Görevden uzaklaştırma; hakkında disiplin soruşturması veya ceza kovuşturması başlatılan devlet memurunun, kamu hizmetinin selameti gerekçesiyle geçici olarak görevinden el çektirildiği ihtiyati bir tedbirdir. 2026 itibarıyla güncel Danıştay içtihadı, bu tedbirin bir cezalandırma aracına veya naklen atama yerine ikame edilen bir yönteme dönüştürülmesini “yetki saptırması” olarak nitelendirerek iptal etmektedir; memurun maruz kaldığı her usul ihlali bağımsız bir iptal gerekçesidir.
İçindekiler
- Görevden Uzaklaştırma Nedir?
- Yasal Dayanak ve İhtiyati Tedbir Niteliği (DMK md. 137–145)
- Yetkili Amirler ve Yetkisiz Tesis Edilmesinin Sonuçları (DMK md. 138)
- Görevden Uzaklaştırma Türleri ve Süreler
- Hukuka Aykırılık Halleri: Yetki Saptırması, Naklen Atama ve Kurum İçi Görevlendirme
- 10 İş Günü Soruşturma Açma Zorunluluğu
- Göreve İade Zorunlu Haller (DMK md. 143)
- Mali Haklar: Kesintiler, İade ve İçtihat Çelişkileri (DMK md. 141)
- Ceza Kovuşturması ile Disiplin Tedbiri İlişkisi — “Kovuşturma” Tanımı Tartışması
- Dava Açma Süresi, Yürütmenin Durdurulması ve Tam Yargı Davası
- Görevden Uzaklaştırma Hakkında Emsal Danıştay Kararları
- Sık Sorulan Sorular
- Sonuç
Görevden Uzaklaştırma Nedir?
Görevden uzaklaştırma; devlet memurunun, hakkındaki soruşturmanın sağlıklı yürütülmesini ya da kamu hizmetinin güvenliğini sağlamak amacıyla geçici olarak görevden el çektirilmesidir; bir ceza değil, ihtiyati bir tedbirdir.
Halk arasında “açığa alınma” olarak da bilinen bu işlem, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun (DMK) 137. maddesi uyarınca tesis edilir. Tedbirin en belirleyici hukuki özelliği geçiciliğidir: memurun kadro unvanında bir değişiklik doğurmaz, soruşturma ya da kovuşturmanın seyrine göre her an kaldırılabilir ve kesin bir hukuki sonuç yaratmaz (Danıştay 5. Daire, E:1986/1371, K:1988/1903, T:16.06.1988).
2026 itibarıyla güncel Danıştay içtihadına göre bu tedbirin meşruiyeti üç koşulun birlikte bulunmasına bağlıdır: işlemin yetkili amir tarafından tesis edilmesi, yasal süre sınırları içinde kalınması ve memurun görevde kalmasının delil karartma, tanık etkileme ya da hizmetin bozulması riski taşıması. Bu koşullardan herhangi birinin yokluğu işlemi baştan hukuka aykırı kılar.
Yasal Dayanak ve İhtiyati Tedbir Niteliği (DMK md. 137–145)
Görevden uzaklaştırma müessesesi DMK’nın 137 ile 145. maddeleri arasında sistematik biçimde düzenlenmiştir.
Madde 137, tedbirin genel dayanağını oluşturur: kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek memurlar hakkında uygulanır. Madde 138 yetkili amirleri düzenler. Madde 139, tedbiri kaldırmayan yetkililerin sorumluluğunu düzenler. Madde 140, ceza kovuşturması sebebiyle uzaklaştırmayı; madde 141, uzaklaştırma süresince ödenecek aylığı; madde 143, tedbirin kaldırılması zorunluluğunu; madde 145 ise süre sınırlarını belirler.
Tedbirin ihtiyati niteliği, uygulamada son derece önem taşır. İhtiyati tedbirler; nihai karar değil, koşulların değişimiyle ortadan kalkabilen geçici koruma önlemleridir. Bu nitelik gereği idare, soruşturmanın seyrindeki her değişikliği nazara alarak tedbirin devam edip etmeyeceğini değerlendirmekle yükümlüdür; “soruşturma bitmeden bekleriz” şeklindeki pasif tutum hukuka aykırıdır.
Anayasa Mahkemesi, ceza soruşturması kapsamında uygulanan görevden uzaklaştırma tedbirlerinin “genel ve soyut” gerekçelere dayandırılmasını, ölçülülük ilkesine ve demokratik toplumun gereklerine aykırı bularak özel hayata saygı hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir (AYM, B. No: 2018/25425, T:27.11.2024). Bu karar, idarenin matbu ve kalıplaşmış gerekçelerle uzatma kararı almasının önünde anayasal bir engel oluşturmaktadır.
Yetkili Amirler ve Yetkisiz Tesis Edilmesinin Sonuçları (DMK md. 138)
Görevden uzaklaştırma yetkisi münhasıran DMK’nın 138. maddesinde sayılan kişilere aittir: atamaya yetkili amirler, bakanlık ve genel müdürlük müfettişleri, illerde valiler ve ilçelerde kaymakamlar. İlçe idare şube başkanları hakkında ise valinin muvafakati şarttır; valinin onayı alınmadan kaymakamın tesis ettiği işlem yetki yönünden hukuka aykırıdır.
Vali ve kaymakamlar tarafından alınan görevden uzaklaştırma tedbiri, memurun kurumuna derhal bildirilmek zorundadır. Bu bildirim yükümlülüğüne uyulmaması da şekil yönünden ayrı bir hukuka aykırılık oluşturmaktadır.
Yetkisiz makamca tesis edilen görevden uzaklaştırma işlemleri mutlak biçimde hukuka aykırıdır ve iptal davasında bu husus öncelikle incelenmelidir. 4483 sayılı Kanun uyarınca ön inceleme yapan görevlilerin DMK md. 138’de sayılan unvanlara sahip olmaması durumunda görevden uzaklaştırma kararı veremeyecekleri Danıştay tarafından kesin bir dille belirtilmektedir.
Sözleşmeli personel bakımından ise yetkili makamlar farklıdır: 399 sayılı KHK uyarınca, sözleşmeli personeli işe almaya yetkili organ veya görevliler ile ilgili bakanlık ve müfettişler bu yetkiyi kullanabilir. Vali ve kaymakamlara sözleşmeli personel için görevden uzaklaştırma yetkisi tanınmamış olması, uygulamada sıklıkla gözden kaçan önemli bir yetki sınırıdır.
Görevden Uzaklaştırma Türleri ve Süreler
Disiplin Soruşturması Nedeniyle (3 Aylık Üst Sınır)
Disiplin soruşturmasına dayanan görevden uzaklaştırma en çok 3 ay devam edebilir. Bu süre kesin ve mutlak bir sınırdır; aşılması halinde idarenin herhangi bir karar vermeksizin memuru görevine başlatması zorunludur. DMK, bu durumda idareye herhangi bir takdir hakkı tanımamaktadır: 3 ay dolduğunda memurun göreve başlatılması emredici bir hükmün gereğidir (Danıştay 5. Daire, E:1988/1109, K:1988/3008, T:16.12.1988).
Uygulamada en sık karşılaşılan hukuka aykırılık türlerinden biri de bu üst sınırın ihlalidir. Disiplin soruşturması sürüncemede bırakılarak 3 aylık süre aşıldığında ve memur göreve başlatılmadığında yeni bir hukuki durum oluşur; bu yeni duruma karşı yeniden 60 günlük dava açma süresi işlemeye başlar.
Ceza Kovuşturması Nedeniyle (2 Aylık Periyodik İnceleme)
Ceza kovuşturması gerekçesiyle yapılan görevden uzaklaştırmada DMK, sabit bir üst süre sınırı öngörmemiştir. Bununla birlikte idareye sınırsız bir yetki de tanınmamıştır: DMK md. 145/2 uyarınca yetkili amir, ilgilinin durumunu her iki ayda bir inceleyerek göreve dönüp dönmemesi hakkında yazılı karar vermek ve bu kararı ilgiliye tebliğ etmekle yükümlüdür.
İki aylık inceleme yükümlülüğüne uyulmaması başlı başına bir hukuka aykırılık oluşturur (Danıştay 5. Daire, E:1993/422, K:1995/1015, T:16.03.1995). Uygulamada bu incelemenin çoğunlukla matbu ve gerekçesiz geçiştirildiği görülmektedir; 2026 itibarıyla AYM’nin içtihadı, “genel ve soyut” gerekçeli uzatma kararlarını özel hayata saygı hakkının ihlali olarak nitelendirdiğinden, bu formülün artık hukuki güvencesi kalmamıştır.
Adli soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi ve idarenin başka bir disiplin gerekçesi ileri sürememesi durumunda, tedbirin sürdürülmesi hukuka aykırı hale gelir (Danıştay 8. Daire, E:2021/3456, K:2024/152, T:23.01.2024).
Hukuka Aykırılık Halleri: Yetki Saptırması, Naklen Atama ve Kurum İçi Görevlendirme
Görevden uzaklaştırmanın en önemli hukuka aykırılık halleri, rakip hukuk bürolarının neredeyse hiçbirinin ele almadığı “yetki saptırması” kategorisinde toplanmaktadır.
Naklen atama yoluyla yetki saptırması: Danıştay, naklen atama yetkisinin (DMK md. 76) memuru fiilen görevden uzaklaştırmak amacıyla kullanılmasını “yetki saptırması” olarak nitelendirmekte ve iptal etmektedir (Danıştay 2. Daire, E:2021/15806, K:2022/1095, T:08.03.2022). Bu uygulamada idare, memuru uzak ve işlevsiz bir göreve atayarak fiilen açığa almaktadır; söz konusu işlem atama görünümünde olmakla birlikte özde görevden uzaklaştırmadır.
Disiplin cezası aracına dönüştürme: Görevden uzaklaştırma yalnızca ihtiyati tedbir niteliği taşıyabilir; bu tedbirden cezalandırma amacıyla yararlanılması hukuka aykırıdır. İşlemin disiplin cezası verme amacı taşıdığının anlaşılması, yetki unsuru yönünden sakatlık oluşturur.
Alt kadroya atama: Benzer şekilde, disiplin soruşturması gerekçe gösterilerek alt bir kadroya atama yapılması da DMK md. 76’nın kötüye kullanımı sayılmaktadır (Danıştay 2. Daire, E:2021/16677, K:2021/4738; E:2021/14727, K:2021/4740, T:07.12.2021).
Kurum içi geçici görevlendirme ile ikame: Görevden uzaklaştırma müessesesi yerine kurum içi geçici görevlendirmenin hukuki güvenlik ilkesini ihlal ettiği değerlendirilmiştir (İzmir BİM 1. İDD, E:2020/411, K:2020/749, T:04.11.2020).
Akademik personelde delil karartma ihtimali olmaksızın tesis: Delilleri karartma ihtimali veya kamu hizmetine somut bir sakınca bulunmadığı durumlarda tesis edilen uzaklaştırma işlemleri, idarenin takdir yetkisinin sınırlarını aşmaktadır (İzmir BİM 5. İDD, E:2019/504, K:2019/587, T:04.04.2019).
10 İş Günü Soruşturma Açma Zorunluluğu
DMK md. 138’in son fıkrası açık ve emredici bir şekil koşulu öngörmektedir: görevden uzaklaştırmayı izleyen 10 iş günü içinde ilgili memur hakkında soruşturmaya başlanması zorunludur. Bu sürenin aşılması işlemi şekil yönünden hukuka aykırı kılar ve iptal gerekçesi oluşturur.
10 iş günlük soruşturma açma süresine uymayan, keyfi olarak ya da kin ve garaz duygusuyla bu kararı alan amirler DMK md. 139 uyarınca hukuki, mali ve cezai sorumluluğa tabidir. Bu sorumluluk hükmü, uygulamada amirleri görevden uzaklaştırma yetkisini kullanmada daha temkinli davranmaya zorlaması bakımından önemli bir caydırıcı işlev taşımaktadır.
Pratikte 10 iş günlük süre kontrolü, iptal davası açılırken bakılması gereken ilk hususlar arasında yer almalıdır. İşlemin tebliğ tarihi ile soruşturma açma tarihi arasındaki fark bu süreyi aşıyorsa, diğer hukuka aykırılık gerekçelerine bile gerek kalmadan işlem şekil yönünden iptal edilebilir.
Göreve İade Zorunlu Haller (DMK md. 143)
DMK’nın 143. maddesi, belirli sonuçların kesinleşmesi halinde görevden uzaklaştırma tedbirinin zorunlu olarak kaldırılmasını emretmektedir. Bu hallerde idareye herhangi bir takdir yetkisi tanınmamıştır; göreve başlatma emredici bir yükümlülüktür (Danıştay 5. Daire, E:1988/1109, K:1988/3008).
Göreve iade zorunluluğu şu kararların kesinleşmesiyle doğar: memurluktan çıkarma dışında herhangi bir disiplin cezası verilmesi; yargılamanın men’ine veya beraate karar verilmesi; kovuşturmanın genel af ile kaldırılması; memurluğa engel olmayacak bir ceza verilmesi ve bu cezanın ertelenmesi.
Beraat kararının kesinleşmesi durumunda idare, re’sen göreve iade ve kesilen aylıkları faiziyle ödeme yükümlülüğü altına girmektedir. Memur bu aşamada ayrıca başvuruda bulunmak durumunda değildir; yükümlülük kendiliğinden doğar. Bununla birlikte uygulamada idarelerin re’sen harekete geçmediği, itiraz ve başvuru yapılmasının gerekli olduğu sıklıkla görülmektedir.
Önemli bir istisna da bulunmaktadır: beraat kararı verilmiş olsa dahi, aynı türden devam eden başka soruşturma veya davaların varlığı halinde idarenin tedbiri sürdürme yönündeki takdir yetkisi korunmaktadır (Danıştay 5. Daire, E:1999/2129, K:2000/1994, T:29.06.2000). Bu durumda memurun söz konusu ikinci soruşturma veya davayı da hukuki açıdan takip etmesi gerekmektedir.
Mali Haklar: Kesintiler, İade ve İçtihat Çelişkileri (DMK md. 141)
Görevden uzaklaştırma süresince memurun mali hakları kısmen korunmakta, kısmen kısıtlanmaktadır. DMK’nın 141. maddesi bu dengeyi şöyle kurar: aylığın 2/3’ü ödenir, sosyal hak ve yardımlar tam olarak ödemeye devam eder. Kesilen 1/3’lük kısım ise göreve iade halinde, kesintilerin yapıldığı tarihlerden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte iade edilir (Danıştay 2. Daire, E:2020/2270, K:2021/87, T:07.01.2021).
Ancak ek ödemeler konusunda Danıştay içtihatları arasında ciddi bir çelişki mevcuttur:
Ek ders ücretleri: Bir görüşe göre, idari işlem nedeniyle fiilen çalışma imkânı bulamayan memura, kusuru bulunmadığı sürece ek ders ücretleri ödenmelidir (Ankara BİM 2. İDD, E:2020/683, K:2020/1729, T:06.10.2020). Ancak Danıştay İDDK, işlemin yargı kararıyla iptal edilmediği, yalnızca tedbirin kalktığı durumlarda “fiilen çalışma” şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle bu ödemelerin yapılamayacağına hükmetmiştir (Danıştay İDDK, E:2023/31, K:2023/36, T:12.10.2023). İDDK kararı hiyerarşik olarak üst konumdadır; ancak bu içtihat çelişkisi yargı kararıyla iptal davası açılmasının mali haklar açısından neden kritik önem taşıdığını göstermektedir.
Döner sermaye ve performans ödemeleri: Fiilen çalışmaya bağlı bu ödemelerin, işlemin hukuka uygun olduğu durumlarda iadesi mümkün görülmemektedir (Ankara BİM 2. İDD, E:2016/292, K:2016/301, T:30.11.2016). Bununla birlikte işlemin haksızlığı yargı kararıyla tescillenirse, bu ödemelerin de “idarenin kusuru” çerçevesinde tam yargı davası yoluyla tazmini gerekir.
Kademe ve derece ilerlemesi: Göreve iade edilen memurun açıkta geçirdiği süreler, derece yükselmesi ve kademe ilerlemesinde değerlendirilir. Bu haklar için ilgilinin her zaman İYUK md. 10 kapsamında başvuruda bulunma hakkı saklıdır (Danıştay 5. Daire, E:1997/428, K:1999/2734, T:27.05.1999).
Bu içtihat çelişkisinin pratik sonucu açıktır: ek ödemeler dahil tüm mali hakların geri kazanılabilmesi için görevden uzaklaştırma işleminin yargı kararıyla iptal edilmesi, yalnızca tedbirin kalkmış olmasından çok daha güçlü bir hukuki zemin sağlamaktadır.
Ceza Kovuşturması ile Disiplin Tedbiri İlişkisi — “Kovuşturma” Tanımı Tartışması
DMK md. 140, “haklarında mahkemelerce cezai kovuşturma yapılan Devlet memurları”nın görevden uzaklaştırılabileceğini düzenlemektedir. Buradaki “kovuşturma” kavramı, ceza muhakemesi hukuku açısından kritik bir terminoloji sorununa yol açmaktadır.
CMK md. 2 uyarınca kovuşturma, iddianamenin kabulüyle başlayan ve hükmün kesinleşmesine kadar süren evredir. Bu teknik anlama göre, yalnızca soruşturma aşamasında olan memur hakkında DMK md. 140’a dayanarak görevden uzaklaştırma yapılamaz.
Ancak Danıştay içtihatlarında, DMK md. 145 bağlamında Cumhuriyet Savcılığınca yürütülen soruşturma aşaması da 2 aylık periyodik inceleme ve tedbirin uzatılması için yeterli görülmektedir (İzmir BİM 2. İDD, E:2017/7748, K:2017/8087, T:06.12.2017). Danıştay bu yaklaşımını, DMK’nın memur hukukuna özgü ve daha geniş koruma amacı güden bir kanun olduğu gerekçesiyle savunmaktadır.
Söz konusu terminolojik uyumsuzluk, memur aleyhine bir genişletici yorum içerdiğinden doktrinde eleştirilmekte ve bireysel başvuru konusu olmaya devam etmektedir. Anayasa Mahkemesi bu tartışmayı ölçülülük ilkesi ekseninde değerlendirmekte; soruşturmanın içeriği ve tedbirin süresi bakımından somut denetim uygulamaktadır.
Dava Açma Süresi, Yürütmenin Durdurulması ve Tam Yargı Davası
Görevden uzaklaştırma bir idari işlem olduğundan, tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılmalıdır (İYUK md. 7). Bu süre hak düşürücü nitelikte olup geçirilmesi, hem iptal davasını hem de buna bağlı tazminat taleplerini süre aşımı nedeniyle engelleyebilir (Danıştay 2. Daire, E:2021/15178, K:2025/36, T:07.01.2025).
Önemli bir hukuki incelik şudur: tedbirin her 2 aylık inceleme döneminde yenilenmesi ya da 3 aylık sürenin aşılmasına rağmen göreve başlatılmaması, yeni bir idari işlem niteliği taşır ve bu durum yeni bir 60 günlük dava süresi doğurur. Dolayısıyla ilk işlem için süre geçirilmiş olsa dahi, sonraki uzatma kararlarına karşı dava açma hakkı saklı kalmaktadır.
Yürütmenin durdurulması (YD): İYUK md. 27 uyarınca YD kararı için iki şart aranır: işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç zarar doğması. Soruşturma tamamlandıktan sonra alınan uzaklaştırma kararları, 10 iş günlük soruşturma süresine uyulmaması veya 3 aylık üst sınırın aşılması durumlarında YD kararı alınması kuvvetle muhtemeldir (Danıştay 8. Daire, E:2018/2195, K:2022/2304, T:31.03.2022). YD kararı verilmesi halinde işlem tesis tarihinden önceki hukuki durumun geçerliliği sağlanır ve idare önceki durumu tesis etmekle yükümlü hale gelir (Danıştay 12. Daire, E:2020/2326, K:2020/3746, T:16.11.2020).
Tam yargı davası: Mali hakların yanı sıra manevi tazminat da talep edilebilir. Ancak manevi tazminatta Danıştay “ağır hizmet kusuru” aramaktadır; salt işlemin iptal edilmiş olması her zaman manevi tazminat için yeterli görülmemektedir. “Memurun şeref ve haysiyetinin incinmesi” ile idarenin ağır kusuru arasında somut bir bağ kurulması gerekmektedir.
Beraat kararının kesinleşmesi üzerine idareye yapılacak başvurunun reddi halinde de dava açılabilir (İYUK md. 13). Beraat kesinleşmesi üzerine idare re’sen ödeme yükümlülüğü altındadır; bu aşamada yapılan başvuruların reddi üzerine açılan davalarda süre aşımı itirazları kabul görmemektedir (Danıştay 5. Daire, E:1995/3829, K:1996/1282, T:26.03.1996).
Görevden Uzaklaştırma Hakkında Emsal Danıştay Kararları
Naklen atama yetkisinin memuru fiilen görevden uzaklaştırmak amacıyla kullanılması yetki saptırmasıdır ve işlem iptal edilir. Danıştay 2. Daire, E:2021/15806, K:2022/1095, T:08.03.2022 — Memur, disiplin soruşturması sürerken uzak ve işlevsiz bir göreve naklen atanmış; bu işlem fiilen açığa alma sonucu doğurmuştur. Danıştay, naklen atama yetkisinin memurun soruşturma süreci boyunca işlevsiz kılınması amacıyla kullanılmasının “yetki saptırması” oluşturduğunu; amaç yönünden hukuka aykırı işlemin iptal edilmesi gerektiğini açıkça hükme bağlamıştır.
Disiplin soruşturması gerekçesiyle alt kadroya atama da aynı şekilde DMK md. 76’nın kötüye kullanımıdır. Danıştay 2. Daire, E:2021/16677, K:2021/4738 ve E:2021/14727, K:2021/4740, T:07.12.2021 — İki ayrı davada idare, disiplin soruşturması yürüyen memurları alt kadrolara atamıştır. Danıştay her iki işlemi de DMK md. 76’nın nakil yetkisinin soruşturma baskısı amacıyla araçsallaştırılması olarak nitelendirerek iptal etmiştir.
Ceza kovuşturması gerekçeli uzaklaştırmada idarenin her iki ayda bir yazılı inceleme yapma ve tebliğ yükümlülüğü yerine getirilmezse işlem hukuka aykırıdır. Danıştay 5. Daire, E:1993/422, K:1995/1015, T:16.03.1995 — Ceza kovuşturması devam eden memur hakkında DMK md. 145 kapsamındaki 2 aylık periyodik inceleme yapılmamış ve tebligat gerçekleştirilmemiştir. Danıştay, bu inceleme ve tebliğ yükümlülüğünün tedbiri sınırlayan ve denetlemeye açık tutan güvencenin özü olduğunu; ihlalinin başlı başına hukuka aykırılık oluşturduğunu hükme bağlamıştır.
Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilip başka disiplin gerekçesi sunulamıyorsa tedbirin devamı hukuka aykırıdır. Danıştay 8. Daire, E:2021/3456, K:2024/152, T:23.01.2024 — Adli soruşturma sonucunda savcılık kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermiş, idare de başka bir disiplin gerekçesi ileri sürememiştir. Danıştay, tedbirin sürdürülmesini haklı kılacak herhangi bir hukuki dayanağın kalmadığını belirterek devam kararını hukuka aykırı bulmuştur.
Genel ve soyut gerekçeli görevden uzaklaştırma özel hayata saygı hakkını ihlal eder. Anayasa Mahkemesi, B. No: 2018/25425, T:27.11.2024 — Ceza soruşturması kapsamında uygulanan görevden uzaklaştırma tedbirinin matbu ve kalıplaşmış gerekçelere dayandırıldığı tespit edilmiştir. AYM, tedbirin bireyselleştirilmiş ve somut gerekçelerle desteklenmesi gerektiğini; genel soyut gerekçelerin ölçülülük ilkesi ile demokratik toplumun gereklerini karşılamadığını hükme bağlayarak özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
Göreve iade zorunlu hallerin kesinleşmesi idareye takdir hakkı tanımaz; memur derhal göreve başlatılmalıdır. Danıştay 5. Daire, E:1988/1109, K:1988/3008, T:16.12.1988 — Soruşturma sonucunda memur hakkında memurluktan çıkarma dışında bir disiplin cezası verilmiştir. Danıştay, bu sonucun DMK md. 143 kapsamındaki zorunlu göreve iade hallerinden birini oluşturduğunu; idarenin tedbiri kaldırıp kaldırmama konusunda herhangi bir takdir yetkisine sahip bulunmadığını kesin bir dille hükme bağlamıştır.
Göreve iade halinde kesilen 1/3 aylık, kesinti tarihlerinden itibaren yasal faiziyle birlikte iade edilmelidir. Danıştay 2. Daire, E:2020/2270, K:2021/87, T:07.01.2021 — Beraat kararı kesinleşen memur göreve iade edilmiş; ancak idare kesilen maaş farkını ödememiştir. Danıştay, 1/3 kesintinin yasal faiziyle birlikte ödenmesinin zorunlu olduğunu ve faizin kesintilerin yapıldığı tarihlerden itibaren işlemesi gerektiğini açıkça belirtmiştir.
İşlemin yargı kararıyla iptali ile yalnızca tedbirin kalkması, ek ders ücretleri bakımından farklı sonuçlar doğurur; ek ödemeler ancak iptal kararına dayanılarak talep edilebilir. Danıştay İDDK, E:2023/31, K:2023/36, T:12.10.2023 — Görevden uzaklaştırma tedbiri soruşturmanın sona ermesiyle kendiliğinden kalkmış, ancak işlem yargı kararıyla iptal edilmemiştir. İDDK, bu durumda fiilen çalışma şartının gerçekleşmediğini; dolayısıyla ek ders ücretlerinin ödenemeyeceğini hükme bağlamıştır. Bu karar, iptal davası açılmasını ek ödemeler açısından zorunlu kılmaktadır.
Sık Sorulan Sorular
Görevden uzaklaştırıldım, ne zaman ve nereye dava açmalıyım?
İşlemin tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde görev yaptığınız yer idare mahkemesinde iptal davası açmanız gerekir. Bu süre hak düşürücü olup uzatılamaz. Dava dilekçesiyle eş zamanlı olarak yürütmenin durdurulması talebinde bulunmak kritik önem taşır; aksi takdirde dava sonuçlanana kadar uzaklaştırma fiilen uygulanmaya devam eder. 10 iş günlük soruşturma açma süresine uyulup uyulmadığını, işlemi imzalayan merciin yetkili olup olmadığını ve yenileme kararlarının usule uygun tebliğ edilip edilmediğini mutlaka kontrol edin.
Disiplin soruşturması bitmeden 3 ay doldu, göreve başlatılmadım; ne yapabilirim?
3 aylık süre dolduğunda memurun göreve başlatılması DMK’nın emredici hükmünün gereğidir; idareye takdir yetkisi tanınmamıştır. Bu sürenin aşılması yeni bir hukuka aykırılık oluşturur ve yeni bir 60 günlük dava süresi başlatır. İdareye yazılı başvuruda bulunarak göreve başlatılma talebinizi iletmeniz ve yanıt alamamanız ya da reddedilmeniz halinde ivedilikle dava açmanız gerekmektedir.
Beraat ettim ama göreve iade edilmedim; idare ne yapmak zorunda?
Beraat kararının kesinleşmesi üzerine idare, hem göreve iade etmek hem de kesilen 1/3 aylığı tüm dönem için yasal faiziyle birlikte ödemekle yükümlüdür. Bu yükümlülük kendiliğinden doğar; idarenin re’sen harekete geçmemesi halinde göreve iade ve fark aylık iadesi için idare mahkemesinde dava açabilirsiniz. Ayrıca beraat sonrası kesilen ek ödemelerin (ek ders, döner sermaye vb.) tazmini için, görevden uzaklaştırma işleminin yargı kararıyla iptal edilmiş olması gerektiğini göz önünde bulundurun.
Maaşımın 1/3’ü kesildi; tamamını geri alabilir miyim?
Göreve iade halinde kesilen 1/3’lük kısım, her kesintinin yapıldığı tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte iade edilir. Bunun ötesinde ek ders ücreti, döner sermaye veya performans ödemesi gibi “fiilen çalışmaya” bağlı ödemelerin de iadesi için işlemin yargı kararıyla iptal edilmiş olması gerekmektedir. Yalnızca tedbirin kalkmış olması bu ödemeler bakımından yeterli sayılmamaktadır; Danıştay İDDK bu ayrımı 2023 yılında açıkça hükme bağlamıştır.
Görevden uzaklaştırma ile naklen atama aynı anda geldiyse ne yapmalıyım?
Bu tablo çok ciddi bir hukuki sorunu işaret etmektedir: naklen atama yetkisinin görevden uzaklaştırma amacıyla kullanılması “yetki saptırması” olarak nitelendirilir ve Danıştay tarafından iptal edilir. Her iki işleme karşı ayrı ayrı iptal davası açılabileceği gibi, işlemler arasındaki amacı kanıtlayan belgeler (aynı tarihlerde başlatılan soruşturma ile eş zamanlı atama kararı gibi) delil olarak sunulabilir. Bu tabloda hem naklen atama hem de görevden uzaklaştırma işlemlerinin birlikte iptali talep edilmelidir.
Soruşturma aşamasında görevden uzaklaştırıldım; idare her iki ayda bir karar vermiyor, ne yapabilirim?
Ceza kovuşturması gerekçesiyle yapılan uzaklaştırmada idarenin her iki ayda bir yazılı inceleme yapma ve bu kararı tebliğ etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülüğe uyulmaması başlı başına hukuka aykırılık oluşturur. Her yeni 60 günlük dönemde inceleme kararı tebliğ edilmiyorsa, bu “sessiz kalma” yeni bir işlem sayılmakta ve iptal davasına konu edilebilmektedir. AYM’nin 2024 tarihli kararı, genel gerekçeli yenileme kararlarını da özel hayata saygı hakkının ihlali olarak nitelendirdiğinden, bu argüman artık anayasal dayanağa sahiptir.
Sonuç
Görevden uzaklaştırma, memurun kariyeri, ekonomik geleceği ve itibarı üzerinde son derece ağır sonuçlar doğuran ihtiyati bir tedbirdir. 2026 itibarıyla güncel Danıştay ve Anayasa Mahkemesi içtihadı bu tedbiri giderek sıkı bir yargısal denetim altına almaktadır: 10 iş günü soruşturma açma yükümlülüğü, 3 aylık kesin üst sınır, 2 aylık periyodik inceleme zorunluluğu ve somut gerekçe şartı, idarenin keyfi uygulamalarına karşı memurun temel güvenceleridir.
Yetki saptırması olarak nitelendirilen naklen atama yoluyla fiili uzaklaştırma, alt kadroya atama ve kurum içi geçici görevlendirme gibi örtülü yöntemlerin tümü Danıştay tarafından iptal edilmektedir. Ek ödemelerin bütünüyle geri kazanılması ise yalnızca tedbirin kalkmasına değil, işlemin yargı kararıyla iptal edilmesine bağlı olduğundan dava açmak birinci öncelik olmalıdır. İdare hukukunun diğer alanları hakkında bilgi almak için İstanbul idare hukuku avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul