Marka Avukatı | Marka Tescili, Hükümsüzlük ve Tecavüz Davaları

Marka avukatı, marka tescil sürecinin yönetiminden Türk Patent ve Marka Kurumu nezdindeki itirazlara, hükümsüzlük ve iptal davalarından marka hakkına tecavüz ve tazminat davalarına kadar markadan doğan tüm uyuşmazlıklarda taraf vekili olarak görev yapar. Marka hakkı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca kural olarak tescille kazanılır ve sahibine tescil kapsamındaki mal ve hizmetler bakımından münhasır kullanım yetkisi verir. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak Bakırköy/İstanbul’daki büromuzdan, başvuru öncesindeki sınıf ve benzerlik değerlendirmesinden taklit ürünlere karşı yürütülen cezai şikâyet süreçlerine kadar markanın tüm yaşam döngüsünde hukuki destek veriyoruz.

Marka hakkı ne zaman doğar, neyi korur?

Marka, bir işletmenin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerinkinden ayırt etmeye yarayan ve sicilde açık ve kesin biçimde gösterilebilen her türlü işarettir. Kelimeler, şekiller, renkler, sesler, harfler, sayılar ve malın veya ambalajın biçimi marka olabilir. Koruma, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapılan tescille kazanılır ve başvuru tarihinden itibaren on yıl sürer; bu süre onar yıllık dönemler hâlinde sınırsız sayıda yenilenebilir.

Yenileme süreleri: Yenileme talebinin koruma süresinin sona erdiği tarihten önceki altı ay içinde yapılması ve ücretinin aynı süre içinde ödenmesi gerekir. Bu süre kaçırılırsa, koruma süresinin bitiminden itibaren altı ay içinde ek ücret ödenerek yenileme hâlâ mümkündür. Her iki süre de geçirilirse marka hakkı sona erer ve Kurumun süre uzatma yetkisi bulunmaz.

Marka koruması ülkesel niteliktedir. Türkiye’de tescilli bir marka, yurt dışında kendiliğinden korunmaz. Buna karşılık koruma, tescil edildiği mal ve hizmet sınıflarıyla sınırlıdır; ancak markanın Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız yarar sağlanması, itibarına zarar verilmesi veya ayırt edici karakterinin zedelenmesi söz konusuysa farklı sınıflarda da koruma talep edilebilir.

Marka tescil süreci ve sınıf seçimi

Tescil sürecinin en kritik kararı, başvuruda seçilecek mal ve hizmet sınıflarıdır. Nice sınıflandırması idari bir araçtır; aynı sınıfta yer almak iki malın benzer olduğu anlamına gelmediği gibi, farklı sınıflardaki mallar da benzer sayılabilir. Bu nedenle sınıf listesi, hem mevcut faaliyet alanını hem öngörülebilir genişleme alanını kapsayacak ama kullanılmayacak kadar geniş tutulmayacak biçimde düzenlenmelidir.

Bu dengenin önemi, tescilden yıllar sonra ortaya çıkar. Tescil kapsamında yer aldığı hâlde fiilen kullanılmayan mal ve hizmetler, kullanmama nedeniyle iptal talebine açık hâle gelir. Buna karşılık dar tutulmuş bir liste, ilerideki bir ihlalde koruma kapsamının dışında kalmanıza yol açar. Uygulamada özellikle perakendecilik ve mağazacılık hizmetlerinin, asıl ürün sınıfının yanında ayrıca tescil edilip edilmeyeceği stratejik bir sorudur.

Başvuru öncesinde yapılacak benzerlik araştırması, sürecin en az sınıf seçimi kadar önemli aşamasıdır. Kurumun resen incelediği mutlak ret nedenleri arasında, aynı veya aynı türdeki mal ve hizmetler için daha önce tescil edilmiş ya da başvurusu yapılmış markayla aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olma hâli de bulunur. Bu nedenle başvuru, ret riski önceden ölçülerek yapılmalıdır.

Mutlak ve nispi ret nedenleri

Mutlak ret nedenleri kamu düzenine ilişkindir ve Kurum tarafından resen incelenir. Ayırt edici nitelikten yoksun işaretler, ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite veya coğrafi kaynak belirten tanımlayıcı ibareler, herkes tarafından kullanılan işaretler, malın doğası gereği ortaya çıkan veya teknik bir sonucu elde etmek için zorunlu olan şekiller, halkı yanıltıcı işaretler ile kamu düzenine ve genel ahlaka aykırı işaretler bu kapsamdadır.

Bu ret nedenlerinin önemli bir istisnası vardır: başvuru tarihinden önce kullanılmış ve bu kullanım sonucunda ayırt edici nitelik kazanmış bir marka, tanımlayıcılık veya ayırt edicilikten yoksunluk gerekçesiyle reddedilemez. Ancak bu istisnadan yararlanmak için sıradan bir kullanım yeterli değildir; yoğun tanıtım ve reklam yoluyla ortalama tüketici nezdinde ayırt edicilik kazanıldığının somut delillerle ispatı gerekir.

Nispi ret nedenleri ise yalnızca hak sahibinin itirazı üzerine incelenir. Bunların başında karıştırılma ihtimali gelir. Değerlendirme bütünsel yapılır: markalar unsurlarına ayrıştırılarak değil, ortalama tüketici nezdinde bıraktıkları genel izlenime göre karşılaştırılır; görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik birlikte tartılır. Tanınmış markanın farklı sınıflardaki korunması, ticari vekil veya temsilcinin izinsiz tescili, tescilsiz bir işaretin önceki kullanımı, başkasına ait ad, fotoğraf veya telif hakkının kapsanması ve kötü niyetli başvurular da nispi ret nedenidir.

Yayıma itiraz ve kullanım ispatı talebi

Marka başvurusu Bültende yayımlandıktan sonra iki ay içinde ilgili kişiler tarafından itiraz edilebilir. Bu süre hak düşürücüdür ve uzatılamaz. İtirazın yazılı ve gerekçeli olarak yapılması, gerekçelerin ve ücretin süresi içinde sunulması zorunludur; aksi hâlde itiraz yapılmamış sayılır.

İtiraz sürecinde başvuru sahibinin elindeki en güçlü savunma araçlarından biri kullanım ispatı talebidir. İtiraza gerekçe gösterilen marka, itiraz veya varsa rüçhan tarihinden önceki beş yıldır tescilliyse, başvuru sahibi itiraz sahibinden markasını ciddi biçimde kullandığını ispatlamasını isteyebilir. İtiraz sahibi bu ispatı yapamazsa itirazı reddedilir. Bu mekanizma, fiilen kullanılmayan markalara dayanarak yapılan itirazlara karşı etkili bir savunma sağlar.

Redde itiraz ve YİDK kararının iptali davası

Başvurusu tamamen veya kısmen reddedilen başvuru sahibi, kararın bildiriminden itibaren iki ay içinde Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kuruluna itiraz edebilir. Kurulun kararı Kurumun nihai kararıdır ve Kurum içinde başvurulabilecek başka bir merci yoktur.

Kesin yetki: Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali davası, kararın tebliğinden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılır. Bu yetki kesindir ve başka bir yer mahkemesinde açılan dava yetkisizlikle sonuçlanır.

Bu davada dikkat edilmesi gereken bir usul noktası, taraf teşkilidir. Mutlak ret nedenine dayalı kararlarda davalı yalnızca Kurumdur; nispi ret nedenine dayalı kararlarda ise itiraz sahibi veya başvuru sahibi de davada taraf gösterilmelidir. Ayrıca idari itiraz yolu tüketilmeden doğrudan dava açılamaz.

Marka hükümsüzlüğü davası

Tescil edilmiş bir markanın, tescil anında mevcut olan bir aykırılık nedeniyle geçersiz kılınması hükümsüzlük davasıyla sağlanır. Karar geçmişe etkilidir: marka hiç doğmamış sayılır. Ancak bu geriye etki, hükümsüzlükten önce kesinleşmiş ve uygulanmış tecavüz kararları ile yapılmış ve uygulanmış sözleşmeleri kural olarak etkilemez.

Nispi ret nedenlerine dayalı hükümsüzlük davalarında beş yıllık bir sınır vardır: marka sahibi, sonraki markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, artık hükümsüzlük talep edemez. Bu kuralın önemli bir istisnası, sonraki markanın kötü niyetle tescil edilmiş olmasıdır; kötü niyet hâlinde sessiz kalma yoluyla hak kaybı işlemez.

Kötü niyetli tescil iddiası uygulamada özellikle eski çalışan, distribütör veya iş ortağı gibi önceden ticari ilişki içinde bulunulan taraflarca yapılan tescillerde gündeme gelir. Markaların benzer olması tek başına kötü niyeti göstermez; taraflar arasındaki önceki ilişki, markasal kullanım niyetinin bulunmaması, yalnızca engelleme veya yedekleme amacı gütmek gibi ek unsurlar birlikte değerlendirilir.

Sessiz kalma savunması yalnızca hükümsüzlük davalarıyla sınırlı değildir. Tecavüz ve tazminat davalarında da, dürüstlük kuralına ve çelişkili davranma yasağına dayanarak ileri sürülebilir. Bu savunmayı ileri süren taraf, hak sahibinin kullanımı bildiğini veya bilmesi gerektiğini ve buna rağmen uzun süre harekete geçmediğini ispatla yükümlüdür.

Kullanmama nedeniyle marka iptali

Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmaksızın kullanılmayan veya kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptali istenebilir. Bu talepleri incelemekle 10 Ocak 2024 tarihinden itibaren Türk Patent ve Marka Kurumu yetkilidir; talep artık mahkemeye değil doğrudan Kuruma yapılır.

Kullanım ispatı yükü marka sahibindedir. Burada aranan ciddi kullanımdır; göstermelik veya sembolik nitelikteki kullanım yeterli sayılmaz. Faturalar, ürün ve ambalaj örnekleri, kataloglar, fiyat listeleri, reklam ve tanıtım belgeleri sunulabilir, ancak bu belgelerin markayla ve tescilli olduğu mal ve hizmetlerle açık bağlantısının kurulabilmesi gerekir. Markanın yalnızca bir kısım mal veya hizmet için kullanıldığı hâllerde kısmi iptal gündeme gelir.

Markanın kullanılmaması haklı bir sebebe dayanıyorsa, bu sebep devam ettiği sürece beş yıllık süre işlemez. Haklı sebep, marka sahibinin iradesinden bağımsız olarak ortaya çıkan ve kullanımı engelleyen durumları ifade eder; ithalat kısıtlamaları veya idari izin gereklilikleri bu kapsamda değerlendirilebilir.

Marka hakkına tecavüz ve açılabilecek davalar

Marka sahibinin izni olmaksızın markanın kullanılması, markanın veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin taklit edilmesi, taklit olduğu bilinen veya bilinmesi gereken ürünlerin satılması, dağıtılması, ithal edilmesi veya ticari amaçla elde bulundurulması ile lisansla verilmiş hakların izinsiz genişletilmesi veya devredilmesi tecavüz sayılır.

Tecavüz hâlinde açılabilecek davalar tek bir dilekçede birleştirilebilir: tecavüzün tespiti, tecavüz fiillerinin durdurulması, tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini, tecavüze konu ürünlere ve bunların üretiminde kullanılan araçlara el konulması, el konulan ürünler üzerinde mülkiyet hakkı tanınması, tecavüzün devamını önleyecek tedbirlerin alınması ve kesinleşen kararın ilanı.

Uygulamada davanın kaderini çoğu zaman ihtiyati tedbir aşaması belirler. Tedbir talebinde marka tescil belgesinin ibrazı ve tecavüzün yaklaşık olarak ispatı aranır; teknik ve karmaşık uyuşmazlıklarda mahkeme bilirkişi raporu almadan tedbire karar vermekten kaçınabilir. Delil tespiti talebi de, ürünlerin piyasadan çekilmesinden önce ihlalin belgelenmesi bakımından kritik bir araçtır.

Tazminat ve itibar tazminatı

Marka hakkına tecavüzde maddi zarar, fiili kayıp ile yoksun kalınan kazançtan oluşur. Yoksun kalınan kazanç üç yöntemden biriyle hesaplanır: tecavüz edenin rekabeti olmasaydı hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir, tecavüz edenin elde ettiği net kazanç veya markanın lisans sözleşmesiyle hukuka uygun kullanılması hâlinde ödenmesi gerekecek lisans bedeli.

Bu yöntemlerden birinin dava dilekçesinde seçilmesi zorunludur ve seçimin, karşı tarafın ticari defterleri incelenmeden önce yapılması beklenir. Güncel Yargıtay yaklaşımı, seçilen yöntemin sonradan ıslah yoluyla değiştirilmesine izin vermemektedir. Yöntemler arasında tercih yapılırken ispat kolaylığı belirleyicidir: lisans bedeli yöntemi davacıya ispat bakımından en fazla kolaylığı sağlarken, tecavüz edenin net kazancı yöntemi karşı tarafın muhasebe kayıtlarının düzenli tutulmadığı dosyalarda güçlük çıkarabilir.

Maddi ve manevi tazminatın yanında itibar tazminatı da talep edilebilir. Bu tazminat, tecavüze konu ürünlerin kötü şekilde üretilmesi veya uygun olmayan tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda markanın itibarının zarara uğraması hâlinde gündeme gelir ve markanın kendi itibarını korur. Manevi tazminat ise marka sahibinin ticari ve kişisel varlığında meydana gelen olumsuz sonuçlara ilişkindir; ikisi ayrı kalemlerdir ve birlikte istenebilir.

Taklit ürün ve marka hakkına tecavüz suçu

Marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten, hizmet sunan, satışa arz eden, satan, ithal veya ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür. Suç şikâyete bağlıdır ve cezai koruma yalnızca tescilli markalar bakımından geçerlidir.

Uygulamada en sık ileri sürülen savunma, ürünün taklit olduğunun bilinmediğidir. Ticari faaliyette bulunan her gerçek veya tüzel kişinin sattığı ürünün hukuki durumunu araştırmakla yükümlü olduğu kabul edildiğinden, bu savunma genellikle sonuç vermez. Buna karşılık kanun, satıcı konumundaki failler için özel bir etkin pişmanlık imkânı tanımıştır: malı nereden temin ettiğini bildirerek üreticilerin ortaya çıkarılmasını ve mallara el konulmasını sağlayan satıcı hakkında cezaya hükmolunmaz. Bu hükümden bizzat üretim yapanlar yararlanamaz.

Piyasaya sürülmüş ürünleri kişisel ihtiyaçları ölçüsünde elinde bulunduran veya kullanan kişilere karşı hukuk davası açılamaz ve ceza şikâyetinde bulunulamaz. Bu istisna, ticari amaç taşımayan bireysel kullanımı kapsam dışında bırakır.

E-ticaret, anahtar kelime reklamları ve alan adı uyuşmazlıkları

Pazaryerlerinde satılan taklit ürünler bakımından aracı hizmet sağlayıcının sorumluluğu, kural olarak kendisine usulüne uygun bildirim yapılmasından sonra doğar. Bildirim üzerine ürünün yayımdan kaldırılması, satıcının itirazı hâlinde ise itirazın belirli bir süre içinde değerlendirilmesi gerekir. Platform bildirime rağmen makul sürede harekete geçmezse kendi sorumluluğu gündeme gelir. Bu yol, satıcıya karşı açılacak tecavüz ve tazminat davasının alternatifi değil tamamlayıcısıdır.

Arama motoru reklamlarında rakip markanın anahtar kelime olarak seçilmesi ayrı bir uyuşmazlık tipidir. Burada belirleyici olan, işaretin markasal biçimde kullanılıp kullanılmadığı ve tüketicinin reklam veren ile marka sahibini birbirinden ayırt edip edemeyeceğidir. Markanın yalnızca anahtar kelime olarak seçilip reklam metninde hiç görünmediği hâller ile markanın doğrudan reklam metninde kullanıldığı hâller farklı değerlendirilir.

Alan adı uyuşmazlıklarında ise Sınai Mülkiyet Kanunu’ndan bağımsız bir mekanizma işler. Uluslararası uzantılarda ICANN’ın uyuşmazlık çözüm politikası, “.tr” uzantılı alan adlarında ise TRABİS bünyesindeki Uyuşmazlık Çözüm Mekanizması devreye girer. Bu yollarda kural olarak alan adının iptali veya devri sağlanır; tazminat talebi için ayrıca mahkemeye başvurmak gerekir. Hangi yolun tercih edileceği, talebin kapsamına ve sürecin hızına göre belirlenir.

Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı

Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöreyle özdeşleşmiş ürünler coğrafi işaret olarak tescil edilebilir. Tüm üretim aşamalarının belirli bir coğrafi alanda gerçekleşmesi hâlinde menşe adı, üretim aşamalarından en az birinin o alanda gerçekleşmesi hâlinde mahreç işareti söz konusu olur. Geleneksel ürün adı ise belirli bir coğrafi alan şartı aranmayan, en az otuz yıllık kullanıma dayanan adlar için öngörülmüştür.

Coğrafi işaret tescili bireysel bir tekel hakkı doğurmaz; şartları taşıyan tüm üreticiler tescilli adı kullanabilir. Buna karşılık tecavüz hâlinde dava açma usulü kendine özgüdür: kullanma hakkına sahip olanlar önce tescil ettirene başvurmak zorundadır. Tescil ettiren talebi kabul etmez veya bildirimden itibaren üç ay içinde dava açmazsa, kullanma hakkı sahipleri bildirimi ekleyerek kendileri dava açabilir. Ciddi bir zarar tehlikesi varsa bu süre beklenmeksizin ihtiyati tedbir talep edilebilir.

Marka devri, lisans, rehin ve haciz

Marka hakkı devredilebilir, lisans konusu yapılabilir, rehnedilebilir ve haczedilebilir. Bu işlemlerde şekil şartları farklıdır ve karıştırılması hak kaybına yol açar. Devir sözleşmesinin yazılı olması ve noter tarafından onaylanması zorunludur. Lisans sözleşmesi için noter onayı aranmaz ancak yazılı şekil gereklidir.

Sicile kayıt, bu işlemlerin geçerliliği için değil, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için önem taşır. Sicile kaydedilmemiş bir lisans veya rehin, markayı iyiniyetle devralan üçüncü kişiye karşı ileri sürülemeyebilir. Bu nedenle sözleşmenin imzalanmasıyla yetinilmemeli, sicil işlemleri de tamamlanmalıdır.

Lisansın inhisari olup olmaması, dava açma yetkisi bakımından belirleyicidir. İnhisari lisans sahibi, aksi sözleşmede kararlaştırılmadıkça hak sahibinin açabileceği davaları kendi adına açabilir. İnhisari olmayan lisans sahibinin dava açması ise, hak sahibine bildirimde bulunması ve buna rağmen hak sahibinin belirli bir süre içinde dava açmaması şartına bağlıdır.

Uluslararası marka tescili

Madrid Protokolü, tek bir uluslararası başvuruyla birden fazla ülkede koruma talep edilmesine imkân verir. Ancak bu sistemin, çoğu zaman gözden kaçan bir riski vardır: uluslararası tescil, ilk beş yıl boyunca menşe ülkedeki temel başvuru veya tescile bağımlıdır. Türkiye’deki temel marka bu süre içinde iptal edilir veya hükümsüz kılınırsa, uluslararası tescil de seçilen tüm ülkelerde etkisini yitirir.

Bu sonucun telafisi için dönüştürme mekanizması öngörülmüştür: uluslararası tescil, belirli bir süre içinde talep edilmesi hâlinde her bir ülkede ulusal başvuruya dönüştürülebilir ve ilk tarihini korur. Sürenin kaçırılması hâlinde bu imkân ortadan kalkar. Uluslararası koruma planlanırken temel markanın hukuki durumunun sağlamlığı bu nedenle ayrıca değerlendirilmelidir.

Görevli ve yetkili mahkeme

Marka uyuşmazlıklarında görevli mahkeme fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir. Bu mahkemeler İstanbul, Ankara ve İzmir’de kurulmuştur; kurulmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemeleri bu sıfatla görev yapar. Kurumun kararlarına karşı açılan davalarda Ankara mahkemeleri kesin yetkilidir.

Hak sahibi, üçüncü kişilere karşı açacağı davalarda kendi yerleşim yeri, fiilin gerçekleştiği yer veya fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesi arasında seçim yapabilir. Marka davaları mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat talepleri bakımından arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır. Marka uyuşmazlığınızın patent, tasarım veya telif boyutu da varsa fikri ve sınai mülkiyet davaları avukatı sayfamızdan diğer çalışma alanlarımıza ulaşabilirsiniz.

Sıkça sorulan sorular

Marka avukatı hangi işlemleri yürütür?

Marka başvurusu öncesi benzerlik değerlendirmesi, tescil sürecinin takibi, yayıma ve redde itirazlar, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararlarının iptali davaları, hükümsüzlük ve iptal talepleri, tecavüz ve tazminat davaları ile taklit ürünlere karşı cezai şikâyet süreçleri yürütülür.

Marka tescili ne kadar sürer ve koruma ne zaman başlar?

Süreç şekli inceleme, mutlak ret incelemesi, Bültende yayım, iki aylık itiraz süresi ve tescil aşamalarından oluşur; koruma süresi tescil belgesinin düzenlendiği tarihten değil başvuru tarihinden itibaren on yıl olarak hesaplanır.

Marka yenileme süresi kaçırılırsa ne olur?

Koruma süresinin bitiminden önceki altı aylık normal süre kaçırılmışsa, koruma süresinin sona erdiği tarihten itibaren altı ay içinde ek ücret ödenerek yenileme yapılabilir; her iki süre de geçirilirse marka hakkı sona erer ve yeniden başvuru gerekir.

Marka başvuruma itiraz edildi, ne yapmalıyım?

İtiraza süresi içinde karşı görüş sunulmalı, itiraz gerekçesi yapılan markanın son beş yıldır tescilli olması hâlinde itiraz sahibinden kullanım ispatı talep edilip edilemeyeceği değerlendirilmelidir; karşı görüş sunulmaması hâlinde Kurum kararını yalnızca itiraz sahibinin sunduğu belgelere göre verir.

Marka hükümsüzlüğü davası ne kadar süre içinde açılmalıdır?

Mutlak ret nedenlerine dayalı hükümsüzlük talepleri için bir süre sınırı öngörülmemiştir, ancak nispi ret nedenlerinde marka sahibi sonraki markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde beş yıl sessiz kalmışsa hükümsüzlük talep edemez; kötü niyetli tescillerde bu süre işlemez.

Markamı beş yıldır kullanmıyorum, iptal edilir mi?

Haklı bir sebep bulunmadığı sürece, ilgili kişilerin talebi üzerine markanın iptaline karar verilebilir; kullanımı ispat yükü marka sahibindedir ve ispat edilen kullanımın ciddi nitelikte olması, göstermelik kullanımın yeterli sayılmaması esastır.

Kullanmama nedeniyle iptal talebi nereye yapılır?

10 Ocak 2024 tarihinden itibaren bu talepleri incelemekle Türk Patent ve Marka Kurumu yetkilidir, dolayısıyla talep mahkemeye değil doğrudan Kuruma yapılır.

Marka hakkına tecavüz hâlinde hangi davalar açılabilir?

Tecavüzün tespiti, durdurulması ve kaldırılması, maddi ve manevi tazminat, itibar tazminatı, ürünlere ve üretim araçlarına el konulması, bunların imhası veya mülkiyetinin tanınması ile kararın ilanı talepleri aynı davada birlikte ileri sürülebilir.

Marka tecavüzünde tazminat nasıl hesaplanır?

Yoksun kalınan kazanç, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir, tecavüz edenin elde ettiği net kazanç veya ödenmesi gerekecek lisans bedeli yöntemlerinden biri seçilerek hesaplanır ve bu seçimin dava başında yapılması, sonradan değiştirilmemesi esastır.

Bilmeden taklit ürün satmak suç oluşturur mu?

Ticari faaliyette bulunan kişilerin sattıkları ürünün hukuki durumunu araştırmakla yükümlü olduğu kabul edildiğinden bu savunma genellikle sonuç vermez, ancak satıcı konumundaki fail malı nereden temin ettiğini bildirerek üreticilerin ortaya çıkarılmasını sağlarsa etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilir.

Tescilsiz markam korunur mu?

Tescilsiz bir işaret Sınai Mülkiyet Kanunu’nun sağladığı cezai korumadan yararlanamaz, ancak ticaret sırasında daha önce kullanılmışsa sonraki bir tescile itiraz edilmesinde ve hükümsüzlük talebinde dayanak oluşturabilir; ayrıca haksız rekabet hükümlerine göre korunması mümkündür.

Rakibimin markamı Google reklamlarında anahtar kelime olarak kullanması ihlal midir?

Değerlendirmede işaretin markasal biçimde kullanılıp kullanılmadığına ve tüketicinin reklam veren ile marka sahibini ayırt edip edemediğine bakılır; markanın reklam metninde doğrudan yer aldığı hâller ile yalnızca anahtar kelime olarak seçildiği hâller farklı sonuçlara ulaşabilir.

Markamı içeren bir alan adı alınmış, ne yapabilirim?

Uluslararası uzantılarda ICANN uyuşmazlık çözüm politikası, “.tr” uzantılarında TRABİS bünyesindeki Uyuşmazlık Çözüm Mekanizması işletilebilir; bu yollar alan adının iptali veya devriyle sonuçlanır, tazminat talep edilecekse ayrıca mahkemeye başvurulması gerekir.

Marka devri için noter onayı şart mıdır?

Evet, marka devir sözleşmesinin yazılı olması ve noter tarafından onaylanması zorunludur; lisans sözleşmesinde ise yazılı şekil yeterli olup noter onayı aranmaz.

Yurt dışında marka koruması nasıl sağlanır?

Madrid Protokolü kapsamında tek başvuruyla birden fazla ülkede koruma talep edilebilir, ancak uluslararası tescil ilk beş yıl boyunca Türkiye’deki temel başvuru veya tescile bağımlı olduğundan temel markanın hukuki durumunun sağlamlığı önceden değerlendirilmelidir.

Marka davalarında arabuluculuk zorunlu mudur?

Marka davaları mutlak ticari dava sayıldığından konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat talepleri bakımından arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır; hükümsüzlük veya tecavüzün önlenmesi talepleri bu şarta tabi değildir.

Sonuç

Marka uyuşmazlıklarında sonucu belirleyen çoğu zaman sürelerdir. Yayıma itiraz için iki ay, Kurul kararının iptali davası için iki ay, kullanmama nedeniyle iptalde beş yıllık kullanım penceresi, hükümsüzlükte sessiz kalma süresi ve yenilemede altı aylık pencereler kaçırıldığında telafisi çoğu zaman mümkün olmaz. Markanızın taklit edildiğini düşünüyorsanız, size bir ihtarname ulaştıysa veya başvurunuza itiraz edildiyse, adım atmadan önce hukuki durumunuzu ve elinizdeki süreleri değerlendirmeniz yerinde olur. Büromuzla iletişime geçerek dosyanızı görüşebilirsiniz.

Av. Mehmet Sarıoğlu tarafından hazırlanmış; Av. Fatih Sefer tarafından incelenip yayına uygun bulunmuştur.

Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul