Vergi ihtiyati haciz davası, vergi alacağını güvence altına almak amacıyla uygulanan ihtiyati haczin hukuka aykırılığı ileri sürülerek açılan iptal davasıdır. 6183 sayılı Kanun’un 15. maddesi uyarınca dava açma süresi 15 gündür. Haciz ilgili kişinin huzurunda uygulanmışsa süre uygulama tarihine; kişinin yokluğunda uygulanmışsa usulüne uygun bildirimin yapıldığı tarihe bağlanır. Vergi alacakları bakımından görevli merci vergi mahkemesidir. Dava, ihtiyati haczi kendiliğinden durdurmaz; gerekli koşullarda ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilmelidir.
Burada incelenen uyuşmazlık, haciz kararının ve uygulamasının yargısal denetimidir. İhtiyati haczin maddi şartları ve tesis usulü vergi dairesinin ihtiyati haciz yetkisi başlıklı incelemenin; kanuni veya teminat karşılığı kaldırma yolları ise ihtiyati haczin kaldırılması başlıklı incelemenin asıl konusudur.
İhtiyati haciz davasının temel kuralları nelerdir?
| Hukuki sorun | Uygulanacak esas |
|---|---|
| Davanın konusu | 6183 sayılı Kanun m.13’e dayalı ihtiyati haciz kararının veya uygulamasının hukuka uygunluğu |
| Özel dava süresi | 15 gün; 6183 sayılı Kanun m.15 |
| Sürenin başlangıcı | İlgilinin huzurunda uygulamada haczin tatbiki; gıyapta uygulamada haczin tebliği; usulsüz veya yapılmamış bildirimde somut öğrenme olayı ayrıca incelenir |
| Görevli mahkeme | Vergi alacağına ilişkin ihtiyati hacizde vergi mahkemesi; 2576 sayılı Kanun m.6 |
| Yetkili mahkeme | Kural olarak dava konusu işlemi yapan tahsil dairesinin bulunduğu yer vergi mahkemesi; 2577 sayılı Kanun m.37/d |
| Yargısal korunma | İptal istemi yanında koşulları varsa yürütmenin durdurulması; 2577 sayılı Kanun m.27 |
| İhtiyati tahakkuk bağlantısı | İhtiyati tahakkuk üzerine ihtiyati haciz uygulanmışsa m.20 uyarınca tahakkukun sebep ve miktarı da tartışılabilir |
İhtiyati hacze karşı dava açma süresi neden 15 gündür?
15 günlük süre, genel vergi davası süresinin istisnasıdır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi vergi mahkemelerinde genel olarak 30 günlük dava süresi kabul ederken 6183 sayılı Kanun’un 15. maddesi ihtiyati haciz yönünden özel bir süre düzenler. Dolayısıyla ihtiyati haczin iptali amacıyla doğrudan açılacak davada sırf vergi mahkemesinde yargılama yapılacak olması 30 günlük süre uygulanmasını sağlamaz.
28 Kasım 2017 tarihli 7061 sayılı Kanun’un 9. maddesi, 6183 sayılı Kanun’un 15. maddesindeki yedi günlük süreyi on beş gün olarak değiştirmiş; değişiklik 1 Ocak 2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Eski Danıştay kararlarında geçen yedi günlük süre, o tarihte yürürlükte olan düzenlemenin ürünüdür. Bu kararların öğrenme ve tebliğ ilkelerine ilişkin gerekçelerinden yararlanılabilir; süre rakamı güncel davalara aynen taşınamaz.
Süre haczin uygulandığı gün mü, tebliğ edildiği gün mü başlar?
6183 sayılı Kanun m.15 iki durumu birbirinden ayırır: İlgilinin huzurunda gerçekleştirilen ihtiyati hacizde tatbik tarihi, gıyapta uygulanan hacizde ise haczin tebliğ tarihi esas alınır. Yargısal süre hesabında başlangıç günü sayılmaz; izleyen gün ilk gündür (2577 sayılı Kanun m.8). Tatil günleri süreye dahildir; son gün resmî tatile rastlarsa süre izleyen çalışma günü sona erer.
Örneğin, ihtiyati haciz kişinin yokluğunda uygulanmış ve bu işlem 1 Ekim 2026 Perşembe günü usulüne uygun biçimde tebliğ edilmişse 15 günlük sürenin ilk günü 2 Ekim, son günü 16 Ekim 2026 Cuma olur. Bu örnekte özel bir tatil veya usule ilişkin başka bir durum varsayılmamıştır. Tebliğ tarihi ile banka hesabındaki blokajın fark edildiği tarih aynı olmayabilir; hangi olayın hukuken süreyi başlattığı ispatlanmalıdır.
Haciz hiç tebliğ edilmemişse ya da yanlış kanun yolu gösterilmişse ne olur?
Gıyapta yapılan haczin usulüne uygun tebliğ edilmemiş olması, idarenin sadece iç yazışmadaki karar tarihine dayanarak hak düşürücü dava süresini başlatmasına olanak vermez. Bununla birlikte, işlemin ve etkisinin fiilen öğrenildiği tarih dosyadaki banka bildirimi, tapu kaydı, idari yazışma ve başvuru belgeleri üzerinden değerlendirilebilir. Danıştay 4. Dairesinin 14.02.2007 tarihli E.2006/2259, K.2007/339 sayılı kararında, haczin uygulanmasının sonradan öğrenilmesine ilişkin ayrı işlem ve süre değerlendirmesi yapılmış; karşı oyda ise bu ayrımın genişletilmesine karşı çıkılmıştır. Bu nedenle sadece “resmî tebligat yapılmadı” demekle sürenin sınırsız olduğu sonucuna varılamaz; öğrenme tarihi ihtiyatla ve belgelerle belirlenerek gecikmeden dava açılmalıdır.
6183 sayılı Kanun m.15’in metninde bugün de “vergi itiraz komisyonu” ifadesinin bulunması, güncel görevli merciin o komisyon olduğu anlamına gelmez. Vergi mahkemeleri kurulmuş ve vergisel ihtiyati haciz uyuşmazlıklarını çözmekle görevlendirilmiştir. Nitekim Danıştay 9. Dairesinin 28.04.2022 tarihli E.2020/497, K.2022/1716 sayılı kararına konu olayda, idarenin başvuru merciini kaldırılmış komisyon olarak göstermesi ile tebliğ ve öğrenme tarihleri yargısal uyuşmazlığın önemli parçaları olmuştur. Yanlış kanun yolu bildiriminin somut olaydaki etkisi değerlendirilir; güvenli başvuru yöntemi, öğrenilen haczi 15 gün içinde doğru mahkemeye taşımaktır.
İhtiyati haciz davasında görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?
Vergi, resim, harç ve bunlara bağlı zam ve cezalardan doğan ihtiyati haciz uyuşmazlıklarında görevli mahkeme vergi mahkemesidir. Görev, 2576 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (a) ve (b) bentlerinden; yer bakımından yetki ise 2577 sayılı Kanun’un 37. maddesinden kaynaklanır. İhtiyati haciz vergi tahsil dairesince kurulmuş ayrı bir işlem olduğunda, 37. maddenin (d) bendindeki dava konusu işlemi yapan daire ölçütü önem taşır. Haczedilen taşınmazın başka ilde bulunması, tek başına o il mahkemesini yetkili kılmaz.
6183 sayılı Kanun kapsamına giren kamu alacaklarının hepsi vergi niteliğinde değildir. Vergi dışı bir kamu alacağına ilişkin ihtiyati haciz veya yaptırım uyuşmazlığında görev, alacağın mahiyeti ve özel görev kuralları dikkate alınarak ayrıca saptanır; vergi mahkemesinin her türlü 6183 uygulamasında otomatik görevli olduğu kabul edilemez.
Dava dilekçesinde davalı olarak ilgili tahsil idaresi gösterilmeli; ihtiyati haciz kararının tarih ve sayısı, haczin uygulandığı malvarlığı, öğrenme/tebliğ tarihi, iptali istenen işlem ve yürütmenin durdurulması istemi açıkça yazılmalıdır. Birden çok haciz kararı veya farklı idare varsa her işlemin dava konusu ve yetki bağlantısı ayrıca kurulmalıdır.
Mahkeme ihtiyati haczin hangi yönlerini denetler?
İhtiyati haciz tahsil tedbiri niteliğinde ağır sonuçlar doğurur; idarenin seçtiği gerekçeyi kanuni ihtiyati haciz sebebine, somut olaya ve delillere dayandırması gerekir. Vergi mahkemesi 6183 sayılı Kanun m.13’teki sebeplerin varlığını, yetkili makamın kararını, işlemin dayanağını ve malvarlığına müdahalenin hukuka uygunluğunu denetler. Bu denetim, dayanak tarhiyatın esasına ilişkin davanın aynısı değildir.
Kanunda sayılan ihtiyati haciz nedenleri gerçekten oluşmuş mu?
6183 sayılı Kanun m.13, ihtiyati haciz sebeplerini sınırlı olarak sayar. Bunlar arasında m.9’a göre teminat istenmesini gerektiren durumlar, borçlunun belli ikametgâhının bulunmaması, kaçması veya mal kaçırma/hileli davranış ihtimalleri, süresinde teminat gösterilmemesi, mal bildirimi yükümlülüğüne uyulmaması, para cezasını gerektiren fiil nedeniyle kamu davası açılması ve iptale tabi tasarruflarla bağlantılı haller bulunur. Başka bir ifadeyle salt “yüksek vergi borcu” veya “vergi incelemesi var” gerekçesi her ihtiyati haciz türü için yeterli değildir.
Danıştay 7. Dairesinin 20.06.2023 tarihli E.2020/1602, K.2023/3158 sayılı kararında, 13/3 kapsamında kaçma veya mal kaçırma ihtimalini gösteren somut emarelerin idarece ortaya konulması gerektiği vurgulanmıştır. Kararda, alacağın yüksek olması tek başına idarenin ileri sürdüğü 13/3 gerekçesinin yerine geçmemiş; olayın 13/1 kapsamındaki teminat yeterliliği tartışmasına dönüştürülmesi de isabetli görülmemiştir. Danıştay 3. Dairesinin 11.12.2024 tarihli E.2023/6736, K.2024/6788 sayılı kararı da, idarece somutlaştırılamayan kaçma/mal kaçırma iddiasına dayalı ihtiyati haczin kaldırılması yönündeki sonucu onamıştır.
Vergi incelemesi tamamlandıktan sonra ihtiyati haciz uygulanabilir mi?
Özellikle 6183 sayılı Kanun m.9’da öngörülen inceleme aşamasındaki teminat isteme sebebine dayalı m.13/1 haczi bakımından işlemin tesis edildiği aşama belirleyicidir. İnceleme sona ermiş, ihbarnameler düzenlenmiş ve tarhiyat yargıya taşınmışsa, m.9’daki ilk hesap ve güvence rejimi sonradan sırf aynı vergi alacağı nedeniyle sınırsız biçimde kullanılamaz. Danıştay 3. Dairesinin 14.05.2024 tarihli E.2023/5253, K.2024/2956 ve Danıştay 9. Dairesinin 20.05.2025 tarihli E.2024/1468, K.2025/2318 sayılı kararları bu ayrımı somut dosya koşullarında göstermektedir.
Bununla birlikte “vergi tarh edildiği için hiçbir koşulda ihtiyati haciz olmaz” şeklindeki genelleme doğru değildir. Hangi m.13 bendine dayanıldığı, alacağın hangi aşamada bulunduğu, bağımsız mal kaçırma delillerinin mevcut olup olmadığı ve ayrıca tahsil takibi yoluna gidilmesi gerekip gerekmediği ayrı ayrı incelenir. Kesin haciz ve haciz varakası rejimi, ihtiyati haczin kanuni dayanağını kendiliğinden ikame etmez.
Kanuni temsilci veya şirket ortağına ihtiyati haciz uygulanması mümkün müdür?
Bir tüzel kişinin kamu borcunun bulunduğu her olayda şirket yöneticisinin veya ortağının şahsi malvarlığına otomatik ihtiyati haciz konulamaz. Öncelikle ilgili kişinin hangi kanun hükmüne göre ve hangi dönem için sorumlu tutulduğu, kararın kimin adına alındığı ve 6183 sayılı Kanun m.13’teki sebebin o kişi bakımından nasıl gerçekleştiği değerlendirilir. Vergi asıl borçlusuyla üçüncü kişinin şahsi malvarlığı farklı hukuki konumdadır.
Danıştay kararlarında, temsilci ve ortaklara ilişkin tedbirin uygulanma şartları ile işlemin kanuni dayanağı tartışılmıştır. Özellikle Danıştay 9. Dairesinin 20.05.2025 tarihli E.2024/1468, K.2025/2318 sayılı kararında ilk derece ve istinaf mahkemelerinin gerekçeleri ile Danıştayın onama gerekçesi farklıdır: Danıştay, işlemin ihbarnameler düzenlenip yargı yoluna başvurulduktan sonra tesis edildiği olgusu üzerinde durmuştur. Bu nedenle temsilci sıfatına dayanılarak verilen her haciz için tek cümlelik mutlak bir sonuç çıkarmak yerine asıl borç, şahsi sorumluluk, işlem tarihi ve ihtiyati haciz sebebi birlikte denetlenmelidir.
İhtiyati tahakkuk da aynı davada tartışılabilir mi?
Evet, ihtiyati tahakkuk üzerine ihtiyati haciz uygulanmışsa 6183 sayılı Kanun m.20, ihtiyati tahakkukun sebeplerine ve miktarına m.15 çerçevesinde itiraz edilebilmesini öngörür. İhtiyati tahakkuk, henüz normal usulde tahakkuk etmemiş belirli vergi ve alacakların güvence amacıyla erken tahakkuk ettirilmesine yönelik ayrı işlemdir (m.17–19). Bu nedenle davada hem ihtiyati haczin m.13 dayanağı hem de ihtiyati tahakkukun yetkisi, sebebi ve miktarı yönünden somut hukuka aykırılıklar gösterilmelidir.
Ancak ihtiyati tahakkukun her olayda tek başına dava edilebileceği varsayılmamalıdır. Kanun m.20, ihtiyati tahakkuk ile üzerine uygulanan haciz arasında özel bağlantı kurar. İhtiyati tahakkukun koşulları, kapsamı ve itirazı ayrı incelemenin konusudur.
İhtiyati haciz davası haczi kendiliğinden kaldırır mı?
Hayır. İhtiyati haciz davasının açılması, 2577 sayılı Kanun’un 27. maddesi uyarınca ihtiyati haczin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Tarhiyata karşı açılmış vergi davasında dava konusu edilen vergiye ilişkin tahsil işlemlerinin durmasına dair m.27/4 kuralı, ayrı bir tahsil tedbiri olan ihtiyati haciz davasının kendiliğinden askıya alınacağı anlamına gelmez. İhtiyati haciz nedeniyle bloke edilen banka hesabı veya tapu kısıtlaması, yalnız dava açılmış olması gerekçesiyle çözülmez.
Yürütmenin durdurulması için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması koşullarının birlikte gerçekleştiği ortaya konulmalıdır. Örneğin işletmenin olağan ödemelerini yapmasını engelleyen hesap blokajı, ödeme akışına ve çalışan/tedarikçi yükümlülüklerine etkisiyle belgelendirilir; bunun yanı sıra 6183 m.13 sebebinin bulunmadığı işlem dosyası ve diğer delillerle açıklanır. Sadece ekonomik sıkıntı ileri sürmek veya yalnız hukuka aykırılık iddiası yapmak tek başına yeterli değildir.
Mahkeme, kanundaki şartlar çerçevesinde yürütmeyi durdurabilir; bu karar idareye bildirildiğinde İYUK m.28 gereğince kararın gerekleri gecikmeksizin yerine getirilir. Gelir İdaresi Başkanlığının 23.12.2017 tarihli Tahsilat Genel Tebliği değişikliği, mahkemece ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi halinde kararın kesinleşmesinin beklenmeyeceğini açıkça belirtmiştir.
İdareye başvuru dava açma süresini durdurur mu?
İhtiyati haczin kaldırılması için vergi dairesine dilekçe verilmesi ile m.15 uyarınca açılacak iptal davası birbirinin yerine geçmez. 2577 sayılı Kanun m.11’de, idari işlemin kaldırılmasının veya değiştirilmesinin idareden istenmesinin dava süresine etkisine ilişkin genel kural vardır. Ancak ihtiyati haczin özel süresi ve sonradan yapılan başvurunun aynı ihtiyati hacze mi, yeni sebebe dayalı kaldırma isteminin reddine mi yöneldiği yargısal değerlendirmeyi değiştirir.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 24.10.2008 tarihli E.2007/547, K.2008/715 sayılı kararında, ilk haciz kararından ayrı olarak idarenin sonraki başvuruyu işleme koymama kararının dava konusu yapıldığı kabul edilerek o işlemin otuz günlük genel dava süresi yönünden incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Kararda idari başvurunun etkisi bakımından birbirinden farklı karşı oylar da yer almaktadır. Bu içtihat, süresi geçmiş ilk ihtiyati haciz davasını her başvuruyla yeniden açma hakkı tanımaz. İlk ihtiyati hacze yönelen yargısal korunma için esas alınması gereken güvenli yol, 15 günlük özel sürede davayı doğrudan açmaktır.
6183 sayılı Kanun m.16 kapsamında uygun teminat sunulmasıyla ihtiyati haczin kaldırılması talebi ise ayrı hukuki zemine dayanır. Borçlunun tecil talep etmesi veya tecil kararı alınması da mevcut ihtiyati haczin her durumda kendiliğinden kalktığı anlamına gelmez; tecilli borçta haczin durumu, tecil şartları ve alınan güvenceye göre ayrıca değerlendirilir.
İhtiyati haciz davasında hangi belgeler belirleyicidir?
Davanın isabetli kurulabilmesi için idari işlem dosyası ile başvuranın elindeki belgeler karşılaştırılmalıdır. Özellikle şu kayıtlar önem taşır:
- İhtiyati hacze ilişkin yetkili makam kararı, “olur” yazısı, tarih ve sayı; kararda gösterilen 6183 m.13 bendi.
- Haczin tapu, banka, araç veya başka malvarlığı üzerinde uygulandığını gösteren yazı ve kayıtlar; fiili uygulama tarihi.
- Haciz kararının tebliğ belgesi, elektronik tebligat kayıtları, öğrenmeye ilişkin banka veya idare yazışmaları.
- Vergi incelemesinin başlangıç/bitiş belgeleri, vergi inceleme raporu, ilk hesaplama, ihbarnameler, tahakkuk ve varsa tarhiyat dava dosyaları.
- İdarenin mal kaçırma riskini ileri sürdüğü somut işlemler; tapu hareketleri, ticari kayıtlar ve bunların gerçek açıklamaları.
- Gösterilmiş teminatlar, teminatın kabul veya ret yazısı, borç ödemeleri, tahsilat ve tecil belgeleri.
- Yürütmenin durdurulması için banka hesap hareketleri, faaliyet üzerindeki somut kısıtlamalar ve telafisi güç zarara ilişkin kanıtlar.
Burada amaç bir evrak listesini mekanik olarak tamamlamak değildir. Davacının somut olayda hangi kanuni unsuru tartıştığı belirlenerek idareden o unsuru destekleyen karar ve delillerin dosyaya sunulması istenir. İdarenin 13/3 uyarınca “mal kaçırma ihtimali” ileri sürdüğü olayda bu ihtimali doğrulayan somut vakıaların gösterilmesi özellikle önemlidir.
Tarhiyat davasının sonucu ihtiyati haczi nasıl etkiler?
İhtiyati haciz davası ile dayanak vergi ve ceza tarhiyatına karşı dava birbirinden ayrıdır. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 14.04.2006 tarihli E.2005/211, K.2006/102 sayılı kararında, ihtiyati haczin hukuka uygunluğunun, tedbirin tesis edildiği andaki hukuki koşullara göre ayrıca incelenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Dolayısıyla henüz kesinleşmemiş bir tarhiyat davasındaki her ara sonuç, ilk tedbirin tesis anındaki şartları hakkında otomatik hüküm vermez.
Buna karşılık tarhiyatın daha sonra mahkeme kararıyla kısmen veya tamamen terkin edilmesinin mevcut haczin korunabileceği miktara etkisi vardır. Gelir İdaresi Başkanlığının 23.12.2017 tarihli düzenlemesi, ihtiyati hacze karşı bağımsız dava açılmamış olsa bile, dayanak tarhiyatın terkin edilen tutarına ilişkin ihtiyati haczin buna göre kaldırılmasını öngörür. Böyle bir gelişmede yeni hukuki durumun idareye sunulması ve gerekiyorsa ret işleminin ayrıca dava konusu yapılması gerekir. Vergi aslına yönelik genel idari ve yargısal çözüm yolları vergi uyuşmazlıkları incelemesinde ele alınmıştır.
Vergi ihtiyati haciz davasında sık sorulan sorular
Haciz bildirildikten sonra otuz gün içinde dava açabilir miyim?
İlk ihtiyati haczin sebebine karşı doğrudan açılacak davada hayır: güncel özel süre 15 gündür (6183 m.15). İYUK m.7’deki genel 30 günlük süre, m.15’in özel süresinin yerine geçmez. İdarenin sonradan tesis ettiği ayrı ve dava edilebilir işlemler farklı süre rejimine tabi olabilir.
On beş günlük süre hafta sonlarında işlemeye devam eder mi?
Evet. Hafta sonu ve tatil günleri süreye dahildir. Bununla birlikte son gün tatile rastlarsa, 2577 sayılı Kanun m.8 gereğince süre izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar. Yargısal çalışmaya ara verme dönemine denk gelen bitiş tarihleri bakımından m.8/3 ayrıca değerlendirilir.
Tapu veya banka hesabımdaki haczi yeni öğrendim, süre geçmiş midir?
Tek başına haczin karar tarihi üzerinden süre aşımı sonucu çıkarılamaz. Haczin huzurda mı, gıyapta mı uygulandığı, tebligatın usulü ve işlemin hangi tarihte öğrenildiği belgelenmelidir. Fiili öğrenmeye ilişkin yargı kararları vardır; ancak bu durum tebligatsız işlemlere karşı sınırsız dava hakkı vermez.
İhtiyati haciz hakkında dava açmam için önce ödeme emri gönderilmesi gerekir mi?
Hayır. İhtiyati haciz, kamu alacağının korunmasına yönelik ayrı tedbirdir; 6183 m.13’teki koşullarda ödeme emriyle başlatılan olağan cebri tahsil süreci öncesinde de uygulanabilir. Ödeme emri ve kesin haciz işlemlerinin dava şartları ihtiyati haciz davasıyla özdeş değildir.
Vergi dairesine teminat verirsem dava açmama gerek kalmaz mı?
6183 m.16 kapsamına giren yeterli ve kabul edilebilir teminatın sunulması, ihtiyati haczin kaldırılmasına yol açabilir. Ne var ki teminat verilmesine ilişkin görüşmeler, ilk ihtiyati hacze karşı 15 günlük dava süresinin otomatik olarak durduğu anlamına gelmez. İşlemin hukuka aykırılığının ayrıca yargısal denetimi isteniyorsa süre korunmalıdır.
Yürütmenin durdurulması kararı verilirse vergi dairesi uygulamak zorunda mı?
Evet. İYUK m.28 gereğince idare yargı kararının gereğini gecikmeksizin ve kural olarak tebliğinden itibaren en geç 30 gün içinde yerine getirmekle yükümlüdür. İhtiyati hacze ilişkin iptal ve yürütmenin durdurulması kararlarının uygulanması için kesinleşmenin beklenmesi esas değildir.
Sonuç: Süre, işlem ve delil birlikte değerlendirilmelidir
Vergi ihtiyati haczine karşı yargısal korunmanın ilk şartı, 15 günlük özel dava süresinin doğru olaydan başlatılması ve davanın yetkili vergi mahkemesinde açılmasıdır. Esas incelemede ise 6183 m.13’teki somut haciz sebebi, yetki, alacağın içinde bulunduğu aşama ve deliller belirleyicidir. İşletme faaliyetini veya malvarlığı üzerindeki tasarrufu ağır biçimde etkileyen hacizlerde, iptal talebinin yanında yürütmenin durdurulması koşulları da ayrıca gösterilmelidir.
Somut bir ihtiyati haciz kararının tebliği, dava süresi, teminat, yürütmenin durdurulması veya idarenin kararı uygulaması konusunda hukuki değerlendirme gerekiyorsa Türkiye genelindeki uyuşmazlıkların takibi kapsamında vergi hukuku avukatlığına ilişkin hizmet kapsamı incelenebilir.
Kaynakça ve kararlar
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, özellikle m.8–10, 13–20; Gelir İdaresi Başkanlığı mevzuat metni.
- 2576 sayılı Kanun m.6; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2, 7–8, 11, 27–28, 37.
- 7061 sayılı Kanun m.9 ve m.123; 6183 m.15 dava süresinin 01.01.2018 itibarıyla 7 günden 15 güne değişmesi.
- Gelir İdaresi Başkanlığı, Tahsilat Genel Tebliği Seri A Sıra No: 9, 23.12.2017 tarihli Resmî Gazete, sayı 30279.
- Danıştay 4. Daire, 14.02.2007, E.2006/2259, K.2007/339 (karar metni; 2018 öncesi yedi günlük süre dönemine aittir).
- Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 24.10.2008, E.2007/547, K.2008/715 (karar metni; sonradan tesis edilen ayrı işlem ve karşı oylar).
- Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 14.04.2006, E.2005/211, K.2006/102
- Danıştay 9. Daire, 28.04.2022, E.2020/497, K.2022/1716
- Danıştay 7. Daire, 20.06.2023, E.2020/1602, K.2023/3158
- Danıştay 3. Daire, 14.05.2024, E.2023/5253, K.2024/2956
- Danıştay 3. Daire, 11.12.2024, E.2023/6736, K.2024/6788
- Danıştay 9. Daire, 20.05.2025, E.2024/1468, K.2025/2318
Av. Fatih SEFER
Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu