TCK Madde 24 Kanunun Hükmü ve Amirin Emri
5237 Sayılı TCK – Madde 24
(1) Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez.
(2) Yetkili bir merciin verdiği emri uygulayan kimseye ceza verilmez.
(3) Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.
(4) Emrin, hukuka uygunluğunun denetlenmesinin mümkün olmadığı hâllerde, yerine getirilmesinden doğan sorumluluk emri verene aittir.
Hukuka Uygunluk Nedeni Olarak Kanunun Hükmü
TCK’nın 24. maddesinin birinci fıkrası, kanunun hükmünü yerine getiren kişiye ceza verilmeyeceğini öngörmektedir. Bu düzenleme bir hukuka uygunluk nedenidir; yani görünürde suç oluşturan bir eylemin, aslında hukuk düzenince izin verilmiş bir eylem olduğunu ortaya koyar. Kanunun hükmünü yerine getirme hâlinde yetki doğrudan doğruya kanundan alınmaktadır. Buradaki “kanun” kavramı yalnızca Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkarılan yasaları değil, bunlara uygun olarak hazırlanan tüzük ve yönetmelikleri de kapsar.Yargıtay Ceza Genel Kurulu – E. 2022/546, K. 2023/356, T. 20.06.2023
“Kanunun hükmünü yerine getirme hâlinde yetki doğrudan doğruya kanundan alınmaktadır. ‘Kanun’ deyiminden yazılı hukuk kuralının anlaşılması gerekir. Bu nedenle kanunlara uygun şekilde yürürlüğe konulan tüzük ve yönetmelikler gibi düzenleyici işlemlerin de kanun kapsamında olduğu kabul edilmelidir. Şüphesiz ‘kanun hükmü’ kavramına ceza kanunları dışındaki kanunlar da dahildir. Ancak burada önemli olan herhangi bir kanunun verdiği yetkiden doğan görevin, gereklerine uygun olarak yerine getirilmiş olmasıdır.”
TCK’daki Dört Hukuka Uygunluk Nedeni
TCK’nın 24. maddesi, Türk ceza hukukunun düzenlediği dört temel hukuka uygunluk nedeninden ilkini içerir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, yaralama ya da mala zarar verme gibi suç oluşturan eylemler bu nedenlerden birine dayandığında ceza verilmez.Yargıtay Ceza Genel Kurulu – E. 2014/39, K. 2017/464, T. 07.11.2017
“Bu suçun hukuka uygunluk hâlleri 5237 sayılı TCK’da dört durumda kabul edilmektedir: 1) TCK’nın 24. maddesindeki kanun hükmünün yerine getirilmesi, 2) TCK’nın 25. maddesindeki meşru müdafaa, 3) TCK’nın 26. maddesindeki bir hakkın kullanılması, 4) TCK’nın 26. maddesindeki ilgilinin rızası. Belirtilen bu hâllerde hukuka uygunluk nedeni olarak düzenlendiğinden kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmayacaktır.”
Yetkili Merciin Emri: Koşullar ve Sınırlar
TCK’nın 24. maddesinin ikinci fıkrası, yetkili bir merciin verdiği emri uygulayan kişinin cezadan kurtulacağını öngörmektedir. Bu hüküm; kamu hizmetinin aksatılmadan yürütülebilmesi için hiyerarşik yapıya gereksinim duyan, özellikle silahlı kuvvetler ve güvenlik teşkilatı bakımından hayati önem taşıyan bir güvencedir. Ancak bu güvencenin sınırı son derece nettir: konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Üçüncü fıkra bunu açıkça ifade etmektedir ve bu kural, hem anayasal hem de yasal düzeyde aynı içeriğe sahiptir.Danıştay 8. Daire – E. 2021/5744, K. 2022/1638, T. 11.03.2022
“Anayasamızın 137. maddesinde düzenlenen ‘kanunsuz emir’ başlıklı hükmün ikinci fıkrasında konusu suç teşkil eden kanunsuz emirden bahsedilmiştir. Buna göre: ‘Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.'”
Yargıtay Ceza Genel Kurulu – E. 2020/402, K. 2022/670, T. 26.10.2022
“Kural olarak hukuka aykırı emre muhatap olan kamu görevlisinin bu emri denetleyip sorgulaması, hukuka aykırı olduğu kanaatinde ise amirin yazılı emri ve ısrarı olmadan yerine getirmemesi gerekir. Ancak Anayasa’nın 137/3. maddesinde ‘askeri hizmetlerin görülmesi ve acele hallerde kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için kanunda gösterilen istisnaların saklı’ olduğu belirtilerek, yapılan işin mahiyeti, kamu düzeni ve kamu güvenliği nedeniyle bazı istisnalara yer verildiği de görülmektedir. Muadil düzenleme TCK’nın 24/4. maddesinde de yer almaktadır.”
Dördüncü Fıkra: Denetim İmkânının Olmadığı Hâller
TCK’nın 24. maddesinin dördüncü fıkrası, emrin hukuka uygunluğunun denetlenmesinin mümkün olmadığı özel bir durum için bir istisna getirir: bu hâllerde emri yerine getirenden doğan sorumluluk, emri verene aittir. Bu fıkra öncelikle askeri ve güvenlik hizmetlerini akla getirmektedir. Operasyonun yoğunluğu, koşulların aciliyeti ya da bilgiye erişimin kısıtlılığı nedeniyle astın, aldığı emrin hukuka uygun olup olmadığını o an için denetleyemeyeceği durumlar mevcuttur. Böyle bir durumda ast, öngörülemez bir hukuka aykırılığın sorumluluğuyla tek başına yüzleşmek zorunda kalmamalıdır. Ancak bu güvencenin bir sınırı vardır: eğer emrin konusunun suç teşkil ettiği açıkça belliyse, denetim imkânı olmadığı savunması geçerli olmayacaktır. Yargıtay bu konuyu özellikle askeri hizmet davalarında ayrıntılı biçimde ele almıştır.Yargıtay 3. Ceza Dairesi – E. 2021/6262, K. 2022/3771, T. 23.05.2022
“Amirin verdiği emir Askeri Ceza Kanununun 41. maddesinin b fıkrası şümulüne giren hallere mütaallik ise emir ifa olunmaz. Amirin emrini icra sureti ile işlenen suçlardan dolayı hukuka uygunluk meselesi, Askeri Ceza Hukukunda büyük bir önem taşır. Gerçekten askerlik hizmeti, diğer hizmetlerden farklı olarak fertlerden daha tam, daha kesin ve daha çabuk bir itaat bekler; hatta böyle bir itaate askerleri zorlar.”
Konusu Suç Teşkil Eden Emir: Mutlak Sınır
Üçüncü fıkranın getirdiği yasak mutlaktır. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir suretle yerine getirilemez. Yerine getirildiğinde ise hem emri veren hem de yerine getiren fail olarak sorumlu tutulur. Emri yerine getiren kişi, bu emrin suç teşkil ettiğini bile bile hareket etmişse azmettiren konumundaki amirle birlikte yargılanır.Yargıtay 3. Ceza Dairesi – E. 2022/40531, K. 2023/620, T. 21.02.2023
“Bir hukuk devletinde prensip olarak konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur. Şayet emrin konusu suç teşkil ediyorsa Anayasa’nın 137/2 ve TCK’nın 24/3. maddeleri gereğince böyle bir emrin yerine getirilmesinden emri veren azmettiren, yerine getiren ise fail olarak sorumlu tutulacaktır.”
Mahkeme Kararına Aykırı Emir: Somut Bir Örnek
Yargıtay, bir jandarma komutanının astlarına verdiği emrin TCK m. 24/3 kapsamında suç teşkil ettiğini belirttiği önemli bir davada bu ilkeyi hayata geçirmiştir. Söz konusu davada, mahkemenin tutukluya cenaze için tanıdığı iki günlük izin, komutanın emriyle yaklaşık 12 saate indirilmiştir.Yargıtay 14. Ceza Dairesi – E. 2013/259, K. 2013/3060, T. 21.03.2013
“Mahkemenin verdiği iznin tam olarak kullanılmasını engelleyen ve tutukluya taziye nedeniyle verilen kısmi hürriyeti, cezaevine erken teslim ve iznini 48 saat yerine toplam yaklaşık 12 saat süreyle kullandırma biçimindeki emri astlarına vermesi konusu suç teşkil eden ve yerine getirilmesi hiçbir kamu görevlisini cezai sorumluluktan kurtarmayan bir eylemdir. Bu sorumluluk Anayasa’nın 138/4, 137/2, 5237 sayılı TCK’nın 24/3. ve ilgili maddelerinde yerini bulmaktadır. Konusu suç oluşturan emri yerine getiren diğer sanıkların sorumlulukları da TCK’nın 24/3. maddesi uyarınca değerlendirilmiştir.”
15 Temmuz Davaları: Amirin Emri Savunması ve Reddi
TCK’nın 24. maddesi, 15 Temmuz 2016 darbe girişimiyle ilgili yüzlerce davada en yaygın savunma argümanlarından birini oluşturmuştur. Sanıkların önemli bir kısmı, aldıkları emrin yasal bir askeri göreve ilişkin olduğunu düşündüklerini, görevin gerçek amacından haberdar olmadıklarını ileri sürmüştür. Bir davada pilot, göreve çağrılırken bunun VIP uçuşu olarak tanıtıldığını, telefonların kapatılmasının olağan askeri protokol gereği olduğunu ve darbe girişiminden haberdar olmadığını savunmuştur. Bu savunma bölge adliye mahkemesince değerlendirilmiş; ancak sanığa atfedilen diğer somut olgular karşısında kabul görmemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise darbe girişimine ilişkin kapsamlı kararında şu ilkeyi ortaya koymuştur: konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez; yerine getirenin bu suçun işlenmesinden bizzat haberdar olması ya da örgüt yapısının amacını kavramış olması hâlinde amirin emri savunması geçerli olmaz.Yargıtay Ceza Genel Kurulu – E. 2020/402, K. 2022/670, T. 26.10.2022
“Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur. Şayet emrin konusu suç teşkil ediyorsa böyle bir emrin yerine getirilmesinden emri veren azmettiren, yerine getiren ise fail olarak sorumlu tutulacaktır.”
Polis Uygulamaları: Kanunun Hükmü ve Arama
TCK’nın 24. maddesi uygulamada en çok kolluk eylemleri bağlamında gündeme gelir. Yakalama, arama, el koyma ve gözaltı işlemlerinin tamamı, birer kanun hükmünü yerine getirme eylemidir. Bu işlemlerin usul ve koşullara uygun biçimde gerçekleştirilmesi hâlinde kamu görevlileri hukuka uygunluk güvencesinden yararlanır. Yargıtay’ın önemli bir kararında, yürürlüğe giren yönetmelik hükümlerinin kanunlara aykırı olup olmadığı tartışılmış; kolluk tarafından yapılan aramaların dayandığı mevzuatın üst normlara uygunluğu incelenmiştir. Bu değerlendirmede Yargıtay, söz konusu mevzuatın ilgili kanunları açıklayıcı ve uygulamayı kolaylaştırıcı nitelikte olduğunu saptamıştır. Öte yandan kanunun verdiği yetkinin aşılması, yani arama izninin kapsamı dışına çıkılması ya da zorla müdahale koşullarının gerçekleşmediği hâlde kişiye güç kullanılması gibi durumlarda, hukuka uygunluk güvencesi ortadan kalkar. Bu nedenle İstanbul ceza avukatı olarak en sık karşılaştığımız savunma argümanlarından biri, kolluk eyleminin yasal yetkinin sınırları içinde kalıp kalmadığının titizlikle sorgulanmasıdır.Anayasal Çerçeve: Madde 137 ile Uyum
TCK’nın 24. maddesi, Anayasa’nın 137. maddesiyle doğrudan bağlantılıdır. Her iki düzenleme de aynı ilkeleri içermektedir: hukuka aykırı emrin reddedilmesi, konusu suç teşkil eden emrin hiçbir suretle yerine getirilememesi ve yerine getirenin sorumluluktan kurtulamaması. Anayasa Mahkemesi de bu ilkelerin polis mevzuatı açısından bağlayıcılığını onlarca yıl önce net biçimde ortaya koymuştur.Anayasa Mahkemesi – E. 1963/204, K. 1963/179, T. 08.07.1963
“Memurun, yetkili âmirden aldığı emrin yönetmelik, tüzük ve kanun hükümlerine aykırı olduğunu görürse bunu âmirine bildireceği, âmiri ısrar ederse memurun bütün sorumluluğun kendi âmirine ait olduğunu yazı ile bildirerek emri yerine getireceği; bu mislü emirlerin kanunen cürüm teşkil eden mevaddan bulunması hâlinde memurun bu emri hiçbir surette yerine getirmeyeceği hükme bağlanmıştır.”