Acil serviste malpraktis, acil servise başvuran hastaya zamanında, yeterli ve tıp kurallarına uygun müdahale yapılmaması nedeniyle hekimin, sağlık personelinin ve hastanenin tazminat sorumluluğunun doğmasıdır. Acil serviste kararlar dakikalar içinde, eksik bilgiyle ve yoğunluk altında verilir; ancak bu koşullar asgari özen yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Gerekli tetkiki yapmadan taburcu etmek, uzman görüşü almadan hastayı göndermek, stabilizasyonu sağlamadan sevk etmek ya da müdahaleyi geciktirmek kusur sayılabilir. Bu makalede acil servisin hukuki yükümlülükleri, sık görülen hatalar, acil durumda rıza, özel ve devlet hastanesine karşı dava yolu, kusur ve ispat, ceza sorumluluğu, tazminat kalemleri ve süreler ele alınmaktadır. Tüm malpraktis türlerine ilişkin genel çerçeve için malpraktis tazminat davası rehberimize bakabilirsiniz.
1. Acil Serviste Malpraktis Ne Zaman Söz Konusu Olur?
Acil servise başvuran hastada ortaya çıkan her olumsuz sonuç malpraktis değildir. Hastalığın kendi seyri, geç başvuru ya da tıbbın sınırları da kötü sonuca yol açabilir. Hukuki sorumluluk, hekimin veya hastanenin özen yükümlülüğüne aykırı davranması ve bu davranış ile zarar arasında bağlantı bulunması hâlinde doğar. Yargıtay, hekim ve hastane ile hasta arasındaki ilişkiyi vekâlet sözleşmesi çerçevesinde değerlendirir; vekil sonuçtan değil, sonuca ulaşmak için gösterdiği özenden sorumludur.
TBK m.506/2-3: “Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.”
Yargıtay’a göre mesleki iş gören vekil en hafif kusurundan bile sorumludur (3. HD E.2024/2150 K.2025/2658 T.07.05.2025). Bu nedenle acil serviste ağır bir hata aramak gerekmez; basiretli bir hekimin aynı koşullarda yapacağı işlemin yapılmaması yeterlidir. Bilirkişi, hekimin elindeki bilgiyi, hastanın başvuru anındaki bulgularını ve olayın zaman baskısını birlikte değerlendirir. Beklenen ve önlenemeyen sonuç ile gerçek hata arasındaki ayrımı komplikasyon ve malpraktis farkı yazımızda, hastalığın geç tanınmasından doğan sorumluluğu ise yanlış ve geç teşhis nedeniyle tazminat davası yazımızda anlattık.
2. Acil Servisin Hukuki Yükümlülükleri Nelerdir?
Acil servisin yükümlülükleri tek bir kanunda toplanmamıştır; Sağlık Bakanlığı düzenlemelerinde yer alır. Tazminat davasında bu düzenlemeler kusurun ölçütünü oluşturur.
Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği (RG 11.05.2000, 24046). Madde 15’e göre kamu ve özel tüm yataklı tedavi kurumları 24 saat kesintisiz acil sağlık hizmeti verir, acil birimleri bütün başvuruları ayrım yapmadan kabul eder ve başvuran her hasta için acil tıbbi değerlendirme, müdahale ve gerektiğinde stabilizasyon sağlar. Nakil ancak stabilizasyon sağlandıktan sonra ya da hastanın bakımının mevcut tıbbi ve teknik imkânlarla yapılamayacağı tespit edilirse mümkündür. Madde 24, acil servisin hastanın sosyal güvencesine bakmaksızın stabilizasyon sağlanıncaya kadar bütün tıbbi hizmetleri sunmasını öngörür. Madde 15 ayrıca acil vakaya ilişkin tüm verinin kayıt altına alınmasını ve arşivlenmesini zorunlu kılar.
Yataklı Sağlık Tesislerinde Acil Servis Hizmetlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ (RG 13.09.2022, 31952). Tebliğ şunları düzenler:
- Hastalar aciliyetlerine göre triyaj edilir ve renkli alanlara yönlendirilir (m.8-9); acil servise başvuran hastanın kabul edilmesi esastır (m.8/7).
- Sağlık güvencesi ve ödeme gücü sorgulanmaz; kimlik belgesi bulunmayan hastaya da müdahale edilir (m.11/1-2).
- Acil serviste hasta takibinin sekiz saati geçmemesi, hastanın en geç sekiz saat içinde ilgili kliniğe nakli esastır (m.11/3).
- Konsültasyon yazılı istenir ve takip, yatış veya taburculuk şeklinde kesin bir sonuca bağlanır (m.11/11-12).
- Hasta stabil oluncaya kadar sevk edilmez; stabilizasyon sağlanamıyorsa sevk yapılır ve hasta, kabul edilene kadar sevk eden tesisin sorumluluğunda kalır (m.12/2-3).
Bu hükümlerin çoğu “esastır” kalıbıyla yazılmıştır; her sapma kendiliğinden kusur sayılmaz. Yine de dosyayı incelerken sorulacak sorular bellidir: Hasta zamanında karşılandı mı, aciliyetine göre değerlendirildi mi, gereken konsültasyon alındı mı, taburculuk kararı stabilizasyona dayanıyor muydu? Yargıtay Ceza Genel Kurulu da Yönetmeliğin 24. maddesini kusur değerlendirmesinin dayanağı yapmıştır (8. bölüme bakınız).
3. Acil Serviste En Sık Görülen Hatalar Hangileridir?
Acil servis dosyaları birkaç tipik hata etrafında toplanır:
| Hata türü | Somut görünümü | Kusur değerlendirmesinde bakılan nokta |
|---|---|---|
| Yetersiz muayene ve tetkik | Şikâyetle uyumlu görüntüleme, idrar, kan sayımı veya EKG yapılmadan taburcu | Şikâyet ve bulgulara göre tetkikin gerekli olup olmadığı |
| Konsültasyon eksikliği | Uzman görüşü alınmaması veya hastayı görmeyen uzmanın sözlü önerisiyle taburculuk | Konsültasyonun yazılı, zamanında ve fiziki muayeneye dayalı olup olmadığı |
| Stabilizasyon sağlanmadan taburculuk | Vital bulgu ve laboratuvar değerleri toparlanmadan, yeterli gözlem yapılmadan gönderme | Gözlem süresi, takip kayıtları, taburculuk gerekçesi |
| Geç müdahale | Yanlış triyaj, bekletme, ilgili uzmanın geç çağrılması | Başvuru ile müdahale arasındaki sürenin sonuca etkisi |
| Hatalı sevk | Sevkin geciktirilmesi, ambulans veya refakatçi olmadan gönderme, kabul edecek tesisle görüşülmemesi | Sevk gerekçesi, koordinasyon, sevk eden tesisin sorumluluğu |
| Kayıt ve organizasyon kusuru | Muayene bulgusunun yazılmaması, nöbet veya icap düzeninin aksaması | Kayıt eksikliğinin kimin aleyhine değerlendirileceği |
Tetkik yapılmadan taburculuk. Danıştay 10. Daire (E.2020/2696 K.2024/2889 T.11.09.2024) baygınlık geçirdikten sonra Ceyhan Devlet Hastanesi acil servisine başvuran hastanın dosyasını inceledi. Hasta üst solunum yolu enfeksiyonu ön tanısıyla tedavi edilip taburcu edilmiş, ertesi gece bulantı, kusma ve bilinç değişikliğiyle döndüğünde çekilen tomografide subaraknoid kanama saptanmış ve sevk edildiği özel hastanenin yoğun bakımında ölmüştü. Muayene kâğıdında ilk başvurudaki şikâyete dair kayıt yoktu; hekim ile yakınların anlatımı çelişiyordu. Daire, başvuru şikâyetinin ne olduğu konusundaki ispat yükünün idarede kaldığını ve yerine getirilemediğini belirtti; beyin tomografisi çekilmeden, nöroloji veya nöroşirürji konsültasyonu istenmeden ve stabilizasyon sağlanmadan taburcu edilmesini hizmet kusuru sayarak ret kararını bozdu. Hekim aynı olay nedeniyle görevi ihmalden mahkûm edilmişti; hükmün açıklanması geri bırakılmıştı.
Danıştay 10. Daire (E.2021/3654 K.2025/663 T.18.02.2025) başka bir dosyada iskeleden düşen hastanın Aliağa Devlet Hastanesi acil servisinde grafi çekilip enjeksiyon yapıldıktan sonra taburcu edilmesini ele aldı. Hasta ertesi gün idrarda kanla başka bir hastaneye başvurdu; sağ böbreğinde tam yırtık saptandı ve böbrek alındı. Adli Tıp Kurumu tam idrar tetkiki ve hemogram takibi yapılmadan taburcu edilmesinin uygun olmadığını, ancak uygun takip yapılsa da böbreğin alınacağını bildirdi. Daire maddi tazminat isteminin reddini onadı; manevi tazminat miktarını ise uğranılan zarara göre düşük bularak o kısmı bozdu.
Konsültasyon ve stabilizasyon. Danıştay 10. Daire (E.2024/2903 K.2025/2960 T.13.06.2025) Hakkari Devlet Hastanesi acil servisine halsizlik ve baygınlıkla getirilen 38 yaşındaki hastanın dosyasını inceledi. Adli Tıp 3. Üst Kurulu raporuna göre gastroenteroloji uzmanı hastayı görmeden sözlü konsültasyonla taburculuk önermiş, acil tıp uzmanı da tansiyonu düşük ve hemoglobini gerilemiş hastayı stabilizasyon sağlamadan taburcu etmişti. Hasta kısa süre sonra kanamayla geri getirildi, ameliyat edildi ve ertesi sabah öldü. Aynı rapor, bu eylemlerin tıp kurallarına aykırı olduğunu, ancak ölümle illiyet bağı kurulamadığını bildirmişti. Bölge İdare Mahkemesi maddi tazminatı reddedip eşe 20.000 TL, on çocuğun her birine 10.000 TL manevi tazminat verdi; Daire manevi tazminat kısmını onadı, maddi tazminatın reddini hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle bozdu.
Danıştay 10. Daire (E.2019/6382 K.2020/5605 T.02.12.2020) trafik kazası sonrası ambulansla Devlet Hastanesi acil servisine getirilen hastanın dosyasını ele aldı. Ortopedi uzmanı kırığı tespit edip göğüs cerrahisi ile kalp-damar cerrahisi konsültasyonunun uygun olacağını yazmıştı; acil hekimi bu konsültasyonları istemeden hastayı aynı gün taburcu etti, hasta eve giderken rahatsızlanıp özel hastanede öldü. Mahkeme davayı reddetmişti. Daire, Adli Tıp raporunun yalnızca acil hekimini değerlendirdiğini, ortopedi uzmanının işlemlerini incelemediğini, kurulda ortopedi uzmanı bulunmadığını ve konsültasyon istenmeden taburculuğun kusur olup olmadığını tartışmadığını belirterek kararı bozdu.
Yanlış yönlendirme ve sevk. Danıştay 15. Daire (E.2017/1798 K.2019/32 T.09.01.2019) febril konvülsiyon tanısıyla taburcu edilen 13 yaşın üzerindeki bir hastanın aynı gece ateşi yükselince acil servise getirildiği olayı karara bağladı. Acil hekimi hastayı çocuk acil servisine yönlendirdi, çocuk acil servisi 13 yaşın üstünde olduğu için geri çevirdi ve hastaya müdahale edilmedi. Aile hastayı ambulans ve sevk olmadan başka hastaneye götürdü; hasta bir hafta yoğun bakımda kaldıktan sonra öldü. Yüksek Sağlık Şurası, statüs epileptikus gibi acil bir durumda hastanın tedavi edilmeden ve ambulans sağlanmadan gönderilmesini tıbben doğru bulmadı. İdare Mahkemesi hizmet kusurunu kabul etti; Daire kusur ve tazminat kısmını onadı, yalnız faiz başlangıcı yönünden bozdu.
4. Acil Durumda Hasta Rızası Aranır mı?
Tıbbi müdahalede kural, hastanın rızasıdır. Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 24. maddesi bu kuralın istisnasını çizer: Hastanın rızasının alınamadığı, hayati tehlikesinin bulunduğu ve bilincinin kapalı olduğu acil durumlarda ve organ veya fonksiyon kaybına yol açacak bir durumda müdahale rızaya bağlı değildir. Hekim gerekli müdahaleyi yapar, durumu kayıt altına alır ve mümkünse hastanın yakınını, mümkün değilse müdahaleden sonra yakınını bilgilendirir (Yargıtay 13. HD E.2016/28450 K.2018/9152 T.09.10.2018 kararında aktarıldığı hâliyle). Yargıtay 3. HD da ateşle getirilen küçük hastada acil tedaviye başlanırken aydınlatılmış onam alınmasının hayatın olağan akışına göre beklenemeyeceğini kabul etmiştir (E.2023/3100 K.2024/1511 T.06.05.2024).
Pratikte rıza, gecikmenin gerekçesi olarak da ileri sürülür. Yargıtay 13. HD’nin önüne gelen olayda gece 02.34’te şiddetli sancıyla özel hastaneye başvuran gebede dekolman plasenta teşhisi konup ameliyat önerilmiş, hastane ise yakınların onay vermediğini ve saat 03.54’e kadar bu yüzden müdahale yapılamadığını savunmuştu. Yönetmelik, hastanın tedaviyi reddetme hakkını da güvence altına alır; ancak ret hâlinde sonuçların hastaya veya yakınlarına anlatılması ve bunu gösteren yazılı belgenin alınması gerekir. Yargıtay, 80 dakikalık gecikmenin sonuca etkisini, tedaviyi reddetme hakkını, sonuçların anlatılıp anlatılmadığını ve yazılı belgenin neden alınmadığını açıklamayan raporlarla hüküm kurulamayacağını belirterek ret hükmünü bozdu ve kadın hastalıkları ve doğum alanında üç öğretim üyesinden kurul raporu alınmasını istedi. Doğum eylemindeki benzer sorumluluk için hatalı doğum ve sezaryen nedeniyle tazminat davası yazımıza, rıza hukukunun ayrıntıları için aydınlatılmış onam ve onamsız müdahalede tazminat yazımıza bakabilirsiniz.
5. Özel Hastanedeki Acil Servis Hatasında Dava Nasıl Açılır?
Özel hastane acil servisinde yaşanan hatadan hastane ve hekim birlikte sorumlu tutulabilir. Hastane, acil servis hekimi, hemşire ve diğer personeli borcun ifasında kullandığı yardımcı kişi olarak çalıştırır; bu kişilerin işi yürütürken verdiği zarardan TBK m.116 ve m.66 uyarınca sorumludur. Hekim ise kendi özen borcuna aykırılıktan ayrıca sorumlu olur.
Özel hastane, serbest hekim veya özel klinik aleyhine açılan davalarda 6502 sayılı Kanun m.3/1-l ve m.73/1 uyarınca Tüketici Mahkemesi görevlidir. Dava şartı arabuluculuk m.73/A’dır; parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda ise önce tüketici hakem heyetine başvurmak zorunludur ve arabuluculuk şartı aranmaz. Yalnızca sigorta şirketine karşı açılan dava Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür. Uygulamadaki adımlar için özel hastaneye dava nasıl açılır, sigorta tarafı için hekimin mesleki sorumluluk sigortasına karşı dava yazılarımıza bakabilirsiniz.
6. Devlet Hastanesindeki Acil Servis Hatasında Tam Yargı Davası Nasıl Açılır?
Devlet hastanesi, eğitim ve araştırma hastanesi, şehir hastanesi ve üniversite hastanesinin acil servisinde yaşanan hatada dava idareye karşı idare mahkemesinde tam yargı davası olarak açılır. Hekime husumet yöneltilemez; Anayasa’nın 129. maddesi bunu açıkça düzenler.
Anayasa m.129/5: “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.”
İdare, tazminat ödediği takdirde kusurlu görevlisine rücu edebilir; bu yönü hekimin rücuen tazminat sorumluluğu yazımızda hekim açısından ele aldık. Dava açmadan önce idareye başvuru zorunludur:
İYUK m.13/1: “İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.”
Yani ret cevabının tebliği ya da otuz günlük sürenin dolması üzerine altmış gün içinde dava açılır. Sorumluluğun ölçütü hizmet kusurudur: hizmetin kötü, geç veya hiç işlememesi idareyi sorumlu kılar. Danıştay manevi tazminat için ayrıca, hastanın yeterli sağlık hizmeti alamamasından duyduğu üzüntüyü yeterli sayar (E.2021/3654 K.2025/663). Bu nedenle sonuca etkisi tartışmalı dosyalarda bile manevi tazminat gündeme gelebilir. Ayrıntılar için kamu hastanesinde malpraktis ve tam yargı davası yazımıza bakabilirsiniz.
7. Acil Serviste Kusur ve Nedensellik Nasıl İspatlanır?
Acil servis dosyalarında kusuru bilirkişi raporu belirler. Raporun kapsamı ve niteliği sonucu değiştirir. Yargıtay 13. HD (E.2015/39729 K.2017/3455 T.22.03.2017) karın ağrısı ve ateşle acil servise başvurup yeterli tetkik yapılmadan ağrı kesiciyle gönderildiğini, ertesi gün patlamış apandisit nedeniyle ameliyat edildiğini ileri süren hastanın dosyasında iki raporun birbiriyle çeliştiğini, çelişkinin giderilmediğini belirterek ret hükmünü bozdu ve üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından uzman heyet raporu istedi. Yargıtay 3. HD de (E.2024/2150 K.2025/2658) hastane takibinde konsültasyonun geç istenmesini eksiklik sayıp bunun zarara etkisini 1/8 olarak bildiren ek rapora dayanan hükmü, hafif ihmalin bile sorumluluk doğurması nedeniyle bozdu ve başka bir üniversite heyetinden rapor alınmasını istedi.
Öte yandan rapor tıbbi hata saptamadığında dava reddedilir ve bu sonuç Yargıtay’da da değişmez. Yargıtay 3. HD (E.2024/3418 K.2025/4070 T.16.09.2025) akut pankreatit tanısıyla yatırılıp taburcu edilen, iki gün sonra yeniden acil servise başvurduğunda ağrı kesiciyle gönderildiğini ileri süren hastanın dosyasında, Adli Tıp raporu ve bilirkişi heyeti hata bulmadığı için Tüketici Mahkemesinin ret kararını onadı.
Kayıt boşluğu kimin aleyhine işler? Acil vakaya ilişkin kaydı tutmak hastanenin yükümlülüğüdür. Danıştay 10. Daire, hastanın hangi şikâyetle başvurduğunu gösteren kayıt bulunmayan dosyada ispat yükünün idarede kaldığını kabul etmiştir (E.2020/2696 K.2024/2889). Rapor kapsamının önemini Anayasa Mahkemesi de vurgulamıştır: Sevkle geldiği hastanenin acil servisinden giren, yanında sağlık görevlisi bulunmadan ultrason birimine götürülüp getirilen ve incelemeden sonra kalp durması geçirip ölen hastanın yakınının başvurusunda, tam yargı davasında bilirkişi raporlarının yalnızca tedavi planına odaklandığını, ölümden hemen önceki sürece ve refakat eksikliğinin etkisine ilişkin değerlendirme yapılmadığını belirterek yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verdi (B. 2018/2851, 26.05.2021). Bilirkişi sürecinin tamamı için malpraktis davasında bilirkişi raporu ve ATK süreci yazımıza bakabilirsiniz.
8. Acil Serviste Hata Ceza Sorumluluğu Doğurur mu?
Hata ölüm veya yaralanmaya yol açtıysa hekim hakkında taksirle öldürme (TCK m.85) veya taksirle yaralama (TCK m.89) suçlarından soruşturma yürütülebilir. Kamu hastanesinde görevli sağlık personeli bakımından ayrıca görevi ihmal suçu (TCK m.257/2) gündeme gelir; bu soruşturmalar 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izni sürecine tabidir. Acil hastaya hiç yardım edilmemesi veya durumun bildirilmemesi hâlinde TCK m.98 de gündeme gelebilir:
TCK m.98/1: “Yaşı, hastalığı veya yaralanması dolayısıyla ya da başka herhangi bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye hal ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen ya da durumu derhal ilgili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.”
Yargıtay Ceza Genel Kurulu (E.2017/271 K.2017/278 T.16.05.2017) acil serviste nöbetçi pratisyen hekimin 76 yaşındaki trafik kazası yaralısını röntgen, serum ve pansumandan sonra yaklaşık beş saat müşahede edip taburcu ettiği dosyayı inceledi. Çok sayıda kaburga, kalça, kafatası ve köprücük kemiği kırığı tespit edilememiş, hasta kısa süre sonra ölmüştü. Adli Tıp Kurumu kırıkların tespit edilememesini eksiklik saymış, ancak zamanında tespit edilse de hastanın kurtulmasının kesin olmadığını bildirmişti. Genel Kurul, Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği m.24/2-3 uyarınca hekimin stabilizasyon sağlanıncaya kadar ve genel kabul gören biçimde yirmi dört saat müşahede altında tutması veya sevk etmesi gerektiğini, beş saat sonunda taburcu etmekle görevini ihmal ettiğini belirtti. Ölümle nedensellik bağı kesin belirlenemediği için taksirle öldürme yerine TCK m.257/2’den mahkûmiyet gerektiğine karar vererek yerel mahkemenin direnme hükmünü bozdu.
Ceza ve tazminat dosyaları ayrı yürür. Hâkim, ceza dosyasındaki sonuçla bağlı değildir:
TBK m.74: “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.”
Yerleşik içtihada göre hukuk hâkimini yalnızca mahkûmiyet kararında kesinleşen maddi olgu tespitleri bağlar; beraat kararı ve ceza hâkiminin kusura ilişkin değerlendirmesi bağlamaz. Beraat kararı tazminat davasının önünde engel olmadığı gibi, ceza dosyasındaki bilirkişi raporları da delil olarak kullanılabilir. Şikâyet yolları için doktor hakkında şikâyet nasıl yapılır, suçların ayrıntıları için doktorların cezai sorumluluğu ve taksirle öldürme suçu ve cezası yazılarımıza bakabilirsiniz.
9. Acil Servis Malpraktisinde Hangi Tazminatlar İstenebilir?
Bedensel zararda tedavi giderleri, kazanç kaybı ve çalışma gücü kaybı (TBK m.54), ölüm hâlinde cenaze giderleri ve destekten yoksun kalma (TBK m.53) maddi tazminat kalemleridir. Bakıcı gideri ve benzeri ek giderler de talep edilebilir. Çalışma gücü kaybı ve destek hesaplarında TRH-2010 yaşam tablosu kullanılır. Manevi tazminat TBK m.56’ya dayanır; ölüm veya ağır bedensel zararda zarar görenin yakınları da manevi tazminat isteyebilir. Danıştay 10. Daire (E.2024/2903) 38 yaşında ölen hastanın eşi ve on çocuğu için toplam 120.000 TL manevi tazminat kararını onamıştır. Hesaplama ayrıntıları için malpraktiste tazminat hesaplama, ölüm dosyaları için doktor hatası nedeniyle ölüm tazminatı yazılarına bakabilirsiniz.
Talep nasıl ortaya konur? 7589 sayılı Kanun (12. Yargı Paketi, RG 31.07.2026) belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m.107’yi yürürlükten kaldırdı. Artık alacağın bir kısmı kısmi dava olarak açılır ve HMK m.109/4 uyarınca miktar artırılır:
HMK m.109/4: “Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.”
Artırım hakkı bir defaya mahsus olduğundan, bu hakkı bilirkişi hesap raporu geldikten sonra kullanmak çoğu dosyada isabetli olur. Kaldırılmadan önce açılmış belirsiz alacak davaları kendi hükümlerine göre devam eder. Artırılan kısımda faizin başlangıcı henüz netleşmemiştir. Aynı Kanun TBK m.55’e faiz kuralı da ekledi:
TBK m.55 (7589 sayılı Kanunla eklenen fıkra): “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.”
Aynı maddeye eklenen bir diğer fıkra uyarınca, tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. Kamu hastanesine karşı açılan davalarda Danıştay, tazminata olay tarihinden değil, idareye başvuru tarihinden (görevsiz yargıda dava açılmışsa o tarihten) itibaren faiz yürütülmesini kabul eder (15. Daire E.2017/1798 K.2019/32); bu yeni kuralların idari yargıdaki uygulaması ayrıca değerlendirilmelidir.
10. Acil Servis Malpraktisinde Zamanaşımı ve Başvuru Süreleri Nedir?
| Dava yolu | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| Özel hastane ve hekim (vekâlet ilişkisi) | 5 yıl | TBK m.147/5 |
| Haksız fiile dayanan talep | Öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde fiilden itibaren 10 yıl; fiil suçsa daha uzun ceza zamanaşımı | TBK m.72 |
| Devlet hastanesi (tam yargı) | Öğrenmeden itibaren 1 yıl, her hâlde olaydan itibaren 5 yıl içinde idareye başvuru; ret veya 30 gün cevapsızlık üzerine 60 gün içinde dava | İYUK m.13 |
Yargıtay, vekâlet sözleşmesine dayanan taleplerde de sürenin zarar ve zararın tıbbi müdahaleden kaynaklandığının öğrenilmesiyle işlemeye başladığını kabul eder (3. HD E.2023/396 K.2023/194 T.22.02.2023; 13. HD E.2011/2343 K.2011/11552 T.14.07.2011). Zararın varlığını öğrenmek yeterlidir, kapsamını öğrenmek gerekmez (13. HD E.2005/5697 K.2005/13292 T.16.09.2005). Ölüm dosyalarında yakınların kendi talepleri ayrıca değerlendirileceğinden en kısa süreyi esas almak güvenlidir. Süreleri ayrıntılı karşılaştırmak için malpraktis davasında zamanaşımı yazımıza bakabilirsiniz.
11. Dava Öncesinde Hangi Deliller Toplanmalıdır?
Acil servis olayı kısa sürede geçtiği için kayıtlar delilin özüdür. Şu belgeleri isteyin:
- Acil hasta kabul ve muayene formu ile triyaj kaydı
- Hemşire gözlem ve vital bulgu formları
- Laboratuvar ve görüntüleme istem ve sonuç saatleri
- Konsültasyon istem ve cevap formları
- Epikriz, taburculuk veya tedavi reddi formu
- 112 ve ambulans kayıtları, sevk formu
Tebliğ, icap ve konsültasyon görüşmelerinin kaydedilip en az altı ay saklanmasını, acil servis kamera ve ses kayıtlarının da en az altı ay tutulmasını öngörür; şüpheli olaylarda yazılı talep üzerine kayıtların silinmeden yedeklenmesi gerekir. Bu süre kısa olduğu için hastaneye gecikmeden yazılı başvurun, gerekirse delil tespiti isteyin. Başvuru saatlerini, ikinci başvuruyu ve tanıkları da yazılı hâle getirin. Ayrıntılar için malpraktiste delil tespiti ve tıbbi kayıtlara erişim yazımıza bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Acil serviste malpraktis nedir?
Acil servise başvuran hastaya gerekli tetkik, konsültasyon, müdahale veya sevkin yapılmaması ya da geciktirilmesi nedeniyle zarar doğmasıdır. Sonuç ile hata arasında bağlantı ve hekim veya hastane kusuru bulunması gerekir.
Acil servis hastayı kabul etmek zorunda mı?
Evet. Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği m.15 ve Tebliğ m.8/7 uyarınca kamu ve özel tüm hastanelerin acil birimleri başvuruları ayrım yapmadan kabul eder; hasta kabul edilmeden önce acil değerlendirme, müdahale ve gerektiğinde stabilizasyon sağlanır.
Ödeme yapamayan hasta acil servisten geri çevrilebilir mi?
Hayır. Tebliğ m.11/1 uyarınca sağlık tesisleri acil vakaları sağlık güvencesi ve ödeme gücü olup olmadığına bakmaksızın kabul etmek, ilk değerlendirmeyi ve gerekli tıbbi müdahaleyi yapmakla yükümlüdür; kimlik belgesi bulunmaması da müdahaleyi engellemez.
Acil serviste hekim hastayı hangi hâllerde hatalı taburcu etmiş sayılır?
Şikâyete uygun tetkik yapılmadan, gereken konsültasyon alınmadan, stabilizasyon sağlanmadan veya yeterli gözlem yapılmadan taburcu edilen hastada, bilirkişi raporu bunu tıbbi standarda aykırı bulursa hizmet veya özen kusuru kabul edilir.
Acil serviste hasta rızası alınmadan müdahale yapılabilir mi?
Hastanın hayati tehlikesi bulunuyor, bilinci kapalı ya da rızası alınamıyorsa veya organ ve fonksiyon kaybı riski varsa Hasta Hakları Yönetmeliği m.24 uyarınca müdahale rızaya bağlı değildir; ertelenebilir işlemlerde ise rıza gerekir.
Özel hastanenin acil servis hatasında hangi mahkemede dava açılır?
Özel hastane ve hekime karşı Tüketici Mahkemesinde dava açılır; arabuluculuk dava şartıdır, parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda ise tüketici hakem heyetine başvurulur. Yalnızca sigorta şirketine karşı dava Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür.
Devlet hastanesindeki acil servis hekimine dava açılabilir mi?
Hayır. Anayasa m.129/5 uyarınca dava yalnızca idare aleyhine, idare mahkemesinde tam yargı davası olarak açılır; önce İYUK m.13 uyarınca idareye başvurmak gerekir. İdare ödediği tazminat için kusurlu hekime rücu edebilir.
Bilirkişi “sonuç değişmezdi” derse tazminat alınamaz mı?
Her zaman değil. Danıştay bir dosyada maddi tazminat isteminin reddini onamış, manevi tazminat miktarını düşük bulmuştur; başka bir dosyada illiyet bağı kurulamamasına rağmen hizmet kusuru bulunduğu için maddi tazminat isteminin reddini bozmuştur. Sonuç dosyaya göre değişir.
Acil servis dosyasında hangi belgeler önemlidir?
Acil muayene formu, triyaj ve gözlem kayıtları, laboratuvar ve görüntüleme saatleri, konsültasyon formları, epikriz, taburculuk veya tedavi reddi formu ile 112 ve sevk kayıtları. Bu kayıtlarda boşluk varsa ispat yükü hastane veya idare aleyhine işleyebilir.
Acil servis malpraktisinde zamanaşımı ne kadardır?
Özel hastane ve hekime karşı vekâlet ilişkisinde beş yıl, haksız fiilde öğrenmeden itibaren iki yıl ve her hâlde on yıldır. Devlet hastanesinde öğrenmeden itibaren bir yıl içinde idareye başvurulur; her hâlde olaydan itibaren beş yıl geçmemelidir.
Ceza davası ile tazminat davası birlikte yürüyebilir mi?
Evet. İkisi ayrı dosyalardır. Hâkim, ceza dosyasındaki beraat kararı ve kusura ilişkin değerlendirmeyle bağlı değildir (TBK m.74); yalnızca mahkûmiyette kesinleşen maddi olgu tespitleri hukuk hâkimini bağlar.
Belirsiz alacak davası kaldırıldı, tazminat talebi nasıl ortaya konur?
7589 sayılı Kanunla HMK m.107 yürürlükten kaldırıldı. Talep kısmi dava olarak açılır ve HMK m.109/4 uyarınca tahkikat sona erene kadar bir defaya mahsus artırılabilir; artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır.
Sonuç
Acil servis dosyalarında sonucu çoğu zaman üç soru belirler: Hasta zamanında karşılandı mı, gerekli tetkik ve konsültasyon yapıldı mı, stabilizasyon sağlanmadan taburcu veya sevk edildi mi? Bu soruların cevabı kayıtlarda aranır; kayıt boşluğu çoğu kez hastane veya idare aleyhine işler. Özel hastanede Tüketici Mahkemesi, devlet hastanesinde idareye başvuru ve idare mahkemesi yolu izlenir; 7589 sayılı Kanun sonrası talep kısmi dava olarak ortaya konur. Süreler kısa, kayıtların saklama süresi sınırlıdır; bu nedenle gecikmeden hareket etmek gerekir. Konu hakkında ayrıntılı bilgi ve hukuki destek için İstanbul tazminat avukatı hizmetlerimizden yararlanabilirsiniz.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.
Sarıoğlu & Sefer Hukuk ve Danışmanlık Bürosu
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul