CMK 163 Madde Metni
Soruşturmanın Sulh Ceza Hakimi Tarafından Yapılması
Madde 163 – (1) Suçüstü hâli ile gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, Cumhuriyet savcısına erişilemiyorsa veya olay genişliği itibarıyla Cumhuriyet savcısının iş gücünü aşıyorsa, sulh ceza hâkimi de bütün soruşturma işlemlerini yapabilir.
(2) Kolluk âmir ve memurları, sulh ceza hâkimi tarafından emredilen tedbirleri alır ve araştırmaları yerine getirirler.
Sulh Ceza Hakimi
Sulh ceza hâkimliği, 5235 sayılı Kanun’un 10. maddesi çerçevesinde tanımlanmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin 13/9/2022 tarihli kararı ve Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin 2016/13057 sayılı kararına göre; sulh ceza hâkimliği, kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları incelemek amacıyla kurulmuş bir mercidir. Sulh ceza hakimi, soruşturma evresinde kişilerin temel hak ve hürriyetlerini kısıtlayan tedbirler (tutuklama, arama, el koyma vb.) konusunda karar veren yargı merciidir. Sulh ceza hakiminin soruşturma aşamasında iki temel görevi bulunmaktadır: Birincisi “yargılama makamı” olarak hak ve özgürlükleri güvence altına almak, ikincisi ise CMK m.163 kapsamında istisnai hallerde “zorunlu savcı” sıfatıyla soruşturmayı yürütmektir.
CMK Madde 163’ün Ceza Muhakemesi Sistemindeki Yeri
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2009/35 ve Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 2015/18608 sayılı kararlarında belirtildiği üzere, CMK m.163 düzenlemesi ceza muhakemesi sisteminde “istisnai” bir yere sahiptir. Sistemin asıl yetkilisi Cumhuriyet savcısıdır. Sulh ceza hâkiminin soruşturma yapma yetkisi, savcının işlevsiz kaldığı veya erişilemediği olağanüstü durumlar için öngörülmüş yedek bir mekanizmadır. Bu madde, soruşturmanın sürüncemede kalmaması ve delillerin kaybolmaması amacıyla sisteme entegre edilmiştir.
Soruşturma Evresinde Görevli Makamlar ve Görev Dağılımı
Soruşturma evresinin asli süjesi Cumhuriyet savcısıdır ve adli kolluk savcının emir ve talimatları doğrultusunda hareket eder. Sulh ceza hakimi ise kural olarak savcının talebi üzerine hakim kararı gerektiren işlemleri yapar. Ancak CMK m.163 devreye girdiğinde bu görev dağılımı değişir; sulh ceza hakimi, iddia makamının yetkilerini kullanarak soruşturmayı bizzat yürütür.
Sulh Ceza Hakiminin Soruşturma Yapma Yetkisinin İstisnai Niteliği
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.04.2009 tarihli kararı ve Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2016/997 sayılı kararı, sulh ceza hâkiminin soruşturma yetkisinin kesinlikle “istisnai” olduğunu belirtmektedir. Cumhuriyet savcısı varken veya savcıya ulaşmak mümkünken sulh ceza hâkiminin soruşturma işlemlerini yapması, CMK’nın getirdiği sisteme ve yasanın amacına aykırı bulunmuştur. Bu yetki, genel bir soruşturma görevi değil, zorunluluk halinden kaynaklanan sınırlı bir yetkidir.
CMK Madde 163’ün Uygulanabilmesi İçin Gerekli Koşullar
CMK m.163’ün uygulanabilmesi için kanun koyucu kümülatif ve alternatif şartlar öngörmüştür: 1-Suçüstü hali veya gecikmesinde sakınca bulunan halin varlığı 2-Cumhuriyet savcısına erişilememesi veya olayın genişliği itibarıyla Cumhuriyet savcısının iş gücünü aşması.
Suçüstü Hali Kavramı ve Madde 163 Bağlamında Değerlendirilmesi
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2016/1165 sayılı kararında, suçüstü hali CMK m.2/j bendi kapsamında değerlendirilmiştir. Bu hal, işlenmekte olan bir suçu veya henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk veya başkaları tarafından yakalanan kişinin durumunu ifade eder. CMK m.163 bağlamında suçüstü hali, savcıya ulaşılamadığı durumlarda sulh ceza hâkiminin derhal devreye girerek delilleri toplama ve soruşturma işlemlerini yapma yetkisini doğuran temel koşullardan biridir.
Gecikmesinde Sakınca Bulunan Haller
Gecikmesinde sakınca bulunan hal, işlemin hemen yapılmaması durumunda delillerin karartılması veya şüphelinin kaçması gibi telafisi imkansız zararların doğabileceği durumdur. Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2023/12293 ve Yargıtay CGK’nın 2016/1165 sayılı kararlarında, gecikmesinde sakınca bulunan hal; derhal işlem yapılmadığı takdirde suç delillerinin kaybolması veya şüphelinin kaçması ihtimalinin bulunduğu durumlar olarak ele alınmıştır. CMK m.163 uyarınca, bu riskin bulunduğu ve savcıya erişilemediği anlarda sulh ceza hâkimi yetkili kılınmıştır. Ancak Yargıtay, mesai saatleri içinde savcıya ulaşılabilirken “gecikmesinde sakınca” gerekçesiyle savcı dışı makamların veya usulsüz emirlerin devreye girmesini hukuka aykırı bulmuştur.
“Cumhuriyet Savcısına Erişilememesi” Şartı ve Pratik Uygulaması
Anayasa Mahkemesi’nin 2021/49 sayılı kararı ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2024/16707 sayılı kararında, “Cumhuriyet savcısına erişilemiyorsa” ibaresi m.163’ün temel şartı olarak alıntılanmıştır. Yargıtay CGK 2009/35 kararında, savcının görev başında olduğu ve erişilebilir olduğu durumlarda sulh ceza hâkiminin devreye girmesinin yasal olmadığı belirtilmiştir. Pratik uygulamada, bu şartın gerçekleşmediği (savcının mevcut olduğu) hallerde yapılan işlemlerin m.163 kapsamında değerlendirilmez. Bu şart, özellikle küçük ilçelerde tek Cumhuriyet savcısının görev yaptığı ve savcının izinli, raporlu olduğu veya başka bir olay mahallinde bulunduğu durumlarda önem kazanır.
“Olay Genişliği İtibarıyla İş Gücünü Aşma” Durumu
CMK m.163 metninde yer alan bu koşul, Anayasa Mahkemesi’nin 2021/49 ve Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2024/3946 sayılı kararlarında zikredilmiştir. Bu durum, savcının tek başına soruşturmayı yürütemeyecek kadar kapsamlı, çok sayıda failin veya mağdurun olduğu veya karmaşık olayları ifade eder.
Sulh Ceza Hakiminin Yapabileceği Soruşturma İşlemlerinin Kapsamı
Anayasa Mahkemesi’nin 2021/49 sayılı kararına göre, m.163 koşulları oluştuğunda sulh ceza hâkimi “bütün soruşturma işlemlerini” yapabilir. Bu kapsam; tutuklama, arama, el koyma, iletişimin denetlenmesi ve gizli soruşturmacı görevlendirme gibi geniş yetkileri içerir. Hâkim bu durumda adeta bir soruşturma makamı gibi hareket ederek delil toplama yetkisine sahip olur. Hakim soruşturmayı sonuçlandıran (iddianame veya KYOK) kararları veremez; dosyayı savcıya tevdi eder.
Sulh Ceza Hakiminin Kolluk Üzerindeki Emir ve Talimat Yetkisi (m.163/2)
CMK m.163/2 uyarınca, bu istisnai halde sulh ceza hakimi kolluğa emir ve talimat verme yetkisine sahiptir. Kolluk görevlileri m.163 kapsamında görev yapan sulh ceza hâkiminin emirlerini yerine getirmekle yükümlüdür. Bu durumda kolluk, savcı yerine doğrudan hâkimin talimatları doğrultusunda araştırma işlemlerini yürütür.
Sulh Ceza Hakimi Tarafından Alınabilecek Tedbirler
Sulh ceza hâkiminin m.163 kapsamında veya genel yetkisi dahilinde alabileceği tedbirler şunlardır: Tutuklama ve tutukluluğun devamı, Arama ve el koyma, İletişimin tespiti ve denetlenmesi, Dijital materyal incelemesi, Dosya kısıtlama kararı.
CMK Madde 163 ile Madde 161 ve 162 Arasındaki İlişki
CMK m.160 ve 161, soruşturmanın savcı tarafından yürütülmesini ve kolluğun savcıya bağlılığını düzenlerken; m.163 bu maddelerin istisnasını oluşturur. Savcının m.161’deki yetkileri, m.163’teki şartlar oluştuğunda sulh ceza hakimi tarafından kullanılır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2009/35 ve Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 2015/18608 sayılı kararları, CMK m.161 ve 162’nin soruşturmanın asıl yetkilisini Cumhuriyet savcısı olarak belirlediğini ortaya koymaktadır. Madde 163 ise bu genel kuralın istisnasıdır. Savcı (m.161) görevinin başındayken m.163 uygulanamaz. Ayrıca Yargıtay 7. CD 2023/12293 kararındaki karşı oyda, savcının soruşturmayı yönlendirme yetkisinin (m.160-161) esas olduğu, m.163’ün ancak savcıya erişilemeyen hallerde devreye girdiği belirtilmiştir.
Cumhuriyet Savcısına Ulaşılması Halinde Soruşturmanın Devri
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2009/35 ve 2007/247-257 sayılı kararlarında, soruşturma evresinin Cumhuriyet savcısınca tamamlanması gerektiği vurgulanmıştır. CMK m.163’ün “erişilememe” şartına bağlı olması, savcıya erişim sağlandığı anda yetkinin asıl sahibi olan savcıya devredilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Yargıtay, savcı varken hâkimin soruşturmayı sürdürmesini yasanın amacına aykırı bulmuştur.
Hakimin Tarafsızlığı İlkesi ve Madde 163’ün Eleştirisi
Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2017/3071 ve 2018/1179 sayılı kararlarındaki karşı oylarda ve AYM 2021/49 başvurusunda; soruşturma aşamasında aktif görev alan (tutuklama, arama yapan) hâkimin, kovuşturma aşamasında da görev yapmasının “tarafsızlığı” zedelediği savunulmuştur.5320 sayılı Kanun’un 11. maddesi, CMK m.23/2’deki “soruşturmada görev yapan hâkim kovuşturmaya katılamaz” yasağının, CMK m.163 kapsamındaki işlemler hariç olmak üzere uygulanacağını belirtmektedir. Yani m.163 kapsamında soruşturma yapan hâkimin kovuşturmaya katılmasına yasal bir engel bulunmamaktadır. AYM (2021/49), bu istisnayı Anayasa’nın 9. ve 36. maddelerine aykırı bulmamış ve iptal talebini reddetmiştir.
Yargıtay İçtihatlarında Madde 163’ün Uygulanması
Yargıtay kararlarında (Örn: 3. CD 2024/16707, 16. CD 2020/1499, 12. CD 2021/8759) m.163 şu şekilde yorumlanmaktadır:
Sulh ceza hâkiminin rutin tutuklama veya arama kararları vermesi, m.163 kapsamında “soruşturmanın bizzat hâkim tarafından yapılması” anlamına gelmez.
Bu nedenle, rutin tedbir kararı veren hâkimler CMK m.23/2 yasağına tabi değildir ve kovuşturmada görev alabilirler.
Yargıtay, m.163’ün uygulanmasını sadece maddede sayılan (suçüstü, savcıya erişilememe vb.) özel koşulların varlığına hasretmiştir.
Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Tartışmalar
İhsas-ı Rey: Yargıtay CGK 2020/462 kararında, sulh ceza hâkiminin tutuklama kararında “suçun işlendiği sabit” gibi kesin ifadeler kullanmasının ihsas-ı rey (oyunu belli etme) olduğu ve tarafsızlığı bozduğu belirtilmiştir.
Eksik Soruşturma: Yargıtay 6. CD 2010/27240 kararında, savcının takipsizlik kararına itiraz üzerine sulh ceza hâkiminin soruşturmayı kendisinin tamamlaması yerine savcıya iade etmesi gerektiği tartışılmış; Yargıtay, hâkimin soruşturma yapmasının istisnai olduğunu vurgulayarak dosyanın savcıya gönderilmesini doğru bulmuştur.
Sonuç ve Değerlendirme
CMK m.163, soruşturma evresinin kesintisiz işlemesini sağlamak amacıyla getirilmiş, “zorunlu savcılık” veya “yedek savcılık” olarak nitelendirilebilecek istisnai bir kurumdur. Bu yetkinin sadece acil ve zorunlu hallerde kullanılması gerekir.
İletişim & Danışma
Ceza dosyası süreci, doğru yönlendirme ve zamanında müdahale gerektiren ciddi bir süreçtir. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu İstanbul ceza avukatı olarak ceza avukatı ihtiyacı olan kişilere profesyonel hukuki destek sunmaktadır. CMK m. 163 konusunda merak ettikleriniz ile tüm ceza soruşturması ve kovuşturması konularında bize danışabilirsiniz. Hukuki haklarınızı en etkin biçimde korumak için bizimle iletişime geçin. Tecrübeli ceza avukatlarımız dosyanızın detaylarını gizlilik ilkesi çerçevesinde inceleyip sürece ilişkin hukuki danışmanlık sağlasın.
📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0507 551 87 38
📧 E-posta: av.mehmetsarioglu1@gmail.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com