☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

Hayasızca Hareketler Suçu ve Cezası (TCK Madde 225)

Türk Ceza Kanunu’nun 225. maddesi kapsamında düzenlenen hayasızca hareketler suçu; alenen cinsel ilişkide bulunmak veya teşhircilik yapmak biçiminde işlenen ve toplumun genel ahlak düzenini korumayı hedefleyen bir suç tipidir. 2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadı, bu suçun en kritik unsuru olan “aleniyet” kavramını titizlikle ele almakta; aleniyetin varlığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmasını zorunlu kılmaktadır. Hukuki sürecin her aşamasında uzman bir İstanbul ceza avukatı desteği, hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Hayasızca Hareketler Suçunun Tanımı ve Hukuki Niteliği

Hayasızca hareketler suçu ve cezası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Genel Ahlaka Karşı Suçlar” başlığını taşıyan 225. maddesinde düzenlenmiştir. Madde metnine göre alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişi altı aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaktadır. Kanun koyucunun bu suçla korumayı hedeflediği hukuki değer; bireylerin cinsel dokunulmazlığı değil, toplumun genel edep, ahlak ve haya duygularıdır. Bu nedenle suç, “topluma karşı suçlar” kategorisinde yer almakta ve belirli bir mağdura yönelik olmaktan ziyade kamu düzenine ve genel ahlaka saldırı niteliği taşımaktadır.

Suçun hukuki niteliği açısından önemli bir husus, sırf hareket suçu olmasıdır. Yani kanunda tanımlanan hareketlerin gerçekleştirilmesiyle suç tamamlanmakta; ayrıca bir neticenin meydana gelmesi aranmamaktadır. Bu yapı, suçun ispatı ve teşebbüs meselesinde belirleyici sonuçlar doğurmaktadır. 2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadı, suçun oluşumu için en kritik unsurun “aleniyet” olduğunu istikrarlı biçimde ortaya koymaktadır.

Suçun fiil unsuru iki seçimlik hareketten oluşur: alenen cinsel ilişkide bulunmak veya teşhircilik yapmak. Bu iki seçimlik hareketten birinin işlenmesi suçun oluşumu için yeterlidir. Öpüşme gibi eylemlerin tek başına bu suçu oluşturmayacağı, ancak cinsel nitelikteki davranışlarla birleşmesi halinde suçun oluşabileceği kabul edilmektedir. “Hayasızca” ifadesinin içeriği kanunda somut olarak belirlenmemiş, bu kavramın doldurulması uygulamaya bırakılmıştır; hakim, önüne gelen dosyada açıklanan fiili her yönüyle değerlendirerek bu tespiti yapmaktadır.

Suçun Unsurları: Fail, Fiil, Mağdur, Konu ve Manevi Unsur

Fail

Bu suç özgü bir suç değildir; herhangi bir gerçek kişi tarafından işlenebilir. Fail olmak için herhangi bir özel sıfat veya nitelik aranmamaktadır. Alenen cinsel ilişki fiilinde, eylemi birlikte gerçekleştiren her iki taraf da fail konumundadır. Yargıtay kararlarında sanıkların cinsiyeti veya kimliğine ilişkin özel bir koşul aranmamış olduğu görülmektedir.

Fiil

Suçun fiil unsuru; alenen cinsel ilişkide bulunmak ya da teşhircilik yapmaktır. Yargıtay kararlarında bu eylemler; mezarlık yakınında bir minibüsün arka kısmında alenen cinsel ilişkiye girmek (Yargıtay 4. CD, E. 2023/11731, K. 2023/22790), cadde üzerindeki bir parkta cinsel organını göstermek (Yargıtay 4. CD, E. 2021/13463, K. 2023/21376) ve kamuya açık bir yerde araç içerisinde cinsel organıyla oynamak (Yargıtay 4. CD, E. 2021/15823, K. 2023/22899) biçimlerinde somutlaşmıştır.

Mağdur

Bu suçun doğrudan ve belirli bir mağduru yoktur. Suç, topluma karşı işlenen bir suç olup korunan değer kamu ahlakı ve toplumun genel haya duygusudur. Yargıtay, bu durumu “Hayasızca hareketler suçunun doğrudan zarar göreni olmayan şikayetçi kurumun kamu davasında katılan sıfatı bulunmayıp…” ifadesiyle netleştirmiştir (Yargıtay 4. CD, E. 2022/6432, K. 2025/3952). Herhangi bir kişinin şikayetçi olması ya da şikayetinden vazgeçmesi, re’sen yürütülen soruşturmayı etkilemez.

Suçun Konusu

Hayasızca hareketler suçunun maddi bir konusu bulunmamaktadır; zira bu filler doğrudan bir kişi veya eşya üzerinde somut bir değişiklik yaratmaz. Suçun hukuki konusu ise toplumun genel ahlak ve edep değerleridir.

Manevi Unsur

Bu suç genel kastla işlenebilen bir suçtur. Failin, eylemini aleni bir ortamda gerçekleştirdiğini bilmesi ve istemesi yeterlidir; özel bir saik veya amaç aranmaz. Suçun olası kastla işlenmesi de mümkündür; örneğin, ziyarete açık bir alanda gündüz vakti dışarıdan görülme ihtimaline rağmen cinsel ilişkiye girilmesi bu duruma örnek gösterilebilir. Bununla birlikte, bir Bölge Adliye Mahkemesi kararında, sanığın eyleminin cinsel amaçla gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği tartışılmadan kurulan mahkumiyet hükmü bozma nedeni sayılmıştır; bu durum, özellikle teşhircilik eylemlerinde cinsel amacın araştırılması gerekebileceğine işaret etmektedir (Samsun BAM 6. CD, E. 2017/1090, K. 2017/960).

Aleniyet Unsurunun İçtihat Çerçevesinde Değerlendirilmesi

Aleniyet, hayasızca hareketler suçunun en temel ve kurucu unsurudur. Yargıtay bu kavramı; fiilin belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilir olması biçiminde tanımlamaktadır (Yargıtay 4. CD, E. 2021/18259, K. 2023/25467). Buna göre fiilin, işlendiği anda fiilen görülmüş olması şart değildir; görülme ihtimalinin bulunması yeterlidir. Öğretide de bu husus, fiilin “görünür şekilde değil, görünebilir şekilde yapılmış olmasının” aleniyet için yeterli olduğu biçiminde ifade edilmektedir.

2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre, aleniyetin tespiti için somut araştırma yapılması zorunludur. Yargıtay; olayın meydana geldiği yerde sokak lambası ya da başka bir ışık kaynağının bulunup bulunmadığının, eylemin gerçekleştiği mekânın dışarıdan görülüp görülemeyeceğinin kesin biçimde belirlenmesi gerektiğini vurgulamış ve bu araştırma yapılmadan kurulan mahkumiyet hükmünü bozmuştur (Yargıtay 4. CD, E. 2021/20168, K. 2024/473). Aleniyetin ispatlanamadığı durumlarda beraat kararı verilmesi gerektiği de Yargıtay’ın istikrarlı tutumları arasındadır.

Suçun soyut bir tehlike suçu niteliğinde olması nedeniyle, başkalarının haya duygularının gerçekten incitildiğinin ispatlanması gerekmemektedir. Eylemin, normal koşullar altında ar ve haya duygularını incitmeye elverişli olması yeterlidir.

Hayasızca Hareketler ile Cinsel Taciz Suçu Arasındaki Fark

Uygulamada en çok karıştırılan suç tipi, TCK’nın 105. maddesinde düzenlenen cinsel taciz suçudur. İki suç arasındaki temel ayrım ölçütü, eylemin belirli bir kişiyi hedef alıp almadığıdır. Yargıtay bu ayrımı son derece net bir biçimde ortaya koymuştur: cinsel amaçlı hareketlerin doğrudan bir mağduru hedef alarak gerçekleştirilmesi halinde cinsel taciz suçu, mağduru hedef almaksızın ve alenen gerçekleştirilmesi halinde ise hayasızca hareketler suçu oluşmaktadır (Yargıtay 4. CD, E. 2020/19962, K. 2021/19957).

Bu ilke doğrultusunda Yargıtay, sanığın cinsel organını doğrudan müştekiye göstermesi eylemini hayasızca hareket değil cinsel taciz olarak nitelendirmiş (Yargıtay 9. CD, E. 2022/13946, K. 2023/6893); apartman güvenlik kamerasına cinsel organını gösteren sanık hakkında ise bu eylemin güvenlik görevlisine yönelik olduğu gerekçesiyle TCK 225’ten verilen mahkumiyeti bozmuştur (Yargıtay 4. CD, E. 2021/976, K. 2023/16574).

Failin tek bir fiille hem aleni hem de belirli bir kişiyi hedef alan bir eylem gerçekleştirmesi halinde, TCK’nın 44. maddesindeki fikri içtima kuralları devreye girmekte ve en ağır cezayı gerektiren suçtan (genellikle cinsel taciz) mahkumiyet kurulmaktadır. Nitekim Yargıtay, sanığın umuma açık bir parkta mağdurlara dönerek herkesin görebileceği şekilde mastürbasyon yapması eyleminde fikri içtima hükmünün uygulanarak cinsel taciz suçundan hüküm kurulması gerektiğine karar vermiştir (Yargıtay 14. CD, E. 2015/6111, K. 2019/10632).

Suçun İspatı ve Delil Standartları

Hayasızca hareketler suçunun ispatında belirleyici olan aleniyet unsurunun, şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya konulmasıdır. Bu kapsamda başvurulan deliller şunlardır: tanık beyanları (Yargıtay 4. CD, E. 2012/36842, K. 2013/30385), güvenlik kamerası ve MOBESE kayıtları, olay yeri tutanakları (Yargıtay 14. CD, E. 2011/13152, K. 2012/5866), olay yeri fotoğrafları (Yargıtay 4. CD, E. 2023/15310, K. 2025/31), sanığın ikrarı (Yargıtay 4. CD, E. 2021/19269, K. 2023/26188) ve mağdurun istikrarlı anlatımları (Yargıtay 4. CD, E. 2020/27979, K. 2023/4).

Yargıtay, eksik araştırmayla kurulan mahkumiyet hükümlerini bozmaktadır. İhbarcı ve olaya tanıklık eden kolluk görevlileri dinlenmeden hüküm kurulamayacağı bu bağlamda önemle vurgulanmıştır (Yargıtay 14. CD, E. 2011/12714, K. 2012/2157). Ayrıca suçun soyut tehlike suçu niteliğini taşıması nedeniyle fiilin başkalarının haya duygusunu fiilen incittiğinin ayrıca kanıtlanması gerekmemektedir.

Cezanın Belirlenmesi ve Miktarı

TCK’nın 225. maddesi uyarınca öngörülen ceza, altı aydan bir yıla kadar hapis cezasıdır. Hakim, bu aralıkta belirleyeceği temel cezayı TCK’nın 61. maddesindeki ölçütlere göre tayin eder; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, failin kastının yoğunluğu ve meydana gelen tehlikenin ağırlığı bu değerlendirmede dikkate alınan başlıca etkenlerdir.

Yargıtay kararlarında sanıklara genellikle alt sınıra yakın temel cezalar (5 ya da 6 ay hapis) belirlendiği görülmektedir. Mahkemeler, TCK’nın 62. maddesi uyarınca takdiri indirim uygulayabilmekte; TCK’nın 50 ve 52. maddeleri çerçevesinde ise kısa süreli hapis cezasını adli para cezasına çevirebilmektedir. Birçok dosyada sanıklar hakkında 3.000,00 TL adli para cezasına hükmedildiği anlaşılmaktadır (Yargıtay 4. CD, E. 2021/19269, K. 2023/26188; Yargıtay 4. CD, E. 2023/11731, K. 2023/22790).

Cezayı Artıran Nitelikli Haller

TCK’nın 225. maddesinde bu suç için özel olarak düzenlenmiş bir nitelikli hal bulunmamaktadır. Cezanın artırılması, ağırlıklı olarak zincirleme suç hükümleri çerçevesinde TCK’nın 43. maddesi üzerinden gerçekleşmektedir. Bununla birlikte, teşhircilik fiilinin belirli bir kişiye yönelik işlenmesi halinde bu durum TCK’nın 105/2-e bendi kapsamında cinsel taciz suçunun nitelikli halini oluşturmakta ve daha ağır bir cezayı gerektirmektedir. Dolayısıyla, suç vasfının doğru belirlenmesi ceza miktarı açısından hayati önem taşımaktadır.

Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler

TCK’nın genel hükümlerinde yer alan ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan sebepler (yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, zorunluluk hali vb.) bu suç bakımından da geçerliliğini korumaktadır. Bunların yanı sıra Anayasa’nın 27. maddesinde güvence altına alınan bilim ve sanat özgürlüğü kapsamında gerçekleştirilen filler hukuka uygunluk nedeni oluşturabilir; örneğin bir resim atölyesinde eğitim amacıyla nü model olarak bulunma bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu tür durumlarda fiilin cinsel tatmin ya da genel ahlaka saldırı amacı taşımadığı savunması belirleyici olabilmektedir.

Yargıtay kararlarında ceza sorumluluğunu tamamen kaldıran bir neden olarak sanığın ölümüne de yer verilmiştir; hükümden sonra vefat eden sanık hakkındaki kamu davası TCK’nın 64. maddesi uyarınca düşürülmüştür (Yargıtay 14. CD, E. 2011/8668, K. 2012/13280).

Teşebbüs ve Gönüllü Vazgeçme

Hayasızca hareketler suçu, sırf hareket suçu niteliğinde olduğundan teşebbüse elverişli değildir. Sırf hareket suçlarında hareket ile netice birbirinden ayrılamadığı için icra hareketlerinin yarım kalması söz konusu olamaz; kanunda tanımlanan hareket gerçekleştirildiği anda suç tamamlanmış sayılır. Yargıtay kararları incelendiğinde, bu suç bakımından teşebbüs veya gönüllü vazgeçme hükümlerine (TCK md. 35, 36) ilişkin herhangi bir değerlendirme ya da uygulama bulunmadığı görülmektedir.

Suça İştirak Hükümleri

Bu suça iştirakin her biçimi mümkündür; TCK’nın 37 ila 41. maddelerindeki genel iştirak kuralları uygulanır. Fiili birlikte gerçekleştirenler müşterek fail (örneğin, alenen cinsel ilişkiye giren iki kişi), bir başkasını suçu işlemeye azmettiren kişi azmettiren, suçun işlenmesine yardım eden ise yardım eden sıfatıyla sorumlu tutulur. Yargıtay kararlarında, iki kişinin birlikte alenen cinsel ilişkiye girmesi eylemini içeren dosyalarda her iki sanık hakkında da hüküm kurulduğu görülmektedir (Yargıtay 4. CD, E. 2012/36842, K. 2013/30385). Bununla birlikte, TCK’nın iştirak hükümlerine (azmettirme, yardım etme vb.) ilişkin derinlikli hukuki tartışmaların incelenen kararlarda fazla yer bulmadığı görülmektedir.

Suçların İçtimaı Hükümleri

Bu suçta öne çıkan en önemli içtima hali, zincirleme suç (TCK md. 43) ile cinsel taciz suçuyla (TCK md. 105) fikri içtimadır. Sanığın farklı zamanlarda eylemi tekrarlaması durumunda TCK’nın 43/1. fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanarak ceza artırılmaktadır (Yargıtay 4. CD, E. 2021/11542, K. 2023/20148).

Öte yandan Yargıtay, bu suçun kişiye yönelik nitelik taşımaması nedeniyle, fiili gören kişi sayısının birden fazla olmasının TCK’nın 43/2. fıkrası anlamında zincirleme suç oluşturmayacağını açık biçimde belirtmiştir (Yargıtay 4. CD, E. 2021/25421, K. 2024/3244). Sanık hakkında aynı suçtan birden fazla dava bulunması halinde dosyaların birleştirilerek zincirleme suç hükümlerinin tartışılması gerektiği de Yargıtay’ın yerleşik tutumları arasındadır (Yargıtay 4. CD, E. 2021/18259, K. 2023/25467).

Fikri içtima (TCK md. 44) açısından ise failin tek bir fiille hem hayasızca hareketler hem de cinsel taciz suçunu işlemesi halinde en ağır cezayı öngören suçtan mahkumiyet kurulmaktadır. Yargıtay, sanığın sokakta yürüyen mağdura pantolonunu indirip cinsel organını göstermesi ve öpücük atması eyleminde fikri içtima kuralının uygulanması gerektiğine hükmetmiştir (Yargıtay 14. CD, E. 2014/3335, K. 2016/5491).

HAGB ve Cezanın Ertelenmesi

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kurumu, hayasızca hareketler suçunda uygulanabilir niteliktedir. TCK’nın 225. maddesi kapsamındaki cezanın üst sınırının bir yıl olması nedeniyle CMK’nın 231. maddesinde aranan iki yıl veya daha az hapis cezası ölçütü kolaylıkla karşılanmaktadır. Yargıtay, 2008 yılında yapılan ve HAGB için aranan ceza sınırını genişleten lehe kanun değişikliklerinin ardından, mahkemelerin bu kurumu mutlaka değerlendirmesi gerektiğini vurgulamış; bu değerlendirmenin yapılmadığı kararları bozmuştur (Yargıtay 5. CD, E. 2010/3123, K. 2010/3717; Yargıtay 5. CD, E. 2010/2493, K. 2010/3912). Sanığın adli sicilinde HAGB uygulanmasına engel bir sabıka bulunması halinde ise bu kurumdan yararlanılamayacağı da belirtilmiştir (Yargıtay 4. CD, E. 2021/25421, K. 2024/3244).

Cezanın ertelenmesi kurumu da bu suç bakımından uygulanabilir durumdadır. Sanığa verilecek cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis cezası olması ve TCK’nın 51. maddesindeki diğer koşulların sağlanması halinde erteleme kararı verilebilmektedir. Suçun ceza sınırları erteleme için elverişli bir tablo ortaya koymaktadır.

Etkin Pişmanlık Uygulanabilir mi?

Hayır; hayasızca hareketler suçunda etkin pişmanlık hükümleri uygulanamaz. Etkin pişmanlık kurumunun devreye girebilmesi için ilgili suçun düzenlendiği kanun maddesinde ya da aynı bölümde açık bir hüküm bulunması zorunludur. TCK’nın 225. maddesinde veya bu suçla ilişkili bölümlerde etkin pişmanlığa dair herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Yargıtay kararlarında da pişmanlık beyanına rağmen lehe hükümlerin uygulanmadığı yönündeki temyiz itirazları kabul görmemiştir (Yargıtay 4. CD, E. 2022/6432, K. 2025/3952).

Şikayete Tabi mi? Re’sen Soruşturma

Hayasızca hareketler suçu şikayete tabi değildir; soruşturma ve kovuşturması Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen yürütülür. Yargıtay, bu durumu “atılı suçun şikayete bağlı olmadığı” ifadesiyle netleştirmiştir (Yargıtay 4. CD, E. 2021/13463, K. 2023/21376). Suçun mağdurunun toplum olması nedeniyle herhangi bir kimsenin şikayeti, şikayetten vazgeçmesi veya şikayet süresi gibi koşullar dava üzerinde herhangi bir etki doğurmaz. Bununla birlikte bir Yargıtay kararında, eylemin hem cinsel taciz hem de hayasızca hareketler suçunu oluşturduğu bir olayda müştekinin cinsel taciz suçundan şikayetinden vazgeçmesinin, hayasızca hareketler suçu bakımından kovuşturmayı etkilemediği ve CMK’nın 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilerek TCK’nın 225. maddesi kapsamında yargılamaya devam edilmesi gerektiği vurgulanmıştır (Yargıtay 18. CD, E. 2015/10173, K. 2015/13358).

Soruşturma ve Kovuşturma Süreci

Soruşturma, genellikle bir ihbar üzerine başlamaktadır; nitekim kararlarda “155 ihbar hattına yapılan ihbar” soruşturmanın başlangıç noktasını oluşturabilmektedir (Yargıtay 4. CD, E. 2021/13463, K. 2023/21376). İhbar üzerine olay yerine intikal eden kolluk görevlileri olay tespit tutanağı düzenler, delilleri toplar ve şüphelilerin ifadelerini alır. Cumhuriyet savcısı, toplanan delillere göre kamu davası açılıp açılmayacağına karar verir.

Yargıtay, soruşturmanın eksiksiz yürütülmesi gerektiğini, ihbarcı ve olaya tanıklık eden kolluk görevlileri dinlenmeden hüküm kurulamayacağını belirtmiştir (Yargıtay 14. CD, E. 2011/12714, K. 2012/2157). Savcı, yeterli şüpheye ulaştığında iddianame düzenler; mahkemenin iddianameyi kabul etmesiyle kovuşturma aşaması başlar.

Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Yargılama Usulü

2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre hayasızca hareketler suçunda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir (Yargıtay 4. CD, E. 2021/20168, K. 2024/473; Yargıtay 4. CD, E. 2023/11731, K. 2023/22790). Suçun cezasının üst sınırının on yılın altında olması bu görev kuralını doğrular. Daha eski tarihli kararlar Sulh Ceza Mahkemelerini görevli makam olarak göstermekte olup bu durum mevzuattaki tarihsel değişikliklerden kaynaklanmaktadır.

Yetkili mahkeme, suçun işlendiği yer mahkemesidir (CMK md. 12). Yargılama, Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki genel usul hükümlerine göre yürütülür; duruşmalar yapılır, deliller tartışılır ve hakim hükmünü açıklar.

Önödeme, Uzlaşma, Seri Muhakeme ve Basit Yargılama

Bu suçta önödeme ve uzlaşma kurumları uygulanamaz. Önödemenin uygulanabilmesi için suçun yaptırımının yalnızca adli para cezasından ibaret olması gerekmektedir; oysa TCK’nın 225. maddesi hapis cezası öngörmektedir. Uzlaşma ise CMK’nın 253. maddesinde sayılan suçlar arasında hayasızca hareketlere yer verilmediğinden bu suç bakımından uygulanamaz. Seri muhakeme usulü de CMK’nın 250. maddesindeki katalog suçlardan olunmaması nedeniyle mümkün değildir.

Buna karşılık basit yargılama usulü uygulanabilmektedir. CMK’nın 251. maddesi uyarınca üst sınırı iki yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda bu usul uygulanabilmekte; TCK’nın 225. maddesinin öngördüğü bir yıllık üst sınır bu koşulu sağlamaktadır. Yargıtay, 7188 sayılı Kanun’la getirilen değişikliğin ardından basit yargılama usulünün uygulanmamasını ya da yeniden değerlendirme yapılmamasını mutlak bir bozma nedeni olarak kabul etmektedir (Yargıtay 4. CD, E. 2021/14822, K. 2023/23004; Yargıtay 4. CD, E. 2021/19269, K. 2023/26188).

Dava ve Ceza Zamanaşımı Süreleri

Dava zamanaşımı süresi TCK’nın 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıldır. Bu süre dolduğunda kamu davası düşer. Bununla birlikte Yargıtay, bir kararında TCK’nın 225. maddesi kapsamındaki suç için TCK’nın 66. ve 67. maddeleri çerçevesinde on iki yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğünü belirlemiş ve suç tarihi ile inceleme tarihi arasında bu sürenin dolduğu tespitiyle kamu davasının düşmesine hükmetmiştir (Yargıtay 4. CD, E. 2021/19782, K. 2023/24481).

Ceza zamanaşımı süresi ise TCK’nın 68/1-e maddesi uyarınca on yıldır; bu süre içinde mahkumiyet kararı infaz edilmezse ceza infaz edilemez hale gelir.

Cezanın İnfazı ve Ne Kadar Yatılır?

Hükmedilen ceza adli para cezasına çevrilmişse hükümlü bu parayı devlete öder. Yargıtay, adli para cezasının ödenmemesi halinde doğrudan hapse çevrilmesine karar verilemeyeceğini; 5275 sayılı Kanun uyarınca kamuya yararlı bir işte çalışma gibi seçeneklerin de değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır (Yargıtay 4. CD, E. 2021/13415, K. 2023/20906).

Hapis cezası kesinleşmişse infaz, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a göre gerçekleştirilir. TCK’nın 225. maddesi kapsamındaki kısa süreli hapis cezaları genellikle doğrudan cezaevine girilerek infaz edilmemekte; hükümlü denetimli serbestlik kapsamında cezasını dışarıda tamamlayabilmektedir. Özellikle ilk kez suç işleyen ve kısa süreli ceza alan kişiler için fiili cezaevi süresi çok kısa olabilir ya da hiç olmayabilir. Tekerrüre esas sabıkası bulunan hükümlüler hakkında ise mükerrirlere özgü infaz rejimine göre ceza çektirilmesine hükmedilmekte, bu da daha sıkı infaz koşulları anlamına gelmektedir (Yargıtay 4. CD, E. 2023/11731, K. 2023/22790).

Tekerrür Hükümleri

Adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanıklar hakkında TCK’nın 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanmaktadır (Yargıtay 14. CD, E. 2012/7686, K. 2013/13225). Ancak Yargıtay, her mahkumiyetin tekerrüre esas alınamayacağını; örneğin kesin nitelikteki adli para cezalarının tekerrüre dayanak yapılamayacağını belirtmiştir (Yargıtay 14. CD, E. 2011/6297, K. 2012/2208; Yargıtay 4. CD, E. 2010/13659, K. 2012/32374). Aynı şekilde, yalnızca adli para cezasına hükmedilmesi halinde tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı da vurgulanmıştır (Yargıtay 4. CD, E. 2009/19686, K. 2011/23469).

Ceza Tablosu

Suç ŞekliYasal DayanakCezaKovuşturma
Alenen cinsel ilişkide bulunmakTCK md. 225/16 aydan 1 yıla kadar hapis; kısa süreli hapis adli para cezasına çevrilebilir (TCK md. 50)Re’sen (şikayete bağlı değil)
Teşhircilik yapmak (alenen)TCK md. 225/16 aydan 1 yıla kadar hapis; adli para cezasına çevrilebilirRe’sen (şikayete bağlı değil)
Zincirleme suç (birden fazla eylem)TCK md. 225/1 + TCK md. 43/1Temel ceza artırılarak uygulanırRe’sen
Teşhircilik + belirli kişiyi hedef alma (fikri içtima)TCK md. 225 + TCK md. 105 + TCK md. 44En ağır cezayı gerektiren suçtan (cinsel taciz) ceza verilirRe’sen (cinsel taciz açısından şikayete bağlı olabilir)

Hayasızca Hareketler Suçu Hakkında Emsal Yargıtay Kararları

Yargıtay 4. CD E. 2021/20168 K. 2024/473 (16.01.2024) — Aleniyet Araştırması Zorunluluğu: Yargıtay, eylemin gerçekleştiği yerde ışık kaynağı bulunup bulunmadığı ve mekânın dışarıdan görülüp görülemeyeceği araştırılmadan kurulan mahkumiyet hükmünü bozmuştur. Aleniyetin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması gerektiği açıkça vurgulanmıştır.

Yargıtay 4. CD E. 2021/18259 K. 2023/25467 (11.12.2023) — Aleniyet Tanımı ve Dosya Birleştirme: Aleniyet için aranan ölçütün, gerçekleştiği koşullar itibarıyla fiilin belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilir olması olduğu belirtilmiş; aynı suçtan birden fazla dava açılması halinde dosyaların birleştirilerek zincirleme suç hükümlerinin tartışılması gerektiği hükme bağlanmıştır.

Yargıtay 4. CD E. 2020/19962 K. 2021/19957 (17.06.2021) — Hayasızca Hareketler ile Cinsel Taciz Ayrımı: Cinsel amaçlı hareketlerin belirli bir kişiyi hedef alarak gerçekleştirilmesi halinde cinsel taciz, mağduru hedef almadan alenen gerçekleştirilmesi halinde ise hayasızca hareketler suçunun oluşacağı temel ilke olarak ortaya konulmuştur.

Yargıtay 4. CD E. 2021/976 K. 2023/16574 (28.03.2023) — Güvenlik Kamerasına Yönelik Eylem: Apartman güvenlik kamerasına cinsel organını gösteren sanık hakkında, eylemin belirli bir kişiye (yöneticiye) yönelik olduğu gerekçesiyle hayasızca hareketler suçundan verilen mahkumiyet bozulmuş; cinsel taciz suçu açısından değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 9. CD E. 2022/13946 K. 2023/6893 (30.10.2023) — Doğrudan Mağdura Yönelik Teşhir: Sanığın cinsel organını doğrudan müştekiye göstermesi eyleminin TCK md. 225 kapsamında değil, cinsel taciz (TCK md. 105) kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmedilmiştir.

Yargıtay 4. CD E. 2021/25421 K. 2024/3244 (13.03.2024) — Zincirleme Suç ve HAGB Değerlendirmesi: Fiili gören kişi sayısının birden fazla olmasının TCK md. 43/2 anlamında zincirleme suç oluşturmayacağı belirtilmiş; adli sicilinde HAGB uygulanmasına engel sabıkası olan sanığın bu kurumdan yararlanamayacağı vurgulanmıştır.

Yargıtay 4. CD E. 2021/14822 K. 2023/23004 (24.10.2023) — Basit Yargılama Usulü Zorunluluğu: 7188 sayılı Kanun değişikliği sonrasında basit yargılama usulünün uygulanmamasının mutlak bozma nedeni oluşturduğu hükme bağlanmıştır.

Yargıtay 4. CD E. 2021/11542 K. 2023/20148 (20.06.2023) — Zincirleme Suç Uygulaması: Sanığın farklı zaman dilimlerinde eylemi tekrarlaması nedeniyle TCK md. 43/1 kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanarak cezanın artırılması gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 14. CD E. 2015/6111 K. 2019/10632 — Fikri İçtima: Sanığın umuma açık bir parkta mağdurlara dönerek herkesin görebileceği şekilde mastürbasyon yapması eyleminin hem TCK md. 225 hem de TCK md. 105 kapsamında suç oluşturduğu ve TCK md. 44 uyarınca fikri içtima kuralının uygulanarak cinsel taciz suçundan hüküm kurulması gerektiğine karar verilmiştir.

Yargıtay 14. CD E. 2014/3335 K. 2016/5491 — Tek Fiille Birden Fazla Suç: Sanığın sokakta yürüyen mağdura pantolonunu indirip cinsel organını göstermesi ve öpücük atması eyleminin TCK md. 44 uyarınca fikri içtima çerçevesinde en ağır cezayı gerektiren cinsel taciz suçundan yargılanmasını gerektirdiği hükme bağlanmıştır.

Yargıtay 18. CD E. 2015/10173 K. 2015/13358 — Şikayetten Vazgeçme ve Suç Vasfı: Müştekinin cinsel taciz suçundan şikayetinden vazgeçmesinin re’sen takip edilen hayasızca hareketler suçunu etkilemediği; CMK md. 226 uyarınca ek savunma hakkı verilerek TCK md. 225 kapsamında yargılamaya devam edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 4. CD E. 2022/6432 K. 2025/3952 (03.03.2025) — Kurumun Katılma Sıfatı ve Etkin Pişmanlık: Hayasızca hareketler suçunun doğrudan zarar göreni bulunmaması nedeniyle şikayetçi kurumun katılan sıfatı olmadığı tespit edilmiş; pişmanlık beyanına rağmen lehe hükümlerin uygulanmadığı yönündeki temyiz itirazı reddedilmiştir.

Yargıtay 14. CD E. 2011/8668 K. 2012/13280 (19.12.2012) — Sanığın Ölümü Nedeniyle Düşme: Hükümden sonra vefat eden sanık hakkındaki kamu davası, TCK’nın 64. maddesi uyarınca düşürülmüştür.

Yargıtay 4. CD E. 2021/19782 K. 2023/24481 (22.11.2023) — Olağanüstü Zamanaşımı: Suçun ceza türü ve üst sınırına göre on iki yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin uygulanacağı belirtilmiş; bu sürenin dolduğu tespitiyle kamu davasının düşmesine hükmedilmiştir.

Samsun BAM 6. CD E. 2017/1090 K. 2017/960 (09.05.2017) — Teşhircilikte Cinsel Amacın Araştırılması: Sanığın ne şekilde cinsel amaçla davranarak alenen teşhircilik yaptığı açıklanmadan kurulan mahkumiyet hükmü bozulmuş; özellikle teşhircilik eylemlerinde kastın ortaya konulmasının gerekliliği vurgulanmıştır.

Sık Sorulan Sorular

Hayasızca hareketler suçunda şikayet şartı var mı?

Hayır. Bu suç şikayete bağlı değildir; soruşturma ve kovuşturma Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen yürütülür. Herhangi bir kişinin şikayetçi olup olmaması ya da şikayetinden vazgeçmesi kovuşturmayı etkilemez.

Hayasızca hareketler suçu ile cinsel taciz suçu arasındaki fark nedir?

Temel ölçüt, eylemin belirli bir kişiyi hedef alıp almadığıdır. Eylem belirli olmayan bir kitleye yönelik ve aleni biçimde işleniyorsa TCK md. 225 uygulanır; belirli bir kişiyi cinsel amaçla hedef alıyorsa cinsel taciz (TCK md. 105) gündeme gelir. Yargıtay bu ayrımı tutarlı biçimde uygulamaktadır.

Aleniyet şartı ne zaman gerçekleşmiş sayılır?

Fiilin işlendiği anda gerçekten görülmüş olması şart değildir. Belirsiz sayıda kişi tarafından görülme ihtimalinin bulunması yeterlidir. Ancak bu ihtimalin somut araştırmayla (olay yeri koşulları, ışık kaynakları, mekânın görülebilirliği gibi) ortaya konulması gerekir.

Bu suçta HAGB kararı verilebilir mi?

Evet. Ceza üst sınırının bir yıl olması nedeniyle kanuni şartlar sağlandığı takdirde HAGB kararı verilebilir. Yargıtay, mahkemelerin bu kurumu mutlaka değerlendirmesi gerektiğini pek çok kararında vurgulamıştır.

Kaç yıl hapis yatılır?

Ceza, altı aydan bir yıla kadar değişmektedir. Mahkemeler genellikle alt sınıra yakın ceza tayin etmektedir. Hapis cezası kısa süreli ise adli para cezasına çevrilebilir. İlk kez suç işleyen sanıklar için fiili cezaevi süresi çok kısa olabilir ya da denetimli serbestlik kapsamında ceza dışarıda infaz edilebilir.

Basit yargılama usulü ne anlama gelir ve sanık açısından ne gibi bir avantaj sağlar?

Basit yargılama usulünde mahkeme, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden karar verebilir ve hükmedilecek ceza dörtte bir oranında indirilir. Bu suçun ceza üst sınırı bir yıl olduğundan basit yargılama usulü uygulanabilmekte; Yargıtay da bu usulün uygulanmamasını mutlak bozma nedeni saymaktadır.

Dava zamanaşımı süresi ne kadardır?

Olağan dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Suç tarihi ile soruşturma tarihi arasında bu süre dolmadan işlem yapılması gerekmektedir. Yargıtay, belirli koşullar altında on iki yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin de uygulanabileceğini belirtmiştir.

Aynı suç birden fazla kez işlenirse ne olur?

Farklı zaman dilimlerinde eylemin tekrarlanması durumunda TCK’nın 43/1. fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanarak temel ceza artırılır. Ancak fiili gören kişi sayısının birden fazla olması zincirleme suç oluşturmaz; Yargıtay bu hususta net bir tutum sergilemektedir.

Sanık olarak ne yapmalıyım?

Soruşturmanın en başından itibaren bir ceza avukatıyla çalışmak kritik önem taşımaktadır. Suç vasfının doğru belirlenmesi, aleniyet unsurunun tartışılması, basit yargılama ve HAGB gibi lehe kurumların talep edilmesi, delil sürecinin etkin biçimde takip edilmesi ancak uzman hukuki destek sayesinde mümkündür.

Sonuç

2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre hayasızca hareketler suçunun en belirleyici unsuru, aleniyetin şüpheye yer bırakmayacak biçimde ispat edilmesidir. Yargıtay, bu araştırmayı eksik yapan mahkeme kararlarını tutarlı biçimde bozmaktadır. Eylemin belirli bir kişiyi hedef alıp almadığının tespiti, suç vasfının hayasızca hareketler mi yoksa daha ağır bir suç olan cinsel taciz mi olduğunu belirlemesi bakımından son derece önem taşımaktadır. Basit yargılama usulü ve HAGB gibi lehe kurumların etkin biçimde kullanılabilmesi, tekerrür hükümlerinin doğru değerlendirilebilmesi ve delil sürecinin hukuki olarak yönetilebilmesi için alanında deneyimli bir İstanbul ceza avukatı ile çalışmak büyük önem taşımaktadır. Her dosyanın kendine özgü koşulları, hukuki değerlendirmenin de bireyselleştirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.