Tebligat, kural olarak önce muhatabın bilinen en son adresine şerhsiz biçimde çıkarılır; bu adres tebligata elverişli değilse veya tebligat yapılamazsa, muhatabın adres kayıt sistemindeki (mernis) yerleşim yeri adresi bilinen en son adres sayılır ve tebligat buraya yapılır. Bu iki kademeli sistem, 6099 sayılı Kanun ile 2011 yılında getirilmiş, ancak uygulanma şekli konusunda Yargıtay daireleri arasında uzun yıllar süren bir görüş ayrılığı yaşanmış ve nihayet 2020 yılında İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararıyla çözüme kavuşturulmuştur. Buna rağmen, aşağıda görüleceği üzere, uygulamada bilinen adrese hiç tebligat çıkarılmadan doğrudan mernis adresine gidilmesi bugün de en sık karşılaşılan usulsüzlük türü olmaya devam etmektedir.
Bilinen en son adres nedir?
Tebligat Kanunu’nun 10. maddesinin 1. fıkrasına göre tebligat, tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tespitinde tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır. Bu adresin mutlaka resmî bir kayıt sisteminde yer alması gerekmez; muhatabın sözleşmede bildirdiği adres, önceki bir yargılamada beyan ettiği adres ya da bir kamu kurumuna verdiği adres de bilinen en son adres kapsamındadır.
Madde 10/1 – Bilinen adreste tebligat: Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.
Madde 10/2: Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.
İçtihadı Birleştirme Kararı: iki aşamalı sistemin kabulü
6099 sayılı Kanun’un 2011 yılında yürürlüğe girmesinden sonra, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile 2. ve 4. Hukuk Daireleri bir görüşü, 12. Hukuk Dairesi ise farklı bir görüşü benimsemiş; bu görüş ayrılığının giderilmesi için içtihadı birleştirme yoluna gidilmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 20.11.2020 tarihli ve 2019/2 Esas, 2020/3 Karar sayılı kararında, muhatabın bilinen en son adresine çıkarılan tebligatın iade edilmesi ve adres kayıt sistemindeki adresin bu adresten farklı olması hâlinde, adres kayıt sistemindeki adrese “mernis adresi” şerhi verilerek 21/2. madde uyarınca doğrudan tebligat çıkarılmasının yeterli olduğuna, öncelikle bu adrese normal bir tebligat çıkarılmasının gerekmediğine oy çokluğuyla karar vermiştir. Karar gerekçesinde, tebligatın kişiye önce bilinen en son adresinde yapılacağı, bu adrese tebligat yapılamazsa mernis adresinin bilinen en son adres kabul edileceği ve bu adrese doğrudan şerhli tebligat çıkarılacağı; ayrıca mernis adresine önce şerhsiz bir “deneme” tebligatı çıkarılmasının kanunun emredici hükümlerine aykırı bir fazlalık olduğu vurgulanmıştır.
Kararın altına düşülen dört ayrı karşı oy yazısında ise, mernis adresine geçilmeden önce bu adrese de normal usulde (şerhsiz) bir tebligat çıkarılması gerektiği, aksi hâlde muhatabın adreste bulunma imkânı bulunsa dahi doğrudan muhtara teslim edilen evraktan haberdar olamayacağı ve savunma hakkının zedeleneceği görüşü savunulmuştur. Ancak bu karşı oy yazılarından birinde açıkça belirtildiği üzere, “tebligat yapılamayan adres ile tespit edilen adres kayıt sistemi adresinin aynı olması hâlinde bu adrese doğrudan 21/2. madde uyarınca tebligat yapılacağı tüm Büyük Genel Kurulun kabulündedir” — yani bilinen adresle mernis adresi örtüştüğünde doğrudan şerhli tebligat yapılabileceği konusunda çoğunluk ile karşı oy yazarları arasında hiçbir uyuşmazlık bulunmamaktadır; tartışma yalnızca bu iki adresin farklı olduğu hâllere ilişkindir.
Ceza Genel Kurulu, 24.12.2025 tarihli ve 2023/232 Esas, 2025/607 Karar sayılı kararında da İBK’nın bu sonucunu teyit etmiş; bilinen en son adresin adres kayıt sistemindeki (MERNİS) adresi olabileceği gibi başka bir adres de olabileceğini, her iki durumda da muhatabın bilinen en son adresine öncelikle normal bir tebligat çıkarılması gerektiğini, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde ise başka bir adres araştırmasına gerek olmadan muhatabın adres kayıt sistemindeki adresinin bilinen en son adres kabul edileceğini belirtmiştir.
Bilinen adres ile mernis adresi aynıysa veya başka adres yoksa
Yukarıda değinildiği üzere, muhatabın bilinen tek adresi zaten mernis adresiyle örtüşüyorsa veya başka bilinen bir adresi yoksa, iki ayrı tebligat çıkarmaya gerek kalmaz; tebligat doğrudan bu adrese 21/2 şerhli olarak yapılabilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 27.11.2012 tarihli ve 2012/17610 Esas, 2012/34966 Karar sayılı kararında, icra takip dosyasında borçlunun bilinen adresinin bulunmadığı bir olayda, borçlunun adres kayıt sistemindeki adresinin bilinen en son adres kabul edilerek bu adrese doğrudan 21/2. maddeye göre tebligat yapılmasında yasaya aykırılık bulunmadığı sonucuna varmıştır. Aynı Daire, 11.11.2013 tarihli ve 2013/27438 Esas, 2013/35492 Karar sayılı kararında, borçlunun icra dosyasına yansımış başkaca bilinen adresi olmadığı için mernis adresine doğrudan 21/2 usulüyle tebligat yapılmasının yerinde olduğunu belirlemiştir. Tartışma yalnızca bilinen adresin mernis adresinden farklı olduğu ve bu farklı adres denenmeden mernis’e geçildiği durumlarda ortaya çıkmaktadır.
Sıkça yapılan usulsüzlük: bilinen adres denenmeden doğrudan mernis’e tebligat
Uygulamada karşılaşılan usulsüzlüklerin büyük bölümü şu kalıptan doğar: dilekçede, takip talebinde veya dosyada bildirilmiş bilinen bir adres bulunduğu hâlde, bu adrese hiçbir tebligat çıkarılmadan doğrudan mernis adresine 21/2 şerhli tebligat gönderilmesi. Bu konuda son derece geniş ve istikrarlı bir içtihat birikimi mevcuttur:
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 10.12.2012 tarihli ve 2012/21600 Esas, 2012/37023 Karar sayılı kararında, borçluya önceden hiçbir tebligat çıkarılmadan ve yasal şartları oluşmadan doğrudan 21/2. maddeye göre çıkarılan ödeme emri tebligatının usule aykırı olduğunu tespit etmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 28.04.2015 tarihli ve 2014/22818 Esas, 2015/9567 Karar sayılı kararında, dava dilekçesinin madde 10/2 gözardı edilerek davalıya önceden hiçbir tebligat çıkarılmadan doğrudan mernis adresi belirtilerek tebliğe çıkarılmasının usule aykırı olduğuna ve bu durumun davalının hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 01.11.2017 tarihli ve 2015/17525 Esas, 2017/7954 Karar sayılı kararında ve yine aynı Dairenin 26.09.2019 tarihli 2016/7513 Esas, 2019/5968 Karar sayılı ile 28.05.2019 tarihli 2019/1046 Esas, 2019/4841 Karar sayılı kararlarında, gerekçeli kararın doğrudan 21/2. maddeye göre mernis adresine tebliğ edilmesinin usulüne uygun olmadığına ve dosyanın mahalline iade edilmesi gerektiğine karar verilmiştir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi bu ilkeyi 2024 ve 2025 yıllarında birçok kararında tekrarlamıştır: 18.01.2024 tarihli 2023/5704 Esas, 2024/296 Karar sayılı kararında muhataba çıkarılan ilk tebligatın öncelikle bilinen veya gösterilen en son adresine, mavi renkli zarf kullanılmaksızın çıkarılması gerektiği; 04.11.2024 tarihli 2024/3232 Esas, 2024/4862 Karar sayılı kararında davacıya yapılan gerekçeli karar tebliğinin doğrudan mernis adresine 21/2 şerhi eklenerek yapılmasının Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı olduğu ve muhatabın savunma hakkını kısıtlayacağı; 26.11.2025 tarihli 2025/3631 Esas, 2025/5017 Karar sayılı kararında ve yine 12.02.2025 tarihli 2024/2522 Esas, 2025/699 Karar sayılı kararında ve 16.10.2025 tarihli 2025/4428 Esas, 2025/4367 Karar sayılı kararında aynı ilke davalıların mernis adresine doğrudan tebligat yapılan karar ilamları bakımından tekrarlanmıştır.
Aynı ilke, 4. Hukuk Dairesi’nin 04.03.2025 tarihli ve 2024/9494 Esas, 2025/3644 Karar sayılı kararında; davalıya yargılama sırasında usule uygun tebligatlar yapılmış olmasına rağmen karar aşamasında bu adrese hiç tebligat çıkarılmadan doğrudan mernis adresine geçilmesinin madde 10/2’ye aykırı olduğu şeklinde uygulanmıştır. 10. Hukuk Dairesi, 07.05.2024 tarihli ve 2024/4696 Esas, 2024/4952 Karar sayılı kararında bir iş mahkemesi kararının davalıya doğrudan mernis kaydına göre tebliğ edilmesini aynı gerekçeyle usulsüz bulmuştur.
Bölge adliye mahkemeleri de aynı ilkeyi istikrarlı biçimde uygulamaktadır: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 12.06.2025 tarihli 2025/1252 Esas, 2025/1129 Karar sayılı kararında ve 14.01.2026 tarihli 2026/212 Esas, 2026/31 Karar sayılı kararında, davalıya bildirilen bilinen adrese daha önce hiç tebligat çıkarılmadan doğrudan mernis adresine gerekçeli karar tebliğ edilmesini usulsüz bulmuş ve dosyayı bu eksikliğin giderilmesi için ilk derece mahkemesine geri çevirmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 07.01.2026 tarihli ve 2024/807 Esas, 2026/28 Karar sayılı kararında ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 18.06.2026 tarihli ve 2026/1087 Esas, 2026/1264 Karar sayılı kararında aynı doğrultuda karar vermiştir.
Bu ilke ceza yargılamasında da geçerlidir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 01.10.2024 tarihli ve 2022/3193 Esas, 2024/7204 Karar sayılı kararında, sanığa yokluğunda kurulan hükmün ilk önce bilinen adrese tebliğ edilmesi, ancak bu yerde tebliğ işleminin yapılamaması hâlinde madde 21’e göre tebliğ yapılması gerekirken doğrudan mernis adresine tebliğ edilmesinin usulsüz olduğuna ve bu nedenle temyiz süresinin öğrenme tarihinden işlemeye başladığına karar vermiştir. Aynı Daire, 28.05.2025 tarihli ve 2024/18237 Esas, 2025/4287 Karar sayılı kararında da benzer bir usulsüzlüğü tespit ederek kanun yararına bozma talebini kabul etmiştir.
Mernis adresi de mevcut değilse: madde 35 ve ilanen tebligat
Adres kayıt sisteminde muhataba ait bir kayıt hiç bulunmuyorsa, doğrudan 21/2. maddeye göre tebligat yapılması mümkün değildir; zira bu madde ancak sistemde kayıtlı bir adresin varlığı hâlinde uygulama alanı bulur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 20.02.2024 tarihli ve 2021/22248 Esas, 2024/2027 Karar sayılı kararında, öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebligat çıkarılarak adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılması, mernis adresi bulunuyorsa buraya 21. maddeye göre tebliğ yapılması, mernis adresinin de bulunmadığının tespiti hâlinde ise ancak daha önce usulüne uygun şekilde tebligat yapılmış olan eski adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ işleminin gerçekleştirilebileceğini belirlemiştir. Bu kararda, mernis adresi araştırılmadan ve daha önce usulüne uygun tebligat yapıldığına ilişkin bir belge de bulunmayan bir adrese doğrudan madde 35’e göre yapılan tebliğin usulsüz sayıldığı vurgulanmıştır. Daha önce hiçbir adrese usulüne uygun tebligat yapılmamış ve mernis kaydı da yoksa, başvurulacak yol madde 28 uyarınca ilanen tebligattır.
Tüzel kişilerde durum farklıdır
Adres kayıt sistemi yalnızca gerçek kişiler için öngörülmüştür; tüzel kişilere tebligatta mernis adresi kavramı uygulanmaz. Bunun yerine ticaret sicili, dernekler kütüğü veya vakıflar sicili gibi resmî kayıtlardaki adres esas alınır. Tebligat Kanunu’nun 35. maddesinin 4. fıkrasına göre, daha önce hiç tebligat yapılmamış olsa bile tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adres bilinen en son adres kabul edilir ve bu adrese çıkarılan tebligat iade edilirse evrakın bir nüshası eski adresin kapısına asılır; asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 18.06.2026 tarihli ve 2026/1087 Esas, 2026/1264 Karar sayılı kararında, davalı tüzel kişilere gerekçeli karar tebligatının doğrudan adres kayıt sistemindeki mernis adreslerine 21/2. madde uyarınca tebliğ edilmesini ve bir davalının mernis adresinin dahi yanlış yazılarak tebligat çıkarılmasını usulsüz bularak, güncel mernis adreslerinin tespit edilip önce bilinen en son adrese normal tebligat çıkarılması, bu adres elverişli değilse mernis adresine şerh düşülerek tebliğ edilmesi gerektiğine karar vermiştir. Bu karar, tüzel kişiler bakımından da adres araştırmasının titizlikle yapılması gerektiğini göstermektedir; kural kanundaki 35/4. fıkra istisnası saklı kalmak kaydıyla gerçek kişilerdeki sıralamaya paraleldir.
İdari yargı ve ceza yargılamasında aynı kural uygulanır
Danıştay 13. Daire, 13.06.2024 tarihli ve 2024/1108 Esas, 2024/2827 Karar sayılı kararında, Tebligat Kanunu’nun 10. maddesinin ikinci fıkrası ile 21. maddesinin ikinci fıkrasının birbirinden bağımsız değerlendirilerek, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinden başka adresi bilinmediği gerekçesiyle doğrudan 21. maddenin ikinci fıkrasına göre tebligat yapılmasının, Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan hak arama özgürlüğünün ihlaline yol açacak düzeyde kanun hükümlerinin dar yorumlanması sonucunu doğuracağını belirtmiş ve İBK’nın 2019/2 Esas, 2020/3 Karar sayılı kararına doğrudan atıfla iki aşamalı tebligat usulünün idari yargıda da geçerli olduğunu teyit etmiştir. Somut olayda, sözleşmeye davet yazısının davacının bilinen adresi ile aynı olan adres kayıt sistemindeki adresine doğrudan 21/2 usulüyle tebliğ edilmiş olması, ancak bu adresin davacının bilinen adresiyle örtüştüğü için Danıştay tarafından bu noktada değil, teminatın irat kaydı miktarı yönünden bozma sebebi yapılmıştır — yani adres aynı olduğunda doğrudan tebligatın kabul edilebilir olduğu bu kararda da teyit edilmiştir.
Usulsüz tebligatın sonucu ve ispat
Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuşsa (öğrenmişse) geçerli sayılır; bu durumda muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi kabul edilir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 18.02.2025 tarihli ve 2023/17382 Esas, 2025/1587 Karar sayılı kararında, kanun hükümlerine aykırı olarak yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, usulüne uygun tebligat yapılmadığı için erteleme kararının şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa bile usulüne uygun şekilde kesinleşmiş sayılamayacağını hükme bağlamıştır. Ceza Genel Kurulu’nun 24.12.2025 tarihli 2023/232 Esas, 2025/607 Karar sayılı kararında da, mernis adresine usulsüz tebliğ edilen bir kararın kesinleşmediği, ancak muhatabın karardan başka bir vesileyle haberdar olduğu en son tarihin usulsüz tebliği geçerli hâle getirdiği ve bu tarihten itibaren hukuki sonuç doğacağı kabul edilmiştir.
İspat yükü bakımından Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 29.03.2023 tarihli ve 2022/9325 Esas, 2023/2175 Karar sayılı kararında, tebliğ mazbatasının resmî belge niteliğinde olmasına rağmen üzerindeki bilgilerin aksinin her türlü delille ispatlanabileceğini, mahkemenin her somut olayın özelliğini, cereyan şeklini ve gerçekleşen maddi olguları en ufak ayrıntısına kadar göz önünde bulundurarak iddiayı tahkik etmesi gerektiğini belirtmiş ve ilk derece mahkemesinin “tebliğ mazbatasındaki bilgilerin aksinin ancak aynı kuvvetteki belgeyle ispatlanabileceği” yönündeki dar yorumunu isabetsiz bulmuştur. İcra takiplerinde usulsüz tebligat şikâyeti, usulsüzlüğün öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine yapılmalıdır.
Sık Sorulan Sorular
Tebligat önce hangi adrese yapılır?
Tebligat önce muhatabın bilinen en son adresine, mernis şerhi olmaksızın normal usulle yapılır.
Mernis adresine tebligat ne zaman yapılabilir?
Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığı anlaşılırsa veya bu adrese tebligat yapılamazsa, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi bilinen en son adres kabul edilir ve İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 2019/2 Esas, 2020/3 Karar sayılı kararı uyarınca bu adrese doğrudan 21/2 şerhli tebligat yapılır.
Mernis adresine tebligattan önce ayrıca şerhsiz bir deneme tebligatı çıkarılması gerekir mi?
Hayır; İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararına göre bilinen adrese çıkarılan tebligat iade edildikten sonra mernis adresine doğrudan şerhli tebligat çıkarılması yeterlidir, ayrı bir şerhsiz deneme aşamasına gerek yoktur.
Bilinen adrese hiç tebligat çıkarılmadan doğrudan mernis adresine tebligat yapılırsa ne olur?
Bu tebligat usulsüz kabul edilir; Yargıtayın birçok dairesinin istikrarlı içtihadına göre ilgili merci, önce bilinen adrese usulüne uygun tebligat çıkarılmasını ve gerekli sürelerin beklenmesini ister.
Bilinen adres ile mernis adresi aynıysa iki ayrı tebligat mı çıkarılır?
Hayır; bu durumda tebligat doğrudan mernis şerhli olarak tek seferde yapılabilir, bu husus İBK’daki çoğunluk ve karşı oy yazarları arasında dahi tartışmasızdır.
Bilinen en son adres kimin beyanına göre belirlenir?
Tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır; bu adresin resmî bir kayıt sisteminde yer alması zorunlu değildir.
Adres kayıt sisteminde hiç kayıt yoksa ne yapılır?
Öncelikle daha önce usulüne uygun tebligat yapılmış bir eski adres varsa bu adrese madde 35’e göre tebliğ yapılabilir; hiçbir adres bulunamıyorsa tebligat, adresi meçhul olanlara uygulanan ilanen tebligat yoluyla yapılır.
Tüzel kişilere mernis adresi kuralı uygulanır mı?
Hayır; tüzel kişiler için mernis kavramı yoktur, ticaret sicili veya ilgili sicildeki resmî adres esas alınır ve daha önce tebligat yapılmamış olsa bile bu adrese tebligat çıkarılabilir; ancak Yargıtay içtihadı, tüzel kişilerde de önce bilinen adresin denenmesini aramaktadır.
Bu kural yalnızca hukuk mahkemelerinde mi geçerlidir?
Hayır; Danıştay kararlarıyla idari yargıda, Ceza Genel Kurulu ve ceza dairelerinin kararlarıyla da ceza yargılamasında aynı iki aşamalı sistem uygulanmaktadır.
Usulsüz tebligat her zaman geçersiz midir?
Hayır; muhatap tebligatın içeriğini her ne şekilde olursa olsun öğrenmişse tebligat geçerli sayılır ve muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi kabul edilir.
Usulsüz tebligat şikâyeti ne kadar sürede yapılmalıdır?
İcra takiplerinde usulsüz tebligat şikâyeti, usulsüzlüğün öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine yapılmalıdır.
Tebliğ mazbatasındaki bilgilerin aksi ispatlanabilir mi?
Evet; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2022/9325 Esas, 2023/2175 Karar sayılı kararına göre tebliğ mazbatası resmî belge niteliğinde olsa da üzerindeki bilgilerin aksi her türlü delille ispatlanabilir.
Bilinen adres ile mernis adresi çelişirse hangisi esas alınır?
Öncelik bilinen adrestedir; mernis adresine ancak bilinen adrese usulüne uygun tebligat çıkarılıp iade edilmesi hâlinde geçilir.
Sonuç
Bilinen adres ve mernis adresi arasındaki sıralamaya uyulmaması, İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararına rağmen uygulamada bugün de en sık karşılaşılan tebligat usulsüzlüğüdür ve tek başına bir yargılamanın, icra takibinin veya idari işlemin baştan sona sakatlanmasına yol açabilir. Her tebligat işleminde önce bilinen adresin gerçekten denenip denenmediği, mernis adresine geçişin doğru aşamada ve doğru şerhle yapılıp yapılmadığı titizlikle kontrol edilmelidir. Tebligatın usulsüzlüğü, adres değişikliğinin bildirilmemesi, ilanen tebligat ve tüzel kişilere tebligat gibi bağlantılı konularda ayrıntılı bilgi için tebligat hukuku kapsamındaki diğer başlıkları inceleyebilirsiniz.