☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

TCK Madde 75 Önödeme

Bazı suçlarda yargılama sürecine hiç girmeden, savcılık aşamasında belirlenen bir miktarın ödenmesiyle kovuşturmanın tamamen sona erdirilmesi mümkündür. Ceza hukukundaki bu kuruma önödeme adı verilmektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 75. maddesi, TCK Madde 75 Önödeme başlığı altında bu mekanizmayı; kapsamını, miktarın nasıl hesaplanacağını, taksit olanağını, tekrar suç işlenmesi halinde uygulanacak artırımı ve özel kanunlardaki istisnai uygulamaları ayrıntılı biçimde düzenlemektedir. 2024 yılında hakaret suçuna ilişkin yapılan önemli değişiklikle kapsam yeniden şekillendirilmiştir. Kurumun kapsamı, hesaplama yöntemi ve usul koşulları uygulamada sıkça yanlış anlaşıldığından, bu makalede Yargıtay içtihatları ve güncel mevzuat değişiklikleri ışığında önödemenin tüm boyutları kapsamlı biçimde ele alınmaktadır.

TCK Madde 75 Önödeme Kanun Metni

Madde 75 – (1) Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların faili;

a) Adlî para cezası maktu ise bu miktarı, değilse aşağı sınırını,

b) Hapis cezasının aşağı sınırının karşılığı olarak her gün için yüz Türk Lirası üzerinden bulunacak miktarı,

c) Hapis cezası ile birlikte adlî para cezası da öngörülmüş ise, hapis cezası için bu fıkranın (b) bendine göre belirlenecek miktar ile adlî para cezasının aşağı sınırını,

soruşturma giderleri ile birlikte, Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebliğ üzerine on gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz. Failin on gün içinde talep etmesi koşuluyla bu miktarın birer ay ara ile üç eşit taksit hâlinde ödenmesine Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilir. Taksitlerin süresinde ödenmemesi hâlinde önödeme hükümsüz kalır ve soruşturmaya devam edilir. Taksirli suçlar hariç olmak üzere, önödemeye bağlı olarak kovuşturmaya yer olmadığına veya kamu davasının düşmesine karar verildiği tarihten itibaren beş yıl içinde önödemeye tabi bir suçu işleyen faile bu fıkra uyarınca teklif edilecek önödeme miktarı yarı oranında artırılır.

(2) Özel kanun hükümleri gereğince işin doğrudan mahkemeye intikal etmesi halinde de fail, hâkim tarafından yapılacak bildirim üzerine birinci fıkra hükümlerine göre saptanacak miktardaki parayı yargılama giderleriyle birlikte ödediğinde kamu davası düşer.

(3) Cumhuriyet savcılığınca madde kapsamına giren suç nedeniyle önödeme işlemi yapılmadan dava açılması veya dava konusu fiilin niteliğinin değişmesi suretiyle madde kapsamına giren bir suça dönüşmesi halinde de yukarıdaki fıkra uygulanır.

(4) Suçla ilgili kanun maddesinde yukarı sınırı altı ayı aşmayan hapis cezası veya adlî para cezasından yalnız birinin uygulanabileceği hallerde ödenmesi gereken miktar, yukarıdaki fıkralara göre adlî para cezası esas alınarak belirlenir.

(5) Bu madde gereğince kamu davasının açılmaması veya ortadan kaldırılması, kişisel hakkın istenmesine, malın geri alınmasına ve müsadereye ilişkin hükümleri etkilemez.

(6) Bu madde hükümleri; yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi (TCK m. 98/1), hakaret (TCK m. 125 — üçüncü fıkranın (a) bendi hariç), genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması (TCK m. 171), çevrenin taksirle kirletilmesi (TCK m. 182/1), özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma (TCK m. 264/1), suçu bildirmeme (TCK m. 278/1-2) ile belirli özel kanun suçları bakımından da uygulanır. Bu fıkra kapsamındaki suçların beş yıl içinde tekrar işlenmesi halinde fail hakkında aynı suçtan dolayı önödeme hükümleri uygulanmaz.

(7) Ödemede bulunulması üzerine verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile düşme kararları, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde kullanılabilir.

Önödemenin Hukuki Amacı ve Niteliği

TCK Madde 75 Önödeme, birden fazla amaca birden hizmet eden pratik bir mekanizmadır. Fail açısından, yargılama sürecine girmeksizin ve mahkûmiyet kaydı oluşturmaksızın dosyasını kapatma olanağı sunmaktadır. Yargı sistemi açısından, hafif suçların mahkeme süreçlerini meşgul etmesinin önüne geçerek kaynakların daha ağır suçlara yönlendirilmesini sağlamaktadır. Kamu hazinesi açısından ise hem soruşturma giderleri tahsil edilmekte hem de gereksiz yargılama maliyetleri azaltılmaktadır.

Önödeme bir mahkûmiyet değildir. Bu nedenle tekerrüre esas alınamaz ve olağan adli sicil kaydı oluşturmaz. TCK m. 75/7 uyarınca önödeme kararları ayrı bir sisteme kaydedilmekte; bu kayıtlar yalnızca soruşturma ya da kovuşturmayla bağlantılı olarak yetkili merciler tarafından istenebilmektedir.

Önödemenin Kapsamı: Hangi Suçlarda Uygulanır?

Önödeme her suç tipi için başvurulabilir bir kurum değildir. TCK m. 75/1 uyarınca kapsamın belirlenmesinde iki temel ölçüt söz konusudur: yalnızca adli para cezasını gerektiren suçlar ile hapis cezasının kanundaki üst sınırı altı ayı aşmayan suçlar. Bu iki ölçütün dışında kalan suçlarda, ne kadar hafif görünse de önödeme teklifi yapılamaz.

Önemli bir istisna olarak uzlaşma kapsamındaki suçlar önödeme dışında tutulmuştur. Bir suç hem uzlaşma hem de önödeme koşullarını karşılıyorsa önce uzlaşma prosedürü işletilmelidir; uzlaşmanın sağlanamaması halinde ancak önödemeye geçilebilir.

TCK m. 75/6, temel kapsamın dışında kalan ancak kanun koyucunun özel olarak önödeme çerçevesine dahil ettiği suçları ayrıca saymaktadır. Bu suçlar arasında en dikkat çekeni, 2024 yılındaki değişiklikle eklenen hakaret suçudur. Buna göre TCK m. 125 kapsamındaki hakaret suçu —kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen nitelikli hal hariç— artık önödeme kapsamına alınmıştır. Bu değişiklik, özellikle sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen hakaret eylemlerinde büyük pratik önem taşımaktadır. Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi (taksirle işlenen suç sayılmaz), genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması, çevrenin taksirle kirletilmesi ve suçu bildirmeme de bu liste kapsamında değerlendirilmektedir.

Önödeme Miktarının Hesaplanması: Temel Kurallar

Önödeme miktarının doğru hesaplanması, uygulamada en sık hata yapılan konuların başında gelmektedir. Hesaplamada savcılık ya da mahkemenin dikkate alacağı esas parametreler kanun maddesindeki soyut ceza sınırlarıdır; somut olayın ağırlaştırıcı ya da hafifletici koşulları bu aşamada hesaba katılmaz.

Yalnızca hapis cezası öngörülen suçlarda hapis cezasının alt sınırı üzerinden her gün için yüz Türk Lirası esas alınarak önödeme miktarı belirlenmektedir. Maktu adli para cezası öngörülen suçlarda bu miktar doğrudan kanundaki tutar olarak uygulanır; maktu olmayan hallerde ise para cezasının alt sınırı esas alınır. Hem hapis hem adli para cezasının birlikte öngörüldüğü suçlarda ise hapis cezası için hesaplanan miktar ile para cezasının alt sınırı toplanarak toplam önödeme miktarı bulunur. Tüm bu miktarlara soruşturma ya da yargılama giderleri de eklenmek zorundadır; giderlerin ihtar metninde belirtilmemesi ihtarı usulsüz hale getirir.

Seçimlik ceza öngörülen suçlarda ise TCK m. 75/4 açık bir kural getirmektedir: cezanın hapis ya da adli para cezasından yalnız birinin uygulanabileceği hallerde hesaplama adli para cezası esas alınarak yapılır.

Taksit İmkânı: On Gün İçinde Talep Şartı

TCK m. 75/1’in 2019 değişikliğiyle getirilen düzenleme, önödeme miktarını peşin ödeyemeyecek durumda olan faillere taksit imkânı tanımaktadır. Fail, tebliğden itibaren on günlük süre içinde talep ettiği takdirde Cumhuriyet savcısı birer ay ara ile üç eşit taksit ödenmesine karar verebilir. Bu talep hakkı bizzat failin başvurusuna bağlıdır; savcılık resen taksit kararı vermez.

Taksit düzenlemesi kabul edildiğinde toplam tutarın üçe bölünerek aylık aralıklarla ödeneceği anlamına gelmektedir. Ancak bu esneklik, sıkı bir koşula bağlıdır: taksitlerden herhangi birinin zamanında ödenmemesi halinde önödeme hükümsüz kalır ve soruşturmaya kaldığı yerden devam edilir. Kısmi ödeme ya da gecikmeli ödeme bu durumu kurtarmaz.

Tekrar Suç İşlenmesi Halinde Artırımlı Önödeme

TCK m. 75/1’in son cümlesi, uygulamada sıkça göz ardı edilen önemli bir artırım mekanizması öngörmektedir. Taksirli suçlar hariç olmak üzere, daha önce bir önödeme sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı ya da düşme kararı verilen kişi, bu kararın tarihinden itibaren beş yıl içinde yeniden önödeme kapsamında bir suç işlerse; ikinci kez yapılacak teklif tutarı yarı oranında artırılarak hesaplanır.

Bu kural, önödemenin cezasızlık güvencesi olarak kullanılmasını engelleyen önemli bir caydırıcı unsurdur. TCK m. 75/6’daki özel suçlar bakımından ise daha da sert bir yaptırım uygulanmaktadır: bu kategorideki suçların beş yıl içinde tekrar işlenmesi halinde fail, aynı suçtan dolayı ikinci kez önödeme hükümlerinden hiç yararlanamaz; doğrudan yargılama süreciyle yüz yüze gelir.

Önödeme Prosedürünün Usulü ve Tebligat Şartları

Önödeme teklifinin usule uygun yapılması hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında belirleyici öneme sahiptir. Cumhuriyet savcısı ya da hâkim tarafından yapılacak tebliğde; ödenmesi gereken tam miktar, ödeme süresi ve ödeme yapılmaması halinde doğacak hukuki sonuçlar açıkça belirtilmek zorundadır. Bu unsurlardan herhangi birinin eksik ya da hatalı olması, ihtarı usulsüz hale getirir ve Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre bu usulsüzlük sanık aleyhine bozma nedeni oluşturmaktadır.

Özellikle zincirleme suç içeren dosyalarda hesaplama hatası sık karşılaşılan bir sorundur. Yargıtay’ın yerleşik tutumuna göre TCK Madde 43 kapsamında zincirleme biçimde işlenen birden fazla eylem tek bir suç olarak değerlendirilmekte; bu nedenle her eylem için ayrı ayrı önödeme teklifi yapılması hukuka aykırıdır. Teklif suçun alt sınırı üzerinden tek bir miktar olarak yapılmalıdır. Bu kurala aykırı biçimde her eylem için ayrı teklif yapılmış ve sanık teklifi reddetmiş olsa dahi, usulsüz teklif bozma nedeni oluşturmaya devam eder.

Soruşturma Aşamasını Atlayan İddianame ve CMK m. 175 İlişkisi

CMK m. 175/1-c, önödemeye tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde bu prosedür uygulanmadan düzenlenen iddianamelerinin iade edilmesi gerektiğini öngörmektedir. Bu düzenleme, savcılığın önödeme prosedürünü atlayarak doğrudan iddianame yoluna gitmesini engelleyen önemli bir usul güvencesidir.

İade süresinin on beş gün içinde gerçekleştirilmemesi halinde iddianame kabul edilmiş sayılır ve dava açılmış olur. Bu durumda TCK m. 75/3 devreye girerek mahkemece önödeme prosedürünün işletilmesi sağlanmaktadır: mahkeme, iddianameyi kabul etse de önödeme teklifini yapmakla yükümlüdür. Dava konusu fiilin yargılama sürecinde nitelik değiştirerek önödeme kapsamına giren bir suça dönüşmesi halinde de aynı kural geçerlidir.

Önödeme, HAGB ve Uzlaşma ile İlişkisi

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve önödeme kurumları uygulamada zaman zaman iç içe geçmektedir. HAGB kararı verilmiş dosyalarda denetim süresi içinde işlenen yeni suçun önödeme kapsamında olması halinde, mahkemece önce önödeme prosedürü eksiksiz biçimde işletilmeli; sonucuna göre HAGB’nin açıklanıp açıklanmayacağına karar verilmelidir.

Uzlaşma ile önödeme arasındaki öncelik ilişkisi ise kanun tarafından açıkça çözüme kavuşturulmuştur. Bir suç hem uzlaşma hem de önödeme kapsamındaysa uzlaşma prosedürü önce yürütülmelidir. Uzlaşma gerçekleşmezse önödeme yoluna gidilebilir. Bu öncelik sırası gözetilmeksizin doğrudan önödeme teklifinde bulunulması usulsüzlük teşkil eder. TCK Madde 73 kapsamındaki şikâyete bağlı suçlarda ise şikâyet koşulunun önödeme prosedürünü ne ölçüde etkilediği de ayrıca değerlendirilmesi gereken bir meseledir.

Önödemenin Tekerrüre ve Adli Sicile Etkisi

Önödeme sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı ya da düşme kararı, bir mahkûmiyet niteliği taşımamaktadır. Bu nedenle TCK Madde 58 kapsamındaki tekerrür değerlendirmesinde önödeme kararları hesaba katılamaz. Fail bu suç bakımından temiz bir sicille devam etmektedir; bu durum, önödemenin olağan mahkûmiyet kararına kıyasla faile sağladığı en önemli avantajlardan birini oluşturmaktadır.

Önödeme kararları olağan adli sicile değil, TCK m. 75/7’de belirtilen özel bir sisteme kaydedilmektedir. Bu kayıtlara yalnızca soruşturma ya da kovuşturmayla bağlantılı olarak savcı, hâkim ya da mahkeme erişebilmektedir; kamusal bir sicil niteliği taşımaz. Bu yapı, önödemenin sanık üzerindeki damgalama etkisini en aza indiren önemli bir koruma mekanizmasıdır. TCK Madde 53 kapsamındaki hak yoksunlukları da önödeme nedeniyle ortaya çıkmaz; çünkü ortada bir mahkûmiyet kararı bulunmamaktadır.

Önödemenin Müsadere ve Kişisel Haklara Etkisi

TCK m. 75/5, önödeme nedeniyle kamu davası açılmaması ya da davanın düşmesinin, kişisel hakkın istenmesine, malın geri alınmasına ve müsadereye ilişkin hükümleri etkilemediğini açıkça düzenlemektedir. Bu kural, TCK Madde 74‘te düzenlenen genel düşme etkisiyle paralellik göstermektedir.

Önödemenin müsadere karşısındaki konumu özellikle dikkat gerektirmektedir. TCK Madde 54 ve TCK Madde 55 kapsamındaki müsadere kararları, Yargıtay içtihadına göre kural olarak kesinleşmiş mahkûmiyet kararına dayanmak zorundadır. Önödemeyle dava düştüğünde mahkûmiyet bulunmayacağından, yeni bir müsadere kararı verilmesi mümkün olmayacaktır. Bununla birlikte dava düşmeden önce kesinleşmiş bir müsadere kararı varsa, bu karar varlığını ve infaz edilebilirliğini korur.

Önödeme Prosedüründe Savunma Stratejisi

Önödeme prosedüründen en verimli biçimde yararlanabilmek ya da usule aykırı bir teklife karşı etkin savunma yapabilmek için birkaç kritik noktanın dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir. Öncelikle suçun gerçekten önödeme kapsamında olup olmadığı titizlikle incelenmelidir; kapsamın yanlış belirlenmesi hem sanık hem de savcılık açısından usule aykırılık yaratmaktadır. Teklif edilen miktarın doğruluğunun —alt sınır hesabı, soruşturma giderleri ve olası artırım— bağımsız biçimde denetlenmesi savunmanın öncelikli adımları arasındadır. Usulsüz teklif varlığında bu durumun itiraz ya da temyiz aşamasında ileri sürülmesi, ilerleyen süreçte bozma kararı elde etmenin yolunu açabilmektedir. Son olarak uzlaşma önceliğinin gözetilip gözetilmediğinin kontrol edilmesi de sürecin doğru yönetilmesi açısından kritik önemdedir.

Bu teknik sürecin doğru yönetilmesinde Bakırköy ceza avukatı kadromuz, teklif miktarının denetlenmesinden usule aykırılık itirazlarına kadar müvekkillerine kapsamlı hukuki destek sunmaktadır.

TCK Madde 75 Önödeme: Sonuç ve Değerlendirme

TCK Madde 75 Önödeme, hafif suçlarda yargılama sürecine girmeksizin kovuşturmayı sona erdiren, mahkûmiyet kaydı oluşturmayan ve tekerrüre esas alınamayan pratik bir ceza hukuku kurumudur. Kapsamı, soyut ceza üst sınırına ve uzlaşma prosedürüyle öncelik ilişkisine göre belirlenmektedir. 2024 değişikliğiyle hakaret suçunun önödeme kapsamına alınması, 2019 değişikliğiyle getirilen taksit imkânı ve tekrar suç işlenmesi halinde uygulanan yarı oranındaki artırım; kurumun yakın dönemdeki en önemli gelişmelerini oluşturmaktadır. Hesaplama yöntemi, tebligat şartları, zincirleme suçta tekli teklif zorunluluğu ve uzlaşmayla öncelik ilişkisi ise uygulamada en sık hata yapılan noktalardır.

Hakkınızdaki soruşturmada önödeme teklifi yapılıp yapılmayacağını, teklif edilen miktarın doğruluğunu ya da önödemenin sizin için doğru bir strateji olup olmadığını değerlendirmek için uzman bir İstanbul ceza avukatı ile görüşmenizi öneririz. Önödeme prosedürü ve ceza davalarının tüm aşamalarında ceza avukatı kadromuza danışabilirsiniz.

İletişim & Danışma

Suçunuzun önödeme kapsamında olup olmadığının tespiti, teklif miktarının doğru hesaplanması, usulsüz önödeme ihtarına itiraz ya da taksit talebinin zamanında yapılması hakkında hukuki destek almak istiyorsanız bizimle iletişime geçin. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak TCK Madde 75 kapsamında önödeme prosedürünün takibi, miktarın hukuka uygunluğunun denetlenmesi ve ceza davalarının tüm aşamalarında müvekkillerimize kapsamlı hukuki destek sunuyoruz. Dosyanızı gizlilik çerçevesinde değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0507 551 87 38
📧 E-posta: bilgi@sarioglusefer.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com