☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

HMK m. 7 Davalının Birden Fazla Olması Hâlinde Yetki

HMK m. 7 Davalının Birden Fazla Olması Hâlinde Yetki

MADDE 7- (1) Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır.

(2) Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir.

6100 Sayılı HMK Tam Metin

Maddenin Konumu ve Getirilme Amacı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), 1086 sayılı HUMK’un temel felsefesini korumakla birlikte usul hukukuna çeşitli yenilikler getirmiştir. HMK m. 7, HUMK’un 9. maddesinin ikinci fıkrasının ayrı bir madde olarak yeniden düzenlenmiş halidir. Maddenin temel amacı, davalı sayısının birden fazla olduğu hallerde davacıya kolaylık sağlamak ve usul ekonomisine hizmet etmektir. Genel yetki kuralı (HMK m. 6) uyarınca yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak davalının birden fazla olması durumunda, her bir davalı için ayrı ayrı kendi yerleşim yerinde dava açılması zorunluluğu, davaların birlikte görülmesini engelleyecektir. Bu nedenle HMK m. 7, davacıya seçimlik bir hak tanıyarak davayı tek bir mahkemede toplama imkânı sunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 7. maddesi, yetki kurallarının düzenlendiği 5. ile 19. maddeler arasında yer almaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E. 2022/3256) ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E. 2017/1100) kararlarına göre, bu madde davalının birden fazla olması durumunda usul ekonomisini sağlamak ve yargılamayı kolaylaştırmak amacıyla getirilmiştir. Madde, genel yetki kuralı olan HMK m.6 ile birlikte değerlendirilmekte olup, davacıya birden fazla davalıya karşı tek bir mahkemede dava açabilme imkânı tanımaktadır.

Birden Fazla Davalı Bulunması Hâlinde Genel Kural

Davalılardan Birinin Yerleşim Yeri Mahkemesi Kuralı: HMK m. 7/1’in ilk cümlesi uyarınca; “Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.” Bu hüküm, davacıya davalılardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesini seçme hakkı tanır. Seçilen bu mahkeme, diğer davalılar için de yetkili hale gelir.

Davacının Yetki Seçim Hakkının Kapsamı ve Sınırları: Davacı, bu kural sayesinde davasını davalılardan birinin yerleşim yerinde açtığında, diğer davalılar yerleşim yeri itirazında bulunamazlar. Ancak bu kuralın uygulanabilmesi için davalılar arasında bir bağlantı (örneğin ihtiyari dava arkadaşlığı) bulunması ve dava sebebinin aynı veya birbirine bağlı olması gerekir. Dava sebebi aynı değilse veya bağlantı yoksa, birden fazla kişiye birlikte dava açılmasına imkân yoktur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E. 2017/1100) kararına göre, HMK m.7’deki yetki kuralı kesin yetki niteliği taşımamaktadır. Davacı, genel yetkili mahkeme (m.6) ile özel yetkili mahkemeler (örneğin haksız fiil yeri m.16) arasında seçim yapma hakkına sahiptir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi (E. 2016/19400), davalıların yerleşim yerlerinin farklı olması halinde, davacının seçimlik hakkını kullanarak davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde dava açabileceğini belirtmiştir.

Ortak Yetkili Mahkeme İstisnası

Ortak Yetki Kavramı: HMK m. 7/1’in ikinci cümlesi, genel kurala bir istisna getirmiştir: “Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır.” Bu düzenleme, davalıların tamamı için geçerli olan özel bir yetki kuralının varlığı halinde, davacının seçimlik hakkını ortadan kaldırmaktadır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2022/3256)

Kanunda Ortak Yetkili Mahkeme Öngörülen Haller: Ortak yetkili mahkemenin varlığı için, dava sebebine göre tüm davalıları kapsayan bir yetki kuralının bulunması gerekir. Örneğin, taşınmazın aynından kaynaklanan davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi tüm davalılar için ortak yetkili mahkemedir. Benzer şekilde, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin davalarda şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesi ortak yetkili mahkeme olarak kabul edilebilir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi (E. 2016/127), haksız fiilin işlendiği yer mahkemesinin tüm davalılar için ortak yetkili mahkeme olsa bile, bunun “kesin yetkili mahkeme” olarak kabul edilemeyeceğini ve HMK m.6 ile m.16’daki seçimlik hakları ortadan kaldırmayacağını hükme bağlamıştır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi (E. 2015/5268), iş mahkemeleri özelinde işin yapıldığı yerin ortak yetkili sayılabileceğine dair farklı bir yaklaşım sergilemiştir.

Ortak Yetki Varsa Seçimlik Yetkinin Ortadan Kalkması: Eğer kanun, dava sebebine göre tüm davalılar için kesin bir ortak yetki öngörmüşse, davacının seçimlik hakkı ortadan kalkar. Ancak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E. 2013/10027), HMK m.7/1’deki düzenlemenin kesin yetki olmadığını, kesin yetkinin kanunda açıkça (m.11, 12, 14, 15 gibi) belirtilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Davalı Sayısının Yetkiye Etkisi Bakımından Özel Durumlar

İhtiyari Dava Arkadaşlığı: İhtiyari dava arkadaşlığında davalılar birden fazla olduğundan HMK m. 7 kuralı doğrudan uygulama alanı bulur. Davalılardan birinin yerleşim yerinde açılan dava, diğer ihtiyari dava arkadaşları için de yetkili hale gelir. Ancak davacının bu hakkı dürüstlük kuralına aykırı kullanması durumunda (sırf diğerlerini başka mahkemeye getirmek gibi), mahkeme ayırma ve yetkisizlik kararı verebilir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi (E. 2012/8411), ihtiyari dava arkadaşlığında davaların birbirinden bağımsız olduğunu, bu nedenle davalılardan sadece birinin yetki itirazında bulunması halinde, itirazın sadece o davalı yönünden sonuç doğuracağını ifade etmiştir.

Mecburi Dava Arkadaşlığı: Mecburi dava arkadaşlığında, davanın tüm davalılara karşı birlikte açılması ve yürütülmesi zorunludur. Bu nedenle, HMK m. 7/2’de düzenlenen “davanın ayrılması ve yetkisizlik kararı verilmesi” yaptırımı mecburi dava arkadaşlığında uygulanamaz. Zira mecburi dava arkadaşlarından biri hakkındaki davanın ayrılması mümkün değildir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (E. 2024/1467), tasarrufun iptali davalarında olduğu gibi zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğu hallerde, davalıların usul işlemlerini birlikte yapmak zorunda olduklarını vurgulamıştır. Bu tür durumlarda tek bir davalının yetki itirazı, diğerlerini bağlamayabilir veya usulü eksiklik nedeniyle sonuç doğurmayabilir.

Asıl – Fer’î Davalı İlişkisi: Davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse (örneğin haksız fiil veya sözleşme kaynaklı ortak sebep), davanın o yerde görülmesi gerekir. Ancak davalılardan bazıları için haksız fiil, bazıları için sözleşmeye dayanılıyorsa ortak yetki kuralı uygulanmaz.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi (E. 2016/12949), asıl işveren-alt işveren gibi ilişkilerde, davalılar arasındaki organik bağın ve hukuki ilişkinin niteliğinin (birlikte istihdam, işyeri devri vb.) yetki belirlenirken araştırılması gerektiğini belirtmiştir.

Yetkinin Kötüye Kullanılması Yasağı

Sırf Başka Bir Mahkemeye Getirmek Amacı Kriteri: HMK m. 7/2, davacının seçimlik hakkını kötüye kullanmasını engellemek amacıyla getirilmiştir. Hükme göre; “Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı anlaşılırsa” yaptırım uygulanır. Bu durum genellikle, davayla ilgisi zayıf veya hiç olmayan bir kişinin (saman davalı), sırf onun ikametgâhı nedeniyle yetki tesis etmek amacıyla davalı olarak gösterilmesi halinde ortaya çıkar. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E. 2022/3256), bu durumun varlığı halinde yetkisizlik kararı verilebileceğini belirtmiştir.

Kötü Niyetin Deliller veya Belirtilerle Tespiti: Kanun koyucu, kötü niyetin varlığının “deliller veya belirtilerle” anlaşılmasını aramıştır. Hâkim, somut olayın özelliklerine göre davacının amacının dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığını takdir edecektir. BAM İstanbul 14. Hukuk Dairesi (E. 2021/2284) ve BAM İzmir 20. Hukuk Dairesi (E. 2024/1525), somut olayda kötüye kullanımın delillerle ispatlanamaması durumunda davanın ayrılmayacağını ve yetkinin devam edeceğini hükme bağlamıştır.

Bu Hükmün Dürüstlük Kuralı ile İlişkisi: Bu düzenleme, dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı davranan davacı için getirilmiş usulî bir yaptırımdır. Davacının, gerçekte dava açma niyeti olmayan bir kişiyi sırf yetki kuralını dolanmak için davalı göstermesi hukuk düzenince korunmaz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E. 2022/3256) kararındaki “sırf başka bir mahkemeye getirmek amacı” vurgusu, hakkın kötüye kullanımı yasağının bir tezahürü olarak değerlendirilmiştir.

HMK m.7/2 Uyarınca Davanın Ayrılması ve Yetkisizlik Kararı

İtiraz Üzerine İnceleme Usulü: Mahkemenin bu kararı verebilmesi için ilgili davalının (yerleşim yerinden başka yere getirilen davalının) yetki itirazında bulunması gerekir. Mahkeme re’sen bu durumu dikkate almaz, ancak itiraz üzerine delil ve belirtileri değerlendirir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E. 2022/3256), kötüye kullanımın tespiti halinde mahkemenin “ilgili davalının itirazı üzerine” inceleme yapacağını belirtmiştir. Re’sen inceleme yerine itiraz şartı aranmaktadır.

Davanın Ayrılmasının Usulî Sonuçları: Kötüye kullanım tespit edilirse, mahkeme ilgili davalı hakkındaki davayı ayırır (tefrik eder) ve yetkisizlik kararı verir. BAM Ankara 35. Hukuk Dairesi (E. 2022/1114), ihtiyari dava arkadaşlığında itiraz eden davalı yönünden dosyanın ayrılabileceğini belirtmiştir.

Ayrılan Dava Bakımından Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi: Ayrılan dava, o davalının yerleşim yeri veya yetkili diğer mahkemeye gönderilir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi (E. 2016/4428), yetkisizlik kararı sonrası dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

HMK m.7’nin HMK m.5 vd. ile Birlikte Değerlendirilmesi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E. 2017/1100), HMK m.7’nin m.5-19 arasındaki yetki kuralları içinde yer aldığını ve m.6 (genel yetki) ile birlikte uygulandığını belirtmiştir. Madde, genel yetki kuralını ortadan kaldırmaz, aksine davacıya ek bir seçim hakkı sunar. BAM Konya 3. Hukuk Dairesi (E. 2021/1948), HMK m.6, m.7 ve m.16’nın (haksız fiil) birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Birden Fazla Davalı Bulunan Davalarda Yetki İtirazı

Kimler Yetki İtirazında Bulunabilir: Davalılardan birinin yerleşim yerinde dava açılmışsa, o yerleşim yerindeki davalı yetki itirazında bulunamaz. Ancak yerleşim yeri orada olmayan diğer davalılar, eğer HMK m. 7/2 koşulları (kötü niyet) varsa veya ortak yetkili mahkeme kuralı ihlal edilmişse itirazda bulunabilirler. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E. 2022/3256), yetki itirazının davalılar tarafından yapılması gerektiğini belirtmiştir. BAM Ankara 35. Hukuk Dairesi (E. 2022/1114), ihtiyari dava arkadaşlığında bir davalının itirazının diğerlerine sirayet etmeyeceğini hükme bağlamıştır.

İtirazın Süresi ve Şekli: Yetki itirazı bir ilk itirazdır ve iki haftalık cevap süresi içinde ileri sürülmelidir. İtiraz eden taraf, yetkili mahkemeyi açıkça bildirmelidir. Birden fazla yetkili mahkeme varsa, seçtiği mahkemeyi belirtmek zorundadır; aksi takdirde itiraz geçersiz sayılır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E. 2013/10027), yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiğini, henüz cevap verilmeden davanın reddedilemeyeceğini belirtmiştir. BAM Konya 3. Hukuk Dairesi (E. 2024/1137), itirazın “ilk itiraz” olarak cevap süresi içinde yapılması zorunluluğunu vurgulamıştır.

İtirazın Kabulü veya Reddi: Mahkeme itirazı yerinde görürse (örneğin kötü niyet tespiti veya kesin ortak yetki ihlali), yetkisizlik kararı verir. İtiraz reddedilirse davaya devam olunur. Kısmi davada yetki itirazında bulunulmamış olması, ek davada itiraz hakkını ortadan kaldırmaz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E. 2022/3256), süresinde ve usulüne uygun itiraz yoksa mahkemenin yetkisizlik kararı veremeyeceğini, davacının seçiminin geçerli hale geleceğini belirtmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (E. 2014/16419 ), itiraz olmaması halinde davanın esasına girilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Yargıtay Uygulaması Işığında HMK m.7

Yargıtay HMK m.7’yi “kesin yetki” olarak yorumlamamakta, davacının seçimlik hakkını korumaktadır. Özellikle haksız fiil davalarında, olay yeri mahkemesinin “ortak yetkili mahkeme” olduğu gerekçesiyle verilen yetkisizlik kararları (Yargıtay 21. HD 2016/127 örneğinde olduğu gibi) Yargıtay tarafından bozulmaktadır. Yargıtay, yetkinin kötüye kullanılması iddiasının somut delillerle ispatlanmasını şart koşmaktadır.

Yargıtay, 21. Hukuk Dairesi, E. 2012/9531, K. 2012/9884, T. 31.05.2012

“Somut olayda, davacıya babasının ölümü nedeniyle bağlanan ölüm aylığının iptali ile yersiz ödemelerin iadesi kararını veren Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü Emeklilik İşlemleri Daire Başkanlığı ise de bu kararı uygulayan ve Pülümür ilçesinde ikamet eden davacıya tebliğ eden Tunceli SGK İl Müdürlüğü’dür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.04.2008 tarih ve 2008/10-329-334 Esas-Karar sayılı kararında belirtildiği üzere şubenin bulunduğu yer yetkisi o şubenin yaptığı işlemlerden, davacıya ait işlemlerin yürütülmesinden doğan uyuşmazlıklarda geçerli olup Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü Emeklilik İşlemleri Daire Başkanlığı’nın ölüm aylığının iptali işlemlerinin Tunceli SGK İl Müdürlüğünce yürütülmesinden doğan uyuşmazlıklarda Tunceli İş Mahkemesi yetkili olup mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.”

Yargıtay, 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/2290, K. 2016/3069, T. 10.03.2016

“HGK’nun 16.04.2014 gün,2013/17-2098 E, 2014/541 K sayılı ilamında “merkez veya şubenin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerini yetkili kabul eden Kanun’un, acente ve şubeyi denetleyen, üst mercisi olan, genel merkezin emir ve talimatı doğrultusunda çalışan ve yetkisi şubeye göre daha fazla olan bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu kabul etmek gerekir. Ayrıca davalı … şirketi tarafından yetki itirazının ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması olarak da kabul edilmesi mümkündür.” denilmek suretiyle sigorta şirketlerinin bölge müdürlüklerinin bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olduğu benimsenmiştir. Bu durumda, davacı vekilinin davayı sigortacının bir acenteden daha yetkili organı olan Bölge Müdürlüğünün bulunduğu Adana’da açtığı gözetilerek yetki itirazının reddi ile işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.”

Yargıtay, 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/1746, K. 2016/5633, T. 09.05.2016

“Somut olayda, trafik kazası….’de meydana gelmiş olup davalı işleten ile sürücünün yerleşim yeri adresi de….’dir. Davacının ikameti ise Küçükçekmece’dir. Aleyhinde icra takibi yapılan ve itirazın iptali davası açılan davalı ZMSS şirketinin (…) adresi, takip tarihinde Levent/İstanbul’dur. Davalı … borca, diğer davalılar ise yetkiye ve borca itiraz etmişlerdir. Davalı sürücü ve işleten vekili, itirazın iptali davasına verdikleri cevap dilekçesinde de yetki itirazını yineleyerek davalıların ikametgah adresi olan …… İcra Daireleri’nin takipte yetkili olduğunu ileri sürmüştür. Yetkili icra dairesinin ve mahkemenin, takip tarihi ve dava tarihine göre belirlenmesi gerekir. Davacının, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla İstanbul’da icra takibi yaptığı ve dava açtığı, iddia ve ispat edilmiş değildir. Davalı ZMSS şirketinin dava açıldıktan sonraki adres değişikliği yetkili mahkemenin belirlenmesinde gözönüne alınamaz. Davalı ZMSS şirketine icra takibindeki ödeme emrinin tebliğ edildiği adres dahi Levent/İstanbul’dur.

Bu durumda mahkemece, takip tarihi ve dava tarihi itibariyle İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün ve İstanbul Mahkemeleri’nin davaya bakmaya yetkili olduğunun kabulü ile işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu gibi hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”

Sonuç ve Değerlendirme

HMK m.7’nin davacıya geniş bir seçimlik hak tanımıştır. Bu hak ancak kanunda açıkça belirtilen kesin yetki halleri veya somut delillerle ispatlanan kötüye kullanım durumlarında sınırlandırılabilir. Birden fazla davalı bulunan hallerde, davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesi yetkili olup, ortak yetki istisnası dar yorumlanmaktadır. Yetki itirazının süresinde ve usulüne uygun yapılması, davanın seyri açısından belirleyicidir.

İletişim & Danışma

Açacağınız davada birden fazla davalı varsa HMK madde 7 kapsamında yetkili mahkeme belirlenmesi konusunda hata yapmamak ve bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0507 551 87 38
📧 E-posta: av.mehmetsarioglu1@gmail.com

0507 551 87 38