İstanbul Sigorta Hukuku Avukatı

İstanbul sigorta hukuku avukatı olarak Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu; kasko, trafik (zorunlu mali sorumluluk), DASK, yangın, konut, işyeri, hayat, sağlık ve ferdi kaza sigortalarından doğan uyuşmazlıklarda sigortalı ve zarar görenlerin yanında yer almaktadır. Sigorta şirketinin haksız hasar reddine itiraz, eksik ödenen tazminatın tahsili, Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusu ve Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılacak tazminat davalarında müvekkillerimize Bakırköy merkezli olarak İstanbul genelinde hukuki temsil ve danışmanlık hizmeti sunmaktayız.

Sigorta Tahkim Komisyonu’nun 2025 yılı verilerine göre, sigortalılar ile sigorta şirketleri arasındaki anlaşmazlıklar bir önceki yıla kıyasla %23,3 artışla 758.703 başvuruya ulaşmıştır; başvuruların büyük bölümünü zorunlu trafik sigortası, ihtiyari mali sorumluluk ve kasko uyuşmazlıkları oluşturmaktadır. Bu yoğunluk, sigorta sözleşmelerinin teknik yapısı ve kısa süreli hak düşürücü/zamanaşımı sürelerle iç içe olması nedeniyle, hak kaybı yaşamamak için sürecin başından itibaren doğru hukuki stratejinin belirlenmesini zorunlu kılmaktadır.

Sigorta Hukuku Nedir?

Sigorta hukuku, sigortacının bir prim karşılığında sigorta ettirenin para ile ölçülebilir bir menfaatini etkileyen rizikonun gerçekleşmesi hâlinde tazminat ödemeyi veya bedel ödemeyi üstlendiği sigorta sözleşmesinden doğan hak ve yükümlülükleri düzenleyen hukuk dalıdır. Temel yasal kaynağı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1401 ila 1520. maddeleri arasında yer alan “Sigorta Hukuku” kitabıdır; bunun yanında 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu (DASK) ve ilgili genel şartlar (Kasko Genel Şartları, Trafik Sigortası Genel Şartları vb.) uygulamada belirleyici rol oynar.

TTK m.1409/1 uyarınca sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur; aynı maddenin ikinci fıkrasına göre sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin sigorta kapsamı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir. Bu kural, sigorta hukukunun en temel ispat ilkesi olup, uygulamada sigorta şirketlerinin “teminat dışı” gerekçesiyle yaptığı ret kararlarının büyük bölümünün dava veya tahkim aşamasında bu ispat yükü nedeniyle bozulmasına yol açmaktadır.

Sigorta Hukukunun Kapsadığı Başlıca Uyuşmazlık Alanları

Büromuz, aşağıdaki sigorta dallarından doğan uyuşmazlıklarda sigortalı, sigorta ettiren, lehdar veya zarar gören sıfatıyla müvekkillerini temsil etmektedir:

  • Kasko ve trafik sigortası: Haksız hasar reddine itiraz, alkol/ehliyetsizlik/bakımsızlık istisnalarının hukuka uygunluğunun denetlenmesi, değer kaybı ve İMM (ihtiyari mali sorumluluk) teminatı uyuşmazlıkları.
  • DASK (zorunlu deprem sigortası) ve özel deprem/yangın sigortaları: Hasar tespiti, DASK ile ihtiyari konut sigortası arasındaki kapsam farkları, hasar tazminatı talepleri.
  • Konut ve işyeri sigortaları: Yangın, hırsızlık ve doğal afet teminatlarına ilişkin hasar tazminatı talepleri, ispat yükü uyuşmazlıkları.
  • Hayat ve sağlık sigortaları: Lehdar tayini, intihar istisnası, kapsam dışı (exclusion) madde itirazları, tamamlayıcı sağlık sigortası uyuşmazlıkları.
  • Ferdi kaza ve sorumluluk sigortaları: Tazminat talebi süreçleri, mesleki sorumluluk sigortası kapsam tartışmaları.
  • Nakliyat ve yurt dışı seyahat sağlık sigortaları: Hasar tazmini süreçleri ve kapsam uyuşmazlıkları.
  • Sigorta Tahkim Komisyonu başvuruları: İlk derece ve itiraz hakem heyeti aşamalarında temsil.

Sigorta Şirketinin Ödeme Yapmaktan Kaçınması: Hukuki Çerçeve

TTK m.1429 uyarınca sigortacı, kural olarak sigorta ettirenin veya sigortalının kusurundan (ihmalinden) kaynaklanan zararı da ödemekle yükümlüdür; bu yükümlülük ancak rizikoya kasten sebebiyet verilmesi hâlinde tamamen ortadan kalkar. Dolayısıyla “kusurlu olmak” ile “teminat dışı kalmak” birbirinden farklı kavramlardır; sigorta şirketlerinin genel şartlarda öngördüğü özel istisnalar (alkol, ehliyetsizlik, bakım ihmali, kasıt, savaş-terör-grev gibi olağanüstü hâller) bu genel kuralı daraltan ayrık düzenlemelerdir ve dar yorumlanır.

Uygulamada en sık karşılaşılan ve en çok dava edilen istisna olan alkol/madde etkisi konusunda yerleşik içtihat, sürücünün salt alkollü çıkmasının ret için yeterli olmadığını, kazanın bütünüyle alkolün etkisi altında meydana geldiğinin sigorta şirketi tarafından ispatlanması gerektiğini ortaya koymaktadır (kök karar: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.12.2005, E. 2005/11-624, K. 2005/713). Aynı illiyet bağı denetimi istiap haddi aşımı, ehliyetsizlik ve bakımsızlık gibi diğer istisnalarda da uygulanmaktadır.

Sigorta Sözleşmesinde Beyan Yükümlülüğü ve Riskin Ağırlaşması

TTK m.1435 vd. hükümleri, sigorta ettirenin sözleşme kurulurken bildiği veya bilmesi gereken, rizikonun değerlendirilmesine etki edecek hususları sigortacıya doğru beyan etme yükümlülüğünü düzenler. Eksik veya yanlış beyan (riskin ağırlaşması) hâlinde sigortacının sözleşmeyi feshetme veya prim farkı talep etme hakkı doğabilir; ancak bu hakkın kullanılması belirli sürelere ve usul şartlarına bağlıdır. Sigorta acentesinin yanlış bilgilendirmesinden doğan sonuçlar bakımından ise TTK m.1407 ve acentelik hükümleri uyarınca acentenin bilgisi ve davranışı, temsil yetkisi ölçüsünde sigorta şirketini bağlar.

Görevli Mahkeme

TTK m.4/1-a uyarınca, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın, TTK’da düzenlenen sigorta sözleşmelerinden doğan hukuk davaları mutlak ticari dava niteliğindedir. TTK m.5/1 gereği bu davalara bakmakla görevli mahkeme, bulunduğu yerde Asliye Ticaret Mahkemesi, müstakil asliye ticaret mahkemesi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi’dir (asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla). Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, sigorta sözleşmelerinden doğan riziko tazminatı alacağına ilişkin davalarda görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu istikrarlı biçimde vurgulamaktadır.

Önemli istisna: Sigorta ettirenin tüketici sıfatını taşıdığı (ticari veya mesleki amaç gütmeyen) hâllerde, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.3 ve m.83/2 uyarınca uyuşmazlık tüketici işlemi sayılır ve bu durumda mutlak ticari dava niteliği bulunsa dahi Tüketici Mahkemesi görevli hâle gelir. Bireysel kasko, konut, sağlık ve hayat sigortası poliçesi sahibi gerçek kişilerin açtığı davaların büyük bölümü bu kapsamdadır.

Yetkili Mahkeme

HMK m.15/1 uyarınca zarar sigortalarından (kasko, konut, işyeri, yangın, DASK vb.) doğan davalarda yetkili mahkeme, sigorta sözleşmesini yapan acentenin veya sigortacının ikametgâhının bulunduğu yer ya da rizikonun gerçekleştiği yer mahkemesidir. HMK m.15/2 uyarınca ise can sigortalarında (hayat, sağlık, ferdi kaza) sigorta ettirenin, sigortalının veya lehdarın yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir ve bu kural aleyhine sözleşme yapılamaz. Trafik kazalarından doğan tazminat davalarında ayrıca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.110 uyarınca sigortacının merkez veya şubesinin ya da kazanın meydana geldiği yer mahkemesi de seçimlik olarak yetkilidir.

Zamanaşımı

TTK m.1420/1 uyarınca sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl, zorunlu sorumluluk sigortalarında ise (trafik sigortası gibi) Karayolları Trafik Kanunu’ndaki özel hükümler çerçevesinde değerlendirilir. Tazminat talebinin sigortacıya bildirilmesi zamanaşımını durdurur; sigortacının yazılı cevabına kadar geçen süre zamanaşımı hesabına dahil edilmez. Kasko gibi ihtiyari sigortalarda Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru hakkı, ancak ilgili sigorta şirketinin tahkim sistemine üye olması şartına bağlıdır; trafik sigortası, DASK ve TARSİM bakımından üyelik kanunen zorunlu olduğundan bu sınırlama söz konusu değildir.

Sigorta Tahkim Komisyonu’na Başvuru Süreci

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu çerçevesinde kurulan Sigorta Tahkim Komisyonu, sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkları mahkemeye alternatif olarak hızlı, düşük maliyetli ve uzman hakemler eliyle çözmeyi amaçlamaktadır. Başvuru süreci şu aşamalardan oluşur:

  • Sigorta şirketine yazılı başvuru: Tahkime gidilmeden önce sigorta şirketine yazılı olarak başvurulmuş ve bu başvurunun reddedilmiş veya 15 gün içinde cevap verilmemiş olması gerekir.
  • Komisyona başvuru: Talep, poliçe, hasar/kaza tespit tutanağı, eksper raporu ve ret yazısı gibi belgelerle birlikte sigortatahkim.org üzerinden yapılır.
  • Hakem incelemesi ve karar: Uyuşmazlık, sigorta uyuşmazlık hakemi tarafından kanunda öngörülen azami süre olan 4 ay içinde karara bağlanır.
  • İtiraz hakem heyeti: Belirli parasal sınırların üzerindeki kararlara karşı itiraz hakem heyetine başvurulabilir; sınırın altındaki kararlar kesindir ve doğrudan icra edilebilir.

Tahkim yolunun mahkemeye kıyasla önemli bir avantajı, ticari uyuşmazlıklarda 7155 sayılı Kanun ve TTK m.5/A uyarınca dava şartı olan arabuluculuğun, sigorta tahkiminde aranmamasıdır; zarar gören doğrudan Komisyona başvurabilir.

Sigortalının Kaza/Hasar Sonrası Bildirim Yükümlülüğü

TTK m.1446 ve ilgili genel şartlar uyarınca sigortalı, rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği andan itibaren makul süre içinde sigortacıya bildirimde bulunmak ve zararın azaltılması, tespiti ve sigortacının haklarının korunması için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Bildirimin geciktirilmesi, tek başına ret sebebi değildir; sigortacının bu gecikme nedeniyle bir zarara uğradığını ispatlaması ve gecikme ile zarar arasında illiyet bağı bulunması gerekir.

Sigorta Şirketinin Temerrüt Faizi Yükümlülüğü

TTK m.1427/4-5 uyarınca sigorta tazminatı borcu muaccel olduğunda, sigortacı ayrıca ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer; sigortacıyı temerrüt faizi ödeme yükümlülüğünden kurtaran sözleşme hükümleri geçersizdir. Bu düzenleme, sigorta şirketinin sigortalıya göre daha güçlü konumda olduğu gözetilerek sigortalı lehine getirilmiş emredici bir hükümdür ve hasar dosyasının kötüniyetli biçimde uzatılması hâllerinde önemli bir baskı aracı işlevi görür.

Sigorta Hukuku Davalarında İspat Yükü

Sigorta hukukunda ispat yükünün dağılımı, uyuşmazlığın seyrini büyük ölçüde belirler:

  • Rizikonun gerçekleştiğini ve zararın miktarını ispat yükü, talepte bulunan sigortalı/zarar görene aittir.
  • Rizikonun teminat dışında kaldığını (istisna hükmünün uygulandığını) ispat yükü, TTK m.1409/2 uyarınca sigortacıya aittir.
  • Sigortalının kasten zarar verdiği iddiası da dahil olmak üzere, sigortacıyı tazminat ödeme yükümlülüğünden kurtaracak her türlü olgunun ispatı sigortacı üzerindedir.
  • Tereddüt hâlinde, sigorta sözleşmesindeki belirsiz veya çok anlamlı hükümler, sözleşmeyi hazırlayan taraf olan sigortacı aleyhine ve sigortalı lehine yorumlanır.

Sıkça Sorulan Sorular

Sigorta şirketi hasar talebimi reddetti, ne yapmalıyım?

Öncelikle ret yazısındaki gerekçenin somut ve poliçe/genel şartlara dayalı olup olmadığı incelenmelidir. Ardından sigorta şirketine yazılı itiraz yapılır; bu itiraz reddedilir veya 15 gün içinde cevaplanmazsa Sigorta Tahkim Komisyonu’na veya doğrudan Asliye Ticaret Mahkemesi’ne (tüketici sıfatı varsa Tüketici Mahkemesi’ne) başvurulabilir.

Kasko ile DASK arasındaki fark nedir?

DASK, 6305 sayılı Kanun uyarınca konutlar için zorunlu olan ve yalnızca deprem kaynaklı bina hasarlarını belirli bir teminat tutarına kadar karşılayan bir sigortadır. Kasko ise araçlara ilişkin ihtiyari bir sigorta olup deprem dahil pek çok riski kapsayabilir; ancak kapsam, poliçede seçilen teminatlara göre değişir. Konutlarda DASK’ın karşılamadığı kısım veya eşya/içerik zararları için ayrıca ihtiyari konut sigortası yaptırılması gerekir.

Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurmadan dava açabilir miyim?

Evet. Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru, kural olarak ihtiyaridir; zarar gören dilerse doğrudan Asliye Ticaret Mahkemesi’nde (veya tüketici sıfatı varsa Tüketici Mahkemesi’nde) dava açabilir. Ancak tahkim yolu, mahkemeye kıyasla daha hızlı ve düşük maliyetli sonuçlanması nedeniyle uygulamada sıklıkla tercih edilmektedir.

Sigortalının kusuru hasar ödemesini her zaman engeller mi?

Hayır. TTK m.1429 uyarınca sigortacı, kusurdan (ihmalden) kaynaklanan zararı da öder; ödeme yükümlülüğü ancak rizikoya kasten sebebiyet verilmesi hâlinde tamamen ortadan kalkar. Genel şartlardaki özel istisnalar (alkol, ehliyetsizlik vb.) dar yorumlanır ve bu istisnaların varlığını ispat yükü sigorta şirketine aittir.

Sigorta tazminatı zamanında ödenmezse faiz talep edebilir miyim?

Evet. TTK m.1427/4-5 uyarınca sigorta borcu muaccel olduğunda sigortacı kendiliğinden (ihtara gerek kalmaksızın) temerrüde düşer ve temerrüt faizi ödemekle yükümlü olur; bu yükümlülüğü ortadan kaldıran sözleşme hükümleri geçersizdir.

Sonuç

Sigorta hukuku uyuşmazlıkları; genel şartların teknik dili, kısa süreli zamanaşımı ve hak düşürücü süreler, ispat yükünün doğru taraf üzerinde konumlandırılması gibi unsurlar nedeniyle uzmanlık gerektiren bir alandır. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak, haksız hasar reddinden Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusuna, tazminat davalarından sigorta sözleşmesi incelemesine kadar sigorta hukukunun tüm aşamalarında İstanbul genelindeki müvekkillerimize hukuki destek sunmaktayız.

Bu sayfa, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Mehmet SARIOĞLU tarafından hazırlanmıştır.