Bir suç işlendiğinde failin ceza sorumluluğu her zaman tam anlamıyla değerlendirilemeyebilir. Akıl hastalığı nedeniyle suçun hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayamayan ya da davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli ölçüde azalan kişiler, hukuken farklı bir statüde incelenir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 57. maddesi, bu kişilere uygulanacak güvenlik tedbirlerini ayrıntılı biçimde düzenlemektedir. Bu makale, hem hasta yakınlarının hem de sanık konumundaki kişilerin süreci daha iyi anlamasına yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır.
TCK Madde 57 Akıl Hastalarına Özgü Güvenlik Tedbirleri
Madde 57- (1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar.
(2) Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılabilir. (Ek cümle:24/12/2025-7571/15 md.) Ancak, hakkında 32 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları için kurumda geçirilecek süre, ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda bir yıldan, üst sınırı on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ise altı aydan az olamaz.
(3) Sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbi kontrol ve takibinin gerekip gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıkları belirtilir.
(4) Tıbbi kontrol ve takip, raporda gösterilen süre ve aralıklarla, Cumhuriyet savcılığınca bu kişilerin teknik donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşuna gönderilmeleri ile sağlanır.
(5) Tıbbi kontrol ve takipte, kişinin akıl hastalığı itibarıyla toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı anlaşıldığında, hazırlanan rapora dayanılarak, infaz hâkimliğince yeniden koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu durumda, bir ve devamı fıkralarda belirlenen işlemler tekrarlanır.
(6) (Mülga:24/12/2025-7571/15 md.)
(7) Suç işleyen alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı kişilerin, güvenlik tedbiri olarak, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılarına özgü sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmasına karar verilir. Bu kişilerin tedavisi, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığından kurtulmalarına kadar devam eder. Bu kişiler, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca bu yönde düzenlenecek rapor üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılabilir.
Akıl Hastası Sanığın Ceza Sorumluluğu
TCK m. 32 uyarınca, fiili işlediği sırada akıl hastalığı nedeniyle algılama veya irade yeteneği tamamen ortadan kalkmış olan kişi hakkında ceza verilmez. Bu kişiler hakkında ceza yerine güvenlik tedbirlerine hükmedilir. Buna karşın davranışları yönlendirme yeteneği yalnızca azalmış olanlara indirgenmiş ceza verilir ve verilen hapis cezası süresi aynı kalmak kaydıyla güvenlik tedbirine çevrilebilir.
Bu iki durum arasındaki ayrım uygulamada büyük önem taşır. Mahkemenin önce ceza sorumluluğunu doğru tespit etmesi, ardından buna uygun tedbire hükmetmesi gerekmektedir. Doğrudan tedbir kararı verilmesi hukuka aykırıdır; önce ceza sorumluluğu değerlendirmesi yapılmalıdır:
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2012/12269, K. 2013/27991, T. 12.11.2013: “TCK 32/1 kapsamında tam akıl hastası olanlara önce ‘ceza verilmesine yer olmadığına’ karar verilmeli, ardından tedbir uygulanmalıdır; doğrudan tedbir kararı verilemez.”
Akıl Hastalığının Tespiti Nasıl Yapılır?
Akıl hastalığının varlığı ve ceza sorumluluğuna etkisi, CMK m. 74 uyarınca uzman raporu, gözlem ve Adli Tıp incelemesiyle tespit edilmektedir. Mahkemeler bu tespiti kesinlikle kendi başlarına yapamaz; uzman görüşü zorunludur.
Yargıtay içtihatlarında güvenlik tedbirini gerektiren hastalıklar arasında şizofreninin çeşitli türleri, paranoid bozukluk, bipolar bozukluk, orta veya hafif düzeyde zeka geriliği sayılmaktadır. Ancak bu liste sınırlı değildir; önemli olan kişinin fiili işlediği sıradaki durumudur.
Yüksek Güvenlikli Sağlık Kurumuna Yerleştirme
TCK m. 57/1 uyarınca, haklarında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastası sanıklar yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınır. Kanun, “yüksek güvenlikli” ifadesiyle özel nitelikli bir yerleştirme öngörmektedir. Bu nedenle mahkeme kararında belirli bir hastanenin isminin (örneğin Manisa Ruh Sağlığı Hastanesi) yazılması hukuka aykırıdır; zira bu, infazı kısıtlamaktadır:
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2014/30457, K. 2014/42188, T. 17.12.2014: “Tedbirin uygulanması emredici olup, infazı kısıtlayacak şekilde belirli bir hastane adının (örneğin Manisa Ruh Sağlığı Hastanesi) kararda gösterilmesi bozma nedenidir.”
Güvenlik Tedbirinin Süresi
Bu tedbirin süresi belirli değildir. Karar, toplum açısından tehlikelilik ortadan kalkana ya da önemli ölçüde azalana dek geçerlidir. Mahkemelerin tedbiri belirli bir süreyle (örneğin “3 yıl” veya “en az 3 ay”) sınırlaması hukuka aykırı bulunmakta ve Yargıtay tarafından bozulmaktadır:
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2012/27135, K. 2012/29693, T. 04.10.2012: “Akıl hastası olduğu belirlenen sanık hakkında toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalkacağı veya önemli ölçüde azalacağı döneme kadar geçerli olmak üzere güvenlik tedbirine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi…”
Önemli bir istisna vardır: TCK m. 32/2 kapsamında, yani davranış yönlendirme yeteneği yalnızca azalmış olan kişilere uygulanan tedbirde süre, verilen hapis cezasıyla eşit olmak zorundadır. Bu durum, tam akıl hastalarına uygulanan belirsiz süreli tedbirden tamamen farklıdır.
Güvenlik Tedbirinin Kaldırılması: İyileşme Tespiti
Tedbirin sona erdirilebilmesi için yerleştirilen kurumun sağlık kurulunun düzenleyeceği bir raporun bulunması gerekir. Bu raporda “toplum açısından tehlikeliliğin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının” tespit edilmesi şarttır. Rapor tek başına yetmez; ardından mahkeme ya da hâkim kararı da alınmalıdır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2013/40843, K. 2016/6219, T. 04.04.2016: “Tedbirin sona erdirilmesi, yerleştirilen kurumun sağlık kurulunca düzenlenecek raporda ‘toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının’ tespit edilmesine ve ardından mahkeme/hakim kararına bağlanmıştır.”
Bu yasal koşulun hüküm fıkrasında açıkça gösterilmemesi, Yargıtay tarafından usul hatası sayılarak düzeltilmektedir.
Dava Düşerse Tedbir de Düşer mi?
Evet. Zamanaşımı veya şikâyetten vazgeçme gibi nedenlerle dava düşerse, güvenlik tedbiri de uygulanamaz hale gelir. Tedbirin uygulanabilmesi için suçun geçerliliğini koruması gerekmektedir:
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/4045, K. 2024/688, T. 17.01.2024: “Dava zamanaşımı veya şikayetten vazgeçme nedeniyle düşerse güvenlik tedbiri uygulanamaz.”
Anayasa Mahkemesi ve Özgürlük Hakkı
Akıl hastası kişilerin cezaevinden yüksek güvenlikli sağlık kurumuna sevk edilmesi veya infaz erteleme taleplerinin reddedilmesi, özgürlük ve güvenlik hakkı kapsamında bireysel başvuruya konu edilmiştir. Anayasa Mahkemesi bu başvuruları incelemiş ve toplum güvenliği gerekçesiyle uygulanan tedbirleri özgürlük hakkına ölçülü ve meşru bir müdahale olarak değerlendirmiştir. Özellikle kronik akıl hastalığı durumlarında infaz erteleme taleplerinin reddedilmesinde ihlal bulunmamıştır.
Tedbirin Uygulamasında Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
Yargıtay içtihatları incelendiğinde, bu alanda en sık yapılan hatalar şu şekilde sıralanabilir: belirli bir hastane adının kararda gösterilmesi, tehlikelilik değerlendirmesi yapılmaksızın sabit bir süre belirlenmesi, adli tıp raporu alınmadan karar verilmesi ve TCK m. 32/2 durumlarında ceza süresiyle eşit tutulmayan tedbir kararlarının verilmesi. Bu hataların tamamı Yargıtay’da bozma nedeni oluşturmaktadır.
Sonuç: Akıl Sağlığı Sorunu Olan Sanıklar İçin Süreç Özenle Yönetilmeli
TCK m. 57 kapsamındaki davalar hem tıbbi hem hukuki boyutuyla oldukça karmaşık süreçlerdir. Adli tıp raporlarının doğru yorumlanması, tehlikelilik değerlendirmesinin usulüne uygun yapılması ve tedbir kararının hukuka uygun şekilde kurulması, bu tür davalarda kritik önem taşımaktadır. Bir yakınınız veya kendiniz bu durumda ise süreci bir İstanbul ceza avukatı ile yürütmenizi önemle tavsiye ederiz.
Akıl hastası sanıklara özgü güvenlik tedbirleri ve ceza sorumluluğu değerlendirmeleri konusunda ceza avukatı olarak bilgi almak için bize ulaşabilirsiniz.