Hekim Mesleki Sorumluluk Sigortası Davası: Limit ve Süreç

Hekim mesleki sorumluluk sigortası davası, tıbbi kötü uygulama nedeniyle zarar gören kişinin, hekimin zorunlu mali sorumluluk poliçesine dayanarak tazminatını doğrudan sigortacıdan istediği davadır. Dava; 1219 sayılı Kanun Ek m.12 ile hekimlere getirilen zorunlu sigorta yükümlülüğüne ve Türk Ticaret Kanunu’ndaki doğrudan dava hakkına dayanır. Sigortacının sorumluluğu ise hekimin kusuruna, poliçenin zaman bakımından kapsamına ve teminat limitine bağlıdır. Bu makalede poliçenin kapsamı, 1 Kasım 2025’ten itibaren uygulanan teminat limitleri, doğrudan dava hakkı, görevli mahkeme ve Sigorta Tahkim Komisyonu yolu, zamanaşımı ve hekimin kendi başvurusu Yargıtay kararları ışığında ele alınmaktadır. Tüm malpraktis türlerine ilişkin genel çerçeve için malpraktis tazminat davası rehberimize bakabilirsiniz.

1. Zorunlu Mesleki Sorumluluk Sigortası Nedir?

Hekimler, tıbbi kötü uygulama nedeniyle kendilerinden istenebilecek tazminatlara karşı sigorta yaptırmak zorundadır. Zorunluluk, 2010 yılında 5947 sayılı Kanunla 1219 sayılı Kanuna eklenen Ek m.12 ile getirilmiştir. Uygulamanın ayrıntıları “Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları” (RG 21.07.2010, 27648) ve Tarife ve Talimat ile düzenlenir. Kanun, özel kurumda çalışan ve serbest çalışan hekimler bakımından şöyle der:

1219 sayılı Kanun Ek m.12/2: “Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan veya mesleklerini serbest olarak icra eden tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, tıbbi kötü uygulama sebebi ile kişilere verebilecekleri zararlar ile bu sebeple kendilerine yapılacak rücuları karşılamak üzere mesleki malî sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır.”

Sigortayı kimin yaptıracağı çalışma biçimine göre belirlenir:

1219 sayılı Kanun Ek m.12/3: “Zorunlu mesleki malî sorumluluk sigortası, mesleklerini serbest olarak icra edenlerin kendileri, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanlar için ilgili özel sağlık kurum ve kuruluşları tarafından yaptırılır.”

Kamu sağlık kurumlarında çalışan hekimler de aynı yükümlülük altındadır; bu hekimler kendilerinden talep edilebilecek zararlara ve kurumlarınca kendilerine yapılacak rüculara karşı sigorta yaptırır, prim yarı yarıya hekim ile kurum arasında paylaşılır. Özel kurumda çalışan hekimin primi de yarı yarıya paylaşılır ve işverenin ödediği pay çalışanın maaşından veya diğer mali haklarından kesilemez. Zorunlu sigortayı yaptırmayanlar için kanun, mülki idare amirince idari para cezası öngörmüştür. Sigortacılar da Türk Ticaret Kanunu m.1483 uyarınca, faaliyet gösterdikleri dallardaki zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamaz.

Poliçenin tarafları sigortacı, sigorta ettiren (serbest hekimde hekimin kendisi, özel kurumda çalışanlar için kurum) ve sigortalı hekimdir. Zarar gören hasta poliçenin tarafı değildir; ancak Türk Ticaret Kanunu m.1478 ona doğrudan dava hakkı tanır. Hekimin zorunlu poliçenin yanında ihtiyari bir mesleki sorumluluk poliçesi yaptırmış olması da mümkündür; bu poliçelerde teminat ve şartlar tamamen sözleşmeye bağlıdır.

2. Poliçenin Kapsamı ve Teminat Dışı Haller

Zorunlu poliçenin zaman bakımından kapsamı “talep esaslı” kurgulanmıştır. Genel Şartlar A.1 maddesine göre sigorta; hekimin poliçe kapsamındaki mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak, sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemde veya sözleşme süresi içinde doğan ve sözleşme süresi içinde kendisine yöneltilen tazminat taleplerini, bu taleple bağlantılı yargılama giderlerini ve hükmolunacak faizi, poliçede belirlenen limitler dahilinde teminat altına alır. Geriye dönük on yıllık dönemin başlangıcı 30 Temmuz 2009’u geçemez; bir aydan fazla sigortasız kalınan dönemlerde meydana gelen olaylara bağlı olarak sigortalı dönemlerde yapılan ihbarlar için sigorta koruması yoktur. Hekim mesleki faaliyetine son verirse son sözleşme dönemindeki faaliyetinden doğan talepler, sözleşmenin bitiş tarihinden iki yıl sonrasına kadar teminat kapsamındadır.

Genel Şartlar’ın B.1 maddesine göre riziko, sigortalının kendisine tazminat talebinde bulunulduğunu öğrendiği ya da zarar görenin doğrudan sigortacıya başvurduğu anda gerçekleşmiş sayılır. Bu nedenle sorumlu sigortacıyı belirlerken yalnızca olay tarihindeki poliçeye değil, talep tarihindeki poliçeye de bakılmalıdır. Yargıtay 11. HD E.2025/2821 K.2025/7526 T.15.12.2025 sayılı kararına konu dosyada ilk derece mahkemesi, hekimin dava tarihinde davalı sigortacıda sigortalı olduğunu ve müdahaleden en az bir ay önce sigortasız kalmadığını tespit ederek sigortacının pasif husumet ehliyetini kabul etmiş; dava, kusur bulunmaması nedeniyle esastan reddedilmiş ve ret Yargıtay’ca onanmıştır.

Poliçe metinlerindeki farklılık da önemlidir. Yargıtay 11. HD E.2024/5433 K.2024/7065 T.03.10.2024 sayılı kararına konu 13.08.2010-13.08.2011 tarihli poliçede kapsam, sözleşme süresi içinde meydana gelen olay sonucu doğan ve tazmini sözleşme süresi içinde ya da sonrasında talep edilen zararlar olarak yazılmıştı. Sigortacı poliçenin ihbar esaslı olduğunu savunmuş; mahkemeler ise olayın 07.08.2011’de, yani poliçe süresi içinde gerçekleşmesini esas alarak sigortacıyı sorumlu tutmuştur. Hangi poliçe metninin uygulanacağı, sigortacıdan poliçe ve genel şartların istenmesiyle belirlenmelidir.

Genel Şartlar A.3’e göre şu hâller teminat dışındadır:

  • Hekimin, poliçe kapsamında yer alan ve sınırları hukuk veya etik kurallarla belirlenen mesleki faaliyeti dışındaki faaliyetlerinden doğan talepler,
  • İnsani görevin yerine getirilmesi hariç, poliçe kapsamındaki kuruluşların sorumluluk alanı dışındaki faaliyetlerden doğan talepler,
  • İdari ve adli para cezaları dahil her tür ceza ve cezai şartlar,
  • İlgili mevzuatla belirlenen çerçevede tıbbi mesleki faaliyet gereği yapılanlar hariç, her türlü deneyden doğan talepler.

Hekimin kasten sebep olduğu olaylar ile alkol, uyuşturucu veya narkotik madde etkisi altında meydana gelen olaylarda sigortacı, ödediği tazminat için sigortalıya rücu edebilir (B.6). Bu düzenleme sigortacı ile sigortalı arasındaki iç ilişkiye ilişkindir; sigortacının sigortalıya karşı ifa borcundan kurtulması, TTK m.1484/1 uyarınca zarar gören bakımından borcu ortadan kaldırmaz.

3. Teminat Limitleri

Teminat limitleri kanunda değil, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (SEDDK) Tebliği ekindeki Tarife ve Talimat’ta belirlenir; Ek m.12 bu yetkiyi başlangıçta Hazine Müsteşarlığına vermiştir. 7 Ağustos 2025 tarihli ve 32979 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik Tebliği ile olay başına azami teminat tutarları risk gruplarına göre yeniden belirlenmiş; yeni limitleri içeren poliçeler 1 Kasım 2025’ten itibaren sunulmaktadır.

Risk grubuOlay başına azami teminat
I. Risk Grubu1.000.000 TL
II. Risk Grubu2.000.000 TL
III. Risk Grubu3.000.000 TL
IV. Risk Grubu4.000.000 TL

Aynı Tebliğ’e göre sözleşme kapsamında ödenecek toplam tazminat 9.000.000 TL’yi aşamaz. Tarife ve Talimat, teminat tutarının maddi tazminat, manevi tazminat ve yargılama giderleri için geçerli olduğunu belirtir. Hekimin branşının hangi risk grubunda yer aldığı Tarife ve Talimat’a ekli sınıflandırmaya göre belirlenir; kadın hastalıkları ve doğum uzmanları gibi yüksek riskli branşlar en üst grupta yer almaktadır.

Bu tutarlar yalnızca yeni poliçeler içindir. Yargıtay önüne gelen dosyalarda poliçe tarihine göre çok daha düşük limitler görülmektedir: 2010-2011 tarihli poliçede olay başına 300.000 TL (11. HD E.2024/5433 K.2024/7065), 2015-2016 tarihli poliçede olay başına 400.000 TL ve yıllık 1.800.000 TL (11. HD E.2023/3698 K.2024/6040), bir kadın doğum uzmanının poliçesinde 800.000 TL (11. HD E.2023/4434 K.2024/7416). Her dosyada uygulanacak limit, ilgili poliçe belgesinden tespit edilmelidir.

Limit çoğu zaman gerçek zararın altında kalır. Yargıtay 11. HD E.2023/4434 K.2024/7416 T.21.10.2024 sayılı kararına konu dosyada bilirkişi hesabına göre sürekli iş göremezlik tazminatı 3.698.961,31 TL, bakıcı gideri 4.426.941,90 TL olarak hesaplanmışken poliçe limiti 800.000 TL idi; ilk derece mahkemesi çocuk lehine 760.000 TL maddi tazminata hükmetmiş, Yargıtay ise çocuğun kendi adına açtığı tazminat istemini hukuki yarar yönünden ayrıca bozmuştur. Limiti aşan kısım için hekim, özel hastane veya idare ile ilişkideki sorumluluk devam eder. Tazminatın nasıl hesaplandığı malpraktiste tazminat hesaplama yazımızda anlatılmaktadır.

4. Zarar Görenin Doğrudan Dava Hakkı

Türk Ticaret Kanunu m.1478 ve Genel Şartlar’ın B.5 maddesi, zarar görene sigortacıya doğrudan başvurma hakkı verir:

TTK m.1478: “Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebilir.”

Zorunlu sigortalarda bu hak, TTK m.1484 ile güçlendirilmiştir:

TTK m.1484/1: “Sigortacı, sigortalıya karşı ifa borcundan tamamen veya kısmen kurtulmuş olsa da, zarar gören bakımından ifa borcu, zorunlu sigorta miktarına kadar devam eder.”

Zarar sosyal güvenlik kurumları tarafından karşılandığı ölçüde ise sigortacının sorumluluğu sona erer (TTK m.1484/3).

Zarar görenin hekimi ya da hastaneyi de dava etme zorunluluğu yoktur. Yargıtay 11. HD E.2014/12519 K.2014/19742 T.15.12.2014 sayılı kararda hasta, bir eğitim ve araştırma hastanesinde geçirdiği ameliyattan sonra yüzünün sağ tarafında felç geliştiğini ileri sürerek hekimin sigortacısına dava açmıştı. İlk derece mahkemesi, idari yargıda açılacak davanın sonucunun beklenebileceğini, bu nedenle hukuki yarar bulunmadığını belirterek davayı reddetti. Yargıtay, zarar görenin sorumlulardan birine ya da birkaçına dava açabileceğini, müteselsil sorumluluk nedeniyle diğer sorumlulara dava açmaya zorlanamayacağını belirterek kararı bozdu.

Dava sırasında sigortacı da süreci yönetir. Hekimin ihbarı üzerine sigortacı davaya her aşamada dahil olabilir; sigortalı, sigortacının göstereceği avukata vekâlet vermek zorundadır (B.3.4). Sigortacı, olayın ve zararın belirlenmesi için zarar görenden de bilgi ve belge isteyebilir; yazılı bildirime rağmen bu yükümlülüğe uyulmazsa sigortacının sorumluluğu, yükümlülük yerine getirilseydi ödeyeceği miktarla sınırlıdır (B.3.5).

Hekim, hastane ve sigortacının birlikte dava edildiği dosyalar da görülmektedir. Yargıtay 11. HD E.2023/3698 K.2024/6040 T.05.09.2024 sayılı karara konu davada hasta, apandis ameliyatını izleyen günlerde bağırsak tıkanıklığı bulgularına rağmen müdahalede 18 gün gecikildiğini, ince bağırsağının 40-45 cm’ye kadar kısaldığını ileri sürerek hekime, özel hastaneye ve sigortacıya dava açmıştır. İlk derece mahkemesi 902.565,33 TL maddi tazminata hükmetmiş, sigortacının sorumluluğunu 400.000 TL’lik poliçe limitiyle sınırlamıştır. Karar istinaf sonrasında da aynı esaslarla kurulmuş ve Yargıtay’ca onanmıştır.

5. Görevli Mahkeme, Arabuluculuk ve Sigorta Tahkim Komisyonu

Yargı yeri, davanın kime yöneltildiğine göre değişir. Aşağıdaki tablo uygulamadaki temel ayrımı özetler:

Davanın muhatabıGörevli yerÖn şart ve dayanak
Yalnızca hekimin sigortacısıAsliye Ticaret MahkemesiSigorta sözleşmesine dayanan uyuşmazlık TTK m.4 kapsamında ticari davadır. Para alacağı ve tazminat davalarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TTK m.5/A). Örnek: Yargıtay 11. HD E.2024/5979 K.2025/3897 (İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi).
Özel hastane, serbest hekim, özel klinikTüketici Mahkemesi6502 sayılı Kanun m.3/1-l ve m.73/1. Dava şartı arabuluculuk m.73/A’dır; parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur ve arabuluculuk şartı aranmaz. Örnek: sigortacının da davalı olduğu 11. HD E.2023/3698 K.2024/6040 (Kocaeli 2. Tüketici Mahkemesi).
Kamu hastanesiİdare Mahkemesi (tam yargı)Dava idareye yöneltilir, hekime husumet yöneltilemez; önce İYUK m.13 uyarınca idareye başvurulur.
Sigortacı (alternatif yol)Sigorta Tahkim Komisyonu5684 sayılı Kanun m.30; zorunlu değildir, önce sigortacıya başvurulur.

TTK m.5/A/1: “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.”

Hasta ile sigortacı arasında tüketici işlemi niteliğinde bir ilişki bulunmadığından yalnızca sigortacıya açılan dava ticari dava sayılır. Yetki bakımından Yargıtay 11. HD, E.2022/6454 K.2023/5913 T.17.10.2023 sayılı karardaki 06.06.2018 tarihli bozma ilamında, hekimin zorunlu mesleki sorumluluk sigortasının can sigortası olmadığını, TTK’daki zorunlu sorumluluk sigortaları arasında yer aldığını belirtmiştir. Bu nedenle can sigortalarına ilişkin kesin yetki kuralına dayanılarak resen yetkisizlik kararı verilemez; yetki itirazı da cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gereken ilk itirazlardandır.

Mahkemeye alternatif olarak Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurulabilir. 5684 sayılı Kanun m.30, zorunlu sigortalarda hak sahiplerinin tahkimden yararlanabilmesini düzenler:

5684 sayılı Kanun m.30/1: “İlgili mevzuat ile zorunlu tutulan sigortalardan kaynaklanan bu fıkra kapsamındaki uyuşmazlıklar için ilgili kuruluş sigorta tahkim sistemine üye olmasa dahi hak sahipleri bu bölüm hükümlerine göre tahkim usulünden faydalanabilir.”

Komisyona gidebilmek için önce sigortacıya başvurulması ve talebin kısmen ya da tamamen reddedilmesi gerekir; sigortacının on beş iş günü içinde yazılı cevap vermemesi de yeterlidir (m.30/13). Mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıklarla ilgili Komisyona başvurulamaz (m.30/14). Ancak Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti, K.2017/İHK-1256 T.14.04.2017 sayılı kararında, hekime karşı genel mahkemede açılmış davanın sigortacıya karşı tahkim başvurusuna engel olmadığını, çünkü taraf ve dava sebebinin (haksız fiil ve sigorta poliçesi) farklı olduğunu kabul etmiştir. Hakemler yalnızca kendilerine sunulan evrak üzerinden karar verir (m.30/15) ve dört ay içinde sonuçlandırmak zorundadır (m.30/16). Kesinlik, itiraz ve temyiz eşiklerini belirleyen parasal sınırlar Tebliğ ile artırıldığından güncel sınırlar başvuru öncesinde kontrol edilmelidir. İtiraz Hakem Heyeti kararlarının temyizinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi inceleme yapmaktadır (bkz. E.2019/2062 K.2019/5048 T.08.07.2019). Çok sayıda bilirkişi incelemesi, tanık veya keşif gerektiren kusur tartışmalarında evrak üzerinden yürüyen tahkim yerine mahkeme yolu daha uygun olabilir; bu bir tercih meselesidir. Özel hastane ve hekime yönelik davanın usulü için özel hastaneye dava nasıl açılır yazımıza bakabilirsiniz.

6. Kamu Hastanesi Hekiminin Sigortacısına Karşı Dava

Kamu hastanesinde hizmet kusuruna dayanan sorumluluk için dava idareye karşı idare mahkemesinde açılır; hekime husumet yöneltilemez (Anayasa m.129/5). Rejimin ayrıntıları ve İYUK m.13 süreleri kamu hastanesinde malpraktis ve tam yargı davası yazımızda anlatılmıştır. Kısaca, öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde olaydan itibaren beş yıl içinde idareye başvurulur; ret ya da otuz gün içinde cevap verilmemesi üzerine altmış gün içinde dava açılır.

Kamu hekimi de zorunlu sigorta kapsamındadır (Ek m.12/1; Genel Şartlar A.1). Uygulamada hastaların kamu hastanesi hekiminin sigortacısına karşı Asliye Ticaret Mahkemesinde doğrudan dava açtığı, sigortacıların ise sıklıkla yargı yolu ve husumet itirazı ileri sürdüğü görülmektedir. Yargıtay 11. HD E.2023/4434 K.2024/7416 T.21.10.2024 sayılı karara konu dosyada bir devlet hastanesindeki kadın doğum uzmanının gebelik takibi nedeniyle sigortacıya karşı açılan dava, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmüş; Yargıtay, çocuk yönünden yaptığı bozma dışında esasa ilişkin temyiz itirazlarını reddetmiştir. Yargıtay 11. HD E.2022/6454 K.2023/5913 T.17.10.2023 sayılı kararda da sigortacı, olayın Sağlık Bakanlığına bağlı hastanede gerçekleştiğini ve davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini savunmuş; dosya esastan karara bağlanmış ve davanın reddi onanmıştır. Bu itiraz alt derece mahkemeleri önünde de tartışma konusu olduğundan, kamu hastanesi dosyalarında idareye başvuru süreleri kaçırılmamalı, idareye karşı yol ile sigortacıya karşı yol birlikte düşünülmelidir.

Kamu hekimi bakımından sigorta, idarenin rücuuna karşı da teminat sağlar (Ek m.12/1). Yargıtay 11. HD E.2019/2062 K.2019/5048 T.08.07.2019 sayılı karar bunun örneğidir. Ölümle sonuçlanan bir tedavi sürecinde ölenin yakınları Sağlık Bakanlığına karşı tam yargı davası açmış, Aydın 2. İdare Mahkemesi 80.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Bakanlık ödemenin yarısını tedaviyi yapan iki hekimden biri olarak davacı hekimden istemiş, hekim kendisine düşen 53.090 TL’yi ödedikten sonra tutarı sigortacıdan talep etmiştir. Yargıtay, idarenin hekime ancak kusuru oranında rücu edebileceğini, sigortacının da ancak sigortalı hekimin kusuru oranında teminat sağlayacağını belirterek, ödemenin tamamından sigortacıyı sorumlu tutan kararı bozmuştur. Rücu davasının ayrıntıları için hekimin rücuen tazminat sorumluluğu yazımıza bakabilirsiniz.

7. Sigortacının Sorumluluğu ve Hekimin Kusuru

Sigortacı hekimin sorumluluğunu üstlenir; kendi başına kusurlu olduğu için sorumlu tutulmaz. Bu nedenle davada belirleyici soru, sigortalı hekime atfedilebilir bir kusurun ve bu kusurla zarar arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığıdır. İspat süreci Adli Tıp Kurumu veya üniversite heyeti raporlarıyla yürür; ayrıntılar için malpraktis davasında bilirkişi raporu ve ATK süreci yazımıza bakabilirsiniz. Kararlar bu noktanın sonucu belirlediğini gösterir.

Kusur ve illiyet ispatlanamadığında sigortacı sorumlu olmaz. Yargıtay 11. HD E.2024/5979 K.2025/3897 T.02.06.2025 sayılı karara konu dosyada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, kadın doğum uzmanının ikili test sonucunu takip etmediğini ve aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispatlayamadığını kabul ederek, Down sendromlu doğum nedeniyle sigortacıyı 360.000 TL maddi ve toplam 40.000 TL manevi tazminat ödemeye mahkûm etmişti. Yargıtay, sigortalı hekimin gebeyi yalnızca 9-11. haftalarda takip ettiğini, ileri dönemlerde takip etmediğini ve Down sendromunun teşhis edilememesinden sorumlu olması için gereken uygun nedensellik bağının ispatlanamadığını belirterek kararı bozmuştur. Bu tür dosyalar için prenatal tanı hatası ve engelli doğum tazminatı ile aydınlatılmış onam yazılarımız da incelenebilir.

Komplikasyon tıbbi kötü uygulama değildir. Yargıtay 11. HD E.2025/2821 K.2025/7526 T.15.12.2025 sayılı kararda hasta, düşme sonucu geçirdiği beyin kanaması nedeniyle acil olarak yatırıldığını, uzun süreli entübasyondan sonra nefes borusunda yırtık oluştuğunu ileri sürerek 400.000 TL manevi tazminat ve 10.000 TL iş göremezlik tazminatı istemiştir. Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Dairesi raporu, sigortalı hekimin tıp kurallarına uygun davrandığını ve sonucun komplikasyon olduğunu bildirmiş; bilinci kapalı hastaya acil müdahalede aydınlatma beklenemeyeceği de değerlendirilmiştir. Mahkeme ve istinaf davayı reddetmiş, Yargıtay onamıştır. Ayrım için komplikasyon ve malpraktis farkı yazımıza bakabilirsiniz.

Tahkimde de aynı ölçü uygulanır. Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti K.2017/İHK-1256 T.14.04.2017 sayılı karara konu özel hastane dosyasında doğumda omuz distosisi gelişmiş, bebekte sağ brakial pleksus felci saptanmıştı. Uyuşmazlık Hakem Heyeti ihtiyari “Sağlık Uzmanları Bireysel Riskler” poliçesi kapsamında 463.159,74 TL tazminata hükmetmişti. İtiraz Hakem Heyeti, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi ve Genel Kurul raporlarında sonucun öngörülemeyen ve önlenemeyen bir komplikasyon olduğunun, hekime atfı kabil kusur bulunmadığının belirtilmesi üzerine başvuruyu reddetti; poliçe kapsamında sigortacının sorumlu olabilmesi için sigortalının kusurlu olması gerektiğini vurguladı. Benzer olaylar için doğum sonrası bebek felci (Erb palsy) tazminat davası yazımıza bakılabilir.

Ceza dosyası delil olabilir. Yargıtay 11. HD E.2024/5433 K.2024/7065 T.03.10.2024 sayılı karara konu dosyada sünnet sırasında monopolar koter kullanılması nedeniyle penis kaybı gelişmişti. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu ve Yüksek Sağlık Şurası hekimi kusurlu bulmuş, hekim taksirle yaralamadan mahkûm edilmiş ve karar kesinleşmişti. Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ceza dosyasındaki raporları ve kesinleşen mahkûmiyeti esas alarak yeniden kusur raporu aldırmadan, %18 sürekli iş göremezlik üzerinden 231.014,10 TL iş gücü kaybı ve 10.500 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 241.514,10 TL tazminatla sigortacıyı sorumlu tutmuştur. Bununla birlikte TBK m.74 uyarınca ceza hâkiminin beraat kararı ve kusura ilişkin değerlendirmesi hukuk hâkimini bağlamaz; yerleşik içtihada göre yalnızca mahkûmiyet kararında kesinleşen maddi olgu tespitleri bağlar. Ceza tarafı için doktorların cezai sorumluluğu ve taksirle yaralama suçu yazılarımıza bakabilirsiniz.

Kusur oranı ve müteselsil sorumluluk. Yargıtay 11. HD E.2019/2062 K.2019/5048 sayılı kararı sigortacıyı sigortalının kusuru oranıyla sınırlamıştır. Buna karşılık Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti K.2025/284011 T.08.06.2025 sayılı kararda, mahkemece hekimin hastane ile müşterek ve müteselsil sorumluluğuna hükmedildiği bir dosyada, müteselsil sorumluluğun sigortacının akdi sorumluluğunu sınırlamayacağı kabul edilmiştir. Hakem heyeti kararları bağlayıcı içtihat niteliğinde olmadığından, birden fazla sorumlunun bulunduğu dosyalarda hekimin kusur oranının bilirkişi raporunda ayrıca belirlenmesi talep edilmelidir.

8. Limit, Faiz, Yargılama Giderleri ve Yeni Dava Sistemi

Sigortacının borcu poliçe limitiyle sınırlıdır; hükmedilen tazminat limiti aşarsa sigortacı limit kadarını öder, kalanı diğer sorumlulardan istenir. Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti bakımından Genel Şartlar B.3.4 sigortacıyı genel hükümler çerçevesinde sorumlu tutar; hükmolunan tazminat sigorta bedelini geçerse sigortacı bu giderleri sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde öder. Kocaeli dosyasında (11. HD E.2023/3698 K.2024/6040) 74.974,69 TL’lik harcın 27.324 TL’si, 65.178,27 TL’lik vekâlet ücretinin 23.464,17 TL’si sigortacıdan istenebilmiştir. Davacılar sigortacıya yönelik taleplerini dilekçede zaten poliçe limitiyle sınırlamıştır.

Faiz bakımından TTK m.1427 belirleyicidir:

TTK m.1427/2: “Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez.”

Borç muaccel olunca sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer (m.1427/4). Genel Şartlar B.3.3 aynı kırk beş günlük süreyi öngörür; incelemeler üç ay içinde bitmezse sigortacı, tespit edilecek hasarın en az yüzde ellisini avans olarak öder. Yargıtay 11. HD E.2024/5433 K.2024/7065 T.03.10.2024 sayılı karara konu dosyada hasta 18.11.2014’te sigortacıya ilk kez başvurmuş, mahkeme bu başvuruya göre temerrüt tarihini 03.01.2015 olarak belirlemiştir. Sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlık ticari iş sayıldığından avans faizine hükmedilmiştir. Yargıtay ayrıca, asıl tazminat poliçe limitinin altında kaldığından ve sigortacıya yüklenen temerrüt faizi limit kapsamında olmadığından, tazminat ve faiz toplamının limitle sınırlandığı izlenimini veren “poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere” ibaresinin hükümden çıkarılmasını gerekli görmüş ve kararı düzelterek onamıştır. Bu nedenle sigortacıya yapılacak yazılı başvurunun tarihi, hem tahkim ön şartı hem de faiz başlangıcı bakımından önem taşır.

7589 sayılı Kanun (12. Yargı Paketi, RG 31.07.2026) belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m.107’yi yürürlükten kaldırmıştır. Bugün tazminat talebi kısmi dava olarak açılır ve HMK m.109/4 uyarınca bir defaya mahsus artırılabilir:

HMK m.109/4: “Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.”

Kaldırılmadan önce açılmış davalar kendi hükümlerine göre devam eder. Artırılan kısım için faizin hangi tarihten işleyeceği henüz netleşmemiştir. Sigortacı yönünden talep zaten poliçe limitiyle belirli biçimde ileri sürülebildiğinden artırım ihtiyacı çoğunlukla hekim, hastane veya idareye yönelik kısımda doğar. Aynı Kanunla TBK m.55’e eklenen fıkralar ise iş gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatında, kazancın bilindiği döneme ilişkin tutara olay tarihinden, bilinmeyen döneme ilişkin tutara karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilmesini; tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedelin oransal olarak mahsup edilmesini öngörür. Bu kuralların sigortacının TTK m.1427 kapsamındaki temerrüt rejimiyle nasıl bir arada uygulanacağı içtihatla netleşmemiştir.

9. Zamanaşımı

Zamanaşımı, hangi muhataba dava açıldığına göre değişir ve sigortacı bakımından uygulaması en tartışmalı alandır. Genel Şartlar C.9’a göre sigorta sözleşmesinden doğan istemler alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yılda, sigorta tazminatına ilişkin istemler ise her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren on yılda zamanaşımına uğrar. TTK m.1420 genel olarak iki yıllık süreyi öngörür; sorumluluk sigortalarında ise m.1482 saklıdır:

TTK m.1482: “Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar.”

Zarar gören üçüncü kişinin sigortacıya karşı açtığı davada uygulama, bu süreleri sigortalının sorumluluğuna uygulanan süreyle birlikte değerlendirmektedir. Yargıtay 11. HD E.2024/5433 K.2024/7065 T.03.10.2024 sayılı karara konu dosyada sünnet hatası 07.08.2011’de gerçekleşmiş, sigortacı zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Derece mahkemeleri hekimin taksirle yaralamadan mahkûm olması nedeniyle TBK m.72 uyarınca daha uzun ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiş, Yargıtay bu yönden bozma yapmamıştır. Zorunlu tüpgaz sorumluluk sigortasına ilişkin bir dosyada (11. HD E.2024/738 K.2024/4711 T.05.06.2024) Daire çoğunluğu, ceza zamanaşımını esas alan hakem heyeti kararını zamanaşımı yönünden bozmamış; karşı oy ise sorumluluk sigortasında sigortacıya yöneltilecek istemlerin TTK m.1482’deki on yıllık süreye tabi olduğunu savunmuştur. Bu belirsizlik nedeniyle zararı ve sigortacıyı öğrendikten sonra iki yılı aşmadan sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve dava açılması güvenli yoldur.

TBK m.72/1: “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.”

Hekim, hastane ve idare bakımından süreler şöyledir:

Muhatap / hukuki ilişkiSüre ve dayanak
SigortacıMuacceliyetten 2 yıl, riziko tarihinden 10 yıl (Genel Şartlar C.9; TTK m.1420 ve m.1482); uygulamada ceza zamanaşımı da değerlendirilmiştir
Hekim veya hastane (vekâlet sözleşmesi)5 yıl (TBK m.147/5)
Hekim veya klinik (eser sözleşmesi, örneğin estetik müdahale)5 yıl (TBK m.147/6); hekimin ağır kusuru varsa TBK m.146 uyarınca 10 yıl. Estetik işlemlerde ayrıca 6502 sayılı Kanun m.16 uygulanır: ifadan itibaren 2 yıl; ağır kusur veya hileyle gizlemede uygulanmaz
Haksız fiilTBK m.72: öğrenmeden 2 yıl, fiilden 10 yıl; fiil suçsa daha uzun ceza zamanaşımı
Kamu hastanesi (idare)İYUK m.13: öğrenmeden 1 yıl, her hâlde olaydan 5 yıl içinde idareye başvuru; ret ya da 30 gün cevapsızlık üzerine 60 gün içinde dava

Yargıtay sözleşmesel taleplerde de öğrenme tarihini esas almakta; zararın varlığının öğrenilmesini yeterli görmekte, kapsamının öğrenilmesini aramamaktadır. Süreler, tespit ve sürenin kesilmesi konularının tamamı için malpraktis davasında zamanaşımı yazımıza bakabilirsiniz. Estetik müdahalelerdeki sorumluluk rejimi için hatalı estetik ameliyat tazminat davası yazımız incelenebilir.

10. Hekimin Sigortacıya Başvurusu ve Sigortacının Rücu Hakkı

Hekim aleyhine tazminat talebi ileri sürüldüğünde sigortalının da poliçeden doğan yükümlülükleri vardır. Genel Şartlar B.2’ye göre hekim, rizikonun gerçekleştiğini haberdar olduğu anda derhal, sorumluluğunu gerektirecek olayları ise on gün içinde sigortacıya bildirmeli; dava veya cezai kovuşturmaya ilişkin tebligat ve belgeleri gecikmeksizin sigortacıya vermelidir. Dava açıldığında sigortacı ihbar üzerine davaya her aşamada katılır. Hekim, sigortacının onayı olmadan sulh olursa bu sulh, bildirimden itibaren on beş gün içinde onay verilmemişse sigortacıya karşı geçersizdir; sigortacı haklı sebep olmadan onaydan kaçınamaz. Hekim aleyhine ceza kovuşturması açılırsa sigortacı, sanığın izniyle savunmaya katılabilir ve yalnızca seçtiği avukatın giderlerini öder (B.3.4). Adli para cezaları ise teminat dışındadır (A.3).

Hekimin ödediği tazminatı sigortacıdan istemesinde ödemenin gerçekleşmiş olması önemlidir. Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti K.2025/284011 T.08.06.2025 sayılı karara konu dosyada bir doğumda bebek ölümü nedeniyle tüketici mahkemesinde açılan davada hekim ve hastane müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmuş, anne ve baba lehine toplam 325.000 TL manevi tazminata hükmedilmişti. Hekim icra dosyasına 477.872,10 TL ödemiş, 241.127,90 TL bakiye borcu sürmekteydi; sigortacı kusur tespit edilemediği gerekçesiyle ödemeyi reddetmişti. Hakem heyeti ödenen 477.872,10 TL’nin poliçe limiti içinde sigortacıdan tahsiline karar vermiş, henüz ödenmemiş bakiye için rücu hakkı ödemeyle doğacağından talebi bu aşamada reddetmiş ve ödeme yapıldığında yeniden başvuru hakkını saklı tutmuştur. Tıbbi sorumluluk dışındaki bir sorumluluk sigortası dosyasında Yargıtay 11. HD (E.2025/2031 K.2025/6796 T.17.11.2025), sigortalının zarar görene ödeme yaptığı tarihte rücu hakkının doğduğunu ve TTK m.1420 ile TBK m.73 uyarınca iki yıllık sürenin bu tarihten başladığını belirtmiştir; ilke olarak hekimin sigortacıya başvurusunda da dikkate alınmalıdır.

11. Dava Öncesi Yol Haritası

  1. Tıbbi kayıtları, onam formlarını ve hasta dosyasını edinin; delil kaybını önlemek için malpraktiste delil tespiti ve tıbbi kayıtlara erişim yollarını değerlendirin.
  2. Hekimin poliçesini tespit edin: hekim ve hastaneden yazılı bilgi isteyin, dava açıldıktan sonra mahkemeden Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’ne yazı yazılmasını talep edin. Poliçenin olay ve talep tarihindeki hâlini (limit, kapsam, sigortasız dönem) inceleyin.
  3. Kusur ve illiyet için tıbbi uzman görüşü alın; Adli Tıp Kurumu veya üniversite heyeti incelemesine hazırlanın.
  4. Sigortacıya belgelerle birlikte yazılı başvuru yapın. Başvuru tarihi temerrüt ve tahkim ön şartı bakımından önemlidir; sigortacının bilgi talebine (B.3.5) zamanında cevap verin.
  5. Yol seçimini yapın: sigortacıya yalnızca mahkemede mi, hekim ve hastane ile birlikte mi, tahkimde mi? Kamu hastanesinde idareye başvuru sürelerini ayrıca koruyun.
  6. Dava öncesi arabuluculuk veya tüketici hakem heyeti şartını yerine getirin ve zamanaşımı sürelerini takip edin.
  7. Sigortacıya yönelik talebi poliçe limitiyle sınırlayın; hekim, hastane ve idareye yönelik kısmi dava bakımından HMK m.109/4’ü gözetin.

Sıkça Sorulan Sorular

Doktorun sigortası varsa doğrudan sigorta şirketine dava açabilir miyim?

Evet. TTK m.1478 ve Genel Şartlar B.5 uyarınca zarar gören, zararın sigorta bedeline kadar olan kısmını doğrudan sigortacıdan isteyebilir. Sigortacının sorumluluğu hekimin kusurunun ispatına bağlıdır.

Hekime ve hastaneye dava açmadan yalnızca sigortacıya dava açılabilir mi?

Evet. Müteselsil sorumluluk nedeniyle diğer sorumlulara dava açma zorunluluğu yoktur (11. HD E.2014/12519 K.2014/19742). Limiti aşan kısım için diğer sorumlulara başvurmak gerekir.

Sigorta şirketi manevi tazminatı da öder mi?

Teminat tutarı maddi tazminat, manevi tazminat ve yargılama giderleri için geçerlidir. Manevi tazminat da poliçe limiti içinde kalır.

Güncel teminat limiti ne kadardır?

1 Kasım 2025’ten itibaren düzenlenen poliçelerde olay başına risk grubuna göre 1 ile 4 milyon TL’dir; sözleşme kapsamında ödenecek toplam tazminat 9.000.000 TL’yi aşamaz. Eski poliçelerde daha düşük limitler geçerlidir.

Hekimin sigortası yoksa ne olur?

Sigortasızlık hekimin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; hekim ve özel hastane gibi diğer sorumlular şahsen sorumlu kalır. Kanun, sigortasız hekimler için idari para cezası da öngörmüştür. Bir aydan fazla sigortasız kalınan dönemler Genel Şartlar’a göre koruma dışıdır.

Hekimin hangi sigorta şirketinde sigortalı olduğunu nasıl öğrenirim?

Hekim ve hastaneden yazılı bilgi isteyebilir, dava açıldıktan sonra mahkemeden Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’ne yazı yazılmasını talep edebilirsiniz.

Hangi mahkemede dava açılır?

Yalnızca sigortacıya karşı Asliye Ticaret Mahkemesinde; özel hastane veya serbest hekime karşı Tüketici Mahkemesinde; kamu hastanesinde idare mahkemesinde dava açılır.

Arabuluculuk zorunlu mu?

Sigortacıya karşı ticari davada TTK m.5/A, tüketici mahkemesindeki davada 6502 sayılı Kanun m.73/A uyarınca dava şartıdır. Parasal sınırın altındaki tüketici uyuşmazlıklarında hakem heyetine başvurulur ve arabuluculuk şartı aranmaz.

Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurmak zorunlu mu?

Hayır, mahkemeye alternatif bir yoldur. Önce sigortacıya yazılı başvuru yapılmalıdır; hakemler yalnızca evrak üzerinden karar verir.

Kamu hastanesi hekiminin sigortacısına dava açılabilir mi?

Uygulamada açılmakta ve Yargıtay 11. HD bu dosyaları esastan incelemektedir; ancak sigortacılar yargı yolu itirazı ileri sürmektedir. İdareye başvuru süreleri bu nedenle ayrıca korunmalıdır.

Zamanaşımı süresi kaç yıldır?

Poliçe hükümlerine göre muacceliyetten itibaren iki, riziko tarihinden itibaren on yıldır; uygulamada ceza zamanaşımı da değerlendirilmiştir. Hekim ve hastane bakımından vekâlette beş yıl, haksız fiilde iki ve on yıl uygulanır.

Estetik ameliyat hatasında hekimin sigortası devreye girer mi?

Zorunlu poliçe tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zararlara teminat sağlar. Estetik müdahalelerde hekimin sorumluluğu eser sözleşmesine dayanabilir; seçimlik haklar için TBK m.475 ile 6502 sayılı Kanun m.15 birlikte uygulanır ve seçimlik hakkın kullanılması tazminat istemeye engel değildir. Sigortacının sorumluluğunun kapsamı poliçe ve Genel Şartlar’a göre dosya bazında belirlenir.

Sonuç

Hekimin zorunlu mesleki sorumluluk sigortası, zarar gören için tazminata ulaşmada güçlü bir araçtır; çünkü sigortacıya doğrudan başvurma hakkı vardır ve sigortacı bakımından borç zorunlu sigorta miktarına kadar sürer. Buna karşılık sigortacının sorumluluğu hekimin kusuruna, poliçenin zaman bakımından kapsamına ve limite bağlıdır; Yargıtay kararları kusur ve illiyetin ispatlanamadığı veya olayın komplikasyon sayıldığı dosyalarda sigortacının sorumlu tutulmadığını göstermektedir. Poliçenin tespiti, sigortacıya yazılı başvurunun tarihi, doğru yargı yolunun seçimi ve zamanaşımının takibi dosyanın sonucunu doğrudan etkiler. Limiti aşan zarar için hekim, özel hastane veya idareye karşı yol ayrıca açık tutulmalıdır. Konu hakkında ayrıntılı bilgi ve hukuki destek için İstanbul tazminat avukatı hizmetlerimizden yararlanabilirsiniz.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.

Sarıoğlu & Sefer Hukuk ve Danışmanlık Bürosu
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul