5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 3. maddesi, ceza mahkemelerinin görevlerinin kanunla belirleneceğini hükme bağlamaktadır. CMK madde 3 kapsamındaki görev kuralları, hangi mahkemenin hangi suçlara bakacağını belirleyen ve kamu düzenine ilişkin mutlak kurallardır. Bu kurallar, sanığın kanunda önceden belirlenen mahkemede yargılanma güvencesini doğrudan şekillendirir. Ceza davası sürecinde görev kurallarına aykırılık, yargılamanın her aşamasında resen gözetilir ve adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurabilir. Bu nedenle soruşturma aşamasından itibaren yanınızda bir İstanbul ceza avukatı bulunması, hangi mahkemede yargılanacağınızı ve bu mahkemede haklarınızın nasıl kullanılacağını doğru yönetmenizi sağlar.
CMK Madde 3 Görev Kanun Metni
Madde 3 – (1) Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.
Tek cümlelik bu düzenleme, kısa ifadesinin aksine son derece geniş kapsamlı bir anayasal güvenceyi somutlaştırmaktadır. Anayasa’nın 142. maddesi, mahkemelerin kuruluşunun, görev ve yetkilerinin, işleyişinin ve yargılama usullerinin ancak kanunla düzenlenebileceğini emreder. CMK’nın 3. maddesi bu anayasal ilkenin ceza muhakemesi hukukundaki doğrudan yansımasıdır. Mahkemelerin görev alanını kanun dışında başka bir normla, örneğin idari bir kararla ya da yargı kararıyla belirlemek mümkün değildir.
Görev Kavramı: Tanımı ve Niteliği
Ceza muhakemesinde görev, bir mahkemenin suçun niteliğine veya öngörülen yaptırımın ağırlığına göre hangi davalara bakabileceğini ifade eder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2023/892 E., 2023/1165 K. sayılı kararında görev, “bir yargı yerinin davanın konusu yönünden yetkili olması” şeklinde tanımlanmıştır.
Görev, yetki kavramından ayrı değerlendirilmelidir. Yetki, aynı türden mahkemeler arasındaki coğrafi iş bölümünü ifade ederken; görev, mahkeme türleri arasındaki işbölümünü belirler. Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2022/11414 E., 2024/10651 K. sayılı kararındaki karşı oy gerekçesinde bu ayrım açıkça ortaya konulmuş; Ağır Ceza Mahkemesi’nin yargı çevresinin Asliye Ceza Mahkemesi’ni coğrafi olarak kapsayabileceği, ancak görevlerinin birbirinden ayrı tutulması gerektiği vurgulanmıştır.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir. Yargıtay CGK’nın 2015/850 E., 2016/31 K. sayılı kararında bu nitelik açıkça teyit edilmiş; görev kurallarına aykırılığın hukuki güvenliği zedelediği, bu nedenle yerel mahkemelerin Yargıtay’ın görevsizlik yönündeki bozma kararlarına direnme hakkının bulunmadığı belirtilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2018/350 E., 2021/624 K. sayılı kararında da taraflar ileri sürmese dahi mahkemece resen gözetileceği hükme bağlanmıştır.
Anayasal Çerçeve: Kanuni Hâkim İlkesi
CMK’nın 3. maddesi, Anayasa’nın 37. maddesindeki kanuni hâkim ilkesiyle doğrudan bağlantılıdır. “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz” kuralı, Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2015/25229 E., 2016/2174 K. ve Yargıtay 22. Ceza Dairesi’nin 2015/21685 E., 2015/8786 K. sayılı kararlarında bu madde bağlamında değerlendirilmiştir.
Kanuni hâkim ilkesi, suç işlendikten sonra kurulan mahkemelerin veya idari kararla görevlendirilen mahkemelerin görev alanının kanuni düzenlemelere aykırı biçimde genişletilemeyeceğini güvence altına alır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2015/17206 E., 2015/8394 K. sayılı kararında çocuk mahkemelerinin kuruluşuna ilişkin HSYK kararlarının kanunla belirlenen görev kurallarını değiştiremeyeceği; çatışma halinde kanun hükümlerinin esas alınacağı açıkça ifade edilmiştir.
Bu bağlamda CMK’nın 3. maddesi, TCK’nın 2. maddesindeki kanunilik ilkesiyle paralel bir koruma sunmaktadır. Suçun ve cezanın kanunla belirleneceği ilkesi nasıl maddi ceza hukukunun temel güvencesiyse, görevin kanunla belirleneceği ilkesi de usul hukukunun karşılık gelen temel güvencesidir.
Görev Dağılımı: Hangi Mahkeme Hangi Suçlara Bakar?
CMK’nın 3. maddesiyle atıfta bulunulan temel düzenleme, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’dur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2010/22680 E., 2010/18731 K. sayılı kararında bu Kanun’un 10, 11 ve 12. maddelerinin mahkemelerin görev alanlarını çizdiği belirtilmiştir.
Sulh Ceza Hâkimliği: 2014 yılında yapılan yasal değişiklikle sulh ceza mahkemeleri kaldırılmış, yerini sulh ceza hâkimliği almıştır. Sulh ceza hâkimliğinin görevi artık yargılama yapmak değil; soruşturma aşamasında tutuklama, arama, el koyma gibi hâkim kararı gerektiren işlemleri karara bağlamaktır.
Asliye Ceza Mahkemesi: Sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin görev alanı dışında kalan tüm dava ve işlere asliye ceza mahkemesi bakar. Bu mahkeme genel görevli mahkeme niteliğindedir; özel bir düzenleme bulunmayan hallerde asliye ceza mahkemesi görevlidir.
Ağır Ceza Mahkemesi: Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2010/22680 E. ve CGK’nın 2017/402 E., 2018/644 K. sayılı kararlarında ele alındığı üzere, 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca katalog suçlar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yılı aşan hapis cezasını gerektiren suçlar ağır ceza mahkemesinin görev alanındadır. Katalog suçlar arasında yağma, irtikap, resmi belgede sahtecilik ve hileli iflas sayılabilir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2022/11414 E. sayılı kararında ağır ceza mahkemesi, “üst dereceli ve daha güvenceli” bir yargı yeri olarak nitelendirilmiştir.
Çocuk Mahkemesi ve Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi: Yargıtay 22. Ceza Dairesi’nin 2015/21685 E. sayılı kararında, çocukların işlediği ve genel hükümlere göre ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nin görevli olduğu belirtilmiştir. Asliye ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda ise Çocuk Mahkemesi görev yapar. TCK’nın 31. maddesi kapsamında değerlendirilen yaş küçüklüğü durumlarında hangi mahkemenin görevli olduğunun tespiti bu tabloya göre yapılmaktadır.
Görevin Tespiti: Suç Vasfı ve Yaptırım Sınırı
Görevin belirlenmesinde iki temel ölçüt uygulanır: suçun niteliği ve kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığı. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2010/22680 E. sayılı kararında 5235 sayılı Kanun’un 14. maddesine atıfla, görev belirlenirken ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırının esas alınacağı vurgulanmıştır.
Suç vasfının değişme ihtimali, görev tayininde ayrıca kritik bir rol oynar. Yargıtay CGK’nın 2017/402 E., 2018/644 K. ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi’nin 2017/769 E., 2017/860 K. sayılı kararlarında, eylemin hırsızlık veya alacak tahsili olarak değil yağma olarak nitelendirilebileceği ihtimali bulunduğunda delilleri tartışma ve değerlendirme görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan iddianamedeki nitelendirme başlangıç noktasını oluşturur ve mahkeme bu nitelendirmeyle bağlı olmaksızın filin hukuki niteliğini değiştirebilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2010/26737 E., 2011/382 K. sayılı kararında iddianamede “bıçakla tehdit” olarak tanımlanan eylem için asliye ceza mahkemesinin görevli olduğu kabul edilmiş; mahkemenin tensip aşamasında “öldürmeye teşebbüs olabilir” gerekçesiyle görevsizlik kararı veremeyeceği, yargılama yapması gerektiği ortaya konulmuştur.
Görevsizlik Kararı: Usul ve Sonuçları
İddianamenin kabulünden sonra işin görev alanını aştığı anlaşılırsa mahkeme görevsizlik kararı verir ve dosyayı görevli mahkemeye gönderir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2011/5755 E., 2011/4056 K. sayılı kararında, asliye ceza mahkemesinin eylemi “öldürmeye teşebbüs” olarak nitelendirip görevsizlik kararı vermesi hukuka uygun bulunmuştur.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme, kovuşturmanın her aşamasında görevli olup olmadığını resen araştırmak zorundadır. Bu durum Yargıtay CGK’nın 2015/850 E. ve Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2010/26737 E. sayılı kararlarında açıkça işlenmiştir. Görevsizlik kararlarına karşı itiraz yolu açık olup itiraz merciinin kararı kural olarak kesindir; ancak Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2010/22680 E. ve 1. Ceza Dairesi’nin 2011/5755 E. sayılı kararlarında görüldüğü üzere kanun yararına bozma yoluna gidilmesi de mümkündür.
Görev Uyuşmazlıkları ve Çözüm Yolları
İki farklı mahkemenin de kendisini görevsiz sayması halinde olumsuz görev uyuşmazlığı doğar. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2015/5366 E., 2015/8950 K. ve Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nin 2012/18274 E., 2012/22209 K. sayılı kararlarında, sulh ceza ile ağır ceza ya da asliye ceza ile çocuk mahkemesi arasındaki olumsuz uyuşmazlıkların ortak yüksek görevli mahkeme tarafından çözüme kavuşturulduğu belirtilmiştir. Adli yargı ile idari yargı arasındaki görev çatışmalarında ise Uyuşmazlık Mahkemesi devreye girer; nitekim Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümü’nün 2015/30 E., 2015/35 K. sayılı kararı askeri-adli yargı arasındaki bir uyuşmazlığı bu çerçevede ele almıştır.
Görevsiz Mahkemede Yapılan İşlemlerin Geçerliliği
CMK’nın 7. maddesi uyarınca, görevsiz mahkemece yapılan ve yenilenmesi mümkün olan işlemler hükümsüzdür. Yargıtay CGK’nın 2008/90 E., 2008/100 K. sayılı kararında, görevsiz mahkemede yapılan sorgunun görevli mahkemede tekrarlanmaması bozma nedeni sayılmıştır. Bununla birlikte, Yargıtay CGK’nın 2015/1179 E., 2019/515 K. sayılı kararında her işlemin mutlak surette yenilenmesinin gerekmediği; telafisi imkânsız olmayan veya maddi gerçeği değiştirmeyecek nitelikteki bazı işlemlerin geçerli sayılabileceği kabul edilmiştir.
Bu ayrım uygulamada büyük önem taşımaktadır. Görevsiz mahkemede alınan tanık beyanı ile görevsiz mahkemede yapılan sanık sorgusu arasında farklı bir geçerlilik değerlendirmesi yapılabilmektedir. Dosyanın görevli mahkemeye devredilmesinin ardından hangi işlemlerin yenilenmesi gerektiği sorusu, her dava için ayrıca irdelenmelidir. Bakırköy ceza avukatı olarak Bakırköy Adliyesi’nde görülen davalarda bu usul sorularını zamanında tespit etmek, savunma stratejisi açısından belirleyici sonuçlar doğurabilmektedir.
İstinabe Yoluyla İfade Alma Sorunu
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2021/27039 E., 2025/2696 K. ve 2022/11414 E., 2024/10651 K. sayılı kararlarında, ağır ceza mahkemesinin kendi yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesine istinabe yoluyla ifade aldırmasının doğrudan doğruyalık ve güvenceli mahkeme ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı tartışılmıştır. Bu içtihat, görev kurallarının yalnızca hangi mahkemenin yargılama yapacağını değil, yargılama sürecinin nasıl yürütüleceğini de etkilediğini ortaya koymaktadır.
Görev Kurallarına Aykırılığın Adil Yargılanmaya Etkisi
Anayasa Mahkemesi’nin 2013/9302 başvuru numaralı kararında görev kurallarına aykırılığın adil yargılanma hakkını doğrudan etkileyebileceği kabul edilmiştir. Bu yaklaşım, CMK’nın 3. maddesini salt teknik bir yetki düzenlemesi olmaktan çıkarıp temel hak güvencesinin bir parçası haline getirmektedir. Görev kurallarının adil yargılanma hakkıyla bu denli iç içe geçmesi, ceza davası sürecinde usul denetimini zorunlu kılmaktadır. Sanık, cezanın belirlenmesi aşamasına gelindiğinde görevli mahkemede yargılanıp yargılanmadığını sorgulamalıdır. Görevsiz mahkemede verilen mahkûmiyet kararı, bu usul hatasının zamanında tespit edilmemiş olması nedeniyle sonraki aşamalarda da itiraz konusu yapılabilir.
Sonuç
CMK’nın 3. maddesi, ceza yargılamasında görev ilkesini Anayasa’nın 37. ve 142. maddeleriyle birlikte bir bütün olarak güvence altına almaktadır. Hangi suçun hangi mahkemede yargılanacağı sorusu yalnızca teknik bir işbölümü meselesi değil; kanuni hâkim güvencesinin ve adil yargılanma hakkının somut bir boyutudur. Görev kurallarına aykırılık, kovuşturmanın her aşamasında resen gözetilir; görevsiz mahkemede yapılan kritik işlemler hükümsüz sayılabilir ve bu durum yargılamanın bozulmasına yol açar. Bu nedenle bir ceza davasında ilk andan itibaren görevli mahkemenin doğru belirlenmesi, savunmanın sağlıklı inşa edilmesinin temel koşullarından birini oluşturmaktadır. Hakkınızdaki suçlamanın hangi mahkemede görüleceği ve bu süreçte haklarınızın nasıl kullanılacağı konusunda ağır ceza avukatı Fatih SEFER gibi alanda uzman bir hukukçudan destek almak, hak kaybına uğramadan savunma hakkınızı korumanızı sağlayacaktır.
İletişim & Danışma
Ceza davalarında görevli mahkemenin tespiti ve görev kurallarına aykırılık halinde başvurulabilecek hukuki yollar, savunma stratejisinin temel unsurlarından birini oluşturmaktadır. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak soruşturma aşamasından kanun yollarına kadar ceza muhakemesinin her evresinde görev ve yetki itirazları da dahil olmak üzere usul hukuku meselelerinde müvekkillerimize kapsamlı hukuki destek sunuyoruz. Dosyanızı gizlilik çerçevesinde değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Davanızın hangi mahkemenin görev alanına girdiğini başından doğru tespit etmek için ağır ceza avukatı Fatih Sefer ile süreci birlikte değerlendirmeniz büyük önem taşır.
📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0539 676 32 75
📧 E-posta: bilgi@sarioglusefer.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.