☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

İstanbul İdare Hukuku Avukatı

İdare hukuku; belediyeler, bakanlıklar, üniversiteler ve diğer kamu tüzel kişilerinin bireyler üzerindeki işlem ve eylemlerini hukuki denetime tabi kılan, 2026 itibarıyla İstanbul mahkemelerinde yıllık 90.000’i aşkın dava dosyasıyla Türkiye’nin en yoğun idari yargı pratiğine sahne olan hukuk dalıdır. Yıkım kararından ihraç işlemine, vergi cezasından imar planı iptaline uzanan bu geniş alanda hak kaybını önlemenin tek yolu süreci en başından doğru yönetmektir. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak İstanbul idare hukuku avukatı hizmeti verdiğimiz Bakırköy merkezli ofisimizden İstanbul’un tüm idare ve vergi mahkemelerine kesintisiz hizmet veriyor; müvekkillerimizin haklarını kararlılıkla savunuyoruz.

İdare Hukuku Nedir?

İdare hukuku; belediyeler, bakanlıklar, üniversiteler, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin bireylerle olan ilişkilerini düzenleyen, idarenin kamu gücü kullanarak tesis ettiği işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunu denetleyen hukuk dalıdır.

Anayasa’nın 125. maddesi bu alandaki temel güvenceyi açıkça ortaya koyar: “İdarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır.” Bu ilke, devletin her kademesindeki uygulamanın yargı denetimine tabi olduğu anlamına gelir; hiçbir idari makam bu denetimin dışında kalamaz.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) bu alandaki temel usul kanunudur. İdari davaların iki ana türü İYUK’un 2. maddesinde düzenlenmiştir: iptal davası ve tam yargı davası. Bunların yanı sıra idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar da idare mahkemelerinin görev alanına girmektedir.

2026 itibarıyla güncel Danıştay içtihadına göre Türk idare hukuku, kodifiye edilmiş tek bir genel kanunun bulunmaması nedeniyle büyük ölçüde yargı kararlarıyla şekillenen bir “içtihat hukuku” niteliğindedir. Kamulaştırma uyuşmazlıkları, kamu ihale davaları, disiplin cezalarına itiraz, imar işlemlerine karşı yargı yolu ve vergi mahkemelerindeki uyuşmazlıklar, günümüzde idare avukatının asıl uğraş alanını oluşturmaktadır. Son derece kısa dava açma süreleri ve usul ağırlıklı yapısı nedeniyle tek bir prosedür hatasının davayı sona erdirebildiği bu alanda deneyimli bir İstanbul idare hukuku avukatı ile çalışmak zorunluluktur.

İstanbul İdare Mahkemeleri Yapısı

İstanbul, Türkiye’nin en büyük ve en yoğun idari yargı merkezine sahiptir. Kamu kurumlarının yoğunluğu, nüfusun büyüklüğü ve ticari faaliyetin hacmi nedeniyle İstanbul’daki idari uyuşmazlık sayısı diğer illerle kıyaslanamayacak ölçüde fazladır.

İlk Derece Mahkemeler

İstanbul’da idari yargı alanında faaliyet gösteren 17 İdare Mahkemesi ve 15 Vergi Mahkemesi bulunmaktadır. Adalet Bakanlığı 2025 yargı istatistiklerine göre İstanbul idare mahkemelerinde 2024 yılı içinde toplam 90.478 dosya işlem görmüş; bunun 58.957’si yıl içinde yeniden açılan yeni davalardan oluşmaktadır. 67.499 dosya karara bağlanmış, 22.979 dosya bir sonraki yıla devretmiştir. Vergi mahkemelerinde aynı dönemde 69.471 dosya görülmüş, bunun 53.646’sı yıl içinde açılmıştır.

Bu rakamlar İstanbul’daki idari yargı yükünün ne denli ağır olduğunu somut biçimde ortaya koymaktadır. Dava açarken doğru mahkemeyi, doğru yetki çevresini ve doğru süreyi belirlemek, bu yoğunluk içinde hak kaybını önlemenin ön koşuludur.

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi (İstinaf Mercii)

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, idare ve vergi mahkemesi kararlarına karşı başvurulan istinaf merciidir. 8 İdari Dava Dairesi ve 8 Vergi Dava Dairesi ile çalışmaktadır. 2024 yılında BİM’de toplam 91.148 dosya işlem görmüş; bunun 80.809’u karara bağlanmıştır.

İstanbul BİM’in 2024 yılı istatistikleri somut bir tablo ortaya koymaktadır: 52.631 ret kararına karşılık 18.742 kabul ve 6.915 kısmen kabul kararı verilmiştir. Bu oran, her üç başvurudan birinin olumlu sonuçlandığı anlamına gelmektedir. 2026 itibarıyla %32’lik bu kabul oranının arkasında; gerekçeli ve içtihada dayalı dilekçeler, yerinde sunulan deliller ve usul kurallarına tam uyum yatmaktadır. Hatalı veya eksik başvurular bu orana dahil edilemez. Davayı kaybetmeden önce bizi arayın.

Danıştay (Temyiz Mercii)

Danıştay, idari yargının zirvesinde yer alan ve hem temyiz mercii hem de bazı davalarda ilk derece mahkemesi olarak görev yapan yüksek mahkemedir. İYUK’un 46. maddesi kapsamındaki kategorilerdeki davalar ile belirlenen değer sınırını (2026 itibarıyla 1.661.000 TL) aşan uyuşmazlıklar, BİM kararına karşı 30 gün içinde Danıştay’a taşınabilir.

Danıştay’ın temyiz incelemesinde yaptığı denetim yalnızca hukuka uygunlukla sınırlıdır; maddi vakıa denetimi kural olarak BİM aşamasında tamamlanır. Bu nedenle ilk derece ve istinaf aşamalarında delillerin eksiksiz sunulması, Danıştay’da elde edilecek sonucu doğrudan belirler. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu (DİBK) kararları genel bağlayıcılığa sahip olup tüm idare mahkemeleri ve BİM daireleri bu kararlarla bağlıdır.

Danıştay’ın ilk derece sıfatıyla baktığı davalar İYUK’un 24. maddesinde sayılmıştır: Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle çıkarılan düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar, birden fazla idare mahkemesinin yetki alanını kapsayan uyuşmazlıklar ve belirli üst düzey atama işlemleri bu kapsamda değerlendirilmektedir.

2026 yılı parasal sınırları: İstinaf yoluna başvuru için dava konusunun 55.000 TL’yi, temyiz yoluna başvuru için ise 1.661.000 TL’yi aşması gerekmektedir. 04.06.2025 tarihli ve 32920 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7550 sayılı Kanun ile İYUK Ek Madde 1’de yapılan değişiklikle bu sınırların hesabında davanın açıldığı tarihteki tutar esas alınmaktadır. Önemli istisna: BİM’in ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden karar verdiği hallerde Danıştay’a temyiz yolu parasal sınır aranmaksızın açık kalmaktadır.

Hizmet Alanlarımız

İptal Davası

İptal davası, hukuka aykırı idari işlemlerin hukuk aleminden silinmesini sağlamak amacıyla açılır. İYUK’un 2/1-a maddesi kapsamında olan bu dava türünde, işlemin beş kurucu unsurundan herhangi birinin sakatlığı iptal gerekçesi oluşturabilir:

Yetki unsuru: İdari işlem, o işlemi yapmaya yetkili makam tarafından tesis edilmelidir. “Yetkide paralellik” ilkesi gereği, bir işlemi yapmaya yetkili makam, o işlemi geri almaya ya da değiştirmeye de yetkilidir; aksi durumda işlem yetki yönünden sakatlanır.

Şekil unsuru: Mevzuatın öngördüğü usul ve biçimlere uyulmaması şekil hatasıdır. Vergi ihbarnamesinde matrahın oluşumuna ilişkin somut delillerin ve hesaplama yönteminin gösterilmemesi bu kapsamda değerlendirilmekte; Danıştay bu tür eksiklikleri şekil hatası olarak işlemi hukuka aykırı kılacak ölçüde önemli bulmaktadır.

Sebep unsuru: İdari işlemin dayandığı hukuki ve maddi gerekçenin gerçek ve yeterli olması zorunludur. YD kararına rağmen gerçekleştirilen yıkım işlemlerinde sebep unsuru sakatlanmış sayılmaktadır.

Konu unsuru: İşlemin içeriğinin hukuka uygun olması gerekir. Kanunun vermediği bir sonucun işlemle yaratılması konu yönünden sakatlık oluşturur.

Amaç unsuru: Her idari işlem, mevzuatın öngördüğü kamu yararı amacına hizmet etmek zorundadır. İptal edilen bir imar planının benzerinin yeniden onaylanması, yargı kararını etkisiz kılma amacı taşıdığından amaç yönünden hukuka aykırı kabul edilmektedir.

İptal davası açma süresi, kural olarak işlemin tebliğinden itibaren 60 gündür. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup kaçırılması durumunda dava açma hakkı tamamen ortadan kalkar. 2026 itibarıyla güncel Danıştay içtihadına göre bazı işlemlerde “öğrenme tarihi” tartışmalı olmakta; sürenin başlangıcı hukuki uyuşmazlık konusu olabilmektedir. İptal kararı kesinleştiğinde idare, işlemin tüm sonuçlarını ortadan kaldırmak ve hukuka uygun yeni bir işlem tesis etmekle yükümlüdür. İşlemi öğrenir öğrenmez bir İstanbul idare hukuku avukatına başvurun; süre hesabı hak kaybını belirleyen ilk adımdır.

Tam Yargı Davası

Tam yargı davası, idarenin eylem veya işlemlerinden doğan maddi ve manevi zararların tazmin edilmesini hedefler. İYUK’un 2/1-b maddesi kapsamındaki bu dava türü, iptal davasının nesnel denetim işlevinin yanında bireyin sübjektif hakkını koruma altına alır. Danıştay içtihadına göre iki dava türü aynı anda birlikte açılabilir.

İdari işlemden doğan zararlar: İşlemin tebliğinden itibaren doğrudan 60 gün içinde dava açılabilir. Önce idareye başvuru zorunluluğu yoktur.

İdari eylemden doğan zararlar: Zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde önce ilgili idareye ön karar başvurusu yapılması zorunludur (İYUK md. 13). İdare 60 gün içinde yanıt vermezse ya da ret kararı alınırsa dava açma süresi işlemeye başlar. Ön başvuru yapılmadan doğrudan dava açılması usul engeline yol açar ve davanın reddiyle sonuçlanabilir.

İdarenin tazminat sorumluluğunun temel dayanağı hizmet kusurudur. İmar uygulamasındaki özensizlik sonucu mülkiyet hakkının kısıtlanması, yargı kararlarının uygulanmaması ve parselasyon işleminde eksik tahsis yapılması bu kapsamda değerlendirilen ve tazminat doğuran durumlara örnek verilebilir. 2026 itibarıyla güncel Danıştay içtihadına göre manevi tazminat miktarları, idarenin kusurunun ağırlığına ve mağduriyet süresine göre geniş bir aralıkta belirlenmektedir.

Yürütmenin Durdurulması

Yürütmenin durdurulması (YD), açılan bir davanın sonuçlanmasını beklemeksizin idari işlemin icrasını geçici olarak durduran hukuki koruma mekanizmasıdır. İYUK’un 27. maddesi, YD kararı verilebilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesini aramaktadır:

Telafisi güç veya imkânsız zarar: İşlemin uygulanması durumunda, dava sonunda olumlu karar alınsa bile giderilemeyecek ya da güçlükle giderilebilecek bir zarar doğacak olmalıdır. Yıkım, ihraç, ihale iptali, lisans iptali, mal varlığına yönelik idari tedbirler gibi durumlarda bu şart genellikle kendiliğinden gerçekleşir.

Açık hukuka aykırılık: Dayanılan hukuki gerekçenin yüzeysel bir incelemeyle bile fark edilebilir düzeyde olması gerekir. Yetkisiz makam tarafından tesis edilen işlemler bu şartı genellikle sağlamaktadır.

Danıştay, kanunun çizdiği yetki sınırlarını aşan düzenleyici işlemlerin telafisi güç zarar şartını kendiliğinden oluşturduğunu kabul etmektedir (Danıştay İDDK, 2017/806 Y.D.). YD talebinin dava dilekçesiyle birlikte yapılması olağan yoldur; ancak sonradan ayrı dilekçeyle de istenebilir. Bu iki koşulun dilekçede somut ve güçlü biçimde ortaya konulması, mahkemenin duruşma açmaksızın karar verebildiği durumlarda süreci önemli ölçüde kısaltır. Büromuz YD taleplerini öncelikli olarak ele alır; hız bu süreçte belirleyicidir.

Memur Disiplin Davaları

Kamu görevlilerine uygulanan disiplin cezaları idare mahkemesinin denetimine tabidir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesi beş kademeli bir disiplin cezası rejimi öngörmektedir: uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma.

Bu davalarda en sık karşılaşılan iptal gerekçeleri şunlardır:

Savunma hakkı ihlali: 657 sayılı Kanun’un 130. maddesi, memura savunma yapması için asgari 7 gün süre verilmesini emredici bir kural olarak düzenlemiştir. Bu süre tanınmadan ya da daha kısa süre verilerek tesis edilen disiplin cezası mutlak iptal sebebidir.

Orantılılık ilkesi ihlali: Disiplin cezasının fiil ile orantılı olması zorunludur. Göreve 10 dakika geç kalan memura “kademe ilerlemesinin durdurulması” cezası verilmesi fahiş dengesizlik nedeniyle iptal gerekçesi oluşturmaktadır.

Takdir yetkisinin kamu yararı dışında kullanılması: Sözleşmeli personelin sözleşmesinin “hizmete ihtiyaç kalmadığı” gerekçesiyle feshedilip kısa süre sonra aynı pozisyona alım yapılması, takdir yetkisinin kişiyi uzaklaştırmak amacıyla kullanıldığını kanıtlar ve işlemi amaç yönünden sakatlar.

Zamanaşımı ve usul süreleri: Disiplin soruşturmasında öngörülen süreler içinde işlem tesis edilmemesi de bağımsız bir iptal gerekçesi oluşturabilir.

4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamındaki soruşturma izni süreçleri de idari yargı denetimine tabidir. İzin verilmesi ya da verilmemesi kararına karşı Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz yolu açıktır.

Av. Fatih Sefer’in ağır ceza hukuku deneyimi, disiplin-suç birleşimi davalarında — hem disiplin hem ceza soruşturmasının eş zamanlı yürütüldüğü dosyalarda — ek bir stratejik avantaj sağlamaktadır. İstanbul idare hukuku avukatı arayışındaki kamu görevlileri için bu davalarda idari ve cezai boyutu birlikte kavrayabilen çok az büro vardır.

İmar ve Kamulaştırma Davaları

İmar hukuku uyuşmazlıkları, İstanbul’daki idari dava yükünün önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.

İmar planı iptal davası: Belediye meclisince ya da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca onaylanan imar planları idari işlem niteliğinde olup iptal davasına konu edilebilir.

Kamulaştırmasız el atma tazminat davası: İdare, imar planında kamuya ayırdığı taşınmazı 5 yıl içinde kamulaştırmazsa mülkiyet hakkı fiilen kısıtlanmış olur. 2026 itibarıyla güncel Danıştay içtihadına göre bu durumda taşınmaz sahibinin tam yargı davası yoluyla tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Kamulaştırmasız el atma davalarında yargı yolu el atmanın niteliğine göre belirlenmektedir: fiili el atma durumunda adli yargı, hukuki el atma (imar planıyla kullanımın engellenmesi) durumunda idare mahkemesi görevlidir. İstanbul idare hukuku avukatı olarak büromuz, bu davalarda müvekkillerine gerçek piyasa bedelinin tamamının alınması için kararlı biçimde mücadele etmektedir.

Ruhsat ve yapı denetimine ilişkin davalar: Ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapı gerekçesiyle verilen yıkım kararları, encümen para cezaları ve mühürleme işlemleri idare mahkemesinde dava konusu yapılabilir. Bu davalarda aykırılıktan etkilenen alanın doğru tespiti hayati önem taşır; yanlış alan hesabına dayalı ceza keşif eksikliği gerekçesiyle bozulmaktadır.

Belediye encümen kararları: İmar para cezaları ve yıkım kararları encümen tarafından verilir. Bu kararlara karşı önce itiraz yoluna başvurulabilir; ardından idare mahkemesinde iptal davası açılabilir.

Vergi Davaları

Vergi uyuşmazlıkları, İstanbul’daki 15 Vergi Mahkemesi’nde görülmektedir. 2024 yılında İstanbul vergi mahkemelerinde 69.471 dosya işlem görmüş olup bu alandaki uyuşmazlık hacmi son derece büyüktür. Dosya yoğunluğu nedeniyle karar süreleri 2026 itibarıyla 18–24 aya ulaşmaktadır; bu nedenle YD talepleriyle birlikte dosya hazırlanması stratejik açıdan önem taşımaktadır.

Vergi ihbarnamesi iptali: Vergi ziyaı cezası, usulsüzlük cezası veya özel usulsüzlük cezası içeren ihbarnamelere karşı tebliğden itibaren 30 gün içinde uzlaşma başvurusu ya da doğrudan vergi mahkemesinde dava açılabilir. İhbarnamede matrahın oluşumuna ilişkin somut delillerin ve hesaplama yönteminin yer almaması şekil hatasıdır.

İdari para cezası iptali: Ceza kararının yetkisiz makamdan gelmesi ya da usul şartlarına uyulmaması iptal gerekçesi oluşturabilir. Öte yandan kanunda açıkça düzenlenen yükümlülüklere uyulmaması durumunda idarenin ayrıca uyarı yapmak zorunda olmadığını Danıştay tutarlı biçimde vurgulamaktadır.

6183 sayılı Kanun kapsamındaki davalar: Amme alacaklarının takibi ve tahsiline ilişkin haciz, ödeme emri ve ihtiyati haciz işlemlerine karşı açılan davalar da vergi mahkemelerinde görülmektedir.

Uzlaşma süreci: Vergi idaresiyle uzlaşmaya başvurulması halinde dava açma süresi durur; uzlaşmanın temin edilememesi veya uzlaşmadan vazgeçilmesi durumunda dava açma süreci yeniden işlemeye başlar. Özellikle e-ticaret, sahte fatura ve örtülü kazanç uyuşmazlıklarında vergi hukuku ile ceza hukuku iç içe geçmekte; bu tür davalarda hem idari hem cezai boyutu kavrayabilen bir avukat ile çalışmak kaçınılmaz olmaktadır.

Kamu İhale Uyuşmazlıkları

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamındaki uyuşmazlıklar kendine özgü bir itiraz ve dava sistemi içinde çözümlenir.

İhaleyi yapan idareye şikâyet: İhale dokümanında ya da ihale işlemlerinde mevzuata aykırılık tespit edilmesi durumunda önce ihaleyi yapan idareye şikâyet başvurusu yapılır. İdare 10 gün içinde yanıt vermezse ya da şikâyet reddedilirse bir sonraki adıma geçilir.

Kamu İhale Kurumu’na itirazen şikâyet: İhaleyi yapan idarenin kararına karşı yalnızca 10 gün içinde KİK’e itirazen şikâyet başvurusu yapılabilir. Bu sürenin geçirilmesi hakkın tamamen yitirilmesi anlamına gelir.

İdare mahkemesinde iptal davası: KİK kararlarına karşı doğrudan idare mahkemesinde dava açılabilir. YD talebi, ihale sürecinin devam ettiği durumlarda özellikle kritik önem taşır; aksi hâlde dava sonuçlanmadan sözleşme imzalanıp ifa edilmekte ve elde edilecek karar fiilen anlamsız kalmaktadır.

İstinaf ve Temyiz

İdare ve vergi mahkemesi kararlarına karşı kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne istinaf başvurusu yapılabilir. İstinaf aşamasında BİM hem hukuka uygunluk hem de maddi vakıa yönünden denetim yapabilir; bu nedenle ilk derece mahkemesinin delil değerlendirmesindeki hatalar, bilirkişi raporlarındaki teknik yanlışlıklar ve eksik inceleme iddiaları istinaf başvurusunun temel gerekçelerini oluşturabilir.

Eksik veya hatalı hazırlanmış ilk derece dosyasının istinafta kısmen telafi edilmesi mümkündür; ancak bunun için alanında uzman bir avukatın dosyayı derinlemesine incelemesi ve istinaf dilekçesini BİM’in bozma gerekçeleriyle örtüşecek biçimde hazırlaması gerekmektedir. İstinaf dilekçesi, nihai kazanımın belirleyici halkasıdır.

Bölge İdare Mahkemesi kararlarına karşı kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay’a temyiz başvurusu yapılabilir. Danıştay temyiz aşamasında kural olarak maddi vakıa değerlendirmesi yapmaz; denetim hukuka uygunluk ekseninde yürütülür. Bu nedenle istinaf aşamasında delillerin eksiksiz sunulması, Danıştay’da elde edilecek sonucu doğrudan belirler.

Kritik Süreler — Hak Düşürücü Nitelikte

İdari yargıda süre hataları telafi edilemez sonuçlar doğurur. Aşağıdaki süreler hak düşürücü nitelikte olup uzatılamaz veya eski hale getirilemez. Süre hesaplaması konusunda tereddüt yaşıyorsanız vakit kaybetmeden 0539 676 32 75 numaralı hattı arayın.

Dava / Başvuru TürüSüreBaşlangıç Noktası
İptal davası (genel)60 günTebliğ tarihi
Tam yargı davası (idari işlem)60 günTebliğ tarihi
Tam yargı davası (idari eylem) — ön başvuru1 yılÖğrenme tarihi
Tam yargı davası (ön başvuru reddi sonrası)60 günRet kararı tebliği veya 60 günlük sessizlik
KİK’e itirazen şikâyet10 günİdarenin şikâyet kararı tebliği
Vergi ihbarnamesi — dava / uzlaşma30 günTebliğ tarihi
İstinaf başvurusu30 günKararın tebliği
Temyiz başvurusu30 günBİM kararının tebliği
ÖSYM/MEB ivedi yargılamaİYUK çok ivedi usulSınav sonucu ilanı

Özellikle idari eylemden doğan tam yargı davalarında süreç iki aşamalıdır: önce 1 yıl içinde idareye ön karar başvurusu, ardından ret kararı ya da 60 günlük sessizlik üzerine dava. Bu iki adımlı mekanizmanın gözden kaçırılması, esasen kazanılabilecek davaların usul engeline takılarak reddiyle sonuçlanmasına yol açmaktadır.

İdare Avukatı Ücreti 2026

İdari davalarda avukatlık ücreti; davanın türüne, karmaşıklığına ve sürecin uzunluğuna göre değişmektedir. Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) yasal taban olarak esas alınmaktadır. 2026 itibarıyla büromuzun hizmet ücretleri aşağıdaki aralıklarda şekillenmektedir:

Hizmet TürüTahmini Ücret
İptal davası (duruşmalı)120.000 TL’den itibaren
Tam yargı davası (duruşmalı)120.000 TL’den itibaren
Vergi uyuşmazlığı (duruşmalı)120.000 TL’den itibaren
Memur disiplin ve özlük davası70.000–80.000 TL
İstinaf aşaması (BİM)35.000 TL’den itibaren
Duruşmasız idari işler18.000 TL’den itibaren

Belirtilen rakamlar tahmini başlangıç tutarlarıdır; davanın özelliklerine göre nihai ücret müvekkille yapılan görüşme sonrasında belirlenir. Hukuki destek almak, uzayan bir dava sürecinin getireceği maddi ve manevi yükle kıyaslandığında daima daha ekonomik bir tercihtir.

Neden Sarıoğlu & Sefer?

İstanbul’da onlarca hukuk bürosu idare davası üstlenmektedir. İstanbul idare hukuku avukatı seçiminde hangi kriterlere göre değerlendirme yapmalısınız?

  • Bakırköy merkezli konum: İstanbul idare mahkemelerinin büyük bölümüne ve BİM’e yakın konumda çalışıyoruz. Duruşma takibi ve dosya teslim süreçlerinde lojistik avantaj sağlıyoruz.
  • Ceza hukuku + idare hukuku kesişimi: Av. Fatih Sefer’in ağır ceza hukuku deneyimi, TCK ve idare hukuku sınırında seyreden davalarda — özellikle disiplin cezası ile cezai yargılamanın eş zamanlı yürütüldüğü dosyalarda — hem idari hem cezai boyutu yönetebilen rakipsiz bir bakış açısı sunmaktadır.
  • Güncel Danıştay içtihadına hâkimiyet: 2026 itibarıyla Danıştay’ın son kararlarını yakından takip ediyor; dava stratejisini güncel içtihada göre kuruyoruz.
  • İstinafta %32 kabul oranı analizine dayalı strateji: İstanbul BİM istatistiklerini ve bozma gerekçelerini ayrıntılı biçimde takip ediyoruz. İstinaf başvurusunun başarı şansını dosya açılmadan değerlendiriyor; müvekkillerimize gerçekçi beklenti yönetimi sunuyoruz.
  • Şeffaf iletişim: Dava sürecini, olası sonuçları ve riskleri açıkça paylaşıyoruz. Gereksiz dava açarak müvekkil mağduru yaratmıyoruz.

İdare Hukuku Alanında Emsal Danıştay ve BİM Kararları

Aşağıdaki kararlar, 2026 itibarıyla idare hukukunun temel ilkelerini şekillendiren güncel içtihat örnekleridir.

YD kararına rağmen gerçekleştirilen yıkım işlemi hem sebep hem konu unsuru yönünden hukuka aykırıdır; yargı kararının etkisiz kılınması ağır hukuk ihlali sayılır.
Danıştay 6. Daire, E:2021/10725, K:2022/1563, T:15.02.2022 — Ruhsatsız yapı için verilen yıkım kararına karşı mahkeme YD kararı vermesine rağmen belediye yıkımı gerçekleştirmiştir. Danıştay bu tutumu kabul edilemez bularak işlemi iptal etmiştir.

İmar planında kamuya ayrılan ancak uzun süre kamulaştırılmayan taşınmazda mülkiyet hakkı özünden zedelenir; gerçek piyasa bedeli üzerinden tazminat ödenmesi zorunludur.
Danıştay 6. Daire, E:2021/3074, K:2021/5457, T:13.04.2021 — 15 yıldır “okul alanı” olarak görünen ancak kamulaştırılmayan taşınmaz için Danıştay 4 milyon TL’yi aşan tazminata hükmetmiştir.

Memur hakkında savunma için 7 günden az süre verilmesi anayasal savunma hakkının özünü zedeler; bu şarta uyulmadan verilen disiplin cezası mutlak iptal sebebidir.
Danıştay 12. Daire, E:2021/4560, K:2023/1200 — Yalnızca 3 günlük savunma süresi verilerek uygulanan kınama cezası bu gerekçeyle iptal edilmiştir.

Fiil ile disiplin cezası arasında adil bir denge bulunmaması orantılılık ilkesinin ihlalidir ve bağımsız bir iptal gerekçesi oluşturur.
Danıştay 5. Daire, E:2022/1890, K:2023/450 — Göreve 10 dakika geç kalan memura kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmesi fahiş dengesizlik nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.

Sözleşmeli personelin sözleşmesi “hizmete ihtiyaç yok” gerekçesiyle feshedilip kısa süre sonra aynı pozisyona alım yapılması, takdir yetkisinin kamu yararı dışında kullanıldığını kanıtlar.
Danıştay 12. Daire, E:2022/5221, K:2024/2565, T:21.05.2024 — Mahkeme idarenin gerçek amacının kişiyi uzaklaştırmak olduğuna hükmederek işlemi iptal etmiş ve parasal hakların iadesine karar vermiştir.

İptal edilen imar planının küçük değişikliklerle yeniden onaylanması amaç unsuru yönünden hukuka aykırıdır; bu davranış yargı kararını dolanma girişimi olarak nitelendirilir.
Danıştay 6. Daire, E:2021/439, K:2022/3497, T:23.03.2022 — Mahkemenin yoğunluk fazlalığı nedeniyle iptal ettiği imar planının benzeri yeniden onaylanmış; Danıştay yeni planı da iptal etmiştir.

İmar para cezasında aykırılıktan etkilenen alanın keşif yoluyla netleştirilmemesi eksik inceleme nedeniyle bozma gerekçesidir.
Danıştay 6. Daire, E:2023/1495, K:2025/4506, T:30.09.2025 — Ruhsatsız havuz inşaatı nedeniyle verilen para cezasında alan ölçümü tartışmalı olduğundan karar bozulmuştur.

Vergi ihbarnamesinde matrahın oluşumuna ilişkin somut delil ve hesaplama yöntemi gösterilmemesi şekil hatasıdır ve işlemi hukuka aykırı kılar.
Danıştay 9. Daire, E:2020/1500, K:2022/2100 — Takdir komisyonu kararı eklenmeyen ihbarname iptal edilmiştir.

Kanunda açıkça düzenlenen bildirim yükümlülüklerine uyulmaması durumunda idare ayrıca uyarı yapmak zorunda değildir; kanunu bilmemek mazeret sayılmaz.
Danıştay 8. Daire, E:2023/293, K:2025/8783, T:18.11.2025 — KEP adresi bildirmeyen şirkete kesilen cezayı “uyarı yapılmadığı” gerekçesiyle iptal eden yerel mahkeme kararı Danıştay tarafından bozulmuştur.

Bilirkişi raporundaki teknik hatanın yerel mahkemece esas alınması kararın istinaf aşamasında bozulmasını gerektirir; BİM yeniden bilirkişi incelemesi yaptırabilir.
İstanbul BİM 5. İDD, E:2018/2083, K:2020/149, T:29.01.2020 — İmar para cezasında m² hesabı hatalı bulunarak ceza iptal edilmiştir.

Disiplin cezasında alt ceza uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan doğrudan üst sınırdan verilen karar eksik inceleme nedeniyle bozulur; geçmiş hizmetlerin değerlendirilmesi zorunludur.
İstanbul BİM 1. İDD, E:2023/500, K:2023/1200 — Geçmiş hizmetleri başarılı olan memura verilen üst sınır cezası bu gerekçeyle kaldırılmıştır.

Kesinleşmiş mahkeme kararının uygulanmaması üzerine açılan tam yargı davasında süre itirazı aşılabiliyorsa dava esastan görülmelidir.
Danıştay 6. Daire, E:2023/9075, K:2024/973, T:15.02.2024 — Şişli Belediyesi’nin imar durum belgesi kararını uygulamaması üzerine açılan davada BİM’in süre aşımı kararı Danıştay tarafından kaldırılmıştır.

İdarenin parselasyon hatasından doğan mülkiyet kaybı tam yargı davasıyla tazminat doğurur.
İstanbul BİM 4. İDD, E:2017/1727, K:2019/377 — Parselasyon işleminde eksik tahsis yapılması nedeniyle uğranılan değer kaybı için BİM, bilirkişi raporunu esas alarak 1.338.257 TL tazminata hükmetmiştir.

Sık Sorulan Sorular

İdare mahkemesinde dava açma süresi ne kadardır?

Genel kural olarak idari işlemin tebliğinden itibaren 60 gündür. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup kaçırılması durumunda mahkeme esasa girmeksizin davayı reddeder. İdari eylemden doğan tam yargı davalarında ise öğrenmeden itibaren 1 yıl içinde idareye ön karar başvurusu yapılması zorunludur; bu adım atlanamazsa dava usul engeline takılır. İstinaf için 30, temyiz için 30 gün geçerlidir. 2026 itibarıyla herhangi bir idari işlem tebliğ aldığınızda sürenin derhal hesaplanması için avukat desteği almanız kritik önem taşımaktadır.

İptal davası ile tam yargı davası arasındaki fark nedir?

İptal davası, hukuka aykırı bir idari işlemin hukuk aleminden kaldırılmasını amaçlar; geriye dönük hüküm ifade eder ve nesnel bir denetim işlevi görür. Tam yargı davası ise idarenin işlem ya da eyleminden doğan maddi veya manevi zararın tazmin edilmesini hedefler; sübjektif hakkı koruma altına alır. Danıştay içtihadına göre iki dava türü aynı anda birlikte açılabilir. Hangi yolun tercih edileceği ya da her ikisinin birden işletilip işletilmeyeceği, somut durumun özellikleriyle doğrudan bağlantılıdır.

Yürütmenin durdurulması ne zaman talep edilmelidir?

YD talebi, özellikle yıkım, kamu görevinden ihraç, ihale yasağı ve lisans iptali gibi geri alınamaz sonuç doğurabilecek idari işlemlerde dava dilekçesiyle birlikte ivedilikle yapılmalıdır. Mahkeme YD kararı verebilmek için açık hukuka aykırılık ve telafisi güç zarar şartlarını birlikte aramaktadır. Bu şartların somut belgelerle ortaya konması süreci önemli ölçüde hızlandırır ve dava sonuçlanmadan fiilen telafisi imkânsız bir durumun oluşmasının önüne geçer.

Kamulaştırma kararına nasıl itiraz edilir?

Kamulaştırma işlemine karşı iki farklı yol açıktır: idare mahkemesinde iptal davası (işlemin kamu yararı kararına ve usul şartlarına uygunluğu denetlenir) ve adli yargıda bedel artırım davası (kamulaştırma bedelinin yetersizliği durumunda). Kamulaştırmasız el atma söz konusuysa — yani idare mülkiyeti fiilen kullanıyor ama resmi bir kamulaştırma işlemi yapmıyorsa — tam yargı davası yoluyla tazminat talep edilebilir. Her üç yolda da dava açma sürelerinin doğru hesaplanması ve delillerin eksiksiz sunulması belirleyicidir.

Memur disiplin cezasına karşı hangi yola başvurulur?

Uyarma ve kınama cezalarına karşı disiplin amirine itiraz, ardından idare mahkemesinde iptal davası yolu izlenir. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasında sicil amiri onayı aranmakla birlikte aynı yargı yolu geçerlidir. Devlet memurluğundan çıkarma cezası Yüksek Disiplin Kurulu kararına dayanmaktadır; bu kararlara karşı doğrudan idare mahkemesinde dava açılabilir. Savunma süresi ihlali, orantılılık ilkesinin çiğnenmesi ve zamanaşımı bu davalarda öncelikli olarak değerlendirilmesi gereken iptal gerekçeleridir.

İdarenin yargı kararını uygulamaması durumunda ne yapılabilir?

Kesinleşmiş bir idare mahkemesi kararını uygulamayan idare hakkında İYUK’un 28. maddesi çerçevesinde kararın uygulanması için başvuru yapılabilir. İdare kararı yine uygulamaz ya da geciktirirse tam yargı davası açılarak uğranılan maddi ve manevi zararın tazmin edilmesi talep edilebilir. Danıştay, kesinleşmiş yargı kararlarının uygulanmasındaki pasifliği ağır hizmet kusuru olarak nitelendirmekte ve tazminata hükmedilmesi gerektiğini tutarlı biçimde vurgulamaktadır.

BİM’de istinaf başvurusunun başarı şansı nedir?

İstanbul BİM istatistiklerine göre 2026 itibarıyla istinaf başvurularının yaklaşık %32’si kabul veya kısmen kabul ile sonuçlanmaktadır. Bu oran, doğru gerekçelendirilmiş başvuruların gerçek anlamda sonuç verdiğini göstermektedir. BİM’de başarı, ilk derece dosyasının kalitesine ve istinaf dilekçesinin güncel içtihatla uyumuna bağlıdır.

Danıştay’a doğrudan dava açılabilir mi?

Evet; İYUK’un 24. maddesi Danıştay’ın ilk derece sıfatıyla baktığı davaları saymaktadır. Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle çıkarılan düzenleyici işlemler, birden fazla idare mahkemesinin yetki alanını kapsayan davalar ve belirli üst düzey atama işlemleri bu kapsamda değerlendirilmektedir. Ancak genel kural idare veya vergi mahkemesinde dava açılmasıdır; hangi mahkemenin yetkili olduğunu belirlemek dava stratejisinin ilk adımıdır.

İstanbul idare hukuku avukatı tutmadan idare mahkemesinde dava açabilir miyim?

Teknik olarak mümkündür; bireyler davalarını bizzat takip edebilir. Ancak 2026 itibarıyla İstanbul idare mahkemelerindeki dosya yoğunluğu, usul karmaşıklığı ve sürelerin hak düşürücü niteliği göz önünde bulundurulduğunda uzman bir idare avukatından destek almak hak kayıplarını önlemenin en güvenilir yoludur. Özellikle ön karar başvuruları, YD talepleri, süre hesaplamaları ve istinaf-temyiz stratejisi gibi konular teknik uzmanlık gerektirmektedir.

İletişim ve Randevu

Hukuki sürecinizin her aşamasında yanınızda olmak için buradayız. İstanbul idare hukuku avukatı olarak iptal davası, tam yargı davası, memur disiplin soruşturması veya vergi uyuşmazlığı konularında ücretsiz ön değerlendirme için bugün ulaşın. Süre kaybetmeyin; idari davalarda her geçen gün hak kayıplarına yol açabilir.

Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu
Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
Telefon: 0539 676 32 75
Web: sarioglusefer.com

0539 676 32 75 numaralı hattı arayarak randevu alın; dosyanızı birlikte değerlendirelim.

Bu sayfa, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.