☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

Cinsel Taciz Suçu ve Cezası (TCK 105)

Cinsel taciz suçu ve cezası, Türk Ceza Kanunu’nun 105. maddesinde düzenlenen ve kişinin vücut dokunulmazlığının ihlali niteliği taşımaksızın cinsel amaçlı davranışlarla mağdurun rahatsız edilmesini suç olarak tanımlayan bir suç tipidir. Fiziksel teması zorunlu kılan cinsel saldırı (TCK 102) ve cinsel istismar (TCK 103) suçlarından ayrılan temel özelliği, eylemin temassız biçimde gerçekleşmesidir. Telefon mesajlarından işyeri tacizine, teşhircilikten dijital ortam tacizine kadar geniş bir eylem yelpazesini kapsayan TCK 105, uygulamada en çok karıştırılan suç tiplerinden biridir. Bu makalede cinsel taciz suçu ve cezası tüm boyutlarıyla, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları ışığında ele alınmaktadır.

1. Cinsel Taciz Suçu Nedir?

Cinsel taciz suçu ve cezası, TCK md. 105/1 kapsamında “bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz etmek” şeklinde tanımlanmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2024/58 E., 2024/81 K., 21.02.2024 tarihli kararında bu tanımı şöyle somutlaştırmıştır: cinsel taciz, kişinin vücut dokunulmazlığının ihlali niteliği taşımayan cinsel davranışlarla gerçekleştirilen, cinsel yönden ahlak temizliğine aykırı olarak mağdurun rahatsız edilmesinden ibaret eylemlerdir.

Suçun oluşabilmesi için iki temel unsur zorunludur: eylemin cinsel amaç taşıması ve eylemin belirli bir kişi veya kişilere yönelik gerçekleştirilmesi. Belirsiz bir kalabalığa yönelik cinsel içerikli davranışlar cinsel taciz değil, hayasızca hareketler suçunu (TCK md. 225) oluşturabilir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/11292 E., 2023/4267 K., 14.06.2023 tarihli kararında bu ayrımı şöyle belirlemiştir: cinsel amaçlı hareketler doğrudan mağduru hedef alarak gerçekleştirilmişse cinsel taciz, mağduru hedef almadan alenen gerçekleştirilmişse hayasızca hareketler suçu oluşur.

2. TCK 102–103 ile Arasındaki Sınır: Fiziksel Temas Ölçütü

Cinsel taciz suçunu cinsel saldırı (TCK 102) ve cinsel istismar (TCK 103) suçlarından ayıran temel ve mutlak ölçüt fiziksel temastır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2014/342 E., 2017/476 K., 14.11.2017 tarihli kararında bu ilkeyi kesin biçimde belirlemiştir: mağdurun vücuduna fiziksel bir temas söz konusu değilse eylem cinsel taciz; cinsel arzuların tatmini amacıyla fiziksel temasta bulunulması hâlinde ise mağdurun yaşına göre cinsel saldırı veya cinsel istismar suçu oluşmaktadır.

Bu sınırın somut uygulaması Yargıtay kararlarında belirginleşmektedir. Cinsel taciz olarak kabul edilen temassız eylemler şunlardır: mağdura cinsel organ fotoğrafı gösterip “Seni elleyeyim mi” demek (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/18498 E., 2024/8099 K., 02.10.2024); bedensel temas olmaksızın cinsel içerikli sözler sarf etmek (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/16095 E., 2024/8005 K., 01.10.2024); araçta alıkoyarak öpüşmeye zorlamaya çalışan sözler söylemek (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/6773 E., 2023/5482 K., 21.09.2023); pantolonunu indirip mağdurdan da indirmesini istemek (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/3938 E., 2023/6007 K., 05.10.2023); omuza dokunma sonrası cinsel içerikli sorular sormak (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2020/8062 E., 2021/4098 K., 07.06.2021).

Buna karşın fiziksel temas içerdiği için sarkıntılık veya cinsel saldırı olarak nitelendirilen eylemler şunlardır: mağdureye sarılarak kalçasına dokunmak (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/18361 E., 2023/1579 K., 22.03.2023); yolda yürüyen kişinin kalçasını sıkmak (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/14489 E., 2023/1900 K., 03.04.2023); mağdurun kolunu tutarak kendine çekmek (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2014/342 E., 2017/476 K.).

Uygulamada önemli bir sorun olarak yerel mahkemelerin çocuk mağdurlara yönelik temassız eylemleri hatalı biçimde “çocuğun cinsel istismarı (sarkıntılık)” olarak vasıflandırdığı ve Yargıtay’ın bu hükümleri suç vasfında yanılgı gerekçesiyle “cinsel taciz” olarak bozduğu görülmektedir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2016/4637 E., 2020/5268 K., 25.11.2020).

3. Somut Eylem Türleri

Cinsel taciz suçu serbest hareketli bir suç tipidir; eylem söz, yazı, işaret veya davranış yoluyla gerçekleştirilebilir. Yargıtay içtihadında cinsel taciz kapsamında değerlendirilen somut eylemler şu başlıklar altında toplanmaktadır.

Sözlü taciz kapsamında değerlendirilenler: cinsel ilişki teklif etmek, cinsel içerikli laf atmak, ıslık çalmak ve sesler çıkarmak Yargıtay tarafından taciz oluşturan davranışlar olarak kabul edilmektedir. Mağdurun rızası olmaksızın yapılan bu tür sesli ve sözlü eylemler, eylemin belirli bir kişiye yöneltildiğinin tespiti hâlinde suç oluşturmaktadır.

Teşhir yoluyla taciz: metroda cinsel organ göstermek (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2019/7273 E., 2020/5852 K., 15.12.2020); fiziksel temas olmaksızın cinsel organını gösterip ellemesini istemek (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/13285 E., 2024/6285 K., 25.06.2024); sokakta çocuklara cinsel organ göstermek (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/11428 E., 2023/19391 K., 05.06.2023); köşeye sıkıştırıp cinsel organ çıkarmak (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/8132 E., 2023/1255 K., 08.03.2023) — bunların tümü TCK md. 105/2-e kapsamında nitelikli teşhir suretiyle cinsel taciz olarak hükme bağlanmıştır.

Dijital ortamda taciz: internet üzerinden mağdureyi soyunmaya zorlayarak fotoğraf çekmek (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2015/9564 E., 2016/1894 K., 29.02.2016); mağduru sanal ortamda soyunmaya zorlamak; internet sitesi mesajları yoluyla taciz (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi, 2017/838 E., 2017/786 K.) bu kapsama girmektedir.

Cinsel taciz ile müstehcenlik ayrımı bakımından önemli bir ölçüt belirlenmiştir: müstehcen görüntüleri yalnızca depolamak müstehcenlik suçunu (TCK 226) oluştururken, mağduru sanal ortamda soyunmaya zorlamak cinsel taciz suçunu oluşturmaktadır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2011/6467 E., 2012/2656 K., 06.03.2012).

4. Cinsel Taciz Suçunun Cezası

Suç ŞekliTCK MaddesiCezaKovuşturma
Temel hâl105/13 ay – 2 yıl hapis veya adli para cezasıŞikâyete bağlı
Çocuğa karşı işlenme105/1 (2. cümle)6 ay – 3 yıl hapisRe’sen kovuşturma
Nitelikli hâller (105/2 a-e)105/2Yukarıdaki cezalar + ½ artırımRe’sen kovuşturma
Mağdur işi bırakmak/okul/aile ayrılmak zorunda kalmışsa105/1 son cümle1 yıldan az olamazRe’sen kovuşturma

5. Nitelikli Haller (TCK 105/2)

TCK md. 105/2, beş bent hâlinde nitelikli hâlleri düzenlemekte ve bu hâllerin varlığı durumunda temel cezanın yarı oranında artırılmasını öngörmektedir. Nitelikli hâllerin gerçekleşmesi durumunda suç şikâyete bağlılıktan çıkar ve re’sen kovuşturulur.

(a) Kamu görevi, hizmet veya aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan yararlanma: Memur, işveren veya aile üyesinin konumundan kaynaklanan otoritenin kullanılmasıyla işlenen tacizlerde bu bent uygulanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2015/208 E., 2019/666 K., 26.11.2019 tarihli kararında işyerinde hiyerarşi veya hizmet ilişkisinden kaynaklanan nüfuzun kötüye kullanılmasının bu bent kapsamında değerlendirildiğini hükme bağlamıştır.

(b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren kişiler tarafından işlenmesi: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2024/58 E., 2024/81 K., 21.02.2024 tarihli kararında öğretmenin öğrenciye kitap okutma bahanesiyle ön sıraya oturtup bacaklarına bakmasının eğitici konumundan kaynaklanan nüfuzun kötüye kullanılması kapsamında nitelikli hâli oluşturduğunu belirlemiştir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/12786 E., 2023/494 K., 08.02.2023 tarihli kararında okul müdürünün öğrenciye yönelik sosyal medya yazışmalarını bu bent kapsamında değerlendirmiştir.

(c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanma: İşyeri ortamının sağladığı yakınlık ve erişim imkânından yararlanan tacizlerde bu bent devreye girer. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/8958 E., 2023/95 K., 11.01.2023 tarihli kararında işyerinde cinsel içerikli mektup bırakma eylemini bu bent kapsamında değerlendirmiştir.

(d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanma: Telefon, WhatsApp, SMS, e-posta, sosyal medya ve diğer dijital iletişim araçları yoluyla gerçekleştirilen cinsel tacizlerde bu bent uygulanır. Bu nitelikli hâl dijital çağın en yaygın taciz biçimlerini kapsamakta olup somut uygulamaları aşağıda ayrıca ele alınmaktadır.

(e) Teşhir suretiyle işlenmesi: Cinsel organın mağdura gösterilmesi yoluyla gerçekleştirilen tacizlerde bu bent uygulanır. Yukarıda somut karar örnekleri verilmiştir.

6. Mağdurun İşi Bırakmak Zorunda Kalması

TCK md. 105/1’in son cümlesi özel bir ağırlaştırıcı neden öngörmektedir: cinsel taciz fiili nedeniyle mağdur işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmışsa verilecek ceza 1 yıldan az olamaz.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2015/208 E., 2019/666 K., 26.11.2019 tarihli kararında bu hükmün uygulanabilmesi için nedensellik bağının kesin olarak kurulması gerektiğini belirlemiştir: mağdurun işi bırakması veya okuldan/ailesinden ayrılması doğrudan cinsel taciz eyleminin sonucu olmalıdır. Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2019/4669 E., 2020/8524 K., 02.07.2020 tarihli kararında da bu nedensellik bağının ispat yüküne dikkat çekmiştir.

İspat açısından mağdurun işten ayrılma tarihinin taciz eylemleriyle örtüşmesi, istifa dilekçesi veya okul nakil belgesi, ayrılma kararını açıklayan tanık beyanları ve psikolojik destek başvuru kayıtları delil olarak kullanılmaktadır.

7. Dijital Ortamda Cinsel Taciz

TCK md. 105/2-d kapsamındaki elektronik haberleşme araçlarıyla işlenen cinsel taciz, günümüzde en yaygın taciz biçimi hâline gelmiştir. Bu alanda Yargıtay önemli içtihatlar geliştirmiştir.

Tekrarlanan mesajlarda zincirleme suç uygulaması bakımından Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/16033 E., 2023/4588 K., 03.07.2023 tarihli kararında belirleyici ilkeyi hükme bağlamıştır: telefon, WhatsApp veya SMS yoluyla farklı zamanlarda gönderilen cinsel içerikli mesajlar, tek bir suç işleme kararı kapsamındaysa TCK md. 105 ve TCK md. 43 birlikte uygulanarak zincirleme cinsel taciz suçu oluşur. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/24448 E., 2023/3453 K., 24.05.2023 tarihli kararı da birden fazla cinsel içerikli mesajın gönderilmesini zincirleme suç olarak nitelendirmiştir.

Dijital delillerin değeri bakımından mesaj kayıtları (WhatsApp, SMS), HTS (arama trafiği) kayıtları ve mesaj tespit tutanakları Yargıtay tarafından güçlü delil olarak kabul edilmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2015/208 E., 2019/666 K. sayılı kararında bu delil türlerini ispat ölçütleri arasında saymıştır.

Sosyal medya tacizinde nitelikli hâl bakımından dikkat edilmesi gereken husus şudur: sosyal medya platformları üzerinden yapılan tacizlerde TCK md. 105/2-d nitelikli hâlinin uygulanması için eylemin doğrudan belirli bir kişiye yöneltilmiş olması gerekmektedir. Genel bir paylaşım veya yorum bu nitelikli hâli oluşturmayabilir.

8. İşyerinde Cinsel Taciz

İşyerinde cinsel taciz, TCK md. 105’in en sık uygulama alanı bulan şekillerinden biridir. Bu tür davalarda iki farklı nitelikli hâl gündeme gelebilir: TCK md. 105/2-a (hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kullanılması) ve TCK md. 105/2-c (aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanma).

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2015/208 E., 2019/666 K., 26.11.2019 tarihli kararında işyerinde üst-ast ilişkisinde gerçekleştirilen tacizde TCK md. 105/2-a ve 2-c bentlerinin birlikte uygulanabileceğini; ispatta ise mağdur beyanının tutarlılığı, iftira atmayı gerektirecek bir husumetin bulunup bulunmadığı, mesaj kayıtları, tanık anlatımları ve mağdurun taciz sonrası sergilediği psikolojik tepkilerin esas alındığını belirlemiştir.

İşyerinde cinsel içerikli mektup bırakma eyleminin TCK md. 105/2-c kapsamında değerlendirildiği, ispatta ise tanık beyanları, telefon kayıtları ve mağdurun yakınları tarafından gözlemlenen psikolojik değişikliklerin dikkate alındığı görülmektedir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/8958 E., 2023/95 K.). Okul ortamındaki üst-ast taciz vakalarında ise sosyal medya yazışmaları ve pedagog raporları ispat aracı olarak kabul edilmiştir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/12786 E., 2023/494 K.).

Eğitici sıfatıyla gerçekleştirilen tacizlerde TCK md. 62 uyarınca takdiri indirim uygulanmaması hukuka uygun bulunmuş; failin eğitici sıfatıyla eylemini gerçekleştirmesinin kamu vicdanını rencide edici niteliği bu kararın gerekçesi olmuştur (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2023/2243 E., 2023/956 K., 27.03.2023).

9. Hapis Cezası, Adli Para Cezası ve HAGB

TCK md. 105/1’de hapis ve adli para cezası seçimlik yaptırım olarak öngörülmüştür. Hâkim, suçun işleniş biçimini ve sanığın kişiliğini dikkate alarak doğrudan adli para cezasını tercih edebilir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/9763 E., 2023/678 K., 15.02.2023).

Ancak kritik bir kural mevcuttur: TCK md. 50/2 uyarınca suç tanımında hapis ve adli para cezası seçenek olarak sunulmuş ve hâkim hapis cezasını tercih etmişse, bu ceza artık adli para cezasına çevrilemez. Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2014/5385 E., 2015/9927 K., 28.10.2015 ve Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/15397 E., 2023/1310 K., 09.03.2023 tarihli kararlarında bu kural kesin biçimde hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla hâkim kararını verirken seçimini dikkatle yapmalı; hapis cezasını seçtikten sonra adli para cezasına çevirme yolu kapanmaktadır.

HAGB uygulaması bakımından TCK md. 105/1’in temel hâlinde ceza üst sınırı 2 yıl olduğundan HAGB kararı verilebilir. Ancak Yargıtay, sanığın geçmişi, sabıkalılığı ve yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat oluşmaması durumunda HAGB uygulanmamasını hukuka uygun bulmaktadır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/15399 E., 2023/1705 K., 27.03.2023; 2021/16338 E., 2023/4355 K., 15.06.2023). “Mağduriyetin devam etmesi” veya “müştekinin şikâyetinin sürmesi” gibi gerekçelerle HAGB’nin reddedilmesi ise yasal olmayan gerekçe olarak bozma nedeni sayılmaktadır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2019/7273 E., 2020/5852 K.).

10. Şikâyet Şartı ve Zamanaşımı

TCK md. 105/1 kapsamındaki temel hâl şikâyete tabidir. Şikâyet hakkı fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 6 ay içinde kullanılmalıdır. Şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde davanın düşmesine karar verilmesi zorunludur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/11292 E., 2023/4267 K., 14.06.2023).

Bununla birlikte Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2024/58 E., 2024/81 K., 21.02.2024 tarihli kararında önemli bir ayrımı belirlemiştir: suçun çocuğa karşı işlenmesi ve TCK md. 105/2’deki nitelikli hâllerin varlığı durumunda suç şikâyete tabi olmaktan çıkar, re’sen takip edilir ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.

Zamanaşımı bakımından aynı CGK kararında asli dava zamanaşımı süresinin 8 yıl, kesintili zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu hükme bağlanmıştır.

11. Diğer Suçlarla Birleşimi

Cinsel taciz suçu uygulamada sıklıkla diğer suçlarla birlikte gündeme gelmektedir. Bu birleşimlerde Yargıtay’ın içtihadı belirleyici önem taşımaktadır.

TCK 105 ve TCK 123/A (ısrarlı takip) arasındaki ayrım: TCK md. 123/A ısrarlı takip suçu cinsel amaç gütmeyen ancak mağdurda ciddi huzursuzluk yaratan eylemleri kapsar. Eylem cinsel amaçlıysa doğrudan TCK md. 105 uygulanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2013/429 E., 2015/34 K., 10.03.2015 tarihli kararında cinsel taciz suçunda “cinsel amaç güdme” unsurunu, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunda (TCK 123) “sırf huzur bozma maksadı”nı ayırt edici ölçüt olarak belirlemiştir.

TCK 105 ve TCK 125 (hakaret) birleşimi: Tek bir fiille hem cinsel taciz hem hakaret suçu oluşmuşsa fikri içtima (TCK md. 44) uygulanarak en ağır cezayı gerektiren suçtan — genellikle cinsel taciz — ceza verilir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/30181 E., 2021/25812 K., 01.11.2021; Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2014/45 E., 2015/10201 K., 04.11.2015). Ancak cinsel içerikli mesajların yanı sıra ayrıca hakaret içeren ifadeler de bulunuyorsa her iki suçtan ayrı ayrı hüküm kurulması gerekmektedir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/16451 E., 2023/4001 K., 07.06.2023).

TCK 105 ve TCK 123 (kişilerin huzur ve sükununu bozma) arasındaki sınır: Yargıtay içtihadında “seni bulurum”, “buluşalım görüşelim” gibi cinsel içerik taşımayan ama ısrarlı mesajlar kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluştururken; cinsel amaç taşıdığı açık olan ısrarlı iletişim cinsel taciz kapsamında değerlendirilmektedir.

12. İspat ve Delil Standartları

Cinsel taciz suçlarında ispat ölçütü olarak “her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil” standardı aranmaktadır. Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2016/4637 E., 2020/5268 K., 25.11.2020 ve Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/11901 E., 2024/168 K., 10.01.2024 tarihli kararlarında mağdurun aşamalardaki çelişkili beyanlarının başka delillerle desteklenmemesi hâlinde şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat veya bozma kararı verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Buna karşın mağdurun aşamalarda değişmeyen istikrarlı beyanları, kamera kayıtları, sanığın tevilli ikrarı veya tanık anlatımlarıyla desteklendiğinde sübut kabul edilmektedir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/8132 E., 2023/1255 K.).

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2015/208 E., 2019/666 K. sayılı kararında ispat ölçütlerini şöyle sıralamıştır: mağdurun beyanlarının tutarlılığı, samimiyeti ve zamanlaması; mağdur ile sanık arasında iftira atmayı gerektirecek bir husumetin bulunup bulunmadığı; mesaj kayıtları (WhatsApp, SMS), HTS kayıtları ve mesaj tespit tutanakları; tanık anlatımları ve mağdurun taciz sonrası sergilediği psikolojik tepkiler.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/6574 E., 2024/1710 K., 29.02.2024 ve 2024/10214 E., 2025/1631 K., 03.03.2025 tarihli kararlarında mahkemenin vicdani kanaatinin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu kesin verilere dayanması gerektiği, mağdur beyanlarındaki çelişkilerin giderilmesinin zorunlu olduğu vurgulanmıştır. “Bravo bebeğim” gibi temas içermeyen ve cinsel amaç taşıdığı ispatlanamayan sözel ifadelerin cinsel istismar veya taciz unsurlarını oluşturmadığı da hükme bağlanmıştır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/14991 E., 2024/7652 K., 23.09.2024).

13. Çocuğa Karşı Cinsel Taciz — Özel Kurallar

TCK md. 105’te çocuğa karşı işlenme bağımsız bir yaptırım öngören nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. Mağdurun on sekiz yaşından küçük olması hâlinde temel ceza 6 aydan 3 yıla kadar hapis olarak belirlenmekte; bu hâlde ayrıca TCK md. 105/2 nitelikli hâllerinden biri de varsa ceza yarı oranında artırılmaktadır (Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2019/8781 E., 2020/4573 K., 18.02.2020).

Uygulamada önemli bir sorun olarak, yerel mahkemelerin çocuk mağdurlara yönelik temassız eylemleri hatalı biçimde “çocuğun cinsel istismarı (sarkıntılık)” olarak nitelendirdiği ve Yargıtay’ın bu kararları “cinsel taciz” olarak bozduğu görülmektedir. Bu yanılgının temel nedeni fiziksel temas ölçütünün yeterince gözetilmemesidir.

Çocuk mağdurlar bakımından zorunlu vekil atanması zorunluluğu da ayrıca vurgulanmalıdır. CMK md. 234/2 uyarınca on sekiz yaşından küçük mağdurlara zorunlu vekil tayin edilmemesi bozma nedenidir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2011/6467 E., 2012/2656 K., 06.03.2012). Suça sürüklenen çocuk hakkında sosyal inceleme raporu alınmaması da usul hatası olarak kabul edilmektedir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2019/7273 E., 2020/5852 K.).

14. Uzlaşma ve Etkin Pişmanlık

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar CMK md. 253/3 uyarınca uzlaştırma kapsamı dışındadır. TCK 105 şikâyete bağlı bir suç olsa dahi uzlaştırmaya gidilemez. Bu suçun uzlaşma kapsamına giren başka bir suçla birlikte işlenmesi durumunda da uzlaşma hükümleri uygulanamaz. TCK 105 için etkin pişmanlık hükmü de öngörülmemiştir.

15. Sık Sorulan Sorular

WhatsApp’tan cinsel içerikli mesaj atmak suç mudur?

Evet. TCK md. 105/2-d kapsamında elektronik haberleşme araçlarıyla işlenen cinsel taciz nitelikli hâldir ve temel ceza yarı oranında artırılır. Birden fazla mesaj gönderilmişse TCK md. 43 uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanır. Bu hâlde suç re’sen kovuşturulur, şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.

Cinsel taciz ile cinsel saldırı arasındaki fark nedir?

Temel fark fiziksel temastır. Mağdurun vücuduna fiziksel temas yoksa eylem cinsel taciz (TCK 105); cinsel amaçlı fiziksel temas varsa mağdurun yaşına göre cinsel saldırı (TCK 102) veya cinsel istismar (TCK 103) suçu oluşur.

Cinsel tacizde hâkim hapis yerine para cezasına hükmedebilir mi?

TCK md. 105/1’de hapis ve adli para cezası seçimliktir. Hâkim doğrudan adli para cezasına hükmedebilir. Ancak hapis cezasını seçerse artık bunu adli para cezasına çeviremez.

Cinsel taciz suçunda HAGB uygulanır mı?

Temel hâlde (3 ay–2 yıl) ceza miktarı bakımından HAGB mümkündür. Ancak sanığın geçmişi ve yeniden suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaat oluşmaması durumunda HAGB verilmeyebilir. “Mağduriyetin devam etmesi” gerekçesiyle HAGB reddedilmesi ise bozma nedenidir.

Taciz nedeniyle işten ayrılmak zorunda kalan mağdur için ceza artıyor mu?

Evet. TCK md. 105/1 son cümlesi uyarınca cinsel taciz fiili nedeniyle mağdur işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmışsa verilecek ceza 1 yıldan az olamaz. Bu durumda nedensellik bağının ispat edilmesi gerekmektedir.

Cinsel taciz şikâyetten vazgeçince dava düşer mi?

Yalnızca temel hâlde (şikâyete bağlı suçlarda) evet. Nitelikli hâllerin varlığında (çocuğa karşı işlenme, dijital ortam, işyeri, teşhir vb.) suç re’sen kovuşturulur ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.

Öğretmen öğrencisine cinsel içerikli mesaj atarsa hangi suç oluşur?

TCK md. 105/2-b (eğitici sıfatıyla) ve TCK md. 105/2-d (elektronik haberleşme araçlarıyla) nitelikli hâlleri birlikte uygulanır. Mağdurun on sekiz yaşından küçük olması hâlinde çocuğa karşı işlenme de devreye girer. Bu üç nitelikli hâlin bir arada gerçekleşmesi cezayı önemli ölçüde artırır ve suç re’sen kovuşturulur.

Cinsel taciz ile ısrarlı takip suçu aynı anda uygulanabilir mi?

İkisi farklı suç tipleridir. TCK md. 123/A ısrarlı takip, cinsel amaç gütmeyen ısrarlı davranışları kapsar; eylem cinsel amaçlıysa doğrudan TCK md. 105 uygulanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu ayrımı belirleyici ölçüt olarak benimsemiştir. İki suçun aynı olayda birlikte uygulanması her olay özelinde değerlendirilmektedir.

Cinsel taciz suçunda delil olarak ne kullanılır?

WhatsApp ve SMS mesaj kayıtları, HTS (arama trafiği) kayıtları, mesaj tespit tutanakları, ekran görüntüleri, kamera kayıtları, tanık ifadeleri ve mağdurun psikolojik durumunu belgeleyen uzman raporları başlıca delil türleridir. Dijital delillerin zamanında ve usulüne uygun biçimde toplanması, davanın seyrini doğrudan etkiler.

Cinsel taciz suçu ve cezası, TCK md. 105 kapsamında geniş bir eylem yelpazesini kapsayan, dijital çağın gelişimiyle birlikte uygulama alanı hızla genişleyen bir suç tipidir. Fiziksel temas ölçütü, nitelikli hâllerin geniş kapsamı, seçimlik yaptırım rejiminin yarattığı tercih zorunluluğu, zincirleme suç uygulaması ve mağdurun işi bırakmak zorunda kalması hâlindeki özel ağırlaştırıcı neden — tüm bu konular Yargıtay içtihadıyla şekillendirilmiş teknik bir alan oluşturmaktadır.

Hem mağdur hem sanık konumundaki kişilerin suçun nitelendirilmesi, delil toplanması ve usul kurallarına uyum konusunda İstanbul ceza avukatı desteğinden yararlanması telafisi güç hak kayıplarını önlemek açısından büyük önem taşımaktadır.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır. Hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.