Kanunilik İlkesi Nedir? Suçta ve Cezada Kanunilik (TCK Madde 2)

TCK madde 2, suçta ve cezada kanunilik ilkesini düzenler: kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için ceza verilemez, kanunda yazılı olmayan bir ceza veya güvenlik tedbiri uygulanamaz, idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz ve suç ile ceza içeren hükümlerde kıyas yapılamaz. Nullum crimen, nulla poena sine lege, yani “kanun olmadan suç ve ceza olmaz” ilkesinin Türk hukukundaki karşılığı olan bu madde, keyfî cezalandırmaya karşı en temel güvencedir.

2026 itibarıyla bir kişi hakkında ceza hükmü kurulabilmesi için üç soruya olumlu yanıt verilebilmelidir: Fiil, işlendiği tarihte yürürlükte olan kanunda açıkça suç olarak tanımlanmış mıdır? Uygulanan yaptırım kanunda yazılı mıdır? Suç tanımı kıyasa varacak biçimde genişletilmeden uygulanmış mıdır? Bu makalede maddenin her fıkrasını, kıyas ile yorum arasındaki çizgiyi, idarenin düzenleyici işlemlerinin sınırını, geçmişe yürümezlik ve lehe kanun ilişkisini, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihadıyla birlikte ele alıyoruz.

TCK Madde 2 Kanun Metni

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, Madde 2 – Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi

(1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.

(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.

(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.

Güncel durum (08.10.2026): Madde, 01.06.2005’te yürürlüğe girdiği metinle uygulanmaktadır; Adalet Bakanlığı konsolide metninde değişiklik kaydı yoktur. Aynı ilke kabahatler için 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 4. maddesinde ayrıca düzenlenmiştir.

Maddenin yer aldığı kanunun tamamı için Türk Ceza Kanunu’nun tamamı (m.2 ile birlikte) sayfasına bakabilirsiniz.

TCK Madde 2 Nedir? Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesinin Anlamı

Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, devletin cezalandırma yetkisini kanunla sınırlayan ve bireyin hangi davranışın suç sayıldığını, karşılığında hangi yaptırımın uygulanacağını önceden bilmesini güvence altına alan ilkedir. İlke iki yönlüdür: suçta kanunilik (nullum crimen sine lege) fiilin suç sayılmasını, cezada kanunilik (nulla poena sine lege) yaptırımın türünü ve sınırlarını kanuna bağlar.

Madde gerekçesi, ceza kanununun amacı olan kişi hak ve özgürlüklerinin korunmasının ancak hangi fiillerin suç olduğunun kanunda açıkça belirlenmesiyle sağlanabileceğini vurgular; suça bağlanan ceza ve tedbirlerin, mahkûmiyetin hukuki sonuçlarının ve bu yaptırımların süre ve miktarlarının da kanunla düzenlenmesini zorunlu görür. Kıyas yasağı ise kanunilik ilkesinin doğal sonucu olarak üçüncü fıkrada ayrıca ve açıkça yazılmıştır.

Maddenin üç fıkrası üç ayrı güvence sağlar:

  • Birinci fıkra: Fiil ve yaptırım kanunda yer almalıdır. Toplumsal açıdan ne kadar zararlı görünürse görünsün, kanunun suç saymadığı eylem cezalandırılamaz; kanunda yazılı olmayan ceza veya güvenlik tedbiri de uygulanamaz.
  • İkinci fıkra: Yürütme organı, yönetmelik, tebliğ, genelge gibi düzenleyici işlemlerle suç ve ceza ihdas edemez.
  • Üçüncü fıkra: Hâkim, kanunda düzenlenmeyen bir hâli benzerlik yoluyla cezalandıramaz ve suç tanımını kıyasa varacak ölçüde genişletemez.

Anayasa Madde 38 ve AİHS Madde 7 ile İlişkisi

Kanunilik ilkesi yalnızca TCK’nın değil, Anayasa’nın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin de güvencesindedir. Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrası suçun kanuniliğini ve aleyhe kanunun geçmişe yürümesi yasağını, üçüncü fıkrası ise cezanın kanuniliğini düzenler. Anayasa Mahkemesi, kanunilik ilkesini Anayasa’nın 13. maddesindeki “temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği” kuralının suç ve cezalar yönünden özel düzenlemesi olarak değerlendirir (AYM, B. 2021/26923, T. 06.03.2024).

Anayasa Mahkemesi’ne göre temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli değildir; kuralın keyfîliğe izin vermeyecek biçimde belirli ve öngörülebilir olması gerekir (AYM, E. 2024/162, K. 2025/17, T. 16.01.2025). Hangi eylemlerin yasaklandığı ve bunlara hangi cezaların verileceği hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmeli, kural açık, anlaşılır ve sınırları belli olmalıdır (AYM, E. 2016/191, K. 2017/131, T. 26.07.2017).

AİHS’in 7. maddesi bakımından AİHM, ilkenin üç unsurunu belirlilik (certa), kıyas yasağı (stricta) ve aleyhe kanunun geriye yürümesi yasağı (praevia) olarak ortaya koymuştur (Del Río Prada/İspanya [BD], B. 42750/09, T. 21.10.2013). Parmak ve Bakır/Türkiye kararında (B. 22429/07, T. 03.12.2019) Mahkeme, madde 7’nin yalnızca geriye yürümeyi değil, ceza kanunlarının kıyas yoluyla sanık aleyhine genişletilmesini de yasakladığını; “kanun” kavramının yazılı hukukun yanında içtihadı da kapsadığını ve erişilebilirlik ile öngörülebilirlik şartlarını içerdiğini yinelemiştir.

Kanunilik İlkesinin Sonuçları

Doktrin ve yüksek mahkeme içtihadı, kanunilik ilkesinden altı temel sonuç çıkarır:

  1. Suç ve cezaların kanunla konulması: Suçu ve cezayı yalnızca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çıkardığı kanun belirler.
  2. Belirlilik: Suç tanımı ve yaptırım açık, anlaşılır ve öngörülebilir olmalıdır.
  3. İdarenin suç ve ceza koyamaması: Düzenleyici idari işlemler suç yaratamaz (m.2/2).
  4. Örf ve âdetin kaynak olmaması: Yazılı olmayan kurallar ceza hukukunda suç veya ceza ihdas etmez.
  5. Kıyas yasağı: Kanunda düzenlenmeyen fiil, benzer bir suç tanımına dayanılarak cezalandırılamaz (m.2/3).
  6. Geçmişe yürümezlik: Aleyhe olan kanun, yürürlüğünden önce işlenen fiile uygulanamaz.

Örf ve âdet, ceza hukukunda suç veya ceza yaratmaz. Hâkim, “toplumun vicdanını rahatsız eden” bir davranışı, kanunda karşılığı yoksa cezalandıramaz. Sosyal tehlikelilik veya ahlaki kınanabilirlik, kanunilik ilkesi karşısında tek başına hüküm kurmaya yetmez.

Belirlilik İlkesi: Suç Tanımı Açık ve Öngörülebilir Olmalı

Belirlilik ilkesi, suç tanımının hangi davranışların yasaklandığını herkesin anlayabileceği açıklıkta göstermesini ve cezanın kanunda belli olmasını gerektirir. Ceza kanununu bilmemek mazeret sayılmadığına göre (kanunun bağlayıcılığı), kanunun erişilebilir ve anlaşılır olması devletin karşılığı yükümlülüktür. Belirsiz bir kural, uygulayıcıya sınırsız takdir alanı bırakır ve ilkenin güvence işlevini ortadan kaldırır.

Ne kadar açık yazılırsa yazılsın suç tanımları yargısal yorumdan bağımsız değildir. Anayasa Mahkemesi bu nedenle ölçütü şöyle koyar: yargı organlarının yorumu ceza normunun özüyle çelişmemeli ve öngörülebilir olmalıdır; fiillerin bir suça karşılık gelip gelmediği belirlenirken ilkeyi anlamsız kılacak öngörülemez bir yaklaşım benimsenemez (AYM, B. 2021/32118, T. 29.03.2023). Aynı ölçüt, kapsamı genişletilmediği için ihlal bulunmayan bir başvuruda da uygulanmıştır: yapılan yorum kuralın özüyle çelişmiyor ve öngörülebilir ise kanunilik ilkesinin ihlalinden söz edilemez (AYM, B. 2022/57596, T. 08.04.2026).

Aynı ölçüt ihlal kararlarında da işler. Anayasa Mahkemesi, normun mevcut deliller çerçevesinde somut olaya uygulanış biçiminin yasal düzenlemeyle bağdaşmaz ve öngörülemez bir sonuca yol açıp açmadığını inceler; ceza verme yetkisinin keyfî ve hukuk dışı amaçlarla kullanılmasının ancak kanunilik ilkesinin katı uygulanmasıyla önlenebileceğini vurgulayarak 2025 ve 2026’da da ihlal kararları vermiştir (AYM, B. 2021/57189, T. 16.07.2025; B. 2022/29963, T. 06.01.2026). Mahkemenin bu kararlarda hatırlattığı bir sonuç pratikte sık unutulur: kanunilik ilkesi yalnız aleyhe genişletmeyi önlemekle kalmaz, suçlanan kişinin lehine olan düzenlemelerin geriye etkili uygulanmasını da güvenceye alır.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi de hangi davranışın suç oluşturduğunun ve öngörülen yaptırımların neler olduğunun herkesin anlayabileceği açıklıkta olması gerektiğini, bunun suç tanımının unsurları itibarıyla açık ve net olmasıyla sağlanabileceğini belirtmiştir (Yargıtay 10. CD, E. 2020/9148, K. 2022/6570, T. 23.05.2022).

İdarenin Düzenleyici İşlemleriyle Suç ve Ceza Konulamaz

TCK madde 2/2 uyarınca yönetmelik, tebliğ, genelge gibi idari düzenlemeler tek başına suç veya ceza yaratamaz. Yasama yetkisi Anayasa’nın 7. maddesi gereği TBMM’ye aittir; Anayasa’nın münhasıran kanunla düzenlenmesini öngördüğü konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz (m.104/17). Kanun hükmünde kararnameler bakımından da sonuç aynıdır: Anayasa Mahkemesi, KHK ile suç ve ceza konulamayacağını kabul etmiştir (AYM, E. 2005/15, K. 2008/2, T. 03.01.2008). Yargıtay 5. Ceza Dairesi de idari organların kararname, tüzük, yönetmelik gibi işlemlerle suç ve ceza ihdas edemeyeceğini Anayasa’nın 7, 13, 38 ve 91. maddelerine dayanarak açıklamıştır (Yargıtay 5. CD, E. 2016/6729, K. 2020/12393, T. 24.09.2020).

Uygulamada asıl tartışma, ceza hükmünün içeriğinin idari düzenlemeyle doldurulduğu (blanko veya çerçeve) normlarda çıkar. Ölçüt şudur: kanun suçun veya kabahatin çerçevesini kendisi çizmeli; idare yalnızca bu çerçevenin içini kanunun verdiği yetki sınırında doldurabilmelidir.

Anayasa Mahkemesi bu ölçütü 2026’da bir iptal kararıyla yeniden somutlaştırmıştır. Mahkemeye göre ikincil düzenlemelere bırakılan alanın kapsam ve sınırları kanun düzeyinde ortaya konmamışsa hangi eylemlerin yaptırıma konu olacağı öngörülemez, kişiler davranışlarını buna göre yönlendiremez ve bu durum belirlilik ile öngörülebilirlik güvencelerini zedeler; buna karşılık idareye tanınan yetkinin çerçevesi kanunun diğer hükümleriyle çizilmişse açık ceza hükmü yalnız bu nedenle Anayasa’ya aykırı sayılmaz (AYM, E. 2025/269, K. 2026/72, T. 26.03.2026). Mahkeme aynı çerçevede, atıf yapılan ikincil düzenlemenin Resmî Gazete’de yayımlanma, ilan veya bildirim yoluyla erişilebilir kılınıp kılınmadığının da incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.

  • Yönetmelikteki yükümlülüğe aykırılık, kanunda suç değilse ceza verilemez. Yapı Denetimi Kanunu’nun uygulama yönetmeliğindeki “imalattan en az bir gün önce yapı denetim kuruluşuna haber verme” yükümlülüğüne aykırılık, kanunda suç olarak tanımlanmadığı için mahkûmiyet gerekçesi yapılamamıştır (Yargıtay 19. CD, E. 2018/2645, K. 2018/11162, T. 31.10.2018).
  • İdari işlemle belirlenen yasaklar kanunilik ilkesine uymaz. 2565 sayılı Kanun’un 21. maddesinde yasakların uygulama alanı idarenin düzenleyici işlemine bırakıldığından, TCK’nın 2 ve 5. maddeleri ile 5252 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesi birlikte değerlendirilerek ilgili suç hükmünün zımnen ilga edildiği kabul edilmiştir (Yargıtay 7. CD, E. 2012/19505, K. 2012/21685, T. 09.07.2012).
  • Genelge ile kanunun tanıdığı muafiyet daraltılamaz. Kanunla herhangi bir şekle bağlanmamış takograf muafiyetini şerh şartına bağlayan genelge, kanuni dayanağı olmadan idari para cezası gerektiren eylemin kapsamını genişlettiği için Anayasa’nın 38. maddesine aykırı bulunmuştur (AYM, B. 2013/849, T. 15.04.2014).
  • Kanunun işaret ettiği yükümlülüğün dışına çıkılamaz. Kanunda yazılı zorunluluğa dayanan ceza hükmü, kamu otoritelerince sonradan ihdas edilen zorunluluklara uymamayı kapsayacak biçimde genişletilemez; aksi hâl keyfî cezalandırmaya yol açar (AYM, B. 2020/20939, T. 19.10.2023).

İdari yargı da aynı ilkeye başvurur. Danıştay 1. Dairesi, imar mevzuatına aykırılıklara ilişkin soruşturma izni değerlendirmelerinde, yapı kayıt belgesi alınan yapılara ilişkin yıkım kararlarının iptalinin idari sonuçlar doğurduğunu, ancak kamu görevlilerinin ceza sorumluluğu için TCK m.257 kapsamındaki suçun ayrıca kanunda tanımlanmış olması gerektiğini belirlemiştir (Danıştay 1. D., E. 2019/1432, K. 2019/1646, T. 19.11.2019; E. 2020/491, K. 2020/779, T. 25.06.2020).

Kıyas Yasağı ve Genişletici Yorum: Sınır Nerede?

Kıyas, kanunda düzenlenmemiş bir hâle, benzerlik nedeniyle kanundaki bir kuralın uygulanmasıdır; ceza hukukunda yasaktır. Yorum ise mevcut kuralın anlamını ortaya çıkarmaktır ve serbesttir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi bunu şöyle özetler: ceza hukukunda yasak olan yorum yapmak değil, kıyas ve kıyasa varacak şekilde genişletici yorum yapmaktır (E. 2020/9148, K. 2022/6570, T. 23.05.2022).

Madde gerekçesi de bu çizgiyi çizer: Genişletici yorum tümüyle yasaklanmamış, yalnızca kıyasa yol açacak şekilde uygulanması engellenmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yorumda dilbilimsel (lafzi), sistematik ve mantık araçlarının kullanılabileceğini; ancak ceza normlarının sanığın zararına kıyas niteliğinde genişletici yorumlanmasının kanunilik ilkesine ters düştüğünü açıklamıştır (CGK, E. 2018/298, K. 2020/499, T. 03.12.2020). Yargıtay 11. Ceza Dairesi de aynı yaklaşımı güncel kararlarında sürdürmektedir (E. 2024/778, K. 2026/1471, T. 10.02.2026).

ÖlçütYorum (serbest)Kıyas (yasak)
KonusuKanunda düzenlenmiş kuralın anlamı ve kapsamıKanunda düzenlenmemiş bir hâl
YöntemLafzi, sistematik, amaçsal yorumBenzerliğe dayanarak kuralın başka hâle uygulanması
Ceza hukukunda sonucuKanunun sözünün taşıyabileceği anlamla sınırlı olmak koşuluyla caizdirTCK m.2/3 gereği yasaktır; kıyasa varan geniş yorum da yasaktır

Yargıtay’ın Kıyas Yasağını Uyguladığı Başlıca Durumlar

Kanunda suç olarak düzenlenmeyen eylem için beraat kararı verilir. Mahkeme, yargılama konusu eylemin kanunda suç olarak düzenlenip düzenlenmediğini araştırmalı; düzenlenmediği anlaşılırsa CMK m.223/2-a uyarınca sanığın beraatine hükmetmelidir (Yargıtay CGK, E. 2019/595, K. 2021/58, T. 25.02.2021).

Cezanın türü ve miktarı kanunda yazılı olmalıdır. TCK m.61/10 uyarınca kanunda açıkça yazılmış olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne eksiltilebilir, ne de değiştirilebilir; Ceza Genel Kurulu bu kuralı kıyas yasağıyla birlikte değerlendirmiş, genel kurala istisna oluşturan hükümlerin geniş yorumlanamayacağını vurgulamıştır (CGK, E. 2019/251, K. 2021/616, T. 07.12.2021).

Kanunda açık engel yoksa sanık aleyhine genişletme yapılamaz. Tekerrüre esas mahkûmiyeti bulunan sanığın kısa süreli hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesi tartışmasında Yargıtay 11. Ceza Dairesi, mükerrir sanık hakkında çevirmeyi engelleyen açık bir düzenleme bulunmadığını, kıyas yoluyla sanık aleyhine genişletici yorumun yapılamayacağını belirtmiştir (E. 2019/10346, K. 2023/4226, T. 23.05.2023).

Yargıtay, kıyas yasağının özel hükümler bölümünde de uygulanacağını açıkça belirtir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda Yargıtay 8. Ceza Dairesi, kanunda suç olarak düzenlenmeyen eylemlerin idari düzenlemeler, yargı içtihatları veya kıyas yoluyla suç hâline getirilemeyeceğini ortaya koymuştur (E. 2024/22505, K. 2024/9650, T. 12.12.2024).

Suçun unsurları genişletilerek tehlike suçu niteliği değiştirilemez. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunda (TCK m.179/2) Ceza Genel Kurulu, sürücü belgesiz araç kullanmanın tek başına kastı oluşturmadığını; suçun somut tehlike suçu olduğunu, gerçek bir tehlikenin yaratılıp yaratılmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini, aksi yorumun suçu soyut tehlike suçuna dönüştüreceğini belirlemiştir (E. 2015/64, K. 2015/405, T. 17.11.2015).

Ödenen adli para cezasının iadesi kanunun saydığı hâllerle sınırlı değerlendirilmiştir. Zamanaşımı nedeniyle düşen davada ödenen adli para cezasının iadesi tartışmasında Yargıtay 11. Ceza Dairesi, TCK m.74’te ödenen cezanın geri alınamayacağı hâllerin (genel af, özel af, şikâyetten vazgeçme) tahdidi olarak sayıldığını, zamanaşımının bu listede bulunmadığını, iade edilemeyeceği yönündeki değerlendirmenin TCK m.2/3’teki kıyas yasağına aykırı olacağını belirleyerek iadeye karar vermiştir (E. 2023/3865, K. 2023/6436, T. 25.09.2023).

Geçmişe Yürümezlik ve Lehe Kanun

Aleyhe kanun geçmişe yürümez; lehe kanun ise suç tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olsa da uygulanır. Aleyhe kanunun geçmişe uygulanması yasağı, Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrası gereği kanunilik ilkesinin alt ilkesidir (AYM, B. 2021/26923, T. 06.03.2024). Zaman bakımından uygulamanın ayrıntıları lehe kanunun uygulanması kuralını düzenleyen TCK m.7’de yer alır; madde 2 ile madde 7 birlikte okunur.

Marka suçlarında seçimlik hareketler geriye yürütülemez. 556 sayılı KHK döneminde marka hakkına tecavüz suçu yalnızca üretmek, satışa arz etmek veya satmak eylemlerini suç sayarken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile ithal veya ihraç etmek, ticari amaçla satın almak, bulundurmak, nakletmek veya depolamak eylemleri de kapsama eklenmiştir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, suç tarihinde kanunda yer almayan bu seçimlik hareketlerin sanığa uygulanmasını TCK m.2’ye aykırı bularak bozma kararı vermiştir (E. 2023/5558, K. 2025/11873, T. 06.10.2025). Ceza Genel Kurulu da sanığın hangi kanun döneminde hangi eylemi gerçekleştirdiğinin ayrıntılı biçimde belirlenmesi gerektiğini, aksi hâlin hem kanunilik ilkesini hem aleyhe kanunun geriye yürüme yasağını çiğneyeceğini vurgulamıştır (E. 2024/233, K. 2025/307, T. 02.07.2025).

Hükümden sonra çıkan lehe düzenlemeler değerlendirilmelidir. Gümrük kaçakçılığı davasında Ceza Genel Kurulu, hükümden sonra yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’la getirilen değer azlığı indirimi ve kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık imkânının sanık lehine değişiklikler içerdiğini saptamış; TCK’nın 2 ve 7. maddeleri uyarınca uygulanıp uygulanamayacağının belirlenmesi için yerel mahkemeye bozma kararı vermiştir (E. 2023/223, K. 2023/556, T. 25.10.2023).

İnfaz rejimi de kanunilik ilkesinin kapsamındadır. Anayasa Mahkemesi, koşullu salıverilme için infaz kurumunda kalınması gereken sürenin cezanın kapsamına ilişkin olduğunu, bu nedenle Anayasa’nın 38. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini kabul eder. İnfaz hukukunda kural olarak derhâl uygulama geçerli olsa da koşullu salıverilme, hapis cezasının ertelenmesi ve tekerrür bakımından aleyhe sonuç doğuran düzenlemeler geçmişe yürütülemez; lehe düzenlemeler ise derhâl uygulanır (AYM, B. 2021/34231, T. 26.01.2023; B. 2023/51685, T. 16.09.2025).

Güvenlik Tedbirleri ve Kabahatlerde Kanunilik

Madde 2/1 güvenlik tedbirlerini de kapsar: kanunun açıkça öngörmediği güvenlik tedbirine hükmolunamaz. Anayasa’nın 38. maddesinin üçüncü fıkrası da “ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerinin ancak kanunla konulacağını” belirtir.

Kabahatler (idari yaptırımlar) bakımından 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 4. maddesi aynı ilkeyi düzenler: hangi fiillerin kabahat sayıldığı kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi kanunun çerçevesini çizdiği hükmün içeriği idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle doldurulabilir; ancak yaptırımın türü, süresi ve miktarı yalnızca kanunla belirlenebilir (AYM, B. 2017/33714, T. 25.05.2022). Anayasa Mahkemesi, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin kabahatler yönünden de geçerli olduğunu kabul etmiştir (B. 2021/26923, T. 06.03.2024). Kabahatlerde ilkenin daha esnek uygulanması, suç ve ceza hükümlerinin içerik bakımından belirli olması şartını kaldırmaz (AYM, E. 2018/110, K. 2018/99, T. 17.10.2018).

Ceza Muhakemesinde Kıyas Mümkün mü?

TCK madde 2/3’ün kıyas yasağı, “suç ve ceza içeren hükümler” yani maddi ceza hukuku normları içindir. Ceza muhakemesi hukukunda kıyas ve genişletici yorum kural olarak mümkündür; ancak temel hak ve özgürlükleri daraltan normlarda ve istisnai normlarda kıyas yasağı vardır (Yargıtay 14. CD, E. 2019/614, K. 2019/8037, T. 07.03.2019). Yargıtay 11. Ceza Dairesi de kanun koyucunun düzenlediğinin aksine sonuçlara ulaşacak biçimde istisnai normların kıyas veya yorum yoluyla genişletilemeyeceğini belirtir (E. 2024/1872, K. 2024/14924, T. 09.12.2024).

Basit yargılama usulünün hangi suçlara uygulanacağı tartışmasında Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin muhalefet şerhleri bu çerçevede dikkat çekicidir. Muhalefet şerhlerine göre CMK’nın 251 ve 252. maddelerinde TCK’nın 66/3. maddesindekine benzer “suçun nitelikli hâlleri dikkate alınır” şeklinde açık bir düzenleme bulunmadığından, basit yargılama usulünün uygulanmasında suçun temel cezası esas alınmalıdır; nitelikli hâllerin kıyas yoluyla kapsam dışı bırakılması kanunilik ilkesini ihlal eder (Yargıtay 4. CD, E. 2021/18620, K. 2023/26292, T. 25.12.2023; E. 2018/6151, K. 2021/14490, T. 20.05.2021; E. 2018/6027, K. 2021/10295, T. 23.03.2021; muhalefet şerhleri).

Sanık lehine kıyasın mümkün olup olmadığı ise tartışmalıdır. TCK m.2/3 ayrım yapmaz; Ceza Genel Kurulu, kıyas yasağının sanık aleyhine evrensel bir ilke olduğunu, lehe kıyasın mümkün olduğunun savunulduğunu kaydetmiştir (CGK, E. 2009/131, K. 2009/284, T. 08.12.2009). Pratikte güvenli yol, savunmayı kıyas yasağına değil, kanun lafzının ve öngörülebilirliğin sınırlarına dayandırmaktır.

Uygulama Alanları: Marka, Bilişim, Özel Kanunlar ve Terör Davaları

Özel ceza kanunlarında kanunilik

TCK’nın 5. maddesi, genel hükümlerin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağını düzenler. Sporda Şiddet Kanunu, 5651 sayılı Kanun, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve Sınai Mülkiyet Kanunu gibi düzenlemelerdeki suç tanımları da bu nedenle kanunilik ilkesine tabidir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 6222 sayılı Kanun kapsamında spor alanına girerken çöpe atılan ve sonradan 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak olmadığı anlaşılan küçük çakı nedeniyle kurulan mahkûmiyeti, suç tanımının kapsamı dışında kalan eylemin mahkûmiyete dayanak yapılamayacağı gerekçesiyle hukuka aykırı bulmuştur (E. 2019/31998, K. 2019/14003, T. 11.11.2019).

İnternet ve bilişim suçlarında kanunilik

5651 sayılı Kanun gibi teknoloji alanını düzenleyen mevzuat kısa aralıklarla değiştiğinden, her dosyada suç tarihindeki madde metninin belirlenmesi gerekir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi kapsamındaki içerik kaldırma yükümlülüğünün ihlali suçunda suç tarihinde yürürlükte olan metnin ve yükümlülüğün o tarihteki koşullarının saptanmasını aramış; kanun değişikliğiyle “sorumlu kişi” tanımından çıkarılan içerik sağlayıcısının cezai sorumluluğunun kalmadığını kabul etmiştir (E. 2018/2085, K. 2018/5258, T. 30.04.2018; E. 2019/1047, K. 2019/8571, T. 20.05.2019).

Bilişim sistemindeki eylemlerin hangi suç tipine girdiği de kanunilik denetimine tabidir. İşverenin SGK sistemine gerçeğe aykırı işe giriş bildirimi verdiği davada Yargıtay 11. Ceza Dairesi, eylemin bilişim sistemindeki verileri bozma suçunu (TCK m.244/2) mu, resmî belgede sahteciliği mi (TCK m.204) oluşturduğunu tartışmış; oy çokluğuyla ilk nitelendirmeyi benimsemiştir. Azınlık görüşü, elektronik verilerin “belge” sayılmasının açık kanun hükmüne dayanması gerektiğini, aksi yorumun kıyas yasağını ihlal edeceğini vurgulamıştır (E. 2023/5467, K. 2024/14816, T. 05.12.2024). Aynı tartışma UYAP ortamında oluşturulan elektronik reddiyat makbuzları için de yapılmıştır; azınlık görüşü açık yasal düzenleme olmadan TCK m.204 veya 207 kapsamında yaptırım uygulanmasını kıyas yasağına aykırı bulmuştur (Yargıtay 11. CD, E. 2019/1262, K. 2021/3484, T. 07.04.2021).

Terör davalarında kanunilik: AİHM ve AYM içtihadı

Örgüt üyeliği suçunda delil sayılan eylemlerin suç oluşturacağının makul olarak öngörülebilir olması gerekir. AİHM Büyük Dairesi, Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararında (B. 15669/20, T. 26.09.2023) Sözleşme’nin 7. maddesinin yalnızca geriye yürümeyi değil, ceza hukukunun sanık aleyhine geniş yorumlanmasını da yasakladığını; yargısal yorumun suçun özüyle tutarlı ve makul ölçüde öngörülebilir olması gerektiğini vurgulamış ve ByLock delilinin kullanılmasını bu çerçevede ele almıştır (§ 238-239).

Anayasa Mahkemesi, 09.10.2024 tarihli kararında (B. 2018/37695), mahkûmiyette delil olarak kullanılan fiillerin kişiyi cezai sorumluluk altına sokacağının makul olarak öngörülebildiğinin gösterilemediğini, bu nedenle örgüt üyeliği suçundan mahkûmiyetin suçun sanık aleyhine öngörülemez biçimde genişletici yorumlanmasıyla mümkün olduğunu, bu sonucun Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasıyla bağdaşmadığını belirlemiştir. Genel Kurul, Yalçınkaya ve Demirhan ve diğerleri/Türkiye kararlarındaki değerlendirmeler doğrultusunda ByLock tespitleri yönünden kanunilik ilkesi ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (AYM Genel Kurulu, B. 2020/31370, T. 25.09.2025; B. 2019/6030, T. 24.02.2026).

Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 16.06.2025 tarihli kararında (E. 2022/16892, K. 2025/17515) çoğunluk mahkûmiyeti onarken karşı oy gerekçesi, yasal olarak kurulmuş derneklere üyelik, banka hesap hareketleri ve örgüt liderinin kitaplarının bulundurulması gibi eylemlerin örgüt üyeliği delili sayılmasının, bu eylemlerin suç oluşturacağı sanık tarafından makul olarak öngörülemediği için TCK m.2’deki kanunilik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Karşılaştırma Tablosu: Kanunilik İlkesinin Dayanakları

DüzenlemeGüvencePratik sonucu
Anayasa m.38/1 ve 38/3Suçun ve cezanın kanuniliği; aleyhe kanunun geçmişe yürümemesiAnayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda doğrudan ihlal iddiası
AİHS m.7Belirlilik, kıyas yasağı, geriye yürümezlik; yazılı hukuk ve içtihatİç yollar tüketildikten sonra AİHM başvurusu
TCK m.2Suç, ceza ve güvenlik tedbiri kanunla; idare suç koyamaz; kıyas yasağıBeraat, bozma ve hükmün hukuka aykırılığı
TCK m.7Zaman bakımından uygulama; lehe kanunSuç tarihindeki ve sonraki kanunlardan lehine olanın seçimi
5326 sayılı Kanun m.4Kabahatlerde kanunilik; yaptırım türü, süre ve miktarı kanunlaİdari para cezasına karşı kanunilik itirazı

Savunmada Kanunilik İtirazı Nasıl İleri Sürülür?

Kanunilik itirazı soruşturmanın ilk gününden temyiz ve bireysel başvuruya kadar her aşamada ileri sürülebilir. Dosyayı bu açıdan incelerken şu sıra izlenir:

  1. Suç tarihindeki kanun metnini belirleyin. Eylem işlendiği tarihte yürürlükte olan kanunda suç sayılıyor muydu? Sonradan eklenen seçimlik hareketler veya genişletilen unsurlar var mı?
  2. Unsurları tek tek karşılaştırın. Somut eylem, suç tanımındaki tüm maddi ve manevi unsurları taşıyor mu? Eksik her unsur beraat gerekçesidir.
  3. Blanko norm varsa çerçeveyi denetleyin. İddia edilen ihlal yalnızca yönetmelik veya genelgeden mi kaynaklanıyor, yoksa kanunun çizdiği çerçevenin içinde mi kalıyor?
  4. Yorumun kıyasa varıp varmadığını sorun. Mahkeme, kanun lafzının taşımadığı bir anlamı mı yüklüyor? Delil sayılan fiillerin suç oluşturacağı makul olarak öngörülebilir miydi?
  5. Zaman bakımından uygulamayı kontrol edin. Sonradan yürürlüğe giren kanun lehe midir, aleyhe midir? İnfaz rejimindeki değişiklik hükümlü aleyhine mi sonuç doğuruyor?
  6. Yaptırımın kanunda yazılı olup olmadığına bakın. Hükmedilen ceza veya güvenlik tedbiri kanunda öngörülen türde ve sınırlar içinde mi?

Kanunilik ilkesine aykırılıkta sık görülen bozma nedenleri

  • Suç tarihinde kanunda yer almayan bir seçimlik hareketin sonradan çıkan kanuna dayanılarak sanığa uygulanması (Yargıtay 7. CD, E. 2023/5558, K. 2025/11873).
  • Sanığın hangi kanun döneminde hangi eylemi gerçekleştirdiğinin ayrıntılı biçimde belirlenmemesi (CGK, E. 2024/233, K. 2025/307).
  • Yalnızca yönetmelikteki bir yükümlülüğe aykırılığın, kanunda suç olarak tanımlanmadığı hâlde mahkûmiyete dayanak yapılması (Yargıtay 19. CD, E. 2018/2645, K. 2018/11162).
  • Hükümden sonra yürürlüğe giren lehe düzenlemelerin uygulanıp uygulanamayacağının tartışılmaması (CGK, E. 2023/223, K. 2023/556).
  • Somut tehlike suçunun, gerçek bir tehlike araştırılmadan soyut tehlike suçu gibi uygulanması (CGK, E. 2015/64, K. 2015/405).
  • Kanunun saydığı hâllerin tahdidi olduğu yerde istisnanın sanık aleyhine genişletilmesi (Yargıtay 11. CD, E. 2023/3865, K. 2023/6436).

Bu denetim sonucunda eylemin kanunda suç olarak düzenlenmediği anlaşılırsa mahkeme beraat kararı vermelidir. Kanunilik ihlaliyle verilmiş mahkûmiyetler istinaf ve temyizde bozulur; kesinleşmiş hükümlerde Anayasa’nın 38. maddesinin ihlali iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru, kesinleşme tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılır. Bundan sonra AİHM yolu açıktır.

Sık Sorulan Sorular

TCK madde 2 ne anlama gelir?

TCK madde 2, suçta ve cezada kanunilik ilkesini düzenler; kanunun açıkça suç saymadığı fiil için ceza verilemeyeceğini, kanunda yazılı olmayan ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağını, idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağını ve suç ile ceza içeren hükümlerde kıyas yapılamayacağını hükme bağlar.

Suçta ve cezada kanunilik ilkesi nedir?

Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, hangi fiillerin suç sayılacağının ve bunlara hangi cezaların verileceğinin ancak kanunla belirlenebileceğini öngören, “kanunsuz suç ve ceza olmaz” kuralıdır; ilke Anayasa’nın 38. maddesinde, TCK’nın 2. maddesinde ve AİHS’in 7. maddesinde güvence altına alınmıştır.

Kanunilik ilkesinin alt ilkeleri nelerdir?

Suç ve cezaların kanunla konulması, belirlilik, idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaması, örf ve âdetin suç ve ceza kaynağı olamaması, kıyas yasağı ve aleyhe kanunun geçmişe yürümemesi, kanunilik ilkesinin başlıca sonuçlarıdır.

Ahlaka aykırı ama kanunda suç sayılmayan eylem cezalandırılabilir mi?

Hayır; TCK m.2/1 gereği kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez, eylemin toplumsal olarak zararlı veya ahlaken kınanabilir olması bu güvenceyi ortadan kaldırmaz ve mahkeme, kanunda suç olarak düzenlenmediği anlaşılan eylem için CMK m.223/2-a uyarınca beraat kararı vermelidir.

Yönetmelikle suç ve ceza konulabilir mi?

Hayır; TCK m.2/2 idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağını açıkça düzenler, yönetmelik, tebliğ, genelge ve benzeri işlemlerdeki bir yükümlülüğe aykırılık, kanunda suç olarak tanımlanmadıkça mahkûmiyet gerekçesi yapılamaz.

Ceza hükmü yönetmeliğe atıf yapıyorsa uygulanabilir mi?

Kanun suçun veya kabahatin çerçevesini kendisi çizmişse ve idare yalnızca kanunun verdiği yetki sınırında bu çerçeveyi dolduruyorsa uygulanabilir; ancak idari düzenleme kanunun işaret ettiği yükümlülüğün kapsamını genişletiyorsa Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihadına göre kanunilik ilkesi ihlal edilmiş olur.

Kıyas yasağı nedir ve yorumdan farkı nedir?

Kıyas, kanunda düzenlenmeyen bir hâle benzerlik nedeniyle kanundaki bir kuralın uygulanmasıdır ve ceza hukukunda yasaktır; yorum ise mevcut kuralın anlam ve kapsamının belirlenmesidir ve kanun sözünün taşıyabileceği anlam içinde kalmak koşuluyla serbesttir.

Ceza hukukunda genişletici yorum tamamen yasak mı?

Hayır; madde gerekçesine göre genişletici yorum tümüyle yasaklanmamıştır, yalnızca kıyasa yol açacak biçimde geniş yorum yapılması yasaktır ve Yargıtay’a göre ceza hukukunda yasak olan yorum yapmak değil, kıyas ve kıyasa varan genişletici yorum yapmaktır.

Kıyas yasağı sanık lehine de geçerli midir?

Bu konu tartışmalıdır; TCK m.2/3 lehe veya aleyhe ayrımı yapmaz, Ceza Genel Kurulu sanık aleyhine kıyas yasağının evrensel bir ilke olduğunu ve lehe kıyasın mümkün olduğunun savunulduğunu kaydetmiştir, Yargıtay’ın ceza muhakemesindeki kararları ise istisnai ve hak daraltıcı normlarda kıyasın yapılamayacağını belirtir.

Suç işlendikten sonra kanun değişirse hangi kanun uygulanır?

Aleyhe değişiklik geçmişe yürümez ve suç tarihindeki kanun uygulanır; sonradan yürürlüğe giren kanun failin lehineyse TCK m.7 uyarınca lehe olan kanun uygulanır ve infaz olunur, lehe kanunun belirlenmesinde somut olaya hem eski hem yeni kanun uygulanarak sonuçlar karşılaştırılır.

Ceza muhakemesinde kıyas yapılabilir mi?

TCK m.2/3 maddi ceza hukuku hükümlerine ilişkindir; ceza muhakemesinde kıyas ve genişletici yorum kural olarak mümkündür, ancak Yargıtay temel hak ve özgürlükleri daraltan normlarda ve istisnai normlarda kıyas yasağının bulunduğunu kabul eder.

Kabahatlerde ve idari para cezalarında da kanunilik ilkesi geçerli midir?

Evet; Anayasa Mahkemesi suçta ve cezada kanunilik ilkesinin kabahatler yönünden de geçerli olduğunu kabul etmiştir, 5326 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca kabahatin içeriği idari işlemle doldurulabilse de yaptırımın türü, süresi ve miktarı yalnızca kanunla belirlenebilir.

Yargı içtihadıyla suç yaratılabilir mi?

Hayır; AİHM’e göre yargısal yorumla ceza sorumluluğunun kademeli olarak açıklığa kavuşturulması mümkündür, ancak gelişmenin suçun özüyle tutarlı ve makul olarak öngörülebilir olması gerekir, öngörülemez genişletici yorum Sözleşme’nin 7. maddesinin ve Anayasa’nın 38. maddesinin ihlali sonucunu doğurur.

Kanunilik ilkesi ihlal edilirse ne olur?

Eylemin kanunda suç olmadığı anlaşılırsa beraat kararı verilir, kanunilik ihlaliyle kurulan mahkûmiyetler istinaf ve temyizde bozulur, kesinleşmiş hükümlerde Anayasa’nın 38. maddesine dayanılarak Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılabilir ve iç yollar tüketildikten sonra AİHM’e gidilebilir.

Özel ceza kanunlarında da TCK madde 2 uygulanır mı?

Evet; TCK m.5 genel hükümlerin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlara da uygulanacağını düzenlediğinden Sporda Şiddet Kanunu, 5651 sayılı Kanun, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve Sınai Mülkiyet Kanunu gibi düzenlemelerdeki suç tanımları da kanunilik ilkesine tabidir.

Sonuç

TCK madde 2, ceza hukukunun temel güvencesidir: Kanunda yazılı olmayan fiil için ceza verilemez, kanunda yazılı olmayan yaptırım uygulanamaz, idare suç ve ceza koyamaz, suç tanımı kıyas yoluyla genişletilemez. Marka suçlarından bilişim davalarına, kabahatlerden özel ceza kanunlarına, örgüt üyeliği yargılamalarından infaz rejimine kadar pek çok alanda yüksek mahkemeler bu ilkeyi tutarlı biçimde uygulamakta; kanunilik ilkesine aykırı mahkûmiyetler bozulmakta, kıyas yoluyla kurulan hükümler ayakta tutulmamaktadır.

Hakkınızda açılan bir ceza davasında suçun kanuni dayanağını, uygulanacak hükmün zamansal geçerliliğini veya suç tanımının sınırlarını sorgulamak istiyorsanız, suçta ve cezada kanunilik ilkesi meselesinde deneyimli bir ceza avukatı ile görüşmeniz, savunmanızın en doğru temeller üzerine kurulmasını sağlayacaktır. Suç tarihindeki mevzuatın doğru tespiti ve olası bir kıyas ihlalinin savunmaya yansıtılması, iddianameden temyiz incelemesine kadar her aşamada belirleyicidir.

İletişim ve hukuki danışma: 0507 551 87 38 · av.mehmetsarioglu1@gmail.com

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmış olup 08.10.2026 tarihli mevzuat ve içtihat taramasına göre güncellenmiştir.

Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul