5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 1. maddesi, ceza yargılamasının tüm süreçlerini, bu sürece dahil olan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenleyen kurucu normdur. 2026 itibarıyla Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi içtihadı, CMK Madde 1’i yalnızca bir kapsam bildirimi olarak değil; adil yargılanma hakkının usul zeminini oluşturan bağlayıcı bir güvence normu olarak yorumlamaktadır. Bir suç isnadıyla karşılaşan kişinin haklarını, yargı makamlarının yetkilerini ve müdafiin konumunu belirleyen bu madde; soruşturmadan infaza uzanan tüm ceza muhakemesi sürecinin çerçevesini çizmektedir.
İçindekiler
- CMK Madde 1 Kanunun Kapsamı Metni
- CMK Madde 1’in Kapsamı ve Önemi
- Ceza Muhakemesinin Aşamaları
- Madde 1 ile Temel Hukuki İlkeler Arasındaki Bağ
- CMK Madde 1’de Belirtilen Kişiler: Süjenin Genişliği
- Hak, Yetki ve Yükümlülükler
- CMK Madde 1 ile Diğer Kanunlar Arasındaki İlişki
- Hak İhlallerinde CMK Madde 1’in Rolü
- CMK Madde 1 ve UYAP Düzenlemesi
- Özel Kanunlarla İlişki: CMK’nın Genel Hüküm Niteliği
- Soruşturma ve Kovuşturma Aşamasında Müdafiin Rolü
- CMK Madde 1 Hakkında Emsal Yargıtay ve AYM Kararları
- Sık Sorulan Sorular
- Sonuç
CMK Madde 1 Metni
Madde 1 – (1) Bu Kanun, ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler.
Tek fıkradan oluşan bu madde, sade görünümünün aksine bütün bir ceza yargılaması hukukunun kapı eşiğidir. Hem şüpheli ve sanığın haklarını hem de mağdurun hak arama yollarını ve yargı makamlarının uyması gereken usul kurallarını belirleyen sistemin tamamı bu düzenlemeye dayanır.
CMK Madde 1’in Kapsamı ve Önemi
CMK Madde 1, ceza muhakemesini soruşturmadan infaza kadar bir bütün olarak kavrar ve bu sürecin normatif çerçevesini belirler.
Maddenin “hak, yetki ve yükümlülükler” ifadesi üç ayrı boyutu birlikte düzenler:
- Haklar: Şüpheli veya sanığın susma hakkı, müdafi yardımından yararlanma hakkı, delillere itiraz hakkı gibi bireysel güvenceler ile mağdurun şikâyet ve katılma hakları bu kapsamdadır.
- Yetkiler: Cumhuriyet savcısının soruşturma yürütme yetkisi, sulh ceza hâkimliğinin koruma tedbirlerine karar verme yetkisi ve mahkemelerin yargılama yetkisi bu başlık altında değerlendirilir.
- Yükümlülükler: Tarafların usule uygun davranma zorunlulukları, tanıkların beyanda bulunma yükümlülükleri ve kamu görevlilerinin kanuni sınırlar içinde hareket etme yükümlülükleri bu kavramın içindedir.
Kanun Komisyonu gerekçesinde, maddenin bu üçlü yapısının bilinçli biçimde tercih edildiği vurgulanmıştır. Eski CMUK dönemine kıyasla 5271 sayılı CMK, yalnızca usul işlemlerini değil, süjeye özgü hakları da doğrudan kanun metnine taşımıştır. Danıştay 10. Dairesi’nin 2016/1446 E. sayılı kararında CMK Madde 1’in temel amacının yargılanan kişinin hukuksal güvenliğini sağlamak ve adil yargılama ilkesi gözetilerek maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olduğu açıkça belirtilmiştir.
Ceza Muhakemesinin Aşamaları: Madde 1 Perspektifinden
CMK’nın 1. maddesi ceza muhakemesini bir bütün olarak kavrar; muhakeme kavramı yargılama kavramından daha kapsayıcıdır. Yargılama yalnızca hâkimin faaliyetini ifade ederken muhakeme; iddia, savunma ve yargılamadan oluşan üçlü faaliyetin tamamını kapsar. Anayasa Mahkemesi’nin 2011/43 E. sayılı kararında ceza muhakemesi, iddia, savunma ve yargılama makamlarının katılımıyla gerçekleşen kolektif bir yargılama yöntemi olarak nitelendirilmiş; gayesinin maddi gerçeği araştırmak olduğu vurgulanmıştır.
Soruşturma Evresi: Suç şüphesinin yetkili mercilerce öğrenilmesiyle başlar ve iddianamenin kabulüne kadar sürer (CMK m.2/e). Bu evrede delil toplama, ifade alma ve koruma tedbirlerine başvurma işlemleri gerçekleştirilir. Cumhuriyet savcısı soruşturmayı yönlendirir; adli kolluk ise savcının talimatları doğrultusunda hareket eder. Soruşturma evresi yazılı ve gizli özellikler taşır.
Kovuşturma Evresi: İddianamenin kabulüyle başlar, hükmün kesinleşmesiyle sona erer. Duruşmaya hazırlık aşaması ile asıl duruşma aşamasından oluşur. Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin 2018/10198 E. sayılı kararında soruşturma ve kovuşturma evrelerinin sınırları bu çerçevede tanımlanmıştır. Kovuşturma evresi sözlü, açık ve çekişmeli özellikler taşır.
Kanun Yolları ve İnfaz: Anayasa Mahkemesi’nin 2020/53 E. sayılı kararında kovuşturma evresinin istinaf ve temyiz kanun yollarını da kapsadığı belirtilmiştir. CMK’nın kapsamı bu aşamayı da kuşatmaktadır.
Madde 1 ile Temel Hukuki İlkeler Arasındaki Bağ
CMK’nın 1. maddesi, Anayasa’nın 36. maddesiyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkıyla ve AİHS’in 6. maddesiyle doğrudan bağlantılıdır. Ceza yargılaması yalnızca devlet iktidarının kullanımından ibaret değildir; aynı zamanda bireyin devlet karşısındaki güvencelerini de içerir. Muhakemenin amacı “her ne pahasına olursa olsun suçlunun bulunması” değil, insan hakları ihlallerine yol açmadan maddi gerçeğin araştırılmasıdır.
Bu çerçevede CMK’nın 1. maddesi şu ilkelerin zeminini oluşturur:
- Kanunilik ilkesi: Ceza yargılaması yalnızca kanunla belirlenmiş kurallara göre yürütülür.
- Masumiyet karinesi: Hüküm kesinleşinceye kadar kişi suçsuz sayılır; bu karinenin hayata geçirilmesi büyük ölçüde CMK hükümleriyle sağlanır.
- Silahların eşitliği: İddia ve savunma makamları usul açısından denk konumda olmalıdır. AİHS m.6 bağlamında bu ilke soruşturma evresinde de geçerlidir.
- Hukuki dinlenilme hakkı: Her tarafın dava hakkında bilgi sahibi olma ve görüşünü bildirme imkânı bulunmalıdır.
- Makul sürede yargılanma hakkı: Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2015/7367 E. sayılı kararında CMK kapsamındaki usul kurallarının uzun süren yargılamaların önüne geçilmesi amacı taşıdığı ifade edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 2021/18 E. sayılı kararında CMK’nın sistematik bütünlüğü içinde, müdafi seçimi, görevlendirilmesi ve ücret ödenmesi gibi hususların Madde 1’in çizdiği “hak, yetki ve yükümlülükler” çerçevesinde yer aldığı belirtilmiştir.
CMK Madde 1’de Belirtilen Kişiler: Süjenin Genişliği
Madde metnindeki “bu sürece katılan kişiler” ifadesi kasıtlı biçimde geniş tutulmuştur. Muhakeme sürecinde yer alan kişiler “Süjeler” ve “Katılanlar” olarak ikiye ayrılır. Süjeler; hâkim, savcı, şüpheli, sanık ve müdafi gibi muhakemede bağımsız statüsü olan kişilerdir. Katılanlar ise tanık ve bilirkişi gibi daha çok üçüncü kişi niteliğindeki yardımcılardır.
- Şüpheli: Soruşturma aşamasında suç isnadıyla karşılaşan kişi. Bir yandan soruşturma objesi olarak bazı yükümlülüklere katlanır, diğer yandan aktif bir süje olarak hak ve yetkilere sahiptir.
- Sanık: İddianamenin kabulünden hükmün kesinleşmesine kadar kovuşturulan kişi. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2019/281 E. sayılı kararında sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı ve savunma makamının temsilcisi olarak statüsü maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasındaki rolü üzerinden değerlendirilmiştir.
- Müdafi: Şüpheli veya sanığı temsil eden avukat. Müdafi, şüpheli/sanığın temsilcisi olmanın ötesinde ondan bağımsız “toplumsal savunma makamını” işgal eden kamusal bir muhakeme süjesidir.
- Mağdur ve müşteki: Suçtan zarar gören ve şikâyet hakkını kullanan kişi. CMK ile mağdura; delil toplanmasını isteme, davaya katılma ve hukuki yardım alma gibi aktif haklar tanınmıştır.
- Katılan: Kovuşturma aşamasına aktif olarak dahil olan suçtan zarar gören.
- Cumhuriyet Savcısı: Bir “taraf” değil, iddia makamını temsil eden süjedir. Anayasa Mahkemesi’nin 2021/83 E. sayılı kararında savcının şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamakla yükümlü olduğu (CMK m.160/2) ve soruşturmayı sonlandıran kararlar verme yetkisine sahip olduğu belirtilmiştir.
- Hâkim ve Mahkeme: Anayasa Mahkemesi’nin 2020/35 E. sayılı kararında hâkimin vicdani kanaatine göre delil takdiri yapma ve hüküm kurma yetkisinin yargı bağımsızlığının gereği olduğu, savcılık talebiyle sınırlı bir “noterlik” işlevine indirgenemeyeceği vurgulanmıştır.
- Tanık ve Bilirkişi: “Muhakemeye katılanlar” kategorisinde değerlendirilir. Anayasa Mahkemesi’nin 2013/30 E. sayılı kararında tercümanlar savunma hakkının kullanılmasını sağlayan yardımcı süjeler olarak ele alınmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2019/178 E. sayılı kararında ise bilirkişi raporlarının sanığın etkin pişmanlık hakkını kullanmasındaki önemi vurgulanmıştır.
Hak, Yetki ve Yükümlülükler
Sanığın duruşmada hazır bulunma, soru sorma ve delil sunma gibi aktif yetkileri silahların eşitliği ilkesinin gereğidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2016/361 E. sayılı kararının karşı oyunda CMK Madde 1’in bu kavramları düzenlediği açıkça belirtilmiş; savcının delil toplama yükümlülüğü, sanığın susma ve savunma hakkı, müdafiin dosya inceleme yetkisi (CMK m.153) ve kolluğun bildirim yükümlülüğü bu başlık altında somutlaştırılmıştır.
Adil yargılanma hakkı soruşturma başladığı andan hükmün kesinleşmesine kadar sürer. Hukuk devleti ilkesi gereği sanığın onur ve şerefinin korunması zorunludur; gerçeğe ulaşmak adına insan hakları feda edilemez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2019/178 E. sayılı kararında hâkim ve savcıların sanığa haklarını hatırlatma ve aydınlatma yükümlülüğü (CMK m.147, m.231) detaylandırılmıştır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 2020/546 E. sayılı kararındaki karşı oy gerekçesinde ise bu yükümlülüklerin yargıcın yargılama faaliyetini yürütmesine ait şekil ve yöntem kurallarını kapsadığı belirtilmiştir.
CMK Madde 1 ile Diğer Kanunlar Arasındaki İlişki
Ceza muhakemesini medeni muhakemeden ayıran en temel fark “maddi gerçek” arayışı ve “re’sen araştırma” ilkesidir. Medeni muhakemede tarafların getirdiği delillerle bağlılık esas iken CMK’da hâkim ve savcı gerçeği re’sen araştırmakla yükümlüdür. CMK’nın 1. maddesi, kanunun geri kalanının yorumlanmasında belirleyici bir işlev üstlenir; 2. madde bu çerçevedeki temel kavramları tanımlar, 3–22. maddeler yetki kurallarını ayrıntılandırır.
AİHS m.6’nın soruşturma evresiyle ilgili net bir düzenleme içermemesine rağmen AİHM içtihatlarıyla bu madde soruşturmayı da kapsayacak biçimde genişletici yoruma tabi tutulmuştur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin E. 2004/5323, K. 2005/13204 sayılı kararında TCK ve CMK hükümlerinin birlikte uygulanması gerektiği; lehe kanun değerlendirmesinin CMK hükümleri de gözetilerek yapılmasının zorunlu olduğu kabul edilmiştir. Bu karar, maddi ceza hukuku ile usul hukukunun birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini ortaya koymuştur.
Hak İhlallerinde CMK Madde 1’in Rolü
Usul kurallarına aykırılık tek başına bozma sebebi oluşturabilir. Güncel Yargıtay içtihadına göre CMK’nın 1. maddesinin amacıyla bağdaşmayan usul ihlalleri adil yargılanma hakkının çiğnenmesi olarak değerlendirilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin 2017/49 E. sayılı kararında istinaf aşamasında sanığın duruşmaya katılmaması nedeniyle başvurusunun reddedilmesi adil yargılanma ve savunma hakkına aykırı bulunmuştur.
Uygulamada sık karşılaşılan usul ihlalleri şunlardır:
- Müdafiin yargılama aşamalarından haberdar edilmemesi veya savunma hakkının kısıtlanması.
- Delillerin hukuka aykırı yollarla elde edilmesi ve bu delillere dayalı mahkûmiyet kararı verilmesi.
- Sanığın son söz hakkından yararlandırılmaması.
- Tebligat eksikliklerinden kaynaklanan süre ihlalleri. Yargıtay 15. Ceza Dairesi E. 2013/20675, K. 2014/10909 sayılı kararında yasal süresi geçtikten sonra yapılan başvurunun incelenmeksizin reddedileceği teyit edilmiştir.
- Zorunlu müdafi atanması gereken hallerde müdafisiz yargılama yapılması.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin E. 2007/3723, K. 2007/3921 sayılı kararında yargılama sürecinin CMK hükümleri çerçevesinde eksiksiz yürütülmesinin zorunlu olduğu ortaya konmuştur. Usul kurallarına sıkı bağlılık, sanığın hak kayıplarına uğramamasının temel güvencesidir.
CMK Madde 1 ve UYAP Düzenlemesi
CMK’nın 1. maddesine eklenen fıkralarla kanunun kapsamı dijital yargılama altyapısını da içerecek biçimde genişletilmiştir. Buna göre dosyalar güvenli elektronik imza kullanılarak UYAP üzerinden incelenebilir; her türlü ceza muhakemesi işlemi elektronik ortamda gerçekleştirilebilir. Fiziki olarak hazırlanması öngörülen belgeler elektronik ortamda düzenlenebilir, işlenebilir ve saklanabilir.
Güvenli elektronik imza ile imzalanan belgenin elle atılan imzalı belgeyle çelişmesi halinde UYAP’ta kayıtlı olan elektronik belge geçerli kabul edilmektedir. Bu kural, şüpheli ve sanığın aleyhine kullanılabilecek belgelerin özgünlüğünü sorgulamak isteyen müdafiler açısından önemli bir hukuki araç niteliği taşımaktadır.
Özel Kanunlarla İlişki: CMK’nın Genel Hüküm Niteliği
CMK’nın 1. maddesi yalnızca genel ceza muhakemesi prosedürü için değil, özel kanunlarda düzenlenen yargılama süreçleri için de tamamlayıcı bir çerçeve sunar. Özel kanunlarda açıklık bulunmayan hallerde CMK’nın genel hükümleri uygulanır. Kaçakçılık, vergi suçları, banka ve sermaye piyasası suçları gibi özel düzenlemelere tabi alanlarda dahi muhakemenin temel çerçevesi CMK tarafından belirlenmektedir. 2026 itibarıyla özel kanunlardaki usul boşluklarının CMK hükümleriyle doldurulması Yargıtay içtihadının yerleşik bir uygulaması hâline gelmiştir.
Soruşturma ve Kovuşturma Aşamasında Müdafiin Rolü
CMK’nın 1. maddesi sürece katılan kişilerin haklarını güvence altına alırken müdafiin konumunu da dolaylı olarak pekiştirmektedir. Müdafi salt bir temsil organı değil; adil yargılanma hakkının işler kılınmasında vazgeçilmez bir süjedir. Müdafi aracılığıyla yapılan savunma “kolektif savunma” olarak nitelendirilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2018/296 E. sayılı kararında zorunlu müdafi “kamusal bir muhakeme süjesi” olarak tanımlanmıştır. Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin 2018/10198 E. sayılı kararında müdafiin soruşturma evresinde dosya inceleme yetkisi (CMK m.153) savunma hakkının ayrılmaz bir parçası olarak nitelendirilmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2014/7968 E. sayılı kararının muhalefet şerhinde ise müdafi “savunma makamının temsilcisi” olarak tanımlanmış; tebligatların asile değil vekile yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Soruşturmanın en erken evresinden itibaren bir İstanbul ceza avukatı ile çalışmak; usul hatalarından doğabilecek hak kayıplarını önlemenin ve dosyanın seyrini başından itibaren doğru yönlendirmenin en etkili yoludur.
CMK Madde 1 Hakkında Emsal Yargıtay ve AYM Kararları
Zorunlu müdafi kamusal bir muhakeme süjesidir; müdafisiz yargılama usul ihlali oluşturur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/296, bu tespiti yerleştirmiş; müdafi yardımının yalnızca sanığın değil, adil yargılamanın toplumsal güvencesi olduğunu ortaya koymuştur.
Savcı lehe delilleri de toplamakla yükümlüdür; tek taraflı soruşturma CMK Madde 1’e aykırıdır. Anayasa Mahkemesi, E. 2021/83, CMK m.160/2 uyarınca savcının şüphelinin hem lehine hem aleyhine olan delilleri toplamakla yükümlü olduğunu ve bu yükümlülüğün Madde 1’in öngördüğü güvence çerçevesinin doğrudan bir parçası olduğunu belirlemiştir.
Hâkim delil takdirinde bağımsızdır; mahkeme noterlik işlevine indirgenemez. Anayasa Mahkemesi, E. 2020/35, hâkimin vicdani kanaatine göre karar verme yetkisinin yargı bağımsızlığının gereği olduğunu vurgulamıştır. Bu karar, CMK Madde 1’deki yargılama makamı yetkisinin sınırlarını belirlemesi bakımından temel referans niteliği taşımaktadır.
İstinaf aşamasında savunma hakkının kısıtlanması adil yargılanma hakkını ihlal eder. Anayasa Mahkemesi, E. 2017/49, sanığın istinaf duruşmasına katılmaması gerekçesiyle başvurusunun reddedilmesini CMK Madde 1’in öngördüğü güvence normuna aykırı bulmuştur.
CMK kapsamındaki usul kuralları makul sürede yargılanma hakkını doğrudan etkiler. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2015/7367, iddianame iadesi gibi usul işlemlerinin yargılamanın gereksiz uzamasını önleme amacı taşıdığını ortaya koymuştur.
Sanığın duruşmada hazır bulunması ve SEGBİS kullanımı emredici hükümlerle belirlenir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/281, CMK m.193 gibi emredici hükümlerin “ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı” ifadesinin somut içeriğini oluşturduğunu belirlemiştir.
Bilirkişi raporları sanığın hak kullanımını doğrudan etkiler; hâkim aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/178, hâkim ve savcıların sanığa etkin pişmanlık gibi hakları hatırlatma yükümlülüğünü (CMK m.147, m.231) CMK Madde 1 çerçevesinde değerlendirmiştir.
Ceza muhakemesi kolektif bir yargılama yöntemidir; muhakemenin amacı maddi gerçeği araştırmaktır. Anayasa Mahkemesi, E. 2011/43, bu tespiti temel içtihat olarak benimsemiş; savcıyı iddia makamı olarak kolektif yargılamanın zorunlu bir süjesi olarak tanımlamıştır.
Usul süreleri bağlayıcıdır; yasal süresi geçen başvuru incelenmeksizin reddedilir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/20675, K. 2014/10909, bu kuralı net biçimde teyit etmiştir. CMK Madde 1’in öngördüğü hak-yetki-yükümlülük dengesi usul sürelerine uyumu da kapsamaktadır.
Sık Sorulan Sorular
CMK Madde 1 neyi düzenler?
CMK’nın 1. maddesi; ceza muhakemesinin nasıl yürütüleceğine ilişkin kuralları ve bu sürece dahil olan tüm kişilerin — şüpheli, sanık, mağdur, müdafi, savcı ve hâkim dahil — hak, yetki ile yükümlülüklerini düzenler. Soruşturmadan infaza uzanan tüm aşamalar bu maddenin kapsamındadır.
CMK ile eski CMUK arasındaki temel fark nedir?
1412 sayılı CMUK tahkik sistemine (gizli, yazılı yargılama) dayanırken 5271 sayılı CMK çelişmeli yargılama sistemini (açık, sözlü, tartışmalı) benimsemiştir. CMK; süjeye özgü hakları doğrudan kanun metnine taşımış, müdafiin konumunu güçlendirmiş ve mağdura aktif usul hakları tanımıştır.
Soruşturma ve kovuşturma evresi arasındaki fark nedir?
Soruşturma evresi suç şüphesinin öğrenilmesiyle başlar, iddianamenin kabulüyle sona erer; gizli ve yazılı özellikler taşır. Kovuşturma evresi iddianamenin kabulüyle başlar, hükmün kesinleşmesiyle sona erer; sözlü, açık ve çekişmeli bir nitelik taşır. Her iki evrede de CMK Madde 1’in güvenceleri geçerlidir.
Usul ihlali mahkûmiyeti nasıl etkiler?
Güncel Yargıtay içtihadına göre CMK Madde 1 ile bağdaşmayan usul ihlalleri tek başına bozma sebebi oluşturabilir. Müdafiin dışlanması, hukuka aykırı delil kullanımı veya son söz hakkının tanınmaması gibi hatalar yargılamanın tümünü sakatlar ve mahkûmiyetin bozulmasıyla sonuçlanabilir.
CMK yalnızca sanığı mı korur?
Hayır. CMK Madde 1’deki “bu sürece katılan kişiler” ifadesi geniş kapsamlıdır. Şüpheli ve sanığın yanı sıra mağdur, müşteki, katılan, tanık, bilirkişi ve yargı makamlarının tüm yetki ve yükümlülükleri bu madde çerçevesinde belirlenir. CMK hem devletin cezalandırma yetkisini hem de bireyin güvencelerini aynı anda düzenler.
Özel kanuna tabi bir suçta da CMK uygulanır mı?
Evet. Kaçakçılık, vergi suçları veya sermaye piyasası suçları gibi özel kanunlara tabi alanlarda dahi, özel kanunda düzenleme bulunmayan usul meselelerinde CMK’nın genel hükümleri uygulanır. Bu, CMK Madde 1’in genel hüküm niteliğinin doğal sonucudur.
Sonuç
5271 sayılı CMK’nın 1. maddesi, salt bir tanım ya da kapsam bildirimi değildir. Ceza yargılamasının başlangıcından sonuna kadar geçerli olan temel değerleri ve ilkeleri hukuki bir norm olarak somutlaştıran kurucu bir düzenlemedir. Soruşturma evresinden infaza, kanun yollarından UYAP uygulamasına kadar her aşamada belirleyici olan bu madde; adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin ve silahların eşitliği ilkesinin usul zeminini oluşturur. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi içtihadı, CMK Madde 1’i giderek daha güçlü biçimde uygulamakta; usul ihlallerini yargılamayı sakatlar nitelikte değerlendirmektedir. Ceza soruşturması veya kovuşturmasıyla karşılaşan her kişinin bu güvencelerden eksiksiz yararlanabilmesi, hakların en erken aşamadan itibaren etkin biçimde kullanılmasına bağlıdır.
İletişim & Danışma
CMK kapsamında yürütülen ceza soruşturması veya kovuşturmasında usul haklarınızın eksiksiz kullanılması, dosyanızın seyrini doğrudan etkiler. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak soruşturma aşamasından temyiz sürecine kadar ceza muhakemesinin her evresinde müvekkillerimize kapsamlı hukuki destek sunuyoruz. Dosyanızı gizlilik çerçevesinde değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0539 676 32 75
📧 E-posta: bilgi@sarioglusefer.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.