CMK Madde 12 Yetkili Mahkeme
Madde 12 – (1) Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.
(2) Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir.
(3) Suç, ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin yayım merkezi olan yer mahkemesine aittir. Ancak, aynı eserin birden çok yerde basılması durumunda suç, eserin yayım merkezi dışındaki baskısında meydana gelmişse, bu suç için eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.
(4) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda eser, mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer mahkemesi de yetkilidir. Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya hükümlü bulunuyorsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.
(5) Görsel veya işitsel yayınlarda da bu maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır. Görsel ve işitsel yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkilidir.
(6) (Ek:8/7/2021-7331/10 md.) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir.
CMK Madde 12’nin Sistematik Yeri ve Önemi
Yargıtay kararlarında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 12. maddesinin, yetkili mahkemenin belirlenmesinde başvurulacak “birincil ve temel kural” olduğu vurgulanmaktadır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin kararlarında (Örn: 2021/12897, 2020/5787), davaya bakma yetkisinin öncelikle suçun işlendiği yer mahkemesine ait olduğu, ancak bu yerin belirlenememesi durumunda CMK’nın 13. maddesindeki tamamlayıcı kuralların (yakalanma yeri, yerleşim yeri) devreye girdiği belirtilerek, maddenin sistematik önceliğine işaret edilmiştir.
Yetkinin Belirlenmesinde Temel İlke: Suçun İşlendiği Yer (m.12/1)
CMK m.12/1 uyarınca yetkili mahkemenin belirlenmesinde temel ilke “suçun işlendiği yer”dir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2021/12897 ve 2020/5787 sayılı kararlarında, yetkinin öncelikle suçun işlendiği yer mahkemesine ait olduğu açıkça ifade edilmiştir. Suçun işlendiği yerin tespit edilebildiği durumlarda (örneğin IP adresi veya GSM sinyal bilgileriyle), yetki bu yere aittir. Ancak suçun işlendiği yerin belli olmaması halinde, CMK m.13 devreye girerek şüphelinin yakalandığı yer veya yerleşim yeri mahkemesi yetkili kılınmaktadır (Yargıtay 5. CD, 2021/2304; 2021/14859).
İcra Hareketinin Yapıldığı Yer: İcra hareketinin yapıldığı yer, suçun işlendiği yerin tespitinde belirleyici bir unsurdur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2021/12897 sayılı kararında, müstehcen yayın üretimi suçunda, şüphelilerin GSM hattını ve internet bağlantısını kullandıkları, suç videosunun yüklendiği IP adresinin tahsis edildiği “telefon tamir dükkanının” bulunduğu yer (İstanbul), icra hareketinin yapıldığı yer olarak kabul edilmiş ve yetki buna göre belirlenmiştir. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi’nin 2019/378 sayılı kararında ise dolandırıcılık suçunda paranın yatırıldığı yer (icra hareketi) ile çekildiği yer (netice) arasındaki yetki tartışmasına değinilmiştir.
Neticenin Meydana Geldiği Yer: Özellikle dolandırıcılık ve hırsızlık gibi malvarlığına karşı işlenen suçlarda, neticenin meydana geldiği yer “haksız menfaatin temin edildiği yer” olarak yorumlanmaktadır. Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2020/1517 sayılı ve Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2020/1522 sayılı kararlarında, dolandırıcılık veya banka kartının izinsiz kullanılması suçlarında, suçun failin parayı çektiği veya harcama yaptığı anda tamamlandığı, dolayısıyla “menfaatin temin edildiği yerin” suçun işlendiği yer (netice yeri) olduğu ve yetkili savcılığın buna göre belirlenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
Mesafeli İşlenen Suçlarda Yetki Sorunu: Mesafeli suçlarda, özellikle internet üzerinden işlenen fiillerde, suç yerinin tespiti teknik verilere dayanmaktadır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2020/5787 ve 2021/2304 sayılı kararlarında, şüphelinin IP adresine veya kullanıcı kayıtlarına ulaşılamaması durumunda “suçun işlendiği yerin belli olmadığı” kabul edilmiştir. Bu durumda yetki, CMK m.13 uyarınca şüphelinin yerleşim yerine geçmektedir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2020/544 sayılı kararında ise e-ticaret yoluyla işlenen suçlarda farklı savcılıklar arasındaki yetki uyuşmazlıkları, mesafeli suçların yarattığı belirsizliğe örnek teşkil etmiştir.
Teşebbüs Halinde Yetkili Mahkeme (m.12/2)
CMK’nın 12. maddesi, teşebbüs suçlarında yetkiyi, suçun icra hareketlerinin son bulduğu yer olarak belirler. Teşebbüs halinde suç tamamlanmadığından, icra hareketlerinin başladığı yer değil, son icra hareketinin gerçekleştiği yer esas alınır. Bu yaklaşım, yargılamanın etkinliğini sağlamak ve delillerin toplanmasını kolaylaştırmak amacıyla benimsenmiştir(Yargıtay, 15. Ceza Dairesi, E. 2017/28373, K. 2017/29000). Teşebbüs suçlarında yer yetkisi, özellikle suçun birden fazla yerde icra edildiği durumlarda karmaşıklık arz edebilir. CMK 12. maddesi, bu tür hallerde son hareketin yapıldığı yeri yetkili kılarak belirsizliği giderir.
Teşebbüs suçlarında CMK 12. maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 35. maddesiyle (suça teşebbüs) birlikte yorumlanır. Teşebbüs, “elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamama” hali olarak tanımlanır. Bu bağlamda, yer yetkisi son icra hareketine göre belirlenirken, teşebbüsün derecesi (eksik veya tam teşebbüs) ceza tayininde etkili olur, ancak yetkiyi doğrudan etkilemez. Örneğin, ateşli silahla teşebbüs içeren olaylarda son atışın yapıldığı yer yetkili mahkeme olur(Yargıtay, 8. Ceza Dairesi, E. 2017/23415, K. 2019/10445).
Kesintisiz Suçlarda Yetkili Mahkeme (m.12/2)
Kesintisiz suç kavramı, fiilin bir kez başlamasıyla devam eden ve dış bir etkenle kesintiye uğrayan suçları ifade eder. Bu suçlarda, zamanaşımı ve yetki gibi unsurlar, kesintinin gerçekleştiği andan itibaren hesaplanır. CMK’nın 12. maddesinin 2. fıkrası, kesintisiz suçlar için özel bir yetki kuralı öngörmektedir. Buna göre, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği yer mahkemesi yetkilidir. Örneğin, temadi eden suçlarda kesintinin şüphelinin ifadesinin alınmasıyla gerçekleşmesi halinde, bu yerdeki mahkeme yetkili kılınmaktadır(Yargıtay, 3. Ceza Dairesi, E. 2021/21817, K. 2022/3203). Kesintisiz suçlarda zamanaşımı da kesintinin gerçekleştiği günden itibaren işlemeye başladığından yetki kuralı bu süreyle uyumlu bir yapı arz etmektedir.
Yargı kararlarında, CMK 12. maddesinin kesintisiz suçlara ilişkin hükmü, bağlantılı suçlar ve temadi eden fiiller bağlamında yorumlanmaktadır. Örneğin, kesintisiz takip olup olmadığının tespiti için olayı gören kişilere soru sorulması gerektiği belirtilmiş olup, kesintiye uğramayan durumlarda tamamlanmış suç hükümleri uygulanmaktadır(Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi, E. 2019/1090, K. 2020/1093). Temadi eden suçlarda kesinti tarihi, yetki ve zamanaşımı açısından suç tarihi olarak kabul edilmekte; ancak bu nitelik, görevli mahkemenin belirlenmesinde özel bir etki yaratmamaktadır.(Yargıtay, 3. Ceza Dairesi, E. 2024/16697, K. 2024/13762)
Zincirleme Suçlarda Yetkili Mahkeme (m.12/2)
Zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için TCK’nın 43/1. maddesindeki unsurlar (aynı suçun değişik zamanlarda işlenmesi, aynı mağdur ve aynı suç işleme kararı) gerçekleşmiş olmalıdır. CMK 12. maddesi, bu unsurların varlığında yetkiyi son suça bağlar. Bu hüküm, zincirleme suçlarda birden fazla eylem içeren yapıyı dikkate alarak, yargılamanın tek bir mahkemede toplanmasını amaçlar. Zincirleme suç oluşturan eylemler, farklı zaman ve yerlerde işlendiği için birden fazla mahkemede ayrı davalar açılabilir. Bu durumda, zincirleme suç oluşturacak eylemler nedeniyle başka mahkemelere açılmış davaların birleştirilmesi gerekmektedir.
Birleştirme, CMK’nın ilgili hükümleri çerçevesinde, zincirleme suçun tek bir yargılama altında ele alınmasını sağlar ve aksi halde hükmün bozulmasına yol açar. Savcı veya mahkeme, zincirleme suç iddiasını tespit ettiğinde, CMK’nın dava birleştirme hükümlerine dayanarak talebinde bulunur. Yargıtay, bu birleştirmenin zorunlu olduğunu vurgular; aksi takdirde, her eylem için ayrı ceza verilmesi zincirleme suç hükmüne aykırıdır ve bozma nedeni oluşturur. Eğer zincirleme suç koşulları oluşmazsa, her eylem için ayrı yetki aranır ve birleştirme gündeme gelebilir. Zincirleme suç oluşturan eylemlerin birleştirilmesi gerektiğinde, son eylemdeki mahkeme yetkili hale gelir(Yargıtay, 10. Ceza Dairesi, E. 2022/7648).
Zincirleme suçlara dahil eylemler, her biri bağımsız suç niteliği taşır; ancak yetki bakımından sonuncusu belirleyicidir. Zincirleme suçlarda yer ve zaman bakımından yetki, zincire dahil suçların bağımsız olarak değerlendirilmesine rağmen son eylemle belirlenir. Bu, dava zaman aşımı ve af gibi diğer unsurlarda da bağımsızlığı korurken, yetkiyi somutlaştırır.
Basılı Eserlerle İşlenen Suçlarda Yetki (m.12/3)
CMK’nın 12. maddesinin 3. fıkrası şu şekildedir: “Suç, ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin yayım merkezi olan yer mahkemesine aittir. Ancak, aynı eserin birden çok yerde basılması durumunda suç, eserin yayım merkezi dışındaki baskısında meydana gelmişse, bu suç için eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.” Bu düzenleme, basılı eserlerin yayım sürecinin coğrafi boyutunu dikkate alarak yetkiyi sınırlar. Yayım merkezi, eserin basıldığı ve dağıtıldığı ana yer olarak kabul edilir ve suçun bu merkezde işlendiği varsayılır. İstisnai olarak, eserin birden fazla baskı merkezi varsa ve suç bu ek merkezlerden birinde gerçekleşmişse, o yer mahkemesi de yetkili kılınır.
Basılı eser, gazete, kitap, dergi gibi yayımlanmış matbu materyalleri kapsar ve suçun bu eser aracılığıyla işlenmesi şarttır. Hüküm, suçun işlendiği yerin belirsizliğini gidermek için yayım merkezini öncelikli kılar, böylece soruşturma ve kovuşturmanın merkezi bir yerde yürütülmesini sağlar. Örneğin, bir soruşturmada kitabın yayım merkezinin İstanbul olduğu tespit edildiğinde, yetki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına aittir; aksi takdirde karar bozulur.(Yargıtay, 5. Ceza Dairesi, E. 2018/6687).Hüküm, yalnızca ülkede yayımlanan basılı eserler için geçerlidir; yurtdışı yayınlar bu kapsama girmez. Ayrıca, suçun basılı eserle işlendiğinin kanıtlanması zorunludur; aksi halde genel yetki kuralları uygulanır. (Yargıtay, 19. Ceza Dairesi, E. 2018/6415) Basılı eserle işlenen suçlarda, eserin birden çok yerde basılması durumunda yetkili mahkeme, öncelikle eserin yayım merkezindeki mahkemedir. Ancak, suçun yayım merkezi dışındaki bir baskı yerinde gerçekleşmesi halinde, basım yerindeki mahkeme de alternatif yetkiye sahiptir.
Basılı eserle işlenen suçlarda görevli mahkeme, suçun niteliğine göre belirlenir. 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 27. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, “Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanunda öngörülen diğer suçlardan dolayı açılan davalardan, ağır ceza işlerinden olanlar ağır ceza mahkemelerinde, diğerleri asliye ceza mahkemelerinde görülür.” Bir yerde birden fazla asliye ceza mahkemesi veya ağır ceza mahkemesi dairesi bulunması halinde, özel yetki kuralı olarak davalar 2 numaralı mahkemede görülür. Bu hüküm, “Bir yerde ağır ceza veya asliye ceza mahkemesinin birden fazla dairesi bulunması halinde bu davalar iki numaralı mahkemede görülür.” şeklinde düzenlenmiştir.Bu düzenleme, basılı eser suçlarında mahkemenin numaralandırılmasına ilişkin ihtisaslaşma amacını taşır.
Hakaret Suçunda Özel Yetki Kuralları (m.12/4)
Yayın yoluyla işlenen hakaret suçlarında yetkili mahkeme, öncelikle suçun işlendiği yer, ikincil olarak mağdurun yerleşim veya oturma yeri esas alınarak belirlenir. Görsel ve işitsel yayınlarda, mağdurun yayınla temas kurduğu yer belirleyicidir. Bu kurallar, mağdurun korunmasını ve yargılamanın etkinliğini sağlar. CMK m. 12/4, şikayete bağlı suçlarda yetkiyi genişleten bir hüküm olup, şu esasları içermektedir: Eserin mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılması halinde o yer mahkemesi de yetkilidir. Ayrıca, mağdurun suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya hükümlü bulunması durumunda o yer mahkemesi de yetkilidir. Bu düzenleme, mağdurun korunmasını ve yargılamanın mağdur açısından erişilebilir olmasını amaçlamaktadır.
Eser veya yayın yoluyla hakaretlerde CMK m. 12/4’ün doğrudan uygulanması esastır. Mağdurun yerleşim yeri veya oturduğu yer, yetki açısından belirleyicidir. Örneğin, bir eserin mağdurun bulunduğu yerde dağıtılması halinde o yer mahkemesi yetkilidir.(Yargıtay, 4. Ceza Dairesi, E. 2019/8231). Görsel veya işitsel yayınlarda CMK m. 12/3’ün hükmü, CMK m. 12/4 ile birlikte uygulanır. Yayın mağdurun yerleşim yerinde görülmüş veya işitilmişse o yer mahkemesi yetkilidir. (Yargıtay, 16. Ceza Dairesi, E. 2017/1950).
İnternet veya ileti yoluyla hakaretlerde hakaret suçu, mağdurun haberdar olmasıyla tamamlandığından, CMK m. 12/5 delaletiyle CMK m. 12/3 uygulanır. Bu durumda, suçun işlendiği yer, mağdurun haberdar olduğu yerdir. CMK m. 12/4, bu bağlamda ikincil rol oynar ve mağdurun yerleşim yeri ile örtüşürse destekleyici olur. Yargıtay, dijital hakaretlerde yetkiyi sıklıkla mağdurun fiilen haberdar olduğu yer olarak belirlemekte, bu sayede CMK m. 12/4’ün mağdur koruma amacını genişletmektedir(Yargıtay, 5. Ceza Dairesi, E. 2020/3614).
Görsel ve İşitsel Yayınlarda Yetki (m.12/5)
CMK’nın 12. maddesi gereği genel olarak davaya bakma yetkisi suçun işlendiği yer mahkemesine aittir. (CMK m. 12/1). Bu kural, istisnalar içermektedir. CMK 12/3. fıkra, basılı eserle işlenen suçlarda yetkiyi eserin yayım merkezine verir ve birden fazla baskı durumunda baskı yerini de yetkili kılar. CMK 12/5. fıkra ise bu istisnayı görsel veya işitsel yayınlara genişletir. Fıkranın tam metni şu şekildedir: “Görsel veya işitsel yayınlarda da bu maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır. Görsel ve işitsel yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkilidir. Bu düzenleme, görsel veya işitsel yayınlar yoluyla işlenen suçlarda yayım merkezini yetkili kılar ve mağdurun yerleşim yerini ek olarak yetkili kılar. Görsel ve İşitsel Yayınlar televizyon, radyo gibi yayınlardır.
İnternet ortamındaki yayınlar, görsel veya işitsel nitelik taşıdığında CMK’nın 12/5 fıkrası uygulanır. Örneğin, Facebook veya Twitter üzerinden hakaret içeren yorumlarda yetki, mağdurun haberdar olduğu yere (yerleşim yeri) aittir. (Yargıtay, 5. Ceza Dairesi, E. 2021/15990)
İnternet Yayınları ve Sosyal Medyada Yetki Sorunu: İnternet ve sosyal medya suçlarında yetki, teknik tespitlere bağlıdır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2021/12897 sayılı kararında, paylaşımın yapıldığı IP adresinin tahsis edildiği yer “suçun işlendiği yer” sayılmıştır. Ancak Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2020/5787 ve 2021/2304 sayılı kararlarında, sosyal medya şirketlerinin (Facebook, Twitter vb.) IP bilgilerini paylaşmaması veya IP’nin tespit edilememesi durumunda suç yerinin belirsiz hale geldiği ve yetkinin şüphelinin yerleşim yerine geçtiği vurgulanmıştır.
Bilişim Suçlarında Yetki (m.12/6)
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 12. maddesinin 6. fıkrası, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemelerinin de yetkili olduğunu düzenlemektedir. Bu hüküm, 14.07.2021 tarihli ve 31541 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile CMK’ya eklenmiştir.
Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu (TCK m. 158/1-f): Bilişim araçları veya finansal kurumlar kullanılarak hileli davranışlarla mağdurun zarara uğratılması durumunda mağdurun yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Hırsızlık Suçu (TCK m. 142/1-c) Bilişim sistemleri aracılığıyla taşınır malların zilyetliğinin faile geçirilmesi durumunda mağdurun yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Başkasına Ait Banka veya Kredi Kartının İzinsiz Kullanılması Suretiyle Yarar Sağlama Suçu (TCK m. 245/2): Kredi kartlarının kötüye kullanılması suretiyle elde edilen haksız yarar bilişim sistemleri ile bağlantılı olarak işlendiğinde mağdurun yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Bilişim Sistemine Hukuka Aykırı Müdahale Suretiyle Haksız Çıkar Sağlama Suçu (TCK m. 243/1): Bilişim sistemlerine izinsiz girme veya müdahale ederek haksız menfaat temin edilmesi, araç olarak finansal sistemlerin kullanıldığı hallerde mağdurun yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.
Yargıtay, CMK 12/6. fıkrasını yorumlarken, suç yerinin menfaatin temin edildiği veya harcamanın yapıldığı yer olduğunu kabul etmekte, buna ek olarak mağdurun yerleşim yerini alternatif yetkili olarak değerlendirmektedir. Bu tür bir suçta yetkili yer mahkemesi, paranın çekildiği yer veya mağdurun yerleşim yeri olabilmektedir. Yargıtay, somut soruşturmada bu yasal düzenlemenin dikkate alınmadan ve mağdurun yerleşim yeri ile suçun işlendiği yerin yetkiyi belirlemesi gerektiği gözetilmeden karar verildiği gerekçesiyle, “…soruşturmaya yetkili yerin Samsun veya Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının yargı çevresinde kaldığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden” diyerek kararı bozmuştur.(Yargıtay, 11. Ceza Dairesi, E. 2022/4978)
Çoklu Yetki Halleri ve Tercihin Yapılması
Birden fazla yerin yetkili olduğu durumlarda (örneğin CMK m.12/6 gereği hem suç yeri hem mağdurun yerleşim yeri), tercihin gerekçelendirilmesi gerekebilir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2022/7143 sayılı kararında, birden fazla mağdurun farklı yerleşim yerlerinde bulunduğu bir dosyada, savcılığın yetkiyi neden belirli bir yere (İstanbul) atfettiğine dair özel bir gerekçe göstermemesi eleştirilmiştir.
Savcılığın Yetkisizlik Kararı ve Çözümü
Savcılığın yetkisizlik kararı CMK m.161/7 göre çözümlenir. Yetkisizlik kararı ile gelen bir soruşturmada Cumhuriyet savcısı, kendisinin de yetkisiz olduğu kanaatine varırsa yetkisizlik kararı verir ve yetkili savcılığın belirlenmesi için soruşturma dosyasını, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine gönderir. Mahkemece bu konuda verilen karar kesindir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi (2020/1522), zincirleme yetkisizlik kararlarında dosyanın doğrudan mahkemeye gönderilmesi gerektiğini, usul hatası yapılmaması gerektiğini vurgulamıştır.
Yetki İtirazı ve Süresi
Sanık, yetkisizlik iddiasını, ilk derece mahkemelerinde duruşmada sorgusundan, bölge adliye mahkemelerinde incelemenin başlamasından ve duruşmalı işlerde inceleme raporunun okunmasından önce bildirir. Yetkisizlik iddiasına ilişkin karar, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusundan önce, bölge adliye mahkemelerinde duruşmasız işlerde incelemenin hemen başlangıcında, duruşmalı işlerde inceleme raporu okunmadan önce verilir. Bu aşamalardan sonra yetkisizlik iddiasında bulunulamayacağı gibi mahkemeler de bu hususta re’sen karar veremez. Yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. CMK m.161/7 uyarınca yetki konusunda verilen kararlar kesin niteliktedir. Kesin kararlara karşı ancak kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.
Mahkemelerin Yetkisizlik Kararı ve Çözümü
Olumsuz yetki uyuşmazlığı, birden fazla mahkeme veya savcılığın kendisini yetkisiz görmesi durumudur. Bu durumda ortak yüksek görevli mahkeme yetkili hâkim veya mahkemeyi belirler. Farklı yargı çevresindeki mahkemeler arası uyuşmazlığı Bölge Adliye Mahkemesi çözer. Farklı Bölge Adliye Mahkemesi yargı çevresindeki uyuşmazlığında Yargıtay dosya içeriğini inceleyerek (suç yeri, iddianame anlatımı vb.) yetkisizlik kararlarından birini kaldırarak yetkili merciyi tayin eder.
Ceza muhakemesinde olumlu yetki uyuşmazlığı, bir dava dosyası hakkında birden fazla hakim veya mahkemenin yetkili olduğunu iddia ederek davaya bakmak istemesi durumunda ortaya çıkar. Olumlu yetki uyuşmazlığı, olumsuz uyuşmazlığın tersine, mahkemelerin yetkisizlikten kaçınmak yerine yetkiyi üstlenmeye çalışmasıyla karakterizedir. Bu durum, suçun işlendiği yer, suçun niteliği veya yargı çevresi gibi unsurlardan kaynaklanarak oluşur ve kamu düzenini ilgilendiren bir husus olarak mahkemelerce resen dikkate alınır.
Aynı yargı çevresi içinde bulunan mahkemeler veya hakimler arasında, bir dava hakkında her birinin yetkili olduğunu iddia etmesi halinde CMK’nın 17. maddesi uyarınca bağlı oldukları yüksek dereceli mahkeme çözer. Farklı yargı çevresindeki mahkemeler arasında olumlu yetki iddiası halinde, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) karar verir. Farklı BAM yargı çevresindeki mahkemeler arasında oluşan uyuşmazlık, Yargıtay ilgili ceza dairesince karara bağlanır.
Yetkisiz Mahkemede Yapılan İşlemlerin Geçerliliği
Yetkili olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler, sadece yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılmaz. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2020/544 sayılı kararında, yetki konusunda verilmiş kesin bir karar (Ağır Ceza Mahkemesi kararı) varken, bu karara aykırı olarak sonradan verilen yetkisizlik kararlarının hukuki değerden yoksun olduğu ve yok hükmünde sayıldığı belirtilmiştir. Ayrıca Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2017/14884 sayılı kararında, görev hususunun yetkiden önce geldiği, görevsizlik kararı verilmesi gereken yerde yetkisizlik kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir.
Dijital Suçlarda Yetki Sorunları
Dijital suçlarda yetki tespiti, uluslararası ve teknik zorluklar içermektedir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2022/7280 ve 2022/7080 sayılı kararlarında, YouTube gibi ABD merkezli platformlarda işlenen hakaret suçlarında, ABD adli makamlarının “hafif suç” gerekçesiyle istinabe taleplerine cevap vermemesi, bu durumun failin ve dolayısıyla suç yerinin tespitini imkansız kıldığı ifade edilmiştir. Ayrıca IP adresinin tespit edilememesi, yetkinin suç yerinden şüphelinin yerleşim yerine kaymasına neden olmaktadır (Yargıtay 5. CD, 2020/5787).
Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar
Uygulamada, savcılıkların yeterli araştırma yapmadan yetkisizlik kararı vermesi “dosya sürüncemesi”ne yol açmaktadır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi (2021/35084), dosyaların savcılıklar arasında gidip gelirken karışabildiğini ve farklı soruşturmaların hatalı birleştirilebildiğini ifade etmiştir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi (2022/7280), açık kaynak araştırması ve kolluk tespiti yapılmadan verilen kararların etkin soruşturma ilkesine aykırı olduğunu belirtmiştir. Yargıtay kararlarında, yetkisizlik veya takipsizlik kararı vermeden önce IP araştırması, açık kaynak taraması ve ilgili kurumlarla yazışmaların eksiksiz yapılması; fail bulunamazsa daimi arama kararı alınması önerilmektedir.
Sonuç ve Değerlendirme
CMK m.12 kapsamındaki klasik yetki kuralları özellikle bilişim ve teknoloji yoğunluklu suçlarda değişime uğramıştır. Geleneksel “suçun işlendiği yer” (m.12/1) ilkesi geçerliliğini korumakla birlikte, dijital suçlarda IP tespiti zorlukları nedeniyle CMK m.13 (yerleşim yeri) ve 7331 sayılı Kanun ile eklenen CMK m.12/6 (mağdurun yerleşim yeri) hükümleri uygulamada ağırlık kazanmıştır. Yargıtay, yetki uyuşmazlıklarında maddi gerçeğe ulaşmak için teknik verilerin (IP, baz istasyonu, ATM kayıtları) ve mağdurun korunması ilkesinin (m.12/6) esas alınması gerektiğini istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır.
İletişim & Danışma
Ceza dosyası süreci, doğru yönlendirme ve zamanında müdahale gerektiren ciddi bir süreçtir. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu İstanbul ceza avukatı olarak ceza avukatı ihtiyacı olan kişilere profesyonel hukuki destek sunmaktadır. CMK madde 12 Yetkili Mahkeme konusunda ve tüm ceza hukuku konularında ceza avukatlarımıza danışabilirsiniz. Hukuki haklarınızı en etkin biçimde korumak için bizimle iletişime geçin. Tecrübeli ceza avukatlarımız dosyanızın detaylarını gizlilik ilkesi çerçevesinde inceleyip sürece ilişkin hukuki danışmanlık sağlasın.
📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0507 551 87 38
📧 E-posta: av.mehmetsarioglu1@gmail.com