Ceza sorumluluğunun şahsiliği, kişinin yalnızca kendi işlediği fiilden dolayı cezalandırılabilmesini; başkasının eylemi nedeniyle hiç kimsenin sorumlu tutulamamasını ifade eder. TCK’nın 20. maddesinde düzenlenen bu ilke, Anayasa’nın 38. maddesiyle de güvence altına alınmış olup ceza hukukunun bireysel sorumluluk anlayışının temel taşını oluşturur. Aynı madde, tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamayacağını, ancak güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımların saklı olduğunu da hükme bağlar. Bu sayfada ilkenin kapsamını, tüzel kişilere etkisini, iştirak ve kusur ilkeleriyle bağlantısını, işveren, trafik ve malvarlığı gibi özel uygulama alanlarını ve konuya ilişkin güncel Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarını bir arada ele alıyoruz.
TCK Madde 20 – Kanun Metni
Madde 20 – Ceza sorumluluğunun şahsiliği
(1) Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.
(2) Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır.
Maddeyi kanunun sistematiği içinde okumak için şahsilik ilkesini de içeren Türk Ceza Kanunu’nun tamamına göz atabilirsiniz. Tüzel kişi kavramı için TCK m.6 tanımlar hükmü yol göstericidir.
Birinci fıkra ceza sorumluluğunun şahsi niteliğini ve hiç kimsenin başkasının eylemi sebebiyle sorumlu tutulamayacağını belirtir. İkinci fıkra ise tüzel kişilerin doğrudan ceza yaptırımına muhatap olamayacağını söyler; suç nedeniyle kanunda düzenlenmiş güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımları saklı tutar. Anayasa Mahkemesi’nin E.2022/45 sayılı kararında ilke şöyle tanımlanmıştır: cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılmamasıdır. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi de (E.2019/465, K.2020/142, T.25.02.2020) madde gerekçesine atıfla, suç ve ceza politikası gereği yalnızca gerçek kişilerin suç faili olabileceğini vurgulamıştır.
Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği İlkesi Nedir?
Ceza sorumluluğunun şahsiliği, bir kişinin yalnızca kendi işlediği fiilden cezai olarak sorumlu tutulabilmesi, başkasının fiilinden ötürü cezalandırılamaması ilkesidir. İlke, suçu fiilen gerçekleştiren bireyin cezalandırılmasını öngörür ve bir başkasının hukuka aykırı davranışı nedeniyle üçüncü kişilere yaptırım uygulanmasını engeller. Cezai sorumluluk kişiye sıkı sıkıya bağlıdır; ne aile bağı, ne ortaklık ilişkisi, ne de işveren-çalışan ilişkisi bu sorumluluğu bir başkasına aktarabilir.
Şahsilik ilkesi yalnızca kanun düzeyinde kalmaz; Anayasa’nın 38. maddesinde de teminat altındadır. Bu nedenle hem yasama hem yargı organlarını bağlar: yasama organı başkasının fiilinden ötürü cezai sorumluluk öngören norm koyamaz, yargı organı da bu yönde hüküm kuramaz. Failin aile üyesi, iş arkadaşı, şirket ortağı veya yöneticisi olması ya da örgüt veya grup içinde birlikte hareket etmesi, cezanın bireyselleştirilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. İlkenin adli cezaların yanında idari yaptırımlarda da geçerli olduğu, sorumluluğun temelinin bireysel kusura dayandığı hem Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin (E.2016/629, K.2017/248, T.16.01.2017) hem de Danıştay 8. Daire’nin (E.2021/1110, K.2025/6046, T.24.06.2025) kararlarında vurgulanmıştır. Danıştay bu kararında, tüzel kişiler bakımından kamu ihale mevzuatı gibi özel düzenlemelerin sorumluluğu farklı biçimde kurabileceğine de işaret etmiştir.
Kolektif Cezalandırma Yasağı
Şahsilik ilkesinin uzantısı kolektif cezalandırma yasağıdır: bir grubun içinde bulunmak veya bir yakınının fiilinden haberdar olmak, kendi başına ceza sorumluluğu doğurmaz. Aile, kabile veya çevre sorumluluğu anlayışı TCK m.20 ile terk edilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun E.2024/131, K.2024/226, T.10.07.2024 sayılı kararı bu bakımdan son dönemin en önemli emsalidir: sanığın eşinin fiilleri veya eşi hakkındaki tanık beyanları, illiyet bağı kurulmadan sanık aleyhine ceza artırım sebebi yapılamaz; böyle bir değerlendirme TCK m.20/1’in ihlalidir.
Danıştay 6. Daire, bir binadaki imalat aykırılıkları nedeniyle fiili fail tespit edilmeden tüm kat maliklerine toplu ceza kesilmesini kolektif cezalandırma sayarak hukuka aykırı bulmuştur (E.2019/11126, K.2020/10449, T.05.11.2020). Aynı Daire, müteahhit şirketin değiştiği bir olayda, aykırılığı fiilen işleyen fail belirlenmeden başka bir tüzel kişiye ceza kesilmesini de şahsilik ilkesine aykırı görmüştür (E.2020/9418, K.2022/7060, T.15.06.2022). Buna karşılık Anayasa Mahkemesi, faili belli olmayan kavgada hepsinin icra hareketinde bulunma kastı bulunan sanıklara indirimli ceza verilmesini kolektif ceza saymamıştır (E.1967/48, K.1968/24). Bu iki yaklaşım birlikte okunduğunda kolektif cezalandırma yasağı ile müşterek faillik arasındaki sınır belirginleşir.
Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği, Kusur İlkesi ve İştirak
Şahsilik ilkesi, kusur ilkesinin doğal uzantısıdır. Bir kişinin cezalandırılabilmesi için fiili yalnızca işlemesi yetmez; bu fiili kast ya da olası kast ile veya dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı biçimde, yani taksirle işlemesi gerekir. Kusurun bulunmadığı yerde ceza sorumluluğu doğmaz. Ağır neticeli suçlarda da aynı ilke geçerlidir: fail, kastetmediği ağır neticeden ancak netice sebebiyle ağırlaşmış suç kurallarına göre, en az taksirle hareket etmişse sorumlu tutulur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun E.2017/747, K.2020/310, T.23.06.2020 sayılı kararı bu bağı somutlaştırır: örgüt yöneticisi olmayan bir sanık, diğer üyelerin işlediği suçlardan, talimat verdiği veya bizzat katıldığı kanıtlanmadıkça fail sıfatıyla sorumlu tutulamaz. İştirak hâlinde ilke, faillik ile yardım etme ayrımında görünür; bağlılık kuralını düzenleyen TCK m.40/1 uyarınca her iştirakçi kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır. Ceza Genel Kurulu’nun E.2019/325, K.2021/590 sayılı kararı da iştirak iradesinin somut delillere dayanması gerektiğini teyit eder.
Tüzel Kişiler Hakkında Ceza Yaptırımı Uygulanamaz
İkinci fıkra, uygulamada en çok karışıklığa yol açan konuyu düzenler. Şirket, dernek ve vakıf gibi tüzel kişiler hapis veya adli para cezası gibi ceza yaptırımlarına muhatap olamaz. Cezanın doğası gereği bireysel olması ve hürriyeti bağlayıcı yaptırımların yalnızca gerçek kişilere infaz edilebilmesi bu kuralın gerekçesidir; suç işleme iradesinin ancak gerçek kişilerce oluşturulabileceği kabul edilmiştir. Tüzel kişiler hakkında ancak güvenlik tedbiri veya idari yaptırım uygulanabilir. Anayasa Mahkemesi, dernek ve vakıf gibi tüzel kişilerin mallarının genel müsaderesini şahsilik ilkesine aykırı bularak iptal etmiştir (E.1991/18, K.1992/20, T.31.03.1992).
Yargı pratiğinde sık rastlanan hata, tüzel kişinin sanık sıfatıyla yargılanıp hakkında beraat ya da düşme kararı verilmesidir. Tüzel kişi en baştan suçun faili olamayacağından “beraat” kavramı ona uygulanamaz; kurulması gereken hüküm, güvenlik tedbiri uygulanmasına yer olmadığına ilişkin karardır. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, madde gerekçesine atıfla, dolandırıcılık davasında tüzel kişi hakkında beraat yerine güvenlik tedbirine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir (E.2019/15911, K.2021/1172, T.11.02.2021). Yargıtay 11. Ceza Dairesi, düşme hükmü yerine aynı kararın verilmesi gerektiğini vurgulamıştır (E.2022/7653, K.2024/15583, T.16.12.2024). Yargıtay bu hataları çoğu zaman bozma yerine hüküm fıkrasını düzelterek onama yoluyla giderir.
Gerçek kişi sanığın beraati hâlinde de sonuç değişmez. TCK m.60 belirli ön koşullar arar; gerçek kişi sanık beraat etmiş ya da yasal koşullar oluşmamışsa tüzel kişi hakkında da güvenlik tedbirine hükmedilemez. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin E.2018/7652, K.2022/1517, T.08.02.2022 ve E.2022/4661, K.2025/5789, T.29.04.2025 sayılı kararları bu bağı net biçimde kurar: tüzel kişi sanıklar hakkında da güvenlik tedbiri uygulanmasına yer olmadığına dair ibare hükme eklenmelidir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin E.2023/6172, K.2023/5091, T.19.09.2023 sayılı kararı ise ilkenin icra ceza alanında, tazyik hapsi bakımından da uygulandığını gösterir.
Güvenlik Tedbirleri ve İdari Para Cezası
Tüzel kişilere ceza yaptırımı uygulanamaması, hiçbir yaptırımla karşılaşmayacakları anlamına gelmez. TCK m.60 kapsamında faaliyet izninin iptali ile eşya ve kazanç müsaderesi gibi güvenlik tedbirleri uygulanabilir; bunlar cezalandırma değil toplumu koruma amacı taşır. Anayasa Mahkemesi, CMK m.133 uyarınca şirketlere kayyım atanmasını güvenlik tedbiri saymış ve suçun şirket faaliyeti kapsamında işlendiği şüphesi hâlinde şahsilik ilkesine aykırı bulmamıştır (E.2016/144, K.2020/75, T.10.12.2020).
Ayrıca 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.43/A ve özel kanunlar uyarınca tüzel kişilere idari para cezası verilebilir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi’ne göre bunun için organ veya temsilcinin suç işlemesi, tüzel kişinin bu suçtan menfaat sağlaması ve suçun işlendiğinin sabit görülmesi gerekir; yalnızca suçun işlendiği varsayımına dayanılarak idari yaptırım verilmesi suçsuzluk karinesine aykırıdır. Temsilciler beraat ederse tüzel kişiye verilen idari yaptırım da dayanaksız kalır (E.2016/629, K.2017/248, T.16.01.2017).
Şirket Yöneticileri ve Temsilcilerin Sorumluluğu
Tüzel kişi adına hareket eden temsilcilerin sorumluluğu şahsilik ilkesinin en net görüldüğü alanlardan biridir: temsil yetkisi suç işleme özgürlüğü vermez, organ ve temsilciler kendi kusurlu fiillerinden şahsen sorumludur. En yoğun tartışılan alan karşılıksız çektir. 5941 sayılı Çek Kanunu m.5/2’ye göre çek hesabı sahibi tüzel kişiyse, mali işleri yürütmekle görevlendirilmiş yönetim organı üyesi sorumludur; böyle bir görevlendirme yoksa sorumluluk yönetim organındaki tüm gerçek kişilere aittir. Sorumluluk kanundan doğan kişisel bir yükümlülüğe dayandığından kural şahsilik ilkesiyle çelişmez.
Yönetim kurulundan istifa eden üyenin durumunu Yargıtay 7. Ceza Dairesi ele almıştır (E.2022/9459, K.2023/3683, T.17.01.2023): çekin ibrazından önce istifa eden üye, tescil ve ilanın bildirici nitelikte olması nedeniyle kural olarak sorumlu tutulamaz; ancak şirket adına çek düzenlemeye veya fiili bağını sürdürmeye devam ediyorsa sorumluluğu sürer. Danıştay 8. Daire, limited şirket yetkilisine şahsen kesilen cezada tüzel kişilik ile yöneticinin şahsı arasındaki ayrımın net yapılması gerektiğini belirtmiştir (E.2022/3056, K.2023/2724, T.18.05.2023). Aynı Daire, maden ruhsatı devrinde devralanın geçmiş cezaları sözleşmeyle kabul etmesini rıza ve ticari devamlılık temelinde hukuka uygun bulmuştur (E.2020/3356, K.2023/4842, T.17.10.2023); karar, şahsilik ile sözleşmesel sorumluluk devri arasındaki sınırı göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Anayasa Mahkemesi de bireysel başvuruda, vakıf yönetim kurulu üyelerinin yayın içeriğine doğrudan dahli olmadıkça gazete yayınlarından sorumlu tutulmasının şahsilik ilkesiyle bağdaşmadığını kabul etmiştir (B.2016/50971, T.02.05.2019).
Toplu ve Gerekçesiz Mahkûmiyet Kararları, AİHM Etkisi
İçtihadın en aktif uygulandığı alanlardan biri, çok sanıklı davalarda bireysel kusur değerlendirmesi yapılmamasıdır. CMK m.230 gereğince mahkûmiyet gerekçesinde her sanığın eylemi, kastı ve kusuru ayrı ayrı tartışılmalıdır; genel ifadelerle toplu hüküm kurulması CMK m.289/1-g kapsamında hukuka kesin aykırılıktır. Sorun özellikle kasten öldürme davalarında görülür. Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin istikrarlı bozma kararlarından örnekler:
- Kimin ateş ettiği, kimin sopa kullandığı ayrıştırılmadan tüm sanıklara eşit ceza verilmesi (E.2022/14845, K.2024/2525, T.16.04.2024).
- Bir sanığın kazma sapıyla, diğerinin taşla vurduğu tespit edildiği hâlde toplu mahkûmiyet kurulması (E.2011/7995, K.2012/1682, T.12.03.2012).
- Tüfekle ateş edenle darp ederek yardım edenin aynı kefeye konulması ve yardım edenin (TCK m.39) sorumluluğunun gözetilmemesi (E.2023/5715, K.2025/3257, T.24.04.2025).
- On iki sanıklı olayda manevi cesaret vererek kaçan sanıkların da asli fail sayılması (E.2023/8181, K.2025/1559, T.03.03.2025).
Beraat-mahkûmiyet çelişkisi de bozma nedenidir: karşılıklı silahlı kavgada aynı eylemde hâkimiyet kuran sanıklardan bir kısmının mahkûm edilip diğerlerinin beraat ettirilmesi (E.2018/610, K.2018/4121, T.15.10.2018) ve üç sanığın birlikte saldırdığı olayda ikisine mahkûmiyet, birine beraat verilmesi (E.2015/3586, K.2016/1943, T.13.04.2016) bozulmuştur. Müşterek faillikte sanığın suçun işlenişinde “vazgeçilmez bir fonksiyon” icra edip etmediği gerekçede tartışılmalıdır (E.2023/9198, K.2025/1652).
AİHM, sanığın eyleme katkısını açıklamayan kararları AİHS m.6 kapsamında ihlal sayar; bu, şahsilik ilkesinin usul güvencesidir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Hadjianastassiou/Yunanistan ve Ruiz Torija/İspanya kararlarına atıfla, sanığın iştirak derecesinin tartışılmamasını yetersiz gerekçe sayıp hükmü bozmuştur (E.2021/11909, K.2021/15038, T.15.12.2021). AİHM içtihadının şahsiliği nasıl koruduğunun en çarpıcı örneği TCK m.220/6’dır: “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” hükmü, üyelik kriterlerini taşımayanları örgüt üyesi gibi cezalandırdığı için Işıkırık/Türkiye kararı sonrasında Anayasa Mahkemesi’nce şahsilik ve kanunilik ilkelerine aykırı bulunup iptal edilmiş (E.2023/132, K.2023/183, T.26.10.2023), 7499 sayılı Kanun’la müstakil bir suç tipi oluşturulmuştur.
İşveren, Trafik ve Malvarlığı Bakımından Şahsilik
İşverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluğa dayanmaz; işveren ancak denetim, gözetim veya eğitim yükümlülüğünü kusurlu biçimde ihlal ettiğinde sorumlu olur. Danıştay 12. Daire, bir yöneticinin astlarının fiilleri veya genel duyumlar üzerinden disiplin cezası almasını şahsilik ilkesine aykırı bulmuştur (E.2020/4319, K.2020/4837, T.28.12.2020). Danıştay 8. Daire’nin maden ruhsat sahibinin rödovansçı firmanın fiillerinden dolayı idari para cezası almasını tartıştığı kararında (E.2021/1646, K.2024/2606, T.07.05.2024) karşı oylar bunun şahsiliğe aykırı olduğunu savunmuştur. Anayasa Mahkemesi de basın suçlarında yayın sahibinin yazarın fiilinden kusursuz sorumlu tutulmasını iptal etmiştir.
Trafikte şahsilik, Anayasa Mahkemesi kararlarıyla şekillenmiştir. AYM, yabancı sürücünün ihlali nedeniyle araç sahibine ceza kesilmesini öngören kuralı iptal etmiş (E.2022/45, K.2022/89, T.20.07.2022); sürücünün ihlali nedeniyle aracın trafikten men edilmesini de aynı gerekçeyle iptal etmiştir (E.2019/1, K.2019/14, T.14.03.2019). Buna karşılık ehliyetsiz kişiye araç verilmesi hâlinde sahibe ceza kesilmesi, sahibin “izin verme” eylemindeki kendi kusuru nedeniyle Anayasa’ya uygun bulunmuş (E.2014/20, K.2014/28, T.11.02.2014); orman suçunda kullanılan aracın müsaderesi de sahibin özen yükümlülüğü gerekçesiyle onanmıştır (E.1969/17, K.1969/49). Belirleyici ölçüt, araç sahibinin kendi kusurlu davranışının bulunup bulunmadığıdır.
Şahsilik malvarlığını da korur: eşlerden birinin işlediği suç nedeniyle diğer eşin şahsi malvarlığına veya suçla ilgisi olmayan mallara el konulamaz; müsadere yalnızca suçta kullanılan veya suçtan elde edilen eşya ve kazanç üzerinde uygulanır. Danıştay 15. Daire, eşi terör suçundan mahkûm olan kişinin uyuşmazlığında şahsilik ilkesini tanımakla birlikte, özel düzenlemeler nedeniyle işlemi ayrıca değerlendirmiştir (E.2013/9618, K.2017/1192, T.15.03.2017).
Ölüm Hâlinde Cezanın Kişiselliği
Failin ölümü hâlinde cezai sorumluluk mirasçılara geçmez. Fail öldüğünde kamu davası düşer (CMK m.223/8); verilmiş ceza varsa infazı durur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, murise kesilen idari para cezasının da ölümle tahsil kabiliyetini yitirdiğini ve mirasçılara borç olarak intikal etmediğini kabul etmiştir (E.2018/825, K.2021/964, T.07.07.2021).
Karşılaştırma Tablosu
| Durum / Kural | Yasal Dayanak | Sonuç / Yaptırım |
|---|---|---|
| Gerçek kişi, kendi fiili | TCK m.20/1 | Ceza sorumluluğu doğar |
| Gerçek kişi, başkasının fiili | TCK m.20/1 | Sorumluluk yok; beraat |
| Tüzel kişi, ceza yaptırımı | TCK m.20/2 | Uygulanamaz (hapis veya adli para cezası yok) |
| Tüzel kişi, güvenlik tedbiri | TCK m.20/2, m.60 | Faaliyet izninin iptali, müsadere |
| Tüzel kişi, beraat durumu | TCK m.20/2, m.60 | Beraat değil, güvenlik tedbirine yer olmadığı kararı |
| Tüzel kişi, idari para cezası | Kabahatler K. m.43/A | Organ veya temsilci suçu ve tüzel kişinin menfaati şart |
| Şirkete kayyım atanması | CMK m.133 | Güvenlik tedbiri; şahsiliğe aykırı değil |
| Toplu ve gerekçesiz mahkûmiyet | CMK m.230, 289/1-g | Hukuka kesin aykırılık, bozma nedeni |
| Failin ölümü | CMK m.223/8 | Kamu davası düşer; ceza mirasçılara geçmez |
Emsal Yargıtay, AYM ve Danıştay Kararları
Aşağıdaki kararlar, ilkenin uygulamadaki sınırlarını konu başlıklarına göre gösterir. Başlığa tıklayarak kararın ilkesini görebilirsiniz.
1. Şahsilik İlkesinin Kapsamı
Adana BAM 2. Ceza Dairesi, E.2019/465, K.2020/142, T.25.02.2020
Yalnızca gerçek kişiler suç faili olabilir ve ceza yaptırımına ancak onlar muhatap olur; kimse başkasının fiilinden sorumlu tutulamaz.
Anayasa Mahkemesi, E.2019/1, K.2019/14, T.14.03.2019
Sürücünün ihlali nedeniyle araç sahibinin aracının trafikten men edilmesi, başkasının fiilinden sorumluluk anlamına geldiğinden şahsilik ilkesine aykırıdır.
Danıştay 6. Daire, E.2020/9418, K.2022/7060, T.15.06.2022
Aykırılığı fiilen işleyen fail tespit edilmeden başka bir tüzel kişiye idari para cezası kesilemez.
2. Kolektif Cezalandırma Yasağı
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2024/131, K.2024/226, T.10.07.2024
Eşin fiilleri veya eşe ilişkin tanık beyanları, illiyet bağı kurulmadan sanık aleyhine ceza artırım sebebi yapılamaz; aksi TCK m.20/1’in ihlalidir.
Danıştay 6. Daire, E.2019/11126, K.2020/10449, T.05.11.2020
Fiili fail tespit edilmeden tüm kat maliklerine toplu ceza kesilmesi kolektif cezalandırmadır.
Anayasa Mahkemesi, E.1967/48, K.1968/24, T.11.06.1968
Faili belli olmayan kavgada, hepsinin icra hareketinde bulunma kastı varsa verilen indirimli ceza kolektif ceza sayılmaz; karar kolektif cezalandırma ile müşterek faillik sınırını gösterir.
3. Kusur ve İştirakte Bireysel Sorumluluk
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2017/747, K.2020/310, T.23.06.2020
Örgüt yöneticisi olmayan sanık, talimat verdiği veya eyleme bizzat katıldığı kanıtlanmadıkça diğer üyelerin suçlarından fail sıfatıyla sorumlu tutulamaz.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2019/325, K.2021/590
İştirak iradesi somut delillere dayanmalıdır.
Anayasa Mahkemesi, E.2023/132, K.2023/183, T.26.10.2023
TCK m.220/6, üyelik kriterlerini taşımayan kişileri örgüt üyesi gibi cezalandırdığı için şahsilik ve kanunilik ilkelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
4. Tüzel Kişi: Beraat Değil, Güvenlik Tedbirine Yer Olmadığı
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E.2019/15911, K.2021/1172, T.11.02.2021
Tüzel kişi suç faili olamaz; dolandırıcılık davasında verilmesi gereken karar beraat değil, güvenlik tedbirine yer olmadığıdır. Hatalı hüküm düzeltilerek onanır.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E.2018/12872, K.2022/13446, T.15.11.2022
İhaleye fesat suçundan yargılanan tüzel kişi hakkında beraat hükmü kurulamaz; doğru karar güvenlik tedbirine yer olmadığıdır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E.2022/7653, K.2024/15583, T.16.12.2024
Tüzel kişi hakkında düşme yerine güvenlik tedbirine yer olmadığına karar verilmelidir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E.2018/7652, K.2022/1517, T.08.02.2022 ve E.2022/4661, K.2025/5789, T.29.04.2025
Gerçek kişi sanıkların beraati ve yasal koşulların bulunmaması hâlinde tüzel kişi sanıklar hakkında da güvenlik tedbirine yer olmadığına karar verilir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E.2021/13469, K.2024/2317, T.27.02.2024
Nitelikli dolandırıcılıktan beraat eden gerçek kişiler yanında tüzel kişi için de beraat değil, güvenlik tedbirine yer olmadığı kararı verilir.
5. Tüzel Kişi: Güvenlik Tedbiri, İdari Para Cezası, Çek ve İcra
Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E.2016/629, K.2017/248, T.16.01.2017
Tüzel kişiye idari para cezası ancak organ veya temsilcinin suç işlemesi, suçun sabit olması ve tüzel kişinin menfaat sağlaması hâlinde verilebilir; temsilciler beraat ederse idari ceza dayanaksız kalır.
Anayasa Mahkemesi, E.1991/18, K.1992/20, T.31.03.1992
Tüzel kişilerin mallarının genel müsaderesi şahsilik ilkesine aykırıdır.
Anayasa Mahkemesi, E.2016/144, K.2020/75, T.10.12.2020
CMK m.133 uyarınca şirkete kayyım atanması güvenlik tedbiridir ve şahsilik ilkesine aykırı değildir.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E.2022/9459, K.2023/3683, T.17.01.2023
Çekin ibrazından önce istifa eden yönetim kurulu üyesi kural olarak sorumlu tutulamaz; fiili bağını sürdürürse sorumluluğu devam eder.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2023/6172, K.2023/5091, T.19.09.2023
Tüzel kişi hakkında tazyik hapsine hükmedilemez; şahsilik ilkesi icra ceza alanında da geçerlidir.
Danıştay 8. Daire, E.2022/3056, K.2023/2724, T.18.05.2023 ve E.2020/3356, K.2023/4842, T.17.10.2023
Tüzel kişilik ile yöneticinin şahsı arasındaki ayrım net yapılmalıdır; ruhsat devrinde geçmiş cezaların sözleşmeyle kabulü rıza ve ticari devamlılık gerekçesiyle hukuka uygun görülebilir.
Anayasa Mahkemesi (Bireysel Başvuru), B.2016/50971, T.02.05.2019
Vakıf yönetim kurulu üyesi, yayın içeriğine doğrudan dahli olmadıkça gazete yayınlarından sorumlu tutulamaz; temsil sıfatı tek başına cezai sorumluluk doğurmaz.
6. Toplu Mahkûmiyet ve AİHM Etkisi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E.2022/14845, K.2024/2525, T.16.04.2024; E.2011/7995, K.2012/1682, T.12.03.2012; E.2023/5715, K.2025/3257, T.24.04.2025; E.2023/8181, K.2025/1559, T.03.03.2025
Çok sanıklı davalarda iştirak derecelerinin (asli fail, yardım eden) ayrıştırılmadan toplu mahkûmiyet kurulması bozma nedenidir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E.2018/610, K.2018/4121, T.15.10.2018 ve E.2015/3586, K.2016/1943, T.13.04.2016
Aynı eylemde hâkimiyet kuran sanıklardan bir kısmının mahkûm, bir kısmının beraat ettirilmesi çelişkili bulunarak bozulmuştur.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E.2021/11909, K.2021/15038, T.15.12.2021
AİHM’in Hadjianastassiou/Yunanistan ve Ruiz Torija/İspanya kararlarına atıfla, sanığın iştirak derecesinin tartışılmaması yetersiz gerekçe sayılmıştır.
7. Ölüm Hâlinde Cezanın Kişiselliği
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2018/825, K.2021/964, T.07.07.2021
Murise kesilen idari para cezası ölümle tahsil kabiliyetini yitirir ve mirasçılara intikal etmez.
8. İşveren, Trafik ve Malvarlığı
Danıştay 12. Daire, E.2020/4319, K.2020/4837, T.28.12.2020
Astların fiilleri veya duyumlar üzerinden, kendi kusuru somutlaştırılmadan disiplin cezası verilmesi şahsilik ilkesine aykırıdır.
Danıştay 8. Daire, E.2021/1646, K.2024/2606, T.07.05.2024
Ruhsat sahibinin rödovansçının kusurlu fiilinden dolayı idari para cezası alması tartışmalıdır; karşı oylarda şahsilik ilkesine aykırılık savunulmuştur.
Anayasa Mahkemesi, E.2022/45, K.2022/89, T.20.07.2022
Araç sahibi, işlemediği bir fiilden (sürücünün ihlalinden) cezalandırılamaz; ilgili kural iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, E.2014/20, K.2014/28, T.11.02.2014 ve E.1969/17, K.1969/49, T.30.09.1969
Ehliyetsiz kişiye araç verilmesinde ve orman suçunda kullanılan aracın müsaderesinde, sahibin kendi kusuru veya özen yükümlülüğü bulunduğundan şahsilik ilkesine aykırılık yoktur.
Danıştay 15. Daire, E.2013/9618, K.2017/1192, T.15.03.2017
Şahsilik ilkesi suçla ilgisi olmayan malvarlığını korur; terörle mücadeleye ilişkin özel düzenlemeler ayrıca değerlendirilir.
Danıştay 8. Daire, E.2021/1110, K.2025/6046, T.24.06.2025
Şahsilik kuralı idari cezalarda da geçerlidir; tüzel kişilerde kamu ihale mevzuatındaki özel sorumluluk kuralları farklı değerlendirme gerektirebilir.
Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar
- Tüzel kişi hakkında beraat ya da düşme kararı verilmesi; doğru hüküm güvenlik tedbirine yer olmadığı kararıdır.
- Yönetim kurulundan ayrılan kişinin yalnızca tescil ve ilanın yapılmamış olmasına dayanarak sorumluluktan kurtulmaya çalışması; fiili bağ sürüyorsa sorumluluk devam eder.
- Mali işlerle görevlendirilmiş belirli bir üye varken diğer yönetim kurulu üyelerinin de sanık gösterilmesi.
- Çok sanıklı davalarda her sanığın eylem ve kastının ayrı tartışılmaması; toplu ve gerekçesiz mahkûmiyet en sık bozma nedenidir.
Bu noktalardan birindeki hata, haksız mahkûmiyetle ya da bozma kararıyla uzayan bir yargılamayla sonuçlanır. Şirket yöneticileri hakkındaki soruşturmalarda ve çok sanıklı davalarda savunmanın en baştan bireysel kusur ekseninde kurulması belirleyicidir.
İlgili Maddeler
Sıkça Sorulan Sorular
Ceza sorumluluğunun şahsiliği ne anlama gelir?
Bir kişinin yalnızca kendi işlediği fiilden cezai olarak sorumlu tutulabilmesini ifade eder. Hiç kimse başkasının eylemi sebebiyle cezalandırılamaz. TCK m.20 ve Anayasa m.38 ile güvence altına alınan bu ilke hem yasama hem yargı organlarını bağlar.
Tüzel kişiler (şirketler) hakkında ceza verilebilir mi?
Hayır. Şirket, dernek, vakıf gibi tüzel kişilere hapis veya adli para cezası uygulanamaz. Yalnızca TCK m.60 kapsamındaki güvenlik tedbirleri (faaliyet izninin iptali, müsadere) ile Kabahatler Kanunu m.43/A kapsamındaki idari para cezası uygulanabilir.
Tüzel kişi hakkında beraat kararı verilebilir mi?
Yargıtay’a göre hayır. Tüzel kişi suçun faili olamayacağından kurulması gereken hüküm, güvenlik tedbirine yer olmadığına ilişkin karardır.
Şirket ortağım veya çalışanım suç işledi; ben de sorumlu tutulabilir miyim?
Hayır, yalnızca bu sıfat nedeniyle sorumlu tutulamazsınız. Aynı suça iştirak ettiğiniz (müşterek faillik, azmettirme, yardım etme) kanıtlanırsa kendi kusurunuz oranında sorumlu olursunuz; işveren sıfatıyla da ancak denetim veya gözetim yükümlülüğünü kusurlu biçimde ihlal ettiyseniz sorumlu tutulabilirsiniz.
Karşılıksız çekte yönetim kurulu üyelerinin hepsi mi sorumludur?
Hayır. 5941 sayılı Çek Kanunu m.5/2 uyarınca öncelikle mali işleri yürütmekle görevlendirilmiş yönetim organı üyesi sorumludur; böyle bir görevlendirme yoksa yönetim organındaki tüm gerçek kişiler sorumlu olur.
Yönetim kurulundan istifa eden üye sorumluluktan kurtulur mu?
Kural olarak çekin ibrazından önce usulüne uygun istifa eden üye sorumlu tutulmaz. Ancak kâğıt üzerinde istifa yetmez; şirket adına çek düzenlemeye veya fiili bağı sürdürmeye devam ediyorsa sorumluluk sürer.
Birden çok sanıklı davada herkese aynı cezanın verilmesi hukuka uygun mudur?
Hayır. Her sanığın eylemi, kastı ve kusuru ayrı tartışılmadan kurulan toplu mahkûmiyet, CMK m.230 ve 289/1-g uyarınca bozma nedenidir.
Aracımı ödünç verdiğim kişi trafik cezası yaptı; ceza bana mı kesilir?
Kendi kusurunuz yoksa sürücünün fiilinden sorumlu tutulmanız şahsilik ilkesine aykırıdır; Anayasa Mahkemesi bu yöndeki kuralları iptal etmiştir. Ancak aracı ehliyetsiz birine vermek gibi kendi kusurlu davranışınız varsa sorumluluk doğabilir.
Eşim mahkûm olursa mallarıma el konulabilir mi?
Suçla bağlantısı olmayan mallarınıza el konulamaz. Müsadere yalnızca suçta kullanılan veya suçtan elde edilen eşya ve kazanç üzerinde uygulanabilir.
Sanık yargılama sırasında ölürse dava ne olur?
Kamu davası düşer (CMK m.223/8). Verilmiş ceza varsa infaz edilemez; ceza mirasçılara geçmez. Murise kesilen idari para cezası da mirasçılara intikal etmez.
AİHM kararları TCK m.20 uygulamasını nasıl etkiliyor?
AİHM, sanığın eyleme katkısını gerekçede göstermeyen kararları adil yargılanma hakkının (AİHS m.6) ihlali sayar. Yargıtay bu içtihadı benimseyerek yetersiz gerekçeli hükümleri bozmaktadır; TCK m.220/6’nın Işıkırık/Türkiye kararı sonrası iptali en çarpıcı örnektir.
Sonuç
Ceza sorumluluğunun şahsiliği, TCK m.20 ile güvence altına alınmış olup ceza yargılamasının her aşamasında uygulanan ve ihlali hâlinde bozma nedeni oluşturan bir ilkedir. Toplu mahkûmiyet kararlarının bozulması, iştirak derecesinin bireyselleştirilmesi, tüzel kişilere güvenlik tedbiri dışında ceza uygulanamaması ve AİHM içtihadının Yargıtay kararlarına yansıması, ilkenin çok boyutlu niteliğini gösterir.
Şirket suçları, çok sanıklı davalar, çek suçları ve idari yaptırımlar gibi alanlarda şahsilik ilkesinin sınırları teknik analiz gerektirir. Başkasının fiili nedeniyle suçlandığınızı düşünüyorsanız, ceza sorumluluğunun şahsiliği konusunda deneyimli bir ceza avukatı ile sürecin başından itibaren çalışmanız hak kaybını önlemek bakımından önem taşır.
Bu makale Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih Sefer tarafından hazırlanmıştır.
Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul