Vergi cezasında tekerrür, daha önce kesilip kesinleşmiş bir vergi cezasından sonra kanunun öngördüğü süre içinde yeniden aynı ceza kategorisine giren bir fiil işlenmesi nedeniyle sonraki cezanın artırılmasıdır. İçtima ise tek fiilin birden fazla vergi cezasını gerektirmesi veya farklı fiillerin bir arada bulunması durumunda cezaların nasıl uygulanacağını belirler. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) m.335-340 birlikte değerlendirildiğinde sonuç açıktır: Tekerrür, önceki ceza kesinleşmeden işlenmiş fiile uygulanamaz; aynı fiil nedeniyle birden fazla idari ceza kesilmesi de kanundaki birleştirme ve istisna kuralları incelenmeden hukuka uygun sayılamaz.
Uyuşmazlığın çözümünde cezanın yalnızca tutarına bakmak yeterli değildir. Önceki ve sonraki fiillerin tarihleri, cezaların türü, kesinleşme belgeleri, fiillerin özdeş olup olmadığı, özel usulsüzlük hükümleri ve uygulanacak dönemin kanunu ayrı ayrı denetlenmelidir. Bu makale, Vergi Usul Kanunu’nun ceza sistemini özellikle tekerrür ve içtima bakımından, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi içtihatları ışığında incelemektedir.
Tekerrür ve içtima hangi hükümlere dayanır?
| Hüküm | Hukuki mesele | Somut sonuç |
|---|---|---|
| VUK m.335 | Tek fiille birden fazla vergi türünde ziya | Her vergi için ayrı vergi ziyaı cezası kesilir. |
| VUK m.336 | Tek fiille vergi ziyaı ve usulsüzlük | Kural olarak miktarca ağır ceza seçilir; özel istisna saklıdır. |
| VUK m.337 | Ayrı fiiller ve aynı yıl aynı tür genel usulsüzlük | Ayrı fiiller ayrı cezalandırılır; m.352 kapsamındaki sonraki özdeş usulsüzlüklerde dörtte bir kuralı uygulanır. |
| VUK m.339 | Kesinleşmiş ceza sonrasında tekerrür | Vergi ziyaı cezasına %50, usulsüzlük cezasına %25 artırım; önceki ceza tutarı kadar üst sınır. |
| VUK m.340 | İdari vergi cezaları ile adli suç cezalarının ilişkisi | VUK m.359 suçları bakımından ayrı süreç mümkündür; anayasal güvenceler ayrıca gözetilir. |
Bu beş hüküm aynı sorunu düzenlemez. Tekerrür için önceden kesinleşmiş ceza belirleyicidir; m.336 için tek fiil; m.337 için ise fiillerin ayrılığı veya aynı yıl aynı tür usulsüzlüğün tekrarı belirleyicidir. Bunları birbirinin yerine kullanmak, cezanın hukuka aykırı biçimde artırılmasına veya mükerrer kesilmesine yol açar.
VUK m.339’a göre vergi cezasında tekerrürün şartları
1. Önceki cezanın kesinleşmiş olması zorunludur
Tekerrüre esas alınacak vergi ziyaı veya usulsüzlük cezasının kesinleşmiş olması gerekir. Önceki fiilin tespit edilmesi, ceza ihbarnamesinin düzenlenmesi ya da yalnızca tebliğ edilmiş olması tek başına yeterli değildir. Kesinleşme; dava açma süresinin kullanılmadan geçirilmesi, başvurulan yargı yolunun sonucuna göre cezanın kesinleşmesi veya uygulanabilir idari usulün kesinleşme doğuran sonuçlarıyla ortaya çıkabilir. Bu olgunun hangi tarihte gerçekleştiği ceza dosyası üzerinden kanıtlanmalıdır.
Vergi idaresi tekerrür artırımına dayanak yaptığı önceki ihbarnameyi, tebligatı ve kesinleşmeyi gösteren kayıtları somut olarak ortaya koymalıdır. Sadece “geçmişte ceza kesildiği” veya mükellefin vergi sicilinde bir ceza bulunduğu gerekçesiyle artırım yapılamaz. Önceki cezanın yargı kararıyla kaldırılması halinde de tekerrürün dayanağı ortadan kalkar. Önceki cezanın mutlaka ödenmiş olması ise m.339’un ayrıca aradığı bir şart değildir.
2. Sonraki fiil, önceki cezanın kesinleşmesinden sonra işlenmelidir
Belirleyici kronoloji, cezaların kesildiği tarihler değil, ilk cezanın kesinleşme tarihi ile sonraki fiilin gerçekleştiği tarihtir. Önceki ceza 2024 yılında kesinleşmişken mükellefin 2022 dönemine ilişkin bir fiili 2026 yılında incelemeyle saptanıp cezalandırılmışsa, sırf ikinci ihbarname daha sonra düzenlendi diye tekerrür doğmaz. Kişiye henüz kesinleşmiş bir yaptırımın uyarıcı etkisi doğmadan gerçekleştirdiği davranış nedeniyle mükerrir muamelesi yapılamaz.
Danıştay kararlarında, sonraki fiilin önceki cezanın kesinleşmesinden önce gerçekleşmiş olması tekerrür artırımını ortadan kaldıran temel hukuka aykırılık kabul edilmektedir. Vergilendirme dönemiyle fiilin tarihini de özdeş saymamak gerekir: Süresinde verilmeyen bir beyannamede ihlal tarihi ile faturanın kullanıldığı veya işlemin gerçekleştiği tarih aynı olmayabilir. Bu nedenle her dosyada isnat edilen fiilin unsurlarına göre gerçek işlenme tarihi belirlenir.
3. Tekerrürün süresi kesinleşme tarihine göre hesaplanır
7338 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle 26 Ekim 2021 tarihinde yürürlüğe giren m.339’a göre, önceki cezanın kesinleştiği tarihi izleyen günden itibaren tekerrür değerlendirmesi yapılır. Vergi ziyaı cezasında süre, bu günü izleyen beşinci yılın içinde bulunduğu takvim yılının sonuna; usulsüzlükte ise ikinci yılın içinde bulunduğu takvim yılının sonuna kadar uzanır. Kanun aynı zamanda bu süre hesabında artırıma esas alınan cezaların kesinleşme tarihinin dikkate alınacağını belirtir.
Örneğin önceki vergi ziyaı cezası 3 Mayıs 2023 tarihinde kesinleşmişse, tekerrür bakımından esas alınan dönem 4 Mayıs 2023’ten başlayıp 31 Aralık 2028’de sona erer. Önceki genel usulsüzlük cezası aynı tarihte kesinleşmişse ilgili son tarih 31 Aralık 2025’tir. Bu tarihler, ceza kesme zamanaşımından farklıdır; ayrıca sonraki fiilin gerçekten kesinleşmeden sonra işlendiğinin ve cezanın kanunun belirlediği zaman diliminde kesildiğinin incelenmesi gerekir.
4. Ceza kategorisi önemlidir; aynı vergi türü şartı aranmaz
Vergi ziyaı cezasının tekerrürü için önceki cezanın da vergi ziyaı cezası olması esastır. Ancak iki vergi ziyaı cezasının mutlaka aynı vergiye ilişkin olması şart değildir. Önceki ceza kurumlar vergisi, sonraki ceza katma değer vergisi nedeniyle kesilmiş olabilir. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 27.01.2021 tarihli E.2019/905, K.2021/28 sayılı kararında aynı vergi türünden kaynaklanma şartının kanunda bulunmadığı vurgulanmıştır.
Buna karşılık vergi ziyaı, genel usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının birbirinin yerine doğrudan tekerrür dayanağı olarak kullanılması kabul edilemez. Özellikle VUK m.353 veya mükerrer m.355’teki özel usulsüzlük cezasının, m.339’un genel usulsüzlük için düzenlediği %25’lik artırıma otomatik olarak tabi tutulması kanuni kapsam bakımından ciddi sorun taşır. Genel ve özel usulsüzlük cezası arasındaki ayrım bu nedenle önce kurulmalıdır.
Tekerrürde ceza ne kadar artırılır?
VUK m.339, vergi ziyaı cezası için %50, usulsüzlük cezası için %25 artırım öngörür. Fakat 2021 değişikliğiyle artırım tutarına önemli bir sınır getirilmiştir: Sonraki cezaya eklenecek artırım, tekerrüre esas kesinleşmiş cezanın tutarını aşamaz. Birden fazla uygun kesinleşmiş ceza varsa tutar itibarıyla en yüksek olan esas alınır. Bu kural artırımın toplamına ilişkin kanuni ölçüdür; önceki cezanın tutarı yeni cezanın kendisinin üst sınırı değildir.
Hesaplama yöntemi şöyledir: Tekerrür artırımı = sonraki ceza üzerinden hesaplanan kanuni artırım ile tekerrüre esas kesinleşmiş ceza tutarından düşük olanı. Sonraki cezanın kendi yasal hesaplama şartları ayrıca saklıdır.
Örnek: Önceki ceza küçük, sonraki ceza yüksekse
Bir mükellefin 12.000 TL vergi ziyaı cezası kesinleşmiş; sonraki, tekerrür şartlarını taşıyan ayrı bir fiil nedeniyle 100.000 TL vergi ziyaı cezası doğmuş olsun. Normal %50 artırım 50.000 TL’dir. Ancak önceki kesinleşmiş ceza 12.000 TL olduğundan artırım 12.000 TL ile sınırlanır ve sonraki cezanın toplamı 112.000 TL olur. 150.000 TL ceza kesilmesi halinde 38.000 TL’lik artan bölüm hukuka aykırıdır. Bu örnek varsayımsaldır; tutarlar yıllık maktu ceza tarifesi değil, karşılaştırma için kabul edilmiş hesap değerleridir.
Birden fazla önceki kesinleşmiş ceza bulunması halinde idare bunları toplayıp yapay bir artırım tavanı oluşturamaz. Kanun, nitelik ve süre şartlarını taşıyan önceki cezalar arasında en yüksek tutarlı olanı ölçü alır. Ayrıca önceki cezaya dayalı her yeni ihlal bakımından artırımın ayrı yasal koşulları denetlenir.
2021’deki lehe değişiklik geçmiş dönem davalarını etkiler mi?
Evet. 2021 değişikliğinin getirdiği “artırım önceki ceza tutarını aşamaz” sınırı, henüz kesin biçimde sonuçlanmamış uyuşmazlıklarda lehe yaptırım kuralı olarak dikkate alınmalıdır. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 07.12.2022 tarihli E.2022/1005, K.2022/1507 sayılı kararı, önceki dönem tekerrür artırımında bu lehe sınırın uygulanmasını benimseyen değerlendirmeyi onamıştır. Bu sonuç, geçmiş dönemler için yeni m.339’un bütün tarihsel koşullarının hiçbir ayrım yapılmadan geriye yürüdüğü anlamına gelmez; fiil tarihi, kesinleşme ve lehe kanun karşılaştırması birlikte yapılır.
Vergi cezalarında içtima: Tek fiil, iki ceza ve kanuni istisnalar
VUK m.336: Aynı fiilden hem vergi ziyaı hem usulsüzlük doğarsa
VUK m.336’nın ilk fıkrasına göre cezayı gerektiren tek fiille hem vergi ziyaı hem usulsüzlük işlenmişse iki ceza birden değil, miktar bakımından daha ağır olan kesilir. Bu kuralın işlevi, aynı davranışa bağlı örtüşen idari yaptırımların kanuni sınırda tutulmasıdır. Burada yalnız mükellefin aynı kişi olması, cezaların aynı inceleme raporunda gösterilmesi veya aynı yılda kesilmesi tek fiilin varlığını kanıtlamaz.
Fiil birliği, yükümlülüğün ve ihlalin somut olarak değerlendirilmesini gerektirir. İki farklı yükümlülüğe, farklı tarihlerde ve bağımsız hareketlerle aykırılık varsa, yaptırımların aynı incelemeye dayanması tek başına içtima sebebi değildir. Daha önce usulsüzlük cezası kesilmişken aynı fiilin vergi ziyaına yol açtığı sonradan anlaşılırsa m.336 uyarınca cezalar karşılaştırılır; gerekli olan eksik ceza tamamlanabilir, fakat aynı fiil nedeniyle kanuna aykırı şekilde iki ceza birlikte korunamaz.
Özel usulsüzlük cezası da m.336 kapsamına girer mi?
Evet; kanun açıkça istisna getirmedikçe ve gerçekten tek fiil söz konusuysa m.336’daki “usulsüzlük” kavramı özel usulsüzlüğü de kapsar. Bu sonuç, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 23.10.2024 tarihli E.2023/1711, K.2024/947 sayılı kararında açık biçimde benimsenmiştir. Kurul, usulsüzlüğün VUK’un sistematiğinde genel ve özel usulsüzlüğü birlikte kapsadığını, defter ve belgeleri ibraz etmeme nedeniyle mükerrer m.355 uyarınca kesilen ceza ile aynı fiile dayalı vergi ziyaı cezasının karşılaştırılması gerektiğini belirtmiştir. İncelenen olayda ağır olan vergi ziyaı cezası karşısında ayrıca özel usulsüzlük cezası korunmamıştır.
Bu konuda geçmişte içtihat farklılığı bulunuyordu. Danıştay 9. Dairenin 13.02.2025 tarihli E.2024/5097, K.2025/355 sayılı kararında m.336’nın yalnız genel usulsüzlüğü kapsadığına ilişkin dar yorum savunulmuştu. Ancak aynı Daire, 10.09.2025 tarihli E.2024/613, K.2025/3396 sayılı kararında tüm üyelerin katıldığı toplantıyla içtihat değişikliğine gittiğini açıkça belirterek Vergi Dava Daireleri Kurulunun yaklaşımını kabul etti. Dolayısıyla güncel yargısal ağırlık, kanuni istisna yoksa aynı fiilden doğan vergi ziyaı ve mükerrer m.355 cezasının karşılaştırılması gerektiği yönündedir. M.353’ün açık istisnası ve fiil ayrılığı ayrıca saklıdır.
VUK m.353 neden ayrı tutulmalıdır?
Kanun koyucu m.353’te açık istisna düzenlemiştir: Bu maddede sayılan özel usulsüzlük fiilleri vergi ziyaına da neden olmuşsa vergi ziyaı cezası ayrıca kesilir; m.336 uygulanmaz. Dolayısıyla fatura düzenlememe veya belge düzenine ilişkin m.353 yaptırımlarında özel istisna göz ardı edilerek her durumda ağır tek ceza ile yetinilemez. Ancak m.353’e dayanıldığı iddiası da yeterli değildir; her cezanın maddi unsurları ve belgenin verilmemesi gibi fiili olgular ayrıca ispatlanmalıdır.
Mükerrer m.355 bakımından ise tek fiilin aynı madde içinde birden fazla özel usulsüzlük cezasını gerektirmesi halinde en ağır cezanın kesileceği yönünde ayrıca özel hüküm bulunmaktadır. Elektronik beyan ve bildirimlerde bazı genel usulsüzlük cezalarının ayrıca kesilmeyeceğine ilişkin düzenlemeler de uygulanır. Bilgi verme ve elektronik yükümlülüklerin yaptırımlarında m.355 ile mükerrer m.355’in ilgili fıkraları birlikte okunmalıdır.
VUK m.335: Tek fiil birden çok vergiyi eksiltirse
İçtima her zaman tek ceza anlamına gelmez. VUK m.335 açıkça, bir fiilin farklı türden birkaç vergiyi ziyaa uğratması halinde her vergi bakımından ayrı vergi ziyaı cezası kesileceğini düzenler. Örneğin aynı olay hem gelir veya kurumlar vergisi hem KDV bakımından ayrı vergi kaybına yol açıyorsa, her vergi türünün koşulları gerçekleştiği ölçüde ayrı ceza söz konusu olur. Ancak bir vergide ziya bulunduğu varsayımı, diğer vergideki kaybın ve miktarın ayrıca ispat edilmesi yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Vergi ziyaı cezasının oluşması ve hesaplanması kendi kanuni şartlarına tabidir.
VUK m.337: Ayrı fiiller ve aynı yıl aynı tür usulsüzlük
VUK m.337’nin başlangıç kuralı, farklı fiillerin ayrı ayrı cezalandırılmasıdır. Fakat kanun, m.352’de sayılan genel usulsüzlükler için özel bir hesap kolaylığı getirir: Aynı takvim yılı içinde aynı tür usulsüzlük birden fazla işlendiğinde, ilkinden sonraki her fiil için birinci cezaya ait tutarın dörtte biri kesilir. “Aynı tür”den kasıt, m.352’deki derece ve bent bakımından uygunluktur. Sadece bütün fiillerin “usulsüzlük” üst başlığında bulunması yeterli değildir.
Bu dörtte bir kuralı, m.339’un %25 tekerrür artırımıyla karıştırılmamalıdır. M.337’de önceki cezanın kesinleşmesi şartı yoktur; aynı takvim yılı ve aynı tür genel usulsüzlük belirleyicidir. M.339 ise kesinleşmiş önceki ceza ve sonradan gerçekleşen ihlal üzerinden işleyen ayrı bir ağırlaştırma düzenidir. M.337’deki dörtte bir rejimi, m.353 ve mükerrer m.355 cezalarına kendiliğinden genişletilemez.
Vergi kaçakçılığı suçu ile idari cezalar birlikte uygulanabilir mi?
VUK m.340, idari vergi ziyaı ve usulsüzlük cezalarının m.359 kapsamındaki adli cezalarla içtima ve tekerrür bakımından birleştirilemeyeceğini düzenler. Aynı fiilin vergi cezasını ve vergi kaçakçılığı suçuna ilişkin soruşturmayı gündeme getirmesi mümkündür. Bu nedenle “vergi ziyaı cezası kesildiyse hapis cezası uygulanamaz” veya “ceza davası açıldıysa idari ceza kendiliğinden düşer” önermeleri kanuna uygun değildir.
Ancak iki ayrı sürecin mümkün olması anayasal denetimin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesinin 04.11.2021 tarihli E.2019/4, K.2021/78 sayılı kararında, VUK m.340’a ve birden fazla yaptırıma izin veren hükümlere yönelik iptal talepleri reddedilmiş; buna karşılık m.367’de ceza mahkemesi ile vergi cezasını uygulayan merci kararlarının birbirini hiçbir şekilde etkilemeyeceğini öngören hüküm iptal edilmiştir. Mahkeme, aynı kişi ve aynı fiil bakımından yürütülen adli ve idari süreçler arasında maddi ve zamansal bağlantının, delillerin değerlendirilmesindeki etkileşimin ve aşırı külfetin önlenmesinin önemini vurgulamıştır.
Somut sonuç: Ceza mahkemesi kararının idari vergi cezası davasında hiçbir önem taşımadığı söylenemez. Aynı olayın maddi tespitleri ve kesinleşmiş ceza yargılamasının sonuçları, Anayasa’nın 36. maddesindeki aynı fiilden dolayı tekrar yargılanmama ve cezalandırılmama güvencesi çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bununla birlikte ceza davasındaki her beraat, vergi ziyaı cezasını otomatik biçimde kaldırmaz; failin, fiilin ve kararın dayandığı olguların örtüşmesi somut olarak araştırılır.
Tekerrür ve içtima nedeniyle kesilen cezaya nasıl itiraz edilir?
Vergi cezasının kaldırılması istemiyle vergi mahkemesinde iptal davası açılabilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesine göre özel kanunda ayrı süre yoksa genel dava açma süresi 30 gündür ve ihbarnameye ilişkin tebliği izleyen günden itibaren hesaplanır. Başvuru veya dava stratejisi belirlenirken vergi davasının süresi ve başlangıcı ayrıca kontrol edilmelidir. Bazı idari başvuruların süreye etkisi, seçilen başvuru yolunun özel hükmüne bağlıdır; idareyle yazışma yapılması tek başına dava süresini güvence altına almaz.
Dava dilekçesinde önceki cezanın hangi işlemle ve hangi tarihte kesinleştiği, sonraki fiilin hangi tarihte işlendiği, ceza kategorilerinin gerçekten uygun olup olmadığı, m.339’daki üst sınırın aşılıp aşılmadığı ve m.335-337 veya m.353’teki özel kuralların doğru uygulanıp uygulanmadığı somut olarak gösterilmelidir. Vergi davası dilekçesi ihbarname ve ceza kalemleriyle uyumlu hazırlanmalı; mümkünse her tartışmalı artırım ayrı hesapla ortaya konulmalıdır.
Hangi belgeler istenmeli ve dosyaya sunulmalıdır?
- Tekerrüre esas önceki ceza ihbarnamesi, tebliğ alındısı ve kesinleşme veya tahakkuk kayıtları.
- Önceki cezaya yönelik dava, uzlaşma veya indirim sürecinin belgeleri ve varsa kesin yargı kararı.
- Sonraki fiilin tarihini gösteren beyanname, fatura, defter, kayıt, tutanak ve vergi inceleme raporu.
- Yeni ceza ihbarnamesi, ceza hesap çizelgesi ve tekerrür nedeniyle eklenen tutarın ayrıntısı.
- Birden fazla ceza varsa her ceza için isnat edilen somut fiil ve dayanak kanun maddesi.
Vergi idaresinin ispatlanmamış kesinleşme tarihi veya varsayımsal fiil tarihi üzerinden artırım yapması; aynı fiil nedeniyle açık kanuni istisna bulunmaksızın birden fazla idari cezayı koruması; önceki kesinleşmiş ceza miktarını aşan tekerrür artırımı uygulaması iptal davasında bağımsız hukuka aykırılık sebepleridir. İncelemede cezanın vergi aslına bağlılığı ve dava açılmasının tahsilata etkisi de İYUK m.27/4 ile işlemin türü gözetilerek ayrıca ele alınmalıdır.
Sık sorulan sorular
Önceki vergi cezası başka bir vergi türüne aitse tekerrür olur mu?
İki yaptırım da vergi ziyaı cezasıysa, sırf önceki cezanın farklı bir vergiye ilişkin olması tekerrürü engellemez. Bununla birlikte kesinleşme, sonraki fiilin zamanı, süre ve artırım sınırı şartlarının tamamı aranır.
Önceki ceza yeni fiilden sonra kesinleşmişse artırım yapılır mı?
Hayır. Daha sonra düzenlenen ihbarname tekerrürün koşullarını geçmişe taşımaz. Sonraki cezanın dayandığı fiil, ilk cezanın kesinleşmesinden önce gerçekleşmişse tekerrür uygulanamaz.
Tekerrürde %50 artırıma her zaman gidilir mi?
Hayır. Vergi ziyaında kanuni oran %50 olsa da fiilen eklenecek miktar, önceki kesinleşmiş ceza tutarıyla sınırlıdır. Şartlar yoksa artırımın tamamı, sınır aşılmışsa yalnız aşan bölüm hukuka aykırıdır.
Fatura düzenlememe nedeniyle özel usulsüzlük ve vergi ziyaı cezası birlikte kesilebilir mi?
VUK m.353 kapsamındaki fiiller bakımından kanun, vergi ziyaı varsa ilgili vergi cezasının ayrıca kesileceğini ve m.336’nın uygulanmayacağını açıkça düzenler. Ancak her iki cezanın ayrı ayrı unsurları ispatlanmalıdır.
Defter ve belge ibraz etmeme nedeniyle iki ceza kesilirse sonuç ne olur?
Tek fiilin hem vergi ziyaına hem mükerrer m.355 kapsamındaki özel usulsüzlüğe yol açtığı durumda, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun E.2023/1711, K.2024/947 sayılı kararı uyarınca m.336 kapsamında daha ağır ceza seçilir. Somut dosyada fiillerin gerçekten aynı olup olmadığı ayrıca değerlendirilir.
Sonuç: Vergi cezası artırımının hukuki sınırı
Vergi cezasında tekerrür, idarenin geçmiş ceza kayıtlarına dayanarak sınırsız artırım yapabildiği bir mekanizma değildir. Önceki cezanın kesinleşmesi, sonraki fiilin kesinleşmeden sonra işlenmesi, kanuni sürenin korunması ve artırımın önceki ceza tutarını geçmemesi zorunludur. İçtima bakımından ise tek fiil, ayrı fiiller, birden fazla vergi türü ve m.353’ün açık istisnası birbirinden ayrılmalıdır. Özel usulsüzlükte m.336’nın uygulanabilirliği bakımından Vergi Dava Daireleri Kurulunun gerekçeli yaklaşımı göz ardı edilemez.
Uyuşmazlığın çözümünde belirleyici yöntem, her ceza kalemini ayrı fiil, ayrı hukuki sebep, ayrı kesinleşme ve ayrı hesap üzerinden denetlemektir. Bu yöntem, hem kanuna aykırı ağırlaştırmayı hem de aynı eylemin hukuka aykırı biçimde birden fazla cezalandırılmasını tespit etmeyi sağlar.
Kaynakça
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m.331, 335-340, 341, 344, 352, 353, mükerrer 355, 359, 367, 374-376; Gelir İdaresi Başkanlığı kanun metni.
- 7338 sayılı Kanun m.38; 26.10.2021 tarihli ve 31640 sayılı Resmî Gazete: VUK m.339 değişikliği.
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m.3, 7 ve 27.
- Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 23.10.2024, E.2023/1711, K.2024/947
- Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 07.12.2022, E.2022/1005, K.2022/1507; 27.01.2021, E.2019/905, K.2021/28.
- Danıştay 3. Daire, 02.05.2024, E.2022/590, K.2024/2511; Danıştay 9. Daire, 13.02.2025, E.2024/5097, K.2025/355 (önceki farklı yaklaşım); Danıştay 9. Daire, 10.09.2025, E.2024/613, K.2025/3396 (içtihat değişikliği).
- Anayasa Mahkemesi, 04.11.2021, E.2019/4, K.2021/78, norm denetimi kararı (09.03.2022 tarihli ve 31773 sayılı Resmî Gazete).
Yazar: Av. Fatih SEFER