Türkiye’de suç işleyen yabancı uyruklular, cezalarını tamamladıktan sonra ülkeye giriş yasağıyla birlikte sınır dışı edilebilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 59. maddesi bu süreci düzenlemektedir. Ancak ceza mahkemesinin sınır dışı etme konusunda doğrudan karar verme yetkisi yoktur; bu süreç idari bir karar mekanizmasıyla işlemektedir. Yabancı uyruklu müvekkillerimiz ve onların yakınlarından sıkça aldığımız sorular doğrultusunda bu konuyu ayrıntılı biçimde ele aldık.
TCK Madde 59 Sınır Dışı Edilme
Madde 59
(1) İşlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkûm edilen yabancı, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına veya koşullu salıverilmesine karar verildikten ve her halde cezasının infazı tamamlandıktan sonra, durumu, sınır dışı işlemleriyle ilgili olarak değerlendirilmek üzere derhal İçişleri Bakanlığına bildirilir.
Ceza Mahkemesinin Rolü Nedir?
TCK m. 59 kapsamında ceza mahkemesinin görevi, yabancı uyruklu mahkûmu doğrudan sınır dışı etmek değildir. Mahkemenin yapacağı şey şudur: yabancı mahkûmun cezası infaz edildikten sonra veya koşullu salıverilme kararı verildikten sonra, durumu sınır dışı işlemleri için derhal İçişleri Bakanlığı’na bildirmektir. Sınır dışı etme kararının kendisi İçişleri Bakanlığı’na aittir; mahkeme veya infaz hakimliği bu kararı veremez:
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2023/2772, K. 2023/2438, T. 27.04.2023: “…denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına veya koşullu salıverilmesine karar verildikten ve her halde cezasının infazı tamamlandıktan sonra, durumu, sınır dışı işlemleriyle ilgili olarak değerlendirilmek üzere derhal İçişleri Bakanlığına bildirilir.”
Sınır Dışı Etme Ne Zaman Değerlendirmeye Alınır?
TCK m. 59 kapsamında sınır dışı etme değerlendirmesi, ancak ceza infazı tamamlandıktan ya da koşullu salıverilme kararı verildikten sonra başlar. İnfaz süreci devam ederken, mahkûm yabancı uyruklu kişinin sınır dışı edilmesi bu madde kapsamında gerçekleşmez. İnfaz aşamasında ise kişiye ülke sınırlarına girmeme yükümlülüğü dışında risk ve ihtiyaç durumuna göre başkaca yükümlülükler de verilebilmektedir.
İdari Karar Mekanizması ve Yargısal Denetim
Sınır dışı etme kararı, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) m. 54 kapsamında idare tarafından verilir; sınır dışı kararına karşı idare mahkemesinde dava açılabilir. Bu noktada önemli bir güvence bulunmaktadır: sınır dışı kararının icrası, yargısal başvuru yolunun sonuçlanması beklenmeksizin uygulanmamalıdır. Anayasa Mahkemesi, sınır dışı edildikten sonra yargı denetimi yapılmasının anlamsız olacağını belirterek bu tür hükümleri iptal etmiştir:
Anayasa Mahkemesi, E. 2014/122, K. 2015/123, T. 30.12.2015: “Sınır dışı edilen yabancının ülkede güçlü ailevi bağlara sahip olduğu durumlarda aile hayatı ile … kamusal menfaat arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir.”
İşkence ve Kötü Muamele Riski: Mutlak Yasak
Sınır dışı etme kararında en güçlü hukuki güvence, geri gönderilecek ülkede işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele göreceğine dair gerçek bir riskin bulunması hâlinde sınır dışı etme yasağıdır. Bu yasak mutlaktır; kamu güvenliği riski oluşturan kişiler için bile geçerlidir. Anayasa Mahkemesi, AİHM içtihadına dayanarak bu ilkeyi kararlılıkla korumaktadır:
Anayasa Mahkemesi, B. 2015/3941, T. 01.03.2017: “AİHM, işkence ve kötü muamele riski bulunan ülkeye sınır dışı etmeme yükümlülüğünün kamu düzeni veya kamu güvenliği bakımından risk oluşturanlar bakımından da geçerli olduğunun […] altını çizmektedir.”
Bu güvenceden yararlanabilmek için ilgili kişinin, geri döneceği ülkedeki kişisel riskini somut delillerle ortaya koyması gerekmektedir. Genel ülke raporlarına dayanan soyut iddialar yeterli görülmemektedir; kişisel risk “gerçek bir risk” düzeyine ulaşmalıdır.
Etkili Başvuru Hakkı Güvencesi
Sınır dışı edilecek kişiye, kararına karşı etkili bir itiraz yolu tanınmalıdır. Anayasa Mahkemesi bu konuda net bir tutum sergilemektedir: kişiye ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda bir koruma sağlanabilmesi için etkili bir “karşı çıkma imkânı” tanınması zorunludur:
Anayasa Mahkemesi, B. 2016/8317, T. 08.11.2017: “Sınır dışı edilecek kişiye ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda bir koruma sağlanabilmesi için bu kişiye sınır dışı kararına karşı etkili bir ‘karşı çıkma imkânı’ tanınması gerekir.”
Aile Hayatının Korunması
Yabancı uyruklu kişinin Türkiye’de güçlü ailevi bağları varsa — uzun süreli ikamet, eş, çocuk vb. — sınır dışı kararında kamu menfaati ile bireysel hak arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir. AİHM içtihadında belirlenen Boultif/Üner kriterlerine göre sınır dışı kararının aile hayatına orantısız bir müdahale oluşturmaması beklenmektedir. Anayasa Mahkemesi, ailevi bağları güçlü olan kişilerin sınır dışı edilmesi nedeniyle ihlal kararları vermiştir.
Mülteci ve Sığınmacı Statüsündekiler
YUKK m. 4 kapsamında geri gönderme yasağı, mülteci veya sığınmacı statüsündeki ya da kötü muamele riski taşıyan kişiler için uygulanmaktadır. Uluslararası koruma başvurusunda bulunan kişiler hakkında başvuru sonuçlanmadan sınır dışı kararı verilmesi hukuka aykırıdır. Ancak koruma talebi kesin olarak reddedildikten sonra sınır dışı kararı verilebilir.
İdarenin Geniş Takdir Yetkisi Sınırsız Değildir
Sınır dışı gerektiren durumların mutlaka suç niteliği taşıması veya yargı kararıyla belirlenmesi şart değildir; idarenin kamu düzeni koruması kapsamında geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir yetkisi hukuka bağlılık ilkesiyle sınırlıdır. İşkence riski, aile hayatı güvencesi ve etkili başvuru hakkı gibi mutlak sınırlar içinde kullanılmalıdır. Mahkemeler de bu sınırların aşılıp aşılmadığını resen denetlemekle yükümlüdür.
Anayasa Mahkemesi Tedbir Kararlarıyla Durdurma
Sınır dışı etme işlemi icra edilmeden önce Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılarak tedbir kararı talep edilebilir. AYM tedbir kararı vererek sınır dışı işlemini geçici olarak durdurabilmektedir. Bu yol, özellikle kötü muamele riski taşıyan ülkelere yapılacak sınır dışı işlemlerinde son derece kritik bir işlev görmektedir.
Sonuç: Yabancı Uyruklu Mahkûmlar Hakkında Süreç İki Aşamalıdır
TCK m. 59 açısından şunu net olarak belirtmek gerekir: ceza mahkemesinin görevi bildirimle sınırlıdır; sınır dışı etme kararı idari makamlar tarafından verilir ve idare mahkemelerinde denetlenir. Bu iki aşamalı yapı, sürecin hem ceza avukatı hem de idare hukuku perspektifinden takibini zorunlu kılmaktadır. Yabancı uyruklu bir yakınınız veya müvekkiliniz bu süreçle karşı karşıyaysa, bir İstanbul ceza avukatı ile durumu değerlendirmenizi tavsiye ederiz.
Sınır dışı etme ve yabancı mahkûmlara ilişkin ceza hukuku sorunlarında ceza avukatı olarak hukuki destek almak için bize ulaşabilirsiniz.