Hatalı burun estetiği (rinoplasti) tazminat davası, burun estetiği ameliyatının taahhüt edilen görünümü sağlayamaması, nefes fonksiyonunu bozması veya hatalı uygulanması nedeniyle hastanın hekime ve sağlık kuruluşuna karşı açtığı maddi ve manevi tazminat davasıdır. Rinoplasti, diğer estetik işlemlerden farklı olarak çoğu zaman çift amaçlıdır: hem görünümü iyileştirmek hem de burun tıkanıklığı, septum eğriliği gibi fonksiyonel sorunları gidermek için uygulanabilir. Bu çift amaçlılık, davanın hukuki temelini ve bilirkişi incelemesinin kapsamını doğrudan etkiler. Güncel Yargıtay ve Danıştay içtihadına göre, burun ameliyatı sonrası ortaya çıkan şekil bozukluğu veya nefes darlığının “komplikasyon” mu yoksa “malpraktis” mi olduğu, davanın kaderini belirleyen en kritik teknik ayrımdır. Bu makalede hatalı burun estetiği tazminat davasının hukuki temeli, sonuç taahhüdü ilkesinin rinoplastideki uygulanışı, fonksiyonel-estetik ayrımı, yetkili hekim şartı, aydınlatılmış onam, zarar kalemleri, görevli mahkeme ve zamanaşımı güncel içtihatlarla ele alınmaktadır. Tüm malpraktis türlerine ilişkin genel çerçeve için malpraktis tazminat davası rehberimize bakabilirsiniz.
1. Hatalı Burun Estetiği Tazminat Davası Nedir?
Rinoplasti (burun estetiği), burnun şekil, boyut ve oranlarını değiştirmeyi amaçlayan, Türkiye’de en sık uygulanan estetik cerrahi işlemlerinden biridir. Hatalı burun estetiği tazminat davası, bu işlem sonrasında ortaya çıkan burun düşmesi, asimetri, çökme, sertleşme, nefes darlığı veya hastanın planladığından tamamen farklı bir görünüm gibi olumsuz sonuçlar nedeniyle açılan hukuk davasıdır. Talep edilebilecek zarar kalemleri; revizyon (düzeltme) ameliyatının bedeli, tedavi giderleri ve hastanın çektiği acı ve ızdırabın karşılığı olan manevi tazminattır. Bu dava, hekimin varsa cezai sorumluluğundan bağımsız yürür; hukuk hâkimi kusuru ve zararı kendi bağımsız bilirkişi incelemesiyle tespit eder.
2. Rinoplastide Hukuki İlişki: Eser Sözleşmesi ve Sonuç Taahhüdü
Malpraktis davalarının çoğunda hekim-hasta ilişkisi Türk Borçlar Kanunu’nun 502 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekalet sözleşmesi olarak nitelendirilir ve hekim yalnızca özenli davranışı taahhüt eder. Ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, salt görünümü iyileştirmek amacıyla yapılan estetik rinoplastide taraflar arasındaki ilişki TBK m.470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olarak nitelendirilir; eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici (hekim) sonucu garanti etmiş sayılır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi bir septorinoplasti davasında bu ilkeyi açıkça uygulamıştır: davacının burnunun istenilen şekle kavuşturulması gerektiği, ancak operasyon sonrasında hem burnundaki eğriliğin hem de burun deliklerindeki asimetrinin düzelmediği tespit edildiğinde, “yüklenicinin edimini ifa ettiğinin kabulü mümkün değildir” sonucuna varılmıştır.
Bu ilkenin pratik sonucu, davacının davayı kazanabilmesi için hekimin kusurlu davrandığını ayrıca ispatlamasına gerek olmamasıdır; taahhüt edilen sonucun gerçekleşmediğinin gösterilmesi yeterlidir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin bir başka kararında, dosyaya sunulan bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu raporlarında rinoplasti sonrası ortaya çıkan sonucun bir komplikasyon olduğu ve hekim hatası bulunmadığı belirtilmiş olsa dahi, taahhüt edilen sonucun elde edilmediğinin tespiti hâlinde davanın hasta lehine sonuçlandırılması gerektiği vurgulanmıştır; kararda açıkça “komplikasyon olup olmaması tek başına sonuca etkili değildir” ilkesi benimsenmiştir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/855, K. 2023/457, T. 07.02.2023). Aynı ilke, estetik cerrahinin diğer alanlarında da uygulanmaktadır; genel çerçeve için hatalı estetik ameliyat makalemize bakabilirsiniz.
TBK m.470: “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.”
3. Fonksiyonel Rinoplasti ile Estetik Rinoplasti Ayrımı
Rinoplastiyi diğer estetik işlemlerden ayıran en önemli özellik, işlemin çoğu zaman iki amacı birden taşımasıdır: burun ucunun veya sırtının şeklini değiştirmek (estetik amaç) ve septum deviasyonu, nazal valv darlığı gibi nedenlerle bozulan nefes fonksiyonunu düzeltmek (fonksiyonel/tıbbi amaç). Yalnızca fonksiyonel amaçla yapılan bir septoplasti tedavi amaçlı bir müdahale olduğundan vekalet sözleşmesi kapsamında değerlendirilebilirken, kozmetik amaçla yapılan estetik rinoplasti eser sözleşmesi kapsamındadır. Uygulamada bu iki amaç genellikle “septorinoplasti” adı altında birleştirilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin güncel bir kararında, davacının hem nefes alma problemini gidermek hem de estetik görünüm elde etmek amacıyla ameliyat olduğu bir olayda, mahkeme işlemin eser sözleşmesi niteliğinde bulunduğunu ve sonuç taahhüdü ilkesinin karma amaçlı işlemlerde de geçerli olduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle karma amaçlı rinoplasti davalarında, hem estetik sonucun hem de nefes fonksiyonunun ayrı ayrı değerlendirilmesi ve bilirkişi raporunun her iki yönü de kapsaması gerekmektedir.
4. Komplikasyon mu, Malpraktis mi? Rinoplastiye Özgü Sınır
Rinoplasti davalarında en sık tartışılan konu, ortaya çıkan burun çökmesi, asimetri veya hafif şekil bozukluğunun bir komplikasyon mu yoksa hekim hatası mı olduğudur. Bu ayrım somut olayın niteliğine göre farklı sonuçlanabilmektedir. Bir yandan Yargıtay, sonuç taahhüdü ilkesi gereği komplikasyon savunmasının tek başına yeterli olmadığını vurgularken (bkz. yukarıdaki bölüm), öte yandan bazı olaylarda mahkemeler komplikasyon savunmasını kabul ederek davayı reddetmektedir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin bir kararında, Adli Tıp Kurumu’nun burun bölgesindeki hafif çöküntü ve deformasyonun nadir görülen bir enfeksiyon komplikasyonu olduğunu, doktorun uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğunu tespit ettiği bir olayda, “cerrahi müdahale sonucu oluşan şeklin istenene ve taahhüt edilene ne ölçüde aykırı olduğu hususlarının kanıtlanamadığı” gerekçesiyle verilen ret kararı onanmıştır. Benzer şekilde Danıştay 10. Daire, septoplasti sonrası ortaya çıkan şekil bozukluğunun revizyon ameliyatı ile düzeltilebilecek, görülebilir ve beklenen bir komplikasyon olduğu, ilgili hekime atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı yönündeki Adli Tıp Kurumu raporuna dayanarak idarenin sorumlu tutulmadığı bir karar vermiştir.
Bu iki yönlü içtihat, rinoplasti davalarında sonucun ağırlığının ve bilirkişi raporunun içeriğinin belirleyici olduğunu göstermektedir: taahhüt edilen sonuçtan belirgin ve tespit edilebilir bir sapma varsa (asimetri, düzelmeyen eğrilik) dava kabul yönünde seyretmekte; sonuç genel olarak elde edilmiş ancak nadir görülen, öngörülmesi zor bir komplikasyon yaşanmışsa dava reddedilebilmektedir. Ayrıca komplikasyonun varlığı, hastanın bu risk konusunda önceden aydınlatılıp aydınlatılmadığı sorusunu ortadan kaldırmaz (bkz. aşağıdaki Aydınlatılmış Onam bölümü).
5. Yetkili Hekim Şartı: Kim Rinoplasti Yapabilir?
Rinoplasti, teknik olarak hem Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi hem de Kulak Burun Boğaz uzmanlık alanlarının kapsamına girebilen bir işlemdir; ancak işlemi yapan hekimin ilgili uzmanlık eğitimine sahip olması, davanın seyrinde önemli bir unsurdur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin bir kararında, estetik amaçlı rinoplasti yapan hekimin plastik cerrah olmadığı, bilirkişi raporunda yapılan lateral osteotomilerin yetersiz kaldığı tespit edilen bir olayda, “plastik cerrah olmadığı halde estetik amaçlı rinoplasti yapan hekimin bu uygulamasının sorgulanması gerektiği” vurgulanmış ve hastaya kalıcı %2 özür oranı takdir edilmiştir. Bu içtihat, rinoplasti davalarında hekimin uzmanlık alanının bilirkişi incelemesinde ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir; uzmanlık alanı dışında yapılan bir işlemde ortaya çıkan olumsuz sonuç, salt komplikasyon olarak değil, yetkisiz/uygun olmayan müdahale olarak da değerlendirilebilir.
6. Aydınlatılmış Onam ve Rinoplastiye Özgü Riskler
Rinoplasti, estetik sonucun yanı sıra nefes fonksiyonunu da etkileyebilen bir işlem olduğundan, aydınlatılmış onamın kapsamı hem estetik hem fonksiyonel riskleri içermelidir. Hekimin, olası burun düşmesi, asimetri, revizyon ihtiyacı, nazal tıkanıklık riski gibi hususları ayrıntılı biçimde anlatması ve bunu yazılı onamla belgelemesi gerekir; onamın usulüne uygun alındığını ispat yükü hekime aittir. Genel nitelikli, yalnızca ameliyata genel bir muvafakat içeren onam formları, rinoplastiye özgü riskleri kapsamadığı için yeterli kabul edilmemektedir. Buna karşılık onam formunda işlemin başarısızlık ihtimalinin, revizyon gerekebileceğinin ve olası komplikasyonların açıkça belirtildiği ve hastanın bunu imzaladığı durumlarda, mahkemeler davayı reddedebilmektedir.
7. Bilirkişi İncelemesi ve Uzman Heyet Şartı
Rinoplasti davalarının teknik karmaşıklığı nedeniyle bilirkişi heyetinin doğru uzmanlık alanından oluşturulması kritik önem taşır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, bir rinoplasti davasında ilk derece mahkemesinin kararını, dosyanın üniversitelerin plastik ve rekonstrüktif cerrahi ve kulak burun boğaz rinoplasti uzmanı öğretim üyelerinden oluşturulacak bilirkişi kuruluna gönderilmesi gerektiği, bu heyetten estetik amaçlı ameliyatın tıbbın gereklerine ve sözleşme hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığının, işlemin amacına ulaşıp ulaşmadığının, eserin ayıplı olup olmadığının ve davacının burnunda geçici veya kalıcı bir rahatsızlık ortaya çıkıp çıkmadığının ayrı ayrı değerlendirildiği gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınması gerektiği gerekçesiyle bozmuştur. Bu içtihat, rinoplasti davalarında genel bir “kusur var mı yok mu” değerlendirmesinin yeterli olmadığını, hem estetik sonucun hem fonksiyonel durumun ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
8. Hastanın Seçimlik Hakları ve Revizyon Ameliyatı
Rinoplastinin eser sözleşmesi niteliğinde olması, hastaya tazminat talebinden bağımsız seçimlik haklar da tanır: masrafları hekime ait olmak üzere işlemin ücretsiz yeniden yapılmasını isteme, ödenen bedelden hata oranında indirim isteme veya (ayıp ağırsa) sözleşmeden dönme. Bu haklar 6502 sayılı Kanun m.15’te de düzenlenmiş olup, seçimlik haklardan biriyle birlikte TBK hükümleri uyarınca tazminat da talep edilebilir. Ancak revizyon rinoplasti söz konusu olduğunda hastanın güven ilişkisinin sarsılmış olması önemli bir husustur. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin bir kararında, ilk operasyonda oluşan şekil bozukluğunun düzeltilemediği ve hastanın davalı doktora güveninin sarsıldığı bir olayda, “güveni sarsılmış olan davacının ikinci operasyon için davalıya gitmesinin beklenemeyeceği” kabul edilmiş ve hastanın başka bir uzmana yaptırdığı düzeltme ameliyatının masrafının yeni bir bilirkişi raporuyla hesaplanması gerektiğine hükmedilmiştir. Bu ilke, hastanın revizyon ameliyatı için mutlaka aynı hekime geri dönmek zorunda olmadığını, başka bir hekime yaptırdığı düzeltme ameliyatının bedelini de talep edebileceğini göstermektedir.
Birden fazla revizyon denemesine rağmen sonuç alınamaması hâlinde de tazminat sorumluluğu doğar. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin bir kararında, hastanın mükerrer revizyon ameliyatlarına rağmen istenilen estetik sonucun elde edilemediği bir olayda, hekim ve onu çalıştıran hastanenin müştereken sorumlu tutulduğu, önemli miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedildiği görülmektedir.
9. Zarar Kalemleri: Maddi ve Manevi Tazminat
Rinoplasti davalarında maddi tazminat kapsamında en sık talep edilen kalem, revizyon (düzeltme) ameliyatının bedelidir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin bir kararında, gerekli görülen revizyon cerrahisinin maliyetinin Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Uygulamaları Veri Tabanı esas alınarak hesaplandığı ve bu tutarın maddi tazminat olarak hükme bağlandığı görülmektedir. Manevi tazminat ise TBK m.56 kapsamında, hastanın burun estetiği ameliyatı nedeniyle çektiği acı, üzüntü ve özgüven kaybının karşılığı olarak hükmedilir; miktar, olayın oluş şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ile kusurun ağırlığı gözetilerek belirlenir ve denetime elverişli, objektif gerekçelerle desteklenmelidir. Karma amaçlı (fonksiyonel + estetik) rinoplastilerde nefes fonksiyonundaki bozulmanın günlük yaşama ve çalışma hayatına etkisi de manevi tazminat miktarının belirlenmesinde ayrıca değerlendirilebilmektedir.
12. Yargı Paketi notu: 7589 sayılı Kanun (RG 31.07.2026) ile HMK m.107’deki belirsiz alacak davası yürürlükten kaldırılmıştır; bu tarihten sonra açılan davalarda talep, kısmi dava olarak açılıp HMK m.109/4 uyarınca tahkikatın sonuna kadar bir defaya mahsus artırılabilir ve artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır. Değişikliklerin ayrıntısı için malpraktis tazminat davası rehberimize bakabilirsiniz.
10. Görevli Mahkeme ve Dava Şartı Arabuluculuk
Özel hastane veya bağımsız çalışan hekim tarafından yapılan rinoplasti nedeniyle açılacak tazminat davasında görevli mahkeme, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.3/1-l uyarınca Tüketici Mahkemesidir; bu kural işlemin eser sözleşmesi veya vekalet sözleşmesi niteliğinde olmasından bağımsız uygulanır. Bu tür davalarda dava şartı arabuluculuk zorunludur; dava açılmadan önce arabuluculuk bürosuna başvurulması, anlaşma sağlanamaması hâlinde düzenlenen son tutanağın dava dilekçesine eklenmesi gerekir. Kamu hastanesinde yapılan rinoplasti işlemlerinde (örneğin fonksiyonel septoplasti amacıyla devlet hastanesine başvurulması) ise idarenin hizmet kusuruna dayalı tam yargı davası idare mahkemesinde açılır.
11. Zamanaşımı Süresi
Estetik amaçlı rinoplasti eser sözleşmesi niteliğinde olduğundan, eser sözleşmesinden doğan alacaklar bakımından TBK m.147/6 uyarınca beş yıllık zamanaşımı süresi uygulanır; ancak yüklenicinin (hekimin) edimini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmediği hâllerde bu istisna işlemez ve TBK m.146’daki on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır. Yargıtay, tıbbi müdahaleden doğan taleplerde sürenin işlem tarihinden değil, hastanın zararı öğrendiği tarihten itibaren başlatılmasını kabul etmektedir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/396, K. 2023/194, T. 22.02.2023; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2011/2343, K. 2011/11552, T. 14.07.2011). Sürenin başlaması için zararın varlığının öğrenilmesi yeterlidir; zararın bütün kapsamıyla kesinleşmesi beklenmez (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2005/5697, K. 2005/13292, T. 16.09.2005).
Talep 6502 sayılı Kanun’daki ayıplı hizmet hükümlerine dayandırılıyorsa m.16 ayrıca dikkate alınmalıdır: kanunlarda veya sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmedikçe ayıplı hizmetten sorumluluk, ayıp sonradan ortaya çıksa bile hizmetin ifası tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir; ayıp ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse bu süre uygulanmaz. Hüküm “kanunlarda daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde” kaydını taşıdığından TBK’daki uzun sürelerin uygulanacağı savunulabilir; ancak bu tartışmaya hiç girmemek için davanın işlem tarihinden itibaren iki yıl içinde açılması en güvenli yoldur.
Yalnızca fonksiyonel amaçla yapılan ve vekâlet sözleşmesi niteliği taşıyan işlemlerde (örneğin salt septoplasti) ise süre TBK m.147/5 uyarınca beş yıldır. Öğrenme tarihinin belirlenmesi rinoplastide özellikle önemlidir; çünkü burun dokusundaki nihai şekil bazen ameliyattan aylar sonra (ödem tamamen indikten sonra) netleşir, bu nedenle sözleşmesel taleplerde zamanaşımının başlangıcı, hastanın sonucun hatalı olduğunu fark ettiği tarih esas alınarak değerlendirilmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Burun estetiğinden istenen sonuç alınamazsa tazminat davası açılabilir mi?
Evet. Rinoplasti eser sözleşmesi kapsamında değerlendirildiğinden, hekimin taahhüt ettiği görünümün elde edilememesi -kusur ayrıca ispatlanmasa dahi- tazminat talebi için yeterli olabilir. Ancak sonucun makul ölçüde elde edildiği, yalnızca hastanın sübjektif beklentisinin karşılanmadığı durumlar bu kapsamda değerlendirilmez.
Burun düşmesi veya çökmesi her zaman malpraktis midir?
Hayır. Yargı kararlarına göre bazı hafif şekil bozuklukları, nadir görülen ve öngörülmesi güç komplikasyonlar olarak nitelendirilebilmekte ve bu durumda dava reddedilebilmektedir. Belirleyici olan, sonucun taahhüt edilenden ne ölçüde saptığı ve bilirkişi raporunun bu sapmayı nasıl değerlendirdiğidir.
Nefes darlığı şikayetiyle açılan davalarda hangi kurallar uygulanır?
İşlem yalnızca fonksiyonel amaçla (örneğin septum deviasyonu tedavisi için) yapılmışsa vekalet sözleşmesi hükümleri, hem fonksiyonel hem estetik amaçla yapılmışsa eser sözleşmesi ve sonuç taahhüdü ilkesi uygulanabilir. Karma amaçlı işlemlerde bilirkişi heyetinin hem estetik hem fonksiyonel yönü ayrı ayrı değerlendirmesi gerekir.
Rinoplastiyi kim yapabilir?
Rinoplasti, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi veya Kulak Burun Boğaz uzmanlık alanlarındaki hekimler tarafından yapılabilir. Bu uzmanlık alanları dışında bir hekimin rinoplasti yapması, yargı kararlarında ayrıca sorgulanması gereken bir husus olarak değerlendirilmektedir.
Revizyon (düzeltme) ameliyatı için mutlaka aynı doktora mı gitmeliyim?
Hayır. Yargıtay içtihadına göre, ilk ameliyatın başarısız geçmesi hastanın hekime olan güvenini sarsmışsa, hastanın revizyon için başka bir uzmana başvurması beklenebilir bir durumdur; bu durumda yeni hekime ödenen düzeltme ameliyatı bedeli de ilk hekimden tazminat olarak talep edilebilir.
Onam formunda “başarısız olabilir” yazması davayı engeller mi?
İşleme özgü riskleri, başarısızlık ihtimalini ve revizyon gerekebileceğini ayrıntılı biçimde açıklayan ve hastanın imzaladığı bir onam formu, mahkemenin davayı reddetmesine gerekçe olabilir. Ancak bu formun genel ve soyut ifadelerden ibaret olmaması, rinoplastiye özgü somut riskleri içermesi gerekir.
Hatalı burun estetiği davasında hangi mahkeme görevlidir?
Özel hastane veya bağımsız hekime karşı açılacak davada Tüketici Mahkemesi görevlidir. Kamu hastanesinde yapılan işlemlerde idare mahkemesinde tam yargı davası açılması gerekir.
Dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu mudur?
Evet, Tüketici Mahkemesinde görülecek davalarda dava şartı arabuluculuk zorunludur. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanak dava dilekçesine eklenerek dava açılır.
Hatalı burun estetiği davasında zamanaşımı ne kadardır?
Eser sözleşmesine dayanan taleplerde TBK m.147/6 uyarınca beş yıllık, hekimin ağır kusuru hâlinde on yıllık zamanaşımı uygulanır; Yargıtay bu sürenin hastanın zararı öğrendiği tarihten başlatılmasını kabul etmektedir. Ancak talep 6502 sayılı Kanun’daki ayıplı hizmet hükümlerine dayandırılırsa, ameliyat tarihinden itibaren iki yıllık sürenin (m.16) dolduğu savunması gündeme gelebileceğinden, davanın bu süre içinde açılması en güvenli yoldur.
Bilirkişi raporunda “komplikasyon” denmesi davanın reddi anlamına mı gelir?
Hayır, otomatik olarak değil. Eser sözleşmesinde sonuç taahhüdü esas olduğundan, Yargıtay içtihadına göre komplikasyon nitelendirmesi tek başına sonuca etkili değildir; taahhüt edilen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca değerlendirilmelidir. Ancak sonuç büyük ölçüde elde edilmiş, yalnızca nadir ve öngörülemeyen bir komplikasyon yaşanmışsa mahkemeler bu savunmayı kabul edebilmektedir.
Rinoplasti davasında maddi tazminat olarak neler talep edilebilir?
Revizyon ameliyatının bedeli (genellikle Türk Tabipleri Birliği ücret tarifesine göre hesaplanır), ödenen ilk ameliyat ücreti ve tedavi giderleri maddi tazminat kapsamındadır. Bunlara ek olarak manevi tazminat da talep edilebilir.
Rinoplasti sonrası ödem nedeniyle sonucu hemen değerlendirebilir miyim?
Hayır, önerilmez. Burun dokusundaki ödem genellikle aylar içinde iner ve nihai şekil ancak bu süreçten sonra netleşir. Bu nedenle hem hekimlerin nihai değerlendirmeyi belirli bir süre sonra yapması hem de olası bir tazminat davasında öğrenme tarihinin bu süreç dikkate alınarak belirlenmesi söz konusu olabilmektedir. Bununla birlikte ayıplı hizmete ilişkin iki yıllık sürenin ameliyat tarihinden işlediği unutulmamalıdır.
Sonuç
Hatalı burun estetiği tazminat davası, malpraktis davalarının teknik açıdan en özgün türlerinden biridir; çünkü rinoplasti çoğu zaman hem estetik hem fonksiyonel amaç taşır ve bu ikili yapı, hukuki ilişkinin niteliğini, bilirkişi incelemesinin kapsamını ve komplikasyon-malpraktis ayrımını doğrudan etkiler. Yargıtay’ın istikrarlı içtihadına göre estetik amaçlı rinoplasti eser sözleşmesi kapsamındadır ve hekim taahhüt ettiği sonucu garanti eder; komplikasyon savunması tek başına yeterli değildir, ancak somut olayda sonuç büyük ölçüde elde edilmiş ve yalnızca nadir bir komplikasyon yaşanmışsa dava reddedilebilir. Bilirkişi heyetinin doğru uzmanlık alanından (plastik cerrahi ve KBB rinoplasti uzmanları) oluşturulması, hekimin uzmanlık yetkisinin araştırılması ve aydınlatılmış onamın rinoplastiye özgü riskleri kapsayıp kapsamadığının incelenmesi, davanın sonucunu belirleyen kritik unsurlardır.
Yüz ve saç bölgesine yönelik diğer estetik uyuşmazlıklar için hatalı saç ekimi ve hatalı botoks ve dolgu makalelerimiz de incelenebilir.
Rinoplasti mağdurları açısından dava sürecinde, revizyon ameliyatının bedelinin doğru hesaplanması, hekimin uzmanlık alanının araştırılması ve zamanaşımı süresinin doğru tespiti belirleyici önem taşır. Bu teknik ve çok yönlü süreçte doğru hukuki stratejinin belirlenmesi davanın sonucunu doğrudan etkilemektedir. Konu hakkında ayrıntılı bilgi ve hukuki destek için İstanbul tazminat avukatı hizmetlerimizden yararlanabilirsiniz.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.
Sarıoğlu & Sefer Hukuk ve Danışmanlık Bürosu
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul