☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

Kanunun Kapsamı (CMK Madde 1 )

Kanunun Kapsamı

Madde 1 – (1) Bu Kanun, ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler.

5271 Sayılı CMK’nın Kabul Süreci ve Tarihsel Gelişim

Türk ceza yargılaması hukukunda 1929 yılından 2005 yılına kadar 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu uygulanmıştır. Bu kanunun kaynağı olan Alman Ceza Muhakemesi Kanunu zamanla ciddi değişikliklere uğradımış, Türk hukukundaki değişiklikler ise temel hak ve özgürlüklere ilişkin yeni ihtiyaçlara cevap verememiştir. Bu gereksinim üzerine hazırlanan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, geniş bir karşılaştırmalı hukuk araştırması (Alman, Fransız, İtalyan ve Common Law sistemleri) neticesinde 4 Aralık 2004 tarihinde kabul edilmiş ve 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

1412 Sayılı CMUK’tan 5271 Sayılı CMK’ya Geçiş

Geçiş süreci, sadece bir kanun değişikliği değil, sistemsel bir dönüşümü ifade etmektedir. 1412 sayılı kanundaki “Usul” ibaresinin kaldırılarak “Ceza Muhakemesi Kanunu” adının benimsenmesi önemli bir terminolojik farktır. Bu değişim, muhakeme hukukunun salt şekil kurallarından ibaret olmadığını, maddi bir içeriğe sahip olduğunu göstermektedir. Bu geçiş tahkik sisteminden (gizli, yazılı) işbirliği sistemine (açık, sözlü, tartışmalı) doğru evrilen tarihsel sürecin bir parçasıdır.

Madde 1’in Amacı ve Önemi

Kanunun kapsamını belirleyen 1. madde, ceza muhakemesinin sınırlarını ve uygulanacak kuralların çerçevesini çizer. Madde, muhakemenin yürüyüşünü ve buna katılan kişilerin hak ve yetkilerini düzenleyerek sistemin temel taşını oluşturur. Kanunun kapsamı, sadece suçlunun cezalandırılmasını değil, adil bir yargılamayı hedefler. Muhakemenin amacı “her ne pahasına olursa olsun suçlunun bulunması” değil insan hakları ihlallerine yol açmadan maddi gerçeğin araştırılmasıdır. Danıştay 10. Daire’nin 2016/1446 E. sayılı kararında, CMK Madde 1’in kanunun kapsamını belirlediği, bu maddenin ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı ile sürece katılanların hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenlediği vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin 2021/18 E. sayılı kararında ise CMK’nın sistematik bütünlüğü içinde, müdafi seçimi, görevlendirilmesi ve ücret ödenmesi gibi hususların Madde 1’in çizdiği “hak, yetki ve yükümlülükler” çerçevesinde yer aldığı belirtilmiştir.

Danıştay kararlarında (2016/1446 E.), “Kanunun Kapsamı” hükmünün temel amacının, yargılanan kişinin hukuksal güvenliğini sağlamak ve adil yargılama ilkesi gözetilerek “maddi gerçeğin” ortaya çıkarılması olduğu belirtilmiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2015/7367 E. sayılı kararında, kanun kapsamındaki usul kurallarının (örneğin iddianame iadesi), uzun süren yargılamaların önüne geçilmesi ve makul sürede yargılanma hakkının korunması amacı taşıdığı ifade edilmiştir.

Ceza Muhakemesi Kavramı ve Tanımı

Muhakeme; iddia, savunma ve yargılamadan oluşan üçlü bir faaliyet olup “yargılama” kavramı ise sadece hakimin faaliyetini ifade eder. Dolayısıyla “muhakeme” kavramı daha kapsayıcıdır. Danıştay 10. Daire kararında ceza muhakemesi; yargılamanın nasıl yapılacağının gösterilmesi ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması süreci olarak tanımlanmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin 2011/43 E. sayılı kararında ise ceza muhakemesi, iddia, savunma ve yargılama makamlarının katılımıyla gerçekleşen “kolektif bir yargılama yöntemi” olarak nitelendirilmiş ve gayesinin maddi gerçeği araştırmak olduğu vurgulanmıştır.

“Ceza Muhakemesinin Nasıl Yapılacağı” İfadesinin Anlamı

Bu ifade, muhakemenin statik bir kurallar bütünü değil, dinamik bir süreç olduğunu gösterir. Bu süreç suç şüphesi ile başlayıp maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıyla sona erer. Süreç, iddia, savunma ve yargılama makamlarının kolektif faaliyetiyle yürütülür. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 2020/546 E. sayılı kararındaki karşı oy gerekçesinde, bu ifadenin yargıcın yargılama faaliyetini yürütmesine ait şekil ve yöntem kurallarını kapsadığı belirtilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2019/281 E. sayılı kararında, bu ifade kapsamında sanığın duruşmada hazır bulunması, istinabe kuralları ve SEGBİS kullanımı gibi usul işlemlerinin “nasıl yapılacağının” emredici hükümlerle (örneğin CMK m.193) belirlemesini ifade ettiği tespit edilmiştir.

Ceza Muhakemesi Sürecinin Evreleri: Soruşturma, Kovuşturma

Yargıtay 14. Ceza Dairesi (2018/10198 E.) kararın evreler şu şekilde tanımlanmıştır: Soruşturma: Yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evre (CMK m.2/e). Kovuşturma: İddianamenin kabulünden hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre. Anayasa Mahkemesi’nin 2020/53 E. sayılı kararında, kovuşturma evresinin istinaf ve temyiz kanun yollarını da kapsadığı belirtilmiştir. Soruşturma evresi yazılı ve gizli özellikler taşır, kovuşturma evresi ise sözlü, açık ve çekişmelidir.

Muhakeme Sürecine Katılan Kişiler

Muhakeme sürecinde yer alan kişiler “Süjeler” ve “Katılanlar” olarak ikiye ayrılır. Süjeler; hakim, savcı, şüpheli, sanık ve müdafi gibi muhakemede bağımsız statüsü olan kişilerdir. Katılanlar ise tanık ve bilirkişi gibi daha çok üçüncü kişi niteliğindeki yardımcılardır. Anayasa Mahkemesi’nin 2021/18 E. sayılı kararında, CMK’nın ceza muhakemesi sürecine katılan kişileri düzenlediği belirtilerek bu kişiler; şüpheli, sanık, mağdur, şikayetçi, suçtan zarar gören, müdafi ve vekil olarak sıralanmıştır.

Şüpheli ve Sanık: Soruşturma evresindeki kişi “şüpheli”, kovuşturma evresindeki kişi “sanık”tır. Şüpheli ve sanığın ceza muhakemesinde ikili bir konumu vardır. Bir yandan soruşturma objesi olarak bazı yükümlülüklere katlanır, diğer yandan aktif bir süje olarak hak ve yetkilere sahiptir. Yargıtay kararlarında, şüpheli; soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişi, sanık ise kovuşturma evresindeki kişi olarak ele alınmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2019/281 E. sayılı kararında, sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı ve savunma makamının temsilcisi olarak statüsü, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasındaki rolü üzerinden değerlendirilmiştir.

Mağdur ve Suçtan Zarar Gören: CMK ile mağdura; delil toplanmasını isteme, davaya katılma ve hukuki yardım alma gibi aktif haklar tanınmıştır. Bu durum bireysel iddiayı güçlendirmeyi hedeflemektedir.

Cumhuriyet Savcısı: Cumhuriyet savcısı bir “taraf” değil, iddia makamını temsil eden bir süjedir. Savcı, sadece aleyhe değil, şüphelinin lehine olan delilleri de toplamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, savcının maddi gerçeği araştırma ve adil yargılama ilkesine hizmet etme görevinin bir parçasıdır. Anayasa Mahkemesi’nin 2021/83 E. sayılı kararında, Cumhuriyet savcısının şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamakla yükümlü olduğu (CMK m.160/2) ve soruşturmayı sonlandıran kararlar (iddianame, kovuşturmaya yer olmadığı) verme yetkisine sahip olduğu belirtilmiştir. AYM 2011/43 E. kararında savcı, iddia makamı olarak kolektif yargılamanın bir süjesi olarak tanımlanmıştır.

Hakim ve Mahkeme: Hakim yargılama görevini yürütür. İddia ve savunmanın argümanlarını değerlendirerek hüküm kurar. Mahkemeler doğrudan doğruyalık ve sözlülük ilkeleri çerçevesinde maddi gerçeğe ulaşmaya çalışır. Anayasa Mahkemesi’nin 2020/35 E. sayılı kararında, mahkemenin rolü tartışılmış; hakimin vicdani kanaatine göre delil takdiri yapma ve hüküm kurma yetkisinin yargı bağımsızlığının gereği olduğu, savcılık talebiyle sınırlı bir “noterlik” işlevine indirgenemeyeceği vurgulanmıştır.

Müdafi ve Vekiller: Müdafi yardımı özellikle soruşturma evresinde, delillerin toplanması ve silahların eşitliği ilkesinin sağlanması açısından hayatidir. Müdafi şüpheli/sanığın temsilcisi olmanın ötesinde ondan bağımsız “toplumsal savunma makamını” işgal eder. Müdafi aracılığıyla yapılan savunma “kolektif savunma” olarak nitelendirilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2018/296 E. sayılı kararında, zorunlu müdafi “kamusal bir muhakeme süjesi” olarak tanımlanmıştır. Yargıtay 14. Ceza Dairesi (2018/10198 E.), müdafinin soruşturma evresinde dosya inceleme yetkisini (CMK m.153) savunma hakkının bir parçası olarak nitelendirmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi (2014/7968 E.) muhalefet şerhinde müdafi, “savunma makamının temsilcisi” olarak nitelendirilmiş ve tebligatların asile değil vekile yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Tanık, Bilirkişi ve Diğer Süje ve Yardımcı Kişiler: Tanık ve bilirkişiler “muhakemeye katılanlar” kategorisinde değerlendirilir. Bu kişiler, muhakeme süjesi olan hakim, savcı ve sanıktan farklı olarak, muhakemenin ilerlemesine yardımcı olan üçüncü kişilerdir. Anayasa Mahkemesi’nin 2013/30 E. sayılı kararında tercümanlar, savunma hakkının kullanılmasını sağlayan yardımcı süjeler olarak ele alınmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2019/178 E. sayılı kararında, gümrük kaçakçılığı davalarında eşyanın değerini belirleyen bilirkişilerin rolü ve raporlarının sanığın etkin pişmanlık hakkını kullanmasındaki önemi vurgulanmıştır.

Hak, Yetki ve Yükümlülükler

Şüphelinin süje olmasından kaynaklanan hak ve yükümlülükleri vardır. Sanığın duruşmada hazır bulunma, soru sorma ve delil sunma gibi aktif yetkileri olup, bu yetkiler “silahların eşitliği” ilkesinin gereğidir. Danıştay kararlarında ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2016/361 E. sayılı kararının karşı oyunda, CMK Madde 1’in bu kavramları düzenlediği açıkça belirtilmiştir. Kararlarda bu kavramlar somutlaştırılmıştır: Savcının delil toplama yükümlülüğü, sanığın susma ve savunma hakkı, müdafinin dosya inceleme yetkisi ve kolluğun bildirim yükümlülüğü gibi unsurlar bu başlık altında değerlendirilmiştir.

Adil yargılanma hakkı soruşturma başladığı andan hükmün kesinleşmesine kadar sürer. Hukuk devleti ilkesi gereği, sanığın onur ve şerefinin korunması gerekir. Gerçeğe ulaşmak adına insan haklarının feda edilemez. Anayasa Mahkemesi’nin 2017/49 E. sayılı kararında, istinaf aşamasında sanığın duruşmaya katılmaması nedeniyle başvurusunun reddedilmesi, adil yargılanma ve savunma hakkına aykırı bulunmuştur.

Kişilerin muhakeme sürecine katılarak maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yardım etme yükümlülükleri vardır. Bu süreçte arama, yakalama gibi işlemlerle temel haklara müdahale edilmesi, kanunun belirlediği yükümlülükler ve sınırlar dahilinde mümkündür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2019/178 E. sayılı kararında, hakim ve savcıların sanığa haklarını (örneğin etkin pişmanlık) hatırlatma ve aydınlatma yükümlülüğü (CMK m.147, m.231) detaylandırılmıştır. Danıştay kararında, kolluğun adli olayları savcıya bildirme yükümlülüğü vurgulanmıştır.

CMK’nın Diğer Kanunlarla İlişkisi

Ceza muhakemesini medeni muhakemeden ayıran en temel farkın “maddi gerçek” arayışı ve “re’sen araştırma” ilkesidir. Medeni muhakemede tarafların getirdiği delillerle bağlılık esas iken, CMK’da hakim ve savcı gerçeği re’sen araştırmakla yükümlüdür. Anayasa ve AİHS’in temel haklara ilişkin hükümleri (özellikle adil yargılanma hakkı) ceza muhakemesinin temel ilkelerini oluşturur. Devletin cezalandırma yetkisi ile bireyin hakları arasındaki denge bu anayasal zeminde kurulur. AİHS m.6’nın soruşturma evresiyle ilgili net bir düzenleme içermemesine rağmen, AİHM içtihatlarıyla bu maddenin soruşturmayı da kapsayacak şekilde genişletici yoruma tabi tutulmuştur. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri AİHS m.6 bağlamında soruşturma evresinde de geçerlidir.

Sonuç ve Değerlendirme

5271 sayılı CMK Madde 1’in “Kanunun Kapsamı” başlığı; ceza muhakemesinin soruşturma ve kovuşturma evrelerinin işleyiş kurallarını, sürece katılan hakim, savcı, sanık, müdafi ve mağdur gibi süjelerin statülerini ve aralarındaki hak-yetki-yükümlülük dengesini belirleyen temel normdur. Yargı içtihatları, bu maddenin kapsamını “maddi gerçeğe ulaşma” amacı ve “adil yargılanma hakkı” güvenceleriyle birlikte yorumlamakta; idari düzenlemeler veya özel usullerle (seri muhakeme gibi) getirilen sınırlamaları bu temel çerçeveye göre denetlemektedir.

İletişim & Danışma

Ceza dosyası süreci, doğru yönlendirme ve zamanında müdahale gerektiren ciddi bir süreçtir. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu İstanbul ceza avukatı olarak ceza avukatı ihtiyacı olan kişilere profesyonel hukuki destek sunmaktadır. CMK madde 1 Kanunun Kapsamı konusunda merak ettikleriniz ile tüm ceza davası konularında ceza avukatlarımıza danışabilirsiniz. Hukuki haklarınızı en etkin biçimde korumak için bizimle iletişime geçin. Tecrübeli ceza avukatlarımız dosyanızın detaylarını gizlilik ilkesi çerçevesinde inceleyip sürece ilişkin hukuki danışmanlık sağlasın.

📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0507 551 87 38
📧 E-posta: av.mehmetsarioglu1@gmail.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com

0539 676 32 75