Telif hakları avukatı, eser sahipliğinden doğan mali ve manevi hakların korunmasında, izinsiz kullanım hâlinde açılacak tecavüzün ref’i, men’i ve tazminat davalarında, telif sözleşmelerinin hazırlanmasında ve telif suçlarına ilişkin şikâyet süreçlerinde taraf vekili olarak görev yapar. Telif hakkı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca tescile bağlı değildir; eser meydana getirildiği anda kendiliğinden doğar. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak Bakırköy/İstanbul’daki büromuzdan; yazar, besteci, fotoğrafçı, tasarımcı, yazılım geliştirici ve yapımcıların yanı sıra kendisine telif iddiasıyla ihtarname ulaşan işletmelere de hukuki destek veriyoruz.
Telif hakkı ne zaman doğar, neyi korur?
Telif hakkı, sahibinin hususiyetini taşıyan ve kanunda sayılan türlerden birine giren fikri ürünler üzerinde doğar. Bu türler ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri ve sinema eserleridir. Bir ürünün eser sayılabilmesi için iki şart birlikte aranır: sahibinin hususiyetini yansıtması ve bu dört kategoriden birine girmesi.
Korumanın konusu fikrin kendisi değil, ifade ediliş biçimidir. Bir iş modeli, bir yöntem, bir teknik çözüm veya bir fikir tek başına telif korumasından yararlanmaz; korunan, o fikrin somutlaşmış, dışa vurulmuş hâlidir. Aynı şekilde eser sayılma için estetik veya sanatsal değer taşımak da aranmaz.
Tescil zorunlu değildir: Telif hakkı eserin meydana getirilmesiyle kendiliğinden doğar. Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdindeki kayıt ve tescil hak kurucu değildir; beyana dayalı bir işlemdir ve yalnızca ispat kolaylığı sağlar. Buna karşılık sinema ve müzik eseri yapımları ile bilgisayar oyunları bakımından zorunlu kayıt-tescil öngörülmüştür.
Eser sahipliği ve hak sahipliği uyuşmazlıkları
Eser sahibi, eseri meydana getiren gerçek kişidir. Tüzel kişiler kural olarak eser sahibi olamaz; ancak belirli hâllerde mali hakları kullanma yetkisini elde eder. Eserin meydana getirilmesine katkıda bulunan herkes eser sahibi sayılmaz: teknik hizmet veren, malzeme sağlayan, finanse eden veya yalnızca fikir veren kişiler bu sıfatı kazanmaz.
Uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlık, çalışanların meydana getirdiği eserlerde ortaya çıkar. Bir işletmede çalışanların işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki mali hakları kullanma yetkisi, aksi kararlaştırılmadıkça işverene aittir. Ancak eser sahipliği sıfatı çalışanda kalır; manevi haklar devredilmez. İş sözleşmesinde fikri haklara ilişkin hükümlerin açık biçimde düzenlenmemesi, ayrılık sonrasında ciddi uyuşmazlıklara yol açar.
Birden fazla kişinin katkısıyla oluşan eserlerde ikili bir ayrım yapılır. Eser kısımlara ayrılabiliyorsa her katkı sahibi kendi kısmı üzerinde hak sahibidir. Ayrılmaz bir bütün oluşturuyorsa eser sahipleri birliği doğar ve haklar kural olarak birlikte kullanılır; birlik üyelerinden birinin izni alınmadan yapılan lisans işlemi geçerlilik sorunu doğurur. Bu yapı özellikle müzik sektöründe, besteci ve söz yazarı arasındaki ilişkide sık sık uyuşmazlık kaynağıdır.
Eser sahipliğinin tartışmalı olduğu hâllerde, kimin eser sahibi sayılacağına ilişkin karineler devreye girer. Eserde adı belirtilen kişi, aksi ispat edilene kadar eser sahibi sayılır. Karinenin aksinin hangi delillerle ispat edilebileceği, iddianın niteliğine göre değişir; iddia bir hukuki işleme dayanıyorsa yazılı delil kuralları gündeme gelebilir.
Mali ve manevi haklar
Eser sahibinin mali hakları işleme, çoğaltma, yayma, temsil ve işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim haklarıdır. Bu haklar sınırlı sayıdadır ve birbirinden bağımsızdır. Bağımsızlık ilkesinin pratik sonucu şudur: bir mali hakkın devri, diğerlerinin de devredildiği anlamına gelmez. Yayma hakkını devretmiş bir yazar, işleme hakkını devretmiş sayılmaz.
Manevi haklar ise umuma arz yetkisi, adın belirtilmesi yetkisi, eserde değişiklik yapılmasını menetme yetkisi ile eser sahibinin zilyet ve malike karşı haklarından oluşur. Bu haklar devredilemez; ancak kullanma yetkisinin devri mümkündür. Eser sahibi, eserin umuma arzına yazılı izin vermiş olsa dahi, eserin şeref ve itibarını zedeleyecek biçimde kullanılması hâlinde yayımlanmayı menedebilir.
Eser nüshasının mülkiyeti ile eser üzerindeki fikri haklar birbirinden ayrıdır. Bir tabloyu satın alan kişi, tablonun maddi varlığının maliki olur; ancak eseri çoğaltma, sergileme veya işleme yetkisini bu satın almayla birlikte kazanmaz.
Koruma süreleri
Koruma süresi kural olarak eser sahibinin yaşadığı süre ile ölümünden itibaren yetmiş yıldır. Birden fazla eser sahibi varsa süre, son sağ kalanın ölümünden itibaren hesaplanır. Eser sahibinin ilk eser sahibinin tüzel kişi olduğu hâllerde ve sahibinin adı belirtilmeyen eserlerde süre, eserin alenileşme tarihinden itibaren işler.
Koruma süresinin dolması, eseri kamuya mal eder ve mali hakların kullanımını serbest bırakır. Buna karşılık manevi hakların korunması bakımından durum farklıdır; eser sahibinin adının belirtilmesi ve eserde değişiklik yapılmaması yönündeki menfaatler süre dolduktan sonra da hukuken gözetilir. İşlenme eserlerde ise koruma süresi asıl eserden bağımsız olarak, işleyenin ölümüne göre hesaplanır.
Telif devri ve lisans sözleşmeleri
Mali hakların devri veya lisans verilmesi yazılı şekle tabidir ve devre konu hakların sözleşmede ayrı ayrı gösterilmesi zorunludur. Bu, uygulamada en sık yapılan hatanın doğrudan karşılığıdır: “tüm mali haklarımı devrediyorum” gibi toplu ifadeler geçerli bir devir sağlamaz. Sözleşmenin, hangi hakkın hangi kapsamda, hangi süre ve coğrafi alan için devredildiğini tek tek göstermesi gerekir.
Devir ile lisans arasındaki fark da sonuçları itibarıyla önemlidir. Devirde hak, devredenin malvarlığından çıkar; lisansta ise eser sahibinde kalır ve yalnızca kullanma yetkisi tanınır. Lisans basit veya tam olabilir. Tam ruhsat verilmesi hâlinde, aksi kararlaştırılmadıkça eser sahibi dahi o hakkı kullanamaz hâle gelir.
Sözleşme hazırlarken gözden kaçan bir nokta, işleme hakkıdır. Bir mali hakkın devri, aksi kararlaştırılmadıkça eserin çevirisini veya diğer işlenmelerini kendiliğinden kapsamaz. Yayıncılık, yapımcılık, ajans ve yazılım geliştirme sözleşmelerinde işleme, uyarlama ve dijital mecralarda kullanım yetkilerinin açıkça düzenlenmesi gerekir.
Serbest kullanım ve iktibasın sınırları
Telif hakkı mutlak değildir. Kanun, kamu düzeni ve genel menfaat gerekçeleriyle, eğitim ve öğretim amacıyla, haber verme amacıyla ve şahsen kullanma amacıyla bir dizi sınırlama öngörmüştür. Bu sınırlamalar sınırlı sayıdadır ve dar yorumlanır; kanunda sayılmayan bir kullanım, kıyas yoluyla serbest sayılamaz.
En sık başvurulan sınırlama iktibas serbestisidir. Alıntının serbest sayılabilmesi için maksadın haklı göstereceği ölçüyü aşmaması, belli olacak şekilde yapılması ve kaynağın gösterilmesi gerekir. Kaynak gösterilmemesi veya alıntının ölçüyü aşması, serbest kullanım kapsamından çıkılması ve hem hukuki hem cezai sorumluluğun doğması sonucunu verir.
Şahsen kullanma amacıyla çoğaltma da serbesttir ancak iki şarta bağlıdır: kâr amacı güdülmemesi ve hak sahibinin meşru menfaatlerine haklı bir sebep olmadan zarar verilmemesi. Bir işletmede kurum içi kullanım amacıyla yapılan çoğaltmalar, çoğu zaman bu istisnanın dışında kalır.
İhlal hâlinde açılabilecek davalar
Telif ihlallerinde açılabilecek davalar Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda ayrı ayrı düzenlenmiştir ve birbirinden farklı işlevler görür.
Tecavüzün ref’i davası, gerçekleşmiş bir ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bu davada tecavüz edenin kusuru aranmaz; ihlalin varlığı yeterlidir. Tecavüz, bir işletmenin çalışanı veya temsilcisi tarafından hizmetin ifası sırasında gerçekleştirilmişse işletme sahibine karşı da dava açılabilir.
Tecavüzün men’i davası ise henüz gerçekleşmemiş ancak tehlikesi bulunan veya devam etme ve tekrarlanma ihtimali olan ihlalleri önlemeye yöneliktir. Bir yayının henüz piyasaya sürülmeden, baskı veya dağıtım aşamasında engellenmesi bu yolla mümkündür.
Bu davaların yanında ihtiyati tedbir talebi, çoğu dosyada asıl belirleyici aşamadır. Mahkeme; bir işin yapılmasına veya yapılmamasına, çoğaltılmış nüshaların ve kalıpların muhafaza altına alınmasına karar verebilir. Delil tespiti talebi de, ihlale konu ürünler piyasadan çekilmeden önce durumun belgelenmesi bakımından önem taşır. Ayrıca haklı bir sebep veya menfaatin bulunması hâlinde, kesinleşen kararın masrafları karşı tarafa ait olmak üzere ilanı talep edilebilir.
Üç kat tazminat ve diğer tazminat talepleri
Telif hukukunun en güçlü yaptırımı, mali hakları ihlal edilen eser sahibinin, sözleşme yapılmış olsaydı isteyebileceği bedelin üç kat fazlasını talep edebilmesidir. Bu talep, taraflar arasında hiç sözleşme kurulmamış olsa dahi kanunun öngördüğü farazi bir sözleşme ilişkisine dayanır. Talebin ileri sürülebilmesi için ayrıca somut bir zararın ispatı gerekmez; bu yönüyle klasik haksız fiil tazminatından belirgin biçimde ayrılır.
Farazi sözleşme bedelinin belirlenmesinde öncelikle emsal sözleşmelere, bunlar yoksa rayiç bedele bakılır. Çoğaltma yoluyla gerçekleşen ihlallerde eser sahibine ayrıca seçimlik yetkiler tanınmıştır: nüshaların ve çoğaltmaya yarayan araçların kendisine verilmesini, imhasını veya bedel talebini tercih edebilir.
Bunun yanında haksız fiile dayalı maddi tazminat ile manevi tazminat da talep edilebilir. Manevi tazminat özellikle adın belirtilmemesi veya eserde izinsiz değişiklik yapılması gibi manevi hak ihlallerinde gündeme gelir. Ayrıca ihlal edenin elde ettiği kârın verilmesi de istenebilir. Hangi talebin hangi kalemle birlikte ileri sürülebileceği, mükerrer tazminat riskini önlemek bakımından dikkatle kurgulanmalıdır.
Telif suçları ve şikâyet süreci
Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibinin yazılı izni olmaksızın işlemek, temsil etmek, çoğaltmak, değiştirmek, dağıtmak veya umuma iletmek suç oluşturur. Başkasına ait eseri kendi eseri olarak tanıtmak, kaynak göstermeksizin iktibasta bulunmak ve alenileşmemiş bir eseri izinsiz kamuya sunmak da ayrı suç tipleri olarak düzenlenmiştir.
Eseri koruyan teknolojik önlemlerin etkisiz kılınması ise bağımsız bir suç oluşturur. Burada korunan hukuki değer eserin kendisi değil, onu koruyan teknik mekanizmadır; bu nedenle koruma sistemini aşan yazılım veya cihazların üretimi, dağıtımı ve buna yönelik hizmet sunulması da kapsamdadır.
Musiki ve sinema eserleri ile süreli olmayan yayınlar bakımından bandrol yükümlülüğü öngörülmüştür. Bandrolsüz veya sahte bandrollü ürünlerin satışı, bulundurulması ve dağıtımı ayrı suç tiplerini oluşturur.
Bu suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Şikâyet dilekçesiyle birlikte hak sahipliğini gösteren belgelerin sunulması, sürecin sağlıklı ilerlemesi bakımından belirleyicidir. Şikâyet süresinin kaçırılması, hukuk davası açma hakkını ortadan kaldırmaz; iki yol birbirinden bağımsızdır.
İnternette telif ihlali ve içerik kaldırma
Dijital ortamdaki ihlaller için Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda ayrı bir bildirim ve kaldırma prosedürü öngörülmüştür. Hak sahibi önce içerik sağlayıcısına başvurarak ihlalin durdurulmasını talep eder; içerik sağlayıcının kanunda öngörülen süre içinde harekete geçmemesi hâlinde Cumhuriyet savcılığına başvurularak servis sağlayıcıdan ihlale devam eden içerik sağlayıcıya verilen hizmetin durdurulması istenebilir.
Bu prosedürün işletilmiş olması, eser sahibinin tazminat talep etme hakkını ortadan kaldırmaz. Uygulamada platformların kendi geliştirdikleri otomatik içerik eşleştirme sistemleri de bulunur; ancak bunlar hukuki bir zorunluluğun değil, gönüllü uygulamaların ürünüdür ve kanuni bildirim yolunun yerini tutmaz. Barındırma hizmeti yurt dışında olan platformlarda sürecin nasıl işletileceği, dosyanın en teknik boyutlarından biridir.
Bağlantılı haklar: icracı sanatçı, yapımcı, yayın kuruluşu
Eser sahibinin hakları yanında, esere komşu nitelikte haklar da korunur. Bir eseri yorumlayan icracı sanatçılar, seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları, filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcılar ve radyo-televizyon kuruluşları bu hakların sahibidir.
Bu alanda gözden kaçan bir nokta, izinlerin katmanlı yapısıdır. Bir müzik kaydının kullanılması için eser sahibinden izin alınmış olması, icracı sanatçının ve fonogram yapımcısının ayrıca izninin aranmasını ortadan kaldırmaz. Reklam filmi, dizi, oyun ve dijital içerik üretiminde bu katmanların her birinin ayrı ayrı temizlenmesi gerekir; aksi hâlde tek bir kullanımdan birden fazla hak sahibinin talebiyle karşılaşılır.
Yazılım ve bilgisayar programlarında telif
Bilgisayar programları, ilim ve edebiyat eseri olarak korunur. Koruma kaynak kodu ve nesne kodunu kapsar; ayrıca programın hazırlık tasarımları da bu kapsamdadır. Buna karşılık programın dayandığı fikir ve ilkeler, arayüzlerin temelini oluşturan düşünceler koruma dışındadır.
Yazılımın patentle korunması bakımından da bir sınır bulunur: bilgisayar programları, bu niteliğiyle patent verilebilirliğin dışında tutulmuştur. Ancak yazılımla bütünleşik çalışan ve teknik bir sorunu çözen buluşlar bakımından değerlendirme farklılaşabilir. Bir yazılım projesinde hangi korumanın işletileceği, ürünün yapısına göre baştan planlanmalıdır.
Yazılım geliştirme sözleşmelerinde en kritik nokta hak sahipliğidir. Sipariş üzerine geliştirilen bir yazılımda mali hakların kime ait olacağı sözleşmede açıkça düzenlenmezse, taraflar arasında ciddi belirsizlik doğar. Serbest çalışan geliştiriciyle kurulan ilişki ile iş sözleşmesiyle çalışan geliştiricinin durumu birbirinden farklı sonuçlara bağlanır.
Umuma açık mahallerde eser kullanımı ve meslek birlikleri
Kafe, restoran, otel, mağaza, spor salonu ve düğün salonu gibi umuma açık mahallerde eser, icra, fonogram ve yapımların kullanılması izne ve bedele tabidir. İzin, hakları toplu olarak yöneten meslek birlikleri aracılığıyla alınır. Tarifeler bakımından uyuşmazlık çıkması hâlinde uzlaştırma mekanizması işletilir; anlaşma sağlanamazsa yargı yoluna başvurulur.
İşletmeler bakımından burada iki risk vardır. Birincisi, farklı hak kategorileri için birden fazla meslek birliğiyle sözleşme yapılması gerekebilmesidir. İkincisi, sözleşme yapılmadan kullanıma devam edilmesi hâlinde meslek birliğinin tazminat ve men talepleriyle karşılaşılmasıdır. Kendisine bu yönde bir talep veya tespit tutanağı ulaşan işletmelerin, ödemeden önce talebin dayanağını ve kapsamını hukuken değerlendirmesi yerinde olur.
Görevli ve yetkili mahkeme
Telif uyuşmazlıklarında görevli mahkeme fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir; bu mahkemelerin kurulmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemeleri bu sıfatla görev yapar. Fikri ve sınai haklar ceza mahkemeleri ise telif suçlarına bakar.
Yetki bakımından telif hukuku, sınai mülkiyet davalarından ayrılan bir özellik taşır: eser sahibi, tecavüzün ref’i ve men’i davalarında kendi ikametgâhı mahkemesinde de dava açabilir. Bu, hak sahibi lehine getirilmiş özel bir yetki kuralıdır ve dava stratejisinde önemli bir avantaj sağlar.
Telif davaları da fikri mülkiyet mevzuatından doğduğu için mutlak ticari dava sayılır; konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat talepleri bakımından arabuluculuk dava şartıdır. Uyuşmazlığınızın marka, patent veya tasarım boyutu da bulunuyorsa sınai mülkiyet hakkına tecavüz davası avukatı sayfamızdan diğer çalışma alanlarımıza ulaşabilirsiniz.
Sıkça sorulan sorular
Telif hakları avukatı hangi işlemleri yürütür?
Eser sahipliğinin tespiti, telif devri ve lisans sözleşmelerinin hazırlanması, izinsiz kullanım hâlinde tecavüzün ref’i ve men’i davaları, üç kat tazminat ve manevi tazminat talepleri, internet ortamındaki içeriklerin kaldırılması ile telif suçlarına ilişkin şikâyet süreçleri yürütülür.
Telif hakkı için tescil yaptırmak zorunlu mudur?
Hayır, telif hakkı eserin meydana getirilmesiyle kendiliğinden doğar; Bakanlık nezdindeki kayıt ve tescil hak kurucu olmayıp beyana dayalıdır ve ispat kolaylığı sağlar, ancak sinema ve müzik eseri yapımları ile bilgisayar oyunlarında zorunlu kayıt-tescil öngörülmüştür.
Bir fikir telif hakkıyla korunur mu?
Hayır, korunan fikrin kendisi değil somutlaşmış ifade biçimidir; yöntemler, sistemler, iş modelleri ve teknik çözümler tek başına telif korumasından yararlanmaz.
İnternette bulduğum bir görseli kullanabilir miyim?
Bir içeriğin internette herkese açık şekilde yer alması üzerindeki telif korumasını ortadan kaldırmaz; kullanım için hak sahibinden izin alınması veya kullanımın kanunda sayılan serbest kullanım hâllerinden birine girmesi gerekir.
Kaynak göstererek alıntı yapmak her zaman serbest midir?
Kaynak göstermek tek başına yeterli değildir; alıntının maksadın haklı göstereceği ölçüyü aşmaması ve belli olacak şekilde yapılması da aranır, bu şartlar sağlanmazsa serbest kullanım kapsamından çıkılır.
Çalışanımın ürettiği eserin hakları kime aittir?
Çalışanların işlerini görürken meydana getirdikleri eserlerde mali hakları kullanma yetkisi aksi kararlaştırılmadıkça işverene aittir, ancak eser sahipliği sıfatı ve manevi haklar çalışanda kalır.
Telif hakkı ihlalinde ne kadar tazminat istenebilir?
Mali hakları ihlal edilen eser sahibi, sözleşme yapılmış olsaydı isteyebileceği bedelin üç kat fazlasını talep edebilir; bu talep için ayrıca somut bir zararın ispatı gerekmez.
Telif hakkı ihlali suç mudur?
Evet, eseri hak sahibinin yazılı izni olmaksızın çoğaltmak, işlemek, dağıtmak, temsil etmek veya umuma iletmek suç oluşturur ve bu suçların soruşturulması şikâyete bağlıdır.
Telif hakkı ihlalinde ceza ve hukuk davası aynı anda yürütülebilir mi?
Evet, cezai şikâyet ile tecavüzün ref’i, men’i ve tazminat davaları birbirinden bağımsız yollardır ve eş zamanlı yürütülebilir; şikâyet süresinin kaçırılması hukuk davası açma hakkını ortadan kaldırmaz.
Telif hakkı koruma süresi ne kadardır?
Kural olarak eser sahibinin yaşadığı süre ile ölümünden itibaren yetmiş yıldır; birden fazla eser sahibi varsa süre son sağ kalanın ölümünden, adı belirtilmeyen eserlerde ise alenileşme tarihinden itibaren hesaplanır.
Sosyal medyada içeriğim izinsiz kullanıldı, ne yapabilirim?
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ndaki bildirim ve kaldırma prosedürü işletilerek içeriğin kaldırılması talep edilebilir, bu yol tazminat davası açma hakkını ortadan kaldırmaz.
Bir tabloyu satın aldım, çoğaltıp satabilir miyim?
Hayır, eser nüshasının mülkiyetini kazanmak eser üzerindeki mali hakları kazandırmaz; çoğaltma, yayma veya işleme için eser sahibinden ayrıca yazılı izin alınması gerekir.
Telif sözleşmesinde “tüm haklarımı devrediyorum” ifadesi geçerli midir?
Bu tür toplu ifadeler geçerli bir devir sağlamaz; devre konu mali hakların sözleşmede ayrı ayrı gösterilmesi ve sözleşmenin yazılı olması zorunludur.
İşyerimde müzik yayını yapmak için izin almam gerekir mi?
Evet, umuma açık mahallerde eser, icra, fonogram ve yapımların kullanılması izne ve bedele tabidir; izin ilgili meslek birlikleri aracılığıyla alınır ve farklı hak kategorileri için birden fazla sözleşme gerekebilir.
Yazılımım kopyalandı, hangi hukuki yollara başvurabilirim?
Bilgisayar programları ilim ve edebiyat eseri olarak korunduğundan tecavüzün ref’i ve men’i davaları ile üç kat tazminat talebi ileri sürülebilir, ayrıca izinsiz çoğaltma cezai şikâyete de konu edilebilir.
Telif davası hangi mahkemede açılır?
Görevli mahkeme fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi olup bu mahkemelerin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemeleri bu sıfatla görev yapar; eser sahibi tecavüzün ref’i ve men’i davalarını kendi ikametgâhı mahkemesinde de açabilir.
Sonuç
Telif uyuşmazlıklarında sonucu belirleyen çoğu zaman iki nokta olur: hakkın gerçekten kimde olduğu ve talebin hangi hukuki temele oturtulduğu. Sözleşmede hakların tek tek sayılmamış olması, hizmet ilişkisinde fikri hakların düzenlenmemesi veya bir kullanımda icracı sanatçı ile yapımcı izinlerinin atlanması, esasen haklı olan tarafı dahi zor duruma sokabilir. Eserinizin izinsiz kullanıldığını düşünüyorsanız ya da size telif iddiasıyla bir ihtarname veya meslek birliği talebi ulaştıysa, ödeme yapmadan ve içeriğinizi kaldırmadan önce hukuki durumunuzu değerlendirmeniz yerinde olur. Büromuzla iletişime geçerek dosyanızı görüşebilirsiniz.
Av. Mehmet Sarıoğlu tarafından hazırlanmış; Av. Fatih Sefer tarafından incelenip yayına uygun bulunmuştur.
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul