☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

CMK m. 10 Görülmekte Olan Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması

CMK m. 10 Görülmekte Olan Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması

Madde 10 – (1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.

(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.

(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur.

Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması Müessesesi ile CMK m. 10

CMK Madde 10’un Sistematik Yeri ve Amacı: CMK’nın 10. maddesi, kovuşturma evresindeki bağlantılı davaların yönetimini düzenler ve mülga CMUK’un 4. ve 5. maddelerini karşılamaktadır. Yargı kararlarında CMK m.10’un temel amacının, bağlantılı ceza davalarının birlikte görülerek maddi gerçeğin sağlıklı, hızlı ve çelişkisiz bir şekilde ortaya çıkarılması olduğu vurgulanmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2022/96), ceza muhakemesinde her dava için ayrı yargılama yapılmasının genel kural, birleştirmenin ise istisna olduğunu; ancak usul ekonomisi ve maddi gerçeğe ulaşma amacı güdüldüğünde bu yola başvurulduğunu belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi (Sertaç Kılıçarslan Kararı), bu müessesenin etkin yargılama amacına hizmet ettiğini ifade etmiştir.

Madde 10 ile Madde 9 Arasındaki Temel Farklar: Birleştirme kurumu, işlemin yapıldığı evreye göre farklı maddelerde düzenlenmiştir. Soruşturma evresindeki birleştirme işlemleri CMK m. 9 kapsamında Cumhuriyet savcısının yetkisindeyken, kovuşturma evresindeki işlemler CMK m. 10 kapsamında mahkemelerin yetkisindedir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi (2013/8851) ve Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu (2022/76) kararlarında, CMK m.9’un davaların “birleştirilerek açılması” (soruşturma aşaması sonu/iddianame tanzimi) ile ilgili olduğu, CMK m.10’un ise “görülmekte olan” (kovuşturma evresindeki) davaların birleştirilmesini düzenlediği belirtilerek iki madde arasındaki sistematik fark ortaya konulmuştur.

Soruşturma Evresi – Kovuşturma Evresi Ayrımı: Birleştirme için davaların bulunduğu aşama belirleyicidir. İlk derece mahkemesinde yargılaması yapılan bir dava ile kanun yolu aşamasında olan bir davanın birleştirilmesi olanaksızdır. Ayrıca biri soruşturma, diğeri kovuşturma evresinde olan uyuşmazlıkların doğrudan birleştirilmesi mümkün değildir; soruşturma aşamasındaki dosya için iddianame düzenlenip dava açıldıktan sonra birleştirme değerlendirilebilir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi (2021/3601) ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2019/516) kararlarında, CMK m.10/1 hükmünün açıkça “Kovuşturma evresinin her aşamasında” uygulanabileceği belirtilmiştir. Soruşturma evresindeki birleştirmeler CMK m.10 kapsamı dışında kalmakta olup, m.10 münhasıran mahkeme önündeki derdest davalar için geçerlidir.

Görülmekte Olan Davaların Birleştirilmesinin Şartları

Kovuşturma Evresinin Her Aşamasında Birleştirme İmkânı: Kanun koyucu, kovuşturma evresinin her aşamasında birleştirmeye imkân tanımıştır. Ancak birleştirme için davaların yargılama aşamasının birbirine yakın olması gerekir, hüküm aşamasına gelmiş bir dava ile yeni başlayan bir davanın birleştirilmesinin makul süre ilkesine aykırı oluşturabilir. CMK m.10/1 uyarınca, kovuşturma evresinin her aşamasında birleştirme kararı verilebilir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi (2021/3601), bu yetkinin kullanılabilmesi için davaların “görülmekte olan” (derdest) davalar olması gerektiğini hükme bağlamıştır.

İddianamenin Kabulünden Hükmün Kesinleşmesine Kadar Süre: Birleştirme kararı verilebilmesi için her iki uyuşmazlığın da “dava” niteliği kazanmış olması, yani iddianamelerin kabul edilmiş olması gerekir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi (2021/3601), kesinleşmiş hükümlerin birleştirilemeyeceğini açıkça belirtmiştir. Kararda, mahkumiyet kararı kesinleştikten sonra mahkemenin dosyadan el çektiği, bu aşamadan sonra ek karar ile birleştirme yapılamayacağı; kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların ancak yargılamanın iadesi veya kanun yararına bozma yoluyla giderilebileceği vurgulanmıştır.

Bağlantılı Ceza Davaları Şartı: Birleştirmenin ön koşulu bağlantının varlığıdır. Kovuşturma evresinde birleştirmenin ön koşulu, somut olaylar arasında dar veya geniş bir bağlantı bulunmasıdır. Bağlantı yoksa birleştirme kararı verilmemelidir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi (2021/5535), bağlantılı davaların ayrı ayrı görülebileceği gibi, birleştirilmesinde yarar ve zorunluluk görülmesi halinde birleştirilebileceğini belirtmiştir.

Bağlantı Türleri (Şahsi, Maddi, Sonraki Bağlantı): Kararlarda CMK m.8 ve m.11 atıflarıyla bağlantı türleri şu şekilde örneklendirilmiştir: Şahsi Bağlantı: Bir kişinin birden fazla suçtan sanık olması (Yargıtay CGK 2022/611; Yargıtay 6. CD 2007/23230). Maddi/Fiili Bağlantı: Suçların işlenişinde iştirak, aynı soruşturma dosyasına dayanma veya delillerin ortaklığı (Yargıtay CGK 2022/611; Yargıtay 10. CD 2021/5077). Geniş Bağlantı: Örgütlü suçlarda sanıklar ve suçlar arasındaki örgütsel irtibat (Yargıtay CGK 2017/1112).

Birleştirme Kararı Verme Yetkisi ve İlkeleri

Birleştirmeye Yetkili Mahkeme: Kanun, birleştirme kararını verme yetkisini “yüksek görevli mahkeme”ye vermiştir. CMK m.10/1 uyarınca birleştirme kararı “yüksek görevli mahkemece” verilir. Yargıtay 17. Ceza Dairesi (2019/10172), bağlantılı davaları görmekte olan mahkemelerden yüksek görevli olanın birleştirme yetkisine sahip olduğunu belirtmiştir.

Yüksek Görevli Mahkeme Kavramı: Görev hiyerarşisinde üstte olan mahkeme (örneğin Asliye Ceza’ya göre Ağır Ceza) birleştirme konusunda yetkilidir(Yargıtay 5. CD 2016/4195). Eş görevli mahkemeler arasında ise genellikle davanın ilk açıldığı mahkeme yetkili kabul edilir. Ayrıca, Yargıtay Ceza Daireleri (ilk derece sıfatıyla) ile yerel mahkemeler arasındaki ilişkide Yargıtay Dairesi yüksek görevli sayılmıştır (Yargıtay CGK 2022/79).

Görev Hiyerarşisi ve Çekme (Absorbsiyon) İlkesi: Farklı görevli mahkemelerdeki davalar birleştirildiğinde, dava yüksek görevli mahkemede görülür. Bu durum, alt görevli mahkemedeki davanın üst mahkemeye “çekilmesi” sonucunu doğurur. Yüksek görevli mahkeme, alt dereceli mahkemedeki davayı kendi dosyası ile birleştirerek kendine çeker (absorbe eder). Yargıtay 6. Ceza Dairesi (2012/22632), sübutu halinde eylemin vasfını tayin görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğunu, bu nedenle dosyanın üst mahkemede birleştirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Birleştirme Talebi ve Re’sen Birleştirme

Mahkemenin Re’sen Birleştirme Yetkisi: Mahkemeler, bağlantıyı tespit ettiklerinde kendiliğinden (re’sen) birleştirme kararı verebilirler. İddianamenin kabulünden sonra diğer uyuşmazlığın muhakemesinin devam ettiği mahkeme yüksek görevli mahkeme ise, re’sen birleştirme kararı verebilir.

Cumhuriyet Savcısının Birleştirme Talebi: Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında bağlantılı davaların birleştirilmesini talep edebilir. Savcı bağlantıyı biliyorsa iddianameyi birleştirme talepli düzenleyebilir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi (2013/8851) kararında, Cumhuriyet Savcısının birleştirme talebinde bulunabileceği ve görev itirazları yapabileceği belirtilmiştir.

Sanığın, Katılanın ve Vekilin Birleştirme Talebi: Sanık veya müdafii de savunma hakkının etkin kullanımı ve maddi gerçeğin ortaya çıkması adına birleştirme talep edebilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2019/516) kararında, sanığın diğer sanıklarla davalarının birleştirilmesi talebi değerlendirilmiş, ancak reddedilmiştir.

Birleştirme Kararında Değerlendirme Ölçütleri

Bağlantının Varlığının Tespiti: Birleştirme için sadece sanık birliği yeterli görülmeyebilir; fiili ve hukuki irtibatın somut olarak tespiti gerekir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi (2021/5077), BAM kararında “her iki dosyada sanıkların ayrı olduğu, olayların ayrı olduğu” gerekçesiyle bağlantı bulunmadığına hükmedildiğini aktarmıştır.

Fayda–Zarar Dengesi: Yargıtay içtihatlarında en sık vurgulanan ölçüttür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2022/79), birleştirmenin zorunlu olmadığını, “birleştirmede yarar görülmesi” gerektiğini belirtmiştir. Fayda, maddi gerçeğin ortaya çıkması; zarar ise yargılamanın karmaşıklaşmasıdır.

Savunma Hakkına Etkisi: Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2019/516), davaların birleştirilmesinin savunma hakkını kısıtlamaması gerektiğini vurgulamıştır.

Yargılamanın Uzaması ve Makul Süre İlkesi: Birleştirme, yargılamayı makul sürede bitirme hedefini engellememelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2017/1112) ve (2022/79), sanık sayısının çokluğu ve davanın karmaşıklığı nedeniyle birleştirmenin “makul sürede yargılanma hakkının ihlaline” yol açabileceği durumlarda birleştirme taleplerinin reddedilmesi gerektiğini içtihat etmiştir.

Birleştirilmiş Davalarda Uygulanacak Yargılama Usulü (m.10/2)

Yüksek Görevli Mahkemenin Tabi Olduğu Usul: CMK m.10/2 ve Yargıtay kararları (Yargıtay 10. CD 2021/3601) uyarınca, birleştirilen davalarda, bu davaları gören (birleşilen) yüksek mahkemenin tabi olduğu yargılama usulü uygulanır. Birleştirme Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılmışsa, Asliye Ceza Mahkemesi’nden gelen dosya için de Ağır Ceza usulleri (örneğin heyet halinde yargılama) uygulanır.

Ağır Ceza ve Asliye Ceza Mahkemesi Usullerinin Uygulanması: Yargıtay 6. Ceza Dairesi (2012/22632), Asliye Ceza Mahkemesi görevine giren bir suçun Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki örgüt suçuyla birleştirilmesi halinde, delilleri takdir ve tartışma görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesi usullerine göre yapılacağını belirtmiştir.

Davaların Ayrılması Kararı ve Şartları

Ayrılma Kararının Hukuki Niteliği: Ayrılma (tefrik), mahkemenin takdirinde olan bir işlemdir. Anayasa Mahkemesi (Sertaç Kılıçarslan Kararı), daha önce birleştirilen davaların sonradan ayrılabileceğini ve bunun kanuni hakim ilkesine aykırı olmadığını belirtmiştir.

Savunma Hakkının Etkin Kullanılması Nedeniyle Ayrılma: Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2019/516), bağlantı ve iştirak kavramlarının dar yorumlanarak davaların ayrı görülmesinin, savunma hakkı ve adil yargılanma açısından daha yararlı olabileceğini kabul etmiştir.

Yargılamanın Makul Sürede Bitirilmesi Amacıyla Ayrılma: Yargıtay 10. Ceza Dairesi (2021/5077), Bölge Adliye Mahkemesi’nin “davaların birlikte yürütülmesinde hukuksal yarar bulunmadığı” gerekçesiyle birleştirme kararını kaldırarak ayırma kararı verdiğini aktarmıştır. Bu, yargılamanın sürüncemede kalmaması amacını taşır.

Delillerin Ayrı Değerlendirilmesi Gereği: Anayasa Mahkemesi (Gezi Parkı Kararı), “Çarşı grubu” davasının ana dosyadan tefrik edilmesini (ayrılmasını) örneklemiş, bu durum delillerin ve sanıkların durumunun ayrı değerlendirilmesi ihtiyacından kaynaklanabilmektedir.

İşin Esasına Girildikten Sonra Ayrılma (m.10/3)

İşin Esasına Girme Anının Tespiti: Yargılamada sorgunun yapılması ve delillerin tartışılmaya başlanması esasa giriş olarak kabul edilir. Anayasa Mahkemesi (Sertaç Kılıçarslan Kararı), esas hakkında mütalaa verildikten sonra dahi ayrılma kararı verilebildiğini göstermektedir.

Ayrılan Davalara Aynı Mahkemede Devam: CMK m.10/3 ve Yargıtay 10. Ceza Dairesi (2021/3601) kararı uyarınca, işin esasına girdikten sonra ayrılan davalara, ayrılma kararını veren aynı mahkemede devam olunur. Ayrılan dava yeni bir esas numarası alarak aynı mahkemede görülmeye devam eder.

Alt Görevli Mahkemenin Yargılamaya Devam Edememesi: CMK m.10/3’ün “aynı mahkemede devam olunur” hükmü gereği, yüksek görevli mahkemede birleştikten sonra esasa girilip tekrar ayrılan bir dava, suç vasfı alt mahkemenin görevine girse dahi alt mahkemeye gönderilmez, yüksek mahkemede görülmeye devam eder.

Birleştirme ve Ayrılma Kararlarına Karşı Kanun Yolu

İtiraz ve Kesinlik: Birleştirme ve ayırma kararları ara karar niteliğindedir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi (2019/8371), birleştirme kararlarına karşı doğrudan “itiraz” kanun yoluna başvurulmasının mümkün olmadığını (CMK m.267 bağlamında), bu kararların ancak esas hükümle birlikte istinaf veya temyiz incelemesine konu edilebileceğini belirtmiştir.

Yargıtay Denetimi: Birleştirme veya birleştirmeme kararları, nihai hükümle birlikte Yargıtay denetimine tabidir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi (2021/3601), hatalı birleştirme nedeniyle verilen hükmü kanun yararına bozma yoluyla incelemiştir.

Yargıtay İçtihatlarında CMK Madde 10’un Uygulanması: Yargıtay, mahkemeler arasındaki birleştirme uyuşmazlıklarını (olumsuz birleştirme uyuşmazlığı) CMK m.16 ve m.17 hükümlerini kıyasen uygulayarak “ortak yüksek görevli mahkeme” sıfatıyla çözmektedir (Yargıtay 5. CD 2019/9189; Yargıtay 11. CD 2023/3346).

Birleştirme ve Ayrılma Kararlarının Hukuki Sonuçları

Sanık, Savunma ve Yargılama Açısından Etkiler: Anayasa Mahkemesi (Sertaç Kılıçarslan Kararı), birleştirme ve ayrılma işlemlerinin “kanuni hakim güvencesine” aykırı olmadığını hükme bağlamıştır. Ancak Yargıtay 6. Ceza Dairesi (2012/22632), bağlantılı davaların birleştirilmemesinin mükerrer hüküm verilmesine veya delillerin eksik değerlendirilmesine yol açarak hukuki sonuçlar doğuracağını belirtmiştir.

Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar

Muvafakat Almama: Mahkemelerin, diğer mahkemenin muvafakati olmadan tek taraflı birleştirme kararı vermesi ve bunun Yargıtay tarafından bozulması (Yargıtay 5. CD 2021/12900; Yargıtay 18. CD 2019/8371).

Dosya Bütünlüğü: Birleştirilip sonra ayrılan dosyaların takibinde yaşanan karmaşa ve tutanaklarda açıklama eksikliği (Yargıtay 5. CD 2018/4768).

Kesinleşmiş Dosyalar: Hukuken mümkün olmamasına rağmen kesinleşmiş dosyalarla birleştirme yapılmaya çalışılması (Yargıtay 10. CD 2021/3601).

Uyuşmazlık Çözümü: Mahkemeler arası olumsuz uyuşmazlıklarda dosyanın sürüncemede kalması (Yargıtay 17. CD 2019/10172).

Sonuç ve Değerlendirme

CMK m.10 uygulamasında “fayda-zarar dengesi” en belirleyici ölçüttür. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi, birleştirmenin zorunlu bir kuraldan ziyade, maddi gerçeğe ulaşma ve usul ekonomisi ilkeleri çerçevesinde mahkemelerin takdirine bırakılmış bir istisna olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle örgütlü suçlarda ve çok sanıklı davalarda, makul sürede yargılanma hakkı gözetilerek birleştirme taleplerinin reddedildiği veya ayrılma kararlarının verildiği görülmektedir. Uygulamada ise en sık rastlanan hata mahkemeler arası muvafakat prosedürüne uyulmadan yapılan birleştirmelerdir.

İletişim & Danışma

Ceza dosyanızda yargılamanın birleştirilmesi mi ayrı ayrı mı yürütülmesi lehinizedir? CMK m. 10 Görülmekte Olan Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması konusunda ceza hukuku danışmanlığı İstanbul hizmetimizden faydalanmak için bizimle iletişime geçin.

📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0507 551 87 38
📧 E-posta: av.mehmetsarioglu1@gmail.com

0539 676 32 75