Kanun Önünde Eşitlik İlkesi ve Cezada Orantılılık (TCK Madde 3)

Kanun önünde eşitlik ilkesi ve cezada orantılılık, TCK madde 3’te birlikte düzenlenen iki güvencedir: verilen ceza işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olmalıdır (m.3/1) ve Ceza Kanunu uygulanırken kişiler arasında ayrım yapılamaz, kimseye ayrıcalık tanınamaz (m.3/2). Pratikte bu madde bir ceza davasında üç soruya dönüşür: Temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmişse gerekçesi somut mu? Aynı olayda yargılanan diğer sanığa daha az ceza verilmişse bunun nedeni gösterilmiş mi? Seçimlik cezası olan suçta hapis neden tercih edilmiş? Bu üç sorunun cevabı, istinaf ve temyizde cezaya karşı kurulacak itirazın omurgasıdır.

TCK madde 3 ne diyor?

TCK Madde 3 – Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi

(1) Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.

(2) Ceza Kanununun uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi inanç, milli veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz.

Güncel durum (08.10.2026): Madde, 01.06.2005’te yürürlüğe girdiği metinle uygulanmaktadır; Adalet Bakanlığı konsolide metninde değişiklik kaydı yoktur. Ceza infazındaki eşitlik ise 5275 sayılı Kanun’un 2. maddesinde ayrıca düzenlenmiştir.

Maddenin yer aldığı kanunun tamamı için TCK m.3 hükmünün yer aldığı kanun metni sayfasına bakabilirsiniz.

TCK 3/1 ve 3/2 arasındaki fark nedir?

Madde başlığı “eşitlik” der ama iki fıkra farklı iş görür. Birinci fıkra cezanın miktarını ve türünü, ikinci fıkra ise cezanın kime nasıl uygulandığını denetler. Ceza hukukunun temel güvencelerinden olan kanunilik ilkesi neyin suç olduğunu ve cezanın üst sınırını belirler; TCK 3 ise bu sınırlar içinde seçilen cezanın adil olmasını ister.

FıkraNe güvence altına alır?Uygulamadaki karşılığı
TCK 3/1Cezanın fiilin ağırlığıyla orantılı olmasıAlt sınırdan uzaklaşmanın gerekçesi, seçimlik cezada hapis tercihi, teşdit ve artırım oranları
TCK 3/2Ayrım yapılmaması, ayrıcalık tanınmamasıAynı durumdaki sanıklara aynı takdir hakkının kullanılması, ceza infazında ayrım yapılmaması

Orantılılık ilkesi kanun koyucuyu da bağlar mı?

Evet. Orantılılık yalnızca hâkime yönelik bir kural değildir; Anayasa Mahkemesi kanun koyucunun ceza belirleme yetkisini de bu ilkeye göre denetler. AYM, kanun koyucunun takdir yetkisini kullanırken suç ve ceza arasındaki adil dengeyi gözetmek zorunda olduğunu kabul eder. Ancak bu denetim sanıldığından dardır: Mahkeme çoğu başvuruda kuralı Anayasa’ya uygun bulmuştur.

Anayasa Mahkemesi, E.2016/16, K.2016/37, T.05.05.2016 (R.G. 31.05.2016-29728) kararında hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılmasını (TCK m.143; artırım oranı 2014’te 6545 sayılı Kanunla yarıya çıkarılmıştı) oy birliğiyle Anayasa’ya uygun bulmuştur. Kararın önemli yanı gerekçesidir: Kanun koyucunun artırım oranını belirlemesi takdir yetkisi kapsamındadır ve somut olayın özellikleri temel ceza belirlenirken ve cezanın şahsileştirilmesinde hâlâ gözetilebilir.

Anayasa Mahkemesi, E.2023/106, K.2023/205, T.30.11.2023 (R.G. 02.02.2024-32448) kararında ise birden fazla kişinin ölümüne neden olan taksirle öldürmede (TCK m.85/2) cezanın alt sınırının iki yıl olmasını oy birliğiyle orantılılık ilkesine aykırı bulmamıştır. Kararda iki nokta öne çıkar. Birincisi, cezanın orantılılığı kusur ilkesi çerçevesinde değerlendirilir. İkincisi, AYM TCK 3/1’i temel cezanın belirlenmesine bağlar: Hâkimin belirleyeceği ceza yalnızca meydana gelen zarara göre değil, TCK 61’deki diğer ölçütlere göre de fiilin ağırlığıyla orantılı olmalıdır.

Hâkim alt sınırdan uzaklaşırken TCK 3 nasıl devreye girer?

Hâkim, TCK 61’de sayılan ölçütleri değerlendirerek kanundaki alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirler. Cezanın belirlenmesi aşamasında TCK 3/1, bu takdirin denetlenebilir gerekçeye dayanmasını sağlayan ilkedir. Yargıtay’ın yerleşik çizgisi şudur: Alt sınırdan uzaklaşmak yasak değildir, ama gerekçe somut olmalı ve dosya içeriğiyle uyumlu olmalıdır.

Bu çizgi iki yönde işler. Gerekçe somutsa, ceza alt sınırın üzerinde olsa da itiraz sonuç vermez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2018/200, K.2021/156, T.20.04.2021 kararında kasten yaralamada 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası aralığında temel cezanın 2 yıl belirlenmesini, olayın işleniş biçimi, yer ve zaman özellikleri ile yaralanmanın boyutu gösterildiği için TCK 61 ve TCK 3’teki orantılılık ilkesine aykırı bulmamıştır (bu uyuşmazlık konusunda oy birliği). Aynı çizgide Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E.2016/5470, K.2017/3997, T.03.05.2017 kararında, silahlı terör örgütü adına suç işleme suçunda alt sınırı 5 yıl olan ceza için temel cezanın 7 yıl belirlenmesini, “suçun işleniş biçimi” gerekçesi dosya kapsamına uygun olduğu için orantılılık ilkesine aykırı görmemiştir.

Gerekçe soyutsa sonuç tersine döner. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E.2024/5, K.2025/5102, T.08.04.2025 kararında, kanundaki ifadelerin soyut biçimde tekrarlanmasıyla alt sınırdan uzaklaşılmasını bozma nedeni saymıştır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi de E.2022/7484, K.2025/4252, T.05.03.2025 ve E.2022/8831, K.2025/4087, T.04.03.2025 sayılı kararlarında, somut olay irdelenmeden yetersiz gerekçeyle alt sınırdan fazlaca uzaklaşılmasını TCK 61 ve TCK 3’teki “fiilin ağırlığı ile orantılı ceza” ilkesine aykırı bulmuştur.

2026 tarihli kararlar aynı çizgiyi sürdürür. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, hangi somut verilere dayanıldığı gösterilmeden kanundaki ifadelerin aynen tekrar edilmesiyle alt sınırdan uzaklaşılmasını TCK 3/1’deki orantılılık ilkesine aykırı bulmuş (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2021/5132, K. 2026/3132, T. 25.02.2026); 4. Ceza Dairesi de somut olay açıkça irdelenmeden temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak fazla tayinini bozma nedeni yapmıştır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2026/976, K. 2026/4547, T. 03.03.2026). Uygulamadaki ikinci sık hata, suçun unsuru olan bir olgunun temel cezada ayrıca ağırlaştırıcı sayılmasıdır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınamayacağını TCK 61/3 ve 3/1’i birlikte gözeterek vurgulamış ve bu şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak kurulan hükmü bozmuştur (Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/36642, K. 2026/641, T. 12.01.2026).

Orantılılık ilkesi yalnızca sanık lehine mi işler?

Hayır. Orantılılık, cezanın fiilin ağırlığının gerisinde kalmasını da yasaklar. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, nitelikli dolandırıcılık suçunun hem kamu kurum ve kuruluşlarının zararına (TCK m.158/1-e) hem de bilişim sistemleri ile banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle (m.158/1-f) işlendiğinin kabul edildiği olayda, TCK 61/1’deki ölçütler ve TCK 3’teki orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğini belirterek hükmü bozmuş; aleyhe temyiz bulunmadığı için sanığın sonuç ceza bakımından kazanılmış hakkını saklı tutmuştur (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/30535, K. 2026/1862, T. 23.02.2026). Birden fazla nitelikli hâlin aynı anda gerçekleştiği dosyada alt sınırdan ceza verilmesi de denetlenebilir; savunma bakımından buradaki güvence, aleyhe kanun yolu başvurusu yoksa cezanın artırılamamasıdır.

Hapis mi adli para cezası mı: seçimlik cezada gerekçe

Kanunun hapis veya adli para cezasını seçenekli olarak öngördüğü suçlarda hâkim iki aşamalı karar verir: önce hangi yaptırımı seçtiğini gerekçesiyle gösterir, sonra alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirler. Yargıtay 4. Ceza Dairesi bu sıralamayı TCK 3’teki orantılılık ilkesine dayandırır ve özellikle hakaret davalarında sık sık bozma nedeni yapar.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E.2021/27512, K.2024/6076, T.07.05.2024 kararında (oy birliğiyle bozma), tekerrüre esas sabıkası bulunmayan sanık hakkında seçimlik cezası olan hakaret suçunda, hürriyeti bağlayıcı cezanın somut olayın hangi zorlayıcı ihtiyacından kaynaklandığı açıklanmadan hapis cezasının tercih edilmesini orantılılık ilkesine aykırı bulmuştur. Aynı çizgiyi E.2021/20682, K.2024/2060, T.21.02.2024; E.2021/26288, K.2024/3833, T.25.03.2024 ve E.2023/5129, K.2025/19219, T.25.11.2025 sayılı kararlar da sürdürür. E.2021/43457, K.2024/13086, T.22.10.2024 sayılı karar (oy çokluğu) ayrıca şu noktayı açıklar: TCK 125/3’te alt sınırın bir yıldan az olamayacağının yazılması, temel cezanın adli para cezası olarak seçilmesine engel değildir.

Birden fazla eylemde orantılılık: zincirleme suç

Aynı suçun birden fazla kez işlendiği durumlarda hâkim eylemleri tek suç sayıp cezayı artırır (zincirleme suç hükmü, TCK m.43). Burada orantılılık iki yönden sorun çıkarabilir: Eylemler gereksiz yere ayrı suç sayılırsa toplam ceza fazla olur; tek suç sayılıp temel ceza keyfi biçimde yükseltilirse yine orantısızlık doğar.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E.2023/14153, K.2023/9363, T.02.11.2023 sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararı, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunda (TCK m.191) bu sorunu çözer. Bölge adliye mahkemeleri aynı nitelikteki eylemleri kimi zaman zincirleme tek suç, kimi zaman ayrı suç saymaktaydı. Daire şu kıstası koymuştur: Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlenen tüm eylemler tek suçtur. Bu durumda alt sınırdan uzaklaşma, TCK 61’deki ölçütler ve TCK 3’teki orantılılık ilkesi gözetilerek mahkemenin takdirindedir. Kesinleşmeden sonra işlenen ilk eylem ihlal sebebidir; sonraki eylemler iddianame düzenlenene kadar zincirleme suça esas alınır, iddianameden sonra işlenenler ise ayrı suçtur.

Bu karardaki “eşitlik” tartışması Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının başvurusunda yer alır. Başvuruda, birbirine yakın aralıkla işlenen eylemlerin bir yerde ayrı suç, başka yerde zincirleme suç sayılmasının Anayasa’nın 10. maddesine aykırı sonuç doğurduğu ileri sürülmüştür. Daire ise çözümü kıstası net bir ölçüte bağlayarak vermiştir.

Aynı davada sanıklara farklı ceza verilebilir mi?

Verilebilir, ama farkın kişiye özgü bir kritere dayanması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2019/321, K.2021/577, T.23.11.2021 kararında müşterek failliği değerlendirirken TCK 3’te cezanın belirlenmesinde gözetilecek eşitlik ve orantılılık ilkelerine vurgu yapmış ve şu ayrımı yapmıştır: Kusurun ağırlığı, amaç ve saik gibi faile göre değişen ölçütlere dayanarak her sanığın temel cezası farklı belirlenebilir. Meydana gelen zararın ağırlığı gibi tüm failler için ortak ölçütlere dayanarak farklı temel ceza belirlemek ise eşitlik ilkesine aykırıdır ve çelişki doğurur.

Daire kararları bu ilkeyi bozma nedeni yapar. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E.2020/5482, K.2021/2084, T.10.02.2021 kararında, fikir ve eylem birliği içinde hareket eden sanıklardan biri için alt sınırın üzerinde ceza belirlenirken diğeri için aynı gerekçelerle daha yüksek temel ceza belirlenmesini “aynı durumda olanlara aynı takdir hakkının kullanılması” ilkesine aykırı bulmuştur. Aleyhe temyiz bulunmadığı için diğer sanığın temel cezasının kazanılmış hak oluşturduğunu da vurgulamıştır. Aynı yönde Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E.2021/9739, K.2022/5262, T.07.04.2022 ve Yargıtay 13. Ceza Dairesi, E.2019/5453, K.2019/16663, T.13.11.2019 kararları vardır.

Kanun önünde eşitlik ilkesi: ayrım yasağı ve infazda eşitlik

Kanun önünde eşitlik ilkesinin ceza hukukundaki karşılığı olan TCK 3/2, ayrım yapılamayacak ölçütleri (ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, milli veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve toplumsal konum) sayar ve sonuna “diğer” ifadelerini ekleyerek listeyi açık bırakır. Eşitlik burada biçimsel değil, hukuki durum bakımındandır: Hukuken aynı durumda olanlar aynı sonuçla karşılaşmalıdır; farklı durumdakiler farklı kurallara bağlı tutulabilir.

Ceza infazında aynı ilke, 5275 sayılı Kanun’un 2. maddesinde “infazda temel ilke” olarak yer alır. Hükümlülerin ırk, dil, din, milliyet gibi özellikleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın infaz kurallarının uygulanacağını düzenler. Danıştay 10. Daire, E.2018/3834, K.2021/1718, T.08.04.2021 kararında (oy çokluğu), Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nde yabancı uyruklu hükümlüler için öngörülen daha uzun bekleme süresini Anayasa’nın 10. maddesi, AİHS’in 14. maddesi ve 5275 sayılı Kanun’un 2. maddesindeki ilkeye aykırı bularak ilgili ibareyi iptal etmiştir. Kararda dayanak TCK 3/2 değil bu infaz hükmüdür; yine de aynı eşitlik anlayışını infaz aşamasına taşır.

Gerekçeli kararda neye bakılmalı?

Cezanın orantılılık ve eşitlik yönünden hukuka uygun olup olmadığını gerekçeli karardan şu başlıklarla kontrol edebilirsiniz:

Kontrol noktasıSorun işaretiDayanak
Temel ceza alt sınırdan uzak mı?Gerekçe yalnızca “suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu” gibi kanun ifadelerinden oluşuyorTCK 3/1, 61; 5. CD K.2025/5102; 4. CD K.2025/4252
Seçimlik cezada hapis seçilmiş mi?Hapsin neden tercih edildiği, adli para cezasının neden yetersiz kaldığı yazılmamışTCK 3/1, 61; 4. CD K.2024/6076, K.2025/19219
Aynı davada başka sanık var mı?Aynı gerekçelerle sanıklar için farklı temel ceza belirlenmişTCK 3; CGK K.2021/577; 6. CD K.2021/2084
Birden fazla eylem var mı?Eylemler arasındaki hukuki kesinti gözetilmeden ayrı suç sayılmış veya zincirleme uygulanmışTCK 43; 10. CD K.2023/9363
Ortak ölçüt iki kez mi sayıldı?Suçun unsuru olan olgu temel cezada ayrıca ağırlaştırıcı sayılmışTCK 61/3, 3/1; 3. CD K.2026/641

Sık görülen bozma nedenleri

  • Temel cezanın, kanundaki ifadelerin aynen tekrarından ibaret soyut bir gerekçeyle alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi.
  • Suçun unsuru olan bir olgunun temel cezada ayrıca ağırlaştırıcı sebep sayılması (TCK 61/3).
  • Seçimlik cezası olan suçta hapis cezasının, adli para cezasının neden yetersiz kaldığı açıklanmadan tercih edilmesi.
  • Aynı gerekçelerle hareket eden sanıklar için farklı temel ceza belirlenmesi veya zarar gibi tüm faillere ortak bir ölçütle fark yaratılması.
  • Birden fazla nitelikli hâl gerçekleştiği hâlde orantılılık gözetilmeden alt sınırdan ceza verilmesi (aleyhe başvuru varsa).

Orantılılık ve eşitlik itirazı nasıl ileri sürülür?

Orantılılık ve eşitlik, kanun yolu dilekçesinde ayrı bir bozma sebebi olarak değil, cezanın belirlenmesine ilişkin hukuka aykırılık olarak ileri sürülür. Dilekçede gerekçeli kararın ilgili bölümü alıntılanır, hangi ölçütün somutlaştırılmadığı gösterilir ve aynı konumdaki sanıkla ceza farkı varsa her iki hükmün temel ceza hesabı yan yana konur. Cezanın azaltılması talebi ayrıca sonuç cezaya etkisi olan teşdit, takdiri indirim ve erteleme gibi unsurlarla birlikte kurulmalıdır. Kanun yolu süreleri kısa olduğundan gerekçeli kararın tebliğinden sonra gecikmeden bir ceza avukatına başvurmak gerekir.

Sık sorulan sorular

TCK madde 3 neyi düzenler?

TCK madde 3, cezanın işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olmasını (birinci fıkra) ve Ceza Kanunu’nun uygulanmasında kişiler arasında ayrım yapılamayacağını, kimseye ayrıcalık tanınamayacağını (ikinci fıkra) düzenler.

Kanun önünde eşitlik ilkesi ceza hukukunda ne anlama gelir?

Kanun önünde eşitlik ilkesi, Ceza Kanunu uygulanırken kişiler arasında ırk, dil, din, cinsiyet, siyasi düşünce, ekonomik veya toplumsal konum gibi nedenlerle ayrım yapılmamasını ve kimseye ayrıcalık tanınmamasını ifade eder (TCK 3/2). Uygulamada en somut sonucu, aynı durumdaki sanıklar için aynı takdir hakkının kullanılması zorunluluğudur.

TCK 3 orantılılık ilkesi ne anlama gelir?

Verilecek ceza ve güvenlik tedbirinin işlenen fiilin ağırlığıyla ölçülü olması demektir; ne gereğinden fazla ne de gereğinden eksik ceza verilmelidir ve bu ölçü TCK 61’deki ölçütlerle somutlaştırılır.

Hâkim cezayı alt sınırdan vermek zorunda mı?

Hayır, hâkim kanundaki alt ve üst sınır arasında takdir yetkisi kullanır; ancak alt sınırdan uzaklaşıyorsa bunun nedenini TCK 61’deki ölçütlere dayanarak somut olgularla göstermek zorundadır.

Alt sınırdan uzaklaşılması tek başına bozma nedeni midir?

Hayır, bozma nedeni olan şey alt sınırdan uzaklaşmanın kendisi değil gerekçenin yetersiz veya dosya içeriğiyle uyumsuz olmasıdır; Yargıtay, soyut ifadelerle yapılan uzaklaşmaları bozarken somut gerekçeyle yapılanları onar.

Suçun unsuru olan bir olgu temel cezayı artırmak için kullanılabilir mi?

Hayır. TCK 61/3 uyarınca suçun unsuru olan hususlar temel cezanın belirlenmesinde ayrıca dikkate alınamaz; Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2026 tarihli kararında bu şekilde alt sınırdan uzaklaşılmasını orantılılık ilkesiyle birlikte değerlendirerek bozma nedeni saymıştır.

Orantılılık ilkesi cezanın artırılmasını da gerektirebilir mi?

Evet; Yargıtay 11. Ceza Dairesi, iki nitelikli hâlin birlikte gerçekleştiği nitelikli dolandırıcılık dosyasında orantılılık gereği alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğini belirtmiştir. Ancak aleyhe kanun yolu başvurusu yoksa bozmadan sonra sanığın cezası artırılamaz.

Seçimlik cezası olan suçta hapis cezası tercih edilebilir mi?

Evet, ancak hâkim hapsin neden tercih edildiğini ve adli para cezasının neden yetersiz kaldığını gerekçelendirmelidir; Yargıtay 4. Ceza Dairesi özellikle hakaret suçunda gerekçesiz hapis tercihini orantılılık ilkesine aykırı bularak bozmaktadır.

Aynı olayda yargılanan iki sanığa farklı ceza verilmesi eşitlik ilkesine aykırı mıdır?

Fark kusurun ağırlığı, amaç ve saik gibi faile özgü ölçütlere dayanıyorsa aykırı değildir; aynı gerekçelere dayanıp sanıklar arasında farklı temel ceza belirlenmişse veya zarar gibi ortak ölçütle fark yaratılmışsa Yargıtay bunu eşitlik ve hakkaniyet ölçülerine aykırı bulur.

TCK 3/2 hangi ayrım nedenlerini yasaklar?

Madde ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir ve düşünceler, felsefi inanç, milli veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları sayar ve liste “diğer toplumsal konumlar” ifadesiyle açık uçludur.

Anayasa Mahkemesi TCK 3’e dayanarak ceza hükümlerini iptal eder mi?

AYM norm denetimini Anayasa’nın ölçülülük ilkesi üzerinden yapar ve orantılılık itirazlarının çoğunu reddetmiştir; örneğin gece vakti hırsızlıkta yarı oranında artırım (K.2016/37) ve taksirle öldürmede iki yıllık alt sınır (K.2023/205) Anayasa’ya uygun bulunmuştur.

Orantılılık ve eşitlik itirazı istinafta mı temyizde mi yapılır?

Cezanın belirlenmesine ilişkin hukuka aykırılık hem istinaf hem temyiz dilekçesinde ileri sürülebilir; hangi kanun yolunun açık olduğu suça ve verilen cezaya göre değiştiği için gerekçeli kararın tebliğ edilmesi üzerine dosyanın bir ceza avukatınca incelenmesi gerekir.

Zincirleme suç uygulaması orantılılık ilkesiyle nasıl ilişkilidir?

Eylemlerin gereksiz yere ayrı suç sayılması toplam cezayı artırdığı için, zincirleme suç kararında hukuki kesinti ve suç işleme kararı kıstasları doğru uygulanmalıdır; Yargıtay 10. Ceza Dairesi uyuşturucu kullanma suçunda bu kıstası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesine bağlamıştır.

TCK 3 ceza infazında uygulanır mı?

Ceza infazındaki eşitlik 5275 sayılı Kanun’un 2. maddesinde ayrıca düzenlenmiştir; hükümlüler arasında ırk, milliyet, ekonomik güç gibi nedenlerle ayrım yapılamaz ve Danıştay bu ilkeye aykırı yönetmelik hükümlerini iptal edebilir.

Kazanılmış hak nedir ve bu konuyla ilgisi nedir?

Aleyhe kanun yolu başvurusu yoksa bozmadan sonra ceza artırılamaz; Yargıtay 6. Ceza Dairesi, bir sanığın daha düşük cezasının kazanılmış hak oluşturduğu hâlde diğer sanığın aynı gerekçelerle daha yüksek ceza almasını eşitlik ilkesine aykırı bularak ikinci sanığın cezasının da aynı miktara indirilmesini gerektirmiştir.

TCK 3’e dayanarak ceza indirimi talep edebilir miyim?

TCK 3 tek başına indirim sebebi değildir; ancak temel cezanın somut gerekçeyle belirlenmediğini, seçimlik cezada hapis tercihinin gerekçelendirilmediğini veya aynı durumdaki sanıkla fark yaratıldığını göstererek hükmün bozulmasını ve cezanın yeniden belirlenmesini isteyebilirsiniz.

Sonuç

Kanun önünde eşitlik ilkesi ile cezada orantılılığı düzenleyen TCK madde 3, kısa metnine rağmen cezanın belirlenmesinde en çok başvurulan denetim ölçütlerinden biridir. Birinci fıkra cezanın fiille ölçülü olmasını, ikinci fıkra aynı durumdaki kişilere aynı muamelenin yapılmasını güvence altına alır. Yargıtay uygulamasında bu iki fıkra somut sonuçlar doğurur: soyut gerekçeyle alt sınırdan uzaklaşan, seçimlik cezada hapsi gerekçelendirmeyen veya aynı konumdaki sanıklar arasında gerekçesiz fark yaratan hükümler bozulur; somut gerekçeye dayanan hükümler ise onanır. Hakkınızda verilen cezanın bu ölçütlere uygun olup olmadığını değerlendirmek için gerekçeli kararı bir kanun önünde eşitlik ve orantılılık ilkesi konusunda ceza avukatı desteği alarak incelettirmeniz, istinaf ve temyiz itirazınızı doğru temele oturtmanızı sağlar.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmış olup 08.10.2026 tarihli mevzuat ve içtihat taramasına göre güncellenmiştir.

Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul