☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

TCK Madde 19 Yabancı Kanunun Göz Önünde Bulundurulması

Yurt dışında suç işleyen bir Türk vatandaşı Türkiye’ye döndüğünde, ya da Türk vatandaşını yabancı ülkede zarara uğratan kişi Türkiye’de yakalandığında, yargılama Türk mahkemelerinde Türk ceza hukukuna göre yürütülür. Ama bir soru hemen gündeme gelir: verilecek ceza tamamen Türk hukukunun öngördüğü sınırlar içinde mi olacaktır, yoksa suçun işlendiği ülkenin kanunu da hesaba katılacak mıdır? TCK’nın 19. maddesi tam olarak bunu düzenler.

TCK Madde 19 Yabancı Kanunun Göz Önünde Bulundurulması

TCK Madde 19 – Yabancı Kanunun Göz Önünde Bulundurulması

“(1) Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye’de yargılama yapılırken, Türk kanununa göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamaz.

(2) Ancak suçun;
a) Türkiye’nin güvenliğine karşı veya zararına olarak,
b) Türk vatandaşına karşı ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına olarak,
işlenmesi durumunda, yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz.”

Madde kısadır ama etkisi büyüktür. Yurt dışında işlenen bir suçtan dolayı Türkiye’de yargılama yapılıyorsa, mahkeme cezayı Türk hukukuna göre belirler; ancak bu ceza suçun işlendiği ülkenin kanununda öngörülen üst sınırı aşamaz. Bu, sanık için önemli bir güvencedir.

Maddenin Temel Mantığı: İki Aşamalı Hesaplama

Türk hâkimi yabancı ülke kanununu doğrudan uygulamaz ve uygulayamaz. Bu, egemenlik ilkesiyle bağdaşmaz. Türk mahkemesi yalnızca Türk hukukuna göre yargılama yapma yetkisine sahiptir. Dolayısıyla yabancı kanun, suçun tanımı ya da nitelendirilmesi bakımından değil, yalnızca cezanın üst sınırının belirlenmesinde bir ölçüt olarak devreye girer.

Uygulama iki aşamada gerçekleşir. Hâkim önce Türk kanunlarını uygulamak suretiyle cezayı belirler; tüm ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenleri, TCK’nın ilgili hükümlerini hesaba katar. Ardından bulunan cezayı suçun işlendiği ülke kanunundaki üst sınırla karşılaştırır. Türk hukukuna göre belirlenen ceza bu sınırı aşıyorsa aşan kısım düşürülür; aşmıyorsa yabancı kanunun bu aşamada herhangi bir etkisi kalmaz.

Yargıtay bu iki aşamayı net biçimde ortaya koymaktadır: yabancı kanun Türk kanununun yerine geçerek uygulanamaz; yalnızca belirlenen sonuç cezanın o ülke hukukundaki aynı suç için öngörülen azami sınırı aşmaması sağlanır.

Yabancı Kanunun Üst Sınırı Nasıl Tespit Edilir?

Bu sorunun yanıtı uygulamada ciddi önem taşır. Yargıtay, pek çok kararında yabancı ülke kanununun ilgili maddesinin dosyaya getirtilmesi, yeminli mütercimlere tercüme ettirilmesi ve hangi maddenin esas alındığının hükümde açıkça gösterilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu adımlar atılmadan kurulan hüküm bozulmaya açıktır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Bulgaristan’da taksirle ölüme yol açan ve kovuşturması Türkiye’ye devredilen bir davada bu zorunluluğu açıkça ifade etmiştir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2011/3315, K. 2011/3725, T. 26.10.2011
“Taksirle öldürme suçu ile ilgili olmak üzere; Bulgaristan Ceza Kanununun suç tarihindeki ve şu andaki düzenlemeleri kapsayan mevzuatın getirtilip yeminli mütercimlere tercümeleri yaptırılarak, ceza tayininde yabancı ülke Kanununda öngörülen ceza miktarının dikkate alınması gerektiğinin gözetilmemesi… kanuna aykırı… hükmün bozulmasına karar verildi.”

Benzer bir durum yabancı ülkede uyuşturucu ticaretine karışan sanıklar söz konusu olduğunda da ortaya çıkmaktadır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Almanya’da uyuşturucu ticareti yapan ve Türkiye’de yargılanan sanık hakkında, Almanya’nın ilgili kanununda bu suç için öngörülen üst sınır tespit edilmeden hüküm kurulmasını bozma nedeni saymıştır.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2019/6492, K. 2020/7143, T. 10.11.2020
“TCK’nın 19. maddesindeki düzenleme karşısında; sanığın Almanya’da işlediği uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan dolayı, Almanya’nın ilgili kanununda suç tarihi itibarıyla… bu suç için öngörülen cezanın üst sınırı belirlendikten sonra, TCK’nın 19. maddesi dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, eksik araştırma ile karar verilmesi… bozmayı gerektirmiştir.”

Kanunların Kül Halinde Karşılaştırılması

Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre bu karşılaştırma, yalnızca sayısal değerlerin yan yana getirilmesinden ibaret değildir. Türk kanunu ile yabancı ülke kanunu bir bütün olarak ele alınmalıdır. Yabancı ülkede suç işleyip Türkiye’de yargılanan sanıklar hakkında münhasıran Türk Ceza Kanunu uygulanır; ceza belirlenirken ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler de dahil olmak üzere tüm unsurlar Türk hukukuna göre hesaplanır; sonuç ceza ise suçun işlendiği yerdeki kanunun öngördüğü azami sınırla kontrol edilir. Yabancı kanun bu sınırı belirlemek dışında bir işlev üstlenmez.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, Avusturya’da birden fazla yağma suçu işleyen ve Türkiye’de yargılanan sanık hakkında 2025 yılında verdiği kararında bu ilkeyi somutlaştırmıştır.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/2654, K. 2025/9226, T. 23.10.2025
“TCK’nın 19. maddesi uyarınca tatbiki gereken lehteki yasanın saptanmasında öngörülen kural, Türk kanununda bulunup yabancı ülke kanunundaki cezaya en yakın cezanın tespit edilip lehe olan esas alınarak uygulama yapılması gerektiği yolunda olup, Türk ve yabancı kanun karşılaştırılmasında kanunların kül halinde ele alınmasını zorunlu kıldığı… lehe yasada öngörülen cezadan TCK’nın da öngörülen cezaya en yakın olan cezanın benimsenmesi suretiyle ceza tayini gerektiği halde… eksik araştırma ile karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.”

İstisna: Maddede Hangi Suçlarda Yabancı Kanun Gözetilmez?

TCK’nın 19. maddesinin ikinci fıkrası iki önemli istisna öngörmektedir. Bu istisnalar kapsamına giren suçlarda yabancı ülke kanununun üst sınırı dikkate alınmaz; Türk hâkimi doğrudan ve tamamen Türk hukuku çerçevesinde ceza tayin eder.

Birinci istisna, suçun Türkiye’nin güvenliğine karşı ya da zararına işlenmesi halidir. Devletin egemenliğini, birliğini, ulusal savunmasını ya da devlet sırlarını hedef alan suçlar bu kapsamdadır. İkinci istisna ise suçun bir Türk vatandaşına karşı ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş bir özel hukuk tüzel kişisinin zararına işlenmesi halidir.

Bu ikinci istisnaya sıkça karşılaşılan bir örnek üzerinden bakmak yararlı olur: bir Türk vatandaşını yabancı ülkede dolandıran ya da cinsel saldırıya uğratan kişi, Türkiye’de yargılandığında, o ülkenin kanunundaki üst sınır hesaba katılmaz; ceza tamamen TCK’ya göre belirlenir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Çek Cumhuriyeti’nde bir Çek vatandaşı çocuğa yönelik cinsel istismar suçundan yargılanan Türk sanık hakkında TCK’nın 19. maddesinin nasıl uygulandığını açıkça göstermiştir. Bu davada mağdur Türk vatandaşı olmadığından 19/2 istisnası devreye girmemiş, Çek hukukundaki üst sınır olan 8 yıl tavan olarak esas alınmıştır.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2023/2761, K. 2023/3390, T. 23.05.2023
“Sanığın gerçekleştirdiği ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçundan… verilecek sonuç cezanın TCK’nın 19. maddesi gereğince suçun işlendiği Çek Cumhuriyeti ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamayacağı… sanığın eyleminin Çek Cumhuriyeti Ceza Kanununun 187. maddesinde ‘1 ila 8 yıl arası hapis cezası ile cezalandırılır’ şeklinde düzenlendiği… neticeten 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.”

TCK 19 ile TCK 11 ve 12 Arasındaki İlişki

TCK’nın 19. maddesi yargı yetkisi kuran bir hüküm değildir. Türkiye’nin yurt dışında işlenen bir suç nedeniyle yargılama yapıp yapamayacağını TCK’nın 11. maddesi (Türk vatandaşının yurt dışında işlediği suçlar) ve 12. maddesi (yabancının Türk vatandaşı aleyhine yurt dışında işlediği suçlar) belirler. TCK 19 ise bu yetki oluştuktan sonra, cezanın nasıl hesaplanacağını ve hangi sınır içinde kalması gerektiğini düzenler.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2015 yılında verdiği bir kararla, yurt dışında Türk vatandaşını tehdit eden yabancı uyruklu sanık hakkında açılan davada failin Türkiye’de bulunmamasının kovuşturma şartını ortadan kaldırdığına hükmetmiştir. Kovuşturma şartı gerçekleşmeden TCK 19’un uygulanması söz konusu bile olamaz. Önce yargılamanın yasal dayanağı kurulmalı, ardından ceza tavanı hesabı gündeme gelir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2014/35158, K. 2015/27194, T. 16.04.2015
“TCK’nın 12/2. maddesinde açıkça düzenlendiği üzere… yabancı uyruklu şahsın yargılanabilmesi için failin Türkiye’de bulunması ve bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması gerekmektedir. Bu hususlar kovuşturma şartı olduğundan bu şart gerçekleşmeden kamu davası açılmamalıdır.”

Açık Denizde İşlenen Suçlarda TCK 19’un Sınırları

Suçun kara sınırları dışında, örneğin açık denizde bir gemide işlenmesi halinde TCK’nın 19. maddesinin nasıl uygulanacağı özellikle uyuşturucu suçlarında tartışmalı olmaktadır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025 yılında verdiği bir kararla bu konuyu ayrıntılı biçimde ele almıştır. Geminin Türk bayraklı olup olmadığı belirleyicidir: Türk gemisiyse suç Türkiye’de işlenmiş sayılır ve TCK 19 devreye girmez. Yabancı bayraklı ya da uyruksuz bir gemiyse suçun açık denizde işlendiği kabul edilir ve yargılama yetkisi ile ceza tavanı ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2024/10342, K. 2025/8983, T. 29.09.2025
“Dosya kapsamında suçun işlenmesinde kullanılan geminin hangi ülke uyrukluğunda olduğunun araştırılması gerektiği… geminin yabancı devletin uyrukluğunda olduğunun tespit edilmesi halinde… TCK’nın 19. maddesindeki düzenleme uyarınca, açık denizde… suçundan dolayı geminin uyruğu olduğu devletin kanununda bu suç için öngörülen cezanın üst sınırı belirlendikten sonra hüküm kurulması gerekeceği… gerekli araştırmaların yapılarak sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden… karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.”

Uygulamada Gözden Kaçan Bir Hak

Yurt dışında suç işledikten sonra Türkiye’de yargılanan kişiler çoğu zaman TCK’nın 19. maddesinin kendilerine tanıdığı güvencenin farkında değildir. Mahkemeler de zaman zaman bu adımı atlayarak doğrudan Türk kanununa göre ceza belirleyip hüküm kurmaktadır. Oysa Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre bu eksiklik tek başına bozma sebebi oluşturmaktadır.

Yabancı ülke kanununun dosyaya getirilmesi, tercüme ettirilmesi, ilgili maddenin tespit edilmesi ve hükümde açıkça gösterilmesi gerekir. Bu süreçlerin takibi, cezayı doğrudan etkileyen bir savunma stratejisi meselesidir. Yurt dışında suç işleyen ya da işlediği iddia edilen birinin, bu teknik ama kritik ayrıntıları bilen deneyimli bir İstanbul ceza avukatı ile çalışması, yargılama sonucunu belirleyici biçimde etkileyebilir.

Özet: TCK 19’dan Kim Yararlanır?

Yurt dışında suç işleyip Türkiye’de yargılanan Türk vatandaşları, suçun işlendiği ülke kanununun öngördüğü ceza üst sınırından fazlasına çarptırılamaz; yalnızca mağdur Türk vatandaşıysa ya da suç Türkiye’ye karşı işlenmişse bu güvence kaldırılır. Yabancı uyruklu sanıklar açısından ise Türkiye’de bulunmaları ve yabancı ülkede aynı suçtan hüküm verilmemiş olması gibi ön koşullar sağlandığında aynı kural geçerlidir.

Bu hüküm, soyut görünse de uygulamada ceza miktarını yıllar boyunca aşağı çekebilen somut bir savunma aracıdır. Yurt dışı bağlantılı bir suçlamayla karşılaşıldığında, uluslararası ceza hukuku boyutu konusunda bilgi ve deneyim sahibi bir İstanbul ceza avukatına başvurmak, bu güvencenin etkin biçimde kullanılmasının ilk adımıdır.

0507 551 87 38