanma gibi belirli haklar tanır.
Şüpheli Olmanın Başlangıcı: “Suç Şüphesi Altında Bulunma”
Şüpheli sıfatı, yetkili makamların suç şüphesini öğrenmesiyle başlar. Soruşturma makamlarının kişiden şüphelenmeye ve hakkında araştırma yapmaya başladığı zaman, bu statünün de başlangıcı sayılır. CMK m.160/1 uyarınca savcının araştırmaya başlamasıyla kişi şüpheli statüsünü kazanır ve savunma haklarından yararlanmaya başlar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2008/71 E. sayılı kararına göre, şüpheli olma durumu, kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesiyle başlar. Anayasa Mahkemesi’nin Metin Sarıgül (B. No: 2013/3287) kararında, bu sürecin fiilen gözaltı işlemiyle “suç şüphesi altında bulunma” anından itibaren başladığı ve iddianamenin kabulüne kadar sürdüğü belirtilmiştir.
Sanık Kavramı: Tanımı ve Hukuki Statüsü (m.2/1/b)
Kovuşturma evresinin başlamasıyla birlikte şüpheli, “sanık” sıfatını alır. Sanık, mahkeme huzurunda yargılanan ve hakkında hüküm kurulacak olan kişidir. Anayasa Mahkemesi’nin 2006/71 E. sayılı kararında ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2015/4672 E. sayılı kararında ifade edildiği üzere, sanık kavramı kovuşturma evresinin başlamasıyla ortaya çıkan statüyü ifade eder. Yargıtay kararlarında sanık, iddianamenin kabulünden hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında yargılanan kişi olarak işlem görmektedir.
Şüpheliden Sanığa Geçiş: Kovuşturmanın Başlaması
Soruşturma evresinin sonunda iddianamenin kabulü ile birlikte “şüpheli” sıfatı sona erer ve “sanık” sıfatı başlar. Bu geçiş, muhakemenin iddia makamından yargılama makamına (mahkemeye) devredildiğini gösterir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2009/4326 E. sayılı kararında, şüpheliden sanığa geçişin “kovuşturmanın başlaması” ile gerçekleştiği, bunun da iddianamenin kabulü kararıyla (veya avukat yargılamalarında son soruşturmanın açılması kararıyla) olduğu belirtilmiştir. Bu geçiş, kişinin hukuki statüsünü ve yargılama sürecindeki sıfatını değiştirmektedir.
Şüpheli ve Sanık Ayrımının Sonuçları
Bu ayrım, uygulanan tedbirler ve yetkili merciler açısından önemlidir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2015/4672 E. ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2016/950 E. sayılı kararlarına göre, bu ayrım özellikle müdafi görevlendirilmesi ve dosya inceleme yetkileri açısından sonuç doğurur. Şüpheli soruşturma evresinin, sanık ise kovuşturma evresinin sujesidir. Örneğin, zorunlu müdafilik şartları her iki statü için de geçerli olmakla birlikte, evreye göre yetkili merciler (savcılık veya mahkeme) farklılık gösterir.
Müdafi Kavramı ve Savunma Hakkı (m.2/1/c)
CMK m.2/1-c uyarınca müdafi, şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukattır. Müdafi “ceza soruşturma veya kovuşturmasını gerçekleştiren, yetkili makamlar nezdinde şüpheli veya sanığı fiili veya hukuki açıdan müdafaa eder. İddia ve yargılama makamlarına karşı silahların eşitliğini sağlar. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2020/856 E. ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2023/247 E. sayılı kararlarında CMK m.2/1/c bendi doğrudan alıntılanarak müdafi; “Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukat” olarak tanımlanmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, müdafii “toplumsal savunmayı gerçekleştirmek amacıyla şüpheli veya sanık lehine hareket eden kamusal bir muhakeme sujesi” olarak nitelendirmiştir.
Zorunlu Müdafilik ve İhtiyari Müdafilik
Kural olarak müdafilik ihtiyari (isteğe bağlı) olsa da bazı durumlarda zorunludur. Şüphelinin “kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olması” veya “alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı” soruşturma yapılması hallerinde müdafi yardımının zorunludur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2023/247 E. sayılı kararına göre, müdafiin zorunlu veya ihtiyari olması, şüpheli veya sanığın iradesine bakılıp bakılmadığına göre belirlenir. Alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda (CMK m.150/3) veya şüphelinin çocuk/malul olması durumunda (CMK m.150/2), kişinin istemi aranmaksızın müdafi atanması “zorunlu müdafilik” kapsamındadır.
Vekil Kavramı: Mağdur ve Katılanın Temsili (m.2/1/d)
CMK m.2/1-d uyarınca vekil, katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza muhakemesinde temsil eden avukattır. Müdafi şüpheli/sanığı savunurken, vekil mağdur tarafı temsil eder. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2020/856 E. ve Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin 2018/10198 E. sayılı kararlarında CMK m.2/1/d bendi uyarınca vekil; “Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza muhakemesinde temsil eden avukat” olarak tanımlanmıştır.
Müdafi ile Vekil Arasındaki Farklar
Temel fark temsil edilen taraftadır. Müdafi “savunma” (defense) makamında yer alırken, vekil genellikle “iddia” (prosecution/victim) tarafına yardımcı konumdadır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2020/856 E. sayılı kararına göre, müdafi şüpheli/sanığı savunurken, vekil katılan/mağdur/malen sorumluyu temsil eder. Bu ayrım, soruşturma dosyasını inceleme yetkisinde belirgindir; müdafi için vekâletname aranmazken, vekilin sıfatını belgelemesi (vekâletname veya görevlendirme yazısı) zorunludur.
Soruşturma Evresi: Tanımı ve Kapsamı (m.2/1/e)
Soruşturma, yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evredir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2008/71 E. ve Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2013/2162 E. sayılı kararlarında soruşturma evresi; “Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evre” olarak tanımlanmıştır. CMK m.160/1’e göre, Cumhuriyet savcısının suç izlenimini öğrenmesiyle bu evren başlar. İddianamenin kabulü ile bu evre sona erer.
Kovuşturma Evresi: Tanımı ve Kapsamı (m.2/1/f)
Kovuşturma, iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen yargılama evresidir. Bu evrede “şüpheli” artık “sanık” sıfatını taşır. Bu evrede mahkeme devreye girer. Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2013/2162 E. ve Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2020/856 E. sayılı kararlarında kovuşturma evresi; “İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre” olarak tanımlanmıştır.
İfade Alma Kavramı (m.2/1/g)
İfade alma, şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili dinlenmesidir. CMK 149. madde kapsamında ifade alma işlemlerinde müdafi yardımı çok önemlidir. Anayasa Mahkemesi’nin Metin Sarıgül (B. No: 2013/3287) ve Emre Kunt (B. No: 2019/5577) kararlarında ifade alma; şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesi işlemi olarak nitelendirilmiştir.
Sorgu Kavramı (m.2/1/h)
Sorgu, şüpheli veya sanığın hakim veya mahkeme tarafından dinlenmesidir. Anayasa Mahkemesi’nin Metin Sarıgül ve Emre Kunt kararlarında sorgu; şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesi olarak tanımlanmıştır.
İfade Alma ile Sorgu Arasındaki Farklar ve Hukuki Sonuçları
Temel fark, işlemi yapan makamdır (Savcı/Kolluk vs. Hakim). Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’ne göre, müdafi ifade sırasında şüpheliye hukuki yardımda bulunabilir ancak şüpheliye sorulan soruya doğrudan cevap veremez. Anayasa Mahkemesi’nin Bülent Şakar (B. No: 2014/1517) kararına göre, ifade alma kolluk/savcı tarafından yapılırken, sorgu hâkim/mahkeme tarafından yapılır. Hukuki sonuçları bakımından, müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda (sorguda) şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m.148/4).
Malen Sorumlu Kavramı (m.2/1/i)
Malen sorumlu, yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişidir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2013/2162 E. sayılı kararında CMK m.2/1/i bendi uyarınca malen sorumlu; “Yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişi” olarak tanımlanmıştır. Malen sorumlular, genellikle müsadere veya yargılama giderleri gibi konularda davaya dahil olurlar. Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2013/2162 E. sayılı kararına göre, malen sorumlu kişiler muhakemeye bir vekil aracılığıyla katılabilir ve vekilleri aracılığıyla soruşturma evrakını inceleme hakkına sahiptirler.
Suçüstü Kavramı: Tanımı ve Üç Hali (m.2/1/j)
CMK m.2/1-j uyarınca suçüstü, işlenmekte olan veya henüz işlenmiş olan suç hallerini kapsar. Bu durum, koruma tedbirlerinin (yakalama gibi) uygulanma koşullarını esnetir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2020/288 E. ve 2021/352 K. sayılı kararlarında CMK m.2/1/j bendi doğrudan alıntılanarak suçüstü halinin üç farklı durumu kapsadığı belirtilmiştir.
İşlenmekte Olan Suç (Suçüstü Hali 1) Failin suçu işlediği sırada görülmesi ve müdahale edilmesi halidir.
Henüz İşlenmiş Suç ve Takip Edilerek Yakalanan Fail (Suçüstü Hali 2) Suç işlendikten hemen sonra failin kolluk, mağdur veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanması durumudur.
Az Önce İşlendiğini Gösteren Eşya veya Delille Yakalanan Fail (Suçüstü Hali 3) Failin, suçun pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanması halidir.
Suçüstü Halinin Hukuki Sonuçları ve İstisna Yetkiler
Suçüstü halinde, herkesin geçici yakalama yetkisi bulunur. Ayrıca milletvekilleri veya hakimler gibi dokunulmazlığı/özel soruşturma usulü olan kişiler için suçüstü hali, genel hükümlerin uygulanmasına (dokunulmazlığın istisnası olarak) olanak tanıyabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2020/288 E. sayılı kararına göre, suçüstü hali, özellikle terör suçlarında ve Yargıtay üyeleri gibi özel soruşturma usulüne tabi kişilerde, soruşturmanın genel hükümlere göre Cumhuriyet savcılarınca doğrudan yürütülmesine olanak tanır (CMK m.161/8).
Toplu Suç Kavramı (m.2/1/k)
Aralarında iştirak iradesi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçlardır. Toplu suç ile iştirak halinde işlenen suç arasındaki fark şudur toplu suçta “sayı” (en az 3 kişi) belirleyicidir; iştirak iradesi şart değildir.
Disiplin Hapsi: Tanımı ve Özellikleri (m.2/1/l)
Kısmi bir düzeni korumak amacıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan ve adli sicil kaydına işlenmeyen hapis türüdür. Anayasa Mahkemesi’nin 2006/71 E. sayılı kararında , disiplin hapsi; “Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapis” olarak tanımlanmıştır. Disiplin hapsi bir “ceza” değil, “tedbir” veya “düzen koruma” niteliğindedir. Bu nedenle genel af gibi düzenlemelerden farklı etkilenir ve tekerrüre esas olmaz. Anayasa Mahkemesi’nin 2006/71 E. sayılı kararına göre, disiplin hapsi cezai hapisten farklı olarak ertelenemez, seçenek yaptırımlara çevrilemez ve adli sicil kaydına işlenmez. Bu niteliğiyle, cezai bir yaptırım olmaktan ziyade düzeni koruma amacı taşıyan, kendine özgü bir yaptırım türüdür.
Sonuç ve Değerlendirme
CMK m.2’de yer alan tanımlar muhakeme sürecinin hukuka uygun yürütülmesi için hayati öneme sahiptir. Şüpheli ve sanık statülerinin doğru tespiti, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin sınırlarının belirlenmesi ve müdafi yardımından yararlanma hakkının etkin kullanımı, adil yargılanma hakkının temelini oluşturmaktadır. Bu tanımlara aykırı uygulamalar (örneğin müdafisiz ifade alma veya yetkisiz dosya inceleme kısıtlamaları), yargılamanın bozulmasına ve hak ihlallerine neden olmaktadır. Sonuç olarak, CMK m.2’deki tanımlar sadece teknik birer sözlük maddesi değil, adil yargılanma hakkının ve maddi gerçeğe ulaşma hedefinin temel yapı taşlarıdır.
İletişim & Danışma
Ceza dosyası süreci, doğru yönlendirme ve zamanında müdahale gerektiren ciddi bir süreçtir. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu İstanbul ceza avukatı olarak ceza avukatı ihtiyacı olan kişilere profesyonel hukuki destek sunmaktadır. CMK madde 2 tanımlar konusunda merak ettikleriniz ile tüm ceza soruşturması ve kovuşturması konularında ceza avukatlarımıza danışabilirsiniz. Hukuki haklarınızı en etkin biçimde korumak için bizimle iletişime geçin. Tecrübeli ceza avukatlarımız dosyanızın detaylarını gizlilik ilkesi çerçevesinde inceleyip sürece ilişkin hukuki danışmanlık sağlasın.
📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0507 551 87 38
📧 E-posta: av.mehmetsarioglu1@gmail.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com