Tahsil Zamanaşımının Kesilmesi: 11 Sebep ve İtiraz

Tahsil zamanaşımının kesilmesi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 103. maddesinde sınırlı olarak sayılan işlemlerden birinin, zamanaşımı süresi dolmadan ve ilgili kamu alacağı bakımından hukuken geçerli şekilde gerçekleşmesiyle mümkündür. Kesilme, geçen süreyi ortadan kaldırır ve kural olarak kesilmenin gerçekleştiği yılı izleyen 1 Ocak’tan itibaren yeni bir beş yıllık süre başlatır. Zamanaşımına uğrayan borç için düzenlenen ödeme emrine karşı, tebliğden itibaren 15 gün içinde vergi mahkemesinde dava açılarak zamanaşımı ileri sürülebilir. Ancak idarenin düzenlediği her yazı, cüz’i tahsilat kaydı veya e-haciz bildirisi kesilme sonucu doğurmaz; işlemin niteliği ve geçerliliği somut delillerle belirlenir.

Tahsil zamanaşımı nedir ve kesilmeden nasıl ayrılır?

6183 sayılı Kanun’un 102. maddesine göre kamu alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen takvim yılının başından itibaren beş yıl içinde tahsil edilmezse tahsil zamanaşımına uğrar. Örneğin vadesi 2020 yılında dolan bir alacağın olağan süresi 1 Ocak 2021’de başlar ve kesilme veya işlememe nedeni yoksa 31 Aralık 2025 sonunda tamamlanır. Bu genel hesabın ayrıntıları beş yıllık tahsil zamanaşımı ve süre hesabı konusunda incelenir.

Kesilme, devam etmekte olan sürenin silinip yeniden başlamasıdır. Buna karşılık 6183 sayılı Kanun’un 104. maddesindeki zamanaşımının işlememesi, kanunun belirlediği engel devam ederken sürenin ilerlememesidir. Ayrıca 103. maddenin ikinci fıkrası, bozma kararı, teminat ve yargısal icra durdurması için yeni sürenin başlangıcını özel olarak belirler. Bu nedenle her olayda yalnızca son işlem tarihi değil, işlemin hukuki türü de tespit edilmelidir.

Tahsil zamanaşımı, verginin süresi içinde tarh ve tebliğ edilmesini ilgilendiren Vergi Usul Kanunu’ndaki tarh zamanaşımından ayrıdır. İki sürenin başladığı olay, kesilme veya durma nedenleri ve yargısal sonuçları aynı değildir. Bu ayrımın genel çerçevesi vergi zamanaşımı türleri bakımından önem taşır.

6183 sayılı Kanun’un 103. maddesine göre zamanaşımını kesen 11 hâl

Kanunun 103. maddesi tahsil zamanaşımını kesen nedenleri sınırlı biçimde düzenler. İdare, açıkça sayılmayan bir işlemden hareketle süreyi kıyas yoluyla uzatamaz. Kanuni sebepler şunlardır:

  1. Kamu alacağına ilişkin ödeme yapılması.
  2. Borçlunun mal, hak veya alacağına haciz tatbik edilmesi.
  3. Cebren tahsil ve takip işlemleri sonucunda herhangi bir tahsilat yapılması.
  4. Ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmesi.
  5. Mal bildirimi yapılması veya mal edinimi ve mal varlığı artışlarının bildirilmesi.
  6. İlk beş sıradaki işlemlerden birinin kefile ya da yabancı kişi ve kurum temsilcilerine uygulanması veya bunlar tarafından yapılması.
  7. İhtilaflı kamu alacağında yargı merciince bozma kararı verilmesi.
  8. Kamu alacağının teminata bağlanması.
  9. Yargı merciince icranın ertelenmesine ya da durdurulmasına karar verilmesi.
  10. İki kamu idaresi arasındaki borç için alacaklı idarenin borçlu kamu idaresine yazıyla ödeme başvurusu yapması.
  11. Kamu alacağının özel kanunlara göre ödenmesi amacıyla başvurulması ve/veya ödeme planına bağlanması.

Bir işlem yalnızca listede adının bulunmasıyla yeterli değildir: alacakla bağlantısı, gerçekleştirildiği tarih, muhatabı ve kanuni usule uygunluğu da ortaya konulmalıdır. İşlemleri yapan yetkili tahsil dairesinin kayıtları, bu denetimin başlangıç noktasıdır. Alacağın 6183 sayılı Kanun kapsamında bulunup bulunmadığı ise amme alacağı kavramına göre belirlenir; özel kanunlarda farklı tahsil zamanaşımı hükümleri bulunabilir.

Ödeme, cüz’i ödeme ve borçlunun iradesi zamanaşımını nasıl etkiler?

Gerçek ve borca ilişkin ödeme süreyi keser

103. maddenin birinci bendindeki ödeme, tahsil zamanaşımını keser. Tutarın mutlaka borcun tamamına eşit olması gerekmez; ancak ödemenin ilgili kamu alacağına mahsup edildiği ve hukuken ödeme sayılabilecek şekilde gerçekleştiği belirlenmelidir. Cebri tahsil işlemleri sonucunda elde edilen tutarlar ise üçüncü bentte ayrıca düzenlenmiştir. Makbuz, banka hareketi, tahsilat tarihi, mahsup kaydı ve işlemin hangi borca ait olduğu bu nedenle önemlidir.

Kim tarafından yapıldığı belli olmayan birkaç liralık ödeme yeterli midir?

Hayır; tutarı çok düşük ve kaynağı belirsiz bir kayıt, sırf tahsilat sisteminde göründüğü için kesilme oluşturmaz. Danıştay 3. Dairesinin 19.06.2025 tarihli, E.2025/1866, K.2025/2882 sayılı kararında, borçlunun iradesiyle veya bilgisi dahilinde yapıldığı ya da cebri takipten doğduğu kanıtlanamayan, zamanaşımı sonuna yakın cüz’i ödemeler kesilme nedeni sayılmamıştır. Dairenin 13.05.2024 tarihli, E.2023/6730, K.2024/2860 sayılı kararıyla onanan uyuşmazlıkta da kaynağı belirlenemeyen küçük ödemeler ve zamanaşımı dolduktan sonra yapılan yapılandırma başvurusu borcu canlandırmamıştır.

Buradan, bütün küçük tutarlı ödemelerin geçersiz olduğu sonucu çıkarılamaz. Ayırıcı ölçüt ödeme miktarı tek başına değil; gerçek bir ödeme işleminin gerçekleşip gerçekleşmediği, borçluyla veya yasal tahsil süreciyle bağlantısının kurulması ve zamanında yapılmış olmasıdır. Tahsilat kaydındaki tutar, işlem tarihi ve makbuzun kim adına düzenlendiği birlikte incelenmelidir.

Ödeme emri tebliği ve e-haciz zamanaşımını ne zaman keser?

Ödeme emrinin düzenlenmesi değil, geçerli tebliği esas alınır

6183 sayılı Kanun’un 103/4. bendi açıkça ödeme emri tebliğini kesilme nedeni sayar. Ödeme emrinin yalnızca düzenlenmiş, onaylanmış veya sisteme kaydedilmiş olması yeterli değildir. Geçerli tebliğin tarihi tebliğ mazbatası, elektronik tebligat kaydı veya hukuka uygun diğer tebliğ delilleriyle ortaya konulmalıdır. Tebligatın usulsüz olduğu ve buna bağlı kesilmenin gerçekleşmediği iddiası, süre hesabını doğrudan değiştirir. Ödeme emrinin düzenlenmesi ve tebliğ şartları bu noktada ayrıca belirleyicidir.

Örneğin tüzel kişiliği sona ermiş şirket adına sonradan tebliğ girişiminde bulunulması veya ödeme emrinin doğru kişiye tebliğ edilmemesi, geçerli tebliğ bulunduğu varsayımını çürütebilir. Danıştayın uyuşmazlıklarda özellikle tebliğ alındılarını ve işlemin gerçek muhatabını araması, salt idari takip listelerinin ispat için yeterli olmadığını gösterir.

Boş banka hesabına gönderilen e-haciz bildirisi süreyi keser mi?

103/2. bentte kesilme nedeni, haciz tatbikidir. Borçlunun banka hesabına elektronik haciz yazısı gönderilmesiyle haczin fiilen belirli bir mal, hak veya alacağa uygulanması aynı değildir. Danıştay 4. Dairesinin 13.10.2022 tarihli, E.2019/4645, K.2022/5619 sayılı kararında, bakiyesi bulunmayan banka hesabına gönderilen e-haciz bildirisinin tek başına haciz tatbiki sayılamayacağı yaklaşımı benimsenmiş; kararda karşı oy da bulunmaktadır.

Öte yandan Danıştay 3. Dairesinin 29.02.2024 tarihli, E.2023/941, K.2024/1051 sayılı kararında, şirketin banka hesabındaki mevcut 5.096,75 TL’ye haciz uygulanması, kesilme yönünden belirleyici bulunmuştur. Böylece ayrım nettir: Boş hesaba gönderilen bildiriyle mevcut bir alacağa gerçekten konulan haciz aynı hukuki sonuca tabi tutulamaz. Bununla birlikte somut haczin hangi kamu alacağı için ve hangi tarihte uygulandığı ayrıca araştırılmalıdır.

Danıştay 7. Dairesinin 18.03.2025 tarihli, E.2023/2297, K.2025/1208 sayılı kararında da dosyadaki araç ve banka haczi bilgilerinin kesilme etkisi yeterince araştırılmadığı için yeniden inceleme gerektiği vurgulanmıştır. Bu karar, ‘her e-haciz geçersizdir’ şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılmasını da engeller.

Mal bildirimi, yapılandırma ve teminat işlemlerinde dikkat edilmesi gerekenler

Mal bildirimiyle mal edinimi veya mal varlığı artışının bildirilmesi, 103/5 kapsamında kesilme doğurur. Kanun yalnızca borçlunun mal edinmesini değil, bunun bildirilmesini saymıştır. Öte yandan tahsil dairesinin yaptığı mal varlığı sorgusu, tek başına mal bildirimiyle veya fiili hacizle özdeş tutulamaz.

Özel kanun kapsamında ödeme başvurusu ve/veya ödeme planı, 103/11 uyarınca kesilme nedeni olabilir. Ancak başvurunun hangi kanun kapsamında ve hangi alacak yönünden yapıldığı, başvuru tarihi, ilgili kanunun özel kuralları ve varsa yapılandırmanın ihlali incelenmeden sonuç kurulamaz. Özellikle zamanaşımı süresi dolduktan sonra yapılan başvurunun, süresi dolmuş bir alacağı kendiliğinden yeniden takip edilebilir kıldığı kabul edilemez. Bu ayrım Danıştay 3. Dairesinin E.2023/6730, K.2024/2860 sayılı kararında açık biçimde önem kazanmıştır.

Alacağın teminata bağlanması da kesilme sebebidir. Ancak 103. maddenin ikinci fıkrası gereği, bu durumda yeni sürenin başlangıcı, teminatın kalktığı yılı izleyen 1 Ocak’tır. Yargı merciinin icrayı durdurması bakımından da başlangıç, durdurma süresinin sona erdiği yılı takip eden 1 Ocak’tır. Bu özel kurallar, sıradan bir ödeme veya tebliğle aynı zaman çizelgesine yerleştirilemez.

Kesilmeden sonra yeni beş yıllık süre hangi tarihte başlar?

Genel kural, kesilmenin gerçekleştiği takvim yılını izleyen 1 Ocak’tır. Beş yıl, kesilme işleminin ertesi gününden itibaren değil bu tarihten itibaren hesaplanır. 103. maddenin ikinci fıkrasındaki üç özel başlangıç durumu ise ayrıca uygulanır.

Kesilme nedeniYeni sürenin başlangıcıDayanak
Geçerli ödeme emri tebliği, ödeme, fiili haciz, mal bildirimiİşlemin gerçekleştiği yılı izleyen 1 Ocak6183 m.103/2 genel kural
Yargı merciinin bozma kararıYeni vade gününün rastladığı yılı izleyen 1 Ocak6183 m.103/2 özel kural
Alacağın teminata bağlanmasıTeminatın kalktığı yılı izleyen 1 Ocak6183 m.103/2 özel kural
Yargı merciince icranın durdurulmasıDurmanın sona erdiği yılı izleyen 1 Ocak6183 m.103/2 özel kural

Örnek: 2020 vadeli vergi borcu için 2024’te ödeme emri tebliği

Varsayımsal olarak vadesi 2020 yılı içinde dolmuş bir kamu alacağında süre 1 Ocak 2021’de başlar ve başka engel yoksa 31 Aralık 2025’te tamamlanır. Ödeme emri 15 Haziran 2024’te usulüne uygun tebliğ edilmişse kesilme gerçekleşir; yeni beş yıllık dönem 1 Ocak 2025’te başlar ve başka bir kesilme ya da işlememe nedeni bulunmadığı varsayımıyla 31 Aralık 2029 sonunda tamamlanır.

Aynı ödeme emri 15 Haziran 2024’te yalnızca düzenlenmiş, fakat tebliğ edilmemişse bu işlem 103/4 kapsamında kesilme sayılmaz. Süre hesabı eski çizelgesinde devam eder. Bu karşılaştırma, işlem tarihinin ve tebliğ delilinin neden ayrı incelenmesi gerektiğini gösterir.

Zamanaşımı dolduktan sonra yapılan işlem borcu yeniden canlandırır mı?

Hayır. Kesilme, hâlen işlemekte olan bir süreye müdahale eder. Süre tamamlandıktan sonra düzenlenen ödeme emri, fiili haciz veya sırf yapılandırma kaydı, tamamlanmış zamanaşımını geçmişe etkili biçimde ortadan kaldırmaz. 6183 sayılı Kanun’un 102. maddesi, zamanaşımından sonra borçlunun rızaen yapacağı ödemelerin kabul edileceğini ayrıca düzenler. Gönüllü ödeme imkânı, idarenin süresi dolmuş alacağı cebren tahsil edebilmesi anlamına gelmez.

Kesilme ile zamanaşımının işlememesi arasındaki fark

6183 sayılı Kanun’un 104. maddesi; borçlunun yurt dışında bulunması, hileli iflas etmesi veya terekesinin tasfiyesi nedeniyle kendisi hakkında takip yapılmasının mümkün olmaması hâllerinde zamanaşımının işlemeyeceğini düzenler. Bunların varlığı tek başına ve soyut olarak değil, takibat yapılamaması şartıyla birlikte değerlendirilir. Engel kalktığında süre, kanundaki kurala göre işlemeye başlar veya kaldığı yerden devam eder.

103. madde kapsamında kesilmede eski süre ortadan kalkarken, 104. madde kapsamındaki işlememede geçen süre korunur. Hangi mekanizmanın uygulanacağını yanlış belirlemek, kamu alacağının gerçekten zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda yıllara yayılan hatalı hesaplamalara yol açabilir.

Zamanaşımı def’i ödeme emrine karşı nasıl ileri sürülür?

6183 sayılı Kanun’un 58. maddesi, ödeme emrine karşı ileri sürülebilecek hukuki sebepler arasında borcun tamamen veya kısmen bulunmamasını, ödenmiş olmasını ve zamanaşımına uğramasını sayar. Vergi mahkemesinde açılacak davada ilgili borç kalemi, vade, başlangıç tarihi, idarenin ileri sürdüğü kesilme işlemi ve bu işlemin neden geçersiz olduğu somut şekilde gösterilmelidir.

Ödeme emrine karşı dava açma süresi, kural olarak tebliği izleyen günden itibaren 15 gündür. 6183 m.58’deki tarihsel ‘vergi itiraz komisyonu’ ifadesi, 2576 sayılı Kanun’un 13. maddesi uyarınca vergi mahkemesi; ‘itiraz’ ise dava açılması olarak anlaşılır. Genel vergi davası açma süresi ile bu özel 15 günlük süre karıştırılmamalıdır. Ödeme emrine özgü dilekçe ve inceleme çerçevesi ödeme emrine karşı dava başlığında ayrıca ele alınır.

Yargısal başvuruda 6183 m.102 ve 103 birlikte uygulanır. Dilekçede yalnız ‘zamanaşımına uğradı’ demek yerine, her borç için ayrı zaman çizelgesi hazırlanması ve idarenin dayandığı tebliğ, tahsilat ve haciz belgelerinin getirtilmesinin istenmesi isabetlidir. Zamanaşımı itirazı, ilgili alacağın tahsiline ilişkin işlemin hukuka aykırılığını ortaya koyar; kesinleşmiş bir tarhiyatın tüm maddi unsurlarının sınırsız biçimde yeniden tartışılmasına imkân vermez.

Zamanaşımı mahkemece resen incelenir mi?

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 113. maddesi tarh zamanaşımının mükellefin başvurusu aranmaksızın hüküm doğuracağını belirtir. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 03.04.1987 tarihli, E.1986/3, K.1987/1 sayılı kararı, tahsil aşamasında tarh/tahakkuk zamanaşımının da ‘böyle bir borç olmadığı’ kapsamında incelenebileceğini kabul etmiştir. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 04.12.2024 tarihli, E.2023/1098, K.2024/1105 sayılı kararı bu ilkeyi, ikincil sorumlulara yönelen ödeme emirleri bakımından uygulamıştır.

Bununla birlikte 6183 m.102-103’e dayanan tahsil zamanaşımı savunmasının, VUK m.113’teki tarh zamanaşımı kuralıyla özdeş bir ‘otomatik inceleme’ söylemine indirgenmemesi gerekir. Mahkeme hukuka uygunluk incelemesi yaparken alacağın tahsil edilebilirliğini değerlendirir; uygulamada hakkın korunması için zamanaşımının dava dilekçesinde açık, gerekçeli ve belgeye dayalı olarak ileri sürülmesi gerekir. ‘Zamanaşımı def’i’ terimi, bu savunmanın usulde ileri sürülmesini ifade eder; özel kamu hukuku süresi ve sonuçları özel hukuk borçlarına ilişkin def’i kurallarıyla aynı değildir.

Dava açılması tahsilatı kendiliğinden durdurur mu?

Ödeme emri veya haciz, tarh işleminden farklı bir tahsil işlemidir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27/4. maddesine göre tahsilat işlemlerinden doğan davalar, kural olarak tahsili kendiliğinden durdurmaz; gerekli şartlar varsa yürütmenin durdurulması ayrıca istenir. Bunun önemi, dava devam ederken yeni takip işlemleri uygulanabilmesidir. Vergi davasının tahsilata etkisi bu ayrımla değerlendirilmelidir.

Ödeme emrine karşı açılan davanın reddedilmesi hâlinde geçmişte uygulanan yüzde 10 haksız çıkma zammına ilişkin 6183 m.58/5 hükmü, Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli E.2021/119, K.2022/48 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu nedenle iptal edilen yüzde 10 zam, güncel davalar için yürürlükte bir sonuç gibi gösterilemez.

Hacizden sonra zamanaşımı ileri sürülebilir mi?

Haciz işlemine karşı açılan davada, hacze dayanak kamu alacağının tahsil kabiliyetini kaybedip kaybetmediği değerlendirilebilir. Özellikle ödeme emrinin tebliğinden sonra yeni bir beş yıllık dönem geçmiş ve bu dönemde kesilme yaşanmamışsa, daha önce ödeme emri düzenlenmiş olması sonraki haczi tek başına hukuka uygun kılmaz. Bununla birlikte ödeme emrine özgü hukuka aykırılıkların hangi aşamada ileri sürülebileceği ile sonradan doğan zamanaşımı savunması ayrılmalıdır.

Danıştayın cüz’i ödeme ve e-haciz kararları, bu nedenle icra dosyasının yalnız son sayfasının değil bütün takip kronolojisinin incelenmesini gerektirir. Hukuki denetimde borç dönemleri, şirket veya gerçek kişi muhatabı, geçerli tebligat, haczin fiilen hangi varlığa uygulandığı ve tahsilatın kaynağı birlikte ele alınır. Vergilendirme ve takip sürecinin başka aşamalarına ilişkin vergi uyuşmazlıklarının çözüm yolları da işlem türüne göre farklılaşır.

İspat yükü ve zamanaşımı incelemesinde hangi belgeler belirleyicidir?

İdare kesilme sebebine dayanıyorsa, bu sebebi oluşturan somut işlem ve ilgili alacakla bağlantısını ortaya koymalıdır. Borçlu ise kendi savunmasını vade ve takip çizelgesi üzerinden kurmalıdır. Özellikle aşağıdaki belgeler önem taşır:

  • Her vergi veya ceza kaleminin türünü, dönemini, vadesini ve ferilerini gösteren borç dökümü.
  • Ödeme emrinin örneği, düzenlenme tarihi ve usule uygun tebliğe ilişkin alındı ya da elektronik tebligat kayıtları.
  • Tahsilat makbuzları, ödeme yapan kişinin tespitine yarayan belgeler, banka hareketleri ve ödeme mahsup kayıtları.
  • Haciz varakası, banka haciz bildirisi, banka cevabı ve haciz tarihinde gerçekten mevcut mal, hak veya bakiye bulunduğunu gösteren kayıtlar.
  • Mal bildirimleri, teminat işlemleri, yargısal durdurma veya bozma kararları ve bunların sona erdiği tarihler.
  • Yapılandırma başvurusu, ödeme planı, başvurunun hangi alacakları kapsadığı ve başvuru tarihine ilişkin belgeler.

Danıştay 4. Dairesinin E.2019/4645, K.2022/5619 sayılı kararındaki çoğunluk yaklaşımı ile karşı oy arasındaki fark, elektronik haciz bildirisi konusunda ispatın neden belirleyici olduğunu gösterir. Yalnızca ‘e-haciz gönderildi’ şeklindeki bir sistem çıktısı yerine gerçekten haczedilen varlığın ortaya konulması, uyuşmazlığın çözümünü doğrudan etkiler.

Sık sorulan sorular

Bir liralık ödeme beş yıllık tahsil zamanaşımını yeniden başlatır mı?

Gerçekten borçlu tarafından veya bilgisi dahilinde yapılmış ve ilgili borca mahsup edilmiş bir ödeme, yalnız düşük tutarlı olduğu için kesilme kapsamı dışında kalmaz. Ancak kaynağı belirsiz ve idarenin kesilme amacıyla işlendiği anlaşılan cüz’i kayıtlar yeterli değildir. Sonuç ödemenin hukuki niteliğine ve belgelerine bağlıdır.

Ödeme emri postaya verilince zamanaşımı kesilir mi?

Hayır. 6183 m.103/4 ödeme emrinin tebliğini esas alır. Düzenleme veya postaya verme tarihi geçerli tebliğ tarihi yerine kullanılamaz.

E-haciz yazısı beş yıllık süreyi her durumda keser mi?

Hayır. E-haciz bildirisi ile fiilen haczedilen mal veya alacak farklıdır. Kesilme için hukuken geçerli haciz tatbikinin gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılır; bankadaki sıfır bakiyeli hesap bakımından Danıştayın salt bildirimi yeterli görmeyen kararları bulunmaktadır.

Yapılandırma başvurusu zamanaşımı dolduktan sonra yapılırsa ne olur?

103/11 kapsamındaki başvurular süresi işlemekte olan kamu alacaklarında kesilme sebebi olabilir. Ancak tahsil zamanaşımı daha önce tamamlanmışsa daha sonraki başvuru, alacağı kendiliğinden cebren tahsil edilebilir hâle getirmez. Özel yapılandırma kanununun hükümleri ayrıca incelenmelidir.

Zamanaşımı ileri sürmek için idareye dilekçe vermek dava süresini korur mu?

Ödeme emrine karşı 15 günlük özel dava süresi esas alınmalıdır. İdareye yapılan her başvurunun bu süreyi durdurduğu varsayılamaz. Somut başvuru yolunun ve İYUK hükümlerinin süreye etkisi ayrıca değerlendirilmeden yargısal başvuru ertelenmemelidir.

Sonuç

Tahsil zamanaşımının kesilmesinde belirleyici olan, idarenin dosyasında bir işlem görünmesi değil, 6183 m.103’te sayılmış hukuken geçerli bir olayın ilgili alacak yönünden ve süre dolmadan gerçekleşmesidir. Geçerli ödeme emri tebliği, fiilen tatbik edilen haciz ve ispatlanmış ödeme zamanaşımı hesabını değiştirebilir; usulsüz tebliğ, boş hesaba gönderilen bildiri veya kaynağı belirsiz cüz’i ödeme aynı sonucu doğurmaz. Uyuşmazlığın çözümü için her borç kalemine ait vade, kesilme, işlememe ve tebliğ tarihleri bağımsız biçimde hesaplanmalı; ödeme emrine karşı 15 günlük dava süresi kaçırılmamalıdır.

Kaynakça ve yargı kararları

  • 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, m.55, 58, 59, 62 ve 102-104.
  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m.113-114; 2576 sayılı Kanun, m.13; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m.7 ve 27/4.
  • Danıştay 3. Daire, 19.06.2025, E.2025/1866, K.2025/2882. Karar metni.
  • Danıştay 3. Daire, 13.05.2024, E.2023/6730, K.2024/2860. Karar metni.
  • Danıştay 4. Daire, 13.10.2022, E.2019/4645, K.2022/5619 (karşı oy içerir). Karar metni.
  • Danıştay 3. Daire, 29.02.2024, E.2023/941, K.2024/1051. Karar metni.
  • Danıştay 7. Daire, 18.03.2025, E.2023/2297, K.2025/1208. Karar metni.
  • Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, 03.04.1987, E.1986/3, K.1987/1. Karar metni.
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 04.12.2024, E.2023/1098, K.2024/1105. Karar metni.
  • Anayasa Mahkemesi, 21.04.2022, E.2021/119, K.2022/48 (6183 m.58/5 iptali). AYM açıklaması.
  • Gelir İdaresi Başkanlığı, 06.03.2026, Ödeme Emrine Karşı Yapılacak İşlemler Broşürü duyurusu.

Yazar: Av. Fatih SEFER