Çekişmeli Boşanma Davası | Süreç, Süre ve Masraflar 2026

Çekişmeli boşanma davası, eşlerin boşanma veya boşanmanın sonuçlarından en az birinde anlaşamadığı; kusurun, nafakanın, velayetin ve tazminatın yargılamayla belirlendiği dava türüdür. Anlaşmalı boşanmadan farkı, sonucun tarafların ortak iradesiyle değil, süresinde bildirilen delillerle ve mahkemenin yapacağı kusur değerlendirmesiyle belirlenmesidir. Bu sayfada davanın hangi aşamalardan geçtiğini, hangi işlemin hangi süreye bağlı olduğunu ve hangi usul hatalarının telafisi olmadığını güncel Yargıtay kararlarıyla ele alıyoruz.

Uygulamadaki temel gerçek şudur: çekişmeli boşanma davaları çoğu zaman delilin yokluğundan değil, delilin süresinde ve usulüne uygun bildirilmemesinden kaybedilir. Dilekçeler aşaması kapandıktan sonra dosyaya girmeyen bir vakıa, sonradan ispatlansa dahi kusur belirlemesinde dikkate alınmaz.

KonuBilgi
Görevli mahkemeAile mahkemesi
Cevap süresiTebliğden itibaren 2 hafta
Delil sunumu için kesin süreÖn incelemede verilen 2 hafta (HMK m. 140)
Tanık listesiBir kez verilir; ikinci liste sunulamaz (HMK m. 240/2)
IslahTahkikat bitimine kadar, yalnız bir kez (HMK m. 176-177)
Ortalama süre (ilk derece)4-8 celse, yaklaşık 1-2 yıl
İstinaf süresiGerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta

Çekişmeli Boşanma Davası Nedir?

Çekişmeli boşanma, eşlerin boşanmanın kendisinde ya da sonuçlarından herhangi birinde uzlaşamaması hâlinde açılan ve tahkikat yapılarak sonuçlandırılan davadır. Dava, TMK m. 161-165 arasındaki özel boşanma sebeplerine ya da m. 166/1’deki genel sebebe dayandırılabilir. Uygulamadaki dosyaların büyük bölümü genel sebebe, yani evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanır; hangi davranışların kusur sayıldığı, af ve barışmanın etkisi ile kusur dengesinin fer’i taleplere yansıması o sayfada ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.

Özel sebeplerden birine dayanılacaksa ispat rejimi ve hak düşürücü süreler farklıdır; zina, terk, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, küçük düşürücü suç işleme, haysiyetsiz hayat sürme ve akıl hastalığı için ilgili sayfalarımıza bakabilirsiniz. Davanın açılış işlemleri (dilekçe, harç, gider avansı, yetkili adliye) ise boşanma davası nasıl açılır rehberimizde yer almaktadır.

Çekişmeli Boşanma Davasının Aşamaları

Çekişmeli boşanma, HMK’daki yazılı yargılama usulüne tabidir ve beş aşamadan geçer.

  1. Dilekçeler teatisi: Dava dilekçesi davalıya tebliğ edilir; davalının iki hafta içinde cevap verme hakkı vardır. Ardından cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle taraflar ikişer dilekçe hakkını kullanır. Bu aşama kapandığında iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı devreye girer.
  2. Ön inceleme: Dava şartları ve ilk itirazlar incelenir, uyuşmazlık konuları tek tek tespit edilir, taraflar sulhe teşvik edilir ve delillerin sunulması için kesin süre verilir.
  3. Tahkikat: Tanıklar dinlenir, belgeler toplanır, gerekiyorsa bilirkişi veya uzman incelemesi yapılır. Davanın en uzun aşamasıdır.
  4. Sözlü yargılama: Tahkikat tamamlandıktan sonra taraflara son beyanları için söz hakkı tanınır.
  5. Hüküm: Mahkeme boşanma ile birlikte velayet, nafaka ve tazminat hakkında karar verir. Karara karşı istinaf, koşulları varsa temyiz yolu açıktır.

Delil ve Tanık Bildiriminde Kesin Süreler

Çekişmeli boşanmada en ağır hak kayıpları bu başlıkta yaşanır. HMK m. 119/1-f ve m. 129/1-e uyarınca taraflar, dayandıkları her vakıanın hangi delille ispatlanacağını dilekçelerinde göstermek zorundadır. Dilekçeler aşamasında gösterilmeyen delillerin sonradan dosyaya girmesi kural olarak mümkün değildir.

Yargıtay bu ilkeyi istikrarlı biçimde uygulamakta; dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra usulüne uygun olarak dayanılmayan vakıaların tarafa kusur olarak yüklenemeyeceğini belirtmektedir (Yargıtay 2. HD, E. 2023/4780, K. 2025/145, T. 14.01.2025). Aynı şekilde yasal süresinden sonra ileri sürülen ve karşı tarafça açıkça muvafakat edilmeyen maddi ve manevi tazminat talepleri de değerlendirilemez (Yargıtay 2. HD, E. 2022/9278, K. 2023/101, T. 10.01.2023).

Ön İncelemede Verilen İki Haftalık Kesin Süre

HMK m. 140 uyarınca hâkim, ön inceleme duruşmasında taraflara; dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin dosyaya konulması için gerekli işlemleri yapmaları amacıyla iki haftalık kesin süre verir. HMK m. 94 anlamında kesin süre hak düşürücü niteliktedir: süre içinde yapılmayan işlem, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılması sonucunu doğurur. Sonradan telafi ancak karşı tarafın açık muvafakati veya ıslah yoluyla mümkün olabilir.

İkinci Tanık Listesi Verme Yasağı

HMK m. 240/2 uyarınca taraf, tanık listesini yalnızca bir kez verebilir; ikinci bir liste sunulamaz. Bu yasak Yargıtay uygulamasında mutlak niteliktedir ve yerel mahkeme kararının bozulmasından sonraki aşamada dahi yeni tanık listesi verilmesine izin verilmez. Dilekçeler aşamasında hiç tanık bildirmemiş olan tarafın, ön inceleme duruşmasında verilen kesin süre içinde ilk kez tanık listesi sunması ise mümkündür; buradaki ayrım, hiç liste vermemiş olmak ile verilmiş listeyi genişletmek arasındadır.

Hâkimin Kendiliğinden Araştırma Yetkisi

Hukuk yargılamasında kural, taraflarca hazırlama ilkesidir: hâkim, tarafların ileri sürmediği vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz. Boşanma davalarında bu kuralın istisnası kamu düzenine ilişkin konular ile çocuğu ilgilendiren hususlardır.

Velayet uyuşmazlıklarında hâkim, talep olmasa dahi çocuğun üstün yararını korumak için gerekli gördüğü delilleri kendiliğinden toplayabilir; taraflar velayet konusunda anlaşmış olsa bile bu anlaşmayla bağlı değildir. Aynı yaklaşım tedbir nafakası ile kişisel ilişki düzenlemesi bakımından da geçerlidir. Buna karşılık kusur belirlemesi ve tazminat talepleri taraflarca hazırlama ilkesine tabidir; hâkim bu konularda dilekçelerde dayanılmayan vakıaları araştıramaz. Velayete ilişkin ölçütler için velayet davası rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Bilirkişi ve Uzman İncelemesi

Teknik bilgi gerektiren hâllerde bilirkişi incelemesine başvurulur. Boşanma davalarında en sık karşılaşılan uygulama, velayet ve kişisel ilişki tesisinde pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzman heyetinden sosyal inceleme raporu (SİR) alınmasıdır. Çocuğun üstün yararı ilkesi, idrak çağındaki çocuğun dinlenmesi ve ebeveynlerin ev ortamının incelenmesini çoğu dosyada zorunlu kılar.

Bilirkişi incelemesi velayetle sınırlı değildir. Tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının tespiti, tazminat ve nafaka miktarlarının belirlenmesi ya da dosyaya sunulan dijital delillerin doğruluğunun incelenmesi de bilirkişiye başvurulmasını gerektirebilir. Bilirkişi raporu hâkimi bağlamaz; hâkim raporu diğer delillerle birlikte değerlendirir.

Islah Yoluyla Düzeltme İmkânı

Islah, tarafın yaptığı bir usul işlemini kısmen veya tamamen düzeltmesine imkân tanıyan kurumdur (HMK m. 176 vd.). Tahkikat bitimine kadar ve yalnızca bir kez kullanılabilir. Boşanma davalarında ıslahın üç pratik işlevi vardır: dayanılan boşanma sebebinin değiştirilmesi, fer’i taleplerin (maddi-manevi tazminat, nafaka) artırılması veya eklenmesi ve dilekçede eksik bırakılmış vakıaların düzeltilmesi.

Islahın sınırı da nettir: karşı tarafın kazanılmış hakları korunur ve ıslah, süresinde bildirilmemiş tanık listesini canlandırmaz. Bu nedenle ıslah, dilekçe aşamasındaki eksikliklerin genel bir telafi yolu olarak görülmemelidir. Maddi ve manevi tazminat taleplerinin miktarını başlangıçta doğru belirlemek, ıslaha ihtiyaç duymamanın en güvenli yoludur.

Karşı Dava ve Davaların Birleştirilmesi

Kendisine boşanma davası açılan eş, yalnızca savunma yapmakla yetinebileceği gibi kendi boşanma sebeplerini ve taleplerini ileri sürerek karşı dava da açabilir. Karşı dava, cevap dilekçesiyle birlikte veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçeyle açılır (HMK m. 132-133). Bu süre kaçırıldığında karşı dava açılamaz; eş ancak ayrı bir dava açabilir.

Sürelerin hesabında adli tatil sıkça gözden kaçan bir ayrıntıdır: adli tatilde süresi biten işlerde süre, tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzamış sayılır (HMK m. 104). Karşı dava süresinin adli tatile denk gelmesi hâlinde bu uzama dikkate alınmalıdır.

Eşlerin birbirlerine karşı ayrı ayrı dava açmaları da uygulamada sık görülür. Aralarında bağlantı bulunan bu davalar HMK m. 166 uyarınca birleştirilir; birleştirme talep üzerine olabileceği gibi mahkemece kendiliğinden de yapılabilir. Yargıtay, birleştirilmesi gereken davaların ayrı ayrı sonuçlandırılmasını ve özellikle kusur durumunun bütün olarak değerlendirilmemesini bozma sebebi saymaktadır. Bunun sebebi açıktır: kusur, iki dosyanın vakıaları birlikte görülmeden doğru biçimde dağıtılamaz.

Yargılama Sırasındaki Geçici Korumalar

Boşanma davası açıldığında eşlerin ve çocukların barınma, geçim ve korunma ihtiyaçlarının yargılama sonuna kadar askıda kalması düşünülemez. TMK m. 169 uyarınca hâkim, dava süresince eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakımına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır. Tedbir nafakası, velayet ve kişisel ilişkiye dair ara kararlar bu kapsamdadır ve kusur şartına bağlı değildir.

Bu kararlar geçici niteliktedir ve değişen koşullara göre yargılamanın her aşamasında yeniden düzenlenebilir. Buna karşılık önemli bir usul sınırı vardır: geçici hukuki koruma niteliğindeki ara kararlara karşı müstakil olarak kanun yoluna başvurulamaz. Taraf, tedbir nafakasının miktarını veya kişisel ilişkinin kapsamını beğenmediğinde ayrı bir istinaf başvurusu yapamaz; itirazını mahkemeye bildirir ve bu ara kararlar, esas hüküm istinaf edildiğinde birlikte denetlenir (bu yönde Yargıtay 2. HD, E. 2022/9535, K. 2023/979, T. 13.03.2023). Kamu düzenine ilişkin konularda ise istinaf incelemesi ileri sürülen sebeplerle sınırlı kalmaz.

Ceza Davasının Boşanma Davasına Etkisi

Hukuk ve ceza yargılaması kural olarak birbirinden bağımsızdır; ancak bu bağımsızlık mutlak değildir. HMK m. 165 uyarınca bir davanın sonuçlandırılması başka bir davanın sonucuna bağlıysa mahkeme o davayı bekletici mesele yapabilir. Boşanma davasında şiddet, tehdit veya hakaret iddiası aynı zamanda bir ceza soruşturmasına konu olmuşsa, maddi olgunun tespiti bakımından ceza dosyasının beklenmesi gündeme gelir.

Ayrım şurada: ceza mahkemesinin maddi vakıayı tespit eden kararı hukuk hâkimini bağlar; buna karşılık beraat kararı tek başına o eylemin boşanma davasında kusur oluşturmadığı anlamına gelmez. Ceza hukukundaki ispat eşiği ile aile hukukundaki kusur değerlendirmesi farklıdır; delil yetersizliğinden verilen beraat, aynı davranışın evlilik birliğini sarsan bir kusur olarak nitelendirilmesine engel değildir.

Duruşmaya Katılmama ve Dosyanın İşlemden Kaldırılması

Çekişmeli boşanma davası sıkı takip gerektirir. Taraflardan hiçbiri duruşmaya gelmez ya da gelenler davayı takip etmeyeceklerini bildirirse dosya işlemden kaldırılır (HMK m. 150). Dosyası işlemden kaldırılan taraf, üç ay içinde yenileme dilekçesi vererek davaya kaldığı yerden devam edebilir. Bu üç aylık süre hak düşürücüdür: süresinde yenilenmeyen dava açılmamış sayılır.

Davanın açılmamış sayılması, davadan feragat anlamına gelmez; taraf yeniden dava açabilir. Ancak bu durumda harç ve gider avansı yeniden yatırılır, zaman kaybedilir ve özel boşanma sebeplerinde işleyen hak düşürücü süreler bakımından risk doğabilir. Ayrıca ilk dava tarihine bağlanan sonuçlar da (örneğin mal rejiminin sona erme tarihi) yeniden açılan davanın tarihine göre belirlenir; bu, boşanmada mal paylaşımı bakımından doğrudan mali sonuç doğurur.

Feragat ile Davanın Geri Alınması Arasındaki Fark

Uygulamada karıştırılan iki kurum vardır ve sonuçları taban tabana zıttır.

Feragat (HMK m. 307-311), davacının talep sonucundan vazgeçmesidir. Kesin hüküm gibi sonuç doğurur ve hüküm kesinleşinceye kadar her aşamada yapılabilir. Feragat edilen taleple ilgili olarak aynı vakıalara dayanılarak yeniden dava açılamaz. Boşanma davasından feragat, ayrıca karşı tarafın feragatten önceki kusurlu davranışlarının affedilmiş ya da hoşgörüyle karşılanmış sayılması sonucunu da doğurabilir; bu nedenle feragat, geri dönüşü olmayan bir işlemdir. Yargıtay, boşanma yönünden feragat ile fer’i taleplerden feragat arasındaki kapsam ayrımını da titizlikle denetlemektedir (Yargıtay 2. HD, E. 2016/16978, K. 2018/5612, T. 25.04.2018).

Davanın geri alınması (HMK m. 123) ise farklıdır: davacı, hüküm kesinleşinceye kadar ancak davalının açık rızasıyla davasını geri alabilir ve bu hâlde dava açılmamış sayılır. Kesin hüküm doğmadığından aynı vakıalara dayanılarak yeniden dava açılabilir. Yani barışma ihtimali varsa doğru kurum feragat değil, davalının muvafakatiyle davanın geri alınmasıdır.

Çekişmeli Boşanma Ne Kadar Sürer, Kaç Celse Sürer?

Kanunda belirlenmiş bir celse sayısı yoktur; süre dosyanın kapsamına bağlıdır. Uygulamada ön inceleme duruşmasının ardından tanıkların dinlenmesi ve delillerin toplanması ortalama dört ile sekiz celse sürer; ilk derece mahkemesindeki toplam süre çoğunlukla bir ila iki yıldır. İstinaf ve gerekirse temyiz aşamaları bu süreye eklenir.

Süreyi uzatan başlıca etkenler tanık sayısı, tanıkların duruşmaya gelmemesi nedeniyle yenilenen davetler, başka mahkemeler aracılığıyla (talimatla) yapılan tanık dinlemeleri, sosyal inceleme raporunun beklenmesi ve ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasıdır. Buna karşılık dilekçenin ilk günden eksiksiz hazırlanması, tanıkların sınırlı ve isabetli seçilmesi ile belgelerin ön inceleme öncesinde dosyaya konulması süreyi belirgin biçimde kısaltır.

Masraflar, Yargılama Giderleri ve Vekâlet Ücreti

Boşanma davası konusu para ile ölçülemeyen davalardan olduğu için maktu harca tabidir. 2026 yılında başvurma harcı ve maktu peşin harç toplamı 1.464 TL’dir; buna dava şartı olan gider avansı eklenir. Çekişmeli davalarda tanık sayısı, bilirkişi, keşif veya pedagog incelemesi nedeniyle gider avansı anlaşmalı boşanmaya göre daha yüksek belirlenir ve yargılama sırasında ek avans istenebilir. Vekâlet ücreti bu kalemlerden bağımsızdır ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin altında kararlaştırılamaz; ayrıntılı döküm için boşanma avukatı ücreti 2026 sayfamıza bakabilirsiniz.

Yargılama giderlerinin kime yükleneceği HMK m. 326 vd. hükümlerine tabidir. Kural, giderlerin aleyhine hüküm verilen taraf üzerinde bırakılmasıdır; davanın kısmen kabulü hâlinde ise giderler haklılık oranına göre paylaştırılır. Boşanma davalarında bu, çoğu zaman kusur dağılımına ve fer’i taleplerin ne ölçüde kabul edildiğine göre şekillenir: boşanmaya karar verilmiş ancak tazminat talepleri reddedilmişse mahkeme giderleri bölüştürebilir. Gereksiz yere yapılmış giderler, davayı kazanmış olsa dahi o giderlere sebep olan tarafa yükletilir (HMK m. 327).

Vekille takip edilen davalarda mahkeme, tarife uyarınca vekâlet ücretine de hükmeder ve bu ücret tarafa aittir (HMK m. 330). Boşanmanın kendisi bakımından maktu vekâlet ücretine hükmedilir; nafaka ve tazminat gibi para ile ölçülebilen talepler yönünden ise tarifeye göre ayrıca ücret takdir edilir. Uygulamada sık sorulan “davayı kazanırsam avukatımın ücretini karşı taraf öder mi” sorusunun cevabı bu yüzden ikili niteliktedir: mahkemenin hükmettiği vekâlet ücreti tarife üzerinden hesaplanır ve müvekkilin avukatıyla serbestçe kararlaştırdığı ücretin tamamını karşılamayabilir.

Anlaşmalı Boşanmaya Dönüşüm

Çekişmeli olarak başlayan bir dava, karar kesinleşinceye kadar her aşamada anlaşmalı boşanmaya dönüşebilir. Taraflar boşanmanın tüm sonuçlarını düzenleyen bir protokol sunar; hâkim tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirir ve protokolü özellikle çocukların menfaati yönünden denetler. Bu dönüşüm ilk derece mahkemesiyle sınırlı değildir; dosya istinaf veya temyiz aşamasındayken de gerçekleşebilir.

Dönüşüm, yargılamayı aylarca kısaltan en etkili yoldur. Şartları ve protokolün zorunlu içeriği için anlaşmalı boşanma davası rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Hükmün Kesinleşmesi ve Kısmi Kesinleştirme

Boşanma kararı, kesinleşmeden sonuç doğurmaz; evlilik ancak hükmün kesinleşmesiyle sona erer. Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulmazsa karar kesinleşir.

Az bilinen ve pratikte çok işe yarayan bir imkân, kısmi kesinleştirmedir: taraflar boşanma hükmünü istinaf etmeyip kesinleştirebilir ve yalnızca kusur belirlemesi, nafaka ve tazminat yönünden kanun yoluna başvurabilir. Bu yolla evlilik bağı hemen sona erer, yeniden evlenmenin önü açılır ve mali uyuşmazlık üst mahkemede sürer. Yargıtay, boşanma hükmünün kesinleşme anının doğru tespitini yargılamanın gerektirdiği temel bir husus olarak ele almaktadır (Yargıtay 2. HD, E. 2022/3266, K. 2022/4571, T. 17.05.2022). Kesinleşme tarihi ayrıca mal rejiminin tasfiyesi, TMK m. 178’deki bir yıllık zamanaşımı ve mirasçılık sıfatı bakımından da belirleyicidir.

Taraflardan Birinin Ölümü

Boşanma davası şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan doğduğu için, yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi hâlinde dava kural olarak konusuz kalır ve evlilik ölümle sona erer. Ancak bu, dosyanın tamamen kapanması anlamına gelmez.

Yargıtay uygulamasında, ölen eşin mirasçıları davaya devam ederek sağ kalan eşin kusurlu olup olmadığının tespitini isteyebilir (Yargıtay 2. HD, E. 2023/9956, K. 2024/6993, T. 08.10.2024). Bunun mali sebebi açıktır: sağ kalan eşin tam kusurlu olduğu tespit edilirse mirasçılık sıfatı bakımından sonuç doğar. Mirasçıların bu hakkı yargılamanın her aşamasında, istinaf veya temyiz aşamasında gerçekleşen ölümlerde dahi geçerlidir. Ölüm anı ile kesinleşme anı arasındaki kronolojik sıra, miras haklarının belirlenmesinde doğrudan belirleyicidir.

Davanın Reddi ve Sonrasında Yeni Dava

Ret kararı kesinleştiğinde, o davada ileri sürülen ve karara bağlanan vakıalar bakımından kesin hüküm doğar; aynı vakıalara dayanılarak yeniden boşanma davası açılamaz. Böyle bir dava usulden reddedilir. Buna karşılık ret kararının kesinleşmesinden sonra gerçekleşen yeni kusurlu davranışlar bağımsız bir davanın konusu olabilir.

Burada mutlaka bilinmesi gereken bir çıkış yolu vardır: TMK m. 166/4 uyarınca, boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesi hâlinde, ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemiyle boşanmaya karar verilir. Bu yolda yeni bir vakıa ileri sürmek veya kusur ispatlamak gerekmez. Süre, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının ardından 7532 sayılı Kanun ile üç yıldan bir yıla indirilmiştir. Yani reddedilen dava, boşanmanın önünde kalıcı bir engel değildir; ayrıntısı için TMK m. 166 sayfamıza bakabilirsiniz.

Çekişmeli Boşanma Davasında Avukat Desteği

Bu sayfada görüldüğü gibi çekişmeli boşanmanın sonucu, büyük ölçüde dilekçe aşamasında kurulan vakıa-delil yapısıyla ve süresi kaçırıldığında telafisi olmayan usul işlemleriyle belirlenir. Süresinde bildirilmeyen tanık dinlenmez, ikinci liste verilemez, kesin süre kaçırıldığında delilden vazgeçilmiş sayılır ve dilekçede dayanılmayan vakıa ispatlansa bile kusur belirlemesinde kullanılamaz. Bu kuralların hiçbiri iyi niyetle veya sonradan yapılan açıklamalarla aşılabilecek nitelikte değildir.

Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak İstanbul’un yedi adliyesinde çekişmeli boşanma dosyalarını, delil stratejisinin belirlenmesinden fer’i taleplerin yönetimine ve kanun yolu aşamasına kadar yürütüyoruz. Dosyanızı değerlendirmek için İstanbul’da boşanma davalarını yürüten kadromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Çekişmeli boşanma davası kaç celsede biter?

Kanunda belirlenmiş bir celse sayısı yoktur. Uygulamada ön inceleme duruşmasının ardından tanıkların dinlenmesi ve delillerin toplanması ortalama dört ile sekiz celse sürer; ilk derece mahkemesindeki toplam süre çoğunlukla bir ila iki yıldır. Tanık sayısının az, delillerin derli toplu ve dilekçenin eksiksiz olması celse sayısını doğrudan azaltır.

Dilekçede belirtmediğim bir olayı sonradan ileri sürebilir miyim?

Kural olarak hayır. Dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra iddianın genişletilmesi yasağı devreye girer ve usulüne uygun olarak dayanılmayan vakıalar, sonradan ispatlansa dahi kusur belirlemesinde dikkate alınmaz. Sınırlı istisnalar karşı tarafın açık muvafakati ve ıslahtır.

Tanık listemi sonradan değiştirebilir miyim?

Hayır. Tanık listesi yalnızca bir kez verilir; ikinci liste sunulamaz. Bu yasak, yerel mahkeme kararının bozulmasından sonraki aşamada dahi uygulanır. Ancak dilekçeler aşamasında hiç tanık bildirmemiş olan taraf, ön incelemede verilen kesin süre içinde ilk kez liste sunabilir.

Tedbir nafakasının miktarına ayrıca itiraz edebilir miyim?

Geçici hukuki koruma niteliğindeki bu ara kararlara karşı müstakil olarak kanun yoluna başvurulamaz. İtirazınızı davayı gören mahkemeye bildirebilirsiniz; ara karar, esas hüküm istinaf edildiğinde birlikte denetlenir. Değişen koşullar hâlinde mahkemeden yeniden düzenleme istenebilir.

Eşim hakkındaki ceza davası beraatle sonuçlanırsa boşanma davası etkilenir mi?

Ceza mahkemesinin maddi vakıayı tespit eden kararı hukuk hâkimini bağlar; ancak delil yetersizliğinden verilen beraat, aynı davranışın boşanmada kusur sayılmasına engel değildir. Ceza hukukundaki ispat eşiği ile aile hukukundaki kusur değerlendirmesi farklı ölçütlere dayanır.

Duruşmaya gitmezsem dava düşer mi?

Taraflardan hiçbiri gelmez veya gelenler davayı takip etmeyeceklerini bildirirse dosya işlemden kaldırılır. Üç ay içinde yenileme dilekçesi verilirse davaya kaldığı yerden devam edilir; bu süre içinde yenilenmezse dava açılmamış sayılır ve yeniden harç ile gider avansı yatırmak gerekir.

Boşanma davasından vazgeçersem sonradan yeniden açabilir miyim?

Bu, vazgeçmenin hukuki biçimine bağlıdır. Feragat kesin hüküm sonucu doğurur ve aynı vakıalarla yeniden dava açılmasını engeller. Davanın geri alınması ise davalının açık rızasıyla mümkündür ve dava açılmamış sayıldığından yeniden dava açma hakkı korunur.

Karşı dava açmak için süre var mı?

Evet. Karşı dava, cevap dilekçesiyle birlikte veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçeyle açılır. Bu süre kaçırılırsa karşı dava açılamaz, yalnızca ayrı bir dava yoluna gidilebilir. Sürenin adli tatile denk gelmesi hâlinde bir haftalık uzama dikkate alınır.

Eşimle ayrı ayrı dava açtık, ne olacak?

Aralarında bağlantı bulunan bu davalar birleştirilerek görülür; birleştirme talep üzerine veya mahkemece kendiliğinden yapılabilir. Kusur durumunun bütün olarak değerlendirilebilmesi için birleştirme zorunludur ve buna uyulmaması bozma sebebidir.

Davayı kazanırsam avukatlık ücretini karşı taraf öder mi?

Mahkeme, vekille takip edilen davada tarife uyarınca vekâlet ücretine hükmeder ve bu ücret lehine hükmedilen tarafa aittir. Ancak tarife üzerinden hesaplanan bu tutar, müvekkilin avukatıyla serbestçe kararlaştırdığı ücretin tamamını karşılamayabilir. Yargılama giderleri ise aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir; dava kısmen kabul edilmişse haklılık oranına göre paylaştırılır.

Çekişmeli dava anlaşmalıya dönüşebilir mi?

Evet. Karar kesinleşinceye kadar her aşamada, istinaf veya temyiz aşamasında dahi taraflar protokol sunarak anlaşmalı boşanabilir. Hâkim tarafları bizzat dinler ve protokolü özellikle çocukların menfaati yönünden denetler.

Boşanma kararı verildikten sonra hemen evlenebilir miyim?

Hayır; evlilik ancak hüküm kesinleştiğinde sona erer. Ancak taraflar boşanma hükmünü kesinleştirip yalnızca kusur, nafaka ve tazminat yönünden kanun yoluna başvurabilir. Bu yolla evlilik bağı hemen sona ererken mali uyuşmazlık üst mahkemede devam eder.

Dava sürerken eşim ölürse ne olur?

Evlilik ölümle sona erer ve boşanma davası konusuz kalır. Ancak ölen eşin mirasçıları, sağ kalan eşin kusurlu olup olmadığının tespiti için davaya devam edebilir; bu tespit sağ kalan eşin mirasçılık sıfatı bakımından sonuç doğurur.

Davam reddedilirse yeniden dava açabilir miyim?

Aynı vakıalara dayanarak açamazsınız; ret kararı o vakıalar bakımından kesin hüküm oluşturur. Ancak ret kararının kesinleşmesinden sonra gerçekleşen yeni olaylar bağımsız bir dava konusu olur. Ayrıca TMK m. 166/4 uyarınca ret kararının kesinleşmesinden bir yıl sonra ortak hayat kurulamamışsa, kusur araştırması yapılmaksızın boşanmaya karar verilir.

Bu sayfa, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Mehmet Sarıoğlu tarafından hazırlanmış; Av. Fatih Sefer tarafından incelenip yayına uygun bulunmuştur.

Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul