☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

HMK m. 6 Genel Yetkili Mahkeme

HMK m. 6 Genel Yetkili Mahkeme

MADDE 6- (1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.
(2) Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir.

6100 Sayılı HMK Tam Metin

Genel Yetkili Mahkemenin Önemi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) sistematiğinde yetki kuralları, bir davaya coğrafi olarak hangi yerdeki görevli mahkemenin bakacağını belirler. Genel yetki kuralı, kanun koyucunun davalı tarafı koruma saikiyle getirdiği temel bir düzenlemedir. Kanun koyucu burada açıkça davalı yararına karar vermiştir. Bu kural, usul hukukunun “tabii hukuku”nu oluşturacak derecede yaygın ve temel bir normdur. Genel yetki kuralı, kesin yetki halinin bulunmadığı durumlarda, davacıya karşı savunma yapacak olan davalının, kendi yaşam alanında, külfetsiz bir şekilde savunma imkanına sahip olmasını amaçlar. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (2016/6172), kanunda aksine bir hüküm öngörülmediği takdirde her davanın, açıldığı tarih itibarıyla davalının yerleşim yeri sayılan yer mahkemesinde görüleceğini belirterek, bu maddenin genel kural niteliğini vurgulamıştır. Bu kural, aksine kesin yetki kaydı bulunmayan tüm davalar için geçerli olan temel yetki düzenlemesidir (Konya BAM 3. HD, 2022/2264).

Maddenin Sistematik Konumu ve Getirilme Amacı

HMK m.6, kanunun yetkiyi düzenleyen bölümünün başında yer alarak “Genel Yetkili Mahkeme” başlığını taşır. Yargıtay kararlarında bu maddenin amacı, davalı esaslı bir yetki sistemi kurmak olarak tanımlanmıştır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (2016/6172), maddenin amacını, davanın davalının yerleşim yerinde görülmesini esas alarak hukuki belirlilik sağlamak şeklinde yorumlamıştır. Ayrıca Gaziantep BAM 11. HD, HMK m.5 ile bağlantılı olarak, m.6’nın genel kuralı teşkil ettiğini, diğer maddelerin (m.7-16) ise bu genel kuralı tamamlayan veya istisna getiren özel yetki halleri olduğunu belirtmiştir.

Genel Yetkili Mahkeme Kavramı (HMK m.6/1)

Davalı Esaslı Yetki Sistemi: Türk hukukunda yetki sistemi, kural olarak davalı odaklıdır. HMK m.6/1 hükmü açıkça; “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir” şeklindedir. Bu durum, “actor sequitur forum rei” (davacı, davalının mahkemesini izler) ilkesinin bir yansımasıdır.

Gerçek Kişiler Bakımından Genel Yetki: Gerçek kişiler için genel yetkili mahkeme, Türk Medeni Kanunu (TMK) hükümlerine göre belirlenen yerleşim yeridir. Bu yetki kuralı her türlü dava için tayin edilmiştir.Yargıtay 5. HD (2022/3149) kararı, davalı gerçek kişilerin MERNİS kayıtları ve nüfus adresleri dikkate alınarak yetki tespiti yapılır.

Tüzel Kişiler Bakımından Genel Yetki: HMK m.6, sadece gerçek kişileri değil, tüzel kişileri de kapsamaktadır. Tüzel kişilerde yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka hüküm yoksa işlerin yönetildiği yerdir.Tüzel kişilerde genel yetkili mahkeme, tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (2023/5456), 6102 sayılı TTK’nın ilgili maddelerine (m.213, 339, 576) atıf yaparak, tüzel kişinin ticaret sicilinde kayıtlı merkez adresinin esas alınacağını belirtmiştir. Ayrıca Yargıtay 10. HD (2016/6172), şubelerle ilgili işlemlerde merkezin bulunduğu yerin genel yetkili olmaya devam ettiğini, ancak şubenin bulunduğu yerin de dava açılabilecek yerlerden biri olduğunu (özel yetki kapsamında) ifade etmiştir.

Davanın Açıldığı Tarihteki Yerleşim Yeri

Yetkinin Belirlenmesinde Esas Alınan An: Yetkili mahkemenin tespitinde “davanın açıldığı tarih” esas alınır. HMK bu konuda HUMK dönemindeki tartışmaları bitirerek, davanın açıldığı tarihteki yerleşim yerinin esas alınacağını netleştirmiştir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (2021/15399) kararı, yetkili mahkemenin belirlenmesinde “davanın açıldığı tarihin” esas olduğunu açıkça vurgulamıştır. Mahkemeler, dava tarihindeki resmi yerleşim yeri kayıtlarını (UYAP, MERNİS, Ticaret Sicili) baz almaktadır.

Sonradan Yerleşim Yerinin Değişmesinin Etkisi: Dava açıldıktan sonra davalının yerleşim yerini değiştirmesi mahkemenin yetkisini etkilemez. Bu durum usul hukukunda perpetuatio fori (yetkinin devamlılığı) ilkesi olarak bilinir. Yargıtay 5. HD (2021/15399) kararında, “dava tarihi itibariyle davalının yerleşim yeri adresi” ifadesi kullanılarak, o andaki durumun dondurulduğu ve sonradan yapılan değişikliklerin dikkate alınmadığı ifade edilmiştir.

Yerleşim Yerinin Hukuki Tanımı: HMK m.6/2, yerleşim yerinin belirlenmesinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine atıf yapar. Gerçek kişiler için TMK m.19 uyarınca “sürekli kalma niyetiyle oturulan yer”, tüzel kişiler için ise TMK m.51 uyarınca “işlerin yönetildiği yer” esas alınır.

Yerleşim Yeri – Oturma Yeri – İş Yeri Ayrımı: Genel yetki kuralında belirleyici olan “yerleşim yeri”dir (ikametgah). Teknik anlamda HMK m.6 TMK anlamındaki yerleşim yerini (legal domicile) esas alır. Mutad mesken kavramı ise HMK m.9 uyarınca Türkiye’de yerleşim yeri olmayanlar için devreye girer. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (2023/5456), tüzel kişiler bakımından “iş yeri” ile “ticaret merkezi” ayrımına dikkat çekmiştir. Kararda, şirketin iş yerinin bulunduğu yerin (Van), ticaret sicilinde kayıtlı merkezi (Ankara) olmadığı sürece genel yetkili mahkeme sayılamayacağı belirtilmiştir. Bu durum, fiilen iş yapılan yer ile hukuki yerleşim yeri (merkez) arasındaki farkı ortaya koymaktadır.

Birden Fazla Yerleşim Yeri Olabilir mi: TMK ilkesi gereği gerçek kişilerin kural olarak tek bir yerleşim yeri bulunur. Ancak birden fazla davalının bulunduğu hallerde, HMK m.7 devreye girer ve davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesi yetkili hale gelir.

Genel Yetki Kuralının Diğer Yetki Kurallarıyla İlişkisi

HMK m.5 ile Bağlantısı (Yetkide Genel Kural): HMK m.5, diğer kanunlardaki yetki kurallarını saklı tutar. Genel yetki kuralının bütün davalar için uygulandığını, ancak kanunda aksine hüküm bulunmadıkça geçerli olduğunu belirtir.

Özel Yetki Halleri (HMK m.7–16):Özel yetki kuralları, belirli uyuşmazlıklar (haksız fiil, sözleşme vb.) için getirilen ek yetki kurallarıdır. Özel yetki genel yetkiyi kaldırmaz, davacıya bir “alternatif” sunar. Davacı dilerse genel yetkili mahkemede (davalının yerleşim yeri), dilerse özel yetkili mahkemede dava açabilir.

Seçimlik Yetki ve Kesin Yetki Kavramları: Eğer bir dava için “kesin yetki” öngörülmemişse, genel yetki ile özel yetki arasında bir seçim hakkı (seçimlik yetki) söz konusudur. Yargıtay 17. HD (2020/2104) kararına göre, bir davada hem genel (m.6) hem de özel yetkili (örn. m.16) mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birini seçme hakkına (seçimlik yetki) sahiptir. Ancak Yargıtay 8. HD (2025/2554), dernek üyeliğinden ihraç gibi bazı özel durumlarda (HMK m.14/2) kesin yetki kuralının bulunduğunu ve bu durumda genel yetki kuralının (m.6) uygulanamayacağını hükme bağlamıştır.

Genel Yetki Kuralının Kamu Düzeni ile İlişkisi: Genel yetki kuralı (HMK m.6), kamu düzenine ilişkin değildir ve kesin yetki kuralı değildir. Buna karşılık kesin yetki kuralları kamu düzenindendir. Genel yetki kuralı kamu düzeninden sayılmadığı için, mahkeme yetkisizliği re’sen (kendiliğinden) gözetemez. Yetkiye ilişkin hususlarda (kesin yetki hariç) mahkeme re’sen inceleme yapamaz bunun taraflarca ileri sürülmesi gerekir.

Genel Yetki Kuralına Aykırı Davanın Açılması

Yetki İtirazı: Genel yetki kuralına aykırı bir mahkemede dava açılması durumunda, davalı tarafın “ilk itiraz” olarak yetki itirazında bulunması gerekir. Davalının süresinde ve usulüne uygun (HMK m.116/a) yetki itirazında bulunması gerekir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi (2015/14026), yetki itirazının mutlaka cevap dilekçesi ile ve cevap süresi içinde (HMK m.117, 127) yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Süresinde yapılmayan itirazlar geçersizdir. Yargıtay 5. HD (2022/3149), usulüne uygun itiraz yapılmazsa, davanın açıldığı (yetkisiz) mahkemenin yetkili hale geleceğini belirtmiştir.

Yetkisizlik Kararı ve Dosyanın Gönderilmesi: Eğer davalı süresinde yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı yer mahkemesi (kanunen yetkisiz olsa bile) yetkili hale gelir. Ancak usulüne uygun bir itiraz varsa ve mahkeme yetkisiz olduğuna kanaat getirirse yetkisizlik kararı verir.

Yargıtay Uygulaması Işığında HMK m.6

Yargıtay uygulamasının HMK m.6’yı katı bir şekilde “davanın açıldığı tarih” esasına göre yorumlar. Ayrıca, yetki itirazının cevap dilekçesiyle (ilk itiraz olarak) yapılmaması durumunda, Yargıtay’ın yerel mahkemenin yetkili hale geldiğini kabul eder. Yargıtay uygulamalarında HMK m.6, davalıyı koruyan temel bir güvence olarak görülmekle birlikte, davacının seçimlik haklarını kısıtlayacak şekilde katı yorumlanmamaktadır.

İzmir BAM 23. Hukuk Dairesi, E. 2023/1273, K. 2023/944, T. 23.05.2023

“HMK’nın 6. Maddesinde ”Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenir.” şeklinde düzenlenmiştir.

HMK’nın 10. Maddesinde ”Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. ”’şeklinde düzenlenmiştir.

HMK’nın 17. Maddesinde ”Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır. ”’şeklinde düzenlenmiştir.

TBK’nın 89. Maddesinde “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1-Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2-Para borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3-Bunların dışındaki bütün borçlar , doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, İfa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir. ”şeklinde düzenlenmiştir.

Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer.

Somut olayda; Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Dava, 6100 sayılı HMK yürürlüğe girdikten sonra, 03/06/2022 tarihinde açılmış olup, sözleşmedeki yetki şartının geçerli olup olmadığı anılan kanun hükümlerine göre belirlenir. Söz konusu Kanunun Yetki Sözleşmesi başlıklı 17. maddesinde “Tacirler ve kamu tüzel kişilerinin” sözleşme ile yetkili mahkemeyi belirleyebilecekleri öngörülmüştür. Sözleşmenin 15. Maddesindeki “Bornova Adliyesi Ticari Mahkemeleri”nin yetkili olacağı kararlaştırılmıştır. İş bu kararlaştırmanın geçersiz olduğunun kabulü halinde dahi, Yukarıda açıklanan yasa hükümlerine göre, davalının yerleşim yeri mahkemesi ile sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkili olduğu gibi, TBK’nun 89. maddesi uyarınca para alacağına dair davalarda para borcu ( aksi kararlaştırılmamış ise ) alacaklının yerleşim yerinde ödeneceğinden alacaklının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Bu halde, dava tarihi itibariyle davacının yerleşim yerinin İzmir olduğunun anlaşılmasına göre, davacının davasını yöneltirken seçimlik hakkını İzmir Mahkemesinden yana kullandığı anlaşılmakla para borcu götürülecek borç olduğundan eldeki davaya İzmir Ticaret Mahkemesinde bakılması gerekir.”

Yargıtay, 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/3658, K. 2024/6783, T. 03.06.2024:

“Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. 6100 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinde genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu belirtilerek genel yetkili mahkemelerin yetkisi düzenlenmiş olup menfi tespit davalarında yetki kesin değildir. Bu davalarda kesin yetki kuralı bulunmadığından 6100 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesinde belirlenen süre ve yöntemle yetkisizlik itirazında bulunulmaz ise davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir ve mahkemece kendiliğinden yetkisizlik kararı verilemez.

Kesin yetki halinin kuralının bulunmadığı ve birden fazla genel ve özel yetkili mahkemenin bulunduğu hallerde yetkili mahkemeyi seçme hakkı davacıya aittir. Davacı davasını, bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer, davalının bildirdiği yetkili mahkemede davanın görülmesi gerekir.

6502 sayılı Kanun’un 73 üncü maddesinin beşinci fıkrasında tüketici davalarının, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabileceği belirtilmişse de bu kural 6100 sayılı Kanun’un yetkiye ilişkin kurallarının yanında bir ek yetki kuralıdır.

Somut olayda, davacının dava tarihi itibarıyla yerleşim yeri adresinin … olduğu, davalının yerleşim yeri adresinin …olduğu, dava konusu takibin ise … 11. Müdürlüğünde başlatıldığı, dolayısı ile davacının birden çok mahkemenin yetkili olduğu ve kesin yetki kuralının bulunmadığı bu davada, yetkisiz Antalya 3. Tüketici Mahkemesinde dava açtığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca seçme hakkı davalıya geçmişse de davalı vekilinin cevap dilekçesinde, yetkili mahkemenin; davalı müvekkilin ikametgahı olan yer mahkemesi, icra takibinin açıldığı yer mahkemesi veya tüketicinin ikametgahı mahkemesi olduğunu, müvekkil şirketin ikametgah adresinin …olduğu, icra takibinin … İcra Dairelerinde başlatıldığı, davacının ikametgahının ise Bahşili/Kırıkkale olduğunu, bu üç yerden bir tanesi yetkili olup Antalya mahkemelerinin yetkisiz olduğunu belirtmesine rağmen, yetkili mahkemelerden hangisini seçtiğini belirtmediği, bu hali ile yetki itirazının usulüne uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle geleceğinden bu durumda uyuşmazlığın, davanın ilk açıldığı Antalya 3. Tüketici Mahkemesince sonuçlandırılması gerekmektedir.”

Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar

Yetki İtirazının Süresinde Yapılmaması: Genel yetkinin kamu düzeninden olmadığı gerçeğinin göz ardı edilerek, yetki itirazının cevap dilekçesi süresi (ilk itiraz) içinde yapılmaması ve mahkemenin re’sen dikkate alacağının sanılması.

Yerleşim Yeri ile Mutad Meskenin Karıştırılması: Türkiye’de yerleşim yeri olanlar için HMK m.6 uygulanması gerekirken, HMK m.9 (mutad mesken) hükümlerine gidilmesi hatası. Oysa HMK m.9 sadece Türkiye’de yerleşim yeri olmayanlar içindir.

Özel Yetkinin Genel Yetkiyi Kaldırdığı Yanılgısı: Kesin yetki olmayan hallerde (örneğin haksız fiil), davacının sadece haksız fiil yerinde dava açabileceğini düşünmesi; oysa genel yetkili mahkemenin de (davalının yerleşim yeri) bir seçenek olduğunun unutulması.

Re’sen Yetkisizlik Kararı Verilmesi: Kesin yetki bulunmayan hallerde (HMK m.6 kapsamındaki davalarda), mahkemelerin davalı itirazı olmaksızın kendiliğinden yetkisizlik kararı vermesi (Yargıtay 14. HD 2020/8393, Yargıtay 20. HD 2019/2426).

Sonuç ve Değerlendirme

HMK m.6, Türk Medeni Usul Hukuku’nun temel taşlarından biri olan “genel yetkili mahkeme” kavramını düzenlemektedir. Bu kural, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılarak, savunma hakkını güvence altına almayı ve hukuki belirliliği sağlamayı amaçlar. Bu yetki kuralı kamu düzenine ilişkin değildir, kesin yetki niteliği taşımaz ve aksine bir kesin yetki hükmü bulunmadıkça diğer özel yetki kuralları ile birlikte seçimlik olarak uygulanır. Davalının yerleşim yerinin tespiti TMK hükümlerine göre yapılır ve davanın açılmasından sonraki yerleşim yeri değişiklikleri mahkemenin yetkisini etkilemez.

İletişim & Danışma

Açacağınız davada HMK madde 6 kapsamında genel yetkili mahkeme yanında başka bir mahkemenin yetkili olup olmadığını davayı hangi mahkemede açmanız gerektiği konusunda hata yapmamak ve bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0507 551 87 38
📧 E-posta: av.mehmetsarioglu1@gmail.com

0507 551 87 38