☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

Cumhuriyet Savcısının Görev ve Yetkileri

Madde Metni

Cumhuriyet Savcısının Görev ve Yetkileri

Madde 161 – (1) Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir; yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir. Cumhuriyet savcısı, adlî görevi gereğince nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir işlem yapmak ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o yer Cumhuriyet savcısından söz konusu işlemi yapmasını ister.

(2) Adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.

(3) Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü olarak verir. Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir.

(4) Diğer kamu görevlileri de, yürütülmekte olan soruşturma kapsamında ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri, talep eden Cumhuriyet savcısına vakit geçirmeksizin temin etmekle yükümlüdür.

(5) Kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde kendilerinden istenen adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kamu görevlileri ile Cumhuriyet savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk âmir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya soruşturma yapılır. Vali ve kaymakamlar hakkında 2.12.1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri, en üst dereceli kolluk amirleri hakkında ise, hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama usulü uygulanır.

(6) Vali ve kaymakamların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığı ve aynı yer ağır ceza mahkemesine aittir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâllerinde soruşturma genel hükümlere göre yapılır.

(7) Yetkisizlik kararı ile gelen bir soruşturmada Cumhuriyet savcısı, kendisinin de yetkisiz olduğu kanaatine varırsa yetkisizlik kararı verir ve yetkili savcılığın belirlenmesi için soruşturma dosyasını, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine gönderir. Mahkemece bu konuda verilen karar kesindir.

(8) Türk Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ncı maddelerinde düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 26 ncı maddesi hükmü saklıdır.

(9) Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve bu yer ağır ceza mahkemesine aittir. Soruşturmayı Cumhuriyet Başsavcısı veya görevlendireceği vekili bizzat yapar. Başsavcı veya vekili, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi hâlinde alınacak kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğinden talepte bulunur.

Savcının Görevi Nedir

Cumhuriyet Savcısı, iddia makamı adına iddia görevini yerine getiren kamu görevlisidir. CMK’ndaki birçok düzenlemede Cumhuriyet Savcısı, yargısal faaliyetlerde bulunma hak ve yükümlülüğü içinde yer almaktadır. Savcı, şahsi menfaatini değil, toplum menfaatini koruduğu için klasik anlamda bir taraf değildir; ancak temsil ettiği makam itibariyle taraftır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2019/84 E. sayılı kararında, 5235 sayılı Kanun’un 17, 18 ve 20. maddeleri ile 2802 sayılı Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde Cumhuriyet başsavcısının, savcılar üzerinde “gözetim ve denetim yetkisi” bulunduğu, ancak bu yetkinin savcının “karar verme yetkisine” müdahale edemeyeceği, savcının “makam itibarıyla süjelik” ve “bölünmezlik ilkesi” gereği bağımsız bir konuma sahip olduğu belirtilmiştir.

CMK Madde 161’in Ceza Muhakemesi Sistemindeki Yeri ve Önemi

CMK m.161, soruşturma evresinin yapısını kökten değiştiren bir düzenlemedir. Eski CMUK döneminde savcı adeta bir “havale memuru” konumundaydı, ancak 5271 sayılı CMK ile soruşturma evresinin “savcı merkezli” hale getirilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2007/247 E. sayılı kararında, bu maddenin savcının görev ve yetkilerini ayrıntılı düzenlediği ve “maddi gerçeğin araştırılması” için savcıyı sorumlu kıldığı vurgulanmıştır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2023/12293 E. sayılı kararındaki karşı oy gerekçesinde, savcının soruşturma evresinde “yönlendirici, sevk edici ve idareci” bir role sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) İsmail Adak ve Tuna Ayçiçek kararlarında ise m.161, etkili bir soruşturma yürütülmesi ve kötü muamele yasağının usul boyutunun sağlanması açısından savcının “soruşturma tekeli”ni elinde bulundurduğu yasal dayanak olarak tanımlanmıştır.

Cumhuriyet Savcısının Araştırma Yapma Yetkisi (m.161/1)

Madde 161/1, savcıya soruşturmayı yürütme konusunda geniş bir yetki tanır. Yeşim Yılmaz (2022), bu yetkiyi şöyle özetler: Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilecek ve bütün kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilecektir. Bu yetki sınırsız gibi görünse de insan hakları ve maddi gerçeğe ulaşma amacı ile sınırlıdır. Savcı, delil toplama faaliyetini bizzat yapabileceği gibi kolluk aracılığıyla da yürütebilir. AYM’nin Tuna Ayçiçek kararında, savcının sadece şikayetçinin iddiasıyla yetinmeyip, maddi gerçeği ortaya çıkarmak için resen delil toplaması (tanık dinleme, kamera kaydı alma, adli rapor temini) gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2019/481 E. sayılı kararında, savcının olayı öğrenir öğrenmez işin gerçeğini araştırmaya başlama yetkisi vurgulanmıştır. Danıştay 5. Dairesi’nin 2019/6715 E. sayılı kararında ise, olay mahallinde keşif yapmayan, tanık dinlemeyen ve yeterli inceleme yapmadan “kovuşturmaya yer olmadığına” karar veren bir savcının, m.161/1’deki araştırma yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle meslekten çıkarılması hukuka uygun bulunmuştur.

Adli Kolluk Aracılığıyla Soruşturma Yürütme

Savcılık makamının kendi bünyesinde soruşturma yürütecek personeli bulunmadığından, adli kolluk savcının “eli kolu” konumundadır. Savcılar, araştırma yetkilerini genellikle adli kolluk (polis, jandarma) aracılığıyla kullanmaktadır.

Bağımlılık: AYM’nin İsmail Adak kararında, savcının hiyerarşik amiri olduğu kolluğa soruşturma yaptırmasının m.161 gereği mümkün olduğu belirtilmiştir.

Kolluk Birimini Değiştirme: AYM’nin Büse Gizem Ergüven kararında, jandarma personelinin karıştığı bir olayda savcının soruşturmayı jandarmadan alıp polise devretmesi, soruşturmanın bağımsızlığı ve tarafsızlığı açısından olumlu bir adım olarak değerlendirilmiştir.

Denetim: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun (İDDK) 2020/1589 E. sayılı kararında, savcının adli kolluk üzerindeki yetkisinin, kolluğun idari hiyerarşisiyle (mülki amirler) çatışıp çatışmadığı tartışılmış, ancak yönetmelik değişikliklerinin savcının m.161 kapsamındaki yetkilerini ortadan kaldırmadığı sonucuna varılmıştır.

Adli Kolluğun Cumhuriyet Savcısına Karşı Yükümlülükleri (m.161/2)

Adli kolluk, suç haberi aldığında derhal savcıyı bilgilendirmekle yükümlüdür. Kolluk kendiliğinden soruşturma başlatamaz. İlgili metinlerde şu hüküm sıkça alıntılanmıştır: “Adli kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhal bildirmek ve Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.Yargıtay kararları, adli kolluğun savcıya karşı “derhal bildirim” ve “emirleri yerine getirme” yükümlülüğünü katı bir şekilde yorumlamaktadır.

Bildirim Zorunluluğu: Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2022/11810 E. sayılı kararında, kolluğun istihbari bilgi üzerine savcıya haber vermeden sanığı arayıp uyuşturucu pazarlığı yapması m.161/2’ye aykırı bulunmuş ve deliller hukuka aykırı sayılmıştır.

Emre Uyma: Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2023/378 E. sayılı kararında, kolluğun ihbarı savcıya bildirmeden ve emir almadan yaptığı arama işlemi “yetki aşımı” olarak değerlendirilmiş ve elde edilen deliller (kaçak sigara) geçersiz kabul edilmiştir.

Cumhuriyet Savcısının Emir Verme Usulü: Yazılı ve Sözlü Emirler (m.161/3)

Yazılılık Esası: Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2017/207 E. sayılı kararında, savcının emirlerinin kural olarak yazılı olması gerektiği, acele hallerde sözlü verilen emirlerin ise en kısa sürede yazılı hale getirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Sözlü Emir Uygulaması: Aynı kararda, suçüstü halinde savcının sözlü talimatının tutanağa bağlanmamış olması eleştirilse de, fezleke ile sürecin doğrulanması durumunda hukuka uygunluk kabul edilebilmiştir. Ancak Yargıtay 7. Ceza Dairesi (2023/12293), mesai saatleri içinde gerekçesiz verilen arama emirlerini hukuka aykırı bulmuştur.

Kural olarak savcının emirleri yazılıdır. Ancak acil hallerde sözlü emir verilebilir. Yazılı olmayan emir ve talimat ifa edilir. Ancak sözlü emir ve talimat daha sonradan yazılı hale getirilmelidir.

Diğer Kamu Görevlilerinin Bilgi ve Belge Temin Etme Yükümlülüğü (m.161/4)

CMK m.161 uyarınca savcı, soruşturma kapsamında tüm kamu kurum ve kuruluşlarından bilgi talep etme yetkisine sahiptir. Cumhuriyet savcısına bütün kamu görevlileri gerekli bilgiyi vermek zorundadır. Eğer kamu görevlisi lüzumlu bilgiyi vermemiş ise ya da vermekte ihmali var ise bu durumda kamu görevlisinin ceza sorumluluğu ortaya çıkabilir. AYM’nin Bestami Eroğlu kararında, FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında savcıların MİT’ten ByLock verilerini, BTK’dan CGNAT ve abonelik bilgilerini talep etmesi, CMK m.161/1 ve m.161/4 kapsamındaki “bütün kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteme” yetkisine dayandırılmıştır. Kararda diğer kamu görevlilerinin (örneğin MİT, BTK, Emniyet birimleri) yürütülen soruşturma kapsamında ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri savcıya “vakit geçirmeksizin” temin etmekle yükümlü oldukları hatırlatılmıştır. Danıştay 5. Dairesi’nin kararında da savcının soruşturma sonucuna varmak için gerekli bilgileri toplama yükümlülüğü vurgulanmıştır.

Kamu Görevlileri Hakkında Doğrudan Soruşturma Yapma Yetkisi (m.161/5)

CMK 161/5, savcının emirlerini yerine getirmeyen veya görevini kötüye kullanan kolluk ve kamu görevlileri hakkında doğrudan soruşturma yapabilmesine olanak tanır. Bu durum 4483 sayılı Kanun’un bir istisnasıdır. Bu durumda soruşturma izni alınmasına gerek yoktur. AYM’nin İsmail Adak ve Büse Gizem Ergüven kararlarında, polis ve jandarma görevlileri hakkında işkence/kötü muamele iddiaları üzerine savcılığın doğrudan soruşturma başlatmış ifadeleri bizzat ve başka bir kolluk birimi aracılığıyla almıştır. Doğrudan soruşturma yetkisinin istisnası vali ve kaymakamlardır.

Vali ve kaymakamlar hakkında 2.12.1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bu kişiler için genel izin prosedürü işletilmeye devam eder. Vali ve kaymakamların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığı ve aynı yer ağır ceza mahkemesine aittir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâllerinde soruşturma genel hükümlere göre yapılır. En üst dereceli kolluk amirleri (örneğin İl Emniyet Müdürü, İl Jandarma Komutanı) hakkında da özel bir usul öngörülmüştür. En üst rütbedeki kolluk amiri de savcının emri altında olmakla birlikte, yargılama usulü açısından en üst dereceli kolluk amirleri hakkında hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama usulü uygulanır.

Yargı Çevresi Dışında İşlem Yapılması ve Talimat Usulü

Savcının yetkisi kural olarak kendi yargı çevresi ile sınırlıdır. Ancak soruşturmanın gereği olarak başka bir yargı çevresinde işlem yapılması gerektiğinde “istinabe” (talimat) kurumu devreye girer. Cumhuriyet savcısı, başka bir yerde gerçekleştirilmesi lüzum bulunan muhakeme işlemleri için ‘talimat’ yazarak istinabe yoluyla işlemi gerçekleştirebilir.

Yetkisizlik Kararı ve Yetkili Savcılığın Belirlenmesi (m.161/7)

Suçun işlendiği yer ilkesi, CMK’nın 12. maddesinde açıkça belirtilmiştir: “Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.” Bu hüküm, savcılığın soruşturma yetkisini de kapsar; zira savcılık, mahkemenin yargı çevresi içinde faaliyet gösterir.Dolayısıyla, savcılığın yetkisi, suçun fiilen işlendiği yerdeki Cumhuriyet savcılığına aittir ve bu yetki, soruşturmanın başlangıcından itibaren geçerlidir. 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 21. maddesi, Cumhuriyet savcılarının yetkisini idari sınırlarla sınırlar: Cumhuriyet savcıları, bulundukları il merkezi veya ilçenin idari sınırları ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırları içerisinde yetkilidirler. Ancak, belirli suçlar için istisna getirilmiştir.

Örneğin, Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar için soruşturma, suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülür. Bu durumda, il savcılığı yetkiyi üstlenir ve gerekirse yerel savcıdan kısmi veya tam soruşturma talep edebilir. Yetkisizlik kararı ile gelen bir soruşturmada Cumhuriyet savcısı, kendisinin de yetkisiz olduğu kanaatine varırsa yetkisizlik kararı verir ve yetkili savcılığın belirlenmesi için soruşturma dosyasını, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine gönderir. Mahkemece bu konuda verilen karar kesindir.

Devletin Güvenliğine Karşı İşlenen Suçlarda Doğrudan Soruşturma (m.161/8)

Devletin güvenliğine karşı suçlarda soruşturma izini aranmaksızın Cumhuriyet savcısı doğrudan soruşturma açar. MİT mensuplarının veya belirli bir görevi ifa etmek üzere kamu görevlileri arasından Cumhurbaşkanı tarafından görevlendirilenlerin; görevlerini yerine getirirken, görevin niteliğinden doğan veya görevin ifası sırasında işledikleri iddia olunan suçlardan dolayı ya da 5271 sayılı Kanunun 250 nci maddesinin birinci fıkrasına göre kurulan ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçları işledikleri iddiasıyla haklarında soruşturma yapılması Cumhurbaşkanının iznine bağlıdır. AYM’nin Yıldırım Turan kararında, CMK m.161/8’e atıf yapılarak, devletin güvenliğine karşı işlenen suçlarda (örneğin FETÖ/PDY üyeliği) sanıklar hakkında öngörülen özel soruşturma usullerinin uygulanmayacağı, genel hükümlere göre doğrudan soruşturma yürütüleceği belirtilmiştir.

Milletvekilleri Hakkında Soruşturma ve Kovuşturma Yetkisi (m.161/9)

Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve bu yer ağır ceza mahkemesine aittir. Soruşturmayı Cumhuriyet Başsavcısı veya görevlendireceği vekili bizzat yapar. Başsavcı veya vekili, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi hâlinde alınacak kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğinden talepte bulunur.

CMK Madde 161’in Diğer CMK Hükümleriyle İlişkisi

CMK m.160 (Soruşturma Başlangıcı): Yargıtay CGK 2019/481 ve 2023/378 kararlarında, m.161’in m.160 ile birlikte savcının “hemen işin gerçeğini araştırma” görevinin bir parçası olduğu vurgulanmıştır.

CMK m.164 (Adli Kolluk): Danıştay kararlarında, m.161’in m.164 ile birlikte kolluğun savcıya bağlılığını düzenlediği belirtilmiştir.

CMK m.170/172 (Dava Açma/KYOK): Yargıtay CGK 2019/84 kararında, savcının m.161’deki araştırma yetkisini tamamladıktan sonra m.170 veya m.172’ye göre karar vereceği, bu yetkinin başsavcı tarafından dahi kısıtlanamayacağı ifade edilmiştir.

Yargıtay İçtihatlarında CMK Madde 161’in Uygulanması

Yargıtay içtihatlarında m.161, özellikle “hukuka aykırı delil” bağlamında katı bir şekilde uygulanmaktadır.

İzin/Emir Şartı: Yargıtay 10. Ceza Dairesi ve Ceza Genel Kurulu (2023/378, 2019/526), savcının bilgisi ve emri olmadan kolluğun yaptığı aramaları, kimlik sorma işlemlerini veya delil toplama faaliyetlerini (örneğin sigara satın alma) m.161/2-3’e aykırı bulmakta ve elde edilen delilleri hükme esas almamaktadır.

Önleme Araması Ayrımı: Yargıtay 10. CD (2021/694), adli bir olayda (uyuşturucu şüphesinde) savcıdan adli arama emri alınmadan, genel “önleme araması” kararıyla yapılan aramayı m.161 ihlali sayan karşı oy görüşlerine sahne olmuştur.

Savcının Sorumluluğu

Savcı, geniş yetkilerini kullanırken sorumluluk altındadır. Savcının kanunlara ve insan haklarına uygun işlem yapma zorunluluğu vardır. Hukuka aykırı delil toplama veya görevi ihmal durumlarında savcının sorumluluğu gündeme gelebilir.

Disiplin ve Meslekten Çıkarma: Danıştay 5. Dairesi’nin 2019/6715 E. sayılı kararında, m.161 kapsamındaki araştırma yükümlülüğünü yerine getirmeyen (delil toplamayan, keşif yapmayan) savcının meslekten çıkarılması hukuka uygun bulunmuştur.

Cezai Sorumluluk: Yargıtay 3. Ceza Dairesi kararında, yetkilerini kötüye kullanan, sahte delil üreten veya hiyerarşi dışı (örgütsel) talimatlarla hareket eden savcılar “darbeye teşebbüs” ve “evrakta sahtecilik” gibi suçlardan yargılanmış ve cezalandırılmıştır.

Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

En temel sorun, adli kolluğun idari yapıya (İçişleri Bakanlığı) bağlı olmasıdır. Aralarında hiyerarşi bulunmayan bir kolluk, savcının talimatlarını savsayabilmektedir. Cumhuriyet savcılarının emrinde siyasi güçten ve idareden etkilenmeyecek güvenceli bir adli kolluk teşkilatı oluşturulmadan bu sorun tam çözülemez.

Kolluğun Bağımsız Hareketi: Yargıtay kararlarında (2023/378, 2022/11810), kolluğun savcıya haber vermeden işlem yapması en sık karşılaşılan sorun olarak öne çıkmaktadır. Bu durum delillerin iptaline yol açmaktadır.

İdari Hiyerarşi ile Çatışma: Danıştay kararlarındaki karşı oylarda, adli kolluğun mülki amirlere bildirim zorunluluğunun soruşturma gizliliğini (m.157) ve savcının yetkisini zedeleyebileceği endişesi dile getirilmiştir.

Etkin Soruşturma Eksikliği: AYM kararlarında (Tuna Ayçiçek, İsmail Adak), savcıların kolluğu yeterince denetlememesi veya delilleri bizzat toplamaması nedeniyle soruşturmaların etkisiz kaldığı tespit edilmiştir.

Sonuç ve Değerlendirme

Bir ceza avukatı olarak söyleyebiliriz ki CMK m.161’in savcıyı soruşturmanın “tek karar merkezi” yapmıştır Ancak bu geniş yetkiler, adli kolluğun idari bağımlılığı nedeniyle uygulamada bazen sekteye uğrayabilmektedir. Bu sorunu çözmenin tek yolu savcı ile kolluk ilişkilerini sıkı tutmak, savcının karar mekanizması olarak tam bir işlev görmesini sağlamak gerekmektedir. Savcı, maddi gerçeği araştırırken şüphelinin haklarını da korumakla yükümlü olan teminat makamıdır.

İletişim & Danışma

Ceza dosyası süreci, doğru yönlendirme ve zamanında müdahale gerektiren ciddi bir süreçtir. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu İstanbul ceza avukatı olarak ceza avukatı ihtiyacı olan kişilere profesyonel hukuki destek sunmaktadır. CMK m. 161 konusunda merak ettikleriniz ve de tüm ceza soruşturması ve kovuşturması konularında bize danışabilirsiniz. Hukuki haklarınızı en etkin biçimde korumak için bizimle iletişime geçin. Tecrübeli ceza avukatlarımız dosyanızın detaylarını gizlilik ilkesi çerçevesinde inceleyip sürece ilişkin hukuki danışmanlık sağlasın.

📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0507 551 87 38
📧 E-posta: av.mehmetsarioglu1@gmail.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com

0539 676 32 75