☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

TCK Madde 36 Gönüllü Vazgeçme

Suça teşebbüs eden bir kişi, eylemine devam etme imkânı varken kendi iradesiyle durabilir mi ve bu durumda cezadan kurtulabilir mi? Türk ceza hukuku bu soruyu TCK’nın 36. maddesiyle yanıtlamaktadır: evet, belirli koşullar altında mümkündür. Gönüllü vazgeçme, suç politikası açısından da anlamlı bir kurumdur; devlet, suçu tamamlamaktan vazgeçen faili ödüllendirerek hem mağdurun korunmasını hem de suçun son anda önlenmesini teşvik etmektedir. Ancak bu kurumun uygulaması göründüğü kadar basit değildir. Yargıtay içtihadı, gönüllü vazgeçmenin kabul edilebilmesi için son derece spesifik koşullar aramaktadır. Bu makalede TCK m. 36’nın tüm boyutları güncel içtihat çerçevesinde ele alınmaktadır.

Suçun Tanımı ve Temel Yapısı

TCK Madde 36/1 uyarınca gönüllü vazgeçme iki farklı biçimde gerçekleşebilmektedir. Birincisi failin icra hareketlerinden gönüllü olarak vazgeçmesi; ikincisi icra hareketleri tamamlanmış olsa dahi failin gönüllü olarak neticeyi önlemesidir. Her iki halde de teşebbüs hükümleri uygulanmaz. Ancak o ana kadar gerçekleştirilen eylemler başka bir suç oluşturuyorsa fail yalnızca o suçtan sorumlu tutulmaya devam eder.

Bu düzenlemenin TCK m. 35 ile kurduğu ilişki şudur: m. 35 teşebbüsü tanımlar ve cezalandırır; m. 36 ise teşebbüs sorumluluğunu ortadan kaldıran istisnayı düzenler. Gönüllü vazgeçme bir savunma hakkı değil, kanun koyucunun açıkça tanıdığı bir sorumsuzluk halidir.

TCK Madde 36 Gönüllü Vazgeçme

Madde 36- (1) Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.

Gönüllülük Koşulu: Dış Engel ile İradi Vazgeçme Arasındaki Sınır

Kurumun can damarı gönüllülük koşuludur. Yargıtay bu koşulu tutarlı biçimde şu ilkeye bağlamaktadır: failin icra hareketlerini sürdürme imkânı varken herhangi bir dış engel olmaksızın kendi özgür iradesiyle eylemi bırakması gerekmektedir.

“Fail harici bir müdahale ve ciddi bir engel olmadan suçun yapıcı davranışlarından kendiliğinden vazgeçmiş ise teşebbüs hükümleri uygulanmayacaktır.”

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2015/6340, K. 2018/2920, T. 16.04.2018

Pratik ölçüt şu soruya verilen yanıtta yatmaktadır: fail isteseydi eylemine devam edebilir miydi? Evet ise ve yine de durmuşsa gönüllü vazgeçme söz konusudur. Hayır ise — dış bir engel onu durdurmuşsa — teşebbüs hükümleri uygulanmaktadır.

Bu ölçütün somut olaylara yansıması Yargıtay içtihadında çarpıcı bir netlikte görülmektedir. Yağma suçunda alarm butonuna basılmasından korkarak kaçma, cinsel saldırı suçunda yakalanma korkusuyla olay yerinden ayrılma gönüllü vazgeçme sayılmamakta; bu durumlarda teşebbüs hükümleri uygulanmaktadır. Buna karşılık CGK’nın değerlendirmesi ilginç bir nüans taşımaktadır: mağdurun polise bildirme tehdidi gibi durumlar “ciddi bir harici engel” olarak görülmemektedir; yani bu tehdit karşısında duran fail yine de gönüllü vazgeçmiş sayılabilmektedir.

Karma motivasyon durumları — failin hem dış baskı hissettiği hem de içten pişmanlık duyduğu haller — uygulamada en tartışmalı alan oluşturmaktadır. Yargıtay bu durumda belirleyici etkenin hangisi olduğunu, yani dış baskı olmasa da failin durup durmayacağını somut olayın koşullarından çıkarmaktadır.

İcra Aşamasına Göre Vazgeçmenin Biçimi: Negatif ve Pozitif Vazgeçme

Gönüllü vazgeçmenin hukuki niteliği, failin suçun hangi aşamasında durduğuna göre farklılaşmaktadır. Bu ayrım hem Yargıtay içtihadında hem de doktrinde “negatif vazgeçme” ve “pozitif vazgeçme” olarak adlandırılmaktadır.

İcra hareketleri sürerken gerçekleşen vazgeçme negatif niteliktedir: fail eylemi kesip durur. Hırsızlık suçunda ses cihazını alıp cami çıkışına bırakan sanığın pişmanlıkla geri dönmesi, yağma suçunda bıçak dayadıktan sonra hiçbir şey almadan özür dileyip gitmesi bu kategoriye girmekte ve gönüllü vazgeçme olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi bu tür davalarda icra hareketleri kısmen tamamlanmış olsa dahi gönüllü vazgeçmenin uygulanabileceğini istikrarlı biçimde kabul etmektedir.

“Failin icra hareketlerini bitirme olanağı varken iradesi ile pişmanlık duyarak kendiliğinden eylemine son vermesi TCK m. 36 uygulanmasını gerektirir.”

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2021/13968, K. 2021/14596, T. 21.09.2021

İcra hareketleri tamamlandıktan sonra ise salt durmak artık yeterli değildir; pozitif bir müdahale zorunlu hale gelir. Bu aşamada fail neticenin gerçekleşmesini önlemek için aktif adım atmak zorundadır. Bu adımın niteliği ise ayrı bir değerlendirme gerektirmektedir.

Aktif Çaba Ölçütü: “Ciddi Çaba” Ne Anlama Gelir?

İcra hareketleri tamamlandıktan sonra gönüllü vazgeçmeden yararlanabilmek için failin neticenin gerçekleşmesini önlemeye yönelik ciddi ve aktif bir çaba göstermesi gerekmektedir. Yargıtay bu ölçütü son derece katı biçimde uygulamaktadır.

“Ciddi bir çabanın varlığı için failin mevcut bütün olanaklarını seferber etmesi gerekmektedir.”

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/692, K. 2012/60, T. 28.02.2012

CGK’nın bu kararında mağduru 24 yerinden bıçaklayan sanığın ardından yaralara tampon yapması, ambulans çağırması ve polise açık adres vermesi “mevcut tüm olanakların seferber edilmesi” olarak değerlendirilmiş ve gönüllü vazgeçme kabul edilmiştir. Karşıt örnekler ise ölçütün sınırlarını daha net ortaya koymaktadır: sadece “alın bunu hastaneye götürün” demek, mağdurun konumunu bildirmeden 155’i arayıp kapatmak, ya da 112’yi arayıp kimliğini gizleyerek “ben oğluyum” deyip telefonu kapatmak yeterli bulunmamış ve gönüllü vazgeçme reddedilmiştir.

Failin kurtarma girişiminin başarısız olması — mağdurun hayatını kaybetmesi — tek başına gönüllü vazgeçmeyi ortadan kaldırmamaktadır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, failin ambulans çağırmasına rağmen mağdurun başkası tarafından hastaneye götürüldüğü davada, failin çabasının samimiyeti ve neticeyi önleme potansiyeli korunuyorsa gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanabileceğini kabul etmiştir. Belirleyici olan çabanın niteliğidir; sonucun başarılı olup olmadığı değil.

Gönüllü Vazgeçmenin Sınırı: Hangi Suçlardan Sorumluluk Devam Eder?

Gönüllü vazgeçme, kastedilen suçun teşebbüs aşamasını kapsar; o ana kadar işlenen hukuka aykırı eylemlerin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. TCK m. 36/2 bu sonucu açıkça ortaya koymaktadır.

“Tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.”

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2017/622, K. 2017/2490, T. 08.05.2017

Somut örnekler bu ilkenin pratik ağırlığını göstermektedir. Nitelikli cinsel saldırıdan vazgeçen fail, o ana kadar gerçekleşen eylem basit cinsel saldırıyı oluşturduğundan bu suçtan cezalandırılmaktadır. Kasten öldürmeye teşebbüsten vazgeçen fail, yaralama eylemi gerçekleşmişse kasten yaralamadan sorumlu tutulmaktadır. Konut dokunulmazlığını ihlal eden, tehdit kullanan ya da kişiyi kısa süreyle alıkoyan failler, teşebbüs ettiği asıl suçtan vazgeçmiş olsalar dahi bu tamamlanmış suçlardan ceza almaktadır.

Örtbas girişiminin vazgeçme sayılmadığı durumlar da Yargıtay içtihadında yer bulmaktadır. Sahte diploma ile yapılan intibak işlemini iptal ettirmek için tekrar sahte belge sunulması gönüllü vazgeçme değil, önceki suçu gizleme çabası olarak nitelendirilmiştir. Sahte imzaya devam ederek verilen vazgeçme dilekçesi de aynı değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Bu kararlar önemli bir mesajı taşımaktadır: vazgeçmenin gerçek anlamda iradi ve temiz olması gerekmektedir; suçu örtbas etmeye yönelik eylemler bu kurumun korumasından yararlanamaz.

Suç Tipine Göre Gönüllü Vazgeçme Uygulaması

Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin kasten öldürme davalarındaki tutumu, aktif çaba ölçütünün en sık sınanıp şekillendiği alandır. Bu davalarda ölçüt şudur: hayati tehlike yaratan bir eylemden sonra failin tüm mevcut olanaklarını seferber edip etmediği. Ambulans çağırma artı adres bildirme artı bizzat yardım etme kombinasyonu olumlu değerlendirilirken, pasif bırakma ya da sembolik bir bildiri yeterli görülmemektedir.

Cinsel suçlarda ise icra hareketlerine başladıktan sonra vazgeçen failin durumunun CGK tarafından dikkatli bir ayrımla ele alındığı görülmektedir. Eylemin ulaştığı aşamaya bağlı olarak ya gönüllü vazgeçme ya da tamamlanmış basit cinsel saldırı sonucu çıkmaktadır; her iki sonucun da birer somut karşılığı içtihatta mevcuttur.

Hırsızlık ve yağma suçlarında malın iadesi ya da son anda almaktan vazgeçme, egemenlik alanına henüz tam anlamıyla girilmemişse gönüllü vazgeçme kapsamında değerlendirilebilmektedir. Buna karşılık mal zaten alınmış ve ortam terk edilmişse eylemin tamamlandığı kabul edilerek iade etkin pişmanlık çerçevesinde incelenmektedir.

Yangın çıkarma davalarında klasik bir emsal mevcuttur: eve benzin dolu şişe atan ancak yakmadan kendi iradesiyle olay yerini terk eden sanık hakkında teşebbüs cezası kaldırılmış, gönüllü vazgeçme uygulanmıştır. Maddi hasarın henüz gerçekleşmemiş olması bu sonucu mümkün kılmıştır.

İştirak Halinde Gönüllü Vazgeçme: Şahsilik İlkesi

TCK m. 41 atfıyla iştirak halinde işlenen suçlarda gönüllü vazgeçmenin şahsiliği ilkesi geçerlidir: gönüllü vazgeçme yalnızca vazgeçen suç ortağına yarar sağlar, diğerlerinin teşebbüs sorumluluğunu etkilemez.

“İştirak halinde… sadece gönüllü vazgeçen yararlanır.”

TCK m. 41/1 atfıyla; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. CD, E. 2018/904, K. 2018/1661, T. 06.06.2018

Darbe girişimi ve suikast davalarında bu ilkenin uygulaması son derece sıkı tutulmaktadır. Bir sanığın helikopteri sabote ederek neticeyi engelleme iddiası, diğer suç ortaklarının eylemlerini ve genel neticeyi önlemede yetersiz kalması ya da dış etkenlerin baskın gelmesi durumunda reddedilmektedir. Müşterek failler arasında birinin vazgeçmesi, tek başına diğerlerini kurtarmamaktadır; her suç ortağının gönüllü vazgeçme iradesi ve çabası ayrı ayrı değerlendirilmektedir.

Azmettiren ya da yardım edenin asli failden bağımsız olarak gönüllü vazgeçip vazgeçemeyeceği meselesi ise ayrı bir sorun oluşturmaktadır. Asli faille bağlantısı kesilemeyen ve suçun gerçekleşmesine fiilen katkı sağlamaya devam eden suç ortağının salt pişmanlık beyanı yeterli görülmemektedir. Bu kişilerin gönüllü vazgeçmeden yararlanabilmesi için asli failin eylemini de engellemeye yönelik aktif adım atmaları beklenmektedir.

Gönüllü Vazgeçme ile Etkin Pişmanlık Arasındaki Fark

Uygulamada sıkça karıştırılan bu iki kurumun ayrımı belirleyici sonuçlar doğurmaktadır. Gönüllü vazgeçme teşebbüs sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırır; etkin pişmanlık ise suçun tamamlanmasından sonra devreye giren ve cezayı azaltan ya da kaldıran ayrı bir kurumdur. İcra hareketleri tamamlanmadan önce durmak gönüllü vazgeçme; suç tamamlandıktan sonra zararı gidermeye çalışmak etkin pişmanlıktır. Yargıtay bu ayrımı katı biçimde uygulamakta; iki kurumu birbiriyle karıştıran yerel mahkeme kararlarını bozmaktadır.

Sonuç: Gönüllü Vazgeçme Savunmasında Belirleyici Olgular

Gönüllü vazgeçme savunması, görünürde basit ama uygulamada son derece teknik bir zemine sahiptir. Savunmanın başarılı olabilmesi için şu olgular titizlikle ortaya konulmalıdır: dış bir engelin değil iç iradenin belirleyici olduğu, eylemi sürdürme imkânının fiilen var olduğu halde durulduğu, icra hareketleri tamamlanmışsa mevcut tüm olanakların neticeyi önlemek için seferber edildiği ve vazgeçmenin suçu örtbas etmeye yönelik değil gerçek anlamda iradi olduğu. Bu değerlendirmelerin tamamı somut olayın ayrıntılarına duyarlıdır. Teşebbüs veya gönüllü vazgeçme boyutunu içeren davalarda sürecin başından itibaren İstanbul ceza avukatı olarak hukuki destek sunmaktan memnuniyet duyarız.

0507 551 87 38