Hatalı botoks ve dolgu uygulaması tazminat davası, botoks (botulinum toksin) enjeksiyonu veya dolgu (filler) uygulamasının hatalı yapılması, yetkisiz kişi ya da kuruluş tarafından uygulanması veya öngörülemeyen ciddi bir komplikasyona yol açması nedeniyle hastanın işlemi yapan kişiye, hekime veya sağlık kuruluşuna karşı açtığı maddi ve manevi tazminat davasıdır. Botoks ve dolgu uygulamalarını diğer estetik işlemlerden ayıran en belirgin özellik, cerrahi bir müdahale olmaması ve bu nedenle güzellik salonu, cilt bakım merkezi gibi sağlık kuruluşu niteliği taşımayan yerlerde de -mevzuata aykırı biçimde- sıkça uygulanabilmesidir. Bu durum, botoks ve dolgu davalarında “yetkisiz kişi ve kuruluş” sorununu diğer estetik işlemlere kıyasla çok daha belirleyici hâle getirmektedir. Bu makalede hatalı botoks ve dolgu uygulaması tazminat davasının hukuki temeli, yetkili kişi ve kuruluş şartı, sonuç taahhüdü ilkesinin bu işlemlerdeki uygulanışı, aydınlatılmış onam, zarar kalemleri, görevli mahkeme ve zamanaşımı güncel içtihat ve mevzuatla ele alınmaktadır. Tüm malpraktis türlerine ilişkin genel çerçeve için malpraktis tazminat davası rehberimize bakabilirsiniz.
1. Hatalı Botoks ve Dolgu Uygulaması Tazminat Davası Nedir?
Botoks (botulinum toksin enjeksiyonu), kas hareketlerini geçici olarak durdurarak kırışıklıkları azaltmayı; dolgu (filler) uygulaması ise hyaluronik asit veya benzeri maddelerin cilt altına enjekte edilmesiyle hacim kazandırmayı veya çizgileri gidermeyi amaçlayan, cerrahi olmayan estetik işlemlerdir. Bu işlemler, diğer estetik ameliyatlara kıyasla daha basit ve kısa süreli görünse de, yüz bölgesindeki damar yapısına yakınlığı nedeniyle ciddi komplikasyon riski taşımaktadır; yanlış bölgeye veya yanlış teknikle yapılan enjeksiyonlar doku nekrozuna, asimetriye, kalıcı şekil bozukluğuna hatta damar tıkanıklığı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Hatalı botoks ve dolgu uygulaması tazminat davası, bu tür olumsuz sonuçlar nedeniyle açılan hukuk davasıdır. Bu dava, işlemi uygulayan kişinin varsa cezai sorumluluğundan bağımsız yürür; hukuk hâkimi kusuru ve zararı kendi bağımsız bilirkişi incelemesiyle tespit eder.
2. Hukuki İlişki: Eser Sözleşmesi ve Sonuç Taahhüdü
Botoks ve dolgu uygulamaları, tedavi amaçlı değil salt görünümü iyileştirmek amacıyla yapıldığından, diğer estetik işlemlerde olduğu gibi taraflar arasındaki ilişki TBK m.470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olarak nitelendirilir. Eser sözleşmesinin niteliği gereği, işlemi uygulayan hekim, hastanın talep ettiği ve üzerinde anlaşılan görünümü (örneğin belirli bir dudak hacmi, belirli bir kırışıklık azalması) sağlamayı garanti etmiş sayılır. Ancak botoks ve dolgu uygulamalarının geçici etkili olması (botoks etkisi genellikle 3-6 ay, dolgu ise ürüne göre 6 ay ile 2 yıl arasında sürer), bu işlemlerdeki “sonuç” kavramının, kalıcı estetik ameliyatlara kıyasla daha sınırlı bir zaman dilimi için değerlendirilmesini gerektirir. Bu nedenle botoks/dolgu davalarında bilirkişi incelemesi, hem işlem sonrası hemen ortaya çıkan olumsuz sonuçları (asimetri, şişlik, doku hasarı) hem de ürünün beklenen etkisinin süresi içinde elde edilip edilmediğini değerlendirmelidir.
TBK m.470: “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.”
3. Yetkili Kişi ve Kuruluş Şartı: Kim, Nerede Uygulayabilir?
Botoks ve dolgu davalarını diğer estetik işlem davalarından ayıran en kritik nokta, bu işlemlerin kimin tarafından ve nerede yapılabileceğinin sıkı biçimde sınırlandırılmış olmasıdır. Danıştay 15. Dairesi’nin bir kararında konuya açıklık getirilmiştir: botoks işleminin tıbbi bir girişim olduğu, hekim dışı kişilerin çeşitli kurslardan edindikleri bilgi veya belgeye dayanarak hekimlik alanında mesleki faaliyette bulunmasının mümkün olmadığı; Sağlık Bakanlığı’nın ilgili genelgesinde bu hususun açıkça belirtildiği ve konunun ilgili tabip/uzman tabiplerin yetki sahasına göre değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu çerçevede botoks ve dolgu, kural olarak deri ve zührevi hastalıkları (dermatoloji) uzmanları, plastik-rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanları veya medikal estetik sertifikasına sahip tabipler tarafından uygulanabilir.
İşlemin nerede yapıldığı da en az kim tarafından yapıldığı kadar önemlidir. Danıştay 10. Daire’nin bir kararında, plastik ve rekonstrüktif cerrahi uzmanı olan bir hekimin muayenehanesinde güzellik uzmanı tarafından yapılan lazer uygulaması sonucu bir hastanın yüzünde yanık oluştuğu bir olayda, muayenehanenin “güzellik merkezinden dönüşmüş” statüsü bulunmadığı için bu tür işlemlerin orada yapılamayacağı, dolayısıyla hekime idari para cezası verilmesinin ve muayenehane faaliyetinin bir ay süreyle durdurulmasının hukuka uygun olduğuna hükmedilmiştir. Bu içtihat, yalnızca işlemi yapan kişinin değil, işlemin yapıldığı sağlık kuruluşunun türünün ve yetkisinin de araştırılması gerektiğini göstermektedir.
4. Güzellik Salonunda Yapılan İşlemlerin Hukuki Sonuçları
Botoks ve dolgu uygulamalarının güzellik salonlarında yapılması, Türkiye’de en sık karşılaşılan mevzuata aykırılık türlerinden biridir. Reklam Kurulu’nun güncel bir kararında bu konu ayrıntılı biçimde ele alınmıştır: Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik uyarınca, güzellik salonunda tıp fakültesi diploması olan bir kişi çalışsa dahi, tabip yetkisinde olan tıbbi işlemlerin (botoks, dolgu, mezoterapi, altın iğne, akne-leke tedavisi ve benzerleri) güzellik salonunda yapılamayacağı açıkça düzenlenmiştir; bu kurala uyulmadığının tespiti hâlinde ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Uygulamada güzellik salonlarının kendilerini “estetik merkezi” veya benzeri isimlerle tanıtarak sağlık kuruluşu izlenimi vermesi de ayrıca hukuka aykırı bulunmaktadır.
Bu tür yetkisiz uygulamalardan zarar gören hastalar, hem işlemi fiilen yapan kişiye hem de işletmeyi yöneten/işleten kişilere karşı dava açabilmektedir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin bir kararında, bir güzellik merkezinde hastanın talep etmemesine ve istemediğini belirtmesine rağmen chemical peeling işleminin uygulandığı, bu işlem sonucunda yüzde yara, leke ve yanık oluştuğu bir olayda, işlemin tamamen yetkisiz ve uzman olmayan kişiler tarafından yapıldığı, işletmecinin gerekli denetim ve gözetim görevini yerine getirmediği ve ürün seçiminde özensiz davrandığı gerekçesiyle işletme sahiplerinin de sorumlu tutulması talep edilmiştir. Bu içtihat, yetkisiz kuruluşlarda meydana gelen zararlarda, yalnızca işlemi yapan kişinin değil, işletmeyi yöneten ve gerekli denetimi yapmayan işletmecinin de tazminat sorumluluğuna dahil edilebileceğini göstermektedir.
5. İşlemi Kimin Yaptığının İspatı
Yetkisiz kişilerce yapılan botoks ve dolgu uygulamalarında sıklıkla karşılaşılan bir savunma, davalının işlemi bizzat kendisinin yapmadığını iddia etmesidir; özellikle kayıt dışı çalışan kişiler bu tür işlemlere ilişkin belge tutmadığından, işlemi kimin yaptığının ispatı güçleşebilmektedir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin bir kararında, davacının yüzünün iki yanağına yapılan dolgu (madde) enjeksiyonu sonrası olumsuz sonuçlar ortaya çıktığı, davalının işlemi kendisinin yapmadığını savunduğu bir olayda; tanık beyanlarının (işlemi davalının yaptığını gören ve duyan kişilerin ifadeleri) ve davalının sonradan zararı gidermek için gösterdiği çabanın (hayatın olağan akışına aykırı olarak, kendisinin sebep olmadığı bir zararı gidermeye çalışmayacağı gerekçesiyle) birlikte değerlendirilmesi sonucunda, işlemin davalı tarafından yapıldığının ve olumsuz sonuçların bu eylemden kaynaklandığının kabul edilmesi gerektiğine hükmedilmiştir. Bu içtihat, yetkisiz ve kayıt dışı yapılan işlemlerde, tanık beyanları ve dolaylı delillerin de ispat aracı olarak kullanılabileceğini göstermektedir.
6. Aydınlatılmış Onam: Botoks ve Dolguya Özgü Riskler
Botoks ve dolgu uygulamaları öncesinde hastaya, işlemin geçici etkili olduğu, belirli aralıklarla tekrarlanması gerektiği, asimetri riski, doku hasarı veya nadir de olsa damar tıkanıklığı gibi ciddi komplikasyon riskleri konusunda ayrıntılı bilgilendirme yapılması ve bunun yazılı onamla belgelenmesi gerekir. Onamın usulüne uygun alındığını ispat yükü işlemi uygulayan kişiye aittir. Uygulamada işlemin kısa süreli ve basit görünmesi nedeniyle sıklıkla yazılı onam alınmadan işlem yapıldığı görülmektedir; ancak bu durum, işlemin tıbbi bir girişim olma niteliğini değiştirmez ve aydınlatılmış onam yükümlülüğü botoks/dolgu için de diğer tıbbi müdahalelerdeki gibi geçerlidir.
7. Zarar Kalemleri: Maddi ve Manevi Tazminat
Bu kalemlerin yanında hasta, 6502 sayılı Kanun m.15 uyarınca ayıplı hizmet nedeniyle hizmetin yeniden görülmesi, ücretsiz onarım, ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönme haklarından birini de kullanabilir; bu seçimlik hakkın kullanılması, TBK hükümleri uyarınca ayrıca tazminat istenmesine engel değildir. Botoks ve dolgu davalarında talep edilebilecek maddi zarar kalemleri; ödenen işlem bedeli, gelişen komplikasyonun (yara, leke, yanık, doku hasarı) tedavi giderleri ve bu tedaviyi başka bir uzmana yaptırmak zorunda kalınmışsa bu ek maliyetlerdir. Manevi tazminat ise TBK m.56 kapsamında, hastanın işlem nedeniyle çektiği acı, üzüntü, endişe ve özgüven kaybının karşılığı olarak hükmedilir. Yüzde oluşan yara, leke veya asimetri gibi görünür zararlar, hastanın günlük yaşamını ve sosyal ilişkilerini doğrudan etkileyebileceğinden, mahkemeler manevi tazminat miktarını belirlerken bu etkiyi ayrıca gözetmektedir. Yetkisiz kişi veya kuruluş tarafından yapılan işlemlerde, işlemin baştan itibaren mevzuata aykırı olması, kusurun ağırlığını artıran bir unsur olarak değerlendirilebilmektedir.
12. Yargı Paketi notu: 7589 sayılı Kanun (RG 31.07.2026) ile HMK m.107’deki belirsiz alacak davası yürürlükten kaldırılmıştır; bu tarihten sonra açılan davalarda talep, kısmi dava olarak açılıp HMK m.109/4 uyarınca tahkikatın sonuna kadar bir defaya mahsus artırılabilir ve artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır. Değişikliklerin ayrıntısı için malpraktis tazminat davası rehberimize bakabilirsiniz.
8. Görevli Mahkeme ve Dava Şartı Arabuluculuk
Yetkili hekim veya sağlık kuruluşu tarafından yapılan botoks/dolgu uygulaması nedeniyle açılacak tazminat davasında görevli mahkeme, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.3/1-l uyarınca Tüketici Mahkemesidir. Güzellik salonu gibi sağlık kuruluşu niteliği taşımayan bir yerde yapılan işlemlerde de salon işletmesi ile müşteri arasında bir hizmet sözleşmesi kurulduğundan, işletmeye karşı açılacak davada görevli mahkeme yine Tüketici Mahkemesidir (6502 m.3/1-l ve m.73/1); işlemin mevzuata aykırı biçimde hekim olmayan kişilerce yapılmış olması bu nitelendirmeyi değiştirmez, aksine ayıplı hizmetin ve kusurun güçlü bir göstergesi olur. Tüketici Mahkemesindeki davalarda dava şartı arabuluculuk zorunludur (m.73/A); değeri her yıl ilan edilen parasal sınırın altında kalan uyuşmazlıklarda ise tüketici hakem heyetine başvurulması gerekir ve arabuluculuk şartı aranmaz. Salonla sözleşme ilişkisi bulunmayan uygulayıcıya karşı yalnızca haksız fiile dayanılarak ayrı bir dava açılması hâlinde ise genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması gündeme gelebilir.
9. Zamanaşımı Süresi
Botoks ve dolgu uygulaması eser sözleşmesi niteliğinde olduğundan, eser sözleşmesinden doğan alacaklar bakımından TBK m.147/6 uyarınca beş yıllık zamanaşımı süresi uygulanır; ancak yüklenicinin (hekimin) edimini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmediği hâllerde bu istisna işlemez ve TBK m.146’daki on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır. Yargıtay, tıbbi müdahaleden doğan taleplerde sürenin işlem tarihinden değil, hastanın zararı öğrendiği tarihten itibaren başlatılmasını kabul etmektedir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/396, K. 2023/194, T. 22.02.2023; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2011/2343, K. 2011/11552, T. 14.07.2011). Sürenin başlaması için zararın varlığının öğrenilmesi yeterlidir; zararın bütün kapsamıyla kesinleşmesi beklenmez (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2005/5697, K. 2005/13292, T. 16.09.2005).
Talep 6502 sayılı Kanun’daki ayıplı hizmet hükümlerine dayandırılıyorsa m.16 ayrıca dikkate alınmalıdır: kanunlarda veya sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmedikçe ayıplı hizmetten sorumluluk, ayıp sonradan ortaya çıksa bile hizmetin ifası tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir; ayıp ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse bu süre uygulanmaz. Hüküm “kanunlarda daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde” kaydını taşıdığından TBK’daki uzun sürelerin uygulanacağı savunulabilir; ancak bu tartışmaya hiç girmemek için davanın işlem tarihinden itibaren iki yıl içinde açılması en güvenli yoldur.
Talebin sözleşmeye değil haksız fiile dayandırıldığı hâllerde (örneğin sözleşme ilişkisi bulunmayan yetkisiz uygulayıcıya karşı) ise TBK m.72 uyarınca, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır; fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa daha uzun ceza zamanaşımı süresi esas alınır.
Sıkça Sorulan Sorular
Botoks veya dolgu uygulamasını kim yapabilir?
Botoks ve dolgu, tıbbi bir girişim olduğundan, kural olarak dermatoloji uzmanları, plastik-rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanları veya medikal estetik sertifikasına sahip tabipler tarafından yapılabilir. Hekim olmayan kişilerin, kurstan aldıkları belgeye dayanarak bu işlemleri yapması mevzuata aykırıdır.
Güzellik salonunda yaptırdığım botoks/dolgu sonrası zarar görürsem dava açabilir miyim?
Evet. Güzellik salonlarında tabip yetkisindeki tıbbi işlemlerin yapılması mevzuata açıkça aykırıdır. Bu durumda hem işlemi fiilen yapan kişiye hem de -gerekli denetimi yapmadığı gerekçesiyle- işletmeyi yöneten kişilere karşı tazminat davası açılabilir.
İşlemi yapan kişi bunu inkâr ederse ne yapabilirim?
Yargı kararlarına göre, özellikle kayıt dışı yapılan işlemlerde, tanık beyanları ve dolaylı deliller (örneğin işlemi yapan kişinin sonradan zararı gidermeye çalışması) işlemi kimin yaptığının ispatında kullanılabilmektedir.
Botoks/dolgu için yazılı onam almam gerekir mi?
Evet. Botoks ve dolgu kısa süreli ve basit görünse de tıbbi bir girişimdir; işlemin risklerinin anlatılması ve bunun yazılı onamla belgelenmesi gerekir. Onamın usulüne uygun alındığını ispat yükü işlemi uygulayan kişiye aittir.
Botoks etkisinin beklenenden kısa sürmesi tazminat davası açmama neden olabilir mi?
Botoksun geçici etkili bir işlem olduğu ve etkisinin belirli bir süre sonra azalacağı bilinen bir husustur; bu nedenle beklenen normal sürede etkinin azalması tek başına dava sebebi sayılmaz. Ancak işlemin hiç etki göstermemesi veya beklenenin çok altında bir sürede tamamen kaybolması, uygulamanın hatalı yapıldığına işaret edebilir.
Dolgu sonrası dokuda hasar/nekroz gelişirse ne yapmalıyım?
Bu ciddi bir komplikasyon olup acil tıbbi müdahale gerektirebilir; öncelikle bir sağlık kuruluşuna başvurulması önemlidir. Sonrasında işlemin kim tarafından, hangi teknikle ve hangi üründen yapıldığının tıbbi kayıtlarla belgelenmesi, olası bir tazminat davasında delil teşkil edecektir.
İşlemi yapan kişinin diploması olması yeterli midir?
Hayır. Mevzuata göre, tıp fakültesi diploması olan bir kişi güzellik salonunda çalışsa dahi, tabip yetkisindeki tıbbi işlemleri orada yapamaz. Belirleyici olan yalnızca kişinin diploması değil, işlemin yapıldığı kuruluşun sağlık kuruluşu statüsüne sahip olup olmadığıdır.
Hatalı botoks/dolgu davasında hangi mahkeme görevlidir?
Hekime, sağlık kuruluşuna veya işlemi yaptıran güzellik salonu işletmesine karşı açılacak davada Tüketici Mahkemesi görevlidir; dava açmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Salonla sözleşme ilişkisi bulunmayan uygulayıcıya karşı yalnızca haksız fiile dayanılarak ayrı dava açılırsa Asliye Hukuk Mahkemesi gündeme gelebilir.
Dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu mudur?
Tüketici Mahkemesinde görülecek davalarda dava şartı arabuluculuk zorunludur. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanak dava dilekçesine eklenerek dava açılır.
Hatalı botoks/dolgu davasında zamanaşımı ne kadardır?
Sözleşmeye dayanan taleplerde TBK m.147/6 uyarınca beş yıllık, hekimin ağır kusuru hâlinde on yıllık süre uygulanır ve Yargıtay bu süreyi zararın öğrenildiği tarihten başlatır. Talep 6502 sayılı Kanun’daki ayıplı hizmet hükümlerine dayandırılırsa işlem tarihinden itibaren iki yıllık süre (m.16) gündeme gelebileceğinden, davanın bu süre içinde açılması en güvenli yoldur. Haksız fiile dayanan taleplerde ise öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren on yıllık süre uygulanır.
Botoks/dolgu davasında bilirkişi incelemesi nasıl yapılır?
Bilirkişi incelemesinde, işlemin tıp kurallarına uygun yapılıp yapılmadığı, kullanılan ürünün uygunluğu, işlemi yapan kişinin bu işlem için yetkili olup olmadığı ve ortaya çıkan sonucun taahhüt edilen/beklenen sonuçtan ne ölçüde saptığı birlikte değerlendirilir.
Diş hekimleri botoks ve dolgu uygulayabilir mi?
Bu konu tartışmalıdır ve idari düzenlemelerin yorumuna göre değişebilmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarına göre, diş hekimlerinin bu işlemleri yapıp yapamayacağı, kendi mesleki iş ve görev tanımları çerçevesinde değerlendirilmektedir; bu nedenle işlemi yaptıran kişinin, uygulayıcının bu konudaki somut yetkisini önceden araştırması önerilir.
Sonuç
Hatalı botoks ve dolgu uygulaması tazminat davası, diğer estetik işlem davalarından belirgin biçimde farklılaşan bir alandır; çünkü bu davalarda hukuki sorunun ağırlık merkezi çoğu zaman sonuç taahhüdü tartışmasından ziyade, işlemin baştan itibaren yetkili bir kişi ve kuruluş tarafından yapılıp yapılmadığı sorusudur. Güzellik salonlarında tabip yetkisindeki işlemlerin yapılmasının mevzuatla açıkça yasaklanmış olması, bu tür davalarda hem işlemi yapan kişinin hem de işletmeyi yöneten kişilerin sorumluluğunu gündeme getirmektedir. İşlemin kayıt dışı ve belgesiz yapıldığı hâllerde, failin tespiti ayrı bir hukuki mücadele konusu olabilmekte; bu noktada tanık beyanları ve dolaylı deliller önem kazanmaktadır.
Botoks ve dolgu mağdurları açısından dava sürecinde, işlemin yapıldığı yerin ve kişinin mevzuata uygunluğunun araştırılması, aydınlatılmış onamın varlığının sorgulanması ve zarara ilişkin tıbbi kayıtların zamanında tutulması büyük önem taşır. Bu teknik ve çok yönlü süreçte doğru hukuki stratejinin belirlenmesi davanın sonucunu doğrudan etkilemektedir. Yetkisiz uygulama sorununun benzer biçimde görüldüğü lazer epilasyon yanığı ve hatalı saç ekimi davaları ile cerrahi estetik işlemler için hatalı estetik ameliyat makalemiz de incelenebilir. Konu hakkında ayrıntılı bilgi ve hukuki destek için İstanbul tazminat avukatı hizmetlerimizden yararlanabilirsiniz.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.
Sarıoğlu & Sefer Hukuk ve Danışmanlık Bürosu
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul